Hilâfet'in İkamesinin Farziyeti ve Şeri Delilleri 5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
  1. 1
    alpgirayhan Devamlı Üye
    alpgirayhan
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üye No: 57277
    Mesaj Sayısı: 109
    Tecrübe Puanı: 2

    Hilâfet'in İkamesinin Farziyeti ve Şeri Delilleri


    Hilâfet'in İkamesinin Farziyeti ve Şeri Delilleri

    Hilafetin tekrar ikamesine olan inancımızın akli hüccetlerini sağ olsun arkadaşımız saydı Esas itibariyle önemli olan bu hüccetlerin yanı sıra ayrıca bizim bu meseleye sımsıkı sarılmamızı sağlayan, onu hayat-memat meselesi haline dönüştürmemizi gerektiren şeri delillerde vardır Ben ise sizlere İnşaAllah bu konuda bilgi vermeye çalışacağım Zira Müslümanlar hayatlarının her anında bu şeri hükümlerle kayıtlı ve bunlardan mükellef konumundadırlar Fakat edille-i şeriyye de geçen bu delilleri belirtmeden önce bazı konulara açıklık getirmek istiyorum Allah Subhanehu Teâlâ bize, gönderdiği dine iman etmeyi ve o dinin emirlerine göre yaşamayı ve bu İslami yaşamı tatbik edip koruyacak ve İs-lam’ı âleme hidayet ve nur olması açısından cihad yoluyla yayacak olan bir devleti de nasip etti Üm-met bu devletle izzet buldu ve bu devlet sayesin-de, Allah’u Teâla’nın da haber verdiği gibi, insanlar için çıkarılan en hayırlı Ümmet makamına nail oldu İslâmî ümmet bugün yaşadığı gibi bir hayatı asla yaşamadı.

    Hayatın bazı merhalelerinde yaşadığı zafiyetlere ve bazen de bu İslâm’ı kötü tatbikine rağmen yine de Ümmet izzetini muhafaza etmiş ve hiç bir kuvvet ona saldırmaya dahi cesaret edememişti O, İslâm’la ülkeleri fethetti ve oralarda Allah’ın hükmüne göre yönetti ve nihayet bu sayede yeryüzünde nerdeyse İslâm’ın girmediği bir bölge kalmadı Ama bugün İslâmî Ümmet alışık olmadığı bir hayat yaşamaktadır Zira İslâm’ın düşmanları, onu zayıf devletçiklere parçaladı ve her karış toprağına hükmetti Müslümanlar, alçak kâfirlerin saldırısına uğradılar ve her yerde işkenceye maruz kaldılar Nitekim dünyada Müslümanlara yapılanlar araştırmaların, istatistiklerin konusunu bunlar teşkil eder oldu Kaç ölü var, kaç sürgün var, kaç ırzları çiğnenen Müslüman kadın var, kaç aç var, kaç fakir var, kaç hakkını alamayan mazlum var, kaç masum var diye uzayıp gider Hâlbuki İslâm’ın otoritesi tebaasını kâfirlere karşı savunuyordu, şereflerini koruyordu ve ırzlarını kem gözlerden muhafaza ediyordu Bugün ise, Müslümanların uğradıkları zulme insaf eden ve onların ırzlarını koruyan hiç bir kimse ve hiç bir otorite yoktur Ümmet bugün İslâm’ın sancağı altındaki Üm-met gibi değildir.

    Eğer onlara, Müslümanları birleştiren Hilâfet hükmetseydi sömürgeci kâfirin çizdiği sanal sınırlar kesinlikle onları ayıramaz, uygulanan zalimane kanunlar onları parçalayamazdı Bilakis bir Müslüman, dünyanın bir ucundan diğer ucuna seyahat eder, hiç bir kimse ona “sen kimsin” diye soramaz ve hiç bir kimse onu yabancılıkla niteleyemezdi İslâmî Beldelerde dolaşır, ticaret yapar, çalışır, eğitim alır, evlenir, ikamet eder ve hiç bir Allah’ın kulu buna engel olamazdı Fakat bugün Hilâfet nerede? Evet, o vardı, ama bundan tam Hicrî 84 sene önce kaldırıldı Daha açık belirtmek gere-kirse, Miladî 3 Mart 1924 tarihinde ilga edildi ve üç gün önce üzerimizden kaldırılışının M 85 se-nesini tamamladı 3 Martta Hilâfet’in otoritesinin ortadan kaldırılmasıyla İslâmî ümmetin asası kı-rıldı Bugün tekrar Allah’ın hükmünü yeryüzüne ikame etmek üzere çalışmak her Müslüman’a farzdır Çünkü İslâmî hayatı başlatmanın metodu Hilâfet’tir .

    Öyleyse Hilâfet’in farziyetini delilleriyle açıklamaya çalışacağız Hilâfet; İslâmî Şeriat’ın Hükümlerini ikâme etmek ve İslâmî Daveti dünyaya taşımak için tüm Müslümanların genel başkanlığıdır Hilâfet; İma-met ile aynı mânâdadır Hilâfet’in farziyeti ile ala-kalı deliller, Kitâp, sünnet ve icmâ-ı sahâbedir Kitâp’dan delil; Allah’u Teâlâ Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e Müslümanlar arasında Allah’ın indirdiğiyle hükmetmesini emretmiştir Bu emir, kesin bir emirdir Allah’u Teâlâ Rasûlüne hitaben şöyle buyurmuştur:

    {
    فَاحْكُمبَيْنَهُمبِمَاأَنزَلَاللّهُوَلاَتَتَّبِعْأَهْوَاءهُمْعَمَّاجَاءكَمِنَالْحَقِّ } “Artık aralarında Allah'ın indirdiği ile hük-met; sana gelen hakikati bırakıp da onların ar-zularına uyma ” (Mâide 48) {أَنِاحْكُمبَيْنَهُمبِمَاأَنزَلَاللّهُوَلاَتَتَّبِعْأَهْوَاءهُمْوَاحْذَرْهُمْأَنيَفْتِنُوكَعَنبَعْضِمَاأَنزَلَاللّهُإِلَيْكَ } “Aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet ve onların arzularına uyma Allah'ın sana indirdiği hükümlerin bir kısmından seni saptırmamala-rına dikkat et ” (Mâide 49) Rasûl’e has olduğuna dair bir delil bulunmadıkça Allah’ın, Rasûl’e hitabı, Ümmete hitaptır Bu ayetlerde, Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e has olduğuna dair bir delil bulunmamaktadır Bu sebeple bu hitap, Müslümanların Allah'ın indirdikleri ile hükmedilmelerine ilişkin bir hitaptır Nitekim Allah’u Teâlâ kendilerinden olan ulu'l emre itaati, tüm Müslümanlara farz kıldı O halde ayet, "veliyyu’l emrin" yani yöneticinin varlığının farziyetine işaret etmektedir Allah’u Teâlâ şöyle buyurmuştur:

    يَاأَيُّهَاالَّذِينَآمَنُواْأَطِيعُواْاللّهَوَأَطِيعُواْالرَّسُولَوَأُوْلِيالأَمْرِمِنكُمْفَإِنتَنَازَعْتُمْفِيشَيْءٍفَرُدُّوهُإِلَىاللّهِوَالرَّسُولِإِنكُنتُمْتُؤْمِنُونَبِاللّهِوَالْيَوْمِالآخِرِذَلِكَخَيْرٌوَأَحْسَنُتَأْوِيل “Ey iman edenler! Allah'a itaat edin Rasul'e ve sizden olan Ululemr’e (yöneticilere) de itaat edin Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah'a ve ahirete hakikaten inanıyorsanız onu Allah'a ve Rasûl'e götürün; bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir ” (Nisâ 59) Allah’u Teâlâ olmayan bir şeye itaati emretme-yeceğine göre veliyyu’l emrin varlığı farziyet kaza-nır.



    İlgili Yazılar

  2. 2
    alpgirayhan Devamlı Üye
    alpgirayhan
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üye No: 57277
    Mesaj Sayısı: 109
    Tecrübe Puanı: 2

    --->: Hilâfet'in İkamesinin Farziyeti ve Şeri Delilleri


    Yani Allah’u Teâlâ veliyyu’l emre itaati emre-derken aynı zamanda veliyyu’l emrin var olması gerekliliğini de emretmiş demektir Zira ancak veliyyu’l emrin varlığı durumunda şer’i hükümler uygulanabilecektirYokluğu durumunda ise şer’i hükümlerin uygulanmaması anlamına gelirBu da veliyyu’l emrin varlığının farzlığına delalet ederVeliyyu’l emrin yokluğu ve ikamesi için çalışılmaması şeri hükümlerin hayattan uzaklaşması gibi büyük bir haramın işlenmesine sebep olurAllah’u Teâlâ İslâm dışında her hükmün batıl, tağût ve cahiliye olduğunu beyan etmiş ve bize bunları inkâr etmeyi emretmiştirAllah’u Teâlâ şöyle buyurmuştur:

    كَانَالنَّاسُأُمَّةًوَاحِدَةًفَبَعَثَاللّهُالنَّبِيِّينَمُبَشِّرِينَوَمُنذِرِينَوَأَنزَلَمَعَهُمُالْكِتَابَبِالْحَقِّلِيَحْكُمَبَيْنَالنَّاسِفِيمَااخْتَلَفُواْفِيهِ “İnsanlar bir tek ümmet idiSonra Allah, müjdeleyici ve uyarıcı olarak Nebileri gönder-diİnsanlar arasında, anlaşmazlığa düştükleri hususlarda hüküm vermeleri için, onlarla be-raber hak yolu gösteren kitapları da gönderdi” (Bakara 213) Yine Allah’u Teâla şöyle buyurmuştur:

    إِنَّاأَنزَلْنَاإِلَيْكَالْكِتَابَبِالْحَقِّلِتَحْكُمَبَيْنَالنَّاسِبِمَاأَرَاكَاللّهُوَلاَتَكُنلِّلْخَآئِنِينَخَصِيمًا “Allah'ın sana gösterdiği şekilde insanlar arasında hükmedesin diye sana Kitab'ı hak ile indirdik; hainlerden taraf olma!” (Nisâ 105) وَمَنلَّمْيَحْكُمبِمَاأَنزَلَاللّهُفَأُوْلَـئِكَهُمُالْكَافِرُونَ “Kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse iş-te onlar kâfirlerin ta kendileridir” (Mâide 44) Sünnetten delillere gelince; Müslim Kitâb-ul İmâra’da, Nâfi’den, Abdullah İbn-u Ömer’den Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururlarken işittim dediğini rivayet etmiştir:
    "
    مَنْخَلَعَيَدًامِنْطَاعَةٍلَقِيَاللَّهَيَوْمَالْقِيَامَةِلَاحُجَّةَلَهُوَمَنْمَاتَوَلَيْسَفِيعُنُقِهِبَيْعَةٌمَاتَمِيتَةًجَاهِلِيَّةً "

    “Kim itâatten elini çekerse, kıyamet gü-nünde bir delili olmaksızın Allah'la kavuşacak-tır
    Kimde boynunda bey'at olmaksızın ölürse, cahiliye ölümüyle ölür”Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem her Müs-lüman’a boynunda biat bulunmasını farz kılmış, boy-nunda biat olmadan ölenin ölümünü "cahiliye ölü-mü" ile vasıflandırmıştırO takdirde farz olan her Müslüman’ın boynunda bir halifeye biatın bulun-masıdırDolayısıyla hadis, Halife’yi nasbetmenin farziyetine delildir, yoksa her ferdin Halife’ye biat etmesinin farziyetine delil değildir.

