Konusunu Oylayın.: Gövdesine Sarıldığım Ağaç

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Gövdesine Sarıldığım Ağaç
  1. 23.Aralık.2008, 00:40
    1
    LeoparGS
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Şubat.2007
    Üye No: 26
    Mesaj Sayısı: 2,608
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 33
    Bulunduğu yer: İstanbul

    Gövdesine Sarıldığım Ağaç






    Gövdesine Sarıldığım Ağaç Mumsema
    Gövdesine Sarıldığım Ağaç





    Yıllardır hasretle bekledik karanlığın nura teslimiyetini. Kavuştuk nihayet nur yüzlü öğretmenlere. Gözlerimizi de kamaştırdı bu, kalblere tesir eden aydınlık. Gül kokmaya başladı her taraf, çiçekler açmaya başladı. Bahçeler doldu; sarı, pembe, kırmızı ve beyaz güllerle. Güller yetiştirildi bahçevan sevgisiyle. Ama güller kalbini kanatan ayrılıkla ilk defa karşılaştı.

    Değerli Hocam, selâmlarımı sunarak başlıyorum mektubuma. Şu an yağmurun yağmasını ne kadar isterdim bir bilseniz. Yağmasını istiyorum, çünkü yağmursuz, duygular eksik kalıyor. Yıllardır içimde toplanmış her şeyi kâğıda dökmek istiyorum; ama onu da yapamayacağımdan korkuyorum. Size iliklerime kadar sinmiş sorularımı sormak istiyorum.

    Kimseyle görüşmek ve konuşmak istemediğim günlerde elime kalemimi alır, dertleşmek arzusuyla mektuba başlardım. İsterdim ki, yazdığım mektup dünya üzerinde yaşayan gül yetiştiren bütün öğretmenlerime gitsin.
    "Evet arkadaşlar" deyip sınıfa girdiğinde kendi problemlerini unutup, sınıfla maddî manevî bütünleşen, Gül'ü, gülümsemeyi ve gülleştirmeyi öğreten öğretmenlerin yanında olmayı isterdim.

    Anne babaya sahip olmak büyük bir saadettir. El, göz ve ayağın olmaması ne kadar acı ise, anne babanın olmayışı da o kadar acıdır. Okulda anne baba yerine geçen, hayat alfabesini, mücadele etmeyi ve başarmayı öğreten, her şeyini bizim için feda eden öğretmenlerdir.

    Hazırlıktayken sizin gibi babaya sahip olmayı çok isterdim. Sizi özlediğim kadar kendi babamı özlemedim.

    Daha Türkçeyi anlayamadığımız için kalb diliyle konuştuğumuz o acı tatlı günleri hatırladım. Bir cümle kurmak için o kadar uğraştığım aklıma gelince gülüyor; 'Bahar çiçeklerinden ayrılmak zordur.' değişinizi hatırlayınca da ağlıyorum.
    Biz de ayrılıyoruz. Beraberliğimizin son günlerini yaşıyoruz. Bilmem ki nedendir, bu kadar acımasız kovalıyor yıllar birbirini. Nedendir, bilmem yaklaşıyor yine bir ayrılık anı. Herkes nereye gideceğini belirlemiş, üniversite imtihanlarına hazırlanmakta. Birisi Astana'ya, birisi Almatı'ya, birisi Türkiye'ye, birisi de Rusya'ya gitmeyi düşünüyor. Ben ise Almatı'ya Astan Uluslararası Hukuk Bölümü'ne gitmeyi düşünüyorum. Ama zaman ve mekan önemli değil. Yeter ki, gittiğiniz yerlerde sevmeyi ve sevilmeyi biliniz. Ben şimdiden herkesi çok seveceğimi, insanlara yardım edeceğimi hayal ediyorum. Böyle düşünebildiğim için ne kadar şanslı, ne kadar şanslı olduğumu tekrar edip duruyorum.

    Penceremin önünde hüzün ve kaygıyla düşünüyorum. 'Neden? Niçin?' Sorular soruları kovalıyor. Yalnızlığımı daha da depreştiren gecenin sessizliği karşısında ürktüğümü hissediyorum. Etrafı sanki ölüm öncesi bir sessizlik kaplıyor. Rüzgâr kendisiyle yarışırcasına daha fazla yaprak döküyor. Canlılar inlerine çekilmiş, sanki uykudalar. Yağmur yağmaya başladı. Sabah kalktığımda güllerin üzerindeki şebnem tanecikleriyle sevinç yaşıyorum. Yanaklarımdan süzülen gözyaşlarıma yağmur tanecikleri karışıyor. Gökyüzüne bakıyorum ve dertleniyorum. Etraftaki sararıp dökülen yaprakları görünce insan daha da hüzünleniyor. Rüzgârın yapraklarla şakalaşmasını duyabiliyorum.

