Şehid Seyyid Kutub diyor ki 5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
  1. 1
    ezdli cündep Devamlı Üye
    ezdli cündep
    Devamlı Üye
    ezdli cündep - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Profili:
    Üye No: 36789
    Mesaj Sayısı: 265
    Tecrübe Puanı: 4

    Şehid Seyyid Kutub diyor ki


    ALLAH rahmeti rasullünün yolu üzere olanlara olsun

    "Müminlerden öyle erler vardır ki onlar ALLAH'a verdikleri söze sadakat gösterdi; onlardan kimisi adaklarını yerine getirdi, kimileri ise beklemektedir."

    (Ahzab 23)


    Şehid Seyyid Kutub diyor ki:

    Müslüman olarak şuna inanıyoruz ki, Yahudi devletinin sonu mutlaka gelecektir. Onun kurduğu devlet, zülüm ve diktatörlük üzere düzenlemeye çalıştığı egemenlik, pek yakında yıkılacaktır. Kur-an-ı Kerimin İsra suresinde, bu hususta inananlara müjdeler vardır..

    Şehid Seyyid Kutub diyor ki:

    Koca Osmanlı Devletini parçalayan, milliyetçi ve ırkçı hareketlerin ardında sinsi emellerini gerçekleştirmeye çalışan, Sultan Abdulhamid Han hazretlerini tahtan indiren ve İslam halifeliğini sona erdiren yahudidir..

    Şehid Seyyid Kutub diyor ki:

    Yahudiler, tarihlerinde çok kere denemiş olarak Filistin’e girip yerleşmiş, fitne ve bozgunculukları dolaysı ile de çıkarılmışlardır. Onlara iki vaad verilmiştir. Birincisini: tarihin sayfaları arasında bir çok kere deneyerek kapatmışlardır. ALLAH’ın vaadi haktır. Onda zerre kadar yalan ve şüphe yoktur. İkinci vaadi ise; -ALLAH’ın izni ile – Müslümanların elleriyle gerçekleşecektir. Yahudilerin kurdukları her devlet ve egemenlik, fitne ve bozgunculuklarından dolayı mutlaka yıkılacaktır. Kur-an-ı Kerimde bu hususta (isra süresi ayet 5) diye işaret edilmiştir.

    Şehid Seyyid Kutub diyor ki:

    Yahudinin devleti, egemenliği, dünyada oluşturduğu güç, maddi üstünlüğü ve bu üstünlüğüne güvenerek savurduğu tehditler Müslümanları sala korkutmamalıdır. Yüce ALLAH’ın vaadına ve Kur-an-ı Kerim’in ayetlerine samimi olarak inanırlar, yahudinin savurduğu tehditlerden ürküp sinmezler. Cihad emrini bırakıp köleliğe razı olmazlar.

    Şehid Seyyid Kutub diyor ki:
    Dünya tarihinde hiç bir millet, İsrail Oğulları gibi zülüm yapmamış, fitne ve bozgunculuk çıkarmamış, hile ve desiselere baş vurmamış, hakka ve doğru yola çağıranlara işkence yapmamış ve peygamberlerini öldürmemiştir. Yeryüzünde, inkar ve isyan bakımında da İsrail Oğulları gibi hiçbir millet, yaşamış değildir. Tarihi vesikalar, bunun birer şahidi olarak durmaktadır.

    Şehid Seyyid Kutub diyor ki:

    Eğer, İslam’ın doğuşundan itibaren Müslümanlar için yapılan düşmanlıkları incelemiş olursak, en şiddetli düşmanlığın Yahudilerden geldiğini görürüz. Dün olduğu gibi, bu günde aynı ölçüde ve şiddette Yahudilerin Müslümanlara karşı olan düşmanlıkları sürmektedir. Medine’de başlayan bu düşmanlık savaşı, tam on dört yüz yıldır devam edip gelmektedir. İslam’a, İslam Peygamberine, Kur-an-a ve İslam ümmetine en büyük iftirayı Yahudiler yapmıştır. Bu günde Yahudiler, İslam ve Müslümanlara karşı açık ve kesin olarak bu düşmanlıklarını ilan etmiş bulunmaktadır. Bugün, yer yüzünde Yahudi’nin en büyük düşmanı Müslümandır. Müslümanın da en büyük düşmanı yahudidir.

    Şehid Seyyid Kutub diyor ki:

    Eğer günümüzün Müslümanları, bulundukları her yerde Yahudilerin hile, desise, plan ve bozgunculuğuna karşı uyanık olmaz ve medinede Peygamber(s.a.v) in Yahudilerin ve onların çevirdikleri dolaplara karşı aldığı tedbirlerin aynısını almaz ise, içinde bulundukları perişanlık ve dağınıklıktan kurtulamıyacaklardır. Emperyalizmin ve siyonizmin kölesi olarak, kendi ülkelerinde esir kalmakta devam edeceklerdir.

    Şehid Seyyid Kutub diyor ki:

    Bu İslam ülkelerinde, siyonizmin dostu ve söz birlikçisi binlerce kişi, lider, önder, düşünür, yazar, kumandan ve kahraman olarak ilan edilmiş ve en önemli işlerin başına getirilmiştir. Geçmişleri kirli ve karanlık olan bu kişiler devletin yönetimini teslim etmişler ve istedikleri her şeyi bunlara yaptırmışlardır. İslam’ın bu düşmanları, açık olarak yapamadıkları bir çok işleri ve görevleri de bunlar vasıtası ile gizli olarak yaptırmış ve başarmışlardır.

    EY ŞEHİD !


    Kanser tümörü yahudi devleti haritadan silininceye kadar cihad ve mukavemet hattından ayrılmayacağız !

    Kudüs'ün özgür ve aydınlık şafağında buluşmak üzere

    İlgili Yazılar

  2. 2
    ezdli cündep Devamlı Üye
    ezdli cündep
    Devamlı Üye
    ezdli cündep - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Profili:
    Üye No: 36789
    Mesaj Sayısı: 265
    Tecrübe Puanı: 4

    --->: seyyid kutub


    şehid şeth halid el islambuli

    Zalim Enver Sedat'ı hertürlü zorluk ve engele karşı Cehenneme yollayan Halid elİslambuli

    Bir Yiğit...Bir Şehid...Halid El-İslambuli

    "Onlar Rabblerine iman eden genç yiğitlerdi..." Kehf 13

    ''Eğer kurşunlar bugün göğsüme saplanmassa, yarın Kur'an' a saplanacaktır.''