    Zira Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yerdiği şey, ölünceye dek bir Müslüman’ın boynunun biattan hâli olmasıdırDeğilse biatı yermemiştirRasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in “Kimde boynunda bey'at olmaksızın ölürse, cahiliye ölümüyle ölür” Sözünün anlamı; cahiliye ehlinin ölümü gibi ölür, yani gayri İslâmî şekilde ölen kimse gibidirHadiste teşbih edatı kullanılmamış, bilakis cahiliye ölümüyle ölür demiştir.

    Yoksa cahiliye ölümüyle ölen kimse gibidir dememiştirHadis geneldir ve Halife bulunmadığı sürece, Halife bulununcaya kadar, bütün Müslümanları kapsarHilâfet’i ikâme etmek için teşebbüs eden kimseler müstesna, kim Halife’nin varlığından önce ölürse, cahiliye ölümüyle ölmüş olurHalife’yi ikâme etmek için çalışmayanlara gelince; onlar günahkârdırlar, yani sanki onlar gayri İslâm üzere ölmüşlerdirAma kâfir olarak değil, Müslü-man olarak öleceklerdir, fakat günahkârdırlarGü-nahkâr olmak, cahiliye ölümüyle ifade edilmiştirBuhârî, Müslim Kitâb-ul İmâra’da, Ahmed, Nesâî ve Ebû Davûd A’rac’ten, Ebû Hurayra’dan Nebî Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduklarını rivâyet etmişlerdir:

    "
    إِنَّمَاالْإِمَامُجُنَّةٌيُقَاتَلُمِنْوَرَائِهِوَيُتَّقَىبِهِفَإِنْأَمَرَبِتَقْوَىاللَّهِعَزَّوَجَلَّوَعَدَلَكَانَلَهُبِذَلِكَأَجْرٌوَإِنْيَأْمُرْبِغَيْرِهِكَانَعَلَيْهِ " “İmam bir kalkandır; onun arkasında çarpı-şılır ve onunla korunulurEğer o takva ile em-rederse ve kendisi adil olursa ona ecir var, bu-nun gayrını emrederse ona vebal vardır” Buhârî Kitâb-ul Enbiyâ’da, Müslim Kitâb-ul İmâra’da, Ahmed ve İbn-u Mâce, Şu’be’den, Furât el- Fezzâz’ın, Ebû Hâzim’dan şöyle işittim dediğini rivâyet etmişlerdir:

    "
    قَاعَدْتُأَبَاهُرَيْرَةَخَمْسَسِنِينَفَسَمِعْتُهُيُحَدِّثُعَنْالنَّبِيِّصَلَّىاللَّهُعَلَيْهِوَسَلَّمَقَالَكَانَتْبَنُوإِسْرَائِيلَتَسُوسُهُمْالْأَنْبِيَاءُكُلَّمَاهَلَكَنَبِيٌّخَلَفَهُنَبِيٌّوَإِنَّهُلَانَبِيَّبَعْدِيوَسَيَكُونُخُلَفَاءُفَيَكْثُرُونَقَالُوافَمَاتَأْمُرُنَاقَالَفُوابِبَيْعَةِالْأَوَّلِفَالْأَوَّلِأَعْطُوهُمْحَقَّهُمْفَإِنَّاللَّهَسَائِلُهُمْعَمَّااسْتَرْعَاهُمْ " “Ebu Hurayra ile beş sene beraber bulundum. Bana Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den şunu işittiğini söyledi: "İsrail oğulları Nebîler tarafından siyaset (idare) edilirdiBir Nebî öldüğünde onu bir diğeri takip ederdiBenden sonra artık Nebî yokturAncak birçok Halife-ler olacaktır” Oradakiler dediler ki: “Bu durumda bize ne emredersin?” Dedi ki: “İlk biat edilene vefakâr olun ve ona karşı olan vazifelerinizi yerine getirin.

    Muhakkak ki Allah size karşı vazifelerini yerine getirip getirmedik-lerini onlardan soracaktır” Buhârî Kitâb-ul Fiten’de, Müslim Kitâb-ul İmâra’da ve Ahmed Müsned-i Benî Hâşim’de İbn-u Abbâs’dan Nebî Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduklarını rivâyet etmişlerdir: "
    مَنْكَرِهَمِنْأَمِيرِهِشَيْئًافَلْيَصْبِرْفَإِنَّهُمَنْخَرَجَمِنْالسُّلْطَانِشِبْرًامَاتَمِيتَةًجَاهِلِيَّةً "

    “Emir’inden hoşlanmadığı bir şeyi gören kimse sabretsin
    Zira otoriteden bir karış ayrılan kimse, cahiliye ölümüyle ölür” Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bu hadislerde, Müslümanların bir takım idarecilerinin olacağını haber verdiği gibi, Halife’nin "kalkan" yani ümmet için bir koruyucu vasfını da beyan etmiştirRasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in imamı "kalkan" olarak nitelemesi, bir İmam’ın bulunmasının faydalarına belirten bir taleptirZira Allah Rasûl’ünün bir şeyi haber vermesi, yerme ifadesi içeriyorsa o şeyi terk etmeyi gerektiren bir taleptir



