Konusunu Oylayın.: Hac'daki tevafuk ve yeşil ELMA

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Hac'daki tevafuk ve yeşil ELMA
  1. 14.Mayıs.2010, 20:12
    1
    sofi ezel
    aciz bir üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Aralık.2009
    Üye No: 68130
    Mesaj Sayısı: 796
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 14
    Yaş: 39
    Bulunduğu yer: marmara bölgesi

    Hac'daki tevafuk ve yeşil ELMA






    Hac'daki tevafuk ve yeşil ELMA Mumsema Eşim ve ben 46 günlük hac vazifemizin 40’ıncı gününe gelmiştik. Sekiz gün Medine’de kalmış sonra Mekke’ye intikal etmiştik. Mekke’de de 32 günümüz dolmuştu. Kurban Bayramını geçirmiş ve Allah’a şükür Hacı olmuştuk.
    Paramızın çoğunu tüketmiştik. Memleketten getirdiğimiz yiyeceklerimiz ve bir miktar kavurmamız da bitmişti. Adeta ortada kalmıştık…
    Hesabı kaçırmış kalan altı günü nasıl tamamlayacağımızı düşünüyorduk. Kalan paramız sadece ekmek almaya imkân verecek nispette idi. Kimseden de borç almak istemiyordum. Çünkü Hac parasının bir kısmını borçla ikmal etmiştim. Yeniden borç almak beni sıkıntıya sokacaktı. Zira emekli maaşı ile borç ödemek mümkün değildi.
    Bu düşüncelerle Mescid-i Haram’ın avlusuna gelmiştim. O esnada tanıdık bir sima ile karşılaştım. Önce cemaatten biri zannederek kucaklaştım. Hal hatır sorduktan sonra birlikte Kâbe’ye yakın bir yerde namaza durduk.
    Namazdan sonra bu kişinin amcamın damadı olduğunu hatırladım. Kaldığım yere göre Memleketin çok uzak ve ücra bir köşesinde ikamet ettiğinden sık sık görüşme imkânımız olmuyordu hem Hac süresince sakalını kesmediğinden sakallı haliyle biraz da değişmişti o nedenle tanımakta zorlanmıştım. Yine de kendi kendime teessüf ettim neden ben Yusuf’u tanıyamadım diye.
    Namaz sonrası sohbeti koyulaştırdık. Meğer aynı mahallede elli metre mesafede iki ayrı otelde kalıyormuşuz. Buna rağmen 32 gün boyunca karşılaşmamışız. Kısmet bu güneymiş.
    Sohbet esnasında bir ara “Mekke’deki vazifelerini bitirdiklerini ve Medine’ye döneceklerini” söyledi. Meğer onlar önce Mekke’ye gelmişler Medine kısmını sonraya bırakmışlar.
    Ben yiyeceklerimizin bittiğinden hiç bahsetmemiştim ve hiçbir şekilde yiyeceğimizin tükendiğini ihsas dahi etmemişken, baktım birden bana dönerek, “Cezmi abi yarın bizim kafilemiz Medineye gidecek. Medine’de Diyanet yemeklerimizi ücretsiz verecekmiş. Benim bir miktar kavurmam ve zeytin ve benzeri yiyeceklerim var. Bunlar Medine’ye gidersem zayi olacak ve dökülecek ne yapayım bu yiyecekleri?” demez mi?
    Bu garip tevafuka şaşırmıştım. Bir an durdum, duygulandım. Yusuf’un güzel yüzüne baktım. Dedim, “Yusuf kardeş merak etme o yiyecekler zayi olmayacak. Zira bizimde yiyeceğimiz bitmişti ve ne yapacağımızı düşünüyorduk.”
    “Bizim yiyeceğimizin bittiğini ve senin de o fazla yiyeceğe ihtiyacın olmadığını bilen Rezzak-ı Zülcelâl bu gideceğin son gününde bizi bir birimizle Mescid-i Haram’da tevafuken buluşturdu.”
