Konusunu Oylayın.: Bilim ile ilgili ayetler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Bilim ile ilgili ayetler
  1. 02.Mart.2013, 23:50
    1
    Misafir

    Bilim ile ilgili ayetler






    Bilim ile ilgili ayetler Mumsema Bilim ile ilgili ayetlere ihtiyacım var bana Bilim hakkında ayetler paylaşabilir misiniz ?


  2. 02.Mart.2013, 23:50
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 03.Mart.2013, 13:42
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: bilim ile ilgili ayetler




    KÂİNAT ve İNSANIN VARLIĞI ÜZERİNDE TEFEKKÜRE TEŞVİK
    1. “ Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde akl-ı selîm sâhipleri için gerçekten açık ibretler vardır. Onlar ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler): Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbîh ederiz. Bizi cehennem azâbından koru!” (Âl-i İmrân/190-191) (1)
    2. “Yeri Döşeyen, onda oturaklı dağlar ve ırmaklar yaratan ve orada bütün meyvelerden çifter çifter yaratan O’dur. Geceyi de gündüzün üzerine O örtüyor. Şüphesiz bütün bunlarda düşünen bir toplum için ibretler vardır.” (Ra’d/3) (2)
    3. “O, göklerde ve yerde ne varsa hepsini, kendi katından (bir lütuf olmak üzere) size boyun eğdirmiştir. Elbette bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır.” (Câsiye/13)
    İNSANIN YARATILIŞI
    4. “Rahimlerde sizi dilediği gibi şekillendiren O’dur. O’ndan başka ilâh yoktur. O mutlak güç ve hikmet sâhibidir.” (Âl-i İmrân/6)
    5. “O sizi bir tek nefisten (Âdem’den) yaratandır. (Sizin için) bir kalma yeri, bir de emânet olarak konulacağınız yer vardır. Anlayan bir toplum için âyetleri ayrıntılı bir şekilde açıkladık.” (En’am/98) (3)
    6. Ey insanlar! Eğer yeniden dirilmekten şüphede iseniz, şunu bilin ki, biz sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra alakadan (aşılanmış yumurta veya embriyodan), sonra uzuvları (önce) belirsiz, (sonra da) belirlenmiş canlı et parçasından (uzuvları zamanla oluşan ceninden) yarattık ki, size (kudretimizi) gösterelim. Ve dilediğimizi, belirlenmiş bir süreye kadar rahimlerde bekletiriz; sonra sizi bir bebek olarak dışarı çıkarırız. Sonra güçlü çağınıza ulaşmanız için (sizi büyütürüz). İçinizden kimi vefât eder; yine içinizden kim de ömrün en verimsiz çagğına kadar götürülür; tâ ki bilen bir kimse olduktan sonra bir şey bilmez hâle gelsin. Sen, yeryüzünü de kupkuru ve ölü bir hâlde görürsün; fakat biz; üzerine yağmur indirdiğimzide o, kıpırdanır, kabarır ve her çeşitten (veya çiftten) iç açıcı bitkiler verir.” (Hac/5) (4)
    7. “Andolsun biz insanı, çamurdan (süzüp çıkarılmış) bir özden yarattık. Sonra onu sağlam bir karargâhta nutfe hâline getirdik. Sonra nutfeye alaka (aşılanmış yumurta veya embriyo) yaptık. Peşinden, alakayı, mudga (bir parçacık et) hâline soktuk; bu bir parçacık eti kemiklere (iskelete) çevirdik; bu kemikleri etle kapladık. Sonra onu başka bir yaratılışla insan hâline getirdik. Yapıp-yaratanların en güzeli olan Allah pek yücedir.” (Mü’minûn/12-14) (5)
