Konusunu Oylayın.: NEBE suresi 33. Göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar,

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
NEBE suresi 33. Göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar,
  1. 26.Kasım.2009, 23:52
    1
    Misafir

    NEBE suresi 33. Göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar,






    NEBE suresi 33. Göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar, Mumsema NEBE suresi 33. Göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar.

    Tüm Cennetlikleremi.?


  2. 26.Kasım.2009, 23:52
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 27.Kasım.2009, 00:32
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,654
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    --->: NEBE suresi 33. Göğüsleri tomurcuk gibi kabarmış yaşıt kızlar,




    Ayetin Tefsiri


    33) CENNETTE HURİLER VARDIR


    وَكَوَاعِبَ أَتْرَابًا (33)
    33) ve Kevaibe Etrabe
    33) Göğüsleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar.

    Muttakiler için, göğüsleri yeni çıkarak tomurcuk gibi kabarmış, bakire, uyumlu, güzellik ve yaşça kendileriyle aynı seviyede, harika, akran kızlar, huriler vardır.
    _______________________
    “Kevâib” Kelimesi Hakkında:


    Kevâib: Kâib kelimesinin çoğulu olup, memesi küp şeklihde, yani tomurcuklanmış olan anlamındadır. Göğüsleri yeni kabarmış turunç memeli taze kızlara kevâib denir. Kadının göğsü belirip yükseldiği zaman “kaibet el-mer’etü” denir. Yani göğüsleri belirmeye başlamış ve biraz kabararak yuvarlaklaşıp topuk gibi kabarıp tomurcuklanmış bekâr kızlar demektir. Onlara “nevâhid” denir ki “nâhide”nin çoğuludur. O da göğsü tomurcuklaşıp yükselmeye başlayan kadın demektir. [1]
    İbn Cüzeyy şöyle der: “Kevâib göğüsleri kabarmış cariye manasına gelen kâib kelimesinin çoğuludur.”[2]

    [1] Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, Azim Yayınları: 8/501; İsmail Hakkı Bursevi, Ruhu’l-Beyan, Damla Yayınları: 9/461; Süleyman Ateş, Yüce Kur’an’ın Çağdaş Tefsiri, Yeni Ufuklar Neşriyat: 10/292; Muhammed Ali es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 7/188..

    [2] Teshil: 4/174.


    ____________________________

    “Etrâb” Kelimesi Hakkında:


    Etrâb: Tirb kelimesinin çoğuludur. Hep bir yaşta, eşit, yaşıt anlamında olup; kelimeden, eşler, zevceler kastedilmektedir. Bu kızlar ya kocalarıyla ya da kendileri birbirleriyle yaşıttırlar. Birinci ihtimal daha kuvvetlidir. Çünkü kişinin eşi, kendisiyle yaşıt olursa aradaki anlaşma ve sevgi daha fazla olur. Zaten cennetin kızları taze olduğu gibi erkekleri de tazedir.Orada ihtiyarlar ve ihtiyarlama yoktur.
    Ragıb der ki: “Beraber yetişen yaşıtlardır. Eşitlik ve benzeşmede göğüs kemiğine benzetilerek böyle denmiştir.”
    Doğru olan Zahidi’nin tefsirindekidir ki o da, erkeklerin yaşının yarısı olduğu için onaltı yaşındaki kızlardır. Ayrıca bunu tomurcuklanmayla tavsif de –ki o göğüslerin yükselmesidir- delâlet etmektedir. Kastedilen, onların güzellik, letâfet, arkadaşlık ve muaşeret için uygunlukta tam kadınlık durumuna erişmiş olduklarıdır. Öyle ki, kendilerine karşı arzu duyulmayacak kadar küçük de değildir, yaşlı da değildir. Bilakis onlarda gençlik suyu devam etmektedir. Bazı tefsirlerde cennet kızları hep onaltı yaşında, erkekleri ise otuzüç yaşındadır, diye rivayet edilmiştir. (Vâkıa Sûresi'ne bkz.) [1]
    İbn Abbas, Mücahid ve bir başkası der ki: Buradaki kevâib kelimesi; ğöğüsleri henüz sarkmamış bakireler, demektir. Onların hepsi aynı yaştadırlar. İbn Ebu Hatem der ki: Ebu Umame’den (r.a.) Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennet ehlinin gömlekleri Allah’ın rıdvanından belirir. Bulutlar onların üzerine gelir ve: Ey cennet ehli ne diyorsunuz size yağmur indireyim mi? diye seslenir. Nihayet yağmur onlardan göğüsleri tomurcuklanmış, yaşıt kızların üzerine yağar.”[2]
    Hepsinin aynı yaşta olması ya da eşine yaşıt olması şeklinde, her iki anlama da gelebilir. Sad: 38/52. ayeti ile Vakıa: 58/37. ayeti bu husus ile ilgilidir.[3]

    [1] Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, Azim Yayınları: 8/501; İsmail Hakkı Bursevi, Ruhu’l-Beyan, Damla Yayınları: 9/461; Süleyman Ateş, Yüce Kur’an’ın Çağdaş Tefsiri, Yeni Ufuklar Neşriyat: 10/292; Muhammed Ali es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 7/188..