    "Anneciğim üzülmeyin...
    ALLAH bizi bu ameli yapmaya ve kendi yolunda şehidliğe eriştirdi...
    Size düşen, Kur’an’a tutunmak ve O’nunla amel etmektir...”

    Yaklaşık 25 yıl önce dünya Rablerine iman eden genç yiğitlerin, yeni bir kıyam hareketine şahitlik ediyordu. Halid İslambuli ve arkadaşları Mısır'ın çağdaş firavununu bir geçit töreninde yere sererek siyonistlere ve onlara uşaklık edenlere kıyamete dek unutulmayacak bir ders verdiler...

    Halid İslambuli, 14 Kasım 1957 yılında Minye vilayetinin Melya kasabasında dünyaya gelmiştir. İlk ve ortaokulu doğum yerinde okuyan Şehid, liseyi Asyut vilayetinde okuduktan sonra harp okuluna girerek, mezun oldu. Sonra topçu teğmen olarak orduda göreve başladı.

    Mısır Firavunu Hain Sedat Cezalandırılıyor

    O gün hava nisbeten kuru ve güneşli idi... Ekim ayı geçiyordu. Mısır’ın ileri gelenlerinin oturduğu Nasr şehrinin birkaç km. güneyindeki mahallelerde bir kaynama göze çarpıyordu. Askeri kamyonlar geçide hazırlanıyordu... Bu askeri geçit, Mısır’ın 1973 Ramazan ayında her yıl yapılan kutlamalarla ilgiliydi. Mısır Firavunu Sedat da özel makam yerinde oturuyordu...

    Sedat, bir süre önce İslami güçlere karşı şiddetli bir şekilde ezmek için mücadele başlatmıştı. Sağında onun veliahdı ve yardımcısı Hüsnü Mübarek, solunda savunma bakanı Ebu Gazale oturmuştu. Amerika büyükelçisi Alfred Aturtoun ve Amerikalı generaller Enver Sedat’ın tam arkasındaki sırada dizilmişlerdi.

    Üç gün süreyle emniyet kuvvetleri, bütün silahları ve zırhları bir tek kurşun olmadığına dair emin olmak için teftiş etmişlerdi. Tanklar, kamyonlar ve askeri geçite katılan tüm fertler, Amerika’dan alınmış dedektörler vasıtasıyla kontrolden geçirilmişti. Fakat yine de Halid ve arkadaşları, gerekli silahları tören meydanına sokmayı başardılar. Saat 10 .30’da tank sesleri ve askeri kamyonların geçişi ile askeri geçit töreni başladı. Geçit töreninde, askeri kamyonlardan biri arızalandı, bir süre durdu, fakat tekrar hareket etti ve geçit safları yeniden teşkil edildi. Saat 12.40 olmuştu.

    Altı adet Mig uçağı çok alçaktan uçarak akrobatik gösteriler yapıyordu. Herkesin gözü havada uçakları seyrediyordu. Hemen o anda arkasından 130 mm’lik rus yapısı tanksavar topu bulunan bir askeri kamyon, özel makam yerinin karşısında durdu. Diğer şoför ler, bir saat önceki araba gibi bunda da teknik bir arıza olduğunu zannettiler. Halid ve arkadaşları için en iyi fırsat doğmuştu. Ansızın ard arda silah sesleri yükseldi. Kamyonun ardından üç kişi daha Enver Sedat’ın olduğu yeri kurşun yağmuruna tuttular.

    Operasyonun emiri, ileri doğru atlayıp Sedat’ın tarafına doğru koşarak el bombası attı. Bomba Ebu Gazale’nin yanına düştü fakat patlamadı...

    İkinci el bombası ise Nebi Hafız’a isabet etti.

    Halid süratle kamyon tarafina döndü ve makinalı tüfeği alarak makam yerini taramaya başladı. Hemen arkasından dört mücahid, Sedat’a koşarak yaklaştılar. Topluluk bir şok halini yaşıyordu. Sedat bir an doğruldu. Bu durum daha iyi hedef olmasına yol açmıştı.

    Mısır emniyet teşkilatındaki adamlar telaşla el ve ayakla sandalyeleri Sedat ve Yardımcısının üstüne atıyorlardı. Hareketin başkanı bir diğer arkadaşıyla beraber 1.5 metrelik özel duvara yaklaşarak korkuya kapılmış Amerikalılara ve uşaklarına tüfeği yöneltip mermileri boşaltmaya başladılar. Bu, Amerika’da eğitim görmüş Sedat’ın korumalarını şoke etmişti.

    Emperyalizmin olağanüstü tedbirleri Üsteğmen Halid İslambuli ve davadaşlarına cevap bile verememişti.

    Enver Sedat cehenneme gönderilmiş Halid ve arkadaşları tutuklanmıştı. Halid İslambuli ve arkadaşlarının mahkemesi, Mısır tarihinin yüzkarası olacak güldürücü bir tiyatronun sahnelenmesinden başka birşey değildir. Aslında bu tip mahkemeler Mısır hukukunun yabancı olduğu duruşmalar da değildir. Çünkü Seyyid Kutub’u şehid eden zalimler, Salih Seriyye’yi şehid eden zalimlerden farksızdır. Şükrü Mustafa’nın göstermelik mahkemede yargılanıp şehid edilmesinde olduğu gibi, Halid ve dört yiğit arkadaşı da aynı Firavunların direktifiyle ortaya konan senaryolardan birini yaşadılar ve güya yargılanarak idam cezasına çarptırıldılar.

    Aslında bu şehid edilen kutlu insanlar mahkemelerden kendilerini hakkaniyet ölçülerinde yargılamalarını da bekliyor değildiler. Bu şehidlerin ortak olarak söylediği tek söz şudur: “Sizin kanunlarınızı ve hukukunuzu kabul etmiyoruz. ALLAH’ın hukukunu savunan kıyam erlerini zalimlerin despotik rejimleri yargılayamaz.”

