Çakma Ehli Sünnetten Gerçek Ehli Sünnet'e Doğru 5 üzerinden 4.00 | Toplam : 2 kişi
  1. 1
    @mir âb ü kil
    @mir
    âb ü kil

    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 2,816
    Tecrübe Puanı: 32
    Yaş: 44

    Çakma Ehli Sünnetten Gerçek Ehli Sünnet'e Doğru


    ey ehli sünnet lafını ağzına sakız yapmış
    kendilerinden başka herkesi sapık sanan kardeşler
    umarım aşağıdaki yazıyı okuyunca
    "ehli sünnet buysa biz neyiz?" sorgulamasını yapma erdem ve cesaretini gösterbilirsiniz

    XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX XXXXXXXXXXXXX

    a) Selefiyye
    Sözlükte selef “önceki nesil”, selefiyye de “bu nesle mensup olanlar” anlamı taşır. İslâmî literatürde Selef ilk dönemlere mensup bilginler ve geçmiş İslâm büyükleri anlamında, Selefiyye terimi ise iman esaslarıyla ilgili konularda ilk dönem bilginlerini izleyerek âyet ve hadislerdeki ifadelerin zâhiri ile yetinip bunları aynen kabul eden, teşbih ve tecsîme düşmeyen (Allah'ı yaratıklara benzetmeye ve cisim gibi düşünmeye yeltenmeyen), bunları başka bir
    anlama çekme (te’vil) yoluna gitmeyen Ehl-i sünnet topluluğunu belirtmek
    için kullanılır.

    Allah'ın zâtî, fiilî ve haberî sıfatlarının hepsini te’vilsiz, nasılsa öyle kabul ettiği için Selefiyye'ye "Sıfâtiyye" de denilmiştir. "Ehl-i sünnet-i hâssa" ismi ile kastedilen zümre olan Selefiyye Hz. Peygamber ve sahâbîlerin inançta takip ettikleri yolu doğrudan doğruya izleyen gruptur.

    Tâbiûn, mezhep imamları, büyük müctehidler ve hadisçiler Selefiyye'dendirler. Eş‘arîlik ve Mâtürîdîlik ortaya çıkıncaya kadar, Sünnî müslüman çevrede hâkim olan inanç, Selef inancıdır.

    İmam Şâfiî, Mâlik, Ahmed b. Hanbel -bir kısım görüşleri itibariyle Ebû Hanîfe- Evzaî, Sevrî gibi müctehid imamlar, Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Dârimî, İbn Mende, İbn Kuteybe ve Beyhaki gibi hadisçiler, Taberî, Hatîb el-Bağdâdî, Tahâvî, İbnü'l-Cevzî ve İbn Kudâme gibi bilginler Selef düşüncesinin önde gelen isimleri arasında sayılabilir.

    İlk dönem (mütekaddimûn) Selefiyye anlayışının en belirgin özelliği akaid sahasında akla rol vermemek, âyet ve hadisle yetinmek, mânası apaçık olmayan, bu sebeple de başka mânalara gelme ihtimali bulunan âyet ve hadisleri yorumlamadan, bunları bilmeyi Allah'a havale etmektir.

    Selefiyye'nin müteşâbihler konusundaki görüşüne şunlar örnek gösterilebilir: "Allah'ın eli onların ellerinin üstündedir" (el-Feth 48/10) âyetini Selefiyye şöyle değerlendirir: "Yüce Allah âyette elinin(yed) varlığını bildirmektedir. Allah'ın elinin olduğuna inanırız, fakat bu elden kastedilen mânayı Allah'a havale ederiz, bunu ancak Allah bilir, der, mahiyeti üzerinde düşünmeyiz. Başka bir mânaya yorumlamadığımız gibi, onu yaratıkların eline de benzetmez, Allah'ın kendine has bir sıfatı olarak kabul ederiz. Bu konuda soru sormaktan da kaçınırız".

    İmam Mâlik'e (ö. 179/795) "Allah Teâlâ Kur'an'da rahmân arşa istivâ etti (Tâhâ 20/5) buyuruyor. Nasıl istivâ etti?" diye sorulmuş o da şu cevabı vermiştir: "İstivâ bilinen bir şeydir (âyetle sabittir). Nasıllığı akılla kavranamaz. Allah'ın arşa istivâ ettiğine inanmak farzdır. Mahiyeti hakkında soru sormak da bid‘attır".


