Haya Ne Demektir? Hakkında Ansiklopedik Bilgi 5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
  1. 1
    ACİLSERVİS Administrator
    ACİLSERVİS
    Administrator
    ACİLSERVİS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Profili:
    Üyelik: 19.Ocak.2007
    Üye No: 1
    Mesaj Sayısı: 3,372
    Tecrübe Puanı: 10

    Haya Ne Demektir? Hakkında Ansiklopedik Bilgi


    HAYÂ Nedir? Hakkında Bilgiler

    Ar, utanma duygusu. "Edeb, mahcubiyet, utanmak; ar ve namus; nefsin çirkin şeylerden sıkılması ve bunun için kötü şeylerdi terketmesi. Hoş ve güzel olmayan bir olayın ortaya çıkmasından kalbte meydana gelen bir incelik ve ızdırabtır. Haya herkese nasib olmayacak kadar değerlidir.
    Ahmet Rıfat da Tasvir-i Ahlâk adlı sözlüğünde şunları söyler: "Bu güzel duygu, biri fıtrî, diğeri dinî olmâk üzere iki türü kapsamaktadır. Fıtri olan, halk yanında açılması haram olan yerleri açmamak gibi şeyler olup, dinîsi, halk ve Halık huzurunda edeb ve hürmet müntehi olur. Fahri âlem efendimiz, "Haya imandan bir şubedir" buyurdular. "Utanmıyorsan dilediğini yap" nebevi hadisi de varid olmuştur ki, hikmetle damgalanmış bu hadis dünya ve içindekileri değer icazla düzenlenmiş bir kelâmdır. İmam Ali -Allah onun yüzünü keremli kılsın ve ondan razı olsun-, "Bir kimse haya elbisesini giyinse, yani hayayı kendisine prensip edinse halk o kimsenin ayıbını göremez" buyurdular. Gerçekten de haya öyle onur ve şeref verici bir elbisedir ki, onu giyinenler ayıp ve eksikliklerini örtmekle birlikte herkes tarafından saygı ve ikram görürler. Haya elbisesini giyinmeyen kimseler ise ne kadar haysiyetli ve itibarlı olursa olsunlar kendilerinden aşağı kimselerden bile hakaret görürler. Haya özellikle kadınlar için çok gereklidir. Çünkü sahip oldukları yüz güzelliği bir kat daha artırır. Hatta Aristotales, "Kadınlarda en çok sevilecek şey nedir?" sorusuna "Yüzlerinde hayadan dolayı ortaya çıkan kırmızılık" cevabını vermişti.
    Haya sırf hayır ve hayra vesiledir. Buna karşılık hayasızlık ve çirkin söz de şer ve şerre götürücüdür. Allah Rasulü -salat ve selam ona ve âline olsun- "Haya ile sükut iman ağacının iki dalı, çirkin söz ile beyan da münafıklığın iki budağıdır" buyurarak bu gerçeği ifade etmiştir.
    İmam Maverdî hayayı üç kısma ayırır: "1- Allah'tan utanmak, 2- İnsanlardan utanmak, 3- Kendi nefsinden utanmak." Maverdî, Allah'tan utanmayı şöyle tanımlar: "O'nun emirlerini yerine getirmek ve yasaklarından sakınmaktır."