    Bir hissin ve bir görünüşün izah edilmesi gibi bir sır taşıyor bu akşam. Kalem ve kâğıdımla başbaşayım. Fakat içimde gözyaşlarımın kâğıdımı ıslatacağı korkusu var.
    Birden aklıma çocukluk günlerim geldi, hatıralar serildi gözlerimin önüne. Sizi hatırladım öğretmenim. Günler günleri, aylar ayları, yıllar da yılları takip ederken, gözün açılıp kapanması kadar hızlı, hızlı olduğu kadar da yoğun olan zamanın bugüne kadar yaşattığı acı-tatlı hatıraları hatırladım. Ilık gözyaşlarım süzüldü yüzüme.

    Okula ilk geldiğimiz gün; bir yandan, anne-baba kucağından ayrılmanın hüzün ve korkusunu, bir yandan da okula gitmenin sevincini yaşıyorduk. İlk adımları atmıştık. Çeşitli yerlerden gelen öğrenciler, bir bahçenin fidanlarını andırıyordu. Yıllarca sabırla bekleyen, her bir gülün dikenine katlanan, geceleri gündüz, gündüzleri cennet yapan gönül fedaileri öğretmenlerin kalblerindeki sevgi o kadar büyüktü ki; bu hiçbir şeyle ölçülemezdi. Biz yeni gelenler olup biteni şaşkın bakışlarla seyrediyoruz. Siz bizleri sevgiyle ısıtmaya çalışırken, biz sizleri "yabancı" diye isimlendiriyorduk. Hatırlıyorum: "Evet arkadaşlar" deyip sınıfa girer; "Türkistan'ın güzel gülleri! Gülleri dikenlerden ayırmak her kişinin değil, er kişinin işidir. Acı vardır, çile vardır. Eller kanarken gözlerden yaş dökülür, lâkin isyan edilmez. Kanayan ellerin, ağlayan gözlerin ilâcıdır muhabbet. Tebessümle beslediğimiz bahar çiçeklerimizsiniz." derdiniz.

    Su verilerek, en güzel bir şekilde büyütülürdü o güller. Dersleri anlamakta zorluk çeken öğrencilere konuları hareketlerle anlatan öğretmenler canlandı gözümün önünde. İşte o öğretmenlerdi her an yardım ellerini uzatmaya hazır olan, gece gündüz demeden, dertlere derman olan.

    Sizden ayrılalı çok oldu. Sizinle helâlleşemeden ayrıldım. Hıçkırıklarım boğazıma düğümlenirken gözyaşlarımı içime akıtmayı beceremiyorum. 'Elinizi öpmek için yanınıza geleceğim.' sözümü hatırladım, ama gelemeyeceğimden korkuyorum.
    Her neyse. Bu toprakların kokusunun burnunuzda tüttüğünü, bizi bu topraklarda açan çiçekler olarak gördüğünüzü, ama çiçekleri dalından koparmak istemediğinizi diliyoruz. Biz de sizin hatırladığınız o masum öğrenciler değiliz artık. Hani insan büyüyünce, mesuliyetler de artar ya... Büyümek güzeldir, ama çocukluğun, hele hele masum çocukluğun tadı bir başkadır. Ayrılık acı bir gerçektir. Biz de ayrılıyoruz şu cennet köşesinden.

    Bahçıvanlarımız; hep emin yerlerde olmamızı, güzel kalmamızı, kendimizi ve hayatımızı güzelleştirmemizi, kötülüğe bulaşmamamızı ve sevgiden yana kalmamızı istiyorlar.

    Benim hissettiğim ayrılık acısını çok az insan hissetti. Sevdiklerimizden ayrıldık ve ayrılıyoruz. Bu sene de bedenimin her parçasını söküp atmak gibi olan ayrılık anı, derdime dert katıyor. Ama ne çare gidiyoruz, gitmeliyiz de. Çünkü yetiştirdiğiniz bahar çiçekleri kokularını her yere taşımalı.
    Mektubuma son verirken ellerinizden öper, kucaklar dolusu selâm gönderirim.
    Saygı ve sevgilerimle...

    Kazak-Türk Lisesi öğrencisi Kamşat Ospanova'nın öğretmenine yazdığı mektup...