  3. 3
    alpgirayhan Devamlı Üye
    alpgirayhan
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üye No: 57277
    Mesaj Sayısı: 109
    Tecrübe Puanı: 2

    --->: Hilâfet'in İkamesinin Farziyeti ve Şeri Delilleri


    Eğer haber verme bir övgü ifadesi içeriyorsa, o fiilin yapılmasını gerektiren bir taleptir Eğer Allah Rasûl’ünce talep edilen fiilin yapılması, şer’î bir hükmün yerine getirilmesini gerektiriyorsa ya da söz konusu fiilin terki herhangi bir şer’î hükmün uygulanmamasına sebep oluyorsa, bu talep kesinlik ifade ederRasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yukarıdaki hadislerinde; hem Müslümanları idare edecek kişilerin Halife’ler olduğunu hem Müslümanların başında her zaman bir Halife’nin bulunmasının farz olduğunu hem de Müslüman-ların sultadan otoriteden dışarı çıkmalarının haram olduğunu haber vermiştirBu da Müslümanların, yönetilmeleri için bir otorite tesis etmelerinin farziyetine delâlet ederMüslim Kitâb-ul İmâra’da, Nesâî, Ebû Davûd, İbn-u Mâce ve Ahmed, Abdurrahman İbn-u Abd’i rabb-il Ka’be’den şöyle dediğini rivâyet etmişlerdir:

    " قَالَدَخَلْتُالْمَسْجِدَفَإِذَاعَبْدُاللَّهِبْنُعَمْرِوبْنِالْعَاصِجَالِسٌفِيظِلِّالْكَعْبَةِوَالنَّاسُمُجْتَمِعُونَعَلَيْهِفَأَتَيْتُنهُمفَجَلَسْتُإِلَيْهِفَقَالَكُنَّامَعَرَسُولِاللَّهِصَلَّىاللَّهُعَلَيْهِوَسَلَّمَفِيسَفَرٍالىانقال: مَنْأَحَبَّأَنْيُزَحْزَحَعَنْالنَّارِوَيُدْخَلَالْجَنَّةَفَلْتَأْتِهِمَنِيَّتُنَهُْوَهُوَيُؤْمِنُبِاللَّهِوَالْيَوْمِالْآخِرِوَلْيَأْتِإِلَىالنَّاسِالَّذِييُحِبُّأَنْيُؤْتَىإِلَيْهِوَمَنْبَايَعَإِمَامًافَأَعْطَاهُصَفْقَةَيَدِهِوَثَمَرَةَقَلْبِهِفَلْيُطِعْهُإِنْاسْتَطَاعَفَإِنْجَاءَآخَرُيُنَازِعُهُفَاضْرِبُواعُنُقَالْآخَرِ " “Mescide girmiştimAbdullah İbnu Amr İbni'l-As'ı gördüm: Ka'be'nin gölgesinde oturuyorduKa'be'nin gölgesinde birçok kimse ona müteveccih olarak oturmuştuBen de ona doğru oturdumŞunu anlattı: "Bir seferde Rasûlullah aleyhissalâtu vesselem'le beraberdik…

    “Kim ateşten uzak kalmayı ve cennete girmeyi dilerse, Allah'a ve ahiret gününe inanır olduğu halde ölümü karşılasın
    İnsanlara, onların kendisine nasıl muamele etmelerini dilerse öyle muamelede bulunsunKim bir imama biat edip samimi-yetle sadakat sözü vermiş ise, elinden geldikçe ona itaat etsinBir başkası gelip, önceki ile münâzaaya girişecek olursa sonradan çıkanın boynunu uçurun” İmam’a itâate ilişkin emir, İmam’ın ikâmesine ilişkin bir emirdirİmam’la çekişen kişi ile savaşmaya dâir emir, bir tek Halife icat etmenin kesinliğine ilişkin bir karinedirMüslim Kitâb-ul İmâra’da, Yahya İbn-u Husayn’dan Cidde’sinin Nebî Sallallahu Aleyhi ve Sellem’i veda hutbesinde şöyle buyururlarken işittim dediğini rivâyet etmiştir:

    " وَلَوْاسْتُعْمِلَعَلَيْكُمْعَبْدٌيَقُودُكُمْبِكِتَابِاللَّهِفَاسْمَعُوالَهُوَأَطِيعُوا " “Eger üzerinize bir köle, emir tayin edilse, sizi Allah'in Kitab’ıyla sevk ve idare ettigi sürece, onu dinleyiniz ve itaat ediniz” Yine Müslim Kitâb-ul İmâra’da, Nâfi’den İbn-u Ömer’in Nebî Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduklarını rivâyet etmiştir: " عَلَىالْمَرْءِالْمُسْلِمِالسَّمْعُوَالطَّاعَةُفِيمَاأَحَبَّوَكَرِهَإِلَّاأَنْيُؤْمَرَبِمَعْصِيَةٍفَإِنْأَمَرَبِمَعْصِيَةٍفَلَاسَمْعَوَلَاطَاعَةَ " “Müslüman kişinin bir günah işlemekle emrolunması dışında hoşlandığı veya hoşlanmadığı hususlarda itâat etmesi vaciptirBir günah işlemekle emrolundugu zaman dinlemek ve itâat etmek yoktur” İmam Ahmed Müsned-i Mükessirin’de, İbn-u Mesûd’dan Nebî Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduklarını rivâyet etmiştir:

    "
    كَيْفَبِكَيَاعَبْدَاللَّهِإِذَاكَانَعَلَيْكُمْأُمَرَاءُيُضَيِّعُونَالسُّنَّةَوَيُؤَخِّرُونَالصَّلَاةَعَنْمِيقَاتِهَاقَالَكَيْفَتَأْمُرُنِييَارَسُولَاللَّهِقَالَتَسْأَلُنِيابْنَأُمِّعَبْدٍكَيْفَتَفْعَلُلَاطَاعَةَلِمَخْلُوقٍفِيمَعْصِيَةِاللَّهِعَزَّوَجَلَّ " “Ey Abdullah! Acaba üzerinizde, sünneti zayi eden, namazı vaktinden tehir eden, Emir-ler olduğu zaman durumun nasıl olacaktır? Abdullah: “Ne emredersin bize Ya Rasûlullah!” diye sorduO da: “Ey İbn-u Abd-in ne yapacağını bana mı soruyorsun? Allah’a isyanda mahlûkata itâat yoktur” Buyurduİmam Ahmed Müsned-i baki-l Mükessirin’de, Amr İbn-u Züneyb El- Anberî’den, Enes İbn-u Mâlik’in kendisine Muâz’dan şöyle dediğini rivâyet etmiştir:

    "
    يَارَسُولَاللَّهِأَرَأَيْتَإِنْكَانَعَلَيْنَاأُمَرَاءُلَايَسْتَنُّونَبِسُنَّتِكَوَلَايَأْخُذُونَبِأَمْرِكَفَمَاتَأْمُرُفِيأَمْرِهِمْفَقَالَرَسُولُاللَّهِصَلَّىاللَّهُعَلَيْهِوَسَلَّمَلَاطَاعَةَلِمَنْلَمْيُطِعْاللَّهَعَزَّوَجَلَّ " “Ya Rasûlullah! Eğer üzerimize, senin sünnetini takip etmeyenler, senin emrine uymayanlar, Emir olurlarsa ne dersin? Diye sorduRasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem:

    “ Allah’a itaat etmeyen kimselere itaat yoktur” buyurdu
    Vacibin ancak kendisiyle tamamlandığı şeyde vaciptir diye bir fıkhî kaide vardırDini ikâme et-mek, dünya ve ahiret hayatının her alanında şer’î hükümleri uygulamak, subutu ve delâleti kat’î de-lille Müslümanlar üzerine farzdırBunlar da ancak otorite sahibi bir yöneticiyle gerçekleşirÖyleyse bu zaviyeden de Halife’yi nasbetmek farz oluyorDeğerli Müslümanlar! Şu hadise kulak verinizMüslim’in Kitâb-ul İmâra’da, Ahmed ve Dârimî’ninde Avf İbn-u Mâlik’ten rivâyet ettikleri bir hadiste Allah Rasûl’ü şöyle buyurdular:
    "
    خِيَارُأَئِمَّتِكُمْالَّذِينَتُحِبُّونَهُمْوَيُحِبُّونَكُمْوَتُصَلُّونَعَلَيْهِمْوَيُصَلُّونَعَلَيْكُمْوَشِرَارُأَئِمَّتِكُمْالَّذِينَتُبْغِضُونَهُمْوَيُبْغِضُونَكُمْوَتَلْعَنُونَهُمْوَيَلْعَنُونَكُمْقَالُواقُلْنَايَارَسُولَاللَّهِأَفَلَانُنَابِذُهُمْعِنْدَذَلِكَقَالَلَامَاأَقَامُوافِيكُمْالصَّلَاةَ " “En hayırlı imamlarınız sizin onları sevdiği-niz, onların da sizi sevdikleri, sizin onlara dua ettiğiniz, onların da size dua edenleridirEn şerlileri de onların size buğz ettiği ve sizin de onlara buğz ettiğiniz, onların size lânet oku-dukları, sizlerin de onlara lânet okuduğunuz imamlarınızdır" Dediler ki;

    "Ey Allah'ın Rasûl’ü onlara silahla karşı çıkmayalım mı? Dedi ki: “Ara-nızda namazı ikame ettiği müddetçe hayır
    ” İmam Ahmed’in rivâyetinde ise şöyle geçmek-tedir: "
    قَالَلَامَاصَلَّوْالَكُمْالْخَمْسَ " “Dedi ki: “Sizin için beş vakit namazı ikame ettiği müddetçe hayır” Müsned-i bâki-l Ensar’da ise “Sizin için namazı ikame ettiği müddetçe hayır” Lafzıyla geçmiştirNamazı ikâme etmek, dinin ikâmesinden ve onunla hükmetmekten kinayedirDaha önce biz, Allah’a itaat etmeyen kimselere âdem-i itaat emredildiğini beyan etmiştikDolayısıyla buradaki emir, bazı yönlerden kusur gösterse de, isyan etse de kendisinden açık küfür ortaya çıkmadığı müddetince İslâm ile hükmeden kimselere itaat etmekle sınırlıdırMüslim Kitâb-ul İmâra’da Ummu Seleme’den Nebî Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduklarını rivâyet etmiştir:

    "
    سَتَكُونُأُمَرَاءُفَتَعْرِفُونَوَتُنْكِرُونَفَمَنْعَرَفَبَرِئَوَمَنْأَنْكَرَسَلِمَوَلَكِنْمَنْرَضِيَوَتَابَعَقَالُواأَفَلَانُقَاتِلُهُمْقَالَلَامَاصَلَّوْا " “Bir takım emirleriniz olacaktır, siz onları tanıyacaksınız ve inkâr edeceksinizKim onla-rı tanırsa beri olur, kim onları inkâr ederse kurtulurKim de onlardan razı olup tabi olur-sa!” Dediler ki; “Onlarla savaşmayalım mı?” Dedi ki: “Namazı ikame ettikleri müddetçe hayır” Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ve ondan sonra Sahabeleri, ülkeleri fethediyorlar, oraları İslâm’ın hükümlerine göre yönetiyorlar ve şeriatı, gayri müslimler de dâhil olmak üzere herkese tatbik ediyorlardı.



