Konusunu Oylayın.: Harama bakmanın sorumluluğu nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Harama bakmanın sorumluluğu nedir?
  1. 10.Mart.2008, 18:28
    1
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 30,002
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 340
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Harama bakmanın sorumluluğu nedir?






    Harama bakmanın sorumluluğu nedir? Mumsema Harama bakmanın sorumluluğu nedir?


    "Mü'minlere söyle gözlerini sakınsınlar" (1) Buradaki "mü'minler" kelimesi geneldir. Kadın erkek bütün müslümanları kapsar. Çünkü Kur'an'daki bütün hitaplar umumidir. (2) "Mü'min kadınlara da söyle gözlerini (yere) indirsinler (erkeklere bakmasınlar), namuslarını korusunlar. " (3) diye ikinci uyarının gelmesini imam Kurtubi şöyle açıklıyor:
    "Burada yüce Allah'ın kadınlara özel olarak hitap etmesi te'kid içindir. Çünkü "Mü'minler’e söyle" sözü yeterlidir. Bu kelime âm (genel) bir lafız olup kadın-erkek bütün mü'minleri kapsar." (4)

    Zinaya yaklaşmasınlar, namusunu korusunlar ve bir takımları gözleri haramdan sakınma emri yalnızca erkekleri kapsıyor zannetmesinler diye yüce Allah te'kid için ikinci bir hatırlatma yapmıştır. (5)

    Peygamber hanımı, Ümmü Seleme (r.a.) anlatıyor:
    "Ben ve Meymûne ikimiz birlikte Rasulullah (sav) in yanındaydık. Yaşlı, âmâ (gözleri görmeyen) bir ihtiyar olan Abdulah ibni Ümmi Mektum bize doğru yöneldi Bunun üzerine Rasulullah (sav) bize:
    - Kalkın ve hicaplanın (örtünüze bürünün) dedi. Ben dedim ki:
    - Ey Allah'ın Rasulü, o bizi görmeyen ve bizi tanımayan bir âmâ değil mi? Rasululah (sav):
    - O âmâ peki yâ ikiniz? Sizler onu görüyor değil misiniz? " buyurdu (6)

    Bir düşünün Peygamber (sav) hanımlarının iffetinin kemâlini, kalplerinin temizliğini bildiği halde yaşlı ve âmâ bir ihtiyara karşı tesettüre bürünmelerini ve ona bakmamalarını istiyor. Güzelliği gitmiş, yaşı ilerlemiş gözleri kör ve her türlü dünya zevkinden uzak bir ihtiyara karşı peygamber (sav)'in böylesine ihtimam göstermesi yüce Allah'ın emrine bağlılık içindir. (7)

    "Evlerinizde oturun, ilk cahiliyye kadınlarının kırıtarak sokakta dolaştığı gibi dolaşmayın, " (8)

    "Bu ayet Rasulullah (sav) in hanımlarının kalbinden başkalarını düşünmeyi silmeye yönelik olduğu gibi, fitne ve günahtan korunmuşum. kendime sahibim diyenlerin bu bozuk fikirlerini red etmek içindir. Çünkü insan fıtratı devam ettiği sürece iki cins birbirine karşı emin olamaz. (9) Nitekim Yusuf (a.s.) :

    "Ben nefsimi temize çıkarmıyorum, çünkü her nefis kötülüğü emreder. " (10) diyor ve kendisinin nefse uyarak kötülük yapmamasını "Rabbimin acıması müstesna" diyerek Cenâb-ı Hakkın korumasına bağlıyor.

    İmam Kurtubi bu âyetin tefsirinde diyor ki:

    "Allah'ın Peygamberi dahi nefsinin temiz olmasını kerih gördüğü için "nefsimi temize çıkarmıyorum" (11) dedi. Çünkü nefsi temize çıkarmak zemmedilmiş, hoş karşılanmamıştır." (12)

    Şimdi burada durup iyice düşünmek lazımdır. Bir Peygamber kendi nefsinin temiz olduğunu, kadınlarda haşır-neşir olmasının kalbini bozmayacağını söyleyemiyor. Yüce Allah'ın koruması, kollaması olmasa, nefsiyle başbaşa kalsa nefsinin istediğini yaptırabileceğini söylüyor. Ama bir takım insanlar kadınlarla erkekleri aynı mekânda buluşturarak onlara dini telkinlerde bulunuyor. Kadınlarla tokalaşıyor, onlara el öptürüyor, senli, benli konuşuyor. Bunlar İslama uyuyor mu? diye sorulduğunda ise "O nefsini öldürmüş" diyorlar. Halbuki nefsin ölmediğini Yüce Allah peygamberinin lisaniyle bize bildiriyor.

    Bu hususta en açık âyet ise Nur sûresi 31. âyettir

    "Zinetlerini göstermesinler” (13) âyeti mü'min hanımların zinetlerini ve zinet yerlerini ve güzelliklerini yabancı erkeklere göstermelerini kesin bir emirle yasaklıyor.

    Yine bu hususla ilgili olarak Hz. Ali (r.a.) dan rivayet edilen çok açık bir hadis-i şerif vardır.