    Rasûlullah (s.a.s), bir gün ashaba, "Allah'tan gerektiği gibi haya ediniz" demişti. Onlar, "Yâ Rasulallah, Allah'a hamd olsun, haya ediyoruz" cevabını vermeleri üzerine, "Gerçek haya o değildir. Fakat gerçek anlamda Hakk'tan haya eden başını (baçtaki duyu organlarını) ve başın (içindeki düşüncelerini) korusun, karnını ve karnının ihtiva ettiğini (yeme ve içmesini) kontrol etsin, ölümü ve musibetleri hatırlasın, âhireti isteyen dünya hayatının süsünü terketsin, böyle yapanlar Allah'tan hakkıyla haya etmiş olurlar" buyurmuştur.
    Rivâyete göre Alkame b. Ulase, "Ya Rasulallah, bana nasihat et" deyince Hz. Peygamber (s.a.s) "Kavminin etkileyici kişilerinden utandığın gibi Allah'tan da utan" buyurmuştur. Allah, bütün yaratıklan sürekli görüp gözetlemektedir. Kur'ân'da "Allah'ın gördüğünü bilmiyor mu?" (el-Alak, 96/16) buyurulmuş, Rasulullah (s.a.s) de ünlü Cibril hadisinde, ihsanı, Allah'ı görüyormuşçasına ibadet etmek olarak tanımlamış ve eklemiştir: "Sen O'nu görmüyorsan bile O seni görüyordur" Şüphesiz Allah'ın kendisini gördüğünün bilincinde olan bir kimse O'ndan utanır, O'nun emir ve yasaklarına karşı gelemez. Kuşeyrî, "Ândolsun kadın onu arzu etmişti, eğer Rabbi'nin doğruyu gösteren delilini görmeseydi, Yusuf da onu arzu etmişti" (Yusuf, 12/24) âyetinin tefsirinde şöyle bir kıssa anlatıldığını nakleder: "Zeliha evinin bir köşesinde bulunan putun üzerini örtmüş (sonra hadi demiş), fakat Yusuf (a.s) sormuştu; "Şu yaptığın işin manası nedir?" Zeliha, "Puttan utanıyorum" deyince Yusuf, "senin puttan utandığından ziyade ben Hak Teâlâ'dan utanmaktayım" demişti.
    Allah'a karşı olan hayası, Yusuf (a.s)'ı fuhuş ve kötülükten korumuştur. Gerçekten de haya, özellikle Allah'tan utanma duygusu dinin kuvvetinden ve imanın sağlamlığından ileri gelmektedir. O nedenle Allah Rasûlü, "Haya'nın azlığı küfürdür" ve "Haya imandandır" (Buharî, İman, 16; Müslim İman, 57-59) buyurmuştur. Allah'tan gereği gibi utanmamak, haya duygusunun azlığı Allah'ın emirlerine muhalefet sonucunu doğurduğu için giderek insanı küfre kadar götürebilecek tehlikeli bir yoldur. Bir başka hadisinde de Rasulullah şöyle buyurarak, iman ile hayanın ilişkisini ortaya koymuştur: "Haya, imanın nizamıdır. Bir şeyin nizamı bozulunca parçaları darma dağın olur her dinin bir ahlâkı vardır, İslâm'ın ahlâkı da haya'dır" (İbn Mâce, Zühd, 17).
    Maverdî, hayanın ikinci kısmı olarak ifade ettiği insanlardan utanmayı da şöyle tanımlar: "Kişinin insanlardan utanması ise, insanlara ezâ ve açıktan açığa kötülük etmemesidir." Nitekim Rasûlullah (s.a.s) "Allah'tan sakınan, insanlardan da sakınır" buyurmuştur.