    Halid ve arkadaşlarının 11.11.1981 Cumartesi başlayan mahkemesi 117 gün devam edecek, bu zaman zarfinda sadece dört celse yapılarak hüküm ilan edilecektir. Ne Halid ve arkadaşlarına kendilerini savunma imkanı tanınacak, ne mahkemede Halid’in avukatlığını yapmak için hazır olan 35 avukata müvekkillerini savunma imkanı verilecek ne de mahkeme heyeti uygulaması ön görülen görevini yerine getirme imkanı bulabilecektir.

    Şehid İslambuli ve arkadaşları mahkemedeki tavırlarıyla zalimlerin kalplerine daha da korku salarken Müslümanlara da bir müminin küfre karşı nasıl mücadele edilmesi, nasıl davranılması gerektiğini pratik olarak ortaya koymuşlardır. İlk celse halka açık olarak yapıldığında gözler beyaz entarili ve başında beyaz takkesi ile dolgun, uzun boylu, elinde Kur’an-ı Kerim olan gencin üzerine çevriliydi. Adı sorulduğunda Halid Ahmed Şevki el-İslambuli olduğunu söyledi. Kendisini savunacak avukatın mahkemede hazır olup olmadığı sorulduğunda da elindeki Kur’an’ı havaya kaldırarak gür sesi ile; “ALLAH kendine iman edenlerin savunucusudur.” ayetini okudu.

    Bu mahkemelerde Halid’den başka dikkati çeken iki şahıs daha vardı. Bunlardan biri çok az konuşan 1979’da Mısır’daki Cihad hareketi’nin liderliğine getirilen ve cemaatin fakihi olan 27 yaşındaki ziraat mühendisi Abdusselam Ferac, diğeri de yine Cihad’ın önde gelenlerinden ve 81’de hareketin liderliğine getirilen yarbay rütbeli Abbud ez-Zümer’di. Abbud ez-Zümer celselere askeri elbiselerle devam ediyordu.

    Halid mahkemede Sedat’ı niçin öldürdüğü sorulunca verdiği cevapta; ALLAH’ın hükümleri ile hükmetmeyip, İslam ümmetine karşı ihanetinin cezası için O’na karşı savaşın gerekliliğinden hareketle bu eylemi gerçekleştirdiğini ve bunun için de pişman değil aksine çok mutlu olduğunu asrın Firavununu ortadan kaldırmak kendisine nasip olduğu için ALLAH’a hamd ettiğini açıklayacaktı. Halid, sorgulaması ve mahkemedeki konuşmaları boyunca ‘ALLAH’ın hukukunu ayak altına alan ve Müslümanlara zulmedenlerin akıbetleri işte Sedat’ın akibeti gibidir’ diyecek ve Müslümanlar var olduğu müddetçe kimsenin İslam’a saldıramayacağını söyleyecekti.


  3. 3
    ezdli cündep Devamlı Üye
    ezdli cündep
    Devamlı Üye
    ezdli cündep - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Profili:
    Üye No: 36789
    Mesaj Sayısı: 265
    Tecrübe Puanı: 4

    --->: seyyid kutub


    Şehid şeyh halid el islambuli

    30.11. 1981 günü yapılan ikinci celsenin başlaması ile mahkeme salonuna giren Halid’in annesinin, Halid’in bulunduğu yere yönelerek yüksek sesle; “Sabran ya Mi Yasir inne mevidekum el-cenne” (Sabredin ey Yasir ailesi size cennet vadedildi) diye bağırması Halid ve arkadaşlarının bulunduğu kafeslerden marşların, sloganların yükselmesine neden olurken basın mensupları bu ananın tutum ve tavırları karşısında hayrete düşüyordu.

    6 Mart 1982’de mahkeme kararı açıklamak için toplanmıştı. Mahkeme salonunda sessizlik hakimdi. Dr. Ömer Abdurrahman, Yusuf suresini okuyordu. Mahkeme heyeti salona girdiğinde Ömer Abdurrahman, Yusuf Suresinden; “Ey benim hapishane arkadaşım bölük pörçük ilahlar mı yoksa Kahhar ve bir olan ALLAH mı daha hayırlıdır (ibadete layıktır).” ayetini okudu.

    Karar okunurken mahkeme heyeti görülmemiş bir protesto ile karşılaştı. Kafeslerde bulunan Halid ve arkadaşları mahkeme heyetine sırtlarını dönmüş yüksek sesle marşlar ve sloganlar söylüyordu. Sonunda karar açıklandı: 5 idam ve cihad hareketi’nin ileri gelen liderlerinin hemen hemen hepsine ömür boyu hapis.

    Sedat’ı öldürme eylemine fiili katılan Halid ve üç arkadaşıyla birlikte cemaatin fakihi ve emin “Farizatü’l-Gaibe” kitabının yazarı Abdusselam Ferac’ın idamına karar verilirken, cihad’ın liderlerinden Abbud ez-Zümer 42 yıla mahkum ediliyordu.

    İdama Mahkum Edilenler:

    1. Halid Ahmed Şevki el-İslambuli
    2. Abdulhamid Abdusselam Abul Ali
    3. Ata Tail Hamide
    4. Hüseyin Abbas Muhammed
    5. Muhammed Abdusselam Ferac Atiye.

    İdam hükmünün açıklanmasından sonra salonda sloganlar atılmaya tekbirler getirilmeye başlandı. Kafeslerden şu sesler yükseliyordu:

    “Kan içici kasaplara, insanların ruhunu parçalayan zebanilere haber verin... Zalimlerin sonunun geldiğini müjdeleyecek fecir yaklaşmakta.”

    “Biz ALLAH’ın dini için varız O’ndan geldik O’na döndürüleceğiz. Ya ALLAH’ın dini mecidine tekrar kavuşacağız, yada bu uğurda bizim kanımız akacak.”

    İdam hükmünün açıklanmasından sonra Abdulhamid, Ömer Abdurrahman’a; “ALLAH’ın şehadetle mükafatlandırdığı kimseye ne nasihatte bulunursun?” diye sorunca Ömer Abdurrahman ibadet zikri çoğaltmalarını hatırlattı ve Halid İslambuli’ye dönerek; “Sizden önceki İslami hareket elemanlarının başaramadığını sizler başardınız. ALLAH Şehadetinizi mübarek eylesin.” dedi.

    Hükmün açıklanmasından sonra kafesteki gençlerden biri sol kolunu parmaklıklara sürterek kanattı. Akan kanlarla elbisesine “El-Cihadu hatta’l mevt” (ölene kadar cihad) sözlerini yazdı. Kafestekiler hep birlikte bu sözü haykırdılar ve salon terkedildi.

    Cihad’ın Güney Said bölgesi liderlerinden ömür boyu hapse mahkum edilen Kerem Zuhdi arkadaşlarına hitaben şu konuşmayı yaptı:

    “Bizler, Filistin haçlılar tarafindan düşürüldüğünde Yahudilerin sokaklara çıkarak ‘Muhammed öldü, erkek evlat bırakmadı!’ diye bağırmalarını hiç unutmadık! Fakat işte biz, Muhammed’in gençliği olarak ilan ediyoruz ki; Muhammed (sav) her beşer gibi öldü. Çünkü ölüm her beşerin üzerine haktır. Ama arkasından öyle erkekler bıraktı ki bunlardan birisi Ortadoğu’da Yahudilerin en büyük uşağı olan Sedat’ı cehenneme yolladı.”

    Koluna girip kendisini arabaya doğru götürmekte olan askerlerin ağladığını gören Halid onlara; “Cihadımızı bizden sonraki nesillere aktarın” dedi. Ve mücahidler, üzerlerine düşeni yerine getirmiş olmanın huzur ve vakarıyla mahkeme salonundan ayrıldılar. Halid Ahmed Şevki İslambuli annesine yazdığı son mektupta kendisinin şehid olduğunu, bunun için üzülmemesi gerektiğini hatırlattı. Eylemleri nedeniyle ailesinin maruz kaldığı işkencelerden ve baskılardan dolayı kendisini haklarını helal etmelerini istedi.

    Ve nihayet, 82’nin 16 Nisan’ında İslambuli ve dört arkadaşı Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek’in emriyle idam edildiler. İslambuli ve arkadaşlarını savunmak için müracaat eden çeşitli görüşlere mensup 35 avukat ortak bildirilerinde şunu söylediler: “Mısır’da istikbal işte burada yargılanan insanların bağlı bulunduğu hareketin olacaktır.”

    Halid, şehadetinden önce, son söz olarak şunu söylüyordu:

    “Dünya duysun artık, Müslümanlar geliyor!

    ALLAH şeyh he rahmet etsin inşaALLAH.


  4. Reklam

  5. 4
    siyah_zambak Üye
    siyah_zambak
    Üye
    siyah_zambak - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Profili:
    Üye No: 33133
    Mesaj Sayısı: 21
    Tecrübe Puanı: 2
    Yer: istanbul

    --->: seyyid kutub


    Osman, hazineyi akrabalarına yağmalatmış, bütün önemli valiliklere onları getirmişti. Bundan başka Arap kabile reislerine ve ileri gelenlerine fethedilen topraklara gitme, oralardan mal edinme hakkını vermişti. Ebu Bekir ve Ömer zamanında yasaklanan bu talancı-yağmacı tavır, Osman tarafından hayata geçirilince Arabistan'da çalışıp kazanmadan her taraftan kazanç elde eden boş bir aristokrat sınıf ortaya çıkmıştı.

    Osman'ın yanlı tutumu ve Kuran konusunda yaptıkları yüzünden ayaklanma başladı. Seyyid Kutub, bu olguyu değerlendirirken diyor ki:

    “(...) Genellikle o ayaklanma Osman'ın, daha açıkçası Mervan'ın (Osman'ın Başbakanı) ve onun arkasındaki Emevilerin tutumundan İslam ruhuna ve yönetimine daha yakındı. Osman için şu mazereti buluyoruz: Kötü tesadüfler kendisini halifeliğe getirdi. Çünkü Emevi topluluğu çevresinde bulunuyordu. Kendisi de seksenine yaklaşmış güçsüz bir ihtiyardı.

    (...)

    Osman'ın kişiliğinde İslam'ın ruhunu itham etmemiz güçtür. Fakat onun hatasını da affetmemiz o ölçüde güçtür. Çünkü, açıktır ki, üçüncü Halife'nin mal dağıtımındaki tutumu, müsteşarı Mervan'ın tutumu ve onun görevlerin çoğunu Emevilere vermesi, bütün bunlar tarihin gidişini etkileyen birtakım genel durumlar yarattı. Artık mesele, bir ferdin rolünden ibaret değildi, ağırlığı ve itici gücü olan birtakım durumlara yol açtı.

    Osman, fiilen Emevi Devleti'ni ayakta bırakarak gitti. Bunu, her yerde, özellikle Şam'da onlara imkan ve İslam ruhundan uzak olan Emevilik ilkelerine ortam hazırlamakla yaptı. Böyle olmasaydı, Muaviye sonradan Halifeye (Hazreti Ali'ye) karşı çıkmak için tehlikeye atılamayacaktı. Çünkü, Muaviye'yi Muaviye yapan Osman'ın 13 yıllık iktidarıydı. Çünkü bu iktidar onun eline para gücünü, ordu gücünü ve devlet gücünü toplamıştı (Seyyid Kutub'dan, age, s.38-39)

    Yukardaki Hz. Osman Zinnureyn Efendimiz hakkındaki çirkin sözler Seyid Kutup'undur. Resulullah Efendimizin Ailesine, Ashabına ve mübarek Halifelerine dil uzatan felakettedir. Onlara dil uzatan Resulullah Efendimize dil uzatmış olur. Onları kötüleyen Resulullah Efendimizi kötülemiş olur.

    Seyid Kutup ne Seyyiddir ne de Kutup. Bu sıfatlar yakıştırmadır. Aslı yoktur.

    Gerçi son demlerinde Hz. Osman Efendimiz hakkındaki çirkin görüşlerinden tevbe ettiği söylenir ama kitapları vasıtasıyla bu çirkin görüşleri yayılmıştır. Eserlerinde tevbe ettiğine, bu hatalı görüşlerinden döndüğüne dair tek satır geçmez.

    Dikkatli olunması tavsiye olunur. Seyyid Kutup şöyle söylüyor: "Sonunda devrimciler devrimi gerçekleştirdi. Hak ile batıl, hayır ile şer birbirine karıştı. Ancak meselelere İslam gözüyle bakanlar; meseleleri İslam ruhuyla hissedenler, bu devrimin İslam'ın ruhuna ve çizgisine Osman'dan, daha ince ifadeyle Mervan'dan daha yakın olduğuna karar verecektir." (Kutup, Toplumsal Adalet, s. 189, 5. Baskı)

    Bu sözlerden anlaşılacağı üzere Hz. Osman Efendimiz meselelere İslam gözüyle bakamıyor; İslam"ın ruhunu hissetmiyordu!

    "Biz Ali'nin (r.a.) hilafetinin kendisinden önceki Ebu Bekir ve Ömer'in hilafetinin doğal devamı olduğuna meylediyoruz. Osman'ın dönemi ise aradaki bir fasılaydı." (Kutup, Toplumsal Adalet, s.206, 5. baskı)

    Hz. Osman efendimizin dönemi, güya Peygamber Efendimizin İrşad edici Hilafetinin kesintiye uğramasıymış!

    "Osman'ın dönemi ise aradaki bir fasılaydı." Nitekim Kutup'un bu ifadesi değişmiş yahut ifadeleri onun adına "Mervan'ın hâkim olduğu Osman dönemi" şeklinde değiştirilmiştir. Ancak her halükarda Seyyid Kutub kitabının iki baskısında da Osman'ın hatasının sonuçlarını bağışlamamıştır. Bu ise Şii ve Rafizi nefesidir. (Ali b. Yahya el-Haddadi, s. 23)

    "Muaviye ve arkadaşı (Amr b. As) yalan, hile, aldatma, nifak, rüşvetle adam satın alma gibi yollara başvuruyor; Ali ise bu tür aşağılık yollara sapmıyordu." (Kutup, Kitaplar ve Şahıslar, s.206)

    Seyyid Kutup, Hz. Osman Efendimizi karalamakla yetinmemiş; Hz. Muaviye ve Hz. Amr b. As Efendilerimizi –ALLAH onlardan razı olsun- dahi karalamıştır...

    --------------------------------------------

    Ashabıma dil uzatmakta ALLAH’tan korkun! Benden sonra onları kötü emellerinize alet etmeyin! Onları seven, beni sevdiği için sever. Beni sevmeyen onları da sevmez. Onları inciten beni incitmiş olur. Beni inciten de ALLAH Teâlâyı incitmiş olur. (Hadis-i Şerif, İbni Hacer, Es-Savaiku'l-Muhrika, Birinci Mukaddime


  6. 5
    siyah_zambak Üye
    siyah_zambak
    Üye
    siyah_zambak - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Profili:
    Üye No: 33133
    Mesaj Sayısı: 21
    Tecrübe Puanı: 2
    Yer: istanbul

    "1900 küsürlerde üstad'ın bir talebesi neşredilmiş risalelerle beraber Mısır'a gider ve o dönemde kendi metoduyla islam mücadelesi veren ve hareketinin zirvesinde olan seyyid kutub'la görüşür. Kutub, ona Türkiyede ne yaptıklarını sorar ve üstad'ın talebesi de (hangisi oldugunu da bilmiyorum) Türkiyede İman kurtarma hizmeti yaptıklarını ve Hedeflerinin kesin ve net biçimde, o; bu ayırdetmeksizin; kesin bir dille HERKES olduğunu anlatır. kutub biraz şaşırmış vaziyette, (tavrı hakkında net birşey bilmediğim için söylemiyorum ama) şöyle der:"sizin yaptığınız iğneyle kuyu kazmak.."

    Üstad'ın talebesi olan abi; Türkiyeye gelir ve birgün Kutub'a verilen idam hükmü haberini alırlar; bir de bu karardan sonra Kutub'un:" iğneyle kuyu kazmak lazımmış." dediğini iletirler..
    Kendisine idam kararı çıktıktan sonra benim tarzım hatalıymış tek tek imanları kurtarmak en eftaliymiş diyor. Tarihten bir ibret tablosu işte,Umarım tevbe etmiştir, umarım İslam ile ölmüştür...


  7. 6
    ezdli cündep Devamlı Üye
    ezdli cündep
    Devamlı Üye
    ezdli cündep - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Profili:
    Üye No: 36789
    Mesaj Sayısı: 265
    Tecrübe Puanı: 4

    ALLAH şahit sizler iftiracısınız ve gülünç duruma düşüyorsunuz


  8. 7
    Hoca Moderatör
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 0
    Tecrübe Puanı: 0
    Yer: çalışma odam:)

    Alıntı
    Umarım tevbe etmiştir, umarım İslam ile ölmüştür...
    bu ikinci uyarım

    ezdli cündep kardeşim Bediüzzaman hakkında
    siyah_zambak kardeş de Seyyid kutup hakkında

    Lütfen haddimizi aşmayalım.

    ikiside bilinen ve sevilen islam alimleridir. hataları olabilir ama bu "umarım müslüman olarak ölmüştür" diyecek kadar hakareti de hakketmediler.
    onlar öldüler ve Allaha hesap vermişler. siz geride bıraktıkları miraslarından faydalı bulduğunuza uyarsınız ve onlara duada bulunursunuz.. size düşen budur.
    Allah sizi affetsin


  9. 8
    BiLaL HaTTaB DeLi MoLLa
    BiLaL HaTTaB
    DeLi MoLLa
    BiLaL HaTTaB - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Profili:
    Üye No: 12484
    Mesaj Sayısı: 1,752
    Tecrübe Puanı: 22
    Yaş: 35
    Yer: Ne KaRa aN? YıLLaR KaRa...

    siyah_zambak ve ezdli cündep kardeşlerim, Seyyid Kutub ve Said Nursî "Allah'a verdikleri sözde" durdular ve bi-iznillah şehid oldular... Onlar size cevap veremeyeceklerine göre, sizler onların ardından konuşarak gıybetlerini yapmış ve ayette tasvir edildiği üzere, etlerini çiğnemiş olmuyor musunuz? Bu, midenizi bulandırmıyor mu?

    siyah_zambak kardeşim. Şehid Dr. Abdullah Azzam, "Cihad Dersleri" adlı eserinde sizleri şöyle anlatıyor:

    "Bu tür insanlar merhum Seyyid Kutub'a; 'o Fizilalil Kur'an'ın sahibi değil, Fi Delâlil Kur'an'ın sahibidir Seyyid Kutub! Kitaplarını okuduğunuz, sevdiğiniz bu adam dalalettedir, kâfirdir' demektedirler. Neden böyle söylemekteler? İstihbarat birimleri gençlerin Seyyid Kutub'un kitaplarını okuyup da etkilenmelerinden korkmaktadırlar. Bu nedenle Seyyid Kutub'un akidesinden insanları şüphelendirmek ve Seyyid Kutub'un kitaplarıyla yeni neslin arasına sedler çekmek istemektedirler. Böyle söyleyen kimseler, bu sözleriyle büyük ihanet birimlerine hizmette bulunduklarını bilememektedirler. Bu zavallılar gerçekten hakkı açıkladıklarını zannetmektedirler. Seyyid Kutub'un kâfir olduğuna inanmaktadırlar."

    Bu zavallılığa düşmeyin kardeşim. Alın elinize bir kitabını; mesela 40000 kişinin hapse girmesine ve Şehid Seyyid Kutub dahil birçoklarının da idam edilmesine sebeb olan "Yoldaki İşaretler" kitabını... Birilerinin birileri hakkındaki söylemleri sizleri yanıltır. Yanıltmayan sadece o zatların kendi eserleridir. Birisini tanımak istiyorsanız, eserlerine müracaat edin. Evet, Seyyid Kutub ilk zamanlarında Hz. Osman(ra) hakkında, iftira olmayan, ancak biraz haddi aşan ifadeler kullanmıştır. Ancak daha sonraki baskılarda gerekli düzeltmeleri yapmıştır. Düşmanları bu ufak hatalarını gün yüzüne çıkarıp kafa bulandırmak için, bu ilk baskılardan seçtikleri "birkaç" cümle ile insanları şaşırtma peşinde koşmuşlardır. Bu şaşanlara ve şaşıranlara sizlerin de eklenmesi bizi sadece üzer...


    Alıntı
    Kardeşim Allah razı olsun bu RİSALE NUR VE BEDİÜZZAMAN düşmanlarının iç yapısını hangi hısr ve kinle ehli sunnete saldırdıklarını belgelemişsin.

    Lakin seyyid kutubun bir sözü var...

    Bediüzzaman Doğruyu yapmış....Biz hatalıyız....(SEyyid KUtub.)

    O zat hatasını anlamış.Dua edelimde bunlarda anlasınlar.
    nurmuhafızı kardeşim; nurlar senin gibilerin muhafazasına kaldı ise vah nurların haline... Hem, nurların bir muhafıza ihtiyacı mı var ki, kendini böyle süper kahraman gibi gösterme hevesleri gütmüşsün? Ehl-i sünnet'e saldıran bir zihniyet varsa, o da sizler gibi taassub batağından çıkamayan kör zihniyettir. Körsünüz ve yoğun bir caddeden karşıdan karşıya geçmeye çalışıyorsunuz. Tehlikenin farkında mısınız? O zat, bu zat... Zat'ları kapıştırarak neyin mücadelesini verdiğinizi iddia edeceksiniz söyler misiniz? "Bunlar" diye nitelendirdiklerinizden evvel, kendi hatalarınızın tasası sarsa ya sizi...

    Alıntı
    Umarım tevbe etmiştir, umarım İslam ile ölmüştür...
    Yine Şehid Abdullah Azzam'ın eserinden bir nakil yapayım istiyorum:

    "Mısır'da idamdan önce Ezher'li bir şeyh getirilip idam edilene kelime-i şehadet getirtmesi, idam merasimlerindendir. Üstad Seyyid Kutub idam sehpasına götürülürken ona kelime-i şehadet getirtmesi için Ezherli bir âlim getirilir. O; "Ey Seyyid Kutub! "Eşhedü enlailahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden Rasulullah" de" der. Seyyid Kutub: "Sende mi? Komediyi tamamlamak için mi geldin? Şüphesiz biz "La ilahe illallah" dediğimiz için idam ediliyoruz. Siz ise karşılığında ekmek yemek için, "la ilahe illallah", söylüyorsunuz!" diye cevap verir."


    İnsaf sahibi iseniz, bu cümleler sizlere birçok şey anlatmalı... Kin ve husumet bürüdüyse gözlerinizi, yapacak birşey yok malesef...

    1954 yılında "Müslüman Kardeşler İslâm'dan çıkmışlardır, tevbeleri kabul edilmez" diye fetva veren el-Ezher Şeyhi Abdurrahman, Şehid'e feci şekilde bir ölüm hazırlayıp kafasından aşağı asit dökerek şehadete uğurlayan kansız Abdunnasır ve Şehidimiz Seyyid Kutub... Hepsi son durağa vardılar. Hepsi kendilerince bir mücadele verdiler ve hepsi "kendi Rabblerine" hizmet edip, "kendi Rabblerinin" davası uğrunda kalem oynatıp can verdiler. Sizin Rabbiniz kim ki, neye hizmet ediyorsunuz ? ! !

    Rabbim basiretimizi açsın...

    “(Rabbimiz!) Seni noksan sıfatlardan tenzîh ederiz; senin bize öğrettiğinden başka bizim bilgimiz yoktur. Şüphesiz bilen, hakîm olan ancak sensin.” (Bakara, 32)

    vesselam, veddua...



  10. 9
    BiLaL HaTTaB DeLi MoLLa
    BiLaL HaTTaB
    DeLi MoLLa
    BiLaL HaTTaB - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Profili:
    Üye No: 12484
    Mesaj Sayısı: 1,752
    Tecrübe Puanı: 22
    Yaş: 35
    Yer: Ne KaRa aN? YıLLaR KaRa...

    amin kardeşim, ecmain inşAllah.. Bu duanıza muvaffak olabilme şerefi ile müşerref kılsın Rabbim beni ve siz kardeşlerimi.

    vesselam...


  11. 10
    ezdli cündep Devamlı Üye
    ezdli cündep
    Devamlı Üye
    ezdli cündep - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Profili:
    Üye No: 36789
    Mesaj Sayısı: 265
    Tecrübe Puanı: 4

    Alıntı
    siyah_zambak ve ezdli cündep kardeşlerim, Seyyid Kutub ve Said Nursî "Allah'a verdikleri sözde" durdular ve bi-iznillah şehid oldular... Onlar size cevap veremeyeceklerine göre, sizler onların ardından konuşarak gıybetlerini yapmış ve ayette tasvir edildiği üzere, etlerini çiğnemiş olmuyor musunuz? Bu, midenizi bulandırmıyor mu?
    Esselamun Aleykum Bilal HATTAB.

    ALLAH'a hamd olsun biz bu ayeti iyi biliyoruz ve bir müslümanın etini çiğnemiş olmaktan ALLAH'a sığınırım.

    Gaybı bildiğini iddia edenler ALLAHcc iftira etmiş bulunmaktalar bizler şahısların konumu yeri ne olursa olsun onlar hakkında hak sözü söylemekten geri kalamayız bundan ALLAH'a sığınırız.

    Rasulullah (s.a.v) en güzel amel zalim sultanın karşısında hak sözü söylemektir diye buyurmuştur.

    İmam ebu hanifenin şu sözü

    İmam Ebu Hanife (r.a.) “El-Alim”de şunları söyler:

    “Vahiy olmadan kalplerde bulunanı bildiğini iddia eden, Alemlerin Rabb’inin ilmine sahip olduğunu iddia etmiş olur. Kalplerde ve hariçte, Allah’ın bildiğini, kendisinin de bildiği iddiasında bulunan insan, büyük bir günah işlemiş, cehennem ve küfrü hak etmiş olur.” (El-Alim vel-Müteallim s.22 (Beşeseri))

    ebu hanife dediki
    Bir kimse “kafiri kafir olarak bilmem” derse, o kafir gibidir.” (El - Fıkhul-Ebsat, s.40 (Beş eseri))

    teymiyenin şu sözü

    İmam İbn Teymiyye bakın böyleleri için ne diyor: “Kendisi için gazaplanıp, Rabb’ı için gazaplanmayan insanlar, yaratıkların en kötüleri olduğu gibi din ve dünya da kendileriyle asla düze çıkmaz.” (Siyaset, s.88)

    Böylelerinin diğerlerinden farkı, nihai yaklaşımları olduğu halde ara düşüncelerinin müslümanca olmasıdır. Bunun ise onlara bir faydası yoktur. Çünkü Allah bizi salt tevhidi kavramakla yükümlü tutmamıştır. Bilakis, tevhidi bir bütün olarak yaşamakla mesul tutmuştur.


    Müçtehid imamların içtihadlarında yanılabileceklerini kabul ediyoruz da, Firavun’u muhakkak mü’minlerden , buzağıya tapanları halis Müslimlerden ve Arap putperestlerini mü’min ariflerden sayan Muhyiddin-i İbn Arabî’nin ve buna benzer yanlışları olan tasavvuf meşhurlarının yanlış yolda olabileceğini neden kabul etmiyoruz

    Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu;

    “Sizden evvel gelip geçen ümmetleri ancak şu halleri helak etmiştir: Onlar içlerinde şerefli bir kimse hırsızlık yaptığı zaman, onu cezalandırmazlardı, fakat aralarında zayıf olan kimseler çaldığı zaman o zayıflara ceza verirlerdi. Allah’a yemin ederim ki, şayet Muhammed’in kızı Fatıma hırsızlık etse, hiç tereddüt etmeden muhakkak onun elini de keserim.” (Buhari/Kitabu’l-Enbiyâ.142)


    helak edilen ümmetten olmak istemeyiz inş.

    Hz. aişe validemiz

    Hz. Aişe (r.a.) rivayetinde şöyle demiştir; "Kim O'nun (Hz.Peygamber'in) yarın ne olacağını bildiğini sanıyorsa, şüphesiz Allah'a en büyük iftirayı atmış olur. Zira Allah Teala: "De ki: "Göklerde ve yerde gaybı Allah'tan başka kimse bilmez..." (Neml/65) buyurmaktadır. (İbn Kesir. C:11 s.6171; Buhari/C:16 s.7254;Müslim/İman.)

    kurandaki şu ayetleri bir okuyalım.

    Rabb'ımız (c.c.) gaybın bilgisini ancak Kendisine has kılmıştır. Peygamberlerinden de seçtiklerine, dilediği kadar bildirmiştir.(Âl-i İmrân/179)

    O bütün görülmeyenleri bilir. Sırlarına kimseyi muttali kılmaz; Ancak, (bildirmeyi) dilediği peygamber bunun dışındadır. Çünkü O, bunun önünden ve ardından gözcüler salar. "(Cin/26-27)


    peygamber olmadığı halde kitaplarında gaybi bilgiler veren zatların vay haline.

    Hz. Aişe (r.a.) rivayetinde şöyle demiştir; "Kim O'nun (Hz.Peygamber'in) yarın ne olacağını bildiğini sanıyorsa, şüphesiz Allah'a en büyük iftirayı atmış olur. Zira Allah Teala: "De ki: "Göklerde ve yerde gaybı Allah'tan başka kimse bilmez..." (Neml/65) buyurmaktadır. (İbn Kesir. C:11 s.6171; Buhari/C:16 s.7254;Müslim/İman.)

    Ey Rasûl! Sana Rabbinden her indirileni tebliğ et, etmezsen onun risaletini eda etmiş olmazsın!" (Mâide/67) gayemiz budur bunada ALLAHcc şahittir inş.

    miğden bulanmıyormu diye sormuşsun hayır bulanmıyor

    daha geniş açıklama için

    [URL]https://www.mumsema.org/risale-i-nur/76660-has-nurculuk-sartlari-3.html[/URL]


  12. 11
    ezdli cündep Devamlı Üye
    ezdli cündep
    Devamlı Üye
    ezdli cündep - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Profili:
    Üye No: 36789
    Mesaj Sayısı: 265
    Tecrübe Puanı: 4

    Selamun aleykum Bilal HATTAB.

    Nefislerimizin galyana gelmesinden ALLAHcc sığınırız. biraz daha geniş açıklıyayım inş.