    Selefiyye, müteşâbih âyet ve hadisleri aklın ışığında yorumlayan kelâmcılarla filozofları da, keşf ve ilhamın ışığında yorumlayan sûfîleri de ağır biçimde eleştirmiş, onları bid‘atçı ve sapık olmakla suçlamıştır.

    Hicrî VIII. asırdan önce yaşamış olan Selef bilginleri akıl karşısında kesin tavır takınıp,
    nakli tek hâkim kabul ederken, sonraki Selef bilginleri akıl karşısındaki tutumlarını gözden geçirmişler, inanç konularında az da olsa akla yer vermişlerdir. Bu dönemin en önemli ismi sayılan İbn Teymiyye (ö. 728/1328) sağlam olduğu bilinen nakil ile aklıselimin asla çelişmeyeceğini, dolayısıyla te’vile de gerek kalmayacağını ısrarla savunmuştur. Ona göre akılla nakil çelişirse ya nakil sahih değildir veya akıl sağlıklı bir muhakeme yapamamaktadır. Selef’in akılcılığı hiçbir zaman kelâm ve felsefedeki akılcılık gibi olmamış, nasların müsaadesi ile sınırlı bir çerçevede kalmıştır.

    Sonraki dönemin en meşhur Selef âlimleri (müteahhirîn-i Selefiyye) arasında İbn Teymiyye, İbn Kayyim el-Cevziyye (ö. 751/1350), İbnü'l-Vezîr (ö. 840/1436), Şevkânî
    (ö. 1250/1834) ve Mahmûd Şükrî el-Âlûsî (ö. 1342/1924) sayılabilir.


    Selefiyye günümüze kadar az çok taraftar bulmuştur. Genellikle fıkıhta Hanbelî olanlar akaidde Selefî’dirler. Hadisle ilgilenen bilginler de çoğunlukla Selef inancını benimsemişlerdir. Günümüzde dünya müslümanlarının % 12'si Selefî’dirler. En yoğun oldukları ülkeler Suudi Arabistan, Küveyt ve Körfez ülkeleridir.

    DİB İLMİHALİ 1. CİLD shf. 24-25

    İlgili Yazılar

  2. 2
    İLİMCİK Devamlı Üye
    İLİMCİK
    Devamlı Üye

    Üye No: 96623
    Mesaj Sayısı: 362
    Tecrübe Puanı: 4

    Cevap: Çakma Ehli Sünnetten Gerçek Ehli Sünnet'e Doğru


    Temsil, uzak hakikatleri yakınlaştıran bir dürbün ve dağınık hakikatleri birleştiren bir birleştirici ve yüksek hakikatlere çıkmak için birer merdiven gibidir..Bu sebeple Kur'an, akıldan en uzak ve en yüksek hakikatleri temsiller vasıtasıyla aklımıza yanaştırıyor..Fakat, bu temsilleri aynen kabul eden bir kimse dalalete gider...


  3. 3
    islamyolu Emekli
    islamyolu
    Emekli

    Üye No: 87477
    Mesaj Sayısı: 2,418
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Çakma Ehli Sünnetten Gerçek Ehli Sünnet'e Doğru


    Alıntı
    Günümüzde dünya müslümanlarının % 12'si Selefî’dirler. En yoğun oldukları ülkeler Suudi Arabistan, Küveyt ve Körfez ülkeleridir.
    Küfrün başı (Hicaz'ın) doğu tarafındadır'' yani necd tarafından çıkacaktır (Buhari)

    ''Doğuda bir kısım insan çıkacak, bunlar kuran okuyacaklar ama köprücük kemiklerinden daha öteye geçmeyecek.
    onlar okun yaydan çıkışı gibi dinden çıkacaklar, ama ok yaya dönmediği gibi onlar da dine dönmeyecekler '' buyurdu.
    Bunun üzerine ''onların alametleri nedir ?'' diye sorulunca Rasulullah (SAV)

    Onların Alametleri traştır yahut tüyleri kökünden gidermektir buyurdu (Buhari)

    Ebu davutta Özellikle Başlarını tıraş etmeleridir diye başka bir hadis vardır.