    Kamşat OSPANOVA
    Sızıntı


  2. 23.Aralık.2008, 00:40
    1
    Devamlı Üye



    Gövdesine Sarıldığım Ağaç





    Yıllardır hasretle bekledik karanlığın nura teslimiyetini. Kavuştuk nihayet nur yüzlü öğretmenlere. Gözlerimizi de kamaştırdı bu, kalblere tesir eden aydınlık. Gül kokmaya başladı her taraf, çiçekler açmaya başladı. Bahçeler doldu; sarı, pembe, kırmızı ve beyaz güllerle. Güller yetiştirildi bahçevan sevgisiyle. Ama güller kalbini kanatan ayrılıkla ilk defa karşılaştı.

    Değerli Hocam, selâmlarımı sunarak başlıyorum mektubuma. Şu an yağmurun yağmasını ne kadar isterdim bir bilseniz. Yağmasını istiyorum, çünkü yağmursuz, duygular eksik kalıyor. Yıllardır içimde toplanmış her şeyi kâğıda dökmek istiyorum; ama onu da yapamayacağımdan korkuyorum. Size iliklerime kadar sinmiş sorularımı sormak istiyorum.

    Kimseyle görüşmek ve konuşmak istemediğim günlerde elime kalemimi alır, dertleşmek arzusuyla mektuba başlardım. İsterdim ki, yazdığım mektup dünya üzerinde yaşayan gül yetiştiren bütün öğretmenlerime gitsin.
    "Evet arkadaşlar" deyip sınıfa girdiğinde kendi problemlerini unutup, sınıfla maddî manevî bütünleşen, Gül'ü, gülümsemeyi ve gülleştirmeyi öğreten öğretmenlerin yanında olmayı isterdim.

    Anne babaya sahip olmak büyük bir saadettir. El, göz ve ayağın olmaması ne kadar acı ise, anne babanın olmayışı da o kadar acıdır. Okulda anne baba yerine geçen, hayat alfabesini, mücadele etmeyi ve başarmayı öğreten, her şeyini bizim için feda eden öğretmenlerdir.

    Hazırlıktayken sizin gibi babaya sahip olmayı çok isterdim. Sizi özlediğim kadar kendi babamı özlemedim.

    Daha Türkçeyi anlayamadığımız için kalb diliyle konuştuğumuz o acı tatlı günleri hatırladım. Bir cümle kurmak için o kadar uğraştığım aklıma gelince gülüyor; 'Bahar çiçeklerinden ayrılmak zordur.' değişinizi hatırlayınca da ağlıyorum.
    Biz de ayrılıyoruz. Beraberliğimizin son günlerini yaşıyoruz. Bilmem ki nedendir, bu kadar acımasız kovalıyor yıllar birbirini. Nedendir, bilmem yaklaşıyor yine bir ayrılık anı. Herkes nereye gideceğini belirlemiş, üniversite imtihanlarına hazırlanmakta. Birisi Astana'ya, birisi Almatı'ya, birisi Türkiye'ye, birisi de Rusya'ya gitmeyi düşünüyor. Ben ise Almatı'ya Astan Uluslararası Hukuk Bölümü'ne gitmeyi düşünüyorum. Ama zaman ve mekan önemli değil. Yeter ki, gittiğiniz yerlerde sevmeyi ve sevilmeyi biliniz. Ben şimdiden herkesi çok seveceğimi, insanlara yardım edeceğimi hayal ediyorum. Böyle düşünebildiğim için ne kadar şanslı, ne kadar şanslı olduğumu tekrar edip duruyorum.

    Penceremin önünde hüzün ve kaygıyla düşünüyorum. 'Neden? Niçin?' Sorular soruları kovalıyor. Yalnızlığımı daha da depreştiren gecenin sessizliği karşısında ürktüğümü hissediyorum. Etrafı sanki ölüm öncesi bir sessizlik kaplıyor. Rüzgâr kendisiyle yarışırcasına daha fazla yaprak döküyor. Canlılar inlerine çekilmiş, sanki uykudalar. Yağmur yağmaya başladı. Sabah kalktığımda güllerin üzerindeki şebnem tanecikleriyle sevinç yaşıyorum. Yanaklarımdan süzülen gözyaşlarıma yağmur tanecikleri karışıyor. Gökyüzüne bakıyorum ve dertleniyorum. Etraftaki sararıp dökülen yaprakları görünce insan daha da hüzünleniyor. Rüzgârın yapraklarla şakalaşmasını duyabiliyorum.

    Bir hissin ve bir görünüşün izah edilmesi gibi bir sır taşıyor bu akşam. Kalem ve kâğıdımla başbaşayım. Fakat içimde gözyaşlarımın kâğıdımı ıslatacağı korkusu var.
    Birden aklıma çocukluk günlerim geldi, hatıralar serildi gözlerimin önüne. Sizi hatırladım öğretmenim. Günler günleri, aylar ayları, yıllar da yılları takip ederken, gözün açılıp kapanması kadar hızlı, hızlı olduğu kadar da yoğun olan zamanın bugüne kadar yaşattığı acı-tatlı hatıraları hatırladım. Ilık gözyaşlarım süzüldü yüzüme.