    Maverdî'ye göre kişinin kendi nefsinden utanması, haya etmesi ise, iffetli olması ve yalnızlığında günahlardan sakınmasıdır. Hayanın bu kısmı, nefsin erdemlerinden ve ahlâkın güzelliğinden ileri gelmektedir. O halde insanın hayası bu üç yönden tam olursa onun hayır nedenleri de tam ve kötülük nedenleri kendinden uzaklaşmış olur. Kuşeyrî, hayanın bir çok çeşidinden söz etmiştir. Maverdî'nin tasnifinden tamamen farklı olan bu bölümleme de şöyle: Cinayet (günah işlemek) hayası: Adem (a.s) bunun örneğidir. Hz. Adem, "Benden firar mı ediyorsun?" denilince, "Hayır, tersine senden haya ediyorum" cevabını vermişti.
    Kusur hayası: "Seni tesbih ve tenzih ederiz, sana hakkıyla ibadet edemedik" diyen meleklerin hayası gibi.
    Ta'zim (iclâl) hayası: Aziz ve celil olan Allah'tan haya ettiği için kanadını kapayan İsrafil (a.s)'in hayası gibi.
    Kerem hayası: Ümmetinden haya ettiği için "evden çıkın" diyemeyen Rasûlullah'ın (s.a.s) hayası gibi. Aziz ve Celil olan Allah bu konuda, "Ey mü'minler, Peygamber'in evlerine yemeğe çağrılmaksızın vakitli vakitsiz girmeyin; fakat davet edilirseniz girin ve yemeği yiyince dağılın, söze dalmayın. Bu haliniz Peygamber'i üzüyor, fakat o size bir şey söylemekten utanıyordu. Ama Allah gerçeği söylemekten utanmaz" (el-Ahzab, 33/53) buyurmuştur.
    Haşmet hayası: Hazreti Ali'nin hayası gibi. Hazreti Afi, kızı Fatıma ise evli olduğu için mezinin çıkmasının dini hükmünü Rasûlüllah'a soramamış ve bunu sormasını Mikdat bin Esved'den rica etmişti.
    Hakir görme (istihkar) hayası: Musa (a.s)'ın hayası gibi. Hazreti Musa,
    "Dünyevi bir ihtiyacım zuhur ediyor, fakat bunu izale etmesini Rabbımdan dilemekten haya ediyorum" demiş; yüce Allah da ona, "Hamurunun tuzuna ve koyununun otuna varıncaya kadar her şeyi benden iste" buyurmuştu.
    Nimet hayası: Bu, Rab Teâlâ'nın hayasıdır. Sırat (köprüsünü) geçen kula mühürlü bir mektup verir, kul açar bakar ki içinde, "Sen yaptığını (ve yapmak istediğini) yaptın, fakat ben bu konuda aleyhinde bir açıklama yapmaktan haya ettim, hadi (Cennete) git, affıma mazhar olduğun hususunda şüphen kalmasın" ibaresi yazılıdır" (Kuşeyrî Risalesi, s. 314-315).
    Cüneyd'e "Rabbım ne ile buldun?" diye sorarlar; şöyle der: "Azametini hatırlar, O'ndan haya eder ve günahtan kaçınırım" Bu, insanın Allah'ı kendisine yakın bilerek günah işlemekten haya etmesi, marifet sahibi olduğunun alâmetidir demeye gelir. İbn Ata da, "En büyük ilim heybet ve hayadır. (Bir kimsenin kalbinden) heybet ve haya (duygusu) gitti mi, artık onda hayır kalmaz" demiştir. Haya ile ilgili olarak Sırrıyyu's-Sakatî'nin şöyle dediği rivayet edilir: "Haya ve üns kalbin kapısını çalarlar, eğer burada zühd ve verâ' bulursa konaklarlar, aksi takdirde geçip giderler."
    "Haya Allah'ın nimetlerini görmektir, ibadet ve ameldeki kusurları görmektir. Bu iki görüş arasından bir hal doğar ve ona haya adı verilir."
    Ahmet ÖZALP