    Hz. Muhammed (sav) Efendimiz Veda Haccı sırasında amca oğlu İbni Abbas (r.a.)ı arkasına gözetleyici ve koruyucu olarak bıraktı. Hasem kabilesinden güzel bir câriye Rasulullah (sav) den fetva sormak için gelince Peygamber (sav) cariyeye bakmaması için İbni Abbas (r.a.) ın boynunu çevirdi.
    Abbas (r.a.)
    - Ey Allah'ın Rasulü amca oğlunun boyununu mu çeviriyorsun? 'deyince
    Rasulullah;
    - Bir genç delikanlı ve bir genç kız gördüm. Bu ikisine şeytandan emin olamadım" dedi. (14)

    "Şimdi düşünün hac ibadeti için gelen insanların birbirine bakmalarının fitneye ve yakıcı şeytanın vesvesesine vesile olmasından emin olunamıyor. Peki kör, entrikacı, cahil ve dine görünüşte inandığını söyleyen ve günahsızlık iddiasında bulunanların durumunu? Bunlar yaşlı ihtiyar aldatmacasıyla genç kızları toplayıp onlardan cemaat oluşturuyorlar. Bu çok büyük bir belâ ve şeriata karşı işlenmiş bir cinayettir." (15)

    Hiç kimse nefsinden emin olamaz. Çünkü insan fıtratı her iki cinsin birbirine karşı ilgi duymasını gerekli kılıyor. Eğer haramdan sakınma olmazsa, insanlar gözlerini sakındırmazsa kendinden emin olmak mümkün değildir. Nitekim Peygamber (sav) in Hz. Ali (r.a.) ı uyarması bu hususu en güzel şekilde açıklıyor:
    "Peygamber (sav) bir gün Hz. Ali (r.a.) a şöyle dedi:

    - Ey Ali muhakkak ki cennette senin için bir köşk vardır. Bir bakışa ikincisini ekleme. Birincisi senin için mubahtır. Fakat başkaca bakma hakkın yoktur." (16)

    Bu hadiste geçen birinci bakıştan maksat hiçbir kast olmaksızın ansızın göze görünendir. Bunda herhangi bir günah yoktur. Eğer bu ansızın göz çarpmasının akabinde kadının cazibesi, güzelliği etkiler de tekrar bakılırsa işte bu bakış günahtır, yasaktır. (17)

    Cerir b. Abdullah El- Cebeli (r.a.) anlatıyor:
    "Rasulullah (sav) e ansızın bakış nedir diye sordum. Bana dedi ki:
    - "Bakışını çevir" (18) yani ikinci kez bakma. Çünkü fitne ve şehvetten emin olamazsın. (19)

    Rasulullah (sav) kadınlı erkekli karma toplantıları yasakladığı gibi bir kadının, başka bir kadını kocasına anlatmasını da yasaklamıştır.

    Peygamber (sav) şöyle buyuruyor:
    "Bir kadın, diğer bir kadını sanki görüyormuş gibi kocasına anlatmasın." (20)

    Yabancı bir kadının tasvir edilmesi ona bakma yerine geçer. Kocanın ona ilgi duymasını sağlar. Rasulullah (sav) ihtiyati bir tedbir olarak böyle davranmayı yasaklamıştır.

    Ebu Hureyre (r.a.) rivayet ediyor: Rasulullah (sav) buyurdu ki:
    - Gözlerin zinası bakmaktır,
    - Dilin zinası konuşmaktır,
    - Elin zinası dokunmaktır, her nefis arzu eder ve iştahlanır. Ferc ise ya yalanlar ya da doğrular. (21)

    İmam Nevevi (rh) bu hadisin şerhinde şunları söylüyor:

    ''Burada mecazi bir zina vardır. Bu zina yâ haram bakışla, yahut zinaya götürecek şeyleri dinlemekle, yahut yabancı birisine dokunmak yada öpmekle, yahut ayaklarla zina etmek için yürümekle, yahut yabancılarla haram olan konuşmalar yapmakla, yahut kalp ile düşünmekle işlenir, işte bütün bunlar mecazi zinanın çeşitleridir." (22)

    Yine harama bakmakla ilgili olarak Rasulullah sav şöyle buyuruyor: "(Harama) bakmak İblis'in atılmış oklarından bir oktur." (23)

    Bu hadisin manası kadının erkeğe, erkeğin kadına bakması düşmanın nefse ve kalbe attığı bir oktur. Hem dünyasını hem de ahiretini harap eder, tıpkı ok gibi. Okun ucu vücudun dışını yaralayıp deler, diğer kısmı da içini parçalar. (24)

    Nefisle cihad hakkında bilgi almak için tıklayınız.