    Okula ilk geldiğimiz gün; bir yandan, anne-baba kucağından ayrılmanın hüzün ve korkusunu, bir yandan da okula gitmenin sevincini yaşıyorduk. İlk adımları atmıştık. Çeşitli yerlerden gelen öğrenciler, bir bahçenin fidanlarını andırıyordu. Yıllarca sabırla bekleyen, her bir gülün dikenine katlanan, geceleri gündüz, gündüzleri cennet yapan gönül fedaileri öğretmenlerin kalblerindeki sevgi o kadar büyüktü ki; bu hiçbir şeyle ölçülemezdi. Biz yeni gelenler olup biteni şaşkın bakışlarla seyrediyoruz. Siz bizleri sevgiyle ısıtmaya çalışırken, biz sizleri "yabancı" diye isimlendiriyorduk. Hatırlıyorum: "Evet arkadaşlar" deyip sınıfa girer; "Türkistan'ın güzel gülleri! Gülleri dikenlerden ayırmak her kişinin değil, er kişinin işidir. Acı vardır, çile vardır. Eller kanarken gözlerden yaş dökülür, lâkin isyan edilmez. Kanayan ellerin, ağlayan gözlerin ilâcıdır muhabbet. Tebessümle beslediğimiz bahar çiçeklerimizsiniz." derdiniz.

    Su verilerek, en güzel bir şekilde büyütülürdü o güller. Dersleri anlamakta zorluk çeken öğrencilere konuları hareketlerle anlatan öğretmenler canlandı gözümün önünde. İşte o öğretmenlerdi her an yardım ellerini uzatmaya hazır olan, gece gündüz demeden, dertlere derman olan.

    Sizden ayrılalı çok oldu. Sizinle helâlleşemeden ayrıldım. Hıçkırıklarım boğazıma düğümlenirken gözyaşlarımı içime akıtmayı beceremiyorum. 'Elinizi öpmek için yanınıza geleceğim.' sözümü hatırladım, ama gelemeyeceğimden korkuyorum.
    Her neyse. Bu toprakların kokusunun burnunuzda tüttüğünü, bizi bu topraklarda açan çiçekler olarak gördüğünüzü, ama çiçekleri dalından koparmak istemediğinizi diliyoruz. Biz de sizin hatırladığınız o masum öğrenciler değiliz artık. Hani insan büyüyünce, mesuliyetler de artar ya... Büyümek güzeldir, ama çocukluğun, hele hele masum çocukluğun tadı bir başkadır. Ayrılık acı bir gerçektir. Biz de ayrılıyoruz şu cennet köşesinden.

    Bahçıvanlarımız; hep emin yerlerde olmamızı, güzel kalmamızı, kendimizi ve hayatımızı güzelleştirmemizi, kötülüğe bulaşmamamızı ve sevgiden yana kalmamızı istiyorlar.

    Benim hissettiğim ayrılık acısını çok az insan hissetti. Sevdiklerimizden ayrıldık ve ayrılıyoruz. Bu sene de bedenimin her parçasını söküp atmak gibi olan ayrılık anı, derdime dert katıyor. Ama ne çare gidiyoruz, gitmeliyiz de. Çünkü yetiştirdiğiniz bahar çiçekleri kokularını her yere taşımalı.
    Mektubuma son verirken ellerinizden öper, kucaklar dolusu selâm gönderirim.
    Saygı ve sevgilerimle...

    Kazak-Türk Lisesi öğrencisi Kamşat Ospanova'nın öğretmenine yazdığı mektup...

    Kamşat OSPANOVA
    Sızıntı

  3. 06.Mart.2009, 08:32
    2
    @YŞE
    Rıza

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Nisan.2008
    Üye No: 17901
    Mesaj Sayısı: 1,142
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 14
    Yaş: 24

    --->: Gövdesine Sarıldığım Ağaç




    teşekkürler Leopar GS kardeşim.


  4. 06.Mart.2009, 08:32
    2
    Rıza



    teşekkürler Leopar GS kardeşim.

  5. 10.Nisan.2010, 01:40
    3
    DZALBAY
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 08.Temmuz.2008
    Üye No: 24825
    Mesaj Sayısı: 2,264
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 38
    Yaş: 62

    --->: Gövdesine Sarıldığım Ağaç

    Allah cc razı olsun.Güzel bir paylaşım...


  6. 10.Nisan.2010, 01:40
    3
    Kıdemli Üye
    Allah cc razı olsun.Güzel bir paylaşım...




+ Yorum Gönder