    onların alametleri traştır yahut tüyleri kökünden gidermektir '' (Buhari)


    Ebu Mesud (R.A) dan rivayet edilen bir hadisi şerifte Rasulüllah (SAV) şöyle buyurmuştur

    fitne (Fesat, dinsizlik , karışıklık , münafıklık ve bozgunculuk ) işte buradan, Fitne işte buradan (Gelecektir)

    Rasulüllah (SAV) bu sözü söylerken Hicazın doğusunu yani vehabilerin çıktığı Necd (Riyad) tarafını gösterdi ( Ahmet ibni hanbel , Bezzar)


    bak @mir tarif ettiğin kişiler kimlermiş. Sen Vahabileri kastediyorsun orada. Bildigimiz selefileri kastetmiyorsun.

    ''onlar Kafirler hakkında inen ayet-i Kerimeleri müminler hakkında inmiş gibi göserirler (buhari)

    bunlar vahabilerin yaptıgı bir davranıştır. ve sizlerde onlardan etkilenip kafirlere inen ayetleri bizlere gösteriyorsunuz.

    günümüzün selefilerini Selefi Salihin ile karıştırma. gelip milletin aklını çelme @mir.

    Günümüzde kendini selefi diye gösterenler VAHABİLER dir sende burada açıkça söyle VAHABİ itikatı doğrudur. SUNNİ itikatı bozuktur.

    bunu diyebilirmisin.

    birde %12 oranında Vehabi varmış Dünyada. %88 cehenneme gitti demek :)

    neredese dünyanın %65 oranında sunni vardır. hiç kusura bakma @mir Peygamberimiz (SAV) diyorki .


    (Ümmetim dalalet üzerinde birleşmez.) [İ.Ahmed]

    çok şükür Ehli sünnet delalet üzerine birleşmez. bütün akait kitaplarımız ortada. Nesefiden , Taftazaniye kadar hiç birinde Allah Arşın üzerinde oturmuş demiyorlar.

    Allah yukardadır demiyorlar.

    Allah falanca yerdedir demiyorlar

    Allaha bir mekan koymuyorlar.

    Alıntı
    Sonraki dönemin en meşhur Selef âlimleri (müteahhirîn-i Selefiyye) arasında İbn Teymiyye, İbn Kayyim el-Cevziyye (ö. 751/1350), İbnü'l-Vezîr (ö. 840/1436), Şevkânî
    (ö. 1250/1834) ve Mahmûd Şükrî el-Âlûsî (ö. 1342/1924) sayılabilir.

    isimlere baksana sen. :) işine gelmeyince onlarıda kabul etmiyorsun. onlar derse hata yapmış diyorsun. aynı sözü ehli sünnet alimi derse şirk söz diyorsun. :)

    o yazdıgın isimlerin hiç biride ehli sünnet degildir. Ehli sünnetin büyük imamlarından Reddiyeler yazılmıştır.





  4. Reklam

  5. 4
    جهاد Üye
    جهاد
    Üye

    Üye No: 96965
    Mesaj Sayısı: 24
    Tecrübe Puanı: 1

    Cevap: Çakma Ehli Sünnetten Gerçek Ehli Sünnet'e Doğru


    Allame Aliyyul Kari de Vahdeti vücutçu müşriklere reddiye yazmıştır

    [url]http://www.facebook.com/photo.php?fbid=455790294446790&set=a.3307093069548 90.98064.323067794385708&type=3[/url]

    [url]http://www.facebook.com/photo.php?fbid=455789107780242&set=a.3307093069548 90.98064.323067794385708&type=3[/url]


  6. 5
    @mir âb ü kil
    @mir
    âb ü kil

    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 2,816
    Tecrübe Puanı: 32
    Yaş: 44

    Alıntı
    Temsil, uzak hakikatleri yakınlaştıran bir dürbün ve dağınık hakikatleri birleştiren bir birleştirici ve yüksek hakikatlere çıkmak için birer merdiven gibidir..Bu sebeple Kur'an, akıldan en uzak ve en yüksek hakikatleri temsiller vasıtasıyla aklımıza yanaştırıyor..Fakat, bu temsilleri aynen kabul eden bir kimse dalalete gider...
    bunlar ehlisünnetin yüzyıllar boyu tahrif edilmesi sonucu ortaya çıkan boş laflardır
    Allah kitabında kendini ve Resulü de hadislerinde O'nu nasıl tanıttı ise öyledir
    biz Allah'ın Kur'an'daki sıfatlarına tevilsiz teşbihsiz tatilsiz ve tecsimsiz iman ederiz
    çünkü o sıfatları bize Allah ve Resulü bildirmiştir
    gerisi ie boş laftır

