Konusunu Oylayın.: Hayırlı amellere acele etmek

5 üzerinden 3.00 | Toplam : 2 kişi
Hayırlı amellere acele etmek
  1. 28.Ocak.2010, 21:21
    1
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 30,000
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 340
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Hayırlı amellere acele etmek






    Hayırlı amellere acele etmek Mumsema hayırlı amellere acele etmek
    2306- Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Yedi şey gelmezden önce hayırlı amelleri işlemeye devam edin, neyi bekliyorsunuz? Her şeyi unutturacak yoksulluğu mu, azdırıp saptıran zenginliği mi?, Bedeni tüm güçleri bozan hastalığı mı? Bunaklık meydana getiren ihtiyarlığı mı?, Ansızın geliveren ölümü mü? Yoksa gelmesi beklenen Deccâl fitnesini mi? Yoksa kıyamet saatini mi bekliyorsunuz? Ki onun gelmesi daha dehşetli ve daha acıdır.” (Müsned: 7952)
    ž Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Bu hadisin A’rec’in, Ebû Hüreyre’den rivâyeti olduğunu sadece Muhrîz b. Harun’un rivâyetiyle bilmakteyiz. Bişr b. Ömer ve başkaları bu hadisi bu şekilde Muhriz b. Harun’dan rivâyet etmişlerdir.
    Ma’mer bu hadisi Saîd el Makburî’den işiten bir kimseden ve Ebû Hüreyre’den benzeri şekilde aktarmış olup “Bekliyor musunuz?” diye başlamaktadır.


  2. 28.Ocak.2010, 21:21
    1
    Moderatör



    hayırlı amellere acele etmek
    2306- Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Yedi şey gelmezden önce hayırlı amelleri işlemeye devam edin, neyi bekliyorsunuz? Her şeyi unutturacak yoksulluğu mu, azdırıp saptıran zenginliği mi?, Bedeni tüm güçleri bozan hastalığı mı? Bunaklık meydana getiren ihtiyarlığı mı?, Ansızın geliveren ölümü mü? Yoksa gelmesi beklenen Deccâl fitnesini mi? Yoksa kıyamet saatini mi bekliyorsunuz? Ki onun gelmesi daha dehşetli ve daha acıdır.” (Müsned: 7952)
    ž Tirmizî: Bu hadis hasen garibtir. Bu hadisin A’rec’in, Ebû Hüreyre’den rivâyeti olduğunu sadece Muhrîz b. Harun’un rivâyetiyle bilmakteyiz. Bişr b. Ömer ve başkaları bu hadisi bu şekilde Muhriz b. Harun’dan rivâyet etmişlerdir.
    Ma’mer bu hadisi Saîd el Makburî’den işiten bir kimseden ve Ebû Hüreyre’den benzeri şekilde aktarmış olup “Bekliyor musunuz?” diye başlamaktadır.


    Benzer Konular

    - Duada acele etmek

    - Fitneden önce hayırlı amel için acele edin

    - 5 İnfakta Acele Etmek

    - Rabbim bana hayırlı bir eş nasip et hayırlı bi yuva kurayım hayırlı evlatlar ver diye dua etmek doğr

    - Acele etmek ve düşünerek ölçülü hareket etmek

  3. 27.Ağustos.2010, 02:18
    2
    maydın
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Mayıs.2007
    Üye No: 761
    Mesaj Sayısı: 1,165
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 13
    Bulunduğu yer: iskenderun