    (1) Nur, 31
    (2) El-Âmiri, Ahkâmun' Nazar, 262; Tahkiki Muhammed Fazl b. Abdulaziz
    (3) Nur, 31
    (4) Kurtubi, Tefsir, XII/226; El-âmiri. a.g.e. 262 (dipnottan)
    (5) El-Amiri, a.g.e. 262
    (6) Ebu Dâvud, Sünen, Libas, 4112; Tirmizi, Edeb, 1778; Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI/296
    (7) El-Amiri, a.g.e. 263
    (8) Ahzab, 33
    (9) El-Âmiri, Ahkâmu'n-Nazar, 263
    (10) Yusuf, 53
    (11) Yusuf. 53
    (12) Kurtubi, IX/210; El-âmiri, a.g.e. 263
    (13) Nur, 31
    (14) Tirmizi, Hacc, 885; Ebu Dâvud, Menâsik, 1935; İbn Mâce, Menâsik, 3044
    (15) El-Âmiri, a.g.e. 265
    (16) Tirmizi, Edeb, 2777; Ebu Dâvud, Nikâh, 2149; Ahmed b. Hanbel, Müsned, V/353, 357; Deylemî, Müsned, 8312
    (17) El-Âmir, a.g.e. 266
    (18) Müslim, Edeb, 11/159; Ebu Dâvud, Nikâh, 2148; Tirmizi, Edeb, 2776 Ahmed b. Hanbel, Müsned, İV/361; Teyalisi, Müsned, 93
    (19) El-Âmiri, a.g.e. 266
    (20) Buhari, Nikâh, VI/160; Ebu Dâvud, Nikâh, 2150; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/380; Teyalisi, Müsned, 35; Deylemi, Müsnedül Firdevs, 7822
    (21) Buhari, istizan, Baku Zina'l-Cevârih. VII/130. Müslim.. Kader, 2657 Ebu Dâvud. Nikâh, 2152; Ahmed b. Hanbel, Müsned. II / 317, 379
    (22) Nevevi, Şerhu'l-Müslim, XVI/206: El-âmiri. a.g.e. 268
    (23) Hâkim, Müstedrek, İV/314: Deylemi. Müsned. 6872
    (24) El-âmiri, a.g.e. 268
    KADIN İLMİHALİ (Mustafa KASADAR- Sadık AKKİRAZ) Shf.: 485-489
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet Editör




  2. 10.Mart.2008, 18:28
    1
    Moderatör



    Harama bakmanın sorumluluğu nedir?


    "Mü'minlere söyle gözlerini sakınsınlar" (1) Buradaki "mü'minler" kelimesi geneldir. Kadın erkek bütün müslümanları kapsar. Çünkü Kur'an'daki bütün hitaplar umumidir. (2) "Mü'min kadınlara da söyle gözlerini (yere) indirsinler (erkeklere bakmasınlar), namuslarını korusunlar. " (3) diye ikinci uyarının gelmesini imam Kurtubi şöyle açıklıyor:
    "Burada yüce Allah'ın kadınlara özel olarak hitap etmesi te'kid içindir. Çünkü "Mü'minler’e söyle" sözü yeterlidir. Bu kelime âm (genel) bir lafız olup kadın-erkek bütün mü'minleri kapsar." (4)

    Zinaya yaklaşmasınlar, namusunu korusunlar ve bir takımları gözleri haramdan sakınma emri yalnızca erkekleri kapsıyor zannetmesinler diye yüce Allah te'kid için ikinci bir hatırlatma yapmıştır. (5)

    Peygamber hanımı, Ümmü Seleme (r.a.) anlatıyor:
    "Ben ve Meymûne ikimiz birlikte Rasulullah (sav) in yanındaydık. Yaşlı, âmâ (gözleri görmeyen) bir ihtiyar olan Abdulah ibni Ümmi Mektum bize doğru yöneldi Bunun üzerine Rasulullah (sav) bize:
    - Kalkın ve hicaplanın (örtünüze bürünün) dedi. Ben dedim ki:
    - Ey Allah'ın Rasulü, o bizi görmeyen ve bizi tanımayan bir âmâ değil mi? Rasululah (sav):
    - O âmâ peki yâ ikiniz? Sizler onu görüyor değil misiniz? " buyurdu (6)

    Bir düşünün Peygamber (sav) hanımlarının iffetinin kemâlini, kalplerinin temizliğini bildiği halde yaşlı ve âmâ bir ihtiyara karşı tesettüre bürünmelerini ve ona bakmamalarını istiyor. Güzelliği gitmiş, yaşı ilerlemiş gözleri kör ve her türlü dünya zevkinden uzak bir ihtiyara karşı peygamber (sav)'in böylesine ihtimam göstermesi yüce Allah'ın emrine bağlılık içindir. (7)

    "Evlerinizde oturun, ilk cahiliyye kadınlarının kırıtarak sokakta dolaştığı gibi dolaşmayın, " (8)

    "Bu ayet Rasulullah (sav) in hanımlarının kalbinden başkalarını düşünmeyi silmeye yönelik olduğu gibi, fitne ve günahtan korunmuşum. kendime sahibim diyenlerin bu bozuk fikirlerini red etmek içindir. Çünkü insan fıtratı devam ettiği sürece iki cins birbirine karşı emin olamaz. (9) Nitekim Yusuf (a.s.) :

    "Ben nefsimi temize çıkarmıyorum, çünkü her nefis kötülüğü emreder. " (10) diyor ve kendisinin nefse uyarak kötülük yapmamasını "Rabbimin acıması müstesna" diyerek Cenâb-ı Hakkın korumasına bağlıyor.

    İmam Kurtubi bu âyetin tefsirinde diyor ki:

    "Allah'ın Peygamberi dahi nefsinin temiz olmasını kerih gördüğü için "nefsimi temize çıkarmıyorum" (11) dedi. Çünkü nefsi temize çıkarmak zemmedilmiş, hoş karşılanmamıştır." (12)

    Şimdi burada durup iyice düşünmek lazımdır. Bir Peygamber kendi nefsinin temiz olduğunu, kadınlarda haşır-neşir olmasının kalbini bozmayacağını söyleyemiyor. Yüce Allah'ın koruması, kollaması olmasa, nefsiyle başbaşa kalsa nefsinin istediğini yaptırabileceğini söylüyor. Ama bir takım insanlar kadınlarla erkekleri aynı mekânda buluşturarak onlara dini telkinlerde bulunuyor. Kadınlarla tokalaşıyor, onlara el öptürüyor, senli, benli konuşuyor. Bunlar İslama uyuyor mu? diye sorulduğunda ise "O nefsini öldürmüş" diyorlar. Halbuki nefsin ölmediğini Yüce Allah peygamberinin lisaniyle bize bildiriyor.