    “Bu sayede bizi başkasının minneti ve borcu altına girmekten kurtardı, hem sana da yiyeceklerini zayi olmayacak şekilde tam ihtiyacı olan birilerine (bizlere) verme imkânı ihsan etti, sevabını ziyadeleştirdi. Artık bu saatten sonra bize düşen: bizi bizden çok düşünen Rabbi Rahimimize hamdü senalar olsun demek ve şükretmektir.”
    Yatsı sonrası otele döndük, Yusuf’un yiyeceklerini aldıktan sonra onları uğurladık. Bu durum eşimi de çok sevindirmişti. Birlikte bu hususi lütfü İlahiye ve ikramı Rabbaniye karşısında hadsiz şükretmiştik.
    Kıymetli okuyucular bu hac hatırası bana elma hatırasını derhatır ettirdi... Onu da sizinle paylaşmak istiyorum.
    Eşimle birlikte Kurban Bayramındaki şeytan taşlamadan sonra, tavafımızı yapmış ve sa’yimizi bitirmiştik ve yorgunluktan adım atacak halde değildik. Merve tepesinde hitam bulan bu görevin sonunda ağzımız dilimiz kurumuş bir vaziyette bir köşede oturup biraz dinlenelim istedik. Baktım eşim çantasından yeşil bir elma çıkardı. O anda canım çok çekti. O istekle bende gayr-ı ihtiyari bir hareket oldu. Onun üzerine benim o elmayı çok istediğimi anladı ve benim nefsimi kendi nefsine tercih ederek bana verdi. Çok ısrar ettiğim halde geri almayı kabul etmedi. Bende “herhalde canı istemiyor” zannederek, elmayı onun gözü önünde hatur hutur iştahla yedim, bir dakikada elmayı bitirmiştim. Ben elmayı yerken göz ucuyla beni izlediğini bile fark etmemiştim.
    Meğerse o da o anda öyle yeşil ve ekşi bir elmayı çok arzulamış ama bana da bir şey dememişmiş. Hanımları şefkat kahramanı yapan da zaten onların bu yönü değil midir?
    O anda çevremizde elma alacak yer de yoktu… O nedenle hanım bu isteğini göstermemeye özen göstermişti. Kalktık Merve’den caddeye doğru yürümeye başladık, 20-30 adım atmıştık ki, bir zenci bize doğru geldiğini fark ettik, yaklaştı, yaklaştı ve eşimin tam karşısında durarak tebessümle birlikte eşime bir elma ikram etmesin mi?
    Ben, bir zenci adama, bir eşime ve bir de elmaya bakıyorum o duruma bir anlam vermeye çalışıyorum. Baktım adam elmayı verir vermez birden uzaklaştı ve kalabalıkta kaybolup gitti.
    Eşim de şaşırmıştı… Yaşadığımız hadise karşısında artık dayanamadı ve kendi halini itiraf etmek zorunda kaldı. Bana dönerek “sana verdiğim elmayı aslında ben yemeyi çok istemiştim ama senin daha fazla ihtiyacın olduğunu fark etmiş sana vermeyi tercih etmiştim. Seni kendime tercih etmiştim, etmesine ama bana “şu anda ne istersen iste dileğin kabul edilecek” diye sorsalardı, ben “o elmayı yemekten başka bir isteğim yoktur” derdim” dedi.
    Durduk birlikte düşündük bu ikram ve ihsanı ilahiye ve bu garip tevafuka hayret ederek kalbimizin en derin arzularını duyan ve kabul eden Rabbi Rahimimize bir kez daha şükretmemiz gerektiğini anlamıştık.