    [2] İbn Kesir, Tefsir, Çağrı Yayınları: 15/8264.

    [3] Mevdudi-Tefhimu’l-Kur’an, İnsan Yayınları: 7/17.


  4. 27.Kasım.2009, 00:32
    2
    Moderatör



    Ayetin Tefsiri


    33) CENNETTE HURİLER VARDIR


    وَكَوَاعِبَ أَتْرَابًا (33)
    33) ve Kevaibe Etrabe
    33) Göğüsleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar.

    Muttakiler için, göğüsleri yeni çıkarak tomurcuk gibi kabarmış, bakire, uyumlu, güzellik ve yaşça kendileriyle aynı seviyede, harika, akran kızlar, huriler vardır.
    _______________________
    “Kevâib” Kelimesi Hakkında:


    Kevâib: Kâib kelimesinin çoğulu olup, memesi küp şeklihde, yani tomurcuklanmış olan anlamındadır. Göğüsleri yeni kabarmış turunç memeli taze kızlara kevâib denir. Kadının göğsü belirip yükseldiği zaman “kaibet el-mer’etü” denir. Yani göğüsleri belirmeye başlamış ve biraz kabararak yuvarlaklaşıp topuk gibi kabarıp tomurcuklanmış bekâr kızlar demektir. Onlara “nevâhid” denir ki “nâhide”nin çoğuludur. O da göğsü tomurcuklaşıp yükselmeye başlayan kadın demektir. [1]
    İbn Cüzeyy şöyle der: “Kevâib göğüsleri kabarmış cariye manasına gelen kâib kelimesinin çoğuludur.”[2]

    [1] Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, Azim Yayınları: 8/501; İsmail Hakkı Bursevi, Ruhu’l-Beyan, Damla Yayınları: 9/461; Süleyman Ateş, Yüce Kur’an’ın Çağdaş Tefsiri, Yeni Ufuklar Neşriyat: 10/292; Muhammed Ali es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 7/188..

    [2] Teshil: 4/174.


    ____________________________

    “Etrâb” Kelimesi Hakkında:


    Etrâb: Tirb kelimesinin çoğuludur. Hep bir yaşta, eşit, yaşıt anlamında olup; kelimeden, eşler, zevceler kastedilmektedir. Bu kızlar ya kocalarıyla ya da kendileri birbirleriyle yaşıttırlar. Birinci ihtimal daha kuvvetlidir. Çünkü kişinin eşi, kendisiyle yaşıt olursa aradaki anlaşma ve sevgi daha fazla olur. Zaten cennetin kızları taze olduğu gibi erkekleri de tazedir.Orada ihtiyarlar ve ihtiyarlama yoktur.
    Ragıb der ki: “Beraber yetişen yaşıtlardır. Eşitlik ve benzeşmede göğüs kemiğine benzetilerek böyle denmiştir.”
    Doğru olan Zahidi’nin tefsirindekidir ki o da, erkeklerin yaşının yarısı olduğu için onaltı yaşındaki kızlardır. Ayrıca bunu tomurcuklanmayla tavsif de –ki o göğüslerin yükselmesidir- delâlet etmektedir. Kastedilen, onların güzellik, letâfet, arkadaşlık ve muaşeret için uygunlukta tam kadınlık durumuna erişmiş olduklarıdır. Öyle ki, kendilerine karşı arzu duyulmayacak kadar küçük de değildir, yaşlı da değildir. Bilakis onlarda gençlik suyu devam etmektedir. Bazı tefsirlerde cennet kızları hep onaltı yaşında, erkekleri ise otuzüç yaşındadır, diye rivayet edilmiştir. (Vâkıa Sûresi'ne bkz.) [1]
    İbn Abbas, Mücahid ve bir başkası der ki: Buradaki kevâib kelimesi; ğöğüsleri henüz sarkmamış bakireler, demektir. Onların hepsi aynı yaştadırlar. İbn Ebu Hatem der ki: Ebu Umame’den (r.a.) Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Cennet ehlinin gömlekleri Allah’ın rıdvanından belirir. Bulutlar onların üzerine gelir ve: Ey cennet ehli ne diyorsunuz size yağmur indireyim mi? diye seslenir. Nihayet yağmur onlardan göğüsleri tomurcuklanmış, yaşıt kızların üzerine yağar.”[2]
    Hepsinin aynı yaşta olması ya da eşine yaşıt olması şeklinde, her iki anlama da gelebilir. Sad: 38/52. ayeti ile Vakıa: 58/37. ayeti bu husus ile ilgilidir.[3]

    [1] Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, Azim Yayınları: 8/501; İsmail Hakkı Bursevi, Ruhu’l-Beyan, Damla Yayınları: 9/461; Süleyman Ateş, Yüce Kur’an’ın Çağdaş Tefsiri, Yeni Ufuklar Neşriyat: 10/292; Muhammed Ali es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 7/188..

    [2] İbn Kesir, Tefsir, Çağrı Yayınları: 15/8264.

    [3] Mevdudi-Tefhimu’l-Kur’an, İnsan Yayınları: 7/17.





+ Yorum Gönder