Konusunu Oylayın.: Rızk darlığı ve imtihanla ilgili ayetler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Rızk darlığı ve imtihanla ilgili ayetler
  1. 24.Mayıs.2013, 12:25
    1
    Misafir

    Rızk darlığı ve imtihanla ilgili ayetler






    Rızk darlığı ve imtihanla ilgili ayetler Mumsema Rızk darlıgı ve imtihanla ilgili ayetlere ihtiyacım var bana Rızk darlıgı ve imtihan hakkında ayeti kelimeler verir misiniz ?


  2. 24.Mayıs.2013, 12:25
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Rızk darlıgı ve imtihanla ilgili ayetlere ihtiyacım var bana Rızk darlıgı ve imtihan hakkında ayeti kelimeler verir misiniz ?


    Benzer Konular

    - Nefes Darlığı nedir ?

    - Rızk deyince maddi rızık olan yiyip içmek akla geliyor. Acaba manevi rızk da var mı?

    - Rızk kaygısı ile taviz verenlere itaf olunur...

    - Helal rızk için çalışmak

    - Rızk ve ömür

  3. 24.Mayıs.2013, 13:36
    2
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: Rızk darlığı ve imtihanla ilgili ayetler




    Rızık Darlığı İmtihanı Karşısında Müslümanın Tutumu Nasıldır?
    Rızık Darlığı İmtihanı Karşısında Müslümanın Tutumu

    Rızkın darlığı halinde müslüman için doğru olan tutum şu tarzda gerçekleşir: Müslüman yakînen bilmeli ve aklında tutmalı ki, rızkın genişlemesi ve daralması, Allahın kuluna ikrâmının veya ona -hâşâ- ihânet etmesinin, onu horlamasının bir işareti değil; sadece kul için sınama ve denemedir (89/Fecr, 15-16). Rızıkta bir darlık sözkonusu olunca bu, Allahın, kulunu imtihan etmeyi murad ettiğine delâlet eder. Allah, kullarını dilediği zaman dilediği şeyle imtihan eder. Açlıkla imtihan ise, müminler için şu veya bu şekilde mutlaka olacaktır. Andolsun ki sizi biraz korku, açlık, mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azalma (fakirlik) ile imtihan eder, deneriz. (Ey Peygamber!) Sen sabırlı davrananları müjdele. (2/Bakara, 155) Bu durumda bilmeli ki, sarılıp yerine getirmesi gereken ibâdet, sabr-ı cemîldir. Bu ibâdeti yerine getirdi mi, ecirleri kendilerine hesapsız verilecek olan yakînen iman etmiş sabırlılardan olur. Üzülmemeli, eli daraldığı, rızkı azaldığı ve geçimi zorlaştığı için tasalanmamalıdır. Daima Rasûlullah ve onun ashâbını, onların yaşadığı fakirlikleri, karınlarına taş bağlamak zorunda kalışlarını hatırlamalıdır. Bilmeli ki, dünya metâı az ve geçici, lezzetleri fânidir. Elden çıkınca da üzülmeye ve tasalanmaya değmez. Mal azlığı yüzünden kendinden daha aşağıdaki insanlara bakmalı; mal çokluğu açısından kendinden üstte olanlara bakmamalıdır. İki haslet vardır, bunlar kimde bulunursa Allah onu şükredenler ve sabredenler arasına yazar: Din hususunda kendinden üstün olana bakıp ona uymak; Dünyalıkta kendinden aşağı olana bakıp Allahın kendine vermiş olduğu üstünlüğe hamdetmek. İşte böyle olan kimseyi Allah şükredici ve sabredici olarak yazar. Kim de din konusunda kendinden aşağı olana bakar, dünyalıkta da kendinden üstün olana bakar ve elde edemeyeceğine üzülürse Allah onu şükreden ve sabreden olarak yazmaz. (Tirmizî, Kıyâmet 59, hadis no: 2514). "Sizden biri, mal ve yaratılışça kendisinden üstün olana bakınca, nazarını bir de kendisinden aşağıda olana çevirsin. Böyle yapmak, Allah'ın üzerinizdeki nimetini küçük görmemeniz için gereklidir." (Buhârî, Rikak 30; Müslim, Zühd 8, hadis no: 2963; Tirmizî, Kıyâmet 59, h. no: 2515). Bu hadislerde, hasedin (çekememezlik) ilacı vardır. Çünkü kişi, kendinden üstün olana bakıp kendini onunla kıyaslayınca haset etmekten emin olmaz. Yine Buhârînin rivâyet ettiği şu hadisi aklında bulundurmalıdır: Dünyada bir garip veya (geçip giden) yolcu gibi ol (öyle yaşa). Bu hadis, dünyada zühde, dünyayı benimsememeye ve yetecek kadar yiyecekle kanaat etmeye teşvik hususunda bir kuraldır. İmam Nevevi şöyle der: Bu hadisin anlamı, dünyaya meyletmeyin, orayı vatan edinmeyin, orada kalmayı içinizden (bile) geçirmeyin ve vatanları olmadığından gariplerin bir yerde bağlanıp kalmadıkları gibi siz de dünyaya bağlanmayın. Yolcu, vatanına ulaşmak arzusuyla yolda yürüyen, geçip giden demektir. Kişi dünyada, efendisinin ihtiyacı sebebiyle başka bir beldeye gönderdiği köle gibidir. O, gönderildiği işi yapmada acele etmek, sonra vatanına dönmek ve başka şeylerle ilgilenmemek durumundadır. (a.g.e. 11/233-234)[1] * [1] Abdülkerim Zeydan, İlâhi Kanunların Hikmetleri, İhtar Y. s. 363-365



  4. 24.Mayıs.2013, 13:36
    2
    Moderatör



    Rızık Darlığı İmtihanı Karşısında Müslümanın Tutumu Nasıldır?
    Rızık Darlığı İmtihanı Karşısında Müslümanın Tutumu

    Rızkın darlığı halinde müslüman için doğru olan tutum şu tarzda gerçekleşir: Müslüman yakînen bilmeli ve aklında tutmalı ki, rızkın genişlemesi ve daralması, Allahın kuluna ikrâmının veya ona -hâşâ- ihânet etmesinin, onu horlamasının bir işareti değil; sadece kul için sınama ve denemedir (89/Fecr, 15-16). Rızıkta bir darlık sözkonusu olunca bu, Allahın, kulunu imtihan etmeyi murad ettiğine delâlet eder. Allah, kullarını dilediği zaman dilediği şeyle imtihan eder. Açlıkla imtihan ise, müminler için şu veya bu şekilde mutlaka olacaktır. Andolsun ki sizi biraz korku, açlık, mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azalma (fakirlik) ile imtihan eder, deneriz. (Ey Peygamber!) Sen sabırlı davrananları müjdele. (2/Bakara, 155) Bu durumda bilmeli ki, sarılıp yerine getirmesi gereken ibâdet, sabr-ı cemîldir. Bu ibâdeti yerine getirdi mi, ecirleri kendilerine hesapsız verilecek olan yakînen iman etmiş sabırlılardan olur. Üzülmemeli, eli daraldığı, rızkı azaldığı ve geçimi zorlaştığı için tasalanmamalıdır. Daima Rasûlullah ve onun ashâbını, onların yaşadığı fakirlikleri, karınlarına taş bağlamak zorunda kalışlarını hatırlamalıdır. Bilmeli ki, dünya metâı az ve geçici, lezzetleri fânidir. Elden çıkınca da üzülmeye ve tasalanmaya değmez. Mal azlığı yüzünden kendinden daha aşağıdaki insanlara bakmalı; mal çokluğu açısından kendinden üstte olanlara bakmamalıdır. İki haslet vardır, bunlar kimde bulunursa Allah onu şükredenler ve sabredenler arasına yazar: Din hususunda kendinden üstün olana bakıp ona uymak; Dünyalıkta kendinden aşağı olana bakıp Allahın kendine vermiş olduğu üstünlüğe hamdetmek. İşte böyle olan kimseyi Allah şükredici ve sabredici olarak yazar. Kim de din konusunda kendinden aşağı olana bakar, dünyalıkta da kendinden üstün olana bakar ve elde edemeyeceğine üzülürse Allah onu şükreden ve sabreden olarak yazmaz. (Tirmizî, Kıyâmet 59, hadis no: 2514). "Sizden biri, mal ve yaratılışça kendisinden üstün olana bakınca, nazarını bir de kendisinden aşağıda olana çevirsin. Böyle yapmak, Allah'ın üzerinizdeki nimetini küçük görmemeniz için gereklidir." (Buhârî, Rikak 30; Müslim, Zühd 8, hadis no: 2963; Tirmizî, Kıyâmet 59, h. no: 2515). Bu hadislerde, hasedin (çekememezlik) ilacı vardır. Çünkü kişi, kendinden üstün olana bakıp kendini onunla kıyaslayınca haset etmekten emin olmaz. Yine Buhârînin rivâyet ettiği şu hadisi aklında bulundurmalıdır: Dünyada bir garip veya (geçip giden) yolcu gibi ol (öyle yaşa). Bu hadis, dünyada zühde, dünyayı benimsememeye ve yetecek kadar yiyecekle kanaat etmeye teşvik hususunda bir kuraldır. İmam Nevevi şöyle der: Bu hadisin anlamı, dünyaya meyletmeyin, orayı vatan edinmeyin, orada kalmayı içinizden (bile) geçirmeyin ve vatanları olmadığından gariplerin bir yerde bağlanıp kalmadıkları gibi siz de dünyaya bağlanmayın. Yolcu, vatanına ulaşmak arzusuyla yolda yürüyen, geçip giden demektir. Kişi dünyada, efendisinin ihtiyacı sebebiyle başka bir beldeye gönderdiği köle gibidir. O, gönderildiği işi yapmada acele etmek, sonra vatanına dönmek ve başka şeylerle ilgilenmemek durumundadır. (a.g.e. 11/233-234)[1] * [1] Abdülkerim Zeydan, İlâhi Kanunların Hikmetleri, İhtar Y. s. 363-365






+ Yorum Gönder