Konusunu Oylayın.: Evladın anne baba üzerinde hakkı var mı ve evlat anne babasına hakkını helal etmeyebi

5 üzerinden 4.67 | Toplam : 9 kişi
Evladın anne baba üzerinde hakkı var mı ve evlat anne babasına hakkını helal etmeyebi
  1. 05.Ağustos.2008, 23:01
    1
    ßaran
    T.T.O.R.H.S.S.

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Mart.2008
    Üye No: 11279
    Mesaj Sayısı: 3,446
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Evladın anne baba üzerinde hakkı var mı ve evlat anne babasına hakkını helal etmeyebi






    Evladın anne baba üzerinde hakkı var mı ve evlat anne babasına hakkını helal etmeyebi Mumsema Anne babanın evlat üzerinde hakkı olduğu gibi evladın da anne baba üzerinde hakkı vardır. Ancak anne baba hakkı daha büyüktür. Bu bakımdan hiç bir evlat anne babasına hakkını helal edememe gibi bir tavırda bulunamaz.

    Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek sordu:
    Ya Resulallah! Acaba anamın hakkını ödeyebildim mi?"
    Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Selem:
    Hayır! Seni karnında taşırken çektiği bir sancının, seni doğururken duyduğu tek bir acının karşılığını bile ödemiş değilsin"(2) diye cevap verdiler.
    Anne ve babasına itaat eden kimseye şu müjdeler vardır:
    "Bir kimse anne ve babasını kendisinden razı ederek sabahlarsa, onun için Cennetten iki kapı açılır. Akşamlarsa yine iki kapı açılır. Eğer yalnız annesini yahut yalnız babasını razı ederse o zaman bir kapı açılır. Kim de anne ve babasını kızdırarak sabaha kavuşursa onun cehennemden iki kapı açılır. Akşamlarsa (aynı şekilde) yine iki kapı açılır. Eğer yalnız birini öfkelendirmişse sadece bir kapı açılır. Ana babası haksız dahi olsalar, onların gönüllerini kırmamak karşılarında öf bile dememek lazımdır."(3)
    Kim anne ve babasına itaat ederse, iyilik ve ikramda bulunursa, kendi evladı da ona itaat eder. Bu konuda bir hadiste şöyle buyurulmuştur:
    "Siz babalarınıza iyilik ediniz ki, çocuklarınız da size iyilik etsinler!"(4)

