Konusunu Oylayın.: Put ve Putçuluk

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Put ve Putçuluk
  1. 02.Haziran.2007, 19:59
    1
    Yetim
    Hadimul Müslimin

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Ocak.2007
    Üye No: 9
    Mesaj Sayısı: 1,995
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 22
    Bulunduğu yer: Hadimul Müslimin

    Put ve Putçuluk






    Put ve Putçuluk Mumsema Put ve Putçuluk



    “Hani İbrahim demişti ki: — Rabbim bu şehri güvenli kıl. Beni ve çocuklarımı da putlara ibadet etmekten uzak tut.” (İbrahim Sûresi, 14/35)
    Hiç şüphe yok ki Hz. İbrahim’in yüce Allah’a yalvararak hem kendi şahsını hem de çocuklarını ibadetten uzak tutmasını istediği putlar, Arap cahiliyyesinde veya çeşitli putperest toplumlarda olduğu gibi sadece alelade basit şekillerden -taştan, ağaçtan, heykellerden veya hayvan, kuş, gök cisimleri, ruhlar ve hayaletler gibi değişik şekillerden- ibaret değildir.
    Bu basit ve ilkel görüntü Allah’a şirk koşmanın, Allah’la beraber birtakım putlara ibadet etmenin tüm şekillerini kapsamaz. Kur’an’ın genel muhtevası içerisindeki şirk koşma kavramını bu ilkel ibadet şekilleri ile sınırlandırmak, sonsuz şekilleri bulunan diğer şirk çeşitlerini ve günümüz cahiliyyesindeki tüm insanlığın içinde yüzdüğü putperestliğin mahiyetini, sağlıklı bir biçimde görmemize engel teşkil eder.
    Bunun için şirk koşma eyleminin mahiyetini ve bu putların şirkle ilişkilerini iyice kavramak, en ince detayına kadar öğrenmek zorundayız. Bu putların ifade ettikleri anlamların ve çağdaş cahiliyyelerde değişen ve görünen yönlerinin üzerinde durmamız kaçınılmazdır.
    Allah’dan başka ibadete layık ilah olmadığına şahitlik etmenin zıddı olan şirk, hayatın tüm alanlarında Allah’ın buyruğuna dayanmayan ve sadece O’na itaat ederek sadece O’na boyun eğilmeyen her yönetim biçiminin varlığında somutlaşmaktadır.
    Şirkin ortaya çıkması için insanların Allah’a itaat etmekle birlikte, hayatlarına ilişkin başka bir alanda Allah’dan başkasına itaat etmeleri yeterlidir.
    İbadet ve muamelat ise kulluğun, birçok çeşidinden sadece bir tanesidir.
    Günümüzde insanlığın hayatında her an karşılaştığımız örnekler ise bize şirkin en açık mahiyeti ile ilgili bilgiler vermektedir.
    Allah’dan başka ibadete layık ilah olmadığına inanarak abdest, namaz, taharet, oruç, hac ve benzeri ibadet şekillerinde Allah’a itaat ettikleri halde siyasi, içtimai ve sosyal konularda Allah’dan başka kanun koyuculara itaat edenler…
    Değer yargılarında ve toplumsal ölçülerde Allah’ın vahyinden kaynaklanmayan düşünce ve fikirleri kabul edenler…
    Gelenek, görenek, adet ve alışkanlık itabarıyla giyim tarzlarında bir takım insanları ilah edinircesine onların kılık ve kıyafetlerine girip Allah’ın şeriatının yasakladığı şekillere bürünenler…
    Evet böyle toplumlar ve kişiler en açık şekliyle Allah’a ortak koşmakta, şirk işlemektedirler.
    “Allah’tan başka ibadete layık ilah yoktur, Muhammed (s.a.v) onun kulu ve Rasulu’dür.” şehadetinin ifade ettiği anlamın tersine hareket etmektedirler. İşte günümüz insanlığının düştüğü en büyük hata budur. Büyük bir umursamazlık ve boş vermişlikle işledikleri şirkin farkında bile olmuyorlar. Yapmış oldukları bu davranışların her zaman ve her yerde yaşanan şirkin ta kendisi olduğu gerçeğini bir türlü göremiyorlar.
    Putların hiçbir zaman o ilkel ve basit şekli ile karşımıza çıkmaları zorunlu değildir. Putlar, tağutların insanları kendisine ibadet ettirmek, bu putların aracılığı ile insanların kendilerine boyun eğip itaat etmelerini sağlamak ve bunu garantiye almak için arkalarında saklandıkları basit sembollerden başka birşey değildir.
    Hiçbir zaman bir putun konuştuğu, duyduğu ve gördüğü görülmemiştir. Ama bunların arkasına saklanmış mabed bekçileri, kahinler ve egemenler bu putların etrafında onun adına dualar okuyarak muskalar ve nazarlıklar dağıtırlar. Halk kitlelerini kendilerine kul köle edinebilmek için kendi arzularını onun isteği imiş gibi halka empoze ederler.
    Herhangi bir yerde ve herhangi bir zamanda bir takım idareciler ve din adamları, Allah’ın izin vermediği alanlarda bu semboller adına yasalar, kanunlar, değer yargıları ve hareket biçimleri vaaz ediyorlarsa…
    İşte bu ortaya atılanların her biri içeriği ve görevi itibari ile birer putturlar.
    Hakim güçlerin -Milliyetçilik, kavmiyetçilik, vatan, halk, sınıf vb.- değerleri sembolleştirip, bayraklaştırdıkları ve Allah’ı bir yana bırakıp bu sembollere ibadet yapmaları, bunların uğrunda mallarını, mülklerini, canlarını, ırz ve namuslarını feda etmeleri istendiği zaman…
    Allah’ın şeriatının, kanun ve yasalarının bu semboller ile çeliştiği anda, Allah’ın direktif ve öğretilerinin bir kenara bırakılıp bu sembollerin veya daha doğru bir ifade ile bu sembollerin arkasında yeralan tağutların direktifleri yerine getirildiği zaman…
    İşte tüm bu zaman ve mekanlarda yapılanlar Allah’ı bir yana bırakıp putlara ibadet etmenin en açık göstergesidir. Çünkü putun taştan ve ağaçtan bir heykel şeklinde ortaya çıkması zorunlu değildir. Put bir sistem, bir ideoloji veya bir sembolde olabilir.
    İslam sadece bu basit görünümlü taştan ve heykelden ibaret putları yok etmek için gelmemiştir. Tarih süresince gelmiş geçmiş tüm peygamberler kafilesinin sarfettikleri bunca çaba ve fedakârlık ve bir o kadar işkence ve azaba katlanmaları sırf taştan ve ağaçtan yontulmuş putları ortadan kaldırma amacına yönelik değildi.
    Bilakis İslam yalnız Allah’a ibadet etmek ile ondan başkasına ibadet etmenin arasını ayırmak, hayatın her alanında Allah’a boyun eğip itaat etmekle, Allah’tan başka mercilere kulluk ve itaatın sınırlarını kesinkes belirlemek için gelmiştir.
    Yürürlükte olan rejimlerin ve sistemlerin tabiatını kavramak için öncelikle bu sistemlerin tevhid esasına göre mi yoksa şirk esasına göre mi yönetildiklerini belirlemek, bu düzenlerin yönetim biçimlerinde sadece Allah’a mı itaat edildiğine yoksa Allah’la beraber başka ilahlara, tağutlara, rablere mi itaat edildiğine bakmak gerekir.
    Dilleri ile “Allah’tan başka ibadete layık ilah olmadığını ve Muhammed (s.a.v)‘ın Allah’ın kulu ve Rasulu” olduğunu söyleyip bireysel davranışlarda arınma, evlenme, boşanma ve miras gibi konularda Allah’ın vahyine tabii oldukları için kendilerini müslüman diye isimlendirenler, bununla beraber bunun dışındaki konularda Allah’ın vahyine göre şekillenmemiş kanun ve nizamlara itaat edenler…
    Allah’ın şeriatinde izin vermediği halde Allah’ın şeriatine karşı olan yasalara tabii olanlar…
    İsteyerek veya istemeyerek bu çağdaş putların kendilerinden istedikleri görevleri yerine getirme konusunda tüm değerlerini -mal, can, namus, ahlâk gibi- feda edenler…
    Bu kutsal değerleri ile, çağdaş tağutların istedikleri çeliştiği zaman Allah’ın emirlerini kulak arkası yapıp putların emirlerini yerine getirenler…
    Evet kendilerini müslüman ve Allah’ın dinine mensup zannedip de tüm bu fiilleri yapanlar, kafalarını yastıklarından kaldırıp bir an önce uyanmak ve ne kadar büyük bir şirk bataklığının içinde olduklarım görmek zorundadırlar.
    Hiçbir şekilde şüphe yoktur ki Allah’ın dini tüm yeryüzünde kendilerini müslüman zannedenlerin tasavvur ettiği gibi ciddiyetten uzak ve komik bir din değildir. İslam hayatın tüm alanlarını kuşatan bir sistemdir. Yüce Allah’ın hiçbir şekilde başkasından razı olmadığı İslam, günlük, hayatın her bölümünde Allah’a boyun eğmek ve yalnızca ona itaat etmektir.
    Şirk ve müşriklik rububiyet noktasında Allah’dan başka bir rabbin -yaratan, rızık veren, öldüren vs- varlığına inanmakla ortaya çıkmaz. Allah’la beraber veya Allah’ın dışında başka rablerin hakimiyetine inanmakta şirkin en bariz örneklerindendir.
    O halde yeryüzünün doğusunda ve batısında yaşayan tüm insanlar yaşantılarında yetkiyi kime verdiklerine, kime uyduklarına, kime itaat edip kime boyun eğdiklerine, kimin emrine uyup sözünü dinlediklerine bir baksınlar…
    Şayet tüm bu konularda sadece Allah’a itaat edebiliyorsa Allah’ın kendisinden razı olduğu dine, İslam’a mensupturlar. Yok şayet bu konularda Allah’tan başkasına -onunla birlikte veya onu bir kenara bırakarak- tabii oluyorlarsa Allah korusun onlar tabii oldukları tağutların dinine mensupturlar.
    “Hani İbrahim demişti ki: — Rabbim bu şehri güvenli kıl. Beni ve çocuklarımı da putlara ibadet etmekten uzak tut.”
    SEYYİD KUTUP


  2. 02.Haziran.2007, 19:59
    1
    Hadimul Müslimin



    Put ve Putçuluk



    “Hani İbrahim demişti ki: — Rabbim bu şehri güvenli kıl. Beni ve çocuklarımı da putlara ibadet etmekten uzak tut.” (İbrahim Sûresi, 14/35)
    Hiç şüphe yok ki Hz. İbrahim’in yüce Allah’a yalvararak hem kendi şahsını hem de çocuklarını ibadetten uzak tutmasını istediği putlar, Arap cahiliyyesinde veya çeşitli putperest toplumlarda olduğu gibi sadece alelade basit şekillerden -taştan, ağaçtan, heykellerden veya hayvan, kuş, gök cisimleri, ruhlar ve hayaletler gibi değişik şekillerden- ibaret değildir.
    Bu basit ve ilkel görüntü Allah’a şirk koşmanın, Allah’la beraber birtakım putlara ibadet etmenin tüm şekillerini kapsamaz. Kur’an’ın genel muhtevası içerisindeki şirk koşma kavramını bu ilkel ibadet şekilleri ile sınırlandırmak, sonsuz şekilleri bulunan diğer şirk çeşitlerini ve günümüz cahiliyyesindeki tüm insanlığın içinde yüzdüğü putperestliğin mahiyetini, sağlıklı bir biçimde görmemize engel teşkil eder.
    Bunun için şirk koşma eyleminin mahiyetini ve bu putların şirkle ilişkilerini iyice kavramak, en ince detayına kadar öğrenmek zorundayız. Bu putların ifade ettikleri anlamların ve çağdaş cahiliyyelerde değişen ve görünen yönlerinin üzerinde durmamız kaçınılmazdır.
    Allah’dan başka ibadete layık ilah olmadığına şahitlik etmenin zıddı olan şirk, hayatın tüm alanlarında Allah’ın buyruğuna dayanmayan ve sadece O’na itaat ederek sadece O’na boyun eğilmeyen her yönetim biçiminin varlığında somutlaşmaktadır.
    Şirkin ortaya çıkması için insanların Allah’a itaat etmekle birlikte, hayatlarına ilişkin başka bir alanda Allah’dan başkasına itaat etmeleri yeterlidir.
    İbadet ve muamelat ise kulluğun, birçok çeşidinden sadece bir tanesidir.
    Günümüzde insanlığın hayatında her an karşılaştığımız örnekler ise bize şirkin en açık mahiyeti ile ilgili bilgiler vermektedir.
    Allah’dan başka ibadete layık ilah olmadığına inanarak abdest, namaz, taharet, oruç, hac ve benzeri ibadet şekillerinde Allah’a itaat ettikleri halde siyasi, içtimai ve sosyal konularda Allah’dan başka kanun koyuculara itaat edenler…
    Değer yargılarında ve toplumsal ölçülerde Allah’ın vahyinden kaynaklanmayan düşünce ve fikirleri kabul edenler…
    Gelenek, görenek, adet ve alışkanlık itabarıyla giyim tarzlarında bir takım insanları ilah edinircesine onların kılık ve kıyafetlerine girip Allah’ın şeriatının yasakladığı şekillere bürünenler…
    Evet böyle toplumlar ve kişiler en açık şekliyle Allah’a ortak koşmakta, şirk işlemektedirler.
    “Allah’tan başka ibadete layık ilah yoktur, Muhammed (s.a.v) onun kulu ve Rasulu’dür.” şehadetinin ifade ettiği anlamın tersine hareket etmektedirler. İşte günümüz insanlığının düştüğü en büyük hata budur. Büyük bir umursamazlık ve boş vermişlikle işledikleri şirkin farkında bile olmuyorlar. Yapmış oldukları bu davranışların her zaman ve her yerde yaşanan şirkin ta kendisi olduğu gerçeğini bir türlü göremiyorlar.
    Putların hiçbir zaman o ilkel ve basit şekli ile karşımıza çıkmaları zorunlu değildir. Putlar, tağutların insanları kendisine ibadet ettirmek, bu putların aracılığı ile insanların kendilerine boyun eğip itaat etmelerini sağlamak ve bunu garantiye almak için arkalarında saklandıkları basit sembollerden başka birşey değildir.
    Hiçbir zaman bir putun konuştuğu, duyduğu ve gördüğü görülmemiştir. Ama bunların arkasına saklanmış mabed bekçileri, kahinler ve egemenler bu putların etrafında onun adına dualar okuyarak muskalar ve nazarlıklar dağıtırlar. Halk kitlelerini kendilerine kul köle edinebilmek için kendi arzularını onun isteği imiş gibi halka empoze ederler.
    Herhangi bir yerde ve herhangi bir zamanda bir takım idareciler ve din adamları, Allah’ın izin vermediği alanlarda bu semboller adına yasalar, kanunlar, değer yargıları ve hareket biçimleri vaaz ediyorlarsa…
    İşte bu ortaya atılanların her biri içeriği ve görevi itibari ile birer putturlar.
    Hakim güçlerin -Milliyetçilik, kavmiyetçilik, vatan, halk, sınıf vb.- değerleri sembolleştirip, bayraklaştırdıkları ve Allah’ı bir yana bırakıp bu sembollere ibadet yapmaları, bunların uğrunda mallarını, mülklerini, canlarını, ırz ve namuslarını feda etmeleri istendiği zaman…
    Allah’ın şeriatının, kanun ve yasalarının bu semboller ile çeliştiği anda, Allah’ın direktif ve öğretilerinin bir kenara bırakılıp bu sembollerin veya daha doğru bir ifade ile bu sembollerin arkasında yeralan tağutların direktifleri yerine getirildiği zaman…
    İşte tüm bu zaman ve mekanlarda yapılanlar Allah’ı bir yana bırakıp putlara ibadet etmenin en açık göstergesidir. Çünkü putun taştan ve ağaçtan bir heykel şeklinde ortaya çıkması zorunlu değildir. Put bir sistem, bir ideoloji veya bir sembolde olabilir.
    İslam sadece bu basit görünümlü taştan ve heykelden ibaret putları yok etmek için gelmemiştir. Tarih süresince gelmiş geçmiş tüm peygamberler kafilesinin sarfettikleri bunca çaba ve fedakârlık ve bir o kadar işkence ve azaba katlanmaları sırf taştan ve ağaçtan yontulmuş putları ortadan kaldırma amacına yönelik değildi.
    Bilakis İslam yalnız Allah’a ibadet etmek ile ondan başkasına ibadet etmenin arasını ayırmak, hayatın her alanında Allah’a boyun eğip itaat etmekle, Allah’tan başka mercilere kulluk ve itaatın sınırlarını kesinkes belirlemek için gelmiştir.
    Yürürlükte olan rejimlerin ve sistemlerin tabiatını kavramak için öncelikle bu sistemlerin tevhid esasına göre mi yoksa şirk esasına göre mi yönetildiklerini belirlemek, bu düzenlerin yönetim biçimlerinde sadece Allah’a mı itaat edildiğine yoksa Allah’la beraber başka ilahlara, tağutlara, rablere mi itaat edildiğine bakmak gerekir.
    Dilleri ile “Allah’tan başka ibadete layık ilah olmadığını ve Muhammed (s.a.v)‘ın Allah’ın kulu ve Rasulu” olduğunu söyleyip bireysel davranışlarda arınma, evlenme, boşanma ve miras gibi konularda Allah’ın vahyine tabii oldukları için kendilerini müslüman diye isimlendirenler, bununla beraber bunun dışındaki konularda Allah’ın vahyine göre şekillenmemiş kanun ve nizamlara itaat edenler…
    Allah’ın şeriatinde izin vermediği halde Allah’ın şeriatine karşı olan yasalara tabii olanlar…
    İsteyerek veya istemeyerek bu çağdaş putların kendilerinden istedikleri görevleri yerine getirme konusunda tüm değerlerini -mal, can, namus, ahlâk gibi- feda edenler…
    Bu kutsal değerleri ile, çağdaş tağutların istedikleri çeliştiği zaman Allah’ın emirlerini kulak arkası yapıp putların emirlerini yerine getirenler…
    Evet kendilerini müslüman ve Allah’ın dinine mensup zannedip de tüm bu fiilleri yapanlar, kafalarını yastıklarından kaldırıp bir an önce uyanmak ve ne kadar büyük bir şirk bataklığının içinde olduklarım görmek zorundadırlar.
    Hiçbir şekilde şüphe yoktur ki Allah’ın dini tüm yeryüzünde kendilerini müslüman zannedenlerin tasavvur ettiği gibi ciddiyetten uzak ve komik bir din değildir. İslam hayatın tüm alanlarını kuşatan bir sistemdir. Yüce Allah’ın hiçbir şekilde başkasından razı olmadığı İslam, günlük, hayatın her bölümünde Allah’a boyun eğmek ve yalnızca ona itaat etmektir.
    Şirk ve müşriklik rububiyet noktasında Allah’dan başka bir rabbin -yaratan, rızık veren, öldüren vs- varlığına inanmakla ortaya çıkmaz. Allah’la beraber veya Allah’ın dışında başka rablerin hakimiyetine inanmakta şirkin en bariz örneklerindendir.
    O halde yeryüzünün doğusunda ve batısında yaşayan tüm insanlar yaşantılarında yetkiyi kime verdiklerine, kime uyduklarına, kime itaat edip kime boyun eğdiklerine, kimin emrine uyup sözünü dinlediklerine bir baksınlar…
    Şayet tüm bu konularda sadece Allah’a itaat edebiliyorsa Allah’ın kendisinden razı olduğu dine, İslam’a mensupturlar. Yok şayet bu konularda Allah’tan başkasına -onunla birlikte veya onu bir kenara bırakarak- tabii oluyorlarsa Allah korusun onlar tabii oldukları tağutların dinine mensupturlar.
    “Hani İbrahim demişti ki: — Rabbim bu şehri güvenli kıl. Beni ve çocuklarımı da putlara ibadet etmekten uzak tut.”
    SEYYİD KUTUP


  3. 02.Ocak.2016, 20:35
    2
    HADİE
    Kıdemli Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Aralık.2015
    Üye No: 107408
    Mesaj Sayısı: 1,499
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 15

    Cevap: Put ve Putçuluk




    cahiliye dönemlerinde insanlar tapınacak birşeyler arıyor ve manasızca yaptıkları putlara heykellere tapıyorlardı daha sonra islamiyetin gelişiyle yuce allahı ve resulu öğrendiler fakat bu zaman olmuş halen bu yanlış yolu devam ettirenler var onlar ahirette kaybedenlerden olacaktır


  4. 02.Ocak.2016, 20:35
    2
    Kıdemli Üye



    cahiliye dönemlerinde insanlar tapınacak birşeyler arıyor ve manasızca yaptıkları putlara heykellere tapıyorlardı daha sonra islamiyetin gelişiyle yuce allahı ve resulu öğrendiler fakat bu zaman olmuş halen bu yanlış yolu devam ettirenler var onlar ahirette kaybedenlerden olacaktır





+ Yorum Gönder