Bid'at Ehli İle Sosyal Proje Geliştirilebilir Mi? 5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
  1. 1
    mertjundullah Üye
    mertjundullah
    Üye

    Üye No: 119453
    Mesaj Sayısı: 64
    Tecrübe Puanı: 1

    Bid'at Ehli İle Sosyal Proje Geliştirilebilir Mi?


    Selamunaleyküm mümin kardeşlerim.

    Üniversitemizde demokrasiyi bir araç olarak gören (ki ben bundan berîyim) kulüp düzeyinde sosyal bir İslami dernek var ben bu dernekle tebliği daha etkili bir biçimde yapabileceğimi düşünüyorum. Bazı konferansları vs. oluyormuş ben onlarla akidevi olarak ayrı olsam da hizmet adına onlarla çalışma yürütebilir miyim?

    İlgili Yazılar

  2. 2
    Kayıtsız Üye Misafir
    Misafir

    Yorum: Bid'at Ehli Ile Sosyal Proje Gelişirilebilir Mi?


    bidat dinde olur güzel kardeşim, sosyal olaylarda bidat olmaz. din olarak, dinin gereği olarak göstermedikleri sürece kimseyi suçlayamazsın. bununla beraber başkaca zaafiyetleri, zihniyet yanlışlıkları olabilir. insanların sözlerine ve yaptıklarına bakarsın kendince ayrı ayrı değerlendirip tutumunu belirleyebilirsin.


  3. 3
    Omer Faruk Üye
    Omer Faruk
    Üye

    Üye No: 115673
    Mesaj Sayısı: 1,735
    Tecrübe Puanı: 18

    Yorum: Bid'at Ehli İle Sosyal Proje Geliştirilebilir Mi?


    Alıntı
    Üniversitemizde demokrasiyi bir araç olarak gören (ki ben bundan berîyim) kulüp düzeyinde sosyal bir İslami dernek var ben bu dernekle tebliği daha etkili bir biçimde yapabileceğimi düşünüyorum.
    Güzel kardeşim,

    Öncelikle şunu bilmende fayda var. İslam'da belirlenmiş bir yönetim biçimi yoktur. Adı cumhuriyet, saltanat, krallık, oligarşi, monarşi veya demokrasi olur farketmez. Mühim olan İslam'ın şu 5 temel maslahatını koruması gerekir;

    1- Can
    2- Din
    3- Mal
    4- Akıl
    5- Nesil

    Bunları emin kılan her yönetim İslam'a göre caizdir. Muaviye'nin kurduğu ve daha sonrakilerin devam ettirdiği devlet şekli İslami değildir. İlk dört halife'nin yönetimi ve başa gelişleri ise tamamen birbirinden farklıdır. Ama ortak bir kaygıları vardı= ADALET ve yukarıda saydığım maslahatlar.

    Bunun dışında kalan yönetim biçimlerinin adı, İslam Şeriat Devleti de olsa (Suudi, Sudan, İran vs) zulüm devletidir bunlara da kafirlere karşı çıkar gibi çıkmak gerekir.

    Asıl soruna gelince, bırakın müslümanı kafirle dahi sosyal projeler gerçekleştirebilirsiniz. Mühim olan İslami davranışınızdan taviz vermeden birlikte yürümektir. Rasulullah'a hicretinde bir müşrik rehberlik etmiştir. Bu örnek yeterli bir örnektir.


  4. Reklam

  5. 4
    mertjundullah Üye
    mertjundullah
    Üye

    Üye No: 119453
    Mesaj Sayısı: 64
    Tecrübe Puanı: 1

    Yorum: Bid'at Ehli İle Sosyal Proje Geliştirilebilir Mi?


    Hocam insanî konulara bu şekilde yaklaşım göstermemiz konusunda bilgilendirmeniz için Allah razı olsun dikkate aalcağım yalnız yönetim biçimi İslam'da açıktır.