    ANNE BABAYA ASİ OLANLAR CENNET KOKUSU ALAMAZ
    Anne ve babasına asi olanlar, ne kadar iyiliklerde bulunurlarsa bulunsunlar, cennete girmeleri çok zor olur. Diğer taraftan onlara iyilikte bulunanlar ne kadar kötü amelde bulunurlarsa bulunsunlar, itikadı bir bozukluk içinde değilseler, eğer varsa cehennemdeki cezasını kolay geçer, cennete gider. Bu konuda bir hadiste şöyle buyurulmuştur:
    Cennetin kokusu beş yüz yıllık yoldan rahatça alınır. Fakat anne ve babaya asi olanlar ve akraba ile bağı koparanlar bu kokudan mahrum olurlar. Hadisi şerifte buyuruluyor ki:
    "Cennetin kokusu beş yüz yıllık mesafeden duyulur. Ancak onun kokusunu anne ve babaya asi gelen ile akraba bağını koparan alamaz!"(5)
    Hazreti Musa Aleyhisselam bir gün Allahu Tealâ'ya münacat ederek şöyle niyazda bulundu:
    –Ya Rabbi! Acaba benim cennette arkadaşım kimdir? Allah–u Tealâ Celle Celaluhu:
    –Ey Musa! Falan beldeye git, orada bir kasap vardır. İşte senin cennette ki arkadaşın odur, diye cevap verdi.
    Bunun üzerine Hazreti Musa Aleyhisselam o beldeye geldi ve tarif edilen kasabın dükkânını buldu. Orada oturup bir müddet kasabın hareketlerini seyretti.
    Akşam olunca kasap heybesine bir parça et koyup, dükkânını kapayarak evinin yolunu tuttu. Hazreti Musa Aleyhisselam kasabın yanına yaklaşarak:
    –Beni misafirliğe kabul eder misiniz? diye sordu.
    Kasap da tebessüm ederek:
    –Buyurun, diyerek Musa Aleyhisselam'i evine davet etti.
    Eve varınca kasap getirdiği eti kendi eliyle pişirerek çorba yaptı. Sonra evin tavanına asılı olan büyük bir heybeyi aşağıya indirdi ve içinden gayet yaşlı bir kadını çıkardı. Kendi eliyle onu doyurdu, üzerindeki elbiselerini alıp yıkadı ve kuruttuktan sonra onu giydirdi. Sonra tekrar annesini heybeye koyup yerine astı. Tam o sırada kadının dudaklarının kıpırdadığını gördü. Musa Aleyhisselam:
    –Bu kadın kimdir? diye sordu.
    Kasap da:
    –Annemdir, diyerek cevap verdi.
    Musa Aleyhisselam:
    –Sen onu heybeye koyarken dudakları kıpırdıyordu. Sanki bir şeyler söylüyordu. Acaba ne diyordu?
    –O, devamlı olarak şu sözü söyler: "Ya Rabbi! Oğlumu cennete Musa'ya arkadaş yap" işte bu söylediği söz onun duasıdır.
    Bunun üzerine Hazreti Musa Aleyhisselam:
    –Sana müjdeler olsun! Ben Musa'yım. Sen de benim cennetteki arkadaşımsın, dedi.
    Bir kimse annesinin ayağını öperse, cennetin eşiğini öpmüş gibidir. Bu konuda Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuşlardır:
    "Kim annesinin ayağını öperse, tıpkı cennetin eşiğini öpmüş gibi olur"(6)
    Ashab–ı Kiram'dan Alkame adında bir zat vardır. Bu zat bir gün çok ağır hasta oldu. Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hz. Ali, Hz. Ömer ve Hz. Bilal Radıyallahu Anhum hazretlerini onu görmeye gönderdiler. Onlar Alkâme'nin yanına vardıklarında bir de ne görsünler: Alkame'nin dili tutulmuş, bir türlü kelime–i şehadet getiremiyor.
    Hemen gelerek durumu Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e anlattılar. Sahabeler, Alkame'nin durumunu gözden geçirdiklerinde onda bir kusur bulamadılar Daha sonra hanımı yüzünden annesiyle arasının iyi olmadığını öğrendiler. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Alkame'nin annesine haber gönderdi. Kadın Peygamber Efendimiz'in huzuruna gelince Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kadına:
    –Oğlun ile dargın mısın?" diye sordu.
    Kadın:
    –Dargınım ya Resulullah)!" diye cevap verdi.
    Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem:
    –Oğlun çok zahmet çekiyor. Oğlundan razı olmasan bile ona hakkını helal et" dedi.
    Kadın:
    –Oğlum karısını bana tercih etti. Ben oğlumdan razı olamam, dedi.
    Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem kadına ne tavsiye ettiyse kabul etmedi. Nihayet Peygamber Efendimiz şöyle buyurdular:
    –Nefsim yed–i kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki, sen ona öfkeli ve dargın bulunduğun sürece ne namazı ne de zekatı fayda vermez.
    Daha sonra sahabelere Alkame'yi yakmak için ateş toplamalarını emretti. Bunun üzerine kadıncağız feryad edip;
    –Bırakın oğlumu! Allah'ı şahit tutuyorum ki, ben oğlumu bağışladım, ondan razı oldum, ona hakkımı helal ettim, dedi.
    Bunun üzerine Alkame'nin dili açıldı ve kolayca kelime–i şehadet getirerek vefat etti.
    Bu hadiseden sonra Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:
    "Ey Muhacirler ve Ensar topluluğu! Kim hanımını annesine tercih ederse, Allah'ın laneti üzerine olsun. Allah–u Teala o kimsenin ne farz ne de nafile ibadetini kabul etmez."(7)