    İlgili Yazılar

  2. 2
    Yusuf Devamlı Üye
    Yusuf
    Devamlı Üye
    Yusuf - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Profili:
    Üyelik: 12.Mart.2007
    Üye No: 89
    Mesaj Sayısı: 1,189
    Tecrübe Puanı: 18
    Yaş: 29

    --->: Hayâ


    Allah razı olsun acilservis :)

    HAYA İMANDANDIR
    Çirkin olan işleri başkalarına açık kelimelerle anlatmak, fuhuş söz söylemek demektir. Cinsîyette ve abdest bozmakta kullanılan kelimeleri söylemek böyledir. Harama yakın mekruhtur. Çünkü bunları söylemek müslüman olanın mürüvvetine uygun değildir. Utanmayı giderir ve başkalarını gücendirir. Mürüvvet insaniyet demektir. Çirkin kelimeleri söylemek îcâb ettiği zaman açık olarak söylememe-li, kinaye olarak söylemelidir. Kinaye, bir şeyi, açık ma'nâları başka olan kelimelerle anlatmaktır. Terbiyeli ve edebli kimse, fuhuş söylemeğe mecbur olunca kinayeli olarak konuşur. Çünkü hadîs-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Mii'min, ayıplayıcı, ia'net edici, çirkin söz söyleyici ve hayâsız değildir.)
    (Fuhuştan, çirkin sözden çok sakınınız. Çünkü Allahü teâlâ fuhuş söyleyenleri, şovenleri sevmez.)
    Ya'nî fuhuş söyleyenler bunun cezasını çekmedikçe Cennete giremezler. Haya, ya'nî utanmak güzel bir haslettir. Hadîs-i şerifte buyuruldu ki:
    (Allahü teâlâdan haya ediniz!)
    Allahü teâlâdan haya etmek, nefsin isteklerini terk etmekle ve dinin emirlerini yerine getirmekle olur. Nefsin istediği her şey insanın zararmadır. İnsanın nefsi kadar ahmak bir mahlûk yoktur. Nefsin istediklerini bırakıp haya eden, Allahü teâlâdan korkar. O'nun razı olmadığ? işlerden ve sözlerden kaçınır.
    Hadîs-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Mü'min, ayıplamaz kınamaz, fahiş söz söylemez ve kimseyi kötülemez.)
    (Cennet, fahiş [çirkin, ayıp] söz söyleyenlere haramdır.)
    (Sokaklarda dolaşarak çirkin söz söyliyen kimseleri, Allahü teâlâ sevmez.)
    (Kötü ve çirkin söz, münafıklıktan bir şubedir
    (Çirkin sözün ve birbirine fahiş söz söylemenin tslâmiyyette yeri yoktur.)
    Gayr-i müslimlerin ölülerine de kötü söz söyliyerek, onları sevenleri incitmemelidir. Peygamber efendimiz, Bedir'de öldürülen müşriklere kötü söz söylemeyi yasaklıyarak buyurdu ki:
    (Bunlara sövmeyin, kötü söz söylemeyin! Çünkü sizin söyledikleriniz, ölülere gitmez. Ancak geride kalanlarına eziyet etmiş olursunuz.)

    Sövüp sayan ve kötü söz söyliyen kimselere sözümüz geçerse mâni olmak, mâni olamazsak onlardan uzak durmak lâzımdır. Hadîs-i şerifte, (Haya îmândandır. Fuhuş söz söylemek cefâdandır, îmân Cennete, cefâ Cehenneme götürür) buyuruldu.
    (Haya îmândan) olduğuna göre, hayâsız kimsenin ya îmânı zayıftır veya hiç yoktur. Hayâsız bir kimsenin, (Kalbim temizdir, îmânım kuvvetlidir) demesinin asılsız olduğu anlaşılır.
    Hayanın en kıymetlisi, Allahü Teâlâdan utanmaktır. Allahü Teâlâdan utanan kimse, bütün çirkin işlerden uzak durur. Kendine ve insanlığa dâima iyilik yapar.
    Kötü kimseler, îmân ile hayanın birlikte bulunduğunu bildiklerinden, müslümanların îmânlarını çalmak için hayalarını yok etmeğe çalışıyorlar. Fuhuş sözlere, seks bilgisi diyorlar. Müslü-manlar-bu bakımdan hayalarının gitmemesi için çok dikkat etmelidirler. Islâmiyyet, hem fen bilgilerinde çalışmayı, hem de güzel ahlâklı olmayı, herkese iyilik yapmayı emretmektedir. Müslümanlar, câhillerin yalanlarına aldan-mamalı, onların çıplak gezmelerini, seks bilgisi adı altında fuhuş söylemelerini fâideli bir şey zan-netmemelidir. Bütün güzellikler, iyilikler islâm ahlâkmdadır. Bütün çirkinlikler, kötülükler ise, ahlâksız ve hayâsız olmaktadır



  3. 3
    Desert Rose Kıdemli Üye
    Desert Rose
    Kıdemli Üye
    Desert Rose - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Profili:
    Üyelik: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 13,436
    Tecrübe Puanı: 185
    Yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Haya, Ar, Utanma duygusu


    Hayâ
    konu paylaşımı için Allah c.c razı olsun hocam,emeğinize sağlık...