    “Sonra biz seni dînden bir şerîat üzerine kıldık. Öyleyse sen ona uy, bilmeyenlerin hevâlarına uyma. Çünkü onlar, Allâh’tan (gelecek) hiçbir şeyi senden savamazlar. Şüphesiz zâlimler birbirinin velisîdirler. Allâh ise, muttakîlerin velîsidir.” [el-Câsiye: 45/18-19]

    ...İyi biliniz ki yaratma ve emir O'nundur. Âlemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir.
    Araf-54

    Elbette bahsettiğiniz Muaviye ra. ve Raşid halifelerimiz de dahil hiçkimse kusursuz değildir ve hepsinin de (radiyallahuanhuma.) gayesi elbette ki Adaletti ama İsviçrenin kendilerine dayattığı, Amerikanın adaletle yönetimine çomak soktuğu bir yönetimde adaleti sağlamadılar, Allah'ın hükümleri ile adaleti ellerinden geldiğince Allah'in da yardımıyla tatbik ettiler.


  6. 5
    Kayıtsız Üye Misafir
    Misafir

    birbirini sevmeyen, yaptığı işi güzel yapmayan veya dünyaya dalan insanları başarıya ulaştıracak;
    siyasi veya içtimai bir model bulunmamaktadır güzel kardeşim.


  7. 6
    Omer Faruk Üye
    Omer Faruk
    Üye

    Üye No: 115673
    Mesaj Sayısı: 1,735
    Tecrübe Puanı: 18

    Alıntı
    yönetim biçimi İslam'da açıktır.
    Sevgili kardeşim,

    Bahsettiğin Casiye 18/19 ayetleri yönetim biçimini değil ilkelerini içerir. Yönetim biçimi ise bunların hayata dökülmesidir. Benim söylediklerim de tam olarak bunu içeriyor. İslam Hukuk Usulün'de Zaruri maslahatlar olarak yer alan, can, mal, akıl, nesil ve din emniyeti bu ilkelere dayanır.

    Dolayısıyla devletin adının hiçbir önemi yoktur. İslam'ın temel ilkelerini hayata geçiren her yönetim meşrudur, Kur'an'ın ruhuna uygundur.

    Muaviye'nin oluşturmuş olduğu saltanat rejimi hatadan ziyade bilinçli bir zulüm tercihidir. Aynı şekilde oğlu Yezid'i yerine ataması bu bilincin ifadesidir. Malum, Yezid hem Hz. Hüseyin'i şehit etmiş hem de Komutanı Mekke'de 1000 civarı sahabe kadınına/kızına tecavüz ederek hamile bırakmıştır. Bu acı olay tarihte mesele-i Harre diye geçer. Aynı şekilde Muaviye, Sıffin'de 20 bin müslümanın şehadetine sebep olmuş bir zalimdir. Bunun devamı olarak facir oğlu Yezid'i de ümmetin başına bela etmiştir.

    Biz bunlardan ders alarak Kur'an'ın temel ilkelerini içeren yönetimi önce kendimize,sonra ailemize, sonra işimize sonra da toplumun tamamına yaymalıyız. Örneğin, İslam devleti olarak sunulan saltanat devletlerinde başa geçeni asla indirimezsiniz, ya ölürler ya da öldürülerek indirilirler. Oysa peygamberden başka kimse ölene kadar lider değildir.

    Kısaca, İslam'ın temel ilkeleri korunmak şartıyla, yönetim biçimi geliştirmek adına her türlü yenilik İslam'a göre caizdir. Ama buna rağmen bu devlete "İslam Devleti" değil, müslümanların yaşadığı ülke denilebilir. Çünkü İSLAM'IN mutlak hatasız tek temsilcisi Allah'tır.

    İran'a sorarsanız Suriye'de müslümanları katletmesi DİNE UYGUNDUR. Ama Kur'an'a Hucurat suresine sorarsanız yalan söylüyorlar. Osmanlı ile İran arasındaki savaşlarda Osmanlı Padişahları, şiileri müslüman saymamış kanı canı malı helal kılınan kafirler gibi kabul etmişlerdir. Bu yalnızca yöneticilerin kendi nefsi yorumlarıdır, İslam'a maledilemez.

