Birine lakap takmak veya lakabı ile çağırmak günah mıdır? 5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
  1. 1
    betafix huzur yüreğinde saklı
    betafix
    huzur yüreğinde saklı
    betafix - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Profili:
    Üye No: 38403
    Mesaj Sayısı: 213
    Tecrübe Puanı: 5

    Birine lakap takmak veya lakabı ile çağırmak günah mıdır?


    Sual: Birine lakap takmak veya lakabı ile çağırmak günah mıdır?
    CEVAP
    Lakap, ya yermek, alay etmek veya övmek, takdir etmek için kullanılır.
    İnsanları beğenmediği, üzüleceği lakaplarla çağırmak günahtır. Böyle bir lakapla arkasından konuşmak da gıybettir, haramdır.

    Kur’an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:
    (Ey müminler, bir kısmınız, diğer kısmınızı alaya almasın! Belki de alay edilenler, kendilerinden daha iyidir. Birbirinizi ayıplamayın, kötü lakaplarla çağırmayın! İmandan sonra fasıklık ne kötüdür! [Allah’ın yasak ettiği şeylerden] tevbe etmeyenler ise, zalimlerdir.) [Hucurat 11]

    Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:
    (İnsanlarla alay edene, Cennetten bir kapı açılır, “haydi gir” denir. O da, telaşla gelir, fakat kapı hemen kapanır. Sonra başka bir kapı açılır. O yine üzgün olarak kapıya gider. Kapı yine kapanır. Bu durum, defalarca tekrar eder, artık, gel denildiği halde, gidemez.) [Ebu Davud]

    Demek ki, bir kimsenin üzüleceği bir lakapla yüzüne karşı da, arkasından da konuşmak yanlıştır. Mesela Şişko Tekin, Bücür Kaya gibi lakaplarla çağırmak veya arkasından konuşmak günahtır. Hadis-i şerifte (Bir kimseyi, sevmediği bir lakapla çağırana, melekler lanet eder) buyuruldu. (İbni Sünni)

    Bir kimse, bir kusuru ile meşhur olup da, o lakap ile onu çağırınca üzülmezse, bu lakap ile onu çağırmak veya ondan bahsetmek de günah olmaz. Mesela, Uzun Cenk, Kara Yeşim demek gibi.
    İnsanları beğendiği lakaplarla çağırmak günah değildir. Mesela, Yiğit Hüseyin, Hasan onbaşı gibi lakaplarla insanları çağırmak günah olmaz.

    Peygamber efendimize Emin, Hazret-i Ebu Bekir’e Sıddık, Hazret-i Ömer’e Faruk, Hazret-i Osman’a Zinnureyn, Hazret-i Ali’ye Ebu Turab denmesi böyledir.

    Araplar, en büyük çocuğun ismi ile künyelenirdi. Mesela Peygamber efendimize Ebul Kasım, Hazret-i Ali’ye de Ebul Hasen denirdi. İmam-ı Ebu Yusuf’un adı Yakub idi. Fakat çocuğunun ismi ile Ebu Yusuf olarak tanınmıştır.

    Hadis-i şerifte, (Çocuklarınıza çeşitli lakap takılmadan, onlarla künyelenin) buyuruldu. Demek ki insanları beğendikleri lakap ve künye ile çağırmakta mahzur yoktur. (Şir’a)



    İlgili Yazılar

  2. 2
    menzil_guller Ya Hayy
    menzil_guller
    Ya Hayy
    menzil_guller - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Profili:
    Üye No: 63308
    Mesaj Sayısı: 683
    Tecrübe Puanı: 35

    --->: Birine lakap takmak veya lakabı ile çağırmak günah mıdır?


    Allah razı olsun kardeşim


  3. 3
    lamelif ~~SÜKUT LEHÇESİ~~
    lamelif
    ~~SÜKUT LEHÇESİ~~
    lamelif - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Profili:
    Üye No: 47150
    Mesaj Sayısı: 475
    Tecrübe Puanı: 38
    Yer: İstanbul

    --->: Birine lakap takmak veya lakabı ile çağırmak günah mıdır?


    bu degerli bilgileri bizlerle paylaştıgın için ALLAH (c.c.) razı olsun kardeşim


  4. Reklam

  5. 4
    Desert Rose Kıdemli Üye
    Desert Rose
    Kıdemli Üye
    Desert Rose - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Profili:
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 11,267
    Tecrübe Puanı: 163

    Cevap: Birine lakap takmak veya lakabı ile çağırmak günah mıdır?


    Birine lakap takmak veya lakabı ile çağırmak günah mıdır?

    Paylaşım için Allah c.c razı olsun betafix kardeşim emeğine sağlık...


  6. 5
    Fetva Meclisi Moderatör
    Fetva Meclisi
    Moderatör
    Fetva Meclisi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Profili:
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 6,441
    Tecrübe Puanı: 72

    Kuranda Ve Sünnette lakap tamkmanın hükmü nedir?

    Müslümanları birbirine yaklaştıran, onları sarsılmaz bir güç ve kuvvet olarak muhafaza eden bazı sırlar vardır. Bunlar daha çok ferdhi plânda olsa da, münasebetlerin sıklığı ölçüsünde doğrudan doğruya toplumi, Müslümanları alâkadar etmektedir. Bu da iman ehlinin birbirine şefkatle yaklaşması, sevgi ve müsamaha ile davranması, şeref ve haysiyetlerine hürmetkâr bulunmasıdır. Bu güzel vasıfların muhafazası, bunların zıddı olan huyların terkiyle mümkündür.