    ÖZETLE ANNE VE BABA HAKKINDA DİKKAT ETMEMİZ GEREKEN HUSUSLAR ŞUNLARDIR
    * Allah–u Teala Celle Celaluhu isyanı ve günahı gerektiren hususlar dışında emrettikleri her konuda anneye ve babaya itaat etmek.
    * Anne ve babaya nezaketle ve saygı dolu bir dille hitab etmek.
    * İçeri girdikleri zaman hemen toparlanıp ayağa kalkmak.
    * Sabah akşam uygun zamanlarda ellerini öpmek.
    * Anne ve babanın kişiliklerini, şeref ve itibarını korumak.
    * Kendi arzuladığımız şeylerden onlara da ikram edip sunmak.
    * Anne ve babaya sık sık dua edip, bağışlanmalarını Allah–u Teala'dan dilemek.
    * Bütün dünyevi iş ve amellerinde onların fikirlerine danışmak.
    * Anne ve babanın yanında misafir bulunuyorsa kapıya yakın oturup onların verecekleri emirleri yerine getirmede acele etmek.
    * Onları sevindirecek işlerde bulunmak ve memnun kalacakları işleri yapmak.
    * Karşılarında yüksek sesle konuşmamak.
    * Konuşurlarken onları dinleyip, sözlerini kesmemek.
    * İzin vermedikleri takdirde evden çıkmamak.
    * Uyudukları zaman onları rahatsız etmemeye dikkat etmek.
    * Eşi ve çocuklarını onlara tercih etmemek ve her konuda onlara öncelik tanımak.
    * Beğenilmeyecek bir iş yaptıkları takdirde onları kınamamak.
    * Gülmeyi gerektiren önemli bir etken olmadıkça onların karşısında kahkaha ile gülmemek.
    * Sofrada onlardan önce yemeğe başlamamak.
    * Anne ve baba huzurunda ayakları uzatmamak, derli toplu oturmak.
    * Onların önünden yürümemek, onlardan önce bir eve veya işyerine girmemek.
    * Çağırdıkları zaman edeple "Buyur" deyip, hemen yanlarına gitmek.
    * Anne ve baba hayatta iken de, vefat ettikten sonra da onların dostlarına saygılı olmak.
    * Anne ve babasına kötülük eden kimselerle arkadaşlık yapmamak.
    * Onlar için sık sık, özellikle vefatlarından sonra dua etmek. Çünkü Salih evladın ölen anne ve babasına yaptığı dualar kabul olur.
    Onlara şu şekilde dua edilmesi güzel olur:
    "Ey Rabbim! Anne babam beni küçükken nasıl terbiye ettiler, besleyip büyüttülerse, sen de onlara merhamet et, geniş rahmetine kavuştur!"

    Dipnotlar:
    1– İsra Suresi 23–24
    2– Mecmaul Adab
    3– Beyhaki, İhya
    4– Taberani; Terğib ve Terhib, Birr:21
    5– Taberani, İhya
    6– Mecmaul Adab
    7– Mecmaul Adab



  2. 05.Ağustos.2008, 23:01
    1
    T.T.O.R.H.S.S.



    Anne babanın evlat üzerinde hakkı olduğu gibi evladın da anne baba üzerinde hakkı vardır. Ancak anne baba hakkı daha büyüktür. Bu bakımdan hiç bir evlat anne babasına hakkını helal edememe gibi bir tavırda bulunamaz.

    Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek sordu:
    Ya Resulallah! Acaba anamın hakkını ödeyebildim mi?"
    Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Selem:
    Hayır! Seni karnında taşırken çektiği bir sancının, seni doğururken duyduğu tek bir acının karşılığını bile ödemiş değilsin"(2) diye cevap verdiler.
    Anne ve babasına itaat eden kimseye şu müjdeler vardır:
    "Bir kimse anne ve babasını kendisinden razı ederek sabahlarsa, onun için Cennetten iki kapı açılır. Akşamlarsa yine iki kapı açılır. Eğer yalnız annesini yahut yalnız babasını razı ederse o zaman bir kapı açılır. Kim de anne ve babasını kızdırarak sabaha kavuşursa onun cehennemden iki kapı açılır. Akşamlarsa (aynı şekilde) yine iki kapı açılır. Eğer yalnız birini öfkelendirmişse sadece bir kapı açılır. Ana babası haksız dahi olsalar, onların gönüllerini kırmamak karşılarında öf bile dememek lazımdır."(3)
    Kim anne ve babasına itaat ederse, iyilik ve ikramda bulunursa, kendi evladı da ona itaat eder. Bu konuda bir hadiste şöyle buyurulmuştur:
    "Siz babalarınıza iyilik ediniz ki, çocuklarınız da size iyilik etsinler!"(4)