  4. Reklam

  5. 4
    alpgirayhan Devamlı Üye
    alpgirayhan
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üye No: 57277
    Mesaj Sayısı: 109
    Tecrübe Puanı: 2

    --->: Hilâfet'in İkamesinin Farziyeti ve Şeri Delilleri


    Hiçbir kimseyi akidesini değiştirmeye zorlamıyorlardı Çünkü dinde zorlama yoktuAma insanları İslâm’ın hükümleri ve otoritesine boyun eğmeye icbar ediyorlardıBunların, bütün âlemin ancak şeriatın indirdikleriyle hükmedilmesine sarahaten delâlet ettiğini söyleyebilirizİcmâ-i sahabeye gelince; Nübüvvet medrese-sinde yetişen ve beşerin en hayırlısının elinde fa-kih olan sahabeler, Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem refiki Âlâ’ya intikal ettiğinde Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in defin işini erteleyerek Halife seçimiyle ilgilendiklerini görüyoruz.

    Hâlbuki ölünün en kısa zamanda defnedilmesi farz olduğu gibi ölünün defnedilmesinin kendilerine farz olduğu kişilerin bir başka işle meşgul olmaları ve defni ertelemeleri de haramdırBu naaş Rasûlullah’ın olursa durum nasıl olur? Rasulullah'ın cenazesinin teçhizi ve defni üzerlerine farz olan bir kısım sahabenin Halife’nin seçimi ile uğraştığı sırada diğer sahabelerin itiraz hakları olduğu halde sükût ederek defnin üç gece ertelenmesine taraftar olmaları icmaya en iyi delildirNebi’nin cenazesinin defni ile değil de Halife seçimiyle meşgul olmak üzerinde gerçekleşen bu icma, Halife seçiminin cenaze defninden, bu cenaze insanların en hayırlısına ait olsa da, daha önemli bir farz olduğunu göstermektedirİcmâ-i sahabeye başka bir örnekte, Halife Ömer-ul Farûk’un ölümü anında Müslümanların ondan halef tayin etmesini istemeleridir.

    Hadiseyi burada serdetmeye gerek yokturNeticede o, ilk Muhacirlerden altı kişiyi seçmiş ve onlara da aralarından bir kişiyi üç gün içerisinde emir seçmelerini emretmiştirİbn-u Sa’d bu meseleyi Tabakâ’tında şöyle rivâyet eder: Abdullah İbn-u Ömer dedi ki: Nihayet onlar iştişâreye başladılarOsman beni meseleye müdahil etmek için bir veya iki kere çağırdıVallahi! Aralarındaki hususta babamın söylediği şeyin olmasını bilmek dahi istemiyordumAllah’a yemin ederim ki, dudakla-rını hakkın dışında hareket ettirdiğini görmedim.

    Osman üzerime gelmeye başlayınca ona dedim ki: Emir-ul Müminin daha hayatta iken emir seç-tiğinizi hiç düşünmüyor musun? Sanki ben Ömer’i yatağından uyandırmıştımBunun üzerine Ömer “bana biraz mühlet verin dediSonra da eğer benim başıma bir olay gelirse size Suhayb üç gün namaz kıldırsın, sonra görüş birliğine varınızSizden kim, Müslümanların meşvereti olmaksızın emir olursa onun boynunu vurun” buyurdu.

    Ömer’in bu hükmü sahabelerin kulakları ve gözleri cereyan etmiştirO Müslümanların meş-vereti ve biatı olmaksızın emirliği gasbeden kim-senin öldürülmesini emretmiştirMamafih bu biatın ve meşveretin ehemmiyetine azametine delalet ederYalnız aynı şekilde bu husus bizi şu sorularla da karşı karşıya bırakır: Müslümanların üzerine sömürgeci kâfir tarafından yönetici olarak nasbedilen kimseler hakkında Ömer’in hükmü ne olurdu acaba?

    Yine ey Hattab oğlu Müs-lümanlardan yönetimi gaspeden zorla devralan ve onları Allah’ın şeriatına göre yönetmeyen, bilakis Allah’ın şeriatına savaş açan kimseler hakkında senin hükmün ne olurdu acaba? Sınırlandırmak için değil örneklendirmek için burada bazı Âlimlerin Hilâfet hakkındaki sözlerini zikredeceğiz
    İmam Nevevî Müslim’in şerhinde:

    “Halife’nin ikâmesiyle iştigal etmek, işlerin en önemlisi” olduğunu söyler
    Bu yüce İmam indinde Hilâfetle meşgul olmak işlerin en önemlisi ol-duğuna göre gerisini siz düşünün! Hicri 974 senesinde vefat eden Muhaddis ve fakih İbn-u Hacer El-Heysemî “Es-Sevâiku-l Muhrika” isimli kitabının 17sayfasında: “Biliniz ki, sahabeler, Nübüvvetin yok olmasının ardından bir İmamı nasbetmenin vacip olduğunda icmâ etmişlerdirBilakis bunu farzların en önemlisi addetmişlerdir.

