Konusunu Oylayın.: Gözyaşı, Tevbe Pınarıdır

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Gözyaşı, Tevbe Pınarıdır
  1. 28.Temmuz.2007, 22:39
    1
    elif07
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 24.Mart.2007
    Üye No: 139
    Mesaj Sayısı: 988
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 13
    Yaş: 29
    Bulunduğu yer: Antalya

    Gözyaşı, Tevbe Pınarıdır






    Gözyaşı, Tevbe Pınarıdır Mumsema Ey iman edenler! Her hangi bir toplulukla karşılaştığınız zaman sebat edin ve Allah'ı çokça zikredin ki başarıya erişesiniz. Allah ve Resulü'ne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin. Sonra korkuya kapılırsınız da gücünüz gider. Bir de sabredin; çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.
    Enfâl Sûresi /45-46. Ayet

    Gözyaşı, Rabbe karşı bir şükran, ilâhî muhabbet bağına girenler için tövbe pınarıdır. Bâzen bir günah, affı için bin gözyaşı ister; bâzen de bir damla yaş bin günâhı yıkar temizler.

    Gözyaşı, yaratıcının ümit dergâhıdır. O'nun için gizlice riya karışmadan akıtılan gözyaşı karşılıksız kalmaz. Bütün ümitlerin kesildiği bir anda bu dergâhın eşiğinde ağlayabilenler ise gerçek bahtiyarlardır.

    Gözyaşı, ruhun ifrazatlardan, kirlerden arınışıdır. Her ağlama adeta bir yeniden doğuştur. Gözyaşı, sabrın en mütevekkil, duygunun en müteyakkız halde olma
    durumudur.

    Gözyaşı bazen Rab'be yöneliş... Bazen af dileme... Bazen acının inci inci dışa vurumu? Bazen sevincin gözlere yığılması, adeta acının yıkanması, toprağa karışıp yok olması... Yürekte sevinç fırtınaları koparken, gözlerin mahzunluğu?

    Gözyaşı, bir sanattır, hem de üstün bir sanat. Bir sanat ki farkında değil icra edicisi. Bir sanat ki bilgi, birikim, deneyim gerektirmez, insan olmak yeter şarttır icrası için. Zaten insan olabilmek ve insan kalabilmek en zor sanat değil mi?

    Gözyaşı ki duygusallığın değil, duygulu olmanın fıtri neticesidir. Ki duygulu olmak insan olmanın ayırıcı ve üstün vasfıdır.

    Gözyaşı ki soyut sıkıntıların şekillenerek sıvı bir hale bürünüp bünyeyi terk etmesidir.
    Gözyaşı ki kendimize sırdaş ediniriz, bizi yalnızlıktan kurtarır, bizimle sevinç ve kederlerimizi paylaşır. Doğru ve özden dökülen gözyaşı, canlara dokunur, feleği ve arşı bile ağlatır. Akıl ve gönüller, şüphe yok ki arşa mensuptur, hicap içinde olarak arş nurundan doğarlar.

    Gözyaşı, bir gönül sızıntısı, ulvi bir titreşimdir?

    Gözyaşı kul olma idrakine varmak ve acziyeti itiraf etmektir?

    Gözyaşı ruhumuzun lisan-ı hal ile tövbesidir?

    Günahların affı için fiili bir dua ve bir ruh abesidir gözyaşı.

    Hem zaten sevincin doruk noktası gözyaşı, hüznün şahikası soğuk bir tebessüm değil mi? Öyleyse gözyaşı dökmek, yani ağlamak gülmenin diğer yüzü belki de ikizidir. Yoksa ikisinin birbirine bu kadar yakın ve birbiriyle bu kadar içli dışlı olmasını nasıl izah edebilirdik.
    Gözyaşı merhametin, merhamet ise insan olmanın belirtisidir. Gözyaşı dökmek gerilim hali değil inkişaf halidir. Yani ruhun soluklanışı, duyguların yenilenişi ve yeni bir çehreye bürünüşüdür.

    Hazret-i Adem cennetten çıkarıldığında ağlıyordu. Hazret-i Yakup, Yusuf'u için gözyaşı döküyordu. Hazret-i Davud'un gür sedası yalçın kayalarda yankılanırken hıçkırıklara boğuluyordu, Hazret-i Muhammed, annesinin kabrini ziyaret ettiğinde yanaklarından yaşlar süzülmüştü. Ölen torunu için döktüğü gözyaşını Buhari'den okumak mümkün...