    ANNE BABAYA ASİ OLANLAR CENNET KOKUSU ALAMAZ
    Anne ve babasına asi olanlar, ne kadar iyiliklerde bulunurlarsa bulunsunlar, cennete girmeleri çok zor olur. Diğer taraftan onlara iyilikte bulunanlar ne kadar kötü amelde bulunurlarsa bulunsunlar, itikadı bir bozukluk içinde değilseler, eğer varsa cehennemdeki cezasını kolay geçer, cennete gider. Bu konuda bir hadiste şöyle buyurulmuştur:
    Cennetin kokusu beş yüz yıllık yoldan rahatça alınır. Fakat anne ve babaya asi olanlar ve akraba ile bağı koparanlar bu kokudan mahrum olurlar. Hadisi şerifte buyuruluyor ki:
    "Cennetin kokusu beş yüz yıllık mesafeden duyulur. Ancak onun kokusunu anne ve babaya asi gelen ile akraba bağını koparan alamaz!"(5)
    Hazreti Musa Aleyhisselam bir gün Allahu Tealâ'ya münacat ederek şöyle niyazda bulundu:
    –Ya Rabbi! Acaba benim cennette arkadaşım kimdir? Allah–u Tealâ Celle Celaluhu:
    –Ey Musa! Falan beldeye git, orada bir kasap vardır. İşte senin cennette ki arkadaşın odur, diye cevap verdi.
    Bunun üzerine Hazreti Musa Aleyhisselam o beldeye geldi ve tarif edilen kasabın dükkânını buldu. Orada oturup bir müddet kasabın hareketlerini seyretti.
    Akşam olunca kasap heybesine bir parça et koyup, dükkânını kapayarak evinin yolunu tuttu. Hazreti Musa Aleyhisselam kasabın yanına yaklaşarak:
    –Beni misafirliğe kabul eder misiniz? diye sordu.
    Kasap da tebessüm ederek:
    –Buyurun, diyerek Musa Aleyhisselam'i evine davet etti.
    Eve varınca kasap getirdiği eti kendi eliyle pişirerek çorba yaptı. Sonra evin tavanına asılı olan büyük bir heybeyi aşağıya indirdi ve içinden gayet yaşlı bir kadını çıkardı. Kendi eliyle onu doyurdu, üzerindeki elbiselerini alıp yıkadı ve kuruttuktan sonra onu giydirdi. Sonra tekrar annesini heybeye koyup yerine astı. Tam o sırada kadının dudaklarının kıpırdadığını gördü. Musa Aleyhisselam:
    –Bu kadın kimdir? diye sordu.
    Kasap da:
    –Annemdir, diyerek cevap verdi.
    Musa Aleyhisselam:
    –Sen onu heybeye koyarken dudakları kıpırdıyordu. Sanki bir şeyler söylüyordu. Acaba ne diyordu?
    –O, devamlı olarak şu sözü söyler: "Ya Rabbi! Oğlumu cennete Musa'ya arkadaş yap" işte bu söylediği söz onun duasıdır.
    Bunun üzerine Hazreti Musa Aleyhisselam:
    –Sana müjdeler olsun! Ben Musa'yım. Sen de benim cennetteki arkadaşımsın, dedi.
    Bir kimse annesinin ayağını öperse, cennetin eşiğini öpmüş gibidir. Bu konuda Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuşlardır:
    "Kim annesinin ayağını öperse, tıpkı cennetin eşiğini öpmüş gibi olur"(6)
    Ashab–ı Kiram'dan Alkame adında bir zat vardır. Bu zat bir gün çok ağır hasta oldu. Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hz. Ali, Hz. Ömer ve Hz. Bilal Radıyallahu Anhum hazretlerini onu görmeye gönderdiler. Onlar Alkâme'nin yanına vardıklarında bir de ne görsünler: Alkame'nin dili tutulmuş, bir türlü kelime–i şehadet getiremiyor.
    Hemen gelerek durumu Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e anlattılar. Sahabeler, Alkame'nin durumunu gözden geçirdiklerinde onda bir kusur bulamadılar Daha sonra hanımı yüzünden annesiyle arasının iyi olmadığını öğrendiler. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Alkame'nin annesine haber gönderdi. Kadın Peygamber Efendimiz'in huzuruna gelince Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kadına:
    –Oğlun ile dargın mısın?" diye sordu.
    Kadın:
    –Dargınım ya Resulullah)!" diye cevap verdi.
    Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem:
    –Oğlun çok zahmet çekiyor. Oğlundan razı olmasan bile ona hakkını helal et" dedi.
    Kadın:
    –Oğlum karısını bana tercih etti. Ben oğlumdan razı olamam, dedi.
    Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem kadına ne tavsiye ettiyse kabul etmedi. Nihayet Peygamber Efendimiz şöyle buyurdular:
    –Nefsim yed–i kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki, sen ona öfkeli ve dargın bulunduğun sürece ne namazı ne de zekatı fayda vermez.
    Daha sonra sahabelere Alkame'yi yakmak için ateş toplamalarını emretti. Bunun üzerine kadıncağız feryad edip;
    –Bırakın oğlumu! Allah'ı şahit tutuyorum ki, ben oğlumu bağışladım, ondan razı oldum, ona hakkımı helal ettim, dedi.
    Bunun üzerine Alkame'nin dili açıldı ve kolayca kelime–i şehadet getirerek vefat etti.
    Bu hadiseden sonra Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:
    "Ey Muhacirler ve Ensar topluluğu! Kim hanımını annesine tercih ederse, Allah'ın laneti üzerine olsun. Allah–u Teala o kimsenin ne farz ne de nafile ibadetini kabul etmez."(7)