    Alıntı
    Allah yukardadır demiyorlar.
    Allah ve Resulü diyor
    bu da bize yeter

    yine okuyup anlamadan ve düşünmeden cevab yazmışsın
    yazdıklarıma cevab vermek yerine yazmadıklarım hakkında yorumlar yapıyorsun
    selefi salihinin itikadı hakkında yazacakların varsa yaz

    bana ne vehhabilerden
    ben Arabistan'a gitmedim
    hayatımca hiç veahhbi tanımadım
    görüşleri nedir bilmem
    belki doğrudurlar belki hatalı
    sana onları da savunacak değilim

    belki de her devirde ehlisünnete değişik adlar takan sapık fırkalar
    bu devirde de ehli sünnete vehhabi adını takmışlardır
    bu durumda benim selefiliği savunmam aynı zamanda onları savunmam demektir ki
    bunu da sonuna kadar yaparım

    eğer onlar selefi değilse
    benim selefiliği savunmam size karşı olduğum kadar
    onlara da karşı çıkıyor olmam demektir ki
    bu durumda benim karşıma niye onları getiriyorsun?


  7. 6
    islamyolu Emekli
    islamyolu
    Emekli

    Üye No: 87477
    Mesaj Sayısı: 2,418
    Tecrübe Puanı: 0

    Alıntı
    Allah ve Resulü diyor
    bu da bize yeter
    amir dünya yuvarlak diyelim. biz tepesindeyiz yukarda diyoruz Allah için. peki güney kutbunda yaşayanlar da yukarda dese iki si birbirine zıt olmuyormu .


  8. 7
    جهاد Üye
    جهاد
    Üye

    Üye No: 96965
    Mesaj Sayısı: 24
    Tecrübe Puanı: 1

    Rasulullah (sav)'ın yanındaydık Bir bulut geçti Bunun üzerine Rasulullah (sav):
    "Bunun ismi nedir bileniniz var mı?" diye sordu
    "Bu buluttur" dedik Rasulullah (sav):
    "Buna müzn de denir" dedi
    "Evet, müzn de denir" dedik Bunun üzerine Resulullah (sav):
    "Anane da denir" buyurdu
    "Evet, anane de denir dedik" Sonra Rasulullah (sav):
    "Biliyor musunuz, sema ile arz arasındaki uzaklık ne kadardır?" diye sordu
    "ALLAH ve Rasulu bilir" dedik
    "Öyleyse bilin, ikisi arasındaki uzaklık ya yetmiş bir, veya yetmiş iki veya yetmiş üç senedir Onun üstündeki sema (nın uzaklığı da) böyledir"
    Rasulullah yedi semayı sayarak her biri arasında bu şekilde uzaklık bulunduğunu söylediSonra ilave etti:
    "Yedinci semanın ötesinde bir deniz var Bunun üst sathı ile dibi arasında iki sema arasındaki mesafe kadar mesafe var Bunun da gerisinde sekiz adet yabani keçi (suretinde melek) var Bunların
    tırnakları ile dizleri arasında iki sema arasındaki mesafe gibi uzaklık var, sonra bunların sırtlarının gerisinde Arş var, Arş'ın da alt kısmı ile üst kısmı arasında iki sema arasındaki uzaklık gibi mesafe var ALLAH Azze ve Celle bütün bunların üstündedir"
    [ Ebu Davud, Sünnet: 19, İbn Mace, Mukaddime: 13, Tırmizi, Tefsir: 67]

    tüm imamların görüşleri bulunuyor aşağıdaki linkde ehli sünnet imamlarının hepsinin kabul ettiği bir meseledir.