    Selametle kardeşim.


  8. 7
    Kayıtsız Üye Misafir
    Misafir

    yavuzun daha şehzadeliğinde, safeviler doğu vilayetlerine saldırıyor ve lavuz onlarla savaşıyordu. yine safevilerin destekledikleri isyancılarda ikinci beyazıdın öldüğü haberi üzere, antalyadan bursaya kadar gelmiş vezirler öldürmüş, istanbula yönelmiş, ikinci beyazıdın öldüğü haberinin yanlış olması üzerine geri kaçmışlardır. yavuzda başa geçince irana sefer düzenledi tebrize girdi, halka aman verdi. ardından kanuni başa geçince kanuni belgrad seferlerindeyken yine safeviler doğu vilayetlerine saldırmaya devam ettiler. kanunide avrupayla barış imzaladıkdan sonra tekrar yönünü irana çevirdi. yavuzda kanunide tebrize girdi. halka aman verdiler, kimseyi de öldürmediler. osmanlı şiilerin kanlarını mallarını ırzlarını helal gördü sözleri yalandır.


  9. 8
    Omer Faruk Üye
    Omer Faruk
    Üye

    Üye No: 115673
    Mesaj Sayısı: 1,735
    Tecrübe Puanı: 18

    Alıntı
    osmanlı şiilerin kanlarını mallarını ırzlarını helal gördü sözleri yalandır.
    Sevgili kardeşim

    kaynakları bilmeden konuşuyorsun?
    Birincisi her Osmanlı Sultanı savaşa giderken mutlaka Şeyhül İslam'dan fetva alır. İkincisi; Kur'an'a göre hiçbir müslüman diğer müslümanı kısas dışında ÖLDÜREMEZ! Kısas ise yalnız devlet eliyle olur.

    Eğer müslüman bir topluluk, müslüman bir topluluğa savaş açıyorsa bu caiz değildir. Bunun için Osmanlı Şeyhülislamları, İran'a sefer düzenlerken önce İranlıların MÜRTED olduğuna hükmeden fetva alır, zaten mürted olanın canı malı, kanı helal olduğu için böylece sefer düzenlerlerdi. Bugün DEAŞ da Irak ve Suriye'de müslümanlara aynı taktiği uygulayarak onları öldürüyor.

    İran için de başta dönemin şeyhül İslamlarından İBNİ KEMAL olmak üzere yukarıda söylediğim fetvayı vermişlerdir. (kaynak; Kemal paşazade, İBNİ KEMAL s. 14,,17)

    Tarihimizi ve atalarımıza saygı duyalım ancak tarihimizi öğrenip aynı hatalara düşmemek için onların hatasından da ibret alalım. Osmanlı çok faydalı işler yapmakla beraber İslam'a aykırı pek çok işe de imza atmıştır. Kötüleri eleyip, iyilerini alalım. Unutmayınız Osmanlı Padişahları halkın iradesine ve istişaresine dayanmayan yönetimin babadan oğula geçtiği bir yönetime sahiptiler. Bu ise Kur'an'ın ŞURA prensibine aykırıdır. Zaten batılılara karşı yenilişimizin temel sebebi ilk dört halife döneminde olan ŞURA yokluğudur.

    Okumadan ezbere konuşmak hem sizi yanıltır, hem de burada yazdığınız için başkasını yanıltmanın vebalini alırsınız, vesselam!