    ÖZETLE ANNE VE BABA HAKKINDA DİKKAT ETMEMİZ GEREKEN HUSUSLAR ŞUNLARDIR
    * Allah–u Teala Celle Celaluhu isyanı ve günahı gerektiren hususlar dışında emrettikleri her konuda anneye ve babaya itaat etmek.
    * Anne ve babaya nezaketle ve saygı dolu bir dille hitab etmek.
    * İçeri girdikleri zaman hemen toparlanıp ayağa kalkmak.
    * Sabah akşam uygun zamanlarda ellerini öpmek.
    * Anne ve babanın kişiliklerini, şeref ve itibarını korumak.
    * Kendi arzuladığımız şeylerden onlara da ikram edip sunmak.
    * Anne ve babaya sık sık dua edip, bağışlanmalarını Allah–u Teala'dan dilemek.
    * Bütün dünyevi iş ve amellerinde onların fikirlerine danışmak.
    * Anne ve babanın yanında misafir bulunuyorsa kapıya yakın oturup onların verecekleri emirleri yerine getirmede acele etmek.
    * Onları sevindirecek işlerde bulunmak ve memnun kalacakları işleri yapmak.
    * Karşılarında yüksek sesle konuşmamak.
    * Konuşurlarken onları dinleyip, sözlerini kesmemek.
    * İzin vermedikleri takdirde evden çıkmamak.
    * Uyudukları zaman onları rahatsız etmemeye dikkat etmek.
    * Eşi ve çocuklarını onlara tercih etmemek ve her konuda onlara öncelik tanımak.
    * Beğenilmeyecek bir iş yaptıkları takdirde onları kınamamak.
    * Gülmeyi gerektiren önemli bir etken olmadıkça onların karşısında kahkaha ile gülmemek.
    * Sofrada onlardan önce yemeğe başlamamak.
    * Anne ve baba huzurunda ayakları uzatmamak, derli toplu oturmak.
    * Onların önünden yürümemek, onlardan önce bir eve veya işyerine girmemek.
    * Çağırdıkları zaman edeple "Buyur" deyip, hemen yanlarına gitmek.
    * Anne ve baba hayatta iken de, vefat ettikten sonra da onların dostlarına saygılı olmak.
    * Anne ve babasına kötülük eden kimselerle arkadaşlık yapmamak.
    * Onlar için sık sık, özellikle vefatlarından sonra dua etmek. Çünkü Salih evladın ölen anne ve babasına yaptığı dualar kabul olur.
    Onlara şu şekilde dua edilmesi güzel olur:
    "Ey Rabbim! Anne babam beni küçükken nasıl terbiye ettiler, besleyip büyüttülerse, sen de onlara merhamet et, geniş rahmetine kavuştur!"