    --->: hayırlı amellere acele etmek




    Cenab-ı Hakk’ın insanlık için en büyük ihsanı ve ikramı, Din-i Celil-i İslam’dır. Bu dünyada en büyük nimet İslam ile müşerref olup onun bize bildirdiği hususlara iman etmek, emirlerini yerine getirmek, nehiylerinden sakınmak; İslam’ı bize tebliğ eden Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in sünnetine tam manasıyla sarılmak; Kur'an-ı Azîmü’ş-Şân’ı öğrenmek, yaşamak, başkalarının öğrenmesine ve yaşamasına vesile olmaktır. Yani Allah’ın rızasına muvafık bir hayat yaşayıp, öbür aleme iman-ı hakîkî ile gidebilmektir.
    Din-i Celil-i İslam mü’minlere bu hususlarda birbirleriyle yardımlaşmalarını daima tavsiye etmektedir.
    Mâide Suresi’nin 2. Ayet-i Kerimesi’nde mealen şöyle buyuruluyor: “İyilik ve takvada birbirinizle yardımlaşınız”
    Ayet-i kerime’de geçen ve “iyilik” diye tercüme olunan “el-birr” kelimesi, ihsan, kemal-i hayr-hayrın ve iyiliğin en mükemmeli, Allah’ın rahmeti, rızası ve cenneti gibi manalara gelmektedir
    Takvâ ise tefsir kitaplarımızda şu şekilde izah edilmiştir: “Takvâ, Kur'an-ı Kerim’de üç mertebe üzerine zikr olunmuştur. Birincisi ebedî azaptan korunmak için şirkten uzak durarak ehl-i imandan olmak. İkincisi büyük günahları işlemekten ve küçük günahlarda ısrar etmekten uzak durup farzları ifa etmek. Üçüncüsü de kalbini meşgul eden ve Hakk’ı unutturan her şeyden yüz çevirip, bütün mevcudiyeti ile Hak Teâlâ’ya yönelmek. “Ey İman edenler Allah’tan hakkıyla korkun” mealindeki ayet-i kerime’de geçen ( حق تقاته ) ifadesinden maksat da bu üçüncü mertebedir.”
    Âl-i İmran Suresi’nin 133 ilâ 135. ayet-i kerimeleri’nde ise şöyle buyurulmaktadır:“Rabbinizin mağfiretine ve takvâ sahipleri için hazırlanmış olan, göklerle yer genişliğindeki cennete koşun. O takvâ sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar; öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah iyilik sahibi olanları sever. Yine onlar bir günah işlediklerinde veya kendilerine zulmettiklerinde, Allah’ı hatırlayıp günahları için hemen istiğfar ederler. Zaten günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir! Bir de onlar işledikleri kötülüklerde bile bile ısrar etmezler.”

    Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır: “Salih ameller yapmakta acele ediniz. Zira yakın bir zamanda karanlık geceler gibi bir takım fitneler meydana çıkacaktır. O zamanda insan, mü’min olarak sabahlar, kafir olarak akşamı eder. Mü’min olarak akşama kavuşur, kafir olarak sabahlar. Dinini az bir dünyalığa satar.”
    Görülüyor ki ayet-i kerimelerde ve hadis-i şeriflerde mü’minlere hayırlı işlerde acele etmeleri, salih ameller için koşuşturmaları tavsiye edilmektedir. Dinimizin aceleci olmayı tavsiye ettiği başka bir husus yoktur. Bu sebeple mü’minler hayırlı işlerde ve hizmetlerde gözü açık davranmalı, fırsatları kaçırmayıp anında değerlendirmelidir. Allah’ın rızasına götürecek ameller ve hizmetler hususunda mü’minler birbirleriyle yardımlaşmalı ve adeta yarışırcasına gayret göstermelidirler. Bu hususla alakalı olarak Bakara Suresi’nin 148. âyet-i kerîmesi’nde şöyle buyuruluyor: “Herkesin yöneldiği bir taraf vardır. (Öyleyse Ey Mü’minler) siz hayır işlerinde yarışın. Nerede olursanız olun Allah hepinizi bir araya getirir. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir.”
    Muhterem Mü’minler,
    Unutulmamalıdır ki hayra delâlet eden ve güzel bir hizmet yaparak insanların salih ameller işlemesine sebep olanlar, o hayrı yapan tüm insanların elde ettiği sevaplara nail olurlar. Zira bir hadis-i şeriflerinde Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyorlar: “Bir hayra vesile olan kimseye o iyiliği yapanın ecri gibi sevap vardır”



    Elmalılı, Hak Dini Kur'ân Dili, cild 2, sayfa 1145; Riyâzü’s-Sâlihîn Terceme ve Şerhi, cild 3, sayfa 422
    Al-i Imran Suresi, Ayet 102
    Elmalılı, Hak Dini Kur'ân Dili, cild 2, sayfa 1153


    Sahih-i Müslim, İman 186, Sünen-i Tirmizî, Fiten 30, İbn-i Mâce, İkâme 78
    Sahih-i Müslim, İmare 133