    Öyle ki Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in defni yerine onunla meşgul olmuşlardır” der İbn-u Teymiyye El-Fetâvâ isimli kitabının 28 ve 390sayfalarında “İnsanların işlerini üslenme-nin en büyük dini vecibelerden olduğu bilinmesi gerekirAksine din ve dünya işlerinin ancak onunla kaim olduğunu” bildirirEl-Curcânî “İmam nasbetmek, Müslümanların maslahatlarının en önde gelenlerinden ve dinin maksatlarından en büyük olanlarındandır” der.

    Ve yine El-Cürcânî’nin şerhettiği el-Mevâkıf isimli eserinde El-İcî “Nebî Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in vefatının ardından ilk dönemdeki Müslümanların, herhangi bir zaman diliminin imamsız olamayacağı üzerinde icmâ ettiklerini” ve Kurtubî de tefsirinin 1cildinin 264sayfasında “Bunun farzlığı hakkında ümmetle imamlar arasına hiç bir ihtilafın olmadığını” söylerlerHilâfet’i delilleriyle açıkladıktan sonra bazı insanlar, İslâm devletini “Hilâfet’i” ikâme etme-nin muhal olduğunu söylerlerBöyle söylemek caiz olmadığı gibi buna inanmak Allah korusun küfre götürürBöyle söyleyen kimselerin sözle-rinin batıllığı iki açıdandır:

    1) vakıa açısından 2) nakil açısından
    Vakıa açısından batıllığı şundandır; üm-metin, sabah akşam içerisinde bulunduğu traje-diden kendisini kurtaracak Hilâfet devletini bek-lemesi, onun propagandasını yapanlara kulak vermesi, bu gayeyi gerçekleştirmek için yorul-mayan, usanmayan, bıkmayan, Allah hakkında yericinin yermesinden korkmayan gecesini gün-düzüne katarak çalışan doğru ve muhlis bir par-tinin varlığı ve büyük devletlerin hızla kan kay-betmeye başlamaları bunun göster-geleridirNakle gelince; Allah’u Teâlâ Kur’ânı Kerim’de bize zaferi ve üstünlüğü va’detmiştir

    وَعَدَاللَّهُالَّذِينَآمَنُوامِنكُمْوَعَمِلُواالصَّالِحَاتِلَيَسْتَخْلِفَنَّهُمفِيالْأَرْضِكَمَااسْتَخْلَفَالَّذِينَمِنقَبْلِهِمْوَلَيُمَكِّنَنَّلَهُمْدِينَهُمُالَّذِيارْتَضَىلَهُمْوَلَيُبَدِّلَنَّهُممِّنبَعْدِخَوْفِهِمْأَمْنًايَعْبُدُونَنِيلَايُشْرِكُونَبِيشَيْئًاوَمَنكَفَرَبَعْدَذَلِكَفَأُوْلَئِكَهُمُالْفَاسِقُون “Allah, sizlerden îmân edip sâlih amel işle-yenleri, kendilerinden öncekileri yeryüzünde Halîfe kıldığı gibi onları da yeryüzünde Halîfe kılacağını, onlar için razı olduğu dinlerini (İs-lam’ı) yeryüzünde hâkim kılacağını, (geçirdikle-ri) bu korkularını güvene çevireceğini vaâdettiZira onlar yalnız .

    Bana kulluk ederler ve hiçbir şeyi Bana ortak koşmazlar
    Kim de bundan sonra inkâr ederse işte onlar fâsıkların ta kendileridir” (Nur-55) Kurtubî tefsirinde “Âyet geneldir ve bütün ümmeti Muhammed’i kapsarHas değildir, zira tahsis etmek ancak kendisine teslim olunması va-cip olan kişinin haberiyle mümkündürAslolan umuma tutunmaktır” derŞevkânî “Feth-ul Kadir”de şöyle der: “Bu, bü-tün ümmeti kapsayan bir va’ddirSahabeye özel olduğu da söylenmiştir, fakat bunun delili yokturÇünkü iman ve sâlih amel sahabeye özel değildir, aksine bu ümmetin her birinden vukua gelmesi mümkündür.

    Kim Allah’ın kitabıyla amel ederse Allah ve Rasûlüne itaat etmiştir”Yeryüzünde ha-life ve hâkim kılınmak, korkuyu güvene tebdil etmek sadece İslâm devletiyle mümkündürZira yeryüzünde İslâm’ın hâkim kılınması maddî kuv-veti gerektirirBundan sonra hala bir Müslüman Allah’ın vadinin gerçekleşmesinin muhal veya hayali olduğunu nasıl söyleye bilir? Lakin bunu ancak dünyanın kendisini fitneye düşürdüğü, kalbi katılaşan, küfür fikirleriyle yoğrulan, Allah’a ve Allah’ın kelâmına imanı zayıf olan kimse söyler
    وَعْدَاللَّهِلَايُخْلِفُاللَّهُوَعْدَهُوَلَكِنَّأَكْثَرَالنَّاسِلَايَعْلَمُونَ “Allah va’dinden dönmez; fakat insanların çoğu bilmezler” (Rum 6) وَعْدَاللَّهِلَايُخْلِفُاللَّهُالْمِيعَاد “Bu, Allah'ın verdiği sözdürAllah, verdiği sözden caymaz” (Zümer 20) Aynı şekilde delâleti kat’î birçok hadis Nübüv-vet metodu üzere Râşid-i Hilâfet’in döne-ceğini müjdelemektedirO ne Emevî, ne Abbâsî ne de Osmanlı devletidirAncak Nübüvvet metodu üze-redirİmâm Ahmed sahih bir hadiste şöyle rivâyet eder:
    "
    تكونالنبوةفيكمماشاءاللهأنتكون،ثميرفعهااللهإذاشاءأنيرفعها،ثمتكونخلافةعلىمنهاجالنبوة،فتكونماشاءاللهأنتكون،ثميرفعهاإذاشاءأنيرفعها،ثمتكونخلافةعلىمنهاجالنبوة " “İçinizde Allah’ın dilediği kadar Nübüvvet olacak, sonra kaldırmasını dilediği zaman kal-dıracaktırSonra Nübüvvet metodu üzere Hi-lâfet olacak, Allah’ın dilediği kadar olacak, sonra Allah dilediği zaman kaldıracaktır