    Dipnotlar:
    1– İsra Suresi 23–24
    2– Mecmaul Adab
    3– Beyhaki, İhya
    4– Taberani; Terğib ve Terhib, Birr:21
    5– Taberani, İhya
    6– Mecmaul Adab
    7– Mecmaul Adab


  3. 10.Ekim.2009, 23:45
    2
    irem naz
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Ocak.2008
    Üye No: 7042
    Mesaj Sayısı: 382
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5

    --->: Evladın anne baba üzerinde hakkı var mı ve evlat anne babasına hakkını helal et




    Ey Rabbim! Anne babam beni küçükken nasıl terbiye ettiler, besleyip büyüttülerse, sen de onlara merhamet et, geniş rahmetine kavuştur!"

    rabim razı olsun


  4. 10.Ekim.2009, 23:45
    2
    Devamlı Üye



    Ey Rabbim! Anne babam beni küçükken nasıl terbiye ettiler, besleyip büyüttülerse, sen de onlara merhamet et, geniş rahmetine kavuştur!"

    rabim razı olsun

  5. 27.Ağustos.2010, 17:08
    3
    fatma67
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Ekim.2009
    Üye No: 58400
    Mesaj Sayısı: 10
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 1
    Yaş: 57

    --->: Evladın anne baba üzerinde hakkı var mı ve evlat anne babasına hakkını helal etmeyebi

    selamün aleyküm benim bi kızım vardı okuttum bi romana aşık oldu gönül rızam olmadı hiç istemedim evlendi devamlı şikayet ediyor hamile damat tarafı bencil kendini beğenmiş o haldeler ben kızımı ordan ayırmak istiyorum hiç rahat değilim hiçde yanına gitmedim iki yüzlüler damat denilen kişi hep alkol alıyo bize çok çok uzakda kızımı dövüyo düşüncelerim hakkında bilgilen dirirmisiniz saygılar


  6. 27.Ağustos.2010, 17:08
    3
    fatma67 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üye
    selamün aleyküm benim bi kızım vardı okuttum bi romana aşık oldu gönül rızam olmadı hiç istemedim evlendi devamlı şikayet ediyor hamile damat tarafı bencil kendini beğenmiş o haldeler ben kızımı ordan ayırmak istiyorum hiç rahat değilim hiçde yanına gitmedim iki yüzlüler damat denilen kişi hep alkol alıyo bize çok çok uzakda kızımı dövüyo düşüncelerim hakkında bilgilen dirirmisiniz saygılar

  7. 28.Eylül.2010, 12:05
    4
    imamhatipli42
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 7
    Mesaj Sayısı: 3,549
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51

    --->: Evladın anne baba üzerinde hakkı var mı ve evlat anne babasına hakkını helal etmeyebi

    Alıntı
    selamün aleyküm benim bi kızım vardı okuttum bi romana aşık oldu gönül rızam olmadı hiç istemedim evlendi devamlı şikayet ediyor hamile damat tarafı bencil kendini beğenmiş o haldeler ben kızımı ordan ayırmak istiyorum hiç rahat değilim hiçde yanına gitmedim iki yüzlüler damat denilen kişi hep alkol alıyo bize çok çok uzakda kızımı dövüyo düşüncelerim hakkında bilgilen dirirmisiniz saygılar


    ve aleykumusselam ve rahmetullah

    Bu gibi durumlarda çocuklarımızı ikna etmenin mutlaka bir yolu olmalıdır. Olan olmuş bundan sonrası için çocuğunuzu ezdirmemeye çalışın. Hukuki haklarınızı kullanın ama kızınızın huzuru sizinle görüştüğünde bozulacaksa görüşmemeye gayret edin.


    Hani derler ya; Oğlum var deme gelin almadan, kızım var deme gelin olmadan.


  8. 28.Eylül.2010, 12:05
    4
    Özel Üye
    Alıntı
    selamün aleyküm benim bi kızım vardı okuttum bi romana aşık oldu gönül rızam olmadı hiç istemedim evlendi devamlı şikayet ediyor hamile damat tarafı bencil kendini beğenmiş o haldeler ben kızımı ordan ayırmak istiyorum hiç rahat değilim hiçde yanına gitmedim iki yüzlüler damat denilen kişi hep alkol alıyo bize çok çok uzakda kızımı dövüyo düşüncelerim hakkında bilgilen dirirmisiniz saygılar


    ve aleykumusselam ve rahmetullah

    Bu gibi durumlarda çocuklarımızı ikna etmenin mutlaka bir yolu olmalıdır. Olan olmuş bundan sonrası için çocuğunuzu ezdirmemeye çalışın. Hukuki haklarınızı kullanın ama kızınızın huzuru sizinle görüştüğünde bozulacaksa görüşmemeye gayret edin.