  10. 9
    mertjundullah Üye
    mertjundullah
    Üye

    Üye No: 119453
    Mesaj Sayısı: 64
    Tecrübe Puanı: 1

    4 halifede şura olmasaydı Ebu Bekir ra. ben sizden üstün değilim hatam olursa beni ikaz edin diye görevine başlar mıydı. Otorite devletin bekası için illa ki olacaktır bunu abartıp zülme kaçanlar müstesna (Yezid.) .. Şunu da belirtelim ki ashaba zalim demek çok ağır bir ithamdır. Muaviye ra. Peygamberimiz namaz kıldırırken rûkuya gitmeden önce peygamber tarafındam hususi olarak Rabbena ve lekel Hamd dedirtilen sahabedir. Allah onlardan hatalarına rağmen HEPSİNDEN razı olmuştur.

    (Muhacirlerin [Mekke’den hicret eden eshabın] ve Ensarın [Medine’de muhacir eshaba yardım edenlerin] önce gelenlerinden ve bunların yolunda gidenlerden Allah razıdır ve bunlar da, Allah’tan razıdır. Allah bunlar için, altından ırmaklar akan Cennetler hazırladı. Bunlar Cennetlerde sonsuz olarak kalacaklardır.) [Tevbe 100]

    Mesela ağaç altında biat eden 1400 eshabdan da Allah cc. razı olduğunu bildirdi:
    (Ağaç altında, sana söz veren müminlerden, Allah razıdır.) [Fetih 18]

    Cennetlik ve razı olunduğu ayetle tasdik edilen ashabı ağzımız ile kirletme gafletinden Allah'a sığınalım.

    Şianın akidesi apayrı bir konudur. Ben burada İnsanların ve Cinlerin Şeyhülislamı Ebusuud Efendi'nin fetvasını esas alırim vesselam.


  11. 10
    Omer Faruk Üye
    Omer Faruk
    Üye

    Üye No: 115673
    Mesaj Sayısı: 1,735
    Tecrübe Puanı: 18

    Alıntı
    Şianın akidesi apayrı bir konudur. Ben burada İnsanların ve Cinlerin Şeyhülislamı Ebusuud Efendi'nin fetvasını esas alırim vesselam.
    Güzel kardeşim,

    Bu bilgileri bir yerlerden kopyalayıp yapıştırdığın belli oluyor. Beni şia zannettin galiba ben şia partisine mensup değilim. İslami hanefi usule göre takip eden müslümanım. Ama benim sizden farkım derin bir İslam Tarihi okumuşluğum var. Yaş olarak sizden çok büyük ve bu alanda çalışmış birisiyim. Yazdığım herşeyi araştırır öyle yazarım. Çünkü bilgi vebaldir. Eğer yalan yanlış emin olmadığım bilgiyi paylaşır ve bu paylaştığımdan dolayı da birisi yanlış yaparsa bunun günahının cevabını indi ilahide veremem.

    Şimdi;

    1- Muaviye'nin ne zaman müslüman olduğunu biliyor musun? Rıdvan beyatında var mıydı?
    2- Tuleka nedir?
    3- İslam devletine karşı isyan edenin Kur'an'a göre cezası nedir?
    4- Muaviye veya diğer sahabeler içinde münafık var mıydı? Bu münafıklardan 5 tanesinin ismini sayabilir misin?
    5- Sıffin savaşında kaç sahabe şehit olmuştur, bu savaşın sebepleri nelerdir?
    6- Yezid'in gerçekleştirdiği HARRE MESELESİ nedir?
    7- Yezid'i bile bile kim yerine tayin etmiştir?
    8- Yezid'e zalim demişsin. Hz. Hüseyini ve ailesini katleden, Hz. Hüseyin'i zehirleyen böyle birisine zalim demek yeterli mi?

    Şimdi güzel kardeşim, bunları şii kaynaklardan değil sünni kaynaklardan araştır bak. Ama lütfen facebook gibi ciddiyetsiz sayfalardan değil. Bunları araştırırken özellikle "makale" diye yaz ve birer birer bunların cevabını bul. İşte o zaman kime ALLAH ONDAN RAZI olsun diyeceğine sen karar ver.
    Not: bir konuyu da yanlış anlamışsın ilk 4 halifede şura yok demedim tam tersine şura vardır. sonrasında yerini zalim yönetime bırakmıştır. Üstelik bunu da ben söylemiyorum. rasulullah'dan nakledilen hadiste, kendisinden sonra hilafetin 30 küsür yıl süreceğini sonrasında zalim acıtıcı rejimin geleceğini söylüyor. Rasulullah yalan söylemez...
    Şimdi sağlıcakla kal...