  6. 5
    alpgirayhan Devamlı Üye
    alpgirayhan
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üye No: 57277
    Mesaj Sayısı: 109
    Tecrübe Puanı: 2

    Son-ra Nübüvvet metodu üzere Hilâfet olacaktır ” Müslim Sahih’inde Sevbân’dan şöyle rivâyet eder; " إناللهزوىليالأرضفرأيتمشارقهاومغاربهاوإنأمتيسيبلغملكهامازوىليمنها "

    “Allah Teâlâ yeryüzünü benim
    için dürüp topladı, ben de doğusunu da batısını da gör-dümÜmmetimin mülkü, bana gösterilen yer-lere kadar uzanacaktır” İmâm Ahmed Müsned’inde Abdullah İbn-u Amr’dan şöyle rivâyet eder: " بينمانحنحولرسولاللهنكتب،إذسئلرسولالله

    :
    أىالمدينتينتفتحأولاالقسطنطينيةأورومية؟فقالرسولالله : مدينةهرقلتفتحأولا : يعنيقسطنطينية " “Biz Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in etrafında yazarken, Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e “evvela hangi şehrin, Konstantiniyye’nin mi, yoksa Roma’nın mı fethedileceği?” soruldu
    Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: “Evvela Hırakl’ın şehri, yani Konstantiniyye fethedilecek” cevabını verdiKeza Hilâfet işinin hayali bir iş olduğu da söy-lenmez.

    Çünkü Allah’u Teâlâ, hayali bir işle bizi mükellef tutmaktan münezzehtirHâlbuki biz İs-lâm devletini ikâme etmekle, yani onu ikâme etmek için hemen ve var güçle çalışmakla mükel-lefizAynı şekilde ister çalışalım, isterse çalış-mayalım Allah’ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir, bundan kaçış yoktur da denmezEvet, Allah’ın vaadi tahakkuk edecektir, bundan kurtuluş yok-turYalnız bu, Allah’ın ortaya çıkardığı ve bu din için çalışmak, onun yolunda kurban olmak için gönüllerini genişlettiği insanların elleriyle ola-caktırAynen şu ayette olduğu gibi “Kur an'ı ke-sinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz ko-ruyacağız”Koruma, Allah’ın bu din için ortaya çıkardığı âlimler vasıtasıyla olacaktırİşte bu âlimler, onu korumuş ve bize kadar nakletmişlerdirYoksa mesele, Allah’ın Kur’ânı tahrif etmeye teşebbüs eden kimseleri yok etmek üzere harikulade bir kuvvetle müdahil olması değildir.

    Öyleyse koruma kâinat kanunlarına göre olacaktır
    فَلَنتَجِدَلِسُنَّتِاللَّهِتَبْدِيلًاوَلَنتَجِدَلِسُنَّتِاللَّهِتَحْوِيلً“Allah'ın kanununda asla bir değişme bu-lamazsın, Allah'ın kanununda kesinlikle bir sapma da bulamazsın” (Fatır 43) İşte Allah ve Rasûl’ünün bize hilâfet vaadi, Rasûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in ashabında olduğu gibi, nübüvvet metodu üzere ortaya çıkacak kişilere muhtaçtır.

    Böylece Allah onlar vasıtasıyla nübüvvet metodu üzere Hilâfet’in kurulmasını gerçekleştirecektirDeğilse Raşid-i Hilâfet’in geri gelmesiyle zafer ve hâkimiyetin olacağına iman etmek kâfi değildirAksine istenilen onun için çalışmaktırÇünkü onun için çalışmak bir şer’i hükümdürŞer’i hükmün mahalli ise, organlardırÖyleyse Hi-lâfet’in kurulacağına hem iman etmek hem de ça-lışmak gerekirDuamızın sonu hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur


    KÖKLÜ DEĞİŞİM DERGİSİ
    Suskunluğun Kırılma Noktası



  7. 6
    Ebu Bekir Üye
    Ebu Bekir
    Üye

    Profili:
    Üye No: 57947
    Mesaj Sayısı: 4
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 38

    Allah (c.c.) razı olsun kardeşim uzunca biraz ama gayet açıklayıcı emeğine sağlık.

    Selamün Aleyküm


  8. 7
    alpgirayhan Devamlı Üye
    alpgirayhan
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üye No: 57277
    Mesaj Sayısı: 109
    Tecrübe Puanı: 2

    Allah (c.c.) razı olsun kardeşim güzel yorumun için haklısın biraz uzun ama önemli bir mesele umarım faydalı olmuştur.

    Ve'S-Selam


+ Yorum Gönder