    8. “Ölüden diriyi, diriden de ölüyü O çıkarıyor; yeryüzünü ölümünün ardından O canlandırıyor. İşte siz de (kabirlerinizden) böyle çıkarılacaksınız.” (Rûm/19) (6)
    KEVNÎ (KOZMOLOJİK) ÂYETLER
    Güneş ve Ay’la İlgili Âyetler:
    9. “Güneşe ve kuşluk vaktindeki aydınlığına, güneşi tâkip ettiğinde (ışığını ondan aldığında) aya yemîn olsun.” (Şems/1-2)
    10. “Görmekte olduğunuz gökleri direksiz olarak yükselten, sonra Arş’a istivâ eden, güneşi ve ay’ı emrine boyun eğdiren Allah’tır. (Bunların) her biri muayyen bir vakte kadar akıp gitmektedir. O, Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanmanız için her işi düzenleyip âyetleri açıklamaktadır.” (Ra’d/2) (7)
    11. “Ay için birtakım yörüngeler tâyîn ettik. Nihâyet o, eğri hurma dalı gibi (hilâl) olur da geri döner. Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzerler.” (Yâsîn/39-40) (8)
    12. “Güneş ve ay bir hasâba göre (hareket etmekte)dir.” (Rahmân: 5)
    13. “Sonra duman hâlinde olan göğe yöneldi, ona ve yerküreye; ‘İstexyerek veya istemeyerek gelin!’ dedi. İkisi de ‘İsteyerek geldik!’ dediler.” (Fussılet/11) (9)
    14. “Gökleri ve yeri yarattığı günde Allah’ın yazısına göre Allah katında ayların sayısı on iki olup bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu doğru hesaptır. (...)” (Tevbe/36) (10)
    15. “O, sabâhı aydınlatandır. O, geceyi dinlenme zamânı, güneş ve ay’ı (vakitlerin tâyîni için) birer hesap ölçüsü kılmıştır. İşte bu, Azîz olan ve (her şeyi) pek iyi bilen Allah’ın takdîridir” (En’âm/96)
    Rüzgârla İlgili Bir Âyet:
    16. “Biz, rüzgârları aşılayıcı olarak gönderdik ve gökten bir su indirdik de onunla su ihtiyâcınızı karşıladık. (Böyle yapmasaydık) siz suyu depolayamazdınız.” (Hicr/22) (11)
    ***
    Kur’ân’da müsbet bilimin verileriyle açıklanabilecek âyetler elbette ki bu kadar değildir. Biz burada sâdece bâzı âyetleri alabildik. Bu âyetleri ve açıklamaları toplu bir şekilde bulmak isteyenler, Kur’ân fihristlerine ve tefsirlere bakmalıdırlar.
    _______
    1) Allah Teâlâ 190. âyette göklerin ve yerin yaratılışı ile gece ve gündüzün değişimini, bir başka deyişle mekân ve zamânın ilâhî kudrete delâletini akl-ı selîm sâhiplerinin ibret nazarına sunuyor ve böylece bizden varlığın gerçek bilgisine ulaşma çabası göstermemizi, özlü bir ifâde ile istiyor. Bu âyet Müslümanların astronomi bilimine gösterdiği yakın ilginin en büyük teşvikçisidir.
    2) Bu âyet modern ilmin bir keşfi olan bitkilerdeki döllenme olayını haber veriyor.
    3) Bu âyette anlatılan ‘kalma yeri’nden maksatt, babaların sulbü veya hayâta elverişli olan yeryüzü, ‘emânet olarak konulacak yer’den maksat da ana rahmi veya mezardır.