  12. 11
    mertjundullah Üye
    mertjundullah
    Üye

    Üye No: 119453
    Mesaj Sayısı: 64
    Tecrübe Puanı: 1

    Hz Ali'nin Sıffin Savaşından önce haricilerin ortalığı karıştırıp fitne yaymasına "Bizim ihtilafımız itikadidir gerekirse Muaviye kardeşim ile birleşir sizinle savaşırız" diyerek Haricilere göz dağı vermiş ve Ali ra. Muaviyeyi ra hicbir zaman tekfir etmemiştir.

    Resullah sav yaşarken de torunu Hasanı omzuna alıp "Benim bu oğlum iki MÜLSÜMAN arasındaki ihtilafı giderecek" buyurmuşutur. Ki öyle de olmuş Hasan ra. halifeliği Muaviye ra.'a bırakarak Müslümanlar arasında daha fazla kan dökülmesini önlemiştir. Hem Resulullah'ın sav. hadiste Müslüman dediği ashaba Münafıklık veya zalimlik itham etmek ne haddimize!?

    Sahabeyi sevmek de imandandır. Allah'ın hatalarıyla da olsa Razı olduklarına benim dil uzatmam kadar müstekbirlik yoktur.

    Neyse daha fazla uzatmayalım bence ben zahire (Kur'an'a, Sünnete ve alimlere) bakarim onun dışında Sahabenin mübarek kanının bulaştığı yere benim kirli ağzımın bulaşması yakışmaz.

    Selametle..


  13. 12
    Omer Faruk Üye
    Omer Faruk
    Üye

    Üye No: 115673
    Mesaj Sayısı: 1,735
    Tecrübe Puanı: 18

    Sevgili kardeşim,

    Keşke sorulara cevap verseydin. Aydınlanır fikrin değişirdi. Sözlerimin içinde tekfir yoktur. Tekfire karşıyım. Sahabeyi toptan iyi saymak hem akla hem de Rasulullah'ın sözlerine aykırıdır. Rasulullah bizatihi münafıkların listesini sır katibi Huzeyfeye veriyor. Bu bile sahabenin tamamını adil sayan, her yaptığını onaylayan görüşe aykırıdır.

    Sahabe insandı ve onları kutsallaştırarak bir yere varamayız. Onlara küfür etmeden, zulümlerini ve hatalarını söylemeliyiz. Buradan elde edeceğimiz kar şudur. Bu dini yaşayan insanlar hata yapabilir, hocalarımız hata yapabilir, şeyhlerimiz hata yapabilir bu normaldir. Onları uyarırsak doğru toplumu yetiştirebiliriz.

    Sahabeyi kutsallaştırma, doğrudan hocaları, şeyhleri de kutsallaştırmayı getiriyor. Oysa Kur'an ve rasulullah'ın hayatı bunun tam tersidir. Sahabe Rasulullah'ı kolayca (vahyin olmadığı alanda) eleştirmiş, fikrini beğenmemiş, daha iyi olacağını düşündüğü fikri söylemiştir. Rasulullah da buna izin vermiştir.

    Oysa bugün, hiçbir cemaatin hocasını şeyhini, bağlıları eleştiremez. Eleştirdiğinde o cemaatta, tarikatta bir daha barınamaz. Böyle bir topluluğun iflah olması da mümkün değildir. Zaten müslümanların bugün düştüğü durumun temel sebebi de budur.


