Konusunu Oylayın.: Cin suresi 16. ayette Allah bize ne anlatmak istiyor?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Cin suresi 16. ayette Allah bize ne anlatmak istiyor?
  1. 03.Mayıs.2013, 20:03
    1
    Misafir

    Cin suresi 16. ayette Allah bize ne anlatmak istiyor?






    Cin suresi 16. ayette Allah bize ne anlatmak istiyor? Mumsema Cin suresi 16. ayette Allah bize ne anlatmak istiyor? Zira cinler ateşten yaratılan varlıklarsa su onlar için tehlike değil midir?


  2. 03.Mayıs.2013, 20:08
    2
    maydın
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Mayıs.2007
    Üye No: 761
    Mesaj Sayısı: 1,165
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 13
    Bulunduğu yer: iskenderun

    Cevap: Cin suresi 16. ayette Allah bize ne anlatmak istiyor?




    Cin suresi 16. ayet tefsiri

    Değerli kardeşimiz;

    İlgili ayetlerin mealleri şöyledir:

    "(Bana) şu hakikat de (vahyedildi): Eğer onlar o yol üzerinde dosdoğru yürüselerdi, bu hususta onları imtihana çekelim diye, onlara bol su içirirdik. Kim Rabbinin zikrinden yüz çevirirse, O, onu çetin bir azaba sokar.” (Cin, 72/16-17)

    Bu ayetle ilgili alimlerin farklı yorumları vardır. Önemli bazıları şöyledir:

    a) Burada söz konusu olan cinlerdir. Bol bol sulamaktan maksat bol bol rızıktır. Çünkü rızkın asıl kaynağı yağmur ve sudur.

    b) Bu ayette söz konusu olan cinler değil, insanlardır. Daha önce isimleri zikredilmemişse de, asıl Kur’an’ın muhatapları oldukları için bu hitap onlara yönelmiştir. Nitekim Kadir suresinin başındaki zamir de daha önce geçmediği halde Kur’an’a raci olduğu genel kabul görmüştür.

    Bu takdirde ayette, insanların imana gelmeleri durumunda onlara bol bol yağmur indirileceği ve bu vesileyle de bol bol rızık verileceği anlatılmıştır. O günlerde Mekke müşriklerinin yağmursuzluk ve kıtlıktan ötürü içine düştükleri sıkıntıya işaret olması, bu manayı desteklemektedir.

    c) Ayette muhatap olan hem insanlar hem de cinlerdir. Ayette her iki taifeye de iman etmeleri durumunda kendilerine bol bol rızık verileceğine işaret edilmiştir.

    d) Ayette söz konusu edilen sudan maksat cennet ırmaklarıdır ve cennet nimetleridir. Bu sebeple, ayette iman edenler için cennet vadediliyor.

    e) İlginç bir yorum da istikamet/dosdoğru yol kavramıyla ilgilidir. Buna göre doğru yol hidayet yolu değil, dalalet yoludur ve ayetin manası şöyledir: “Şayet cinler Kur’an’ı dinledikten sonra yine eski dalalet yolunda devam etselerdi, Biz onları fitneye sokmak, istidrac yapmak için bol bol rızık verirdik”

    f) Yine bu son yoruma bağlantılı olarak şöyle ilginç bir yorum daha vardır. Bu yoruma göre, bol bol sudan maksat bol bol yağmur yağdırmaktır. Yani: “Şayet cinler Kur’an’ı dinledikten sonra da dalalette devam etselerdi, Biz onların başına Nuh tufanı gibi bir tufan açardık ve hepsini boğardık.” (bk. Taberi, Maverdi, Razî, İbn Kesir, İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri)

    Alimlerin yukarıdaki açıklamalarını ve 16-17. ayetin ilişkilerini göz önünde bulundurduğumuzda şöyle iki ihtimalli bir manayı tercih etmemizde bir sakınca olmadığını düşünüyoruz:

    1) Ayette meal olarak yer alan “yolda dosdoğru yürüselerdi” ifadesinden maksat, Allah’ın yolu olan hidayet yoludur. Buna göre ayetin manası şöyledir:

    “Eğer insanlar ve cinler, (Allah’ın gösterdiği) hidayet yolunda dosdoğru yürüselerdi, onlara bol yağmur verir, rızıklarını bollaştırırdık. Bu nimetimiz (de yine) onları imtihan etmek içindir. (Çünkü imtihanın bir unsuru iman ise diğer bir unsuru da İslam’dır, ameldir, yaşamaktır. Buna da dikkat etsinler, iman etmekle imtihan bitti sanmasınlar.) Kim (iman ettikten sonra bile olsa) Rabbini hatırlamaktan yüz çevirirse Allah onu git gide artan çetin bir azaba sokar”

    “Müminler sadece “İman ettik” demeleri sebebiyle kendi hallerine bırakılıvereceklerini, imtihana tâbi tutulmayacaklarını mı zannettiler? Biz elbette kendilerinden önce yaşamış olanları denedik. Allah elbette şimdiki müminleri de imtihan edip iman iddiasında sadık olanlarla, samimiyetsiz olanları elbette bilecektir.” (Ankebut,29/2-3) mealindeki ayette de bu gerçeğe işaret edilmiştir.

