Konusunu Oylayın.: Sünnetle İlgili Bir Konuda Yardım Eder misiniz?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Sünnetle İlgili Bir Konuda Yardım Eder misiniz?
  1. 10.Ekim.2009, 14:28
    1
    nurulhak
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Eylül.2009
    Üye No: 57139
    Mesaj Sayısı: 4
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    Sünnetle İlgili Bir Konuda Yardım Eder misiniz?






    Sünnetle İlgili Bir Konuda Yardım Eder misiniz? Mumsema SelamunAleykum...
    Sünnet çeşitlerine örnekler bulmam lazım...

    Yardımcı olur musunuz...?
    -Kavlî sünnet
    -Fiilî sünnet
    -Takrîri sünnet (sarih sünnet ve zımnî sünnet)
    -Vasfî sünnet (hılkî ve hulkî sünnet)=(şemail)


  2. 10.Ekim.2009, 14:28
    1
    nurulhak - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye



    SelamunAleykum...
    Sünnet çeşitlerine örnekler bulmam lazım...

    Yardımcı olur musunuz...?
    -Kavlî sünnet
    -Fiilî sünnet
    -Takrîri sünnet (sarih sünnet ve zımnî sünnet)
    -Vasfî sünnet (hılkî ve hulkî sünnet)=(şemail)

  3. 10.Ekim.2009, 15:14
    2
    selo.can
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Ekim.2009
    Üye No: 58251
    Mesaj Sayısı: 6
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    --->: Sünnetle İlgili Bir Konuda Yardım Eder misiniz?




    Hadisçiler sünneti; Hz. Peygamber'in söz, fiil ve takrirleri şeklinde tarif etmişlerdir. Keza onun ahlâk sıfatları, sîreti ve yaşayışı sünnettir. Rasûlüllah'ın yaşayışı, fiilî sünnet olarak müteala edilirse, sünneti üç kısına ayırmak mümkün olur.
    Birinci kısım; Kavlî sünnet yani Hz. Peygamber'in sözleri. İkinci kısım: Fiilî sünnet; Hz. Peygamber'in davranışları ve tavırları. Üçüncü kısım: Takrirî sünnet; Hz. Peygamber'in haberdar olduğu söz ve hadiseler karşısında susması veya ikrarı. Buna göre kavlî sünnet. Hz. Peygamber'in çeşitli vesilelerle söylemiş olduğu mübarek sözlerdir. Bu anlamıyla hadis ve sünnet eşanlamlıdır. Fıkıh usûlü âlimlerinin ıstılahında kavlî sünnet; Hz. Peygamber'in sadece hüküm bildiren sözleridir. Şer'î bir hüküm kaynağı olmayan ve muhtelif konularda malumat veren diğer sözleri ise yalnızca hadis olarak mütalaa edilmektedir (bk. Muhammed Accâc el-Hatib, es-Sünne, Kahire 1383, s. 16).
    Hadislerin bütünü içerisinde büyük bir yekûn tutan kavlî sünnet, özel çalışmalara da konu olmuştur. Celâleddin es-Suyûtî (ö. 911/1505), el-Câmiu's-Sağû min Ehadisi'l-Beşîr Ve'n-Nezû isimli eserinde kavlî sünnetleri toplamıştır. Fiilî sünnetleri eserin son kısmında "kâne" ile almıştır. Bunlar Hz. Peygamber'in şemâiline, sîretine ve ahlâkına dair olan hadislerdir.
    Hukukî açıdan da kavlî sünnetin önemi büyüktür. Çünkü fiilî sünnetin Hz. Peygamber'e ait özel bir hal olma ihtimali vardır. Takriri sünnette de bir şahsa ve olaya ait özel bir hüküm veya izin olma ihtimali mevcuttur. Halbuki kavlî sünnetin delâleti lafziyesi daha net daha belirgindir. Bu açıdan şer'î hükümlerin istinbatında kavlî sünnet, daha kuvvetlidir (bk. Tehânevî, Keşşâf, I, 706).
    Hz. Peygamber (s.a.s)'in kavlî sünnetlerine bir örnek: Peygamber (s.a.s) şöyle buyurmuştur: "Köleleriniz ve hizmetçileriniz sizin kardeşlerinizdir. Allah Teâlâ onları sizin idarenize ve emrinize vermiştir. Kimin idaresi altında kardeşi olursa ona yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin..." (Buhârî, İmân, 22; Edeb, 44; Müslim, İmân, 38, 40).
    Nuri TOPALOĞLU

