+ Yorum Gönder
Dini Makale Şiir ve Yazı Makale Kategorisinden İtaat Ve İsyan Konusununa Bakıyorsunuz..
  1. eyup
    Üye
    Reklam

    İtaat Ve İsyan

    Reklam





    İtaat Ve İsyan Mumsema Elhamdülillahi Rabbil Alemin. Esselatu vesselamu ala Resulüne Muhammedin ve ala alihi vesahbihi ecmain.


    İtaat Boyun eğme, Uyma, dinleme, alınan emre göre hareket etme anlamina gelir. Bunun karşıtı itâatsizliktir. Önceleri karşı çıktığı kimseye, bilahare itaat edeceğini bildirmeye de "arz-ı itaat" denir. Bu manada, itaat edene muti', kendisine itaat olunana da mutâ' denir.
    Gerek itaat gerek itaatsizlik insanların fıtratında bulunan ve birbirine zıt fakat ayni derecede lüzumlu olan özelliklerdir. Bu özellikleri sayesindedir ki insanlar, bir otoriteye bağlanabiliyor, devlet kurabiliyor ve birlikte hareket edebiliyorlar. Toplu halde yasayan insanların, ilişkilerinin sağlıklı yürüyebilmesi, huzur ve güven içinde yasayabilmeleri, bir takim düzenlemelerin varlığına bağlıdır. Söz konusu düzenlemeler olmadan, ne fertlerin ne de toplumların huzur ve güven içinde mutlu bir hayat sürmeleri kabil değildir. Ancak, mevcut otoriteye itâat edilmediği sürece, ister yazılı kanunlar seklinde olsun, ister yasayan örf ve âdetler tarzında olsun, bu düzenlemelerin hiçbir yararı olmaz. O halde itâat mutlaka gereklidir.
    Kime itaat etmek gerekir, ya da kimlere itaat edilmelidir, sorusuna ise.. Elbette itaatte kim layıksa öncelikle ona itaat etmek, kime boyun eğmek gerekiyorsa ona boyun eğmek ve kimin emrini yerine getirmek gerekliyse onun emrini yerine getirmek icap eder.
    Buna göre; kendisine itaat edilmesi gereken en büyük otorite, şüphesiz ki, tüm alemlerin Rabbi olan Allah'tir. O'na itaat her itaatten önce gelir, O'nun buyruğu tüm buyruklardan üstündür. Kendisinden başkasına itaat, ancak O'nun izniyle ve müsaade ettiği ölçüde caizdir. Kur’an-ı Kerim’de :
    Ey müminler, Allah'a itaat ediniz; Peygambere ve sizden olan emir sahiplerine de itaat ediniz. Eğer gerçekten Allah'a ve ahiret gününe inanmışsanız herhangi bir konuda anlaşmazlığa düştüğünüzde o meselenin çözümünü Allah'a ve Peygamber'e havale ediniz. Bu sizin hesabınıza en hayırlı ve en iyi akıbet vadeden bir tutumdur.. (Nisâ,59)
    Görülüyor ki, itaat ta öncelik; her şeyi yaratan ve dilediği gibi evirip çeviren, taat ve ibadette kendisine ortak kabul etmeyen, yegane hüküm sahibi Allah'ındır. O'na itaat mecburidir. Müsaade ettiği ölçüler içinde başkasına itaat etmek de haddi zatında kendisine itaat etmektir.
    Bu konuda Kuran’daki pek çok ayette Resulullah’a itaat edilmesi emredilmektedir. Bu son derece önemli bir noktadır çünkü Kuran’ın tam olarak anlaşılması ancak ve ancak Sünnet-i Seniyye’ye uymakla gerçekleşebilir. Örneğin ayet’lerde Allah, Resul’e itaat etmeyi şöyle emretmektedir:
    Şüphesiz, Biz seni bir şahit, bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Ki Allah'a ve Resûlü'ne iman etmeniz, O'nu savunup-desteklemeniz, O'nu en içten bir saygıyla-yüceltmeniz ve sabah akşam O'nu (Allah'ı) tesbih etmeniz için. Şüphesiz sana biat edenler, ancak Allah'a biat etmişlerdir. Allah'ın eli, onların ellerinin üzerindedir. Şu halde, kim ahdini bozarsa, artık o, ancak kendi aleyhine ahdini bozmuş olur. Kim de Allah'a verdiği ahdine vefa gösterirse, artık O da, ona büyük bir ecir verecektir. (Fetih Suresi, 8-10)
    "Kim Resule itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur. Yüz çevirene gelince... seni onların başına bekçi göndermedik" (Nisa 80)

    Ayetlerde dikkat edilmesi gereken nokta; “Resulullah’a itaat” kavramının üzerinde duruluyor olmasıdır. Bu nokta, Resulullah’a uymanın yani onun emirlerine ve koydugu kurallara uymanın, Allah’ın farz kıldığı bir ibadet olduğunu gösterir.
    Resulullah’ın hüküm koyucu özelliğine karşı çıkmak ya da hükmünün kesinliğine saygı göstermemek gibi davranışlar ise ayetlerde “zalimlik” olarak nitelendirilmektedir. Peygamberimiz’in hükmünün kesinliği ve bu hükme keskin bir itaat gösterilmesi gerektiği de başka bir ayette şöyle vurgulanmaktadır:
    Allah ve Resulü bir işe hükmettigi zaman, mümin bir erkek ve mümin bir kadın için o işte kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah’a ve Resul’üne isyan ederse, artık gerçekten o, apaçık bir sapıklıkla sapmıştır. (Ahzab Suresi, 36)
    Peygamberimiz (sav) de, hadis-i şeriflerinde itaatin ve isyanın önemini hatırlatmış ve en güzel şekilde açıklamış.. Resulullah (a.s.v.) şöyle buyuruyor:
    "Her kim bana itaat ederse, şüphesiz Allah'a itaat etmiş olur ve her kim bana isyan ederse, Allah'a isyan etmiş olur. Her kim imama (devlet reisi) itaat ederse şüphesiz bana itaat etmiş olur ve her kim imama isyan ederse bana isyan etmiş olur. " (Buhârî, Ahkâm. I; İbn Mâce, Cihad, 39)

    Allah’ın rizasi gözetilerek baskalarina yapilan itaatin gerçekte Allah'a itaat manasina geldigini ifade etmistir. Bu nedenle Müslümanlar her konuda Peygamberimiz (sav)’e danışır, onun fikrini ve rızasını alarak bir işe başlarlardı. Ayrıca aralarında anlaşmazlığa düştükleri konularda, çözüm bulamadıklarında veya ümmetin güvenliğine, sağlığına, ekonomik durumuna yönelik bir haber öğrendiklerinde bunları da hemen Peygamberimiz (sav)’e iletir ve ondan en hayırlı ve güvenli çözüm veya yöntemi öğrenerek itaat edip o emirlerle hayatlarını sürerlerdi.. Bu, Allah’ın Kuran’da müminlere emrettiği çok önemli bir ahlaktır. örneğin Allah bir ayetinde, tüm haberlerin peygambere veya onun kendisine vekil kıldığı kişilere iletilmesini emretmektedir. Ayette şöyle buyrulur:
    “Kendilerine güven veya korku haberi geldiğinde, onu yaygınlaştırıverirler. Oysa bunu peygambere ve kendilerinden olan emir sahiplerine götürmüş olsalardı, onlardan ’sonuç-çıkarabilenler’ onu bilirlerdi. Allah’ın üzerinizdeki fazlı ve rahmeti olmasaydı, azınız hariç herhalde şeytana uymuştunuz.” (Nisa - 83)
    Bu elbette ki birçok hayrı ve hikmeti olan bir emirdir. Peygamberimiz (sav)’in her emri ve hükmü Allah’ın koruması altındadır. Peygamberimiz (sav)’in her sözü, her kararı, her önlemi müminlere ve aslında tüm insanlara hayır ve güzellik getirmiştir. Dolayısıyla verdiği kararlar dünyası ve Ahireti için daima hayır olur. Kur-an’da belirtildiği gibi Efendimiz (a.s.v.) kendi arzusu ile söylemez. O (söylediği) kendisine vahyedilenden başka bir şey değildir. . ( Necm - 3.4) Yani Kuran’ın hem manası hem de lafızları, sünnetin ise manası vahiydir. Sünnetin lafızları peygambere aittir. Kaynağı vahiy oluşu yönüyle Kuran’a itaat etmek nasıl farz ise, peygamberin sünnetine itaat o derece farzdır. Bir hadisi şerifte ;
    "Bana Kuran ve onunla beraber onun gibisi (sünnet) verildi. Yakında karnı tok, koltuğuna yaslanmış birisi size bu Kur’an yeter, onda neyi helal bulursanız onu helal kabul ediniz, onda neyi haram bulursanız onu da haram biliniz, diyecek. Şunu bilin ki, Allah rasulünün haram kıldığı da, Allah’ın haram kıldığı gibidir."

    Ve Yine Resulullah (a.s.v.), Muaz b. Cebel’e "Sana bir dava getirildiğinde ne ile hüküm verirsin ya Muaz" diye sordu. Muaz b. Cebel, "Allah’ın kitabında bulduğumla hükmedeceğim" cevabını verdi. Peygamber, "Onda bulamazsan ne ile hükmedeceksin" diye sordu, Muaz, "Peygamberin sünneti ile hükmedeceğim" cevabını verdi. Konuşma sonunda Peygamber (sav) Muaz’ın bu şekilde cevap vermesine çok sevindi ve Allah’a hamdü senada bulundu.
    Bu hadisler sünnetin bir teşri kaynağı olduğunu açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Hz. Peygambere itaat ise onun sünnetine uymaktan başka bir manaya gelmez, bu sebeple sünnete itaatın, İslam’ın ve imanın bir gereği olduğu anlaşılır. (Fıkıh Usulü 36)
    Allah’a ve Resul’üne itaat ten sonra ise Nisa süresi 59. ayette belirttiği gibi sizden olan emir sahitlerine itaat gelir.
    Emir sahiplerinin kimler oldukları bir yana Onların vahiyden nasipleri yoktur. Onların fonksiyonu doğru gördükleri görüşlerini açıklamaktan ibarettir. Peygamberin görüşlerine ve sözlerine itaat etmek nasıl zorunlu ise, aynı şekilde ululemrin de görüşlerine ve sözlerine itaat etmek müminler için zorunludur. Bundan dolayı yüce Allah anlaşmazlık doğması halinde baş vurulacak merciler arasında ululemri saymayarak bu konuda sadece Allah'ı ve Peygamberi adres göstermiş ve "Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız onu Allah'a ve Resul'e götürün." buyurmuştur.

    Yani ululemrin "Kur'an'ın ve sünnetin hükmü şudur." şeklindeki sözü de kesin delildir. Çünkü okuduğumuz ayet hiçbir kayda ve şarta bağlı olmayan bir itaat zorunluluğu getiriyor. Bunlar tümü ile sonuçta Kur'an'a ve sünnete dayalıdırlar.
    Bundan ortaya çıkıyor ki, sözü edilen ululemrin -kim olurlarsa olsunlar- yeni bir hüküm ortaya koymaya yahut Kur-an'la veya sünnetle sabit olan bir hükmü neshetmeye yetkili değildirler.

    Toplumlarda toplumun fertleri, hükmünde kanunlara ters düşebileceğini, yanılabileceğini bildikleri halde yine de içlerinden birisini yetkili kılarak ona itaat etme ve sözünü dinleme zorunluluğu tanırlar. Fakat hükümlerinde kanunlara ters düştüğü bilindiğinde kendisine itaat edilmez; ancak yanıldığında uyarılır. Hükmünde yanılgıya düşmüş olabileceği durumlarda da gerçekten yanılmış olsa bile hükmü yürütülür, yaptığı yanlışlık umursanmaz. Çünkü toplumun birliğini korumada ve her kafadan ayrı bir sesin çıkmasını önlemede yatan fayda, bu tür yanılgıları ve hataları telafi edecek bir faydadır." Eğer Kur-an'a ve sünnete ters bir şey emrederlerse, müminlerin onlara itaat etmesi caiz olmaz ve verdikleri hüküm yürürlüğe konmaz. Çünkü Peygamberimiz (a.s.v.) şöyle buyurmuştur: 'Yaratıcıya isyan konusunda yaratılmışa itaat edilmez.' "Hatalara ve yanlışlara gelince, eğer ululemr konumundaki kişinin yanlış hüküm verdiği kesin olarak bilinirse, hakka yani Kur'an ve sünnetin hükmüne döndürülür. Ama eğer yanlışlık kesin değil de sadece muhtemel ise, hükmünün yanlış olmadığının bilindiği durumlarda olduğu gibi hükmü geçerli sayılır.İşte itaat edilmesinin zorunlu olduğu bildirilen ululem-rin durumu budur. Mü’min Allah’a ve Resulüne itaat te şüphe etmedi gibi emir sahiplerinde de şüphe etmez...


    En son olarak ta Ana babaya itaatin önemi bilinmelidir. İsrâ Suresi 23. ayetinde şöyle buyrulur: Allah yalnız kendisine kulluk sunmanı ve ana- babana karşı nazik davranmanı kesin hükme bağladı. Eğer ana- babadan biri ya da her ikisi yanında yaşlılık çağına ererlerse, sakın onlara «öf be, bıktım senden» deme, onları azarlama; onlara tatlı ve saygılı sözler söyle.» Bu sebeple, anne-baba, Allah’tan ve Rasûlüllah’tan sonra, kendisine karşı vefâlı olunması gereken varlıkların başında gelir. Onlara hürmette kusur eden, Hakk’a karşı gelmiş olur. Onları hırpalayan er geç hırpalanmaya maruz kalır. İnsan daha küçük bir canlı halinde var olmaya başladığı günden itibaren, hep anne-babanın omuzlarında ve onlara yük olarak gelişir. Bu hususta ne onların çocuklarına karşı olan şefkatlerinin derinliğini tayine, ne de onların çektiği sıkıntılarının sınırını tespite imkan vardır. Bu bakımdan, onlara itaat ve saygı hem bir insanlık borcu, hem bir edep, en önemlisi farz olmasıdır. Ana babaya itaat kendilerine ait olan işlerde uymaktır. Onlara isyan ise kendilerine ait olan işlerine muhalefet etmektir. Buna binaen ana baba evladına kendi işleriyle ilgili hususta emir verirse bu iş maruf dairesinde ve imkanlar hududunda olursa çocuğun itaat etmesi farzdır. Bu hususta onlara itaat etmemek onlara isyan sayılır ve günah işlemiş olur çünkü İnsan, anne-babasına karşı vefâsı ölçüsünde Yaratıcı’sına karşı vefâlı olur. Onlara saygı ve vefâsı olmayanın Allah’a vefa ve saygısından söz etmek güçtür.
    Yani Allah'a isyan hususunda, günah sayılan meselelerde ananın-babanın ve Ümmet-i Muhammed'in hukukuna riayet edilmez. Emir sahiplerine veya Ana-babaya itaat edeyim derken Allah'a isyan edilmez. Allah'a isyan edilen meselede, kimseye itaat etmek olmaz..


    Selam ve dua ile..


    Kaynakça ;

    Şamil İslam Ansiklopedisi
    İTAAT - Halid ERBOĞA
    Fıkıh Usulü – Hasan karakaya
    SÜNNET-İ SENİYYE'YE UYMANIN ÖNEMİ – HARUN YAHYA
    YENİ ÜMİT - Prof.Dr Abdulhakim YÜCE





  2. HADİE
    Kıdemli Üye

    Cevap: İtaat Ve İsyan


    Reklam


    yüce Allaha itaat edip onun kudretinden korkmak ve ona sığınmak gerekir yuce Allaha itaat eden kazanır ahireti ve dünyası güzel olur isyan eden karşı gelen Allahın rızasını kazanamaz

+ Yorum Gönder
itaat ve isyan,  allaha isyan sayilan yerde hicbir yaratılmışa itaat olunmaz