    İlâhî maksat olan gözyaşı, hâlimizi dost-düşman karşısında aşağılatacak bir gözyaşı değil, göklere yükseltecek, gönle mîrâcı yaşatacak bir ağlayıştır. Nasıl ki engin deryâlar nice çer-çöpü üzerinde taşıyor ve onları diplere batmaktan koruyorsa, bizim gözyaşlarımız da bizleri batmaktan koruyup başında taşıyacak ve menzil-i maksûda erdirecek sular kabîlinden olmalıdır ki, bunlar gözden ziyade gönülden akan ve halka değil Hakk'a arz edilen damlalardan ibarettir.

    Samîmî gözyaşları ile âlemi seyredenler için o yaş damlalarının her biri bağrında binbir okyanus sergileyen aynalar gibidir ki, her zerrede ilâhî esrar âşikâr ve ayândır. Nice okunamayan hikmet sayfaları onunla okunur. Zîrâ gözyaşı, kelimelerin taşıyamayacağı mânâları yüklenen ve ifade edebilen bir ilâhî lisandır ki, kul onunla, kendisinin bile hayâl edemeyeceği şeyleri Rabbinden istemiş olur... Onun için sevdâlar gözyaşı pınarının başında tesellî bulur. Garipler onun kıyısında dinlenir.
    Gözyaşını hatırlamalıyız.

    Bir damla su ile söndürülebilen sahte yangıncıkları söndürebilmek için, ağlamayan bulutları utandırmak için ağlamalıyız.

    Gözyaşına sığınmalıyız.

    Çünkü Allah öyle buyurdu: "Allah'ın ayetleri okunduğunda ağlayarak secde ederler" (Meryem Sûresi / 58)

    Ağlayalım, zira Peygamber de ağladı.

    Göğe kulak verelim. Çünkü gök sesleri hiçbir zaman yanılmadı. Ve her zaman onu dinleyen haklı çıktı.
    Her ne kadar gözyaşı damarlarımız atıl durmaktan paslanmış, çürümüşse de. Her ne kadar göz pınarlarımız işlevsizlikten tıkanmışsa da. Kaskatı gönüllerimizden esen kuru ve merhametsiz rüzgârlar bir tayfun, bir kasırga gibi öz benliğimizi silip süpürmüşse de her ne kadar...
    Ne olursa olsun ve her şeye rağmen gözyaşı...



  2. 28.Temmuz.2007, 22:39
    1
    Kıdemli Üye



    Ey iman edenler! Her hangi bir toplulukla karşılaştığınız zaman sebat edin ve Allah'ı çokça zikredin ki başarıya erişesiniz. Allah ve Resulü'ne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin. Sonra korkuya kapılırsınız da gücünüz gider. Bir de sabredin; çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.
    Enfâl Sûresi /45-46. Ayet

    Gözyaşı, Rabbe karşı bir şükran, ilâhî muhabbet bağına girenler için tövbe pınarıdır. Bâzen bir günah, affı için bin gözyaşı ister; bâzen de bir damla yaş bin günâhı yıkar temizler.

    Gözyaşı, yaratıcının ümit dergâhıdır. O'nun için gizlice riya karışmadan akıtılan gözyaşı karşılıksız kalmaz. Bütün ümitlerin kesildiği bir anda bu dergâhın eşiğinde ağlayabilenler ise gerçek bahtiyarlardır.

    Gözyaşı, ruhun ifrazatlardan, kirlerden arınışıdır. Her ağlama adeta bir yeniden doğuştur. Gözyaşı, sabrın en mütevekkil, duygunun en müteyakkız halde olma
    durumudur.

    Gözyaşı bazen Rab'be yöneliş... Bazen af dileme... Bazen acının inci inci dışa vurumu? Bazen sevincin gözlere yığılması, adeta acının yıkanması, toprağa karışıp yok olması... Yürekte sevinç fırtınaları koparken, gözlerin mahzunluğu?

    Gözyaşı, bir sanattır, hem de üstün bir sanat. Bir sanat ki farkında değil icra edicisi. Bir sanat ki bilgi, birikim, deneyim gerektirmez, insan olmak yeter şarttır icrası için. Zaten insan olabilmek ve insan kalabilmek en zor sanat değil mi?