    Bu huyların bir kısmı Kur’an-ı Kerim’de şöyle sıralanır:

    “Ey mü’minler, bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın, belki de onlar kendilerinden daha iyidir. Kadınlar da kadınları alaya almasın, belki onlar kendilerinden daha iyidir. Kendi kendinizi ayıplamayın. Birbirinizi kötü lâkaplarla çağırmayın.”1

    Âyet-i kerimede üç husus dikkate veriliyor:
    insanları alaya almak, insanın kendikendini ayıplayıp kötülemesi, hoşlanmayan lâkaplarla çağrılması.

    Mü’minlerin birbirlerini kötü lâkapla, sonradan uydurulan adlarla çağırmamaları istenmektedir. İbni Cerir, âyetin yasakladığı lâkapların, muhatabın sevmediği ve hoşlanmadığı lâkaplar olduğunu açıklamaktadır. Buna göre, hakareti andıran bütün sözler bu yasaklamanın içine girmektedir. O halde, bir insan, Müslüman kardeşini çağırırken ve sohbet ederken onun hoşlanmadığı bir isimle veya bir lâkapla hitap etmemeli, seslenmemelidir. Meselâ fikir bir insana fakirliğini îmâ eden bir lâkap kullanılamayacağı gibi, sakat bir insana da hoşlanmadığı şekilde sakatlığını, eksikliğini belirtecek bir ifade sarf edilmemelidir.2

    Bir insan daha önce günahkâr iken sonra tevbe ederse, onu eski hatâlarıyla tevsif ederek Kur’ân’ın tasvip etmediği hususlardandır. Bir kısım müfessirler, âyet-i kerimenin, bazı mü’minlerin câhiliye zamanında kalma isim ve sıfatlarla çağrılmaları üzerine nhazil olduğunu ifade ederler.

    Bir hadîs-i şerifte ifâde buyurulduğu gibi, “Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu mahcup etmez ve onu küçük düşürmez. Kişiye kötülük olarak Müslüman kardeşini küçük düşürmesi kâfidir.”3

    Baş tarafta meâlini verdiğimiz âyet-i kerimenin izahında Fahri Râzî bu hadîs-i şerifte geçen “Kişiye kötülük olarak Müslüman kardeşini küçük düşürmesi kâfidir” ifâdesini açıklamış olmaktadır. insanın başkasını hoşlanmadığı şeylerle ayıplaması, lâkaplandırması aslında kendi kendini ayıplaması demektir. Zira kötü lâkapla lâkaplandırdığı arkadaşının yerine kendisi düşer.

    Burada bir hususa dikkat etmek lâzımdır. Âyet-i kerime hoş olmayanve kötülüğü andıran lâkaplarla atışlamayı yasaklamaktadır. Fakat güzel ve medhi ifade eden lâkaplar yasaklananlar kısmına girmez. Bu hususu ifade eden Elmalılı merhum, “Mü’min kardeşini güzel lâkaplarla ve isimlerle çağırmak, mü’minin mü’min üzerindeki hakkıdır” mealindeki hadisi zikretmekte ve Müslümanların birirlerini güzel lâkapla isimlendirmelerinin teşvik edildiğini açıklamaktadır. O halde güzel lâkapla çağırmak, isimlendirmek teşvike şâyandır.4

    Meselâ Peygamber Efendimiz, Hz. Ebû Bekir’e “Cehennemden âzad olunmuş” mânâsına “Atîk”, Hz. Ömer’e “hak ile bâtılı birbirinden ayırıp adaletle hükmeden” mânâsında “el-Fâruk”, Hz. Osman’ iki kızını nikâhladığı için ‘Zinnûreyn (iki nur sahibi), Hz. Ali’ye “Ebû Turab” (toprak babası) ve Halid bin Velid’e “Seyfullah” lâkaplarını vererek onları taltif etmiştir.

    Bunun yanında, bir insanı kolayca tarif etmek maksadıyla, çağırıldığı zaman rahatsız olmayacağı bir isimle anmak ve seslenmek de yasaklanan kısma girmemektedir. Meselâ bir topluluk içinde birden fazla “Ali” isminde şahıs varsa, yaşı küçük olan tanıdığımızı “Küçük Ali” diye çağırmak, mesleği berber olan “Ahmet” ismindeki zâta “Berber Ahmet” diye seslenmek gibi.

    Bütün bu meselelerde gözden uzak tutulmaması gereken husus, muhatabın hissî durumudur. Onun haysiyet ve izzetinin korunmasıdır. Bir insanbaşkaları tarafından takılan bir lâkapla çağrılmaktan rahatsız oluyorsa, onu artık o isimle çağırmak mü’mine eziyet olacağından, dikkatli olmak lâzımdır. Esas olan, “Kendimiz için istemediğimizi, başkaları için de istememektir.”

    1. Hucurât Sûresi, 11.
    2. et-Tefsîrül-Kebir, 26: 85.
    3. A.g.e., 28: 132.
    4. Hak Dini Kur’ân Dili, 6: 4470.

    Mehmed Paksu Helal – Haram



+ Yorum Gönder