    Bu hususta en açık âyet ise Nur sûresi 31. âyettir

    "Zinetlerini göstermesinler” (13) âyeti mü'min hanımların zinetlerini ve zinet yerlerini ve güzelliklerini yabancı erkeklere göstermelerini kesin bir emirle yasaklıyor.

    Yine bu hususla ilgili olarak Hz. Ali (r.a.) dan rivayet edilen çok açık bir hadis-i şerif vardır.

    Hz. Muhammed (sav) Efendimiz Veda Haccı sırasında amca oğlu İbni Abbas (r.a.)ı arkasına gözetleyici ve koruyucu olarak bıraktı. Hasem kabilesinden güzel bir câriye Rasulullah (sav) den fetva sormak için gelince Peygamber (sav) cariyeye bakmaması için İbni Abbas (r.a.) ın boynunu çevirdi.
    Abbas (r.a.)
    - Ey Allah'ın Rasulü amca oğlunun boyununu mu çeviriyorsun? 'deyince
    Rasulullah;
    - Bir genç delikanlı ve bir genç kız gördüm. Bu ikisine şeytandan emin olamadım" dedi. (14)

    "Şimdi düşünün hac ibadeti için gelen insanların birbirine bakmalarının fitneye ve yakıcı şeytanın vesvesesine vesile olmasından emin olunamıyor. Peki kör, entrikacı, cahil ve dine görünüşte inandığını söyleyen ve günahsızlık iddiasında bulunanların durumunu? Bunlar yaşlı ihtiyar aldatmacasıyla genç kızları toplayıp onlardan cemaat oluşturuyorlar. Bu çok büyük bir belâ ve şeriata karşı işlenmiş bir cinayettir." (15)

    Hiç kimse nefsinden emin olamaz. Çünkü insan fıtratı her iki cinsin birbirine karşı ilgi duymasını gerekli kılıyor. Eğer haramdan sakınma olmazsa, insanlar gözlerini sakındırmazsa kendinden emin olmak mümkün değildir. Nitekim Peygamber (sav) in Hz. Ali (r.a.) ı uyarması bu hususu en güzel şekilde açıklıyor:
    "Peygamber (sav) bir gün Hz. Ali (r.a.) a şöyle dedi:

    - Ey Ali muhakkak ki cennette senin için bir köşk vardır. Bir bakışa ikincisini ekleme. Birincisi senin için mubahtır. Fakat başkaca bakma hakkın yoktur." (16)

    Bu hadiste geçen birinci bakıştan maksat hiçbir kast olmaksızın ansızın göze görünendir. Bunda herhangi bir günah yoktur. Eğer bu ansızın göz çarpmasının akabinde kadının cazibesi, güzelliği etkiler de tekrar bakılırsa işte bu bakış günahtır, yasaktır. (17)

    Cerir b. Abdullah El- Cebeli (r.a.) anlatıyor:
    "Rasulullah (sav) e ansızın bakış nedir diye sordum. Bana dedi ki:
    - "Bakışını çevir" (18) yani ikinci kez bakma. Çünkü fitne ve şehvetten emin olamazsın. (19)

    Rasulullah (sav) kadınlı erkekli karma toplantıları yasakladığı gibi bir kadının, başka bir kadını kocasına anlatmasını da yasaklamıştır.

    Peygamber (sav) şöyle buyuruyor:
    "Bir kadın, diğer bir kadını sanki görüyormuş gibi kocasına anlatmasın." (20)

    Yabancı bir kadının tasvir edilmesi ona bakma yerine geçer. Kocanın ona ilgi duymasını sağlar. Rasulullah (sav) ihtiyati bir tedbir olarak böyle davranmayı yasaklamıştır.

    Ebu Hureyre (r.a.) rivayet ediyor: Rasulullah (sav) buyurdu ki:
    - Gözlerin zinası bakmaktır,
    - Dilin zinası konuşmaktır,
    - Elin zinası dokunmaktır, her nefis arzu eder ve iştahlanır. Ferc ise ya yalanlar ya da doğrular. (21)

    İmam Nevevi (rh) bu hadisin şerhinde şunları söylüyor:

    ''Burada mecazi bir zina vardır. Bu zina yâ haram bakışla, yahut zinaya götürecek şeyleri dinlemekle, yahut yabancı birisine dokunmak yada öpmekle, yahut ayaklarla zina etmek için yürümekle, yahut yabancılarla haram olan konuşmalar yapmakla, yahut kalp ile düşünmekle işlenir, işte bütün bunlar mecazi zinanın çeşitleridir." (22)

    Yine harama bakmakla ilgili olarak Rasulullah sav şöyle buyuruyor: "(Harama) bakmak İblis'in atılmış oklarından bir oktur." (23)

    Bu hadisin manası kadının erkeğe, erkeğin kadına bakması düşmanın nefse ve kalbe attığı bir oktur. Hem dünyasını hem de ahiretini harap eder, tıpkı ok gibi. Okun ucu vücudun dışını yaralayıp deler, diğer kısmı da içini parçalar. (24)

    Nefisle cihad hakkında bilgi almak için tıklayınız.

    (1) Nur, 31
    (2) El-Âmiri, Ahkâmun' Nazar, 262; Tahkiki Muhammed Fazl b. Abdulaziz
    (3) Nur, 31
    (4) Kurtubi, Tefsir, XII/226; El-âmiri. a.g.e. 262 (dipnottan)
    (5) El-Amiri, a.g.e. 262
    (6) Ebu Dâvud, Sünen, Libas, 4112; Tirmizi, Edeb, 1778; Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI/296
    (7) El-Amiri, a.g.e. 263
    (8) Ahzab, 33
    (9) El-Âmiri, Ahkâmu'n-Nazar, 263
    (10) Yusuf, 53
    (11) Yusuf. 53
    (12) Kurtubi, IX/210; El-âmiri, a.g.e. 263
    (13) Nur, 31
    (14) Tirmizi, Hacc, 885; Ebu Dâvud, Menâsik, 1935; İbn Mâce, Menâsik, 3044
    (15) El-Âmiri, a.g.e. 265
    (16) Tirmizi, Edeb, 2777; Ebu Dâvud, Nikâh, 2149; Ahmed b. Hanbel, Müsned, V/353, 357; Deylemî, Müsned, 8312
    (17) El-Âmir, a.g.e. 266
    (18) Müslim, Edeb, 11/159; Ebu Dâvud, Nikâh, 2148; Tirmizi, Edeb, 2776 Ahmed b. Hanbel, Müsned, İV/361; Teyalisi, Müsned, 93
    (19) El-Âmiri, a.g.e. 266
    (20) Buhari, Nikâh, VI/160; Ebu Dâvud, Nikâh, 2150; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/380; Teyalisi, Müsned, 35; Deylemi, Müsnedül Firdevs, 7822
    (21) Buhari, istizan, Baku Zina'l-Cevârih. VII/130. Müslim.. Kader, 2657 Ebu Dâvud. Nikâh, 2152; Ahmed b. Hanbel, Müsned. II / 317, 379
    (22) Nevevi, Şerhu'l-Müslim, XVI/206: El-âmiri. a.g.e. 268
    (23) Hâkim, Müstedrek, İV/314: Deylemi. Müsned. 6872
    (24) El-âmiri, a.g.e. 268
    KADIN İLMİHALİ (Mustafa KASADAR- Sadık AKKİRAZ) Shf.: 485-489
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet Editör



  3. 10.Mart.2008, 18:53
    2
    ßaran
    T.T.O.R.H.S.S.

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 03.Mart.2008
    Üye No: 11279
    Mesaj Sayısı: 3,437
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 42

    --->: Harama bakmanın sorumluluğu nedir?




    1. "Mü'min erkeklere söyle; gözlerini haramdan sakınsınlar!
    Nûr sûresi (24), 30
    2."Kulak, göz ve gönül, bunların hepsi yaptıklarından sorumludur."
    İsrâ sûresi (17), 36
    3. "Allah, gözlerin hâin bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir."
    Mü'min sûresi (40), 19
    4. "Rabbin her an gözetlemektedir."
    Fecr sûresi (89), 14
    Bu dört âyet, müslümanların tam anlamıyla denetim altında sorumlu bir hayat yaşadıklarını ve bu sorumluluğun göze ait tarafını ortaya koymaktadır. Konuyla ilgili yasak,"Mü'min erkeklere söyle; gözlerini haramdan sakınsınlar! diye belirlenmekte; sorumluluk çerçevesi ise, "Kulak, göz ve gönül, bunların hepsi yaptıklarından sorumludur" âyetiyle açık bir şekilde çizilmektedir.
    Gözlerin sinsi ve mânalı bakışlarını, kullar farketmeseler bile Allah Teâlâ'nın bildiği, hatta O'nun, kalplerin derinliklerinde gizlenen kötü niyetlerden de haberdâr olduğu bildirilmektedir. Bu, hiç kimsenin hiçbir şekilde ilâhî denetimin dışında kalma şansının ve imkânının bulunmadığını kesin olarak ortaya koymaktadır. Bunun böyle olduğunu ise, "Rabbin her an (herşeyi) gözetlemektedir" âyeti bildirmektedir.
    Bu âyet-i kerîmeler insana, gizli-açık ayırımı yapılmaksızın en küçük teferruâtına kadar bütün hareketlerinin daima göz önünde ve kayıt altında olduğu gerçeğini en küçük bir tereddüde yer bırakmayacak kesinlikte anlatmaktadır. Sorumluluk bu çerçevede kavrandıktan sonra göze ait harama bakma yasağını anlamak insan için mesele olmaktan çıkar.


    Esselamu Aleykum...


  4. 10.Mart.2008, 18:53
    2
    T.T.O.R.H.S.S.



    1. "Mü'min erkeklere söyle; gözlerini haramdan sakınsınlar!
    Nûr sûresi (24), 30
    2."Kulak, göz ve gönül, bunların hepsi yaptıklarından sorumludur."
    İsrâ sûresi (17), 36
    3. "Allah, gözlerin hâin bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir."
    Mü'min sûresi (40), 19
    4. "Rabbin her an gözetlemektedir."
    Fecr sûresi (89), 14
    Bu dört âyet, müslümanların tam anlamıyla denetim altında sorumlu bir hayat yaşadıklarını ve bu sorumluluğun göze ait tarafını ortaya koymaktadır. Konuyla ilgili yasak,"Mü'min erkeklere söyle; gözlerini haramdan sakınsınlar! diye belirlenmekte; sorumluluk çerçevesi ise, "Kulak, göz ve gönül, bunların hepsi yaptıklarından sorumludur" âyetiyle açık bir şekilde çizilmektedir.
    Gözlerin sinsi ve mânalı bakışlarını, kullar farketmeseler bile Allah Teâlâ'nın bildiği, hatta O'nun, kalplerin derinliklerinde gizlenen kötü niyetlerden de haberdâr olduğu bildirilmektedir. Bu, hiç kimsenin hiçbir şekilde ilâhî denetimin dışında kalma şansının ve imkânının bulunmadığını kesin olarak ortaya koymaktadır. Bunun böyle olduğunu ise, "Rabbin her an (herşeyi) gözetlemektedir" âyeti bildirmektedir.
    Bu âyet-i kerîmeler insana, gizli-açık ayırımı yapılmaksızın en küçük teferruâtına kadar bütün hareketlerinin daima göz önünde ve kayıt altında olduğu gerçeğini en küçük bir tereddüde yer bırakmayacak kesinlikte anlatmaktadır. Sorumluluk bu çerçevede kavrandıktan sonra göze ait harama bakma yasağını anlamak insan için mesele olmaktan çıkar.


    Esselamu Aleykum...

  5. 13.Mart.2008, 03:46
    3
    #SiReNa#
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Temmuz.2007
    Üye No: 1419
    Mesaj Sayısı: 72
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2

    --->: Harama bakmanın sorumluluğu nedir?

    Leonard Nickli Üyeden Alıntı


    Esselamu Aleykum...
    Ve Aleyküm Selam..
    (Havada kalmıştı.. )

    Evet Allah Razı Olsun.. Güzel bir konu..
    Haramın her türlüsünden sakınmalıyız..

    (Allah isminin ilk harfini her zaman büyük yazmaya gayret edelim kardeşler)



  6. 13.Mart.2008, 03:46
    3
    Devamlı Üye
    Leonard Nickli Üyeden Alıntı


    Esselamu Aleykum...
    Ve Aleyküm Selam..
    (Havada kalmıştı.. )

    Evet Allah Razı Olsun.. Güzel bir konu..
    Haramın her türlüsünden sakınmalıyız..

    (Allah isminin ilk harfini her zaman büyük yazmaya gayret edelim kardeşler)


  7. 13.Mart.2008, 10:16
    4
    fevziay
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Şubat.2007
    Üye No: 39
    Mesaj Sayısı: 443
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 7
    Yaş: 39

    --->: Harama bakmanın sorumluluğu nedir?

    mum Nickli Üyeden Alıntı

    "Evlerinizde oturun, ilk cahiliyye kadınlarının kırıtarak sokakta dolaştığı gibi dolaşmayın,

    Hiç kimse nefsinden emin olamaz. Çünkü insan fıtratı her iki cinsin birbirine karşı ilgi duymasını gerekli kılıyor. Eğer haramdan sakınma olmazsa, insanlar gözlerini sakındırmazsa kendinden emin olmak mümkün değildir. Nitekim Peygamber (sav) in Hz. Ali (r.a.) ı uyarması bu hususu en güzel şekilde açıklıyor:
    "Peygamber (sav) bir gün Hz. Ali (r.a.) a şöyle dedi:

    - Ey Ali muhakkak ki cennette senin için bir köşk vardır. Bir bakışa ikincisini ekleme. Birincisi senin için mubahtır. Fakat başkaca bakma hakkın yoktur.


    Allah bizleri harama bakmaktan ve harama götürecek şeylerden korusun inş.

    Herkesin okuması ve çok dikkat etmesi gereken bir konu

    Allah razı olsun hocam


  8. 13.Mart.2008, 10:16
    4
    Devamlı Üye
    mum Nickli Üyeden Alıntı

    "Evlerinizde oturun, ilk cahiliyye kadınlarının kırıtarak sokakta dolaştığı gibi dolaşmayın,

    Hiç kimse nefsinden emin olamaz. Çünkü insan fıtratı her iki cinsin birbirine karşı ilgi duymasını gerekli kılıyor. Eğer haramdan sakınma olmazsa, insanlar gözlerini sakındırmazsa kendinden emin olmak mümkün değildir. Nitekim Peygamber (sav) in Hz. Ali (r.a.) ı uyarması bu hususu en güzel şekilde açıklıyor:
    "Peygamber (sav) bir gün Hz. Ali (r.a.) a şöyle dedi:

    - Ey Ali muhakkak ki cennette senin için bir köşk vardır. Bir bakışa ikincisini ekleme. Birincisi senin için mubahtır. Fakat başkaca bakma hakkın yoktur.


    Allah bizleri harama bakmaktan ve harama götürecek şeylerden korusun inş.

    Herkesin okuması ve çok dikkat etmesi gereken bir konu

    Allah razı olsun hocam

  9. 03.Ocak.2009, 21:46
    5
    mfa
    Devamlı Üye

    Profili:
    mfa
    Üyelik Tarihi: 01.Eylül.2007
    Üye No: 2405
    Mesaj Sayısı: 189
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 29

    --->: Harama bakmanın sorumluluğu nedir?

    ALLAH razi olsun.
    "Cezakellahu hayran"
    "Allahümmağfirli, Allahümmağfirli, Allahümmağfirli"


  10. 03.Ocak.2009, 21:46
    5
    mfa
    Devamlı Üye
    ALLAH razi olsun.
    "Cezakellahu hayran"
    "Allahümmağfirli, Allahümmağfirli, Allahümmağfirli"

  11. 26.Kasım.2012, 13:55
    6
    Ebu Muhammed
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Şubat.2007
    Üye No: 42
    Mesaj Sayısı: 278
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4
    Yaş: 29

    Cevap: Harama bakmanın sorumluluğu nedir?

    Allah goz onurumuzu haramdan korusun


  12. 26.Kasım.2012, 13:55
    6
    Devamlı Üye
    Allah goz onurumuzu haramdan korusun

  13. 05.Mart.2014, 22:42
    7
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 30,002
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 340
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Harama bakmanın sorumluluğu nedir?

    harama bakmanın cezası
    ,
    harama bakmak ile ilgili hadisler


    Harama Nazar Etmeyin





    Şehveti gayri meşrû yerlerde kullanmanın nasıl anlaşıldığını hadisler ışığında inceleyelim.



    Gençliğin ve bekârlığın mühim bir tehlikesi Ebû Hüreyre'den (r.a.) rivâyet edilen şu hadiste çok veciz bir şekilde anlatılmaktadır:

    "Âdemoğluna zinâdan nasibi yazılmıştır. Buna mutlaka erişecektir. Gözlerin zinâsı bakmaktır, kulakların zinâsı dinlemek, dilin zinâsı konuşmak, elin zinâsı tutmak, ayağın zinâsı da yürümektir. Kalp ise heves eder, diler. Ferc (cinsel organ) ise bunu ya uygular veya reddeder." (Müslim, Kader: 21)

    Demek ki şehveti gayri meşrû bir şekilde kullanmak olan "zinâ"nın çeşitleri vardır. Bunlar yasaklanmış fiili, "düşünmek", gayri meşrû bir şeye "bakmak", "konuşmak", "dinlemek", "dokunmak", ona "teşebbüs" etmektir. Kalp ise buna "heves" etmekte, ferc ise ya reddetmekte veya uygulamaktadır.

    Nitekim bir âyet-i kerimede, "Zinâya yaklaşmayın" buyrulmaktadır. "Zina yapmayın" yerine, "Yaklaşmayın" ifâdesinin tercihi dikkat çekicidir. İşte bu kısa âyet, yukarıdaki hadiste belirtilen hususları içine almaktadır. Âyet, yaklaşmanın her türlü yolunu yasaklamaktadır.

    Gerçi Ebû Hüreyre'den (r.a.) rivâyet edilen, "Şüphesiz ki, dillerle söylenmedikçe veyahut fiîlen yapmadıkça Allah ümmetimin kalbinden geçirdikleri şeyleri onlara bağışlamıştır" (Müslim, Îmân: 58) şeklindeki hadîste yasak bir fiili düşünmenin bağışlandığı belirtilmiştir. Ancak bunu alışkanlık hâline getirip zaman israf etmek, Allah'ı tefekkür ve güzellikleri düşünüp plânlamak için verilen düşünme ve hayal kabiliyetini boş yere meşgul etmek doğru değildir.

    Yukarıda sayılan "harama bakmak" hususu, âyet ve hadislerle yasaklanmıştır.

    Nûr Sûresinin 30 ve 31. âyetlerinde, "Mü'minlere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, namuslarını da korusunlar. Bu, onların temizliği için daha uygundur. Muhakkak ki Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır. Mü'min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, namuslarını da korusunlar" buyrulmaktadır.

    Bu âyetler hem erkeklere, hem de kadınlara, kendileri için bakılması câiz olmayan kişilere nazar etmelerini yasaklamaktadır.

    İbn-i Büreyde'den (r.a.) rivâyet edilen şu hadis de konumuzla ilgilidir:

    "Resûlüllah (a.s.m.) Hz. Ali'ye (r.a.), 'Ya Ali bakışı bakışa tâbi kılma, kasıtlı olmadığı için birinci bakış sana câizdir, (fakat) diğer bakışlar sana câiz değildir' demiştir." (Ebû Dâvud, Nikah: 43)

    Buradaki "birinci bakış", insanın çarşıda pazarda yürüyebilmesi için zarurî olarak baktığı yerlerde istemeyerek gözünün rastladığı durumlar için söz konusudur. İnsan gözü kapalı gezemeyeceğine göre, zarurî işleri için, lüzumlu yerlerde kasdî değil, tebeî bir surette rastladığı durumlar birinci bakışa girer. Bazen insan bir şeye bakarken istemeyerek bir başka varlığı da görebilir. Bilhassa Asr-ı Saâdet için söz konusudur.

    Ama şimdi "Nasıl olsa ilk bakış câizdir" deyip sağı solu teftiş eder gibi bakarak gitmek doğru değildir. Çünkü zamanımızda âniden ve farkında olmadan rastlama gibi bir olay yoktur; her tarafta her an namahreme, açık saçık insanlara ve harama rastlanmaktadır. Bunun için tüm bakışları kontrol altında tutmak gerekir.

    Nâmahreme bakmanın zararları çoktur. Kişinin zamanını, hafızasını, dikkatini tahrip eder. Bakmamak ise, milyonlarca sevap kazandırdığı gibi, şu kudsî hadisteki mânevî lezzete mazhar eder:

    "Nâmahreme bakmak, şeytanın oklarından bir oktur ki, her kim Benden korkarak onu bırakırsa, zevkine bedel ona öyle bir îman veririm ki, onun lezzetini ve tatlılığını kalbinde duyar." (Taberânî ve Hâkim)

    Burada da müthiş bir müjde var. Gerçekten gençlerimiz bu hususa dikkat ettiklerinde kendilerinde büyük bir huzur ve sevinç, âdetâ maddîyattan sıyrılıp nûranîleşmiş bir hâl hissedeceklerdir.


    Yazar:


    Cemil Tokpınar


  14. 05.Mart.2014, 22:42
    7
    Moderatör
    harama bakmanın cezası
    ,
    harama bakmak ile ilgili hadisler


    Harama Nazar Etmeyin





    Şehveti gayri meşrû yerlerde kullanmanın nasıl anlaşıldığını hadisler ışığında inceleyelim.



    Gençliğin ve bekârlığın mühim bir tehlikesi Ebû Hüreyre'den (r.a.) rivâyet edilen şu hadiste çok veciz bir şekilde anlatılmaktadır:

    "Âdemoğluna zinâdan nasibi yazılmıştır. Buna mutlaka erişecektir. Gözlerin zinâsı bakmaktır, kulakların zinâsı dinlemek, dilin zinâsı konuşmak, elin zinâsı tutmak, ayağın zinâsı da yürümektir. Kalp ise heves eder, diler. Ferc (cinsel organ) ise bunu ya uygular veya reddeder." (Müslim, Kader: 21)

    Demek ki şehveti gayri meşrû bir şekilde kullanmak olan "zinâ"nın çeşitleri vardır. Bunlar yasaklanmış fiili, "düşünmek", gayri meşrû bir şeye "bakmak", "konuşmak", "dinlemek", "dokunmak", ona "teşebbüs" etmektir. Kalp ise buna "heves" etmekte, ferc ise ya reddetmekte veya uygulamaktadır.

    Nitekim bir âyet-i kerimede, "Zinâya yaklaşmayın" buyrulmaktadır. "Zina yapmayın" yerine, "Yaklaşmayın" ifâdesinin tercihi dikkat çekicidir. İşte bu kısa âyet, yukarıdaki hadiste belirtilen hususları içine almaktadır. Âyet, yaklaşmanın her türlü yolunu yasaklamaktadır.

    Gerçi Ebû Hüreyre'den (r.a.) rivâyet edilen, "Şüphesiz ki, dillerle söylenmedikçe veyahut fiîlen yapmadıkça Allah ümmetimin kalbinden geçirdikleri şeyleri onlara bağışlamıştır" (Müslim, Îmân: 58) şeklindeki hadîste yasak bir fiili düşünmenin bağışlandığı belirtilmiştir. Ancak bunu alışkanlık hâline getirip zaman israf etmek, Allah'ı tefekkür ve güzellikleri düşünüp plânlamak için verilen düşünme ve hayal kabiliyetini boş yere meşgul etmek doğru değildir.

    Yukarıda sayılan "harama bakmak" hususu, âyet ve hadislerle yasaklanmıştır.

    Nûr Sûresinin 30 ve 31. âyetlerinde, "Mü'minlere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, namuslarını da korusunlar. Bu, onların temizliği için daha uygundur. Muhakkak ki Allah onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır. Mü'min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, namuslarını da korusunlar" buyrulmaktadır.

    Bu âyetler hem erkeklere, hem de kadınlara, kendileri için bakılması câiz olmayan kişilere nazar etmelerini yasaklamaktadır.

    İbn-i Büreyde'den (r.a.) rivâyet edilen şu hadis de konumuzla ilgilidir:

    "Resûlüllah (a.s.m.) Hz. Ali'ye (r.a.), 'Ya Ali bakışı bakışa tâbi kılma, kasıtlı olmadığı için birinci bakış sana câizdir, (fakat) diğer bakışlar sana câiz değildir' demiştir." (Ebû Dâvud, Nikah: 43)

    Buradaki "birinci bakış", insanın çarşıda pazarda yürüyebilmesi için zarurî olarak baktığı yerlerde istemeyerek gözünün rastladığı durumlar için söz konusudur. İnsan gözü kapalı gezemeyeceğine göre, zarurî işleri için, lüzumlu yerlerde kasdî değil, tebeî bir surette rastladığı durumlar birinci bakışa girer. Bazen insan bir şeye bakarken istemeyerek bir başka varlığı da görebilir. Bilhassa Asr-ı Saâdet için söz konusudur.

    Ama şimdi "Nasıl olsa ilk bakış câizdir" deyip sağı solu teftiş eder gibi bakarak gitmek doğru değildir. Çünkü zamanımızda âniden ve farkında olmadan rastlama gibi bir olay yoktur; her tarafta her an namahreme, açık saçık insanlara ve harama rastlanmaktadır. Bunun için tüm bakışları kontrol altında tutmak gerekir.

    Nâmahreme bakmanın zararları çoktur. Kişinin zamanını, hafızasını, dikkatini tahrip eder. Bakmamak ise, milyonlarca sevap kazandırdığı gibi, şu kudsî hadisteki mânevî lezzete mazhar eder:

    "Nâmahreme bakmak, şeytanın oklarından bir oktur ki, her kim Benden korkarak onu bırakırsa, zevkine bedel ona öyle bir îman veririm ki, onun lezzetini ve tatlılığını kalbinde duyar." (Taberânî ve Hâkim)

    Burada da müthiş bir müjde var. Gerçekten gençlerimiz bu hususa dikkat ettiklerinde kendilerinde büyük bir huzur ve sevinç, âdetâ maddîyattan sıyrılıp nûranîleşmiş bir hâl hissedeceklerdir.


    Yazar:


    Cemil Tokpınar




+ Yorum Gönder