    Resulullah'ın bütün fiil ve hareket tarzları, sözünü ettiğimiz bu üç ana esastan biri olan fiilî sünneti oluşturur. Bu çeşit sünnetlerde ifade Hz. Peygamber'e değil de sahâbeden birine ait olur: "Kâne'n-Nebiyyü sallallahu aleyhi ve sellem..." (Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle idi, şöyle şöyle yapardı...); "Raeytü'n-Nebiyye sallallahu aleyhi ve sellem..." (Resulullah (s.a.s.)'i şöyle şöyle yaparken gördüm...) şeklindeki ifade tarzları fiilî sünnetin rivâyet usul ve kavramlarıdır.

    Hz. Âişe'nin Resulullah'ın Şaban ayındaki nâfile orucu ile ilgili açıklaması
    fiilî sünnete güzel bir örnektir:

    O şöyle nakleder: "Rasulullah (s.a.s.) öylesine oruç tutardı ki biz, daha artık iftar etmez derdik. Bir kere de iftar etti mi biz artık daha oruca niyet etmez derdik" (Buhâri, Savm, 52, 53; Müslim, Sıyâm, 175, 179; Muvatta Sıyâm, 56).

    Fiilî sünnetler de diğer sünnetler gibi kısmen yazılarak ama büyük bir kısmı hâfızadan hâfızaya ezberle nakledilerek tevâtür, meşhur, âhâd tarikleriyle bize kadar ulasan, hadis adı verilen sözlü ifadelerle belgelenmiş ve bunlar hadis kitaplarında toplanmıştır. Fıkıhta Hanefilerden Serahsı; Şâfiîlerden Ebû İshâk Şirâzî; Mâlikîlerden Kadı Abdulvehhâb; Hanbelilerden Ebû Ya'lâ ve bütün Ehli Hadîs, şöyle der: Buhâri ve Müslim'in veya ikisinden birinin Sahîh'lerine aldıkları hadisler şüphesiz Hz. Peygamber'e aittir yani sübûtu kat'îdir.


    Takriri Sünnet: Hz. Peygamber'in (a.s.m.) görüp işittiği bir işe karşı çıkmaması ve onu kabul etmesidir. Çünkü Allah'ın Rasûlü bir işin yapıldığını gördüğü veya işittiği halde onu reddetmemiş ve susmuşsa, bu durum O'nun bu işi tasvip ve kabul ettiği anlamına gelir.


    Meselâ; Bir gün Hz. Peygamber, kabir başında ağlayan bir kadına rastlar. Ona; "Allah'tan kork ve sabret " der. Kadın Rasûlüllah'ı (s.a.s) tanımadan; "Benim başıma gelen, senin başına gelmediği için beni anlayamazsın" diye cevap verir. Daha sonra O'nun Allah elçisi olduğunu öğrenince de, evine giderek özür diler. Bunun üzerine Hz. Peygamber şöyle buyurur: "Asıl sabır, olayla ilk karşılaşmada gösterilen sabırdır" (Buhârî Cenâiz, 32)


    Burada Allah'ın Rasûlü'nün kadının kabir ziyaretine ses çıkarmadığı görülmektedir. Bu, erkekler gibi kadınlar için de kabir ziyaretinin caiz olduğunu gösteren bir
    takrirdir.