    4) Allah Teâlâ bu âyette öldükten sonra tekrar dirilmeyi inkâr edenlere karşı önce, insanın yaratılış seyrini veciz bir şekilde ifâde buyuruyor. Burada insanın nutfe, yâni sperma hâlinden başlayarak dünyâya gelişine kadarki bu oluşumu açıklanmıştır.
    “Alaka” kelimesi Arapçada “ilişik, ilişki, kulp, sülük, tutunmak, yakalanmak, donmuş kan” gibi mânâlarda kullanılmaktadır. İnsanın oluşumunda kullanılan “alaka”, kadının, sperm tarafından aşılanmış ve rahme yerleşmiş yumurtasıdır.
    5) Kur’ân’ın ifâde ettiği bu yaratılış safhaları modern anatomi bilgisiyle de doğrulanmaktadır. Döllenme esnâsında erkek, ikiyüz-üç yüz küçük hücre çıkarır. Kur’ân’da “nutfe” adı verilen bu sperm, kuyruğunun titreşimiyle hareket eder, kadının rahmine ulaşınca, yukmurtacığa yalnız bir hücre aşılar. Aşılanmış yumurtacık ikiye, dörde, sekize, on altıya... bölünmeye başlar. Böylece Kur’ân-ı Hakîm’in buyurduğu gibi hücre kan pıhtısına benzer bir şekil alır. Bu zun biçimi alan cenin, 40 gün kadar böyle alaka (embriyo) hâlinde kalır. Bölünme sonunda çoğalan bu nokta yuvarlaklaşır. Ne olduğu belli-belirsiz bir görüntü kazanır. Alaka, bir çiğnem et şekline konulmuş olur. Mü’minûn Sûresi 13. Âyette belirtildiği gibi, insanın yaratılışı nutfe ile başlar. Nutfe alakaya, alaka mudgaya döner. Mudganın içinde teşekkül eden kemikleri adale dokusu sarar. Yüce Kudret insanı böyle yaratır.
    Aynı hususta bk. Kıyâme/37-39; İnsan/1-2; Alak/2.
    6) Âyette, yeryüzündaki sürekli yenilenme olayına işâretle, öldükten sonra dirilmenin hiç de öyle akıl almaz bir şey olmadığı özlü bir şekilde anlatılmış olmaktadır.
    7) Güneş ve ayın belirtilen süreye kadar akıp gitmesi, kendi yörüngeleri etrâfında dönüşlerini kıyâmete kadar sürdürmeleri veya güneşin bir yılda, ayın da bir ayda dönüşünü tamamlamasıdır.
    8) Yakın meâldeki âyetler için bk. Enbiyâ/33; Yunus/5.
    9) Bu âyet göklerin başlangıçta gaz (duman) hâlinde oluşuna işâret etmektedir.
    10) Allah Teâlâ gökleri ve yeri yarttığı zaman ay’ın hareketlerini öyle ayarladı ki ay sistemine göre bir yılda on iki ay meydâna gelmiş ve bir yıl 355 gün olmuştur.
    11) Müsbet bilim de, yağmurun yağmasında rüzgârın büyük rol oynadığını, aynı zamanda bitkiler üzerinde eserken, onların erkek tohumlarını dişi tohumlarının üzerine kondurmak sûretiyle onları aşıladığını isbât etmektedir. Bu âyette ayrıca yağmur sularının yer katmanlarında stok edildiği ve birçok bölgede su ihtiyâcının böyle karşılandığı ifâde edilmektedir.
    KAYNAKLAR: Âyetlerin kısa açıklamaları için Ali Özek vd.’nin hazırladığı Kur’ân-ı Kerîm ve Türkçe Açıklamalı Meâli (Medîn, 1992)’den yararlanılmıştır. Ayrıca Mü’minûn 12-14.âyetlerin açıklamasında ise Abdullah Fârûkî el-Müceddidî’nin “Mü’minûn Sûresi 13.ve 14. Âyetlerinin Tasavvufî Tefsîri/İnsanın Yaratılış Safhaları” (Özlenen Fark, Yıl: 2, Mart 1998 Sayı: 20) başlıklı tefsir yazısından.