  9. 8
    @mir âb ü kil
    @mir
    âb ü kil

    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 2,816
    Tecrübe Puanı: 32
    Yaş: 44

    Alıntı
    amir dünya yuvarlak diyelim. biz tepesindeyiz yukarda diyoruz Allah için. peki güney kutbunda yaşayanlar da yukarda dese iki si birbirine zıt olmuyormu .
    ayetlerden hadislerden anlamıyorsun
    sana bazı son bilimsel bulguların
    şimdiye kadar kesin doğru diye bilinen birçok şeyin yanlışlığını isbatladığını nasıl anlatacağım bilmem

    mesela yerçekiminin varlığı tartışılıyor
    mikro evrende iki nokta arasındaki en kısa yola doğru denirken
    makro evrende iki nokta arasındaki en kısa yol eğridir
    bir madde parçalanınca parçalardan hiçbirisinin maddenin kendisi kadar olmaması gerekirken
    bugün yapılan deneylerde bazı atomaltı parçacıklar on parçaya bölünse bile
    herbiri aslı ile aynı hacim ve kütlede oluyor

    bilim adamları tarihin hiçbir döneminde bu kadar afallamadı

    konumuzla alakasına gelirsek
    dünya aşağı vatan demektir
    belki dünya ve bilebildiğimiz tüm gezegen ve yıldızlar evrenin en alçak noktasındadır
    evrenin bu aşamasının üzerinde
    sırasıyla tek tek gök tabakalarının olması mümkündür
    bu aşamada güney kutbundakilerin yukarısında
    birkaç milyon km kalınlığında bir gök olması
    hiçbirşeyi değiştirmez
    ikinci göğün yanında birinci gök hiçbirşeydir
    Kürsi'nin yanında yedi gök çöldeki yüzük kadardır
    Arş'ın yanında ise Kürsi bir zırhtaki bir halkacık kadardır

    yani güney kutbunun üzerindeki birkaç milyon km kalınlığında bir gök olması
    güney kutbunun da dünyanın geri kalanı yanında
    evrenin en alt tabakasında olduğu gerçeğini değiştirmez

    sen Allah'ın el-Aliyy ismini bir araştır bakalım


  10. 9
    İLİMCİK Devamlı Üye
    İLİMCİK
    Devamlı Üye

    Üye No: 96623
    Mesaj Sayısı: 362
    Tecrübe Puanı: 4

    Alıntı
    biz Allah'ın Kur'an'daki sıfatlarına tevilsiz teşbihsiz tatilsiz ve tecsimsiz iman ederiz
    Ya arkadaşım, hem tevilsiz diyorsun hem de teşbihsiz diyorsun..hem tevilsiz diyorsun hem de tecsimsiz diyorsun bunu bana izah edebilir misin..Yani, mesela Allah'ın eli var ama....dersen ama dan sonra söylediğin her söz tevil olur..Ayrıca, şu manada bir ayet var Kur'anda: “Allah’ı unuttular.Allah ‘da c.c onları unuttu” Şimdi, amir kardeşim, bu ayetteki "unutmak" sıfatını tevilsiz ve teşbihsiz ve tecsimsiz izah edebilir misiniz kardeşim.


  11. 10
    @mir âb ü kil
    @mir
    âb ü kil

    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 2,816
    Tecrübe Puanı: 32
    Yaş: 44

    Allah'ın sıfatları ayrı fiilleri ayrıdır
    ben sıfatları hakkında
    Alıntı
    tevilsiz teşbihsiz tatilsiz ve tecsimsiz iman ederiz
    dedim

    ayrıca Kur'an'ın en doğru ve güzel açıklaması
    önce Kur'an sonra da hadislerdir

    Kur'an'da Allah'ın kafirleri unutacağı ile ilgili birkaç ayet var
    onlar şunlar:
    7-A'raf-50,51. Cehennemlikler cennetliklere, "Bize biraz su veya Allah'ın size verdiği rızıktan gönderin" diye seslenirler, onlar da, "Doğrusu Allah dinlerini alay ve eğlenceye alan, dünya hayatına aldanan inkarcılara ikisini de haram etmiştir" derler. Bugünle karşılaşacaklarını unuttukları, ayetlerimizi bile bile inkar ettikleri gibi biz de onları unutuyoruz.

    20-Ta-Ha-126-Allah, “Evet, öyle. Âyetlerimiz sana geldi de sen onları unuttun. Aynı şekilde bugün de sen unutuluyorsun” der.