    Gözyaşı ki duygusallığın değil, duygulu olmanın fıtri neticesidir. Ki duygulu olmak insan olmanın ayırıcı ve üstün vasfıdır.

    Gözyaşı ki soyut sıkıntıların şekillenerek sıvı bir hale bürünüp bünyeyi terk etmesidir.
    Gözyaşı ki kendimize sırdaş ediniriz, bizi yalnızlıktan kurtarır, bizimle sevinç ve kederlerimizi paylaşır. Doğru ve özden dökülen gözyaşı, canlara dokunur, feleği ve arşı bile ağlatır. Akıl ve gönüller, şüphe yok ki arşa mensuptur, hicap içinde olarak arş nurundan doğarlar.

    Gözyaşı, bir gönül sızıntısı, ulvi bir titreşimdir?

    Gözyaşı kul olma idrakine varmak ve acziyeti itiraf etmektir?

    Gözyaşı ruhumuzun lisan-ı hal ile tövbesidir?

    Günahların affı için fiili bir dua ve bir ruh abesidir gözyaşı.

    Hem zaten sevincin doruk noktası gözyaşı, hüznün şahikası soğuk bir tebessüm değil mi? Öyleyse gözyaşı dökmek, yani ağlamak gülmenin diğer yüzü belki de ikizidir. Yoksa ikisinin birbirine bu kadar yakın ve birbiriyle bu kadar içli dışlı olmasını nasıl izah edebilirdik.
    Gözyaşı merhametin, merhamet ise insan olmanın belirtisidir. Gözyaşı dökmek gerilim hali değil inkişaf halidir. Yani ruhun soluklanışı, duyguların yenilenişi ve yeni bir çehreye bürünüşüdür.

    Hazret-i Adem cennetten çıkarıldığında ağlıyordu. Hazret-i Yakup, Yusuf'u için gözyaşı döküyordu. Hazret-i Davud'un gür sedası yalçın kayalarda yankılanırken hıçkırıklara boğuluyordu, Hazret-i Muhammed, annesinin kabrini ziyaret ettiğinde yanaklarından yaşlar süzülmüştü. Ölen torunu için döktüğü gözyaşını Buhari'den okumak mümkün...

    İlâhî maksat olan gözyaşı, hâlimizi dost-düşman karşısında aşağılatacak bir gözyaşı değil, göklere yükseltecek, gönle mîrâcı yaşatacak bir ağlayıştır. Nasıl ki engin deryâlar nice çer-çöpü üzerinde taşıyor ve onları diplere batmaktan koruyorsa, bizim gözyaşlarımız da bizleri batmaktan koruyup başında taşıyacak ve menzil-i maksûda erdirecek sular kabîlinden olmalıdır ki, bunlar gözden ziyade gönülden akan ve halka değil Hakk'a arz edilen damlalardan ibarettir.

    Samîmî gözyaşları ile âlemi seyredenler için o yaş damlalarının her biri bağrında binbir okyanus sergileyen aynalar gibidir ki, her zerrede ilâhî esrar âşikâr ve ayândır. Nice okunamayan hikmet sayfaları onunla okunur. Zîrâ gözyaşı, kelimelerin taşıyamayacağı mânâları yüklenen ve ifade edebilen bir ilâhî lisandır ki, kul onunla, kendisinin bile hayâl edemeyeceği şeyleri Rabbinden istemiş olur... Onun için sevdâlar gözyaşı pınarının başında tesellî bulur. Garipler onun kıyısında dinlenir.
    Gözyaşını hatırlamalıyız.

    Bir damla su ile söndürülebilen sahte yangıncıkları söndürebilmek için, ağlamayan bulutları utandırmak için ağlamalıyız.

    Gözyaşına sığınmalıyız.

    Çünkü Allah öyle buyurdu: "Allah'ın ayetleri okunduğunda ağlayarak secde ederler" (Meryem Sûresi / 58)

    Ağlayalım, zira Peygamber de ağladı.