  4. 10.Ekim.2009, 15:14
    2
    selo.can - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye



    Hadisçiler sünneti; Hz. Peygamber'in söz, fiil ve takrirleri şeklinde tarif etmişlerdir. Keza onun ahlâk sıfatları, sîreti ve yaşayışı sünnettir. Rasûlüllah'ın yaşayışı, fiilî sünnet olarak müteala edilirse, sünneti üç kısına ayırmak mümkün olur.
    Birinci kısım; Kavlî sünnet yani Hz. Peygamber'in sözleri. İkinci kısım: Fiilî sünnet; Hz. Peygamber'in davranışları ve tavırları. Üçüncü kısım: Takrirî sünnet; Hz. Peygamber'in haberdar olduğu söz ve hadiseler karşısında susması veya ikrarı. Buna göre kavlî sünnet. Hz. Peygamber'in çeşitli vesilelerle söylemiş olduğu mübarek sözlerdir. Bu anlamıyla hadis ve sünnet eşanlamlıdır. Fıkıh usûlü âlimlerinin ıstılahında kavlî sünnet; Hz. Peygamber'in sadece hüküm bildiren sözleridir. Şer'î bir hüküm kaynağı olmayan ve muhtelif konularda malumat veren diğer sözleri ise yalnızca hadis olarak mütalaa edilmektedir (bk. Muhammed Accâc el-Hatib, es-Sünne, Kahire 1383, s. 16).
    Hadislerin bütünü içerisinde büyük bir yekûn tutan kavlî sünnet, özel çalışmalara da konu olmuştur. Celâleddin es-Suyûtî (ö. 911/1505), el-Câmiu's-Sağû min Ehadisi'l-Beşîr Ve'n-Nezû isimli eserinde kavlî sünnetleri toplamıştır. Fiilî sünnetleri eserin son kısmında "kâne" ile almıştır. Bunlar Hz. Peygamber'in şemâiline, sîretine ve ahlâkına dair olan hadislerdir.
    Hukukî açıdan da kavlî sünnetin önemi büyüktür. Çünkü fiilî sünnetin Hz. Peygamber'e ait özel bir hal olma ihtimali vardır. Takriri sünnette de bir şahsa ve olaya ait özel bir hüküm veya izin olma ihtimali mevcuttur. Halbuki kavlî sünnetin delâleti lafziyesi daha net daha belirgindir. Bu açıdan şer'î hükümlerin istinbatında kavlî sünnet, daha kuvvetlidir (bk. Tehânevî, Keşşâf, I, 706).
    Hz. Peygamber (s.a.s)'in kavlî sünnetlerine bir örnek: Peygamber (s.a.s) şöyle buyurmuştur: "Köleleriniz ve hizmetçileriniz sizin kardeşlerinizdir. Allah Teâlâ onları sizin idarenize ve emrinize vermiştir. Kimin idaresi altında kardeşi olursa ona yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin..." (Buhârî, İmân, 22; Edeb, 44; Müslim, İmân, 38, 40).
    Nuri TOPALOĞLU

    Resulullah'ın bütün fiil ve hareket tarzları, sözünü ettiğimiz bu üç ana esastan biri olan fiilî sünneti oluşturur. Bu çeşit sünnetlerde ifade Hz. Peygamber'e değil de sahâbeden birine ait olur: "Kâne'n-Nebiyyü sallallahu aleyhi ve sellem..." (Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle idi, şöyle şöyle yapardı...); "Raeytü'n-Nebiyye sallallahu aleyhi ve sellem..." (Resulullah (s.a.s.)'i şöyle şöyle yaparken gördüm...) şeklindeki ifade tarzları fiilî sünnetin rivâyet usul ve kavramlarıdır.

    Hz. Âişe'nin Resulullah'ın Şaban ayındaki nâfile orucu ile ilgili açıklaması
    fiilî sünnete güzel bir örnektir:

    O şöyle nakleder: "Rasulullah (s.a.s.) öylesine oruç tutardı ki biz, daha artık iftar etmez derdik. Bir kere de iftar etti mi biz artık daha oruca niyet etmez derdik" (Buhâri, Savm, 52, 53; Müslim, Sıyâm, 175, 179; Muvatta Sıyâm, 56).

    Fiilî sünnetler de diğer sünnetler gibi kısmen yazılarak ama büyük bir kısmı hâfızadan hâfızaya ezberle nakledilerek tevâtür, meşhur, âhâd tarikleriyle bize kadar ulasan, hadis adı verilen sözlü ifadelerle belgelenmiş ve bunlar hadis kitaplarında toplanmıştır. Fıkıhta Hanefilerden Serahsı; Şâfiîlerden Ebû İshâk Şirâzî; Mâlikîlerden Kadı Abdulvehhâb; Hanbelilerden Ebû Ya'lâ ve bütün Ehli Hadîs, şöyle der: Buhâri ve Müslim'in veya ikisinden birinin Sahîh'lerine aldıkları hadisler şüphesiz Hz. Peygamber'e aittir yani sübûtu kat'îdir.