    Mûnis Vedâ



  4. 03.Mart.2013, 13:42
    2
    Editör



    KÂİNAT ve İNSANIN VARLIĞI ÜZERİNDE TEFEKKÜRE TEŞVİK
    1. “ Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde akl-ı selîm sâhipleri için gerçekten açık ibretler vardır. Onlar ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler): Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbîh ederiz. Bizi cehennem azâbından koru!” (Âl-i İmrân/190-191) (1)
    2. “Yeri Döşeyen, onda oturaklı dağlar ve ırmaklar yaratan ve orada bütün meyvelerden çifter çifter yaratan O’dur. Geceyi de gündüzün üzerine O örtüyor. Şüphesiz bütün bunlarda düşünen bir toplum için ibretler vardır.” (Ra’d/3) (2)
    3. “O, göklerde ve yerde ne varsa hepsini, kendi katından (bir lütuf olmak üzere) size boyun eğdirmiştir. Elbette bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır.” (Câsiye/13)
    İNSANIN YARATILIŞI
    4. “Rahimlerde sizi dilediği gibi şekillendiren O’dur. O’ndan başka ilâh yoktur. O mutlak güç ve hikmet sâhibidir.” (Âl-i İmrân/6)
    5. “O sizi bir tek nefisten (Âdem’den) yaratandır. (Sizin için) bir kalma yeri, bir de emânet olarak konulacağınız yer vardır. Anlayan bir toplum için âyetleri ayrıntılı bir şekilde açıkladık.” (En’am/98) (3)
    6. Ey insanlar! Eğer yeniden dirilmekten şüphede iseniz, şunu bilin ki, biz sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra alakadan (aşılanmış yumurta veya embriyodan), sonra uzuvları (önce) belirsiz, (sonra da) belirlenmiş canlı et parçasından (uzuvları zamanla oluşan ceninden) yarattık ki, size (kudretimizi) gösterelim. Ve dilediğimizi, belirlenmiş bir süreye kadar rahimlerde bekletiriz; sonra sizi bir bebek olarak dışarı çıkarırız. Sonra güçlü çağınıza ulaşmanız için (sizi büyütürüz). İçinizden kimi vefât eder; yine içinizden kim de ömrün en verimsiz çagğına kadar götürülür; tâ ki bilen bir kimse olduktan sonra bir şey bilmez hâle gelsin. Sen, yeryüzünü de kupkuru ve ölü bir hâlde görürsün; fakat biz; üzerine yağmur indirdiğimzide o, kıpırdanır, kabarır ve her çeşitten (veya çiftten) iç açıcı bitkiler verir.” (Hac/5) (4)
    7. “Andolsun biz insanı, çamurdan (süzüp çıkarılmış) bir özden yarattık. Sonra onu sağlam bir karargâhta nutfe hâline getirdik. Sonra nutfeye alaka (aşılanmış yumurta veya embriyo) yaptık. Peşinden, alakayı, mudga (bir parçacık et) hâline soktuk; bu bir parçacık eti kemiklere (iskelete) çevirdik; bu kemikleri etle kapladık. Sonra onu başka bir yaratılışla insan hâline getirdik. Yapıp-yaratanların en güzeli olan Allah pek yücedir.” (Mü’minûn/12-14) (5)
    8. “Ölüden diriyi, diriden de ölüyü O çıkarıyor; yeryüzünü ölümünün ardından O canlandırıyor. İşte siz de (kabirlerinizden) böyle çıkarılacaksınız.” (Rûm/19) (6)
    KEVNÎ (KOZMOLOJİK) ÂYETLER
    Güneş ve Ay’la İlgili Âyetler:
    9. “Güneşe ve kuşluk vaktindeki aydınlığına, güneşi tâkip ettiğinde (ışığını ondan aldığında) aya yemîn olsun.” (Şems/1-2)
    10. “Görmekte olduğunuz gökleri direksiz olarak yükselten, sonra Arş’a istivâ eden, güneşi ve ay’ı emrine boyun eğdiren Allah’tır. (Bunların) her biri muayyen bir vakte kadar akıp gitmektedir. O, Rabbinize kavuşacağınıza kesin olarak inanmanız için her işi düzenleyip âyetleri açıklamaktadır.” (Ra’d/2) (7)
    11. “Ay için birtakım yörüngeler tâyîn ettik. Nihâyet o, eğri hurma dalı gibi (hilâl) olur da geri döner. Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzerler.” (Yâsîn/39-40) (8)
    12. “Güneş ve ay bir hasâba göre (hareket etmekte)dir.” (Rahmân: 5)
    13. “Sonra duman hâlinde olan göğe yöneldi, ona ve yerküreye; ‘İstexyerek veya istemeyerek gelin!’ dedi. İkisi de ‘İsteyerek geldik!’ dediler.” (Fussılet/11) (9)
    14. “Gökleri ve yeri yarattığı günde Allah’ın yazısına göre Allah katında ayların sayısı on iki olup bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu doğru hesaptır. (...)” (Tevbe/36) (10)
    15. “O, sabâhı aydınlatandır. O, geceyi dinlenme zamânı, güneş ve ay’ı (vakitlerin tâyîni için) birer hesap ölçüsü kılmıştır. İşte bu, Azîz olan ve (her şeyi) pek iyi bilen Allah’ın takdîridir” (En’âm/96)