    45-Casiye-34-Onlara şöyle denir: “Bugüne kavuşacağınızı unuttuğunuz gibi, bu gün biz de sizi unutuyoruz. Barınağınız ateştir. Yardımcılarınız da yoktur.”

    9-Tevbe-67-Münafık erkekler ve münafık kadınlar (sizden değil), birbirlerindendir. Onlar kötülüğü emreder, iyilikten alıkor ve cimrilik ederler. Onlar Allah'ı unuttular. Allah da onları unuttu! Çünkü münafıklar fasıkların kendileridir.

    tüm bu ayetlerde kafirlerin Allah'ı unutmasından kastın gerçek bir unutma değil
    bile bile karşı gelmek, yokmuş gibi davranmak olduğu açıktır
    bu gerçek aşağıdaki ayette gayet vazıh bir şekilde ifade edilmiştir:

    32-Secde-14-(Onlara şöyle denilecek:) “O hâlde, bu gününüze kavuşmayı unutmanıza karşılık azabı tadın. Biz de sizi unuttuk. Yapmakta olduklarınıza karşılık ebedî azabı tadın.”

    ayette de görüldüğü üzere kafirlerin unutmasının gerçek bir unutma değil
    bilinçli bir tercih olduğu anlaşılmaktadır
    zaten bu ümmetten gerçek bir unutma ile unutarak yaptıklarının günahı affedilmiştir

    işte Allah da ahirette bu kafirleri
    onların var olduğunu bile bile Allah'ı yok sayması gibi yok sayacaktır
    onların Allah'ın emirlerini terk etmesi gibi terk edecektir

    şimdi Allah'ın sıfatları meselesine gelirsek
    Alıntı
    Ya arkadaşım, hem tevilsiz diyorsun hem de teşbihsiz diyorsun..hem tevilsiz diyorsun hem de tecsimsiz diyorsun bunu bana izah edebilir misin..Yani, mesela Allah'ın eli var ama....dersen ama dan sonra söylediğin her söz tevil olur..
    -mealen- Allah "Elim var" diyor
    Resulullah da -mealen- "Allah'ın eli var" diyor
    siz "hayır ey Allahım senin elin yok. o el sandığın Sen'in Kudretindir" diyorsunuz. bu ne cesaret?
    işte bu tevil ve hatta belki de tatildir
    bu kelimenin geçtiği ayet ve hadisleri çevirirken bile "Kudret eli" diye çeviriyorlar
    Allah "Kudret elim" demekten aciz miydi?
    Kendini bize -haşa- neden eksik tanıtsın?

    biz ise selefin yolunu izliyor ve diyoruz ki:
    "Allah 'Elim var' diyorsa vardır. Ama bu el yarattıklarının eline benzemez."
    bizim bunu derken ki delilimiz de Allah'ın benzeri olmadığını ifade eden Kur'an ayetleridir.


  12. 11
    ömerhattab Devamlı Üye
    ömerhattab
    Devamlı Üye

    Üye No: 20975
    Mesaj Sayısı: 1,398
    Tecrübe Puanı: 15

    @mir Nickli Üyeden Alıntı
    şimdi Allah'ın sıfatları meselesine gelirsek-mealen- Allah "Elim var" diyor Resulullah da -mealen- "Allah'ın eli var" diyorsiz "hayır ey Allahım senin elin yok. o el sandığın Sen'in Kudretindir" diyorsunuz. bu ne cesaret?işte bu tevil ve hatta belki de tatildirbu kelimenin geçtiği ayet ve hadisleri çevirirken bile "Kudret eli" diye çeviriyorlarAllah "Kudret elim" demekten aciz miydi?Kendini bize -haşa- neden eksik tanıtsın?biz ise selefin yolunu izliyor ve diyoruz ki:"Allah 'Elim var' diyorsa vardır. Ama bu el yarattıklarının eline benzemez."bizim bunu derken ki delilimiz de Allah'ın benzeri olmadığını ifade eden Kur'an ayetleridir.
    Bu eli bir tarif edermisin Allahın eli neye benziyor?Allaha vucut isnat etmek insanı dinden çıkarmaz mı?Allah cisimmidir?