  2. 14.Mayıs.2010, 20:12
    1
    aciz bir üye



    Eşim ve ben 46 günlük hac vazifemizin 40’ıncı gününe gelmiştik. Sekiz gün Medine’de kalmış sonra Mekke’ye intikal etmiştik. Mekke’de de 32 günümüz dolmuştu. Kurban Bayramını geçirmiş ve Allah’a şükür Hacı olmuştuk.
    Paramızın çoğunu tüketmiştik. Memleketten getirdiğimiz yiyeceklerimiz ve bir miktar kavurmamız da bitmişti. Adeta ortada kalmıştık…
    Hesabı kaçırmış kalan altı günü nasıl tamamlayacağımızı düşünüyorduk. Kalan paramız sadece ekmek almaya imkân verecek nispette idi. Kimseden de borç almak istemiyordum. Çünkü Hac parasının bir kısmını borçla ikmal etmiştim. Yeniden borç almak beni sıkıntıya sokacaktı. Zira emekli maaşı ile borç ödemek mümkün değildi.
    Bu düşüncelerle Mescid-i Haram’ın avlusuna gelmiştim. O esnada tanıdık bir sima ile karşılaştım. Önce cemaatten biri zannederek kucaklaştım. Hal hatır sorduktan sonra birlikte Kâbe’ye yakın bir yerde namaza durduk.
    Namazdan sonra bu kişinin amcamın damadı olduğunu hatırladım. Kaldığım yere göre Memleketin çok uzak ve ücra bir köşesinde ikamet ettiğinden sık sık görüşme imkânımız olmuyordu hem Hac süresince sakalını kesmediğinden sakallı haliyle biraz da değişmişti o nedenle tanımakta zorlanmıştım. Yine de kendi kendime teessüf ettim neden ben Yusuf’u tanıyamadım diye.
    Namaz sonrası sohbeti koyulaştırdık. Meğer aynı mahallede elli metre mesafede iki ayrı otelde kalıyormuşuz. Buna rağmen 32 gün boyunca karşılaşmamışız. Kısmet bu güneymiş.
    Sohbet esnasında bir ara “Mekke’deki vazifelerini bitirdiklerini ve Medine’ye döneceklerini” söyledi. Meğer onlar önce Mekke’ye gelmişler Medine kısmını sonraya bırakmışlar.
    Ben yiyeceklerimizin bittiğinden hiç bahsetmemiştim ve hiçbir şekilde yiyeceğimizin tükendiğini ihsas dahi etmemişken, baktım birden bana dönerek, “Cezmi abi yarın bizim kafilemiz Medineye gidecek. Medine’de Diyanet yemeklerimizi ücretsiz verecekmiş. Benim bir miktar kavurmam ve zeytin ve benzeri yiyeceklerim var. Bunlar Medine’ye gidersem zayi olacak ve dökülecek ne yapayım bu yiyecekleri?” demez mi?
    Bu garip tevafuka şaşırmıştım. Bir an durdum, duygulandım. Yusuf’un güzel yüzüne baktım. Dedim, “Yusuf kardeş merak etme o yiyecekler zayi olmayacak. Zira bizimde yiyeceğimiz bitmişti ve ne yapacağımızı düşünüyorduk.”
    “Bizim yiyeceğimizin bittiğini ve senin de o fazla yiyeceğe ihtiyacın olmadığını bilen Rezzak-ı Zülcelâl bu gideceğin son gününde bizi bir birimizle Mescid-i Haram’da tevafuken buluşturdu.”
    “Bu sayede bizi başkasının minneti ve borcu altına girmekten kurtardı, hem sana da yiyeceklerini zayi olmayacak şekilde tam ihtiyacı olan birilerine (bizlere) verme imkânı ihsan etti, sevabını ziyadeleştirdi. Artık bu saatten sonra bize düşen: bizi bizden çok düşünen Rabbi Rahimimize hamdü senalar olsun demek ve şükretmektir.”
    Yatsı sonrası otele döndük, Yusuf’un yiyeceklerini aldıktan sonra onları uğurladık. Bu durum eşimi de çok sevindirmişti. Birlikte bu hususi lütfü İlahiye ve ikramı Rabbaniye karşısında hadsiz şükretmiştik.
    Kıymetli okuyucular bu hac hatırası bana elma hatırasını derhatır ettirdi... Onu da sizinle paylaşmak istiyorum.
    Eşimle birlikte Kurban Bayramındaki şeytan taşlamadan sonra, tavafımızı yapmış ve sa’yimizi bitirmiştik ve yorgunluktan adım atacak halde değildik. Merve tepesinde hitam bulan bu görevin sonunda ağzımız dilimiz kurumuş bir vaziyette bir köşede oturup biraz dinlenelim istedik. Baktım eşim çantasından yeşil bir elma çıkardı. O anda canım çok çekti. O istekle bende gayr-ı ihtiyari bir hareket oldu. Onun üzerine benim o elmayı çok istediğimi anladı ve benim nefsimi kendi nefsine tercih ederek bana verdi. Çok ısrar ettiğim halde geri almayı kabul etmedi. Bende “herhalde canı istemiyor” zannederek, elmayı onun gözü önünde hatur hutur iştahla yedim, bir dakikada elmayı bitirmiştim. Ben elmayı yerken göz ucuyla beni izlediğini bile fark etmemiştim.
    Meğerse o da o anda öyle yeşil ve ekşi bir elmayı çok arzulamış ama bana da bir şey dememişmiş. Hanımları şefkat kahramanı yapan da zaten onların bu yönü değil midir?
    O anda çevremizde elma alacak yer de yoktu… O nedenle hanım bu isteğini göstermemeye özen göstermişti. Kalktık Merve’den caddeye doğru yürümeye başladık, 20-30 adım atmıştık ki, bir zenci bize doğru geldiğini fark ettik, yaklaştı, yaklaştı ve eşimin tam karşısında durarak tebessümle birlikte eşime bir elma ikram etmesin mi?
    Ben, bir zenci adama, bir eşime ve bir de elmaya bakıyorum o duruma bir anlam vermeye çalışıyorum. Baktım adam elmayı verir vermez birden uzaklaştı ve kalabalıkta kaybolup gitti.
    Eşim de şaşırmıştı… Yaşadığımız hadise karşısında artık dayanamadı ve kendi halini itiraf etmek zorunda kaldı. Bana dönerek “sana verdiğim elmayı aslında ben yemeyi çok istemiştim ama senin daha fazla ihtiyacın olduğunu fark etmiş sana vermeyi tercih etmiştim. Seni kendime tercih etmiştim, etmesine ama bana “şu anda ne istersen iste dileğin kabul edilecek” diye sorsalardı, ben “o elmayı yemekten başka bir isteğim yoktur” derdim” dedi.
    Durduk birlikte düşündük bu ikram ve ihsanı ilahiye ve bu garip tevafuka hayret ederek kalbimizin en derin arzularını duyan ve kabul eden Rabbi Rahimimize bir kez daha şükretmemiz gerektiğini anlamıştık.