    Göğe kulak verelim. Çünkü gök sesleri hiçbir zaman yanılmadı. Ve her zaman onu dinleyen haklı çıktı.
    Her ne kadar gözyaşı damarlarımız atıl durmaktan paslanmış, çürümüşse de. Her ne kadar göz pınarlarımız işlevsizlikten tıkanmışsa da. Kaskatı gönüllerimizden esen kuru ve merhametsiz rüzgârlar bir tayfun, bir kasırga gibi öz benliğimizi silip süpürmüşse de her ne kadar...
    Ne olursa olsun ve her şeye rağmen gözyaşı...


  3. 29.Mart.2008, 13:10
    2
    rana
    Aciz Kul

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Temmuz.2007
    Üye No: 5879
    Mesaj Sayısı: 5,585
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 69
    Bulunduğu yer: Almanya

    --->: GöZYaŞı ; TeVBe PıNaRıDıR




    çok güzel bir paylaşım Allah c.c. senden razi olsun elif07, Rabbim hepimize onun sevgisiyle ve onun korkusuyla sadece onun için göz yaşı dökmeyi nasip etsin inşaAllah ondan başka dayanağımız güveneğimiz varmı ki...


  4. 29.Mart.2008, 13:10
    2
    Aciz Kul



    çok güzel bir paylaşım Allah c.c. senden razi olsun elif07, Rabbim hepimize onun sevgisiyle ve onun korkusuyla sadece onun için göz yaşı dökmeyi nasip etsin inşaAllah ondan başka dayanağımız güveneğimiz varmı ki...

  5. 29.Mart.2008, 13:14
    3
    _ fuzuli
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Mart.2008
    Üye No: 12385
    Mesaj Sayısı: 195
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    --->: GöZYaŞı ; TeVBe PıNaRıDıR

    Çünkü Allah öyle buyurdu: "Allah'ın ayetleri okunduğunda ağlayarak secde ederler" (Meryem Sûresi / 58)

    Allahu ekber bizde onlardanız inşALLAH bizde ağlayanlardanız

    GÖNLÜNE SAĞLIK



  6. 29.Mart.2008, 13:14
    3
    Devamlı Üye
    Çünkü Allah öyle buyurdu: "Allah'ın ayetleri okunduğunda ağlayarak secde ederler" (Meryem Sûresi / 58)

    Allahu ekber bizde onlardanız inşALLAH bizde ağlayanlardanız

    GÖNLÜNE SAĞLIK


  7. 19.Şubat.2017, 17:25
    4
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,668
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 28
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Yorum: Gözyaşı, Tevbe Pınarıdır

    TÖVBE Hakkında Kısaca Ansiklopedik Bilgi
    Günahtan dönüp Allah’a yönelme anlamında terim.

    Arapça’da tevbe (tevb, metâb) “geri dönmek, rücû etmek, dönüş yapmak” anlamındadır ve “dinde yerilmiş şeyleri terkedip övgüye lâyık olanlara yönelme” biçiminde tanımlanır. Tövbe kavramı Allah’a nisbet edildiğinde “kulun tövbesini kabul edip lutuf ve ihsanıyla ona yönelmesi” mânasına gelir (Zeccâc, s. 61-62; Kuşeyrî, et-TaÄ¥bîr, s. 84). Kişilerin birbirine karşı yaptıkları hatalı davranışlardan dönmesi için avf (af) ve i‘tizâr (özür dileme) kelimeleri kullanılır (krş. et-Tevbe 9/94; en-Nûr 24/22).



  8. 19.Şubat.2017, 17:25
    4
    الله اكبر
    TÖVBE Hakkında Kısaca Ansiklopedik Bilgi
    Günahtan dönüp Allah’a yönelme anlamında terim.

    Arapça’da tevbe (tevb, metâb) “geri dönmek, rücû etmek, dönüş yapmak” anlamındadır ve “dinde yerilmiş şeyleri terkedip övgüye lâyık olanlara yönelme” biçiminde tanımlanır. Tövbe kavramı Allah’a nisbet edildiğinde “kulun tövbesini kabul edip lutuf ve ihsanıyla ona yönelmesi” mânasına gelir (Zeccâc, s. 61-62; Kuşeyrî, et-TaÄ¥bîr, s. 84). Kişilerin birbirine karşı yaptıkları hatalı davranışlardan dönmesi için avf (af) ve i‘tizâr (özür dileme) kelimeleri kullanılır (krş. et-Tevbe 9/94; en-Nûr 24/22).





+ Yorum Gönder