    Hani derler ya; Oğlum var deme gelin almadan, kızım var deme gelin olmadan.

  9. 22.Aralık.2012, 14:36
    5
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,414
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: Evladın anne baba üzerinde hakkı var mı ve evlat anne babasına hakkını helal etmeyebi

    Anne-Babaya Dua

    Kuranda Anne-Babaya Dua
    Kur’ân’da İbrahim (a.s.)’ın anne-babası için şöyle dua
    ettiği bildirilmektedir:
    رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ
    “Rabbimiz! Hesabın görüleceği gün, beni, anamı-babamı
    ve mü’minleri bağışla!” (İbrâhim, 14/41)
    İsrâ sûresinde anne-babaya şöyle dua edilmesi tavsiye
    edilmiştir:
    وَاخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ الذُّلِّ مِنَ الرَّحْمَةِ وَقُلْ رَبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِي
    صَغِيرًا
    “Onlara acımadan dolayı, tevazu kanadını indir, (onlara
    karşı alçak gönüllü ol) ve: ‘Ey (her varlığı terbiye edip yetiştiren)
    Rabbim! Bunlar, beni küçükken nasıl (acıyıp) yetiştirdilerse
    sen de bunlara (öyle) acı!’ de.” (İsrâ, 17/24)
    Ahkâf sûresinin 15. ayetinde çocukların anne-babaları
    için şöyle dua etmeleri öğretilmektedir:
    رَبِّ اَوْزِعْن۪يٓ اَنْ اَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّت۪يٓ اَنْعَمْتَ عَلَيَّ وَعَلٰى وَالِدَيَّ وَاَنْ
    GİRİŞ
    47
    اَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضٰيهُ وَاَصْلِحْ ل۪ي ف۪ي ذُرِّيَّت۪يۚ اِنّ۪ي تُبْتُ اِلَيْكَ وَاِنّ۪ي مِنَ
    الْمُسْلِم۪ينَ
    “Ey Rabbim! Bana ve ana babama ihsan ettiğin nimetlerine
    şükretmemi ve senin hoşnut olacağın sâlih amel işlememi
    ilham et. Benim neslimden gelenleri de sâlih kimseler kıl.
    Doğrusu ben tövbe edip sana yöneldim. Ve ben gerçekten Müslümanlardanım.”
    (Ahkâf, 46/15)
    Anne-baba için hayır dua etmek, çocukların temel
    görevlerinden biri olup bu dua onlar için minnet ve vefa
    borcudur.
    Çocukların yaptığı dua ile anne-babaların, cennetteki
    manevî dereceleri artar. Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
    اِنَّ الرَّجُلَ لَتُرْفَعُ لَهُ الدَّرَجَةُ فِي الْجَنَّةِ فَيَقوُلُ يَا رَبِّ اَنّٰى لِي هٰذِه۪ فَيُقَالُ
    بِاسْتِغْفَارِ وَلَدِكَ لَكَ
    “Mü’minin cennetteki derecesi yükseltilir. Bu kimse, ‘Ya
    Rabbi! Bu derece nereden kaynaklandı’ diye sorar. ‘Çocuğunun
    senin için af dilemesi sebebiyle’ diye cevap verilir.” (İbn Ebî Şeybe,
    Dua, 111, No: 29731)