    Rüzgârla İlgili Bir Âyet:
    16. “Biz, rüzgârları aşılayıcı olarak gönderdik ve gökten bir su indirdik de onunla su ihtiyâcınızı karşıladık. (Böyle yapmasaydık) siz suyu depolayamazdınız.” (Hicr/22) (11)
    ***
    Kur’ân’da müsbet bilimin verileriyle açıklanabilecek âyetler elbette ki bu kadar değildir. Biz burada sâdece bâzı âyetleri alabildik. Bu âyetleri ve açıklamaları toplu bir şekilde bulmak isteyenler, Kur’ân fihristlerine ve tefsirlere bakmalıdırlar.
    _______
    1) Allah Teâlâ 190. âyette göklerin ve yerin yaratılışı ile gece ve gündüzün değişimini, bir başka deyişle mekân ve zamânın ilâhî kudrete delâletini akl-ı selîm sâhiplerinin ibret nazarına sunuyor ve böylece bizden varlığın gerçek bilgisine ulaşma çabası göstermemizi, özlü bir ifâde ile istiyor. Bu âyet Müslümanların astronomi bilimine gösterdiği yakın ilginin en büyük teşvikçisidir.
    2) Bu âyet modern ilmin bir keşfi olan bitkilerdeki döllenme olayını haber veriyor.
    3) Bu âyette anlatılan ‘kalma yeri’nden maksatt, babaların sulbü veya hayâta elverişli olan yeryüzü, ‘emânet olarak konulacak yer’den maksat da ana rahmi veya mezardır.
    4) Allah Teâlâ bu âyette öldükten sonra tekrar dirilmeyi inkâr edenlere karşı önce, insanın yaratılış seyrini veciz bir şekilde ifâde buyuruyor. Burada insanın nutfe, yâni sperma hâlinden başlayarak dünyâya gelişine kadarki bu oluşumu açıklanmıştır.
    “Alaka” kelimesi Arapçada “ilişik, ilişki, kulp, sülük, tutunmak, yakalanmak, donmuş kan” gibi mânâlarda kullanılmaktadır. İnsanın oluşumunda kullanılan “alaka”, kadının, sperm tarafından aşılanmış ve rahme yerleşmiş yumurtasıdır.
    5) Kur’ân’ın ifâde ettiği bu yaratılış safhaları modern anatomi bilgisiyle de doğrulanmaktadır. Döllenme esnâsında erkek, ikiyüz-üç yüz küçük hücre çıkarır. Kur’ân’da “nutfe” adı verilen bu sperm, kuyruğunun titreşimiyle hareket eder, kadının rahmine ulaşınca, yukmurtacığa yalnız bir hücre aşılar. Aşılanmış yumurtacık ikiye, dörde, sekize, on altıya... bölünmeye başlar. Böylece Kur’ân-ı Hakîm’in buyurduğu gibi hücre kan pıhtısına benzer bir şekil alır. Bu zun biçimi alan cenin, 40 gün kadar böyle alaka (embriyo) hâlinde kalır. Bölünme sonunda çoğalan bu nokta yuvarlaklaşır. Ne olduğu belli-belirsiz bir görüntü kazanır. Alaka, bir çiğnem et şekline konulmuş olur. Mü’minûn Sûresi 13. Âyette belirtildiği gibi, insanın yaratılışı nutfe ile başlar. Nutfe alakaya, alaka mudgaya döner. Mudganın içinde teşekkül eden kemikleri adale dokusu sarar. Yüce Kudret insanı böyle yaratır.
    Aynı hususta bk. Kıyâme/37-39; İnsan/1-2; Alak/2.
    6) Âyette, yeryüzündaki sürekli yenilenme olayına işâretle, öldükten sonra dirilmenin hiç de öyle akıl almaz bir şey olmadığı özlü bir şekilde anlatılmış olmaktadır.
    7) Güneş ve ayın belirtilen süreye kadar akıp gitmesi, kendi yörüngeleri etrâfında dönüşlerini kıyâmete kadar sürdürmeleri veya güneşin bir yılda, ayın da bir ayda dönüşünü tamamlamasıdır.
    8) Yakın meâldeki âyetler için bk. Enbiyâ/33; Yunus/5.
    9) Bu âyet göklerin başlangıçta gaz (duman) hâlinde oluşuna işâret etmektedir.
    10) Allah Teâlâ gökleri ve yeri yarttığı zaman ay’ın hareketlerini öyle ayarladı ki ay sistemine göre bir yılda on iki ay meydâna gelmiş ve bir yıl 355 gün olmuştur.
    11) Müsbet bilim de, yağmurun yağmasında rüzgârın büyük rol oynadığını, aynı zamanda bitkiler üzerinde eserken, onların erkek tohumlarını dişi tohumlarının üzerine kondurmak sûretiyle onları aşıladığını isbât etmektedir. Bu âyette ayrıca yağmur sularının yer katmanlarında stok edildiği ve birçok bölgede su ihtiyâcının böyle karşılandığı ifâde edilmektedir.
    KAYNAKLAR: Âyetlerin kısa açıklamaları için Ali Özek vd.’nin hazırladığı Kur’ân-ı Kerîm ve Türkçe Açıklamalı Meâli (Medîn, 1992)’den yararlanılmıştır. Ayrıca Mü’minûn 12-14.âyetlerin açıklamasında ise Abdullah Fârûkî el-Müceddidî’nin “Mü’minûn Sûresi 13.ve 14. Âyetlerinin Tasavvufî Tefsîri/İnsanın Yaratılış Safhaları” (Özlenen Fark, Yıl: 2, Mart 1998 Sayı: 20) başlıklı tefsir yazısından.


    Mûnis Vedâ






+ Yorum Gönder