    Takriri Sünnet: Hz. Peygamber'in (a.s.m.) görüp işittiği bir işe karşı çıkmaması ve onu kabul etmesidir. Çünkü Allah'ın Rasûlü bir işin yapıldığını gördüğü veya işittiği halde onu reddetmemiş ve susmuşsa, bu durum O'nun bu işi tasvip ve kabul ettiği anlamına gelir.


    Meselâ; Bir gün Hz. Peygamber, kabir başında ağlayan bir kadına rastlar. Ona; "Allah'tan kork ve sabret " der. Kadın Rasûlüllah'ı (s.a.s) tanımadan; "Benim başıma gelen, senin başına gelmediği için beni anlayamazsın" diye cevap verir. Daha sonra O'nun Allah elçisi olduğunu öğrenince de, evine giderek özür diler. Bunun üzerine Hz. Peygamber şöyle buyurur: "Asıl sabır, olayla ilk karşılaşmada gösterilen sabırdır" (Buhârî Cenâiz, 32)


    Burada Allah'ın Rasûlü'nün kadının kabir ziyaretine ses çıkarmadığı görülmektedir. Bu, erkekler gibi kadınlar için de kabir ziyaretinin caiz olduğunu gösteren bir
    takrirdir.



  5. 10.Ekim.2009, 15:31
    3
    selo.can
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Ekim.2009
    Üye No: 58251
    Mesaj Sayısı: 6
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    --->: Sünnetle İlgili Bir Konuda Yardım Eder misiniz?

    Peygamberimizin Vasıfları: Bu tür Sünnet’e, Vasfi Sünnet de denir. Bu nevî Sünnet ise iki kısımdır:
    a) Ahlakî vasıfları: Rasûlullah (s.a.s)’in herhangi bir ahlâkını veya huyunu tanıtan hadislerdir. “Rasûlullah (s.a.v.) insanların en cömerdi idi. O, ramazanda daha çok cömertti.” (Müslim, Fedâil, 50) gibi.
    b) Yaratılışla İlgili Vasıfları: Hz. Peygamber’in şemailine dair bilgileri ihtiva eden hadislerdir. “Rasûlullah (s.a.v.) sima olarak insanların en güzeli, yaratılış olarak da en mükemmeli, en mütenasibi idi. O (s.a.v.), ne aşırı uzun ne de çok kısa idi.” (Buhârî, Menakib, 23) gibi.


  6. 10.Ekim.2009, 15:31
    3
    selo.can - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Peygamberimizin Vasıfları: Bu tür Sünnet’e, Vasfi Sünnet de denir. Bu nevî Sünnet ise iki kısımdır:
    a) Ahlakî vasıfları: Rasûlullah (s.a.s)’in herhangi bir ahlâkını veya huyunu tanıtan hadislerdir. “Rasûlullah (s.a.v.) insanların en cömerdi idi. O, ramazanda daha çok cömertti.” (Müslim, Fedâil, 50) gibi.
    b) Yaratılışla İlgili Vasıfları: Hz. Peygamber’in şemailine dair bilgileri ihtiva eden hadislerdir. “Rasûlullah (s.a.v.) sima olarak insanların en güzeli, yaratılış olarak da en mükemmeli, en mütenasibi idi. O (s.a.v.), ne aşırı uzun ne de çok kısa idi.” (Buhârî, Menakib, 23) gibi.

  7. 11.Ekim.2009, 06:39
    4
    nurulhak
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Eylül.2009
    Üye No: 57139
    Mesaj Sayısı: 4
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1

    --->: Sünnetle İlgili Bir Konuda Yardım Eder misiniz?

    Allah Teala razı olsun...


  8. 11.Ekim.2009, 06:39
    4
    nurulhak - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    Allah Teala razı olsun...




+ Yorum Gönder