  10. 22.Aralık.2012, 14:36
    5
    Moderatör
    Anne-Babaya Dua

    Kuranda Anne-Babaya Dua
    Kur’ân’da İbrahim (a.s.)’ın anne-babası için şöyle dua
    ettiği bildirilmektedir:
    رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ
    “Rabbimiz! Hesabın görüleceği gün, beni, anamı-babamı
    ve mü’minleri bağışla!” (İbrâhim, 14/41)
    İsrâ sûresinde anne-babaya şöyle dua edilmesi tavsiye
    edilmiştir:
    وَاخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ الذُّلِّ مِنَ الرَّحْمَةِ وَقُلْ رَبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِي
    صَغِيرًا
    “Onlara acımadan dolayı, tevazu kanadını indir, (onlara
    karşı alçak gönüllü ol) ve: ‘Ey (her varlığı terbiye edip yetiştiren)
    Rabbim! Bunlar, beni küçükken nasıl (acıyıp) yetiştirdilerse
    sen de bunlara (öyle) acı!’ de.” (İsrâ, 17/24)
    Ahkâf sûresinin 15. ayetinde çocukların anne-babaları
    için şöyle dua etmeleri öğretilmektedir:
    رَبِّ اَوْزِعْن۪يٓ اَنْ اَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّت۪يٓ اَنْعَمْتَ عَلَيَّ وَعَلٰى وَالِدَيَّ وَاَنْ
    GİRİŞ
    47
    اَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضٰيهُ وَاَصْلِحْ ل۪ي ف۪ي ذُرِّيَّت۪يۚ اِنّ۪ي تُبْتُ اِلَيْكَ وَاِنّ۪ي مِنَ
    الْمُسْلِم۪ينَ
    “Ey Rabbim! Bana ve ana babama ihsan ettiğin nimetlerine
    şükretmemi ve senin hoşnut olacağın sâlih amel işlememi
    ilham et. Benim neslimden gelenleri de sâlih kimseler kıl.
    Doğrusu ben tövbe edip sana yöneldim. Ve ben gerçekten Müslümanlardanım.”
    (Ahkâf, 46/15)
    Anne-baba için hayır dua etmek, çocukların temel
    görevlerinden biri olup bu dua onlar için minnet ve vefa
    borcudur.
    Çocukların yaptığı dua ile anne-babaların, cennetteki
    manevî dereceleri artar. Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
    اِنَّ الرَّجُلَ لَتُرْفَعُ لَهُ الدَّرَجَةُ فِي الْجَنَّةِ فَيَقوُلُ يَا رَبِّ اَنّٰى لِي هٰذِه۪ فَيُقَالُ
    بِاسْتِغْفَارِ وَلَدِكَ لَكَ
    “Mü’minin cennetteki derecesi yükseltilir. Bu kimse, ‘Ya
    Rabbi! Bu derece nereden kaynaklandı’ diye sorar. ‘Çocuğunun
    senin için af dilemesi sebebiyle’ diye cevap verilir.” (İbn Ebî Şeybe,
    Dua, 111, No: 29731)


  11. 11.Eylül.2017, 00:18
    6
    Misafir

    Yorum: Evladın anne baba üzerinde hakkı var mı ve evlat anne babasına hakkını helal etmeyebi

    Selamakeykum evlendiğim gün annem eşime bağırıp çağırdı altınlarımı onlara emanet etmedim diye eşime altınların hepsini bağışladım nikahta annem bunun için eşime bağırdı yola çıkacaktık elini öpmeye gittim elini uzatmadı bana bende bağırıp çağırıp eşimi evden alıp çıktım bunun için ne yapmam gerek şimdiden çok teşekkürler


  12. 11.Eylül.2017, 00:18
    6
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Selamakeykum evlendiğim gün annem eşime bağırıp çağırdı altınlarımı onlara emanet etmedim diye eşime altınların hepsini bağışladım nikahta annem bunun için eşime bağırdı yola çıkacaktık elini öpmeye gittim elini uzatmadı bana bende bağırıp çağırıp eşimi evden alıp çıktım bunun için ne yapmam gerek şimdiden çok teşekkürler

  13. 11.Eylül.2017, 01:36
    7
    Misafir

    Yorum: Evladın anne baba üzerinde hakkı var mı ve evlat anne babasına hakkını helal etmeyebi

    yazılanlar dogru keske yasantıdada olsa herkese iyi demek cook zor ister anne baba ol ister evlat sunu unutmamalı KUL HAKKI


  14. 11.Eylül.2017, 01:36
    7
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    yazılanlar dogru keske yasantıdada olsa herkese iyi demek cook zor ister anne baba ol ister evlat sunu unutmamalı KUL HAKKI




+ Yorum Gönder