    Aşağıda meallerini verdiğimiz ayetler de bu manayı pekiştirmektedir.

    “Eğer onlar Tevrat’ı, İncil’i ve Rab’leri tarafından kendilerine indirilen Kur’ân’ın hükümlerini hakkıyla yerine getirselerdi, muhakkak ki yukarıdan yağmur gibi yağan ve yerden biten nimetler içinde kalır, onlardan yerlerdi. Onlardan mûtedil bir zümre de vardır, ama onların çoğunun yaptıkları şeyler pek çirkin işlerdir.” (Maide, 5/66)

    “Eğer o ülkelerin ahalisi iman edip Allah’a karşı gelmekten sakınsalardı, elbette Biz üzerlerine gökten, yerden nice bereket ve bolluk kapılarını açardık. Fakat onlar peygamberleri yalancı saydılar, Biz de işledikleri kötülükler sebebiyle kendilerini cezaya çarptırdık.” (Araf, 7/96)

    2) “Yolda dosdoğru yürüselerdi” mealindeki ifadeden maksat, dalalet yoludur. Çünkü, ayette “ala’t-tarikati” sözcüğünün içinde yer alan “et-Tarikat”in başında bulunan belirlilik(tarif) edatının bulunması bu yolun muhataplarca bilinen bir yol olduğunu gösterir. Bu da İslam öncesi ve İslam dışındaki dalalet yoluna işarettir.

    Buna göre bu iki ayetin meali şöyledir:

    “Eğer insanlar ve cinler, (Eskiden olduğu gibi yine dalaleti temsil eden) yolda dosdoğru yürüselerdi, onlara bol yağmur verir, rızıklarını bollaştırırdık. Bu nimetimiz (içinde bulundukları dalalet ve sapıklıklarına karşı bir mükâfat değil) onları imtihan etmek içindir. Kim Rabbini hatırlamaktan yüz çevirirse Allah onu git gide artan çetin bir azaba sokar.” (Cin, 72/16-17)

    Aşağıda mealleri verdiğimiz ayetlerde bu mana desteklenmiştir.

    “Kendilerine verilen öğütleri terk edip unutunca üzerlerine her şeyin, her zevk ve nimetin kapılarını açtık. Nihayet kendilerine verilen bu genişlik ve serbestlikle tam ferahlandıkları sırada, ansızın onları kıskıvrak yakaladık da bir anda bütün ümitlerini kaybediverdiler!” (Enam, 6/44)

    “Kendilerine verdiğimiz servet ve evlatlarla iyiliklerine koştuğumuzu mu sanıyorlar? Hayır, onlar işin farkında değiller!” (Müminun, 23/55-56)

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet



  3. 03.Mayıs.2013, 20:08
    2
    Özel Üye



    Cin suresi 16. ayet tefsiri

    Değerli kardeşimiz;

    İlgili ayetlerin mealleri şöyledir:

    "(Bana) şu hakikat de (vahyedildi): Eğer onlar o yol üzerinde dosdoğru yürüselerdi, bu hususta onları imtihana çekelim diye, onlara bol su içirirdik. Kim Rabbinin zikrinden yüz çevirirse, O, onu çetin bir azaba sokar.” (Cin, 72/16-17)

    Bu ayetle ilgili alimlerin farklı yorumları vardır. Önemli bazıları şöyledir:

    a) Burada söz konusu olan cinlerdir. Bol bol sulamaktan maksat bol bol rızıktır. Çünkü rızkın asıl kaynağı yağmur ve sudur.

    b) Bu ayette söz konusu olan cinler değil, insanlardır. Daha önce isimleri zikredilmemişse de, asıl Kur’an’ın muhatapları oldukları için bu hitap onlara yönelmiştir. Nitekim Kadir suresinin başındaki zamir de daha önce geçmediği halde Kur’an’a raci olduğu genel kabul görmüştür.

    Bu takdirde ayette, insanların imana gelmeleri durumunda onlara bol bol yağmur indirileceği ve bu vesileyle de bol bol rızık verileceği anlatılmıştır. O günlerde Mekke müşriklerinin yağmursuzluk ve kıtlıktan ötürü içine düştükleri sıkıntıya işaret olması, bu manayı desteklemektedir.

    c) Ayette muhatap olan hem insanlar hem de cinlerdir. Ayette her iki taifeye de iman etmeleri durumunda kendilerine bol bol rızık verileceğine işaret edilmiştir.

    d) Ayette söz konusu edilen sudan maksat cennet ırmaklarıdır ve cennet nimetleridir. Bu sebeple, ayette iman edenler için cennet vadediliyor.