  14. 13
    mertjundullah Üye
    mertjundullah
    Üye

    Üye No: 119453
    Mesaj Sayısı: 64
    Tecrübe Puanı: 1

    Elbette ki eleşirilebilir lakin Huzeyfenin bile açığa vurmadığı sırrı bizim zan etmemiz abesle iştigal olur. Yoksa Hulefaı raşidin de dahil hiçbiri kusursuz değildi, eleştiri konusunda haklısın ama bu sonuçta Peygamberimize sav. ve ümmete birçok emeği geçmiş insanlara bir radiyallahu anh deme nezaketinden bizi alikoymaz.


  15. 14
    Kayıtsız Üye Misafir
    Misafir

    ömer faruk bey kibrin çeşitli nedenleri vardır. bunlardan biri, kişinin kendisinin mütekebbir olmasıdır. bir diğeri de kişinin kendisinin kibirli olmayıp, karşısındakini küçük görmesinin neticesinde kibre kapılmasıdır.

    gün gelecek insanlar inananları koyunlar gibi görecek denmişdir ancak ne yazık ki müslümanlarda kendilerini, bu da yetmezmiş gibi diğer müslümanları da koyun gibi görmektedirler. bu veya benzer bir siteye veya benzer ortamlara giren kimselerde, dur bakalım bizim müslümanlar yine ne söylüyorlarmış tribleri kendini belli etmektedir. batıla karşı kuzu olan müslümanlara bir bakıyorum, biraz kendilerini yetiştirince kibre kapılıyorlar. belki de efendileriyle mesafeleri kısaldığı için kendilerini daha yukarıda görüyorlardır.

    benim sizden farkım ben araştırırım öyle yazarım demişsiniz. "sen" kimsin, "biz" kimiz. benim sizden farkım sözü, bilinçaltınızı ortaya koymaktadır.

    ibni kemali ne kadar araştırdınız, belki bir kaç fetvasını duymuşsunuzdur. ibni kemali türkiyede bilen kaç kişi varmış. bahsettiğiniz fetva hangi soruya karşılık verilmiş, peki vakia neymiş. kendisine sorulan soruda, safevilerin hangi itikadının irtidat olup olmadığı sorulmuş. şeyhülislamlara, filancalar mürted midir, evet mürteddir kanları malları ırzları helaldir diye mi soru sorulurmuş cevablar alınırmış. vakiaya gelince safevilerin eleştirilen itikadi düşünceleri nelermiş, aslı varmıymış. peki neden yavuzda kanuni de ordusuyla tebrize girince halka aman vermiş, kan dökmemiş. kusura bakmayın da, osmanlılar safevileri mürted ilan etti kanlarını ırzlarını helal saydı söylemleri, sıklıkla sağda solda ergenlerden duyulan sözlerdir. bunları müslümanlardan duymak insanı şaşırtıyor. hemen her tarihciden, osmanlının tebriz seferlerin gerekçelerini öğrenebilirsiniz.

    ayrıca herhangi bir kimsenin, böyle bir ortamda karşısındaki birisi için, kendisinden daha az araştıran birisi olduğu hissine kapılması ancak bu kimsenin zannıdır.

    her medeniyetin sinir uçları vardır, insanlar bu medeniyetin her yerlerine girebilirler çıkabilirler ancak birisi bu sinir uçlarına göz diktiği zaman, bu sinir uçları korunur ve muhkemleştirilir. bunu her medeniyette görebilir ve hissedebilirsiniz. şahsiyetlerini, haklarını ve menfaatlerini pazarlık konusu yapan ve bunları yol geçen hanına çeviren sadece müslümanlardır. hayatta başka hiçkimsenin ne şahsiyeti, ne hakları, ne de menfaati pazarlık konusu bile değildir.

    uzun lafın kısası: sahabe ikiye ayrılır, fetihden öncesi ve fetihden sonrası ancak sahabeyi çekiştirip durmayı adet edinenin, adaletinden ve haysiyetinden şüphe edilir. boşuna muaviye ra u konuşup durmayın, sadece kendi adaletinize ve haysiyetinize gölge düşürürsünüz.


+ Yorum Gönder
Git 12 Son