Konusunu Oylayın.: Anı Türünün Gelişimi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Anı Türünün Gelişimi
  1. 02.Nisan.2009, 10:18
    1
    ßaran
    T.T.O.R.H.S.S.

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Mart.2008
    Üye No: 11279
    Mesaj Sayısı: 3,436
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    Anı Türünün Gelişimi






    Anı Türünün Gelişimi Mumsema
    Anı Türünün Gelişimi



    Eski Yunan edebiyatında Ksenophon’un (427-355) Anabasis adlı eseri anı türünün ilk örneği sayılır.



    Anı türünün Avrupada gelişip yaygınlaşması 17. yüzyılda gerçekleşir. Siyasetçi, sanatçı ve iş adamları anılarını yazmaya başlarlar.



    Türk Edebiyatında Anı



    Orhun Yazıtlarını (8. yüzyıl) anı türünün ilk örneği olarak kabul edebiliriz.



    Moğol İmparatorluğunun kurucusu Babur Şah’ın (1480-1530) Baburname adlı eseri anı türünde yazılan ilk önemli eserlerdendir.



    Tanzimat döneminden itibaren anı yazma geleneği devlet yönetiminde bulunmuş önemli kişiler arasında yaygınlaşmıştır. Siyasî ve askerî olayların ağırlıklı olarak işlendiği bu tür anılarda daha çok siyasî çekişmeler, tarafların birbirilerini suçlamaları, görevden alınan veya sürgüne gönderilenlerin kırgınlıkları, sızlanmaları, suçlanan kişilerin kendilerini savunmaları, devlet yönetiminin nasıl işlediği ya da işlemediği; devlete, millete yapılan ihanetler gibi konulara yer verilmiştir.



    Tanzimat döneminden itibaren edebiyat alanında varlık gösteren pek çok sanatçı ve yazar, özellikle olgunluk yaşlarında yazdıkları anılarında edebiyata nasıl başladıklarını, içinde yer aldıkları edebî topluluk ya da çevreleriyle olan ilişkilerini, dönemlerinin siyasî, sosyal, edebî, kültürel görünümüne ilişkin düşünce, gözlem ve izlenimlerini, eserleriyle ilgili açıklamalarını dile getirmişlerdir. Bu anılar edebiyatçılara yönelik zengin birer kaynak niteliğindedir.



    Ziya Paşa, Defter-i Amal adlı eserinde ağırlıklı olarak çocukluk anılarını anlatır. Ziya Paşa bu eserini Jean Jacques Rousseaunun İtiraflar adlı eserinden çok etkilendiği için yazmıştır.



    Muallim Naci, Ömer’in Çocukluğu adlı eserinde sekiz yaşına kadar olan anılarını anlatır.



    Halit Ziya Uşaklıgil, Kırk Yıl adlı eserinde çocukluk döneminden 1909 yılına kadar olan yaşamını anlatır. Bu eser Abdülhamit devri sanat ve edebiyat anlayışını, yazarın İstanbul ve İzmirdeki sanat ve edebiyat çevrelerini yakından tanıtır. Halit Ziya, Servet-i Fünun nesline yapılan eleştirilere yanıtlar verir. Saray ve Ötesi adlı eserinde 1909-1916 yılları arasını anlatır. Halit Ziya, çok yakından tanıdığı Sultan Mehmet Reşatı, dönemin önemli siyasetçilerini tanıtır. Osmanlının saray yaşamından, devrin siyasî ve sosyal olaylarından canlı kesitler sunar. Bir Acı Hikâye adlı eseri, Halit Ziya Uşaklıgilin genç yaşta intihar eden oğlu Halit Vedatın anısını yaşatmak amacıyla yazılmış acıklı bir öyküdür. Eserde, özenle yetiştirilen bir oğlun yaşamı ve onun ölümüyle derinden sarsılan bir babanın acılarını buluruz.



    Halide Edip Adıvar, Mor Salkımlı Ev adlı eserinde çocukluk ve gençlik dönemine ait anılarını anlatır. Türk’ün Ateşle İmtihanı adlı serinde ise Millî Mücadele yıllarına ait anılarını anlatır.

    Anı yazma geleneği, Tanzimat döneminde, kimi devlet adamlarında batıdaki meslektaşlarına olan özentiden başlamış ve giderek günümüze kadar gelmiştir.



    Tanzimat öncesindeki şuara tezkireleri, menakıpname, siyer, vekayi’name, gazavatname, fetihname, sefaretname gibi eserler bilinen anlamıyla birer anı eseri olmasalar da bu türe özgü özellikleri taşırlar.













    Anılar konuları itibariyle genellikle siyasî ve edebî olmak üzere iki kategoride değerlendirilmektedir. Bunlar kesin sınırlandırmalar değildir. Bir siyasî anı kitabında edebî anılar da olabilmektedir. Kimi anı kitapları da toplum içinde belli özellikleriyle seçilmiş kişilerin portrelerinden oluşmaktadır. Halit Fahri Ozansoy Edebiyatçılarımız Geçiyor (1939), Yahya Kemal Beyatlı Siyasî ve Edebî Portreler (1968); Yusuf Ziya Ortaç Portreler (1960); Hakkı Süha Sezgin Edebî Portreler’i (İstanbul 1997); Beşir Ayvazoğlu Defterimde 40 Suret (İstanbul 1996)… gibi.



  2. 02.Nisan.2009, 10:18
    1
    T.T.O.R.H.S.S.



    Anı Türünün Gelişimi



    Eski Yunan edebiyatında Ksenophon’un (427-355) Anabasis adlı eseri anı türünün ilk örneği sayılır.



