Konusunu Oylayın.: Kuranı kerimde aklımızı kullanmamızı isteyen ayetler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 9 kişi
Kuranı kerimde aklımızı kullanmamızı isteyen ayetler
  1. 02.Mart.2013, 23:39
    1
    Misafir

    Kuranı kerimde aklımızı kullanmamızı isteyen ayetler






    Kuranı kerimde aklımızı kullanmamızı isteyen ayetler Mumsema Kuranı kerimde aklımızı kullanmamızı isteyen ayetlere ihtiyacım var bana aklımızı kullanmamızı isteyen konulu ayetler verir misiniz ?


  2. 02.Mart.2013, 23:39
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Kuranı kerimde aklımızı kullanmamızı isteyen ayetlere ihtiyacım var bana aklımızı kullanmamızı isteyen konulu ayetler verir misiniz ?


    Benzer Konular

    - Fal ile ilgili kuranı kerimde geçen ayetler

    - Kuranı kerimde bol rızık ile ilgili Ayetler

    - Kuranı Kerimde İyilikle İlgili Ayetler

    - Kuranı Kerimde duhan ile ilgili ayetler

    - Kuran aklımızı kullanmamızı ister

  3. 03.Mart.2013, 13:49
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Kuranı kerimde aklımızı kullanmamızı isteyen ayetler‎




    Kur'an-ı Kerim Aklımızı Kullanmamız hakkında bilgi

    Kur’an hayatın her alanında insanın düşünce ve bilgiye göre hareket etmesini emreder. Yerin ve göklerin yaratılışı üzerinde düşünmemizi emreden ayetlerin hedeflediği amaç, insanların yaratıcıdan izler görerek O’nu bulmasıdır. Aklını en çok kullananlar, bilgiyi en çok elde edenlerdir ve:

    “Allah’ın kulları arasında O’na (karşı gelmekten) en çok korkanlar alimlerdir.”

    İslam dini aklın kullanılmasını ısrarla emreder. Kur'an-ı Kerim, düşünen ve olaylar hakkında akıl yürüterek ders çıkaranları övmüştür. Kur’an’da pek çok ayette “düşünmez misiniz”, “anlamaz mısınız”, "aklınızı kullanmaz mısınız” ihtarları yer alır.

    Düşünsel anlamda insan aklına hitap eden Kur'an ayetlerinin sayısı 750’yi aşkındır. Bu ayetlerde Yüce Allah, evrendeki çeşitli varlıkları örnek verir, onlar üzerinde düşünmemizi ister. İnsanın kendi yaratılışına bakmasını, doğmadan önceki halini ve daha sonra hayat içinde yol aldığı aşamaları incelemesini teklif eder. Evrenin her yanında bulunan yaratıcımıza ait izleri bir türlü göremeyen inkarcılarla ilgili olarak, Yüce Allah sitemle şöyle buyurur:

    “Onların kalpleri var ama onunla idrak etmiyorlar, onların gözleri var fakat onlarla görmüyorlar; onların kulakları var fakat onlarla duymuyorlar. Sanki hayvan sürüsü... hayır, belki onlardan da aşağı! Körcesine dalıp gitmiş olanlar işte böyledir.” (Araf, 179)

    Yüce Allah, putların önünde saygıyla eğilen, onlarda büyük güçler gören, istekleri ve dileklerinin gerçekleşmesi için putlara yalvarıp yakaran müşrikleri, omuzlarından tutup sarsarcasına şöyle buyuruyor:

    “Ey İnsanlar! işte size bir örnek veriliyor: onu dinleyin şimdi: Sizin Allah’tan başka yalvarıp yakardığınız bütün o (düzmece) varlıklar, hepsi bir araya gelseler bir sinek bile yaratamazlar (değil mi?) Hatta bir sinek onlardan bir şey kapacak olsa onu bile geri alamazlar! Başvurup isteyen de güçsüz, başvurulan ve istenen de...” (Hacc 73)

    Kur’an sadece Allah’a iman konusunda değil, konuşmalarımızda, yargılarımızda ve karşılaştığımız problemlerin çözümünde aklımızı kullanmamızı, önyargılar ve peşin hükümlerle hareket etmemizi emreder. Bu konuda Kur’an yine putperestleri kınayarak:

    “Onların çoğu zanna (temelsiz inançlara, peşin hükümlere) dayanırlar. Halbuki zan, hakikat karşısında hiçbir şey ifade etmez.” buyurur.

    Bizler, Allah’ın canlılar içinde sadece biz insanlara bağışladığı aklımızı, doğru bir şekilde kullanmalıyız. Bilmeliyiz ki akıl büyük bir nimettir ve her nimet gibi sorumluluğu bulunmaktadır:

    “Güneşi ve onun aydınlık veren parlaklığını düşün...
    Ve güneş(in ışığını yansıtan) ayı...
    Dünyayı gün ışığına çıkaran gündüzü düşün...
    Ve onu karanlığa boğan geceyi...
    Gökyüzünü ve onun harika yapısını düşün...
    Ve yeryüzünü, onun (uçsuz bucaksız) genişliğini...
    İnsan benliğini düşün, onun nasıl (yaratılma) amacına uygun olarak şekillendiğini... Ve nasıl ahlâkî zaaflarla olduğu kadar Allah’a sorumluluk bilinciyle donatıldığını düşün...
    Her kim (benliğini) arındırırsa kesinlikle mutluluğa erişir; onu (karanlığa) gömen ise hüsrandadır.” (Şems, 1-10)

    Anlatım: Dr. Ali Kuzudişli

    in anlayışı içinde farklı görüşleri ortaya çıkaran çeşitli sebepler bulunmaktadır. İnsanların zeka seviyeleri, kabiliyetleri, ilgileri farklı olduğu gibi olaylara bakışları ve yorumlayışları da değişiktir. İnsanların mizaçları, arzu ve istekleri de birbirinden farklıdır.