    Benzer Konular

    - Cenaze aracı neden yeşil? Yeşil rengin özelliği nedir?

    - Kur'an'daki Tevafuk Mucizesi Izleyin

    - Tevafuk ne demektir?“Kur’an’daki tevafuk mucizesi”tabiri ile anlatılmak iste

    - Yeşil Atlı Siluet :Mısırda esrarengiz yeşil cisim

    - Mısır'daki Yeşil Atlı Süvari - izle

  3. 15.Mayıs.2010, 00:18
    2
    ravza 2
    ALLAH C.C garip bir kulu

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Ocak.2010
    Üye No: 72957
    Mesaj Sayısı: 2,194
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 31

    --->: Hac'daki tevafuk ve yeşil ELMA




    RABBİMİZİN hikmetleri ne büyük verdiği nimetlere hamdolsun şükürler olsun yazının yazarını çok merak ettim başından geçen gerçek bir olay herhalde sağolasınız sofi kardeş


  4. 15.Mayıs.2010, 00:18
    2
    ravza 2 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    ALLAH C.C garip bir kulu



    RABBİMİZİN hikmetleri ne büyük verdiği nimetlere hamdolsun şükürler olsun yazının yazarını çok merak ettim başından geçen gerçek bir olay herhalde sağolasınız sofi kardeş


  5. 15.Mayıs.2010, 11:12
    3
    sofi ezel
    aciz bir üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Aralık.2009
    Üye No: 68130
    Mesaj Sayısı: 796
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 14
    Yaş: 39
    Bulunduğu yer: marmara bölgesi

    --->: Hac'daki tevafuk ve yeşil ELMA

    ravza kardeş yazarın adı cezmi huyut(nurettin huyut)

    sende sağol kardeş


  6. 15.Mayıs.2010, 11:12
    3
    aciz bir üye
    ravza kardeş yazarın adı cezmi huyut(nurettin huyut)

    sende sağol kardeş


  7. 20.Temmuz.2010, 14:32
    4
    DZALBAY
    Seyirci Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 08.Temmuz.2008
    Üye No: 24825
    Mesaj Sayısı: 2,274
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 38
    Yaş: 61

    --->: Hac'daki tevafuk ve yeşil ELMA

    EyvAllah kardeşim...Güzel bir yazı...


  8. 20.Temmuz.2010, 14:32
    4
    Seyirci Üye
    EyvAllah kardeşim...Güzel bir yazı...


  9. 20.Temmuz.2010, 14:36
    5
    hande82
    Rabbena lâ tüziğ kulûbenâ

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 25.Mayıs.2009
    Üye No: 48544
    Mesaj Sayısı: 1,599
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 33
    Bulunduğu yer: İsTaNbUl

    --->: Hac'daki tevafuk ve yeşil ELMA

    sofi kardeşimizden Rabbim razı olsun, artık formumuza girmiyor ama yazdıklarını hala okuyoruz.. Rabbim utandırmasın kendisini..


  10. 20.Temmuz.2010, 14:36
    5
    Rabbena lâ tüziğ kulûbenâ
    sofi kardeşimizden Rabbim razı olsun, artık formumuza girmiyor ama yazdıklarını hala okuyoruz.. Rabbim utandırmasın kendisini..


  11. 20.Temmuz.2010, 16:25
    6
    ZEHRA027
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 09.Ekim.2008
    Üye No: 34921
    Mesaj Sayısı: 149
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2

    --->: Hac'daki tevafuk ve yeşil ELMA

    Elhamdülillah..Paylaşımınız Güzeldi Rabbim RAzı Olsun.


  12. 20.Temmuz.2010, 16:25
    6
    Devamlı Üye
    Elhamdülillah..Paylaşımınız Güzeldi Rabbim RAzı Olsun.


  13. 21.Temmuz.2010, 09:18
    7
    Ecrinim
    Hüvel Baki..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2009
    Üye No: 69122
    Mesaj Sayısı: 8,422
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 141
    Bulunduğu yer: Akdeniz

    --->: Hac'daki tevafuk ve yeşil ELMA

    Rabbimize sonsuz hamd ve şükürler olsun..
    eline sağlık kardeşim güzel konu için Allah c.c. razı olsun


  14. 21.Temmuz.2010, 09:18
    7
    Hüvel Baki..
    Rabbimize sonsuz hamd ve şükürler olsun..
    eline sağlık kardeşim güzel konu için Allah c.c. razı olsun





+ Yorum Gönder