    Allah-u Teâlâ gayb hakkında şöyle buyuruyor:

    "Gaybın anahtarları O’nun katındadır. O’ndan başkası onu bilemez. Karada ve denizde olanı yalnız O bilir." (En'am: 59)

    Yine bu konuyla ilgili bir başka ayette Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

    "Görülmeyeni bilen Allah görülmeyeni kimseye muttali kılmaz (göstermez). Ancak elçileri (nebi ve rasulleri) içinde razı olduğu, seçtiği kimseler müstesna. Çünkü O, bunların önüne ve arkasına izleyiciler (gözetleyiciler) dizer." (Cin: 26-27)

    Allah-u Teâlâ bu ayetlerde gaybı ve gayb ile ilgili tüm gerçekleri sadece kendisinin bildiğine ve bu konuda hiç kimsenin söz sahibi olamayacağına işaret ediyor. Ancak bazı gaybi bilgileri de seçmiş olduğu rasullerine sürekli olmamak suretiyle vahiyle bildirmiştir. Ve onlara inen vahyi de şeytanın etkisinden korumuştur. Yani rasullere gelen vahiy ve onlara bildirilen birtakım gaybi olayların gerçekliği muhakkaktır. Çünkü o, bizzat Allah tarafından bildirilmedir.

    Öyleyse günümüzde her kim kalkıp da gaybi bir takım gerçekleri örneğin; kalplerden geçeni bilebildiğini veyahut ileride olacak birtakım olayları bilebileceğini öne sürerse işte bu kimse (kendisine vahiy geldiğini iddia etmiş olacağından) her ne kadar:

    "Ben ilahım" demese de Allah-u Teâlâ'ya ait olan bir sıfatı kendisinde gördüğü için ilahlık taslamış ve dolayısıyla tağut olmuş olur. Çünkü bu kişi Kur’an`ın vahyin kesildiğine dair haberini yalanlamakla kalmamış, aynı zamanda da Allah-u Teâlâ'ya ait olan gaybı bilme yetkisini kendisinde görmekle Allah-u Teâlâ'ya asi olmuş ve böylece kendisini ilah konumuna getirmek suretiyle tağutlaşmıştır. İşte bu kişiler her ne kadar müslüman olduklarını söyleseler, namaz kılsalar, oruç tutsalar, hacca gitseler, zekat verseler de Allah-u Teâlâ'ya karşı iftira atmak suretiyle tağutlaşmış ve dolayısıyla kafir olmuşlardır.

    Kim bunlara itaat ederse, desteklerse veya tekfir etmezse veya bunlara itaat edip destekleyenleri reddetmeyip tekfir etmezse veya onları tekfir etmeyenleri tekfir etmezse o da kafir olmuş olur.

    Bu şekilde inanmayıp amel etmeyen kişi de müslüman olduğunu söylese, namaz kılsa, oruç tutsa, hacca gitse yine de kafirdir. Çünkü bu kişi Allah katında imanın geçerli olması için gerekli olan tağutu inkar şartını yerine getirmemiştir.


  13. 12
    siyah_zambak Üye
    siyah_zambak
    Üye
    siyah_zambak - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Profili:
    Üye No: 33133
    Mesaj Sayısı: 21
    Tecrübe Puanı: 2
    Yer: istanbul

    "Sen, meslegini ve efkarini hak bildigin vakit; "Meslegim haktir veya daha güzeldir" demeye hakkin var. Fakat, yalniz hak benim meslegimdir, demeye hakkin yoktur"(Bediüzzaman)
    Biz Risale-i nurdan bu dersi almışız Bilal Hattab ama gel görki Bediüzzamana laf söyleyip kendisini de kimsenin engelleyemeyeceğini söyleyen kişiler bizi mecbur ediyorlar .Kimseye iftira atıp gıybet etmek değil maksadımız.Ama bildiklerimizi söylemeye mecbur ettiler bizi.Elhamdülillah bizler gittiğimiz yolu takip ettiğimiz kişileri açıkça hatta gururla söyleyebiliyoruz ama bazılarında o cesaretde yok.
    Herkesin nefsinin peşine düşüp hevasını üstad edindiği bir çağda, bazı müslümanların üstadlarına edeb-i tam ve hüsni teveccühle bağlanmış olmaları takdire şayandır.
    Biz de üstadımızın üzerimizdeki hakkını gözeten biri olarak bunu yapıyoruz. Başkalarına durup dururken sataşmayı bıraksınlar vesselam...


  14. 13
    ezdli cündep Devamlı Üye
    ezdli cündep
    Devamlı Üye
    ezdli cündep - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Profili:
    Üye No: 36789
    Mesaj Sayısı: 265
    Tecrübe Puanı: 4

    Alıntı
    bizler gittiğimiz yolu takip ettiğimiz kişileri açıkça hatta gururla söyleyebiliyoruz ama bazılarında o cesaretde yok.
    bara bara kuran ve sünnet diyoruz örneklerimiz ayet ve hadis falan filan değil ayet ve hadis ayet ve hadislerle açıklama yapıyoruz takip ettiğimiz yol bu anlayana cesarete gelince ELHAMDULİLLAH var.


  15. 14
    kalb_i Mecruh Üye
    kalb_i Mecruh
    Üye

    Profili:
    Üye No: 41862
    Mesaj Sayısı: 4
    Tecrübe Puanı: 2

    kardeşler!!! şiyar edindigimiz bizlere yol acan zatlar hususda itilafa düşmeniz şahsen hicran uyandırdı zira seyyit kutup ,fethi şikaki, üstad şiyardırlar inşaALLAH SEYİT KUTUP ŞEHİTTİRLER.eksik ve noksanlar beşere mahsustur.( ben ALLAH yolunda yaptıgım hiç bir şeyden ötürü ehli küfürden özür dilemem diyen SEYİT KUTUPTUR BİZNİALLAH) istirham ederim daha dikkatli cümleler secelim mamafi bahsi geçen zatlar şiyarımızdır.saygı ve dua ile.

    hüküm ve kanate varmadan evvel, araştırmak ,eser ve çalışmaları bütünüyle okumak zannımca daha müspet sonuçlar açıga çıkarır.vesselam.


+ Yorum Gönder
Git 12 Son