  4. 27.Ağustos.2010, 02:18
    2
    Özel Üye



    Cenab-ı Hakk’ın insanlık için en büyük ihsanı ve ikramı, Din-i Celil-i İslam’dır. Bu dünyada en büyük nimet İslam ile müşerref olup onun bize bildirdiği hususlara iman etmek, emirlerini yerine getirmek, nehiylerinden sakınmak; İslam’ı bize tebliğ eden Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in sünnetine tam manasıyla sarılmak; Kur'an-ı Azîmü’ş-Şân’ı öğrenmek, yaşamak, başkalarının öğrenmesine ve yaşamasına vesile olmaktır. Yani Allah’ın rızasına muvafık bir hayat yaşayıp, öbür aleme iman-ı hakîkî ile gidebilmektir.
    Din-i Celil-i İslam mü’minlere bu hususlarda birbirleriyle yardımlaşmalarını daima tavsiye etmektedir.
    Mâide Suresi’nin 2. Ayet-i Kerimesi’nde mealen şöyle buyuruluyor: “İyilik ve takvada birbirinizle yardımlaşınız”
    Ayet-i kerime’de geçen ve “iyilik” diye tercüme olunan “el-birr” kelimesi, ihsan, kemal-i hayr-hayrın ve iyiliğin en mükemmeli, Allah’ın rahmeti, rızası ve cenneti gibi manalara gelmektedir
    Takvâ ise tefsir kitaplarımızda şu şekilde izah edilmiştir: “Takvâ, Kur'an-ı Kerim’de üç mertebe üzerine zikr olunmuştur. Birincisi ebedî azaptan korunmak için şirkten uzak durarak ehl-i imandan olmak. İkincisi büyük günahları işlemekten ve küçük günahlarda ısrar etmekten uzak durup farzları ifa etmek. Üçüncüsü de kalbini meşgul eden ve Hakk’ı unutturan her şeyden yüz çevirip, bütün mevcudiyeti ile Hak Teâlâ’ya yönelmek. “Ey İman edenler Allah’tan hakkıyla korkun” mealindeki ayet-i kerime’de geçen ( حق تقاته ) ifadesinden maksat da bu üçüncü mertebedir.”
    Âl-i İmran Suresi’nin 133 ilâ 135. ayet-i kerimeleri’nde ise şöyle buyurulmaktadır:“Rabbinizin mağfiretine ve takvâ sahipleri için hazırlanmış olan, göklerle yer genişliğindeki cennete koşun. O takvâ sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar; öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah iyilik sahibi olanları sever. Yine onlar bir günah işlediklerinde veya kendilerine zulmettiklerinde, Allah’ı hatırlayıp günahları için hemen istiğfar ederler. Zaten günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir! Bir de onlar işledikleri kötülüklerde bile bile ısrar etmezler.”

    Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır: “Salih ameller yapmakta acele ediniz. Zira yakın bir zamanda karanlık geceler gibi bir takım fitneler meydana çıkacaktır. O zamanda insan, mü’min olarak sabahlar, kafir olarak akşamı eder. Mü’min olarak akşama kavuşur, kafir olarak sabahlar. Dinini az bir dünyalığa satar.”
    Görülüyor ki ayet-i kerimelerde ve hadis-i şeriflerde mü’minlere hayırlı işlerde acele etmeleri, salih ameller için koşuşturmaları tavsiye edilmektedir. Dinimizin aceleci olmayı tavsiye ettiği başka bir husus yoktur. Bu sebeple mü’minler hayırlı işlerde ve hizmetlerde gözü açık davranmalı, fırsatları kaçırmayıp anında değerlendirmelidir. Allah’ın rızasına götürecek ameller ve hizmetler hususunda mü’minler birbirleriyle yardımlaşmalı ve adeta yarışırcasına gayret göstermelidirler. Bu hususla alakalı olarak Bakara Suresi’nin 148. âyet-i kerîmesi’nde şöyle buyuruluyor: “Herkesin yöneldiği bir taraf vardır. (Öyleyse Ey Mü’minler) siz hayır işlerinde yarışın. Nerede olursanız olun Allah hepinizi bir araya getirir. Şüphesiz Allah her şeye kadirdir.”
    Muhterem Mü’minler,
    Unutulmamalıdır ki hayra delâlet eden ve güzel bir hizmet yaparak insanların salih ameller işlemesine sebep olanlar, o hayrı yapan tüm insanların elde ettiği sevaplara nail olurlar. Zira bir hadis-i şeriflerinde Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyorlar: “Bir hayra vesile olan kimseye o iyiliği yapanın ecri gibi sevap vardır”



    Elmalılı, Hak Dini Kur'ân Dili, cild 2, sayfa 1145; Riyâzü’s-Sâlihîn Terceme ve Şerhi, cild 3, sayfa 422
    Al-i Imran Suresi, Ayet 102
    Elmalılı, Hak Dini Kur'ân Dili, cild 2, sayfa 1153


    Sahih-i Müslim, İman 186, Sünen-i Tirmizî, Fiten 30, İbn-i Mâce, İkâme 78
    Sahih-i Müslim, İmare 133





+ Yorum Gönder