  13. 12
    İLİMCİK Devamlı Üye
    İLİMCİK
    Devamlı Üye

    Üye No: 96623
    Mesaj Sayısı: 362
    Tecrübe Puanı: 4

    amir kardeşim, ayette "unuttu" diyor..fakat sen "Allah onları yok sayacaktır, terkedecektir" diyerek tevil ediyorsun..bu ne cesaret..Allah istese "onlar yok saymışlardı ve terketmişlerdi, biz de onları yok sayacağız ve terkedeceğiz demez miydi? Niçin "unuttu" diyor?

    İkinci olarak, temsillerde söylenen şeye değil, anlatılmak istenene bakılır..Mesela, bir kimseye "eli uzun" dediğim zaman onun hırsızlık yaptığını anlatmak isterim..Eğer o kimsenin eli uzun değilse bile söylediğim kelam doğru olur..Eğer sen "bu adamın eli uzun değil, öyle ise yalan söyledin" dersen herkes sana güler...Öyle de, cenab-ı Hak, temsillerle bize bazı ulvi ve geniş ve azametli hakikatleri aklımıza yanaştırmak istiyor..Bunun için de bizim gördüğümüz ve bildiğimiz şeylerden temsiller veriyor..Bu sebeple "Allah isterse temsillerle değil, doğrudan doğruya hakikati söyleyebilirdi" demek mantıksızdır...

    Mesela size bir soru:Madem Cenab-ı Hakkın eli var..Öyle ise, semavatı ve dünyayı o el ile mi idare ediyor?


  14. 13
    @mir âb ü kil
    @mir
    âb ü kil

    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 2,816
    Tecrübe Puanı: 32
    Yaş: 44

    gene yazılanların hepsini okumadan
    okuduysan bile anlamak için zerre çaba harcamadan yazıyorsun değil mi?

    bak ben ne paylaşmışım:
    Alıntı
    Selefiyye'nin müteşâbihler konusundaki görüşüne şunlar örnek gösterilebilir: "Allah'ın eli onların ellerinin üstündedir" (el-Feth 48/10) âyetini Selefiyye şöyle değerlendirir: "Yüce Allah âyette elinin(yed) varlığını bildirmektedir. Allah'ın elinin olduğuna inanırız, fakat bu elden kastedilen mânayı Allah'a havale ederiz, bunu ancak Allah bilir, der, mahiyeti üzerinde düşünmeyiz. Başka bir mânaya yorumlamadığımız gibi, onu yaratıkların eline de benzetmez, Allah'ın kendine has bir sıfatı olarak kabul ederiz. Bu konuda soru sormaktan da kaçınırız".
    ve ne demişim:
    Alıntı
    biz Allah'ın Kur'an'daki sıfatlarına tevilsiz teşbihsiz tatilsiz ve tecsimsiz iman ederiz



  15. 14
    ömerhattab Devamlı Üye
    ömerhattab
    Devamlı Üye

    Üye No: 20975
    Mesaj Sayısı: 1,398
    Tecrübe Puanı: 15

    Muhammed İbn-u Abdullah İbn-u Humeyd, Muhammed İbn-u Ăbdulvehhâb’dan yaklaşık olarak seksen yıl sonra vefat etmiştir.Muhammed İbn-u Ăbdulvehhâb, yeni bir din ortaya çıkarmış ve onu kendisine tâbi olanlara öğretmiştir. Bu dinin aslı, Allâh’ı insanlara benzetip Allâh’ın arşın üzerinde oturan bir cisim olduğuna inanmaktır. Bu ise Allâh’ı yaratıklara benzetmektir; çünkü oturmak yaratıkların sıfatlarındandır. İşte böylece o, Allâh’ın şu Kelâmı’na karşı çıkmıştır:لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَىءٌ Manası: Allâhu Teãlâ hiçbir şeye benzemez.Selef-i salihîn, Allâh’ı insanların sıfatlarından bir sıfatla vasıflandıranın küfre düşmesi hususunda ittifak etmiştir. Selefî muhaddis imam et‑Tahâvî, “Tahâviyye Akidesi” adlı meşhur akide kitabında şöyle demiştir: “Kim, Allâh’ı insanların sıfatlarından bir sıfatla vasıflandırırsa kâfir olur.”


+ Yorum Gönder
Git 12 Son