Konusunu Oylayın.: Hutbe: Aşurenin Önemi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hutbe: Aşurenin Önemi
  1. 27.Ocak.2011, 13:49
    1
    Muhasibi
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,750
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 159
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Hutbe: Aşurenin Önemi






    Hutbe: Aşurenin Önemi Mumsema Hutbe: Aşurenin Önemi


    وَاِذْ يَمْكُرُ بِكَ الَّذينَ كَفَرُوا لِيُثْبِتُوكَ اَوْ يَقْتُلُوكَ اَوْ يُخْرِجُوكَ وَيَمْكُرُونَ وَيَمْكُرُ اللّٰهُۜ وَاللّٰهُ خَيْرُ الْمَاكِرينَ

    Muhterem Müslümanlar!
    Tarihte bazı zaman dilimleri vardır ki, bu zaman dilimlerinde meydana gelen hadiseler, sebep ve sonuçları itibariyle, tarihin akışını değiştirmiş ve tarihte derin izler bırakmıştır. İnsanlık tarihinde çok büyük öneme sahip olan bu hadiselerden biri de içinde bulunduğumuz Muharrem ayında gerçekleşen Hz. Peygamber’in (s.a.) Mekke’den Medine’ye hicretidir.
    Bilindiği üzere, kameri aylara göre, Muharrem ayı hicri yılbaşıdır. Yani kameri yılın birinci ayıdır. Hicri takvim buna göre düzenlenmiştir.
    Muhterem Mü’minler!
    Allah (c.c.) tarafından insanlığın kararan gönlünü aydınlatmak, insanlık onurunu yeniden inşa etmek üzere gönderilen Hz. Muhammed’i (s.a.) ve onun şanlı ashabını, hicrete zorlayan, zülüm ve işkencenin bir örneğini daha insanlık tarihinde görmek mümkün değildir.
    Müslümanlar, Miladi 622 yılının Muharrem ayında, gizli gizli Medine’ye hicret etmeye başlamışlardı. Bu arada müşrikler Peygamberimizin Medine’ye hicret etmesini istemiyorlardı. Böyle bir durumda Medine’nin güçlü bir devlet haline gelip, bunun da kendi saltanatlarının sonu olacağını biliyorlardı.
    Müşrikler ortaya çıkan bu yeni durum üzerine Dâru’n-nedve’de bir toplantı yapıp ne yapmaları gerektiğine dair bir karar aldılar. Alınan bu karara göre sevgili Peygamberimiz(s.a.) Mekke’nin değişik ailelerine mensup bir grup genç tarafından öldürülecekti. Böylelikle Peygamberimizin ailesi bütün bir Mekke halkını karşılarına alamayacak, diyete razı olacak ve müşrikler Peygamberimizden ve onun kutlu mesajından kurtulmuş olacaklardı. Müşriklerin bu konuşma ve planları Enfal Suresi’nin 30.ayetinde şöyle haber verilmektedir: “Ey Habibim! Hatırla şu zamanı ki inkar eden (Mekkeli müşrikler) seni bir yere kapatmak veya öldürmek, yahut da (Mekke’den) çıkarmak için sana tuzak hazırlıyorlardı. Onlar sana tuzak kurarken Allah da onlara tuzak kuruyordu. Allah tuzakların en iyisini kurar.”1 İşte İslam tarihinin en büyük hadisesi olan hicret bu zor şartlar altında gerçekleşmiştir.
    Kıymetli Müminler!
    Hicri yılın ilk ayı olan Muharrem’in 10. gününe Aşure günü denilmektedir. Rasulullah (s.a.) Medine’ye hicret ettiğinde oradaki Yahudilerin kutsal saydığı günler arasında, aşure günü de bulunuyordu. Peygamberimiz (s.a.) Yahudilerin bu günde oruç tutuklarını görmüş ve niye oruç tuttuklarını sormuştu. Yahudiler, Musa ve kavmi bu günde Firavun’un şerrinden kurtuldukları için bu orucu tuttuklarını söyleyince Peygamberimiz (s.a.): “Biz Musa’ya sizden daha yakınız.” buyurdu. Sadece Muharrem’in onuna mahsus olmamak üzere başına veya sonuna birer gün ilave edilerek oruç tutulmasını tavsiye etti2 ve bu günlerde oruç tutmanın fazileti ile ilgili olarak şöyle buyurdu: “Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, Muharrem ayında tutulan oruçtur.”3
    Aziz Mü’minler!
    Aşure gününde bir bayram havası estirmek, sevinç gösterisinde bulunup, değişik gıda maddelerinden meydana gelen bir tatlı pişirip dağıtılması hususunda Hz.Peygamber’den gelen herhangi bir sahih rivayete rastlanmamaktadır. Sadece asırlardan beri Müslümanlar arasında birlik ve beraberliğin oluşmasına izzet ve ikrama sebep olan bu güzel gelenek günümüz Müslümanlarınca da büyük bir heyecanla sürdürülmektedir. Bu güzel hasletlerimizin birlik ve beraberliğimize vesile olması duygu ve düşünceleriyle hepinizin hicri yılbaşınızı kutluyorum.

    1*Enfal 8/30
    2*bkz. İbn Mâce, Sıyâm, 31.
    3*İbn Mâce, Sıyâm, 43.