  4. Reklam

  5. 4
    Hoca Moderatör
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 2,371
    Tecrübe Puanı: 63
    Yer: çalışma odam:)

    Cevap: Haya, Ar, Utanma duygusu


    HAYÂ

    Sözlükte "utanma, çekinme, tövbe, vazgeçme" gibi anlamlara gelen hayâ, bir ahlâk kavramı olarak, kınanma endişesiyle kurallara aykırı davranmaktan kaçınma ve bunu sağlayan duygu demektir. Kur'ân'da hayâ kelimesinin türevleri üç yerde geçmektedir (Bakara, 2/26; Kasas, 28/25; Ahzâb, 33/53). Ayrıca A'râf sûresinin 26. âyetinde geçen "libâsü't-takvâ" (takva elbisesi) sözü de hemen bütün müfessirlerce hayâ şeklinde yorumlanmıştır. Hz. Peygamber, "Hayâ bütünüyle hayırdır" (Müslim, İmân, 61; Müsned, V/426, 427) "Hayâ sadece iyilik getirir" (Buhârî, Edeb, 77; Müslim, İmân, 60). "Dört haslet Peygamberlerin sünnetindendir. Hayâ, güzel koku sürünmek, misvak kullanmak ve evlenmek" (Tirmizî, Nikâh, 1; Müsned, V/421), "Hayâ imândandır" (Buhârî, İmân, 16. Edeb, 77; Müslim, İmân, 57-59), "Her dinin bir ahlâkı vardır; İslâm'ın ahlâkı da hayâdır" (İbn Mâce, Zühd, 17; Muvatta, Hüsnü'l-Hulk, 9) buyurmak suretiyle hayânın müslümanların en belirleyici ahlâkî nitelikleri ve değer ölçüleri arasında bulunması gerektiğini ifade etmiştir. Ayrıca "Utanmıyorsan dilediğini yap" (Buhârî, Enbiyâ, 54; Edeb, 78; Ebû Dâvûd, Edeb, 6) hadisi de hayânın kötülüklerden alıkoymada ne denli güçlü bir duygu olduğunu ortaya koymaktadır. Kendisi, evinde edebiyle oturan bir genç kızdan daha hayâlı olan Peygamberimiz (a.s.) (Buhârî, Edeb, 73, 77; Müslim, Fezâil, 67), aynı fazilete sahip olmasından dolayı Hz. Osman'a özel bir değer vermiştir. Türkçe'de ar kelimesi genellikle hayânın eş anlamlısı olarak kullanılmaktadır.


  6. 5
    Muhammed الله اكبر
    Muhammed
    الله اكبر
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Profili:
    Üyelik: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 5,197
    Tecrübe Puanı: 52
    Yaş: 29
    Yer: Türkiye

    HAYÂ Ne Demektir Kısaca Sözlük Anlamı
    (الحياء)
    Kınanma endişesiyle kurallara aykırı davranmaktan kaçınma ve bunu sağlayan duygu için kullanılan ahlâk terimi.
    Sözlükte “utanma, çekinme; tövbe, vazgeçiş” vb. anlamlara gelen hayâ kelimesi, ahlâk terimi olarak “nefsin çirkin davranışlardan rahatsız olup onları terketmesi” (Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “ĥyy” md.; et-TaǾrîfât, “el-ĥayâǿ” md.); “kötü bir işin yapılmasından veya iyi bir işin terkedilmesinden dolayı insanın yüzünü kızartan sıkıntı” (Kādî İyâz, I, 152) gibi değişik şekillerde açıklanmıştır. Arapça’da “kınama, yergi; onur kırıcı tutum ve davranış” mânalarına gelen âr kelimesi de (Lisânü’l-ǾArab, “Ǿayr” md.; Kāmus Tercümesi, “Ǿayr” md.) Türkçe’de genellikle hayânın eş anlamlısı olarak kullanılmaktadır.



+ Yorum Gönder