    Anı türünün Avrupada gelişip yaygınlaşması 17. yüzyılda gerçekleşir. Siyasetçi, sanatçı ve iş adamları anılarını yazmaya başlarlar.



    Türk Edebiyatında Anı



    Orhun Yazıtlarını (8. yüzyıl) anı türünün ilk örneği olarak kabul edebiliriz.



    Moğol İmparatorluğunun kurucusu Babur Şah’ın (1480-1530) Baburname adlı eseri anı türünde yazılan ilk önemli eserlerdendir.



    Tanzimat döneminden itibaren anı yazma geleneği devlet yönetiminde bulunmuş önemli kişiler arasında yaygınlaşmıştır. Siyasî ve askerî olayların ağırlıklı olarak işlendiği bu tür anılarda daha çok siyasî çekişmeler, tarafların birbirilerini suçlamaları, görevden alınan veya sürgüne gönderilenlerin kırgınlıkları, sızlanmaları, suçlanan kişilerin kendilerini savunmaları, devlet yönetiminin nasıl işlediği ya da işlemediği; devlete, millete yapılan ihanetler gibi konulara yer verilmiştir.



    Tanzimat döneminden itibaren edebiyat alanında varlık gösteren pek çok sanatçı ve yazar, özellikle olgunluk yaşlarında yazdıkları anılarında edebiyata nasıl başladıklarını, içinde yer aldıkları edebî topluluk ya da çevreleriyle olan ilişkilerini, dönemlerinin siyasî, sosyal, edebî, kültürel görünümüne ilişkin düşünce, gözlem ve izlenimlerini, eserleriyle ilgili açıklamalarını dile getirmişlerdir. Bu anılar edebiyatçılara yönelik zengin birer kaynak niteliğindedir.



    Ziya Paşa, Defter-i Amal adlı eserinde ağırlıklı olarak çocukluk anılarını anlatır. Ziya Paşa bu eserini Jean Jacques Rousseaunun İtiraflar adlı eserinden çok etkilendiği için yazmıştır.



    Muallim Naci, Ömer’in Çocukluğu adlı eserinde sekiz yaşına kadar olan anılarını anlatır.



    Halit Ziya Uşaklıgil, Kırk Yıl adlı eserinde çocukluk döneminden 1909 yılına kadar olan yaşamını anlatır. Bu eser Abdülhamit devri sanat ve edebiyat anlayışını, yazarın İstanbul ve İzmirdeki sanat ve edebiyat çevrelerini yakından tanıtır. Halit Ziya, Servet-i Fünun nesline yapılan eleştirilere yanıtlar verir. Saray ve Ötesi adlı eserinde 1909-1916 yılları arasını anlatır. Halit Ziya, çok yakından tanıdığı Sultan Mehmet Reşatı, dönemin önemli siyasetçilerini tanıtır. Osmanlının saray yaşamından, devrin siyasî ve sosyal olaylarından canlı kesitler sunar. Bir Acı Hikâye adlı eseri, Halit Ziya Uşaklıgilin genç yaşta intihar eden oğlu Halit Vedatın anısını yaşatmak amacıyla yazılmış acıklı bir öyküdür. Eserde, özenle yetiştirilen bir oğlun yaşamı ve onun ölümüyle derinden sarsılan bir babanın acılarını buluruz.



    Halide Edip Adıvar, Mor Salkımlı Ev adlı eserinde çocukluk ve gençlik dönemine ait anılarını anlatır. Türk’ün Ateşle İmtihanı adlı serinde ise Millî Mücadele yıllarına ait anılarını anlatır.

    Anı yazma geleneği, Tanzimat döneminde, kimi devlet adamlarında batıdaki meslektaşlarına olan özentiden başlamış ve giderek günümüze kadar gelmiştir.



    Tanzimat öncesindeki şuara tezkireleri, menakıpname, siyer, vekayi’name, gazavatname, fetihname, sefaretname gibi eserler bilinen anlamıyla birer anı eseri olmasalar da bu türe özgü özellikleri taşırlar.













    Anılar konuları itibariyle genellikle siyasî ve edebî olmak üzere iki kategoride değerlendirilmektedir. Bunlar kesin sınırlandırmalar değildir. Bir siyasî anı kitabında edebî anılar da olabilmektedir. Kimi anı kitapları da toplum içinde belli özellikleriyle seçilmiş kişilerin portrelerinden oluşmaktadır. Halit Fahri Ozansoy Edebiyatçılarımız Geçiyor (1939), Yahya Kemal Beyatlı Siyasî ve Edebî Portreler (1968); Yusuf Ziya Ortaç Portreler (1960); Hakkı Süha Sezgin Edebî Portreler’i (İstanbul 1997); Beşir Ayvazoğlu Defterimde 40 Suret (İstanbul 1996)… gibi.


  3. 15.Aralık.2014, 23:00
    2
    ASRIN
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Kasım.2014
    Üye No: 105045
    Mesaj Sayısı: 727
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 8

    Cevap: Anı Türünün Gelişimi




    Her insan oğlu başından geçenleri iyisi yada kötüsü ile kağıt üstüne dökerek içindekileri yaşadıklarını anlatması ve o anlatıklarını yıllar boyunca anı olarak saklaya bilmesidir.


  4. 15.Aralık.2014, 23:00
    2
    Kıdemli Üye



    Her insan oğlu başından geçenleri iyisi yada kötüsü ile kağıt üstüne dökerek içindekileri yaşadıklarını anlatması ve o anlatıklarını yıllar boyunca anı olarak saklaya bilmesidir.




+ Yorum Gönder