  2. 27.Ocak.2011, 13:49
    1
    Devamlı Üye



    Hutbe: Aşurenin Önemi


    وَاِذْ يَمْكُرُ بِكَ الَّذينَ كَفَرُوا لِيُثْبِتُوكَ اَوْ يَقْتُلُوكَ اَوْ يُخْرِجُوكَ وَيَمْكُرُونَ وَيَمْكُرُ اللّٰهُۜ وَاللّٰهُ خَيْرُ الْمَاكِرينَ

    Muhterem Müslümanlar!
    Tarihte bazı zaman dilimleri vardır ki, bu zaman dilimlerinde meydana gelen hadiseler, sebep ve sonuçları itibariyle, tarihin akışını değiştirmiş ve tarihte derin izler bırakmıştır. İnsanlık tarihinde çok büyük öneme sahip olan bu hadiselerden biri de içinde bulunduğumuz Muharrem ayında gerçekleşen Hz. Peygamber’in (s.a.) Mekke’den Medine’ye hicretidir.
    Bilindiği üzere, kameri aylara göre, Muharrem ayı hicri yılbaşıdır. Yani kameri yılın birinci ayıdır. Hicri takvim buna göre düzenlenmiştir.
    Muhterem Mü’minler!
    Allah (c.c.) tarafından insanlığın kararan gönlünü aydınlatmak, insanlık onurunu yeniden inşa etmek üzere gönderilen Hz. Muhammed’i (s.a.) ve onun şanlı ashabını, hicrete zorlayan, zülüm ve işkencenin bir örneğini daha insanlık tarihinde görmek mümkün değildir.
    Müslümanlar, Miladi 622 yılının Muharrem ayında, gizli gizli Medine’ye hicret etmeye başlamışlardı. Bu arada müşrikler Peygamberimizin Medine’ye hicret etmesini istemiyorlardı. Böyle bir durumda Medine’nin güçlü bir devlet haline gelip, bunun da kendi saltanatlarının sonu olacağını biliyorlardı.
    Müşrikler ortaya çıkan bu yeni durum üzerine Dâru’n-nedve’de bir toplantı yapıp ne yapmaları gerektiğine dair bir karar aldılar. Alınan bu karara göre sevgili Peygamberimiz(s.a.) Mekke’nin değişik ailelerine mensup bir grup genç tarafından öldürülecekti. Böylelikle Peygamberimizin ailesi bütün bir Mekke halkını karşılarına alamayacak, diyete razı olacak ve müşrikler Peygamberimizden ve onun kutlu mesajından kurtulmuş olacaklardı. Müşriklerin bu konuşma ve planları Enfal Suresi’nin 30.ayetinde şöyle haber verilmektedir: “Ey Habibim! Hatırla şu zamanı ki inkar eden (Mekkeli müşrikler) seni bir yere kapatmak veya öldürmek, yahut da (Mekke’den) çıkarmak için sana tuzak hazırlıyorlardı. Onlar sana tuzak kurarken Allah da onlara tuzak kuruyordu. Allah tuzakların en iyisini kurar.”1 İşte İslam tarihinin en büyük hadisesi olan hicret bu zor şartlar altında gerçekleşmiştir.
    Kıymetli Müminler!
    Hicri yılın ilk ayı olan Muharrem’in 10. gününe Aşure günü denilmektedir. Rasulullah (s.a.) Medine’ye hicret ettiğinde oradaki Yahudilerin kutsal saydığı günler arasında, aşure günü de bulunuyordu. Peygamberimiz (s.a.) Yahudilerin bu günde oruç tutuklarını görmüş ve niye oruç tuttuklarını sormuştu. Yahudiler, Musa ve kavmi bu günde Firavun’un şerrinden kurtuldukları için bu orucu tuttuklarını söyleyince Peygamberimiz (s.a.): “Biz Musa’ya sizden daha yakınız.” buyurdu. Sadece Muharrem’in onuna mahsus olmamak üzere başına veya sonuna birer gün ilave edilerek oruç tutulmasını tavsiye etti2 ve bu günlerde oruç tutmanın fazileti ile ilgili olarak şöyle buyurdu: “Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, Muharrem ayında tutulan oruçtur.”3
    Aziz Mü’minler!
    Aşure gününde bir bayram havası estirmek, sevinç gösterisinde bulunup, değişik gıda maddelerinden meydana gelen bir tatlı pişirip dağıtılması hususunda Hz.Peygamber’den gelen herhangi bir sahih rivayete rastlanmamaktadır. Sadece asırlardan beri Müslümanlar arasında birlik ve beraberliğin oluşmasına izzet ve ikrama sebep olan bu güzel gelenek günümüz Müslümanlarınca da büyük bir heyecanla sürdürülmektedir. Bu güzel hasletlerimizin birlik ve beraberliğimize vesile olması duygu ve düşünceleriyle hepinizin hicri yılbaşınızı kutluyorum.

    1*Enfal 8/30
    2*bkz. İbn Mâce, Sıyâm, 31.
    3*İbn Mâce, Sıyâm, 43.

  3. 14.Kasım.2016, 12:54
    2
    YAĞMUR
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ekim.2016
    Üye No: 110002
    Mesaj Sayısı: 399
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4

    Yorum: Hutbe: Aşurenin Önemi




    muharrem ayında olan aşure günü önemli bir gündür bu günde birçok olayın yaşanması da bu günü çok değerli kılmıştır fakat hazreti nuhun hikayesi asıl bu günü oluşturmuştur


  4. 14.Kasım.2016, 12:54
    2
    Kıdemli Üye



    muharrem ayında olan aşure günü önemli bir gündür bu günde birçok olayın yaşanması da bu günü çok değerli kılmıştır fakat hazreti nuhun hikayesi asıl bu günü oluşturmuştur