    Diğer yandan siyaset, dinî anlayışı şekillendiren, anlayışları birbirinden uzaklaştıran en önemli etkenlerden biridir. Siyasi amaçları olan biri, dini, doğru anlamaktan çok, kendi güttüğü siyasete en yarayışlı bir şekilde nasıl anlaşılması gerekiyorsa o şekilde anlamayı tercih etmektedir.

    İnsanın içinde yaşadığı toplum ve kültür, o insan henüz doğmadan önce, onun için çeşitli inançlar, sevgiler, nefretler, korkular... hazırlamıştır bile. İnsan dünyaya geldiğinde toplum kendi değerleri ve kültürüyle o bebeği besler ve ölünceye kadar ondan ilgisini eksik etmez. Bu durum, insanın din algılayışını da etkilemektedir.

    Din anlayışını etkileyen diğer önemli bir etken de ekonomidir. İnsanların ekonomik güçleri aynı değildir. İnsanların gelirlerinin az olması, onların iyi eğitim almalarını, eğitimle ilgili araç ve gereçlere kolayca ulaşabilmelerine engel olmaktadır. Eğitim düzeyinin düşük kalması ise insanların cahilce anlayışlara saplanmalarına yol açabilmektedir.

    Onlara: "İnsanların (müslümanların) inandığı gibi inanın." denilince, "Biz de o beyinsizlerin inandığı gibi mi inanacağız?" derler. İyi bilin ki, asıl beyinsiz kendileridir fakat bilmezler.

    İnsanlara iyiliği emreder de kendinizi unutur musunuz? Halbuki kitab (Tevrat)ı okuyorsunuz. Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız?

    İşte bundan dolayı, o sığırın bir parçası ile o ölüye vurun, dedik. Allah ölüleri işte böyle diriltir ve size âyetlerini gösterir, belki aklınızı başınıza toplarsınız.

    Şimdi bunların, size hemen inanacaklarını ümit mi ediyorsunuz? Halbuki bunlardan bir grup vardı ki, Allah'ın kelâmını işitirlerdi de sonra ona akılları yattığı halde bile bile onu tahrif ederlerdi.

    Üstelik iman edenlere rastladıklarında inandık derler, birbirleriyle başbaşa kaldıkları zaman, "Rabbinizin huzurunda aleyhinize delil olarak kullansınlar diye mi tutup Allah'ın size açıkladığı gerçekleri onlara da söylüyorsunuz? Hiç aklınız yok mu be?" derlerdi.

    Onlara: "Allah'ın indirdiğine uyun." dendiği vakit de: "Yok, atalarımızı neyin üzerinde bulduysak ona uyarız." dediler. Ya ataları bir şeye akıl erdiremez ve doğruyu seçemez idiyseler de mi onlara uyacaklar?

    O kâfirlerin hali, sadece bir çağırma veya bağırmadan başkasını işitmeyerek haykıranın haline benzer; onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler, akıl da etmezler.

    Ey temiz akıl sahipleri! Kısasta sizin için bir hayat vardır. Ümit edilir ki, korunursunuz.

    Hac, bilinen aylardadır. Her kim o aylarda hacca başlayıp kendisine farz ederse; artık hacda kadına yaklaşmak, günah işlemek ve kavga etmek yoktur. Siz hayırdan ne işlerseniz, Allah onu bilir. Kendinize azık edinin.Şüphesiz ki azıkların en hayırlısı Allah korkusudur. Ey akıl sahipleri! Benden korkun!

    İşte akıllarınız ersin diye, Allah size âyetlerini böylece açıklıyor.

    Dilediğine hikmet verir, hikmet verilene ise pek çok hayır verilmiş demektir. Ve bunu ancak üstün akıllılar anlar.

    Ey iman edenler! Belli bir vade ile karşılıklı borç alış verişinde bulunduğunuz vakit onu yazın. Hem aranızda doğruluğuyla tanınmış yazı bilen biri yazsın. Yazı bilen biri, Allah'ın, kendisine öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmasın da yazsın. Bir de hak kendi üzerinde olan adam söyleyip yazdırsın ve herbiri yazarken Rabbi olan Allah'dan korksun da haktan birşey eksiltmesin. Şayet borçlu bir bunak veya küçük bir çocuk veya söyleyip yazdıramıyacak durumda biri ise velisi doğrusunu söyleyip yazdırsın. Erkeklerinizden hazırda olan iki kişiyi şahit de yapın. Şayet iki tane erkek hazırda yoksa, o zaman doğruluğuna güvendiğiniz şahitlerden bir erkekle iki kadın ki, birisi unutunca, öbürü hatırlatsın, şahitler de çağırıldıklarında kaçınmasınlar; siz yazanlar da az olmuş, çok olmuş, onu vadesine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun olduğu gibi; hem şahitlik için daha sağlam, hem şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Meğer ki, aranızda hemen devredeceğiniz bir ticaret olsun, o zaman bunu yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Alım satım yaptığınız vakit de yine şahit tutun. Ayrıca ne yazan, ne de şahitlik eden bir zarar görmesin. Eğer onlara zarar verirseniz, o işte mutlaka size dokunacak bir günah olur. Üstelik Allah'dan korkun. Allah size ayrıntılarıyla öğretiyor ve Allah her şeyi bilir.



  4. 03.Mart.2013, 13:49
    2
    Editör



    Kur'an-ı Kerim Aklımızı Kullanmamız hakkