+ Yorum Gönder
Manzaralar Resimler ve Türkiye İl Resimleri Kategorisinden Afyon Resimleri Konusununa Bakıyorsunuz..
  1. seyit
    Devamlı Üye
    Reklam

    Afyon Resimleri

    Reklam





    Afyon Resimleri Mumsema
    Afyon Görselleri


    Afyon Resimleri YÖRÜKLERDE YAYLA GÖÇÜ

    Yörükler yaylaya genellikle Mayıs ayı içerisinde göçmeye başlarlar. Oba reisleri ve erkekleri göç başlamadan bir müddet önce toparlanarak göç gününü kararlaştırırlar. Bunun hıdrellezden önce olmasına özen gösterilir. Göç, Salı ve Cuma günleri yapılmaz
    Göç öncesi kutsal yerler ziyaret edilir, kurban kesilir. Birlikte kurban eti yenilir. Köy içindeki komşuların elleri öpülür, helalleşilir. Yayla dönüşü de kurban kesilir. Ayrı yaylalara gidecek obalar da birbirleriyle helalleşirler. Ziyaret edilen yatır, türbe gibi kutsal yerlerde bolluk, bereket dilenir



    afyon-resmi2.jpg



    afyon-resmi1.jpg



    afyon-resmi3.jpg





  2. seyit
    Devamlı Üye

    --->: Afyon Resimleri


    Reklam


    Afyon Resimleri YÖRÜKLERDE YAYLA GÖÇÜ
    Yörükler yaylaya genellikle Mayıs ayı içerisinde göçmeye başlarlar. Oba reisleri ve erkekleri göç başlamadan bir müddet önce toparlanarak göç gününü kararlaştırırlar. Bunun hıdrellezden önce olmasına özen gösterilir. Göç, Salı ve Cuma günleri yapılmaz
    Göç öncesi kutsal yerler ziyaret edilir, kurban kesilir. Birlikte kurban eti yenilir. Köy içindeki komşuların elleri öpülür, helalleşilir. Yayla dönüşü de kurban kesilir. Ayrı yaylalara gidecek obalar da birbirleriyle helalleşirler. Ziyaret edilen yatır, türbe gibi kutsal yerlerde bolluk, bereket dilenir.
    Göç yükü, yaylada kullanılan araç gereçlerdir. Göç öncesinde karaçadırlar onarılır veya eskiyen bölümleri yenilenir. Göç yükü olarak şunlar sıralanabilir: Kilim, keçe, minder, halı, yastık, süt-peynir ve yağ üretiminde kullanılan her türlü kap kacak, giyim eşyaları ve bulgur, şeker vb. gibi erzaktır. Dokuma tezgahları yaylaya götürülmez. Bunların yanısıra hayvancılık gereçleri, ekmek sacı ve hamur teknesi yaylaya çıkarılır.
    Göç öncesi hayvanlarla ilgili hazırlıklar tamamlanır. Kuzular sütten kesilir. Kuzular koyunlardan ayrılarak otlakta otlamağa alıştırılır. Sürülerdeki hayvanların işaretleri tamamlanır. Hayvanlar aşılanır. Yörük göçünde develerin süslenmesine özel bir özen gösterilir. Develere çeşitli çanlar asılır. Buna develerin çanlanması adı verilir. Bu çanlar çeşitli adlar alırlar. Devenin ön bacaklarının üstüne asılan en büyü çana “GÜBÜDÜK”, bunun üst kısmına asılan çana “KÖS”, yuların iki yanına asılan çanlara “KULAK” adı verilir. Develere göç eşyaları yüklenir, üzerine kilimler örtülür ve kolonlarla bağlanır. Yağmurlu havalarda devenin yükünün üstüne keçe atılır.
    Göçte kullanılan taşıma hayvanlarının başında deve ve katır gelir. Her ailenin kendi yükünü taşıyacak kadar hayvanı vardır. Yaşlıların ve çocukların dışında yörükler göçü yürüyerek tamamlarlar.
    Kadınlar, yayla göçü öncesinde yoğun bir hazırlığa koyulurlar. Kendilerinin dokudukları bezlerden şalvarlar dikerler. Erkekler yayla göçü için şehre inerek gerekli alışverişi yaparlar. Her aile bol bol yiyecek ve içecek hazırlamağa koyulur. Yörüklerin başlıca yiyecekleri çökelek, söğüş, ballı yufka, kavurma, peynir, yufka ekmeği, süzme yoğurt vb.dir. Göç için kurutulmuş incirin pekmez içine batırılmasıyla elde edilen “kak” yapılır. Bol miktarda yufka ekmeği hazırlanır. İçine helvalı arpa kavurması konan yufka ekmekli göç çöreği pişirilir. Buğday, mısır ve nohut haşlamasıyla yapılan “evtik” hazırlanır.
    Göç öncesi erkeklerin hazırlıkları da yoğundur. Eksikler alınır. Yiyecek maddesi olarak darı, kuru bakla, bulgur, peksimet, top şeker vb. satın alınır.
    Erkeklere haba (aba), menevrek (benevrek) dikmek için yünler dokunur. Diz ile topuk arasını örten tozluk örülür.
    Göç sırasında koyunların başına erkekler, kuzuların oğlakların başına çocuklar ve genç kızlar geçer. Derlenme, toparlanma bitince yükler tutulmağa başlar. El ıstarında dokunmuş çuvallara yiyecekler yerleştirilir, denkler çatılır. Yük tutma işini idare edenler obanın en yaşlı kocakarı ve nineleridir. Onların izni olmadan çuvallara bir şey yerleştirilemez. Derlenme toplanma işi en eski törelere uygun bir biçimde düzenlenir.
    Gelinler yeni elbiselerini giyerler, yetişkin kızlar altınlı feslerini kaşlarının üstüne eğerler. Sıra katarbaşı kızın seçilmesine gelir. Oba başı bir kızı seçer. Bu evlenme yaşına gelmenin simgesidir. Katarı çekecek olan maya kilimler, halılar ve örmelerle süslenir. Onu güdecek olan kız, başını güzel bir tozakla donatır, fesini hotozlatır, eline süslenmiş hayvanın yularını alarak göçün başında yürür. Gün doğmadan obanın ihtiyar ağası katara kılavuz olmak için hayvanını koşturarak öne geçer ve o gece konaklanacak yeri bulur.29
    Göç süresi yaklaşık 10-20 gündür. Göçler genellikle iki aşamalı olarak yapılmaktadır. Çobanlar önden sürülerle gider. Arkadan eşyalarla beraber oba mensupları yürürler. Ana yollardan uzak, hayvanların otlayabileceği bir göç yolu seçilir. Sürülerle insanların arası fazla açılmaz. Süt ve peynir üretimi göç boyunca sürdüğü için sürünün sağılması gerekmektedir.30
    Yüklenen develer arka arkaya bağlanır. Yürüyüş kolu tek sıradır. En önde “lök” veya “keserek” cinsi deve bulunur. Develerin önünde at, katır bulunur. Yedi devenin bir araya gelmesiyle bir katar oluşur. Katarı ailenin büyüğü, yeni gelin veya ailenin gelinlik kızı çeker. Ailenin fertleri katarın iki yanında yürürler. Alanya yörüklerinde de yayla göçünün hemen hemen aynı olduğunu öğreniyoruz.31
    Yörük obaları kendilerine tahsis edilen yaylaların dışındaki yaylaları da kiralarlar. Obadakiler bu yayla kirasına hayvan sayısına göre katılırlar. Kısa süreli konaklamalarda çadırlar kurulmaz, yalnızca gerekli eşyaların denkleri çözülür, yük hayvanları dinlendirilir.32 Yayla göçü adetlerinin Şavaklı Türkmenlerinde benzer bir biçimde sürdüğünü öğreniyoruz.33 Yaylaya yapılan göçlere “çıkış”, yayladan kışlak yapılan göçlere “dönüş” adı da verilir. Dönüşte göç süresi yüksekten alçağa inildiği için daha kısa sürmektedir.
    Göç süresinde çalıdan yapılan geçici ağıllarda sütten kesilmeyen kuzu ve oğlaklar süt emerler. Göçe katılanlar yemeklerini yiyip dinlenirler. Göç sabah gün ağarmasıyla birinci konak yerinden ayrılır. Yazın geçirileceği son durak yerine “baş yayla” adı verilir. Göç süresince çeşitli eğlenceler düzenlenir. Gençler güreşirler. Yörükler arasında çadıra inen konuklara yemek yedirmek adettir. Yemek yemeyen konuğa hoş gözle bakılmaz.
    Ekonomik nedenlerle süt, peynir üretimi dayanışma gerektirdiği için yakın akrabaların, komşuların birleştikleri görülmektedir. Bu grup yerleşim merkezindeki hane, hayvan ve çadır sayısını belirlemektedir. Genellikle Haziran ayı başında baş yaylaya yerleşilir. Hayvanların yünü yayla dönüşü satılır, kalan yün kışın eğrilir, boyanır ve kilim, heybe, çuval olarak satılır.34
    Yörüklerde dokumacılık en temel işlerden biridir. Her kadın boş zamanında mutlaka istarının ve çulhasının başına geçer ve obasına gerekli olan şeyleri dokur. Bir kısım dokumalara “istarlık”, bir kısmına da ”çulhalık” denir. Gömlekten çuvala kadar her şeyi kendileri dokur ve hiçbir şeyi satın almamağa çalışırlar.35
    Yörükler heybeleri güzel ve renkli nakışlarla süslerler. Heybeler yün veya pamuktan yapılır. Giydikleri çorap ve eldivenlerinin yünlerini koyun yününden kendileri üretirler. Koyunların yünleri bir ırmak veya çayda yıkandıktan sonra kurutulup el tarağında kabartılır. El kirmenlerinde veya el çıkrıklarında yün ipliği haline getirilip kök boyaları ile boyanır. Meyve kabukları ve ot kökleri kaynatılıp boyası çıkartılır. İpler bu sulara batırılıp çeşitli renklere boyanır. Bu boyayı elde etmek için nar kabuğu, ceviz kabuğu, karpuz, meşe pelidi, saman döngeli, soğan kabuğu kullanılır.
    Bu ipler istar denilen tezgahlarda dokunur. Sığır derisinin sırt kısmından çarık yaparlar. Su taşımak, pekmez koymak ve peyniri saklamak için deriler tulum şeklinde çıkarıp kullanırlar. Bunlara su tuluğu, pekmez tuluğu, peynir tuluğu adları verilir.36
    Kirmen eğirmek şu şekilde olur. Ucunda sivri çiviler olan uzun bir tahta vardır. Bunun adı kıldırak’tır. Kıldırağa yünler atılır, sulanarak çekilir. Fitil haline gelen yünler ip haline getirilir. Keçi kılları istarda dokunur. Koyun yününden yapılan iplikler de çulfalıkta dokunur. İstarın alt ve üsttü iki direği vardır. Ortasında da çekici direği ve “gelen-varan” adı verilen bir aleti vardır. İstarda üzerlerine örtmek için savan, çul, heybe, kilim ve çuval dokunur.37
    Yörükler, suyun ısınmasını önlediği için çam ağacından oyma sürahi yaparlar. Buna çam bardak adı verilir. Ayrıca oyma kaşık, akçamdan küfe yaparlar

  3. seyit
    Devamlı Üye
    YÖRÜKLERDE AĞIT SÖYLEME GELENEĞİ
    Yörüklerde, ölüm halinde, acıyı paylaşma duygusuyla çok yaygın bir biçimde ağıt söyleme geleneği vardır. Bir örnek veriyoruz:
    a. TALİHSİZ KIZIN DESTANI
    Keşli’de bir genç kızla bir delikanlı birbirlerini severler, nişanlanırlar. Bir gün oğlan kuyudan su içerken düşer ölür. Bunu duyan kız çılgına döner. Bir daha evlenmemeye karar verir. Yıllar sonra ailesinin ısrarıyla evlendirilir. Çoluk çocuğa kavuşur. Fakat kızın talihsizliği sürer. Bu sefer de kocası amansız bir hastalığa tutulur ölür. Bu olay üzerine Keşli köyünden Mustafa Sarı şu destanı söyler:

    TALİHSİZ KIZIN DESTANI

    Emir Allah’tandır başın sağolsun
    Ağlayıp gözyaşını sildin mi bacım?
    Baharın yazların kışın sağolsun.
    Dünyada eğlenip güldün mü bacım?

    Gönlünü vermişti, kuyuda kaldı.
    Koca bir ömrünü acıya saldı
    Sonra Hasan ile gönlünü aldı.
    Onu da toprağa saldın mı bacım?

    Bütün güçlükleri azimle yendin.
    Onun hayattaki desteği sendin.
    Kime darılıp da kime gücendin
    Bunu da Allah’tan bildin mi bacım?

    Kötüler ne bilsin insan hasını.
    Kala bir ömür çekse yasını
    Koca bir köyün jandarmasını.
    Harput yakasında gördün mü bacım?

    Helallik istedim cevap vermedi
    Gözün açıp baş ucunda görmedi
    Belki de halini kimse sormadı
    Kardaşım deyip bağrını deldin mi bacım?

    Neler söylesem acımı anlatmaz
    Seni teselliye bu sözler yetmez
    Baba ocağında bir duman tütmez
    Bu kötü dünyadan yıldın mı bacım?

    Kendi hallerinde çiftçi olmuşken
    Zorluğu yoksulluğu kader bilmişken
    Oğlunla kızınla düze gelmişken
    Koca bir yokuşta kaldın mı bacım?

    Köye gelmek artık güç oldu
    Ömrüm kısalıyor, hayli geç oldu
    İki bacım vardı, şimdi üç oldu
    Bunu da böylece bildin mi bacım?

    Ormandan yuvana odun getirdin
    Kıraç topraklardan ekin getirdin
    Sonunda yedi dağa bir yiğit verdin
    Cenazesini bensiz kıldın mı bacım?

    Kader bizim için ağını geriyor
    Hasan’ımız bana acı veriyor
    Cenabı Peygamber ümmetim diyor
    Allah’tan sabırlar aldın mı bacım?


  4. Leyli Rana
    Devamlı Üye
    Allah razı olsun bir kere gitmek nasip oldu

  5. islamdostu
    hizmetkar
    afyonun ortasındaki kaya ne öyle?

  6. Mustafa_219
    Üye
    Kardeş o kaya değil Afyon Kalesi yaklaşık 700 basamaklı merdivenleri var.Çıktığında Afyon u kuşbakışı görebilisin.Diğer Adı da Karahisar Kalesi.


  7. iliman
    ilim+iman
    övünmek gibi olmasin Afyonluyum bende :D

  8. zümranur
    Üye
    Memleketim diye demiyorum çok güzel bir yerdir gelip gezmenizi tavsiye ederim..

    selamlarımla...


  9. Şema
    el-âsa limen âsa
    Afyon resmi


    afyon-resmi.jpg

+ Yorum Gönder