    e) İlginç bir yorum da istikamet/dosdoğru yol kavramıyla ilgilidir. Buna göre doğru yol hidayet yolu değil, dalalet yoludur ve ayetin manası şöyledir: “Şayet cinler Kur’an’ı dinledikten sonra yine eski dalalet yolunda devam etselerdi, Biz onları fitneye sokmak, istidrac yapmak için bol bol rızık verirdik”

    f) Yine bu son yoruma bağlantılı olarak şöyle ilginç bir yorum daha vardır. Bu yoruma göre, bol bol sudan maksat bol bol yağmur yağdırmaktır. Yani: “Şayet cinler Kur’an’ı dinledikten sonra da dalalette devam etselerdi, Biz onların başına Nuh tufanı gibi bir tufan açardık ve hepsini boğardık.” (bk. Taberi, Maverdi, Razî, İbn Kesir, İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri)

    Alimlerin yukarıdaki açıklamalarını ve 16-17. ayetin ilişkilerini göz önünde bulundurduğumuzda şöyle iki ihtimalli bir manayı tercih etmemizde bir sakınca olmadığını düşünüyoruz:

    1) Ayette meal olarak yer alan “yolda dosdoğru yürüselerdi” ifadesinden maksat, Allah’ın yolu olan hidayet yoludur. Buna göre ayetin manası şöyledir:

    “Eğer insanlar ve cinler, (Allah’ın gösterdiği) hidayet yolunda dosdoğru yürüselerdi, onlara bol yağmur verir, rızıklarını bollaştırırdık. Bu nimetimiz (de yine) onları imtihan etmek içindir. (Çünkü imtihanın bir unsuru iman ise diğer bir unsuru da İslam’dır, ameldir, yaşamaktır. Buna da dikkat etsinler, iman etmekle imtihan bitti sanmasınlar.) Kim (iman ettikten sonra bile olsa) Rabbini hatırlamaktan yüz çevirirse Allah onu git gide artan çetin bir azaba sokar”

    “Müminler sadece “İman ettik” demeleri sebebiyle kendi hallerine bırakılıvereceklerini, imtihana tâbi tutulmayacaklarını mı zannettiler? Biz elbette kendilerinden önce yaşamış olanları denedik. Allah elbette şimdiki müminleri de imtihan edip iman iddiasında sadık olanlarla, samimiyetsiz olanları elbette bilecektir.” (Ankebut,29/2-3) mealindeki ayette de bu gerçeğe işaret edilmiştir.

    Aşağıda meallerini verdiğimiz ayetler de bu manayı pekiştirmektedir.

    “Eğer onlar Tevrat’ı, İncil’i ve Rab’leri tarafından kendilerine indirilen Kur’ân’ın hükümlerini hakkıyla yerine getirselerdi, muhakkak ki yukarıdan yağmur gibi yağan ve yerden biten nimetler içinde kalır, onlardan yerlerdi. Onlardan mûtedil bir zümre de vardır, ama onların çoğunun yaptıkları şeyler pek çirkin işlerdir.” (Maide, 5/66)

    “Eğer o ülkelerin ahalisi iman edip Allah’a karşı gelmekten sakınsalardı, elbette Biz üzerlerine gökten, yerden nice bereket ve bolluk kapılarını açardık. Fakat onlar peygamberleri yalancı saydılar, Biz de işledikleri kötülükler sebebiyle kendilerini cezaya çarptırdık.” (Araf, 7/96)

    2) “Yolda dosdoğru yürüselerdi” mealindeki ifadeden maksat, dalalet yoludur. Çünkü, ayette “ala’t-tarikati” sözcüğünün içinde yer alan “et-Tarikat”in başında bulunan belirlilik(tarif) edatının bulunması bu yolun muhataplarca bilinen bir yol olduğunu gösterir. Bu da İslam öncesi ve İslam dışındaki dalalet yoluna işarettir.

    Buna göre bu iki ayetin meali şöyledir:

    “Eğer insanlar ve cinler, (Eskiden olduğu gibi yine dalaleti temsil eden) yolda dosdoğru yürüselerdi, onlara bol yağmur verir, rızıklarını bollaştırırdık. Bu nimetimiz (içinde bulundukları dalalet ve sapıklıklarına karşı bir mükâfat değil) onları imtihan etmek içindir. Kim Rabbini hatırlamaktan yüz çevirirse Allah onu git gide artan çetin bir azaba sokar.” (Cin, 72/16-17)

    Aşağıda mealleri verdiğimiz ayetlerde bu mana desteklenmiştir.

    “Kendilerine verilen öğütleri terk edip unutunca üzerlerine her şeyin, her zevk ve nimetin kapılarını açtık. Nihayet kendilerine verilen bu genişlik ve serbestlikle tam ferahlandıkları sırada, ansızın onları kıskıvrak yakaladık da bir anda bütün ümitlerini kaybediverdiler!” (Enam, 6/44)

    “Kendilerine verdiğimiz servet ve evlatlarla iyiliklerine koştuğumuzu mu sanıyorlar? Hayır, onlar işin farkında değiller!” (Müminun, 23/55-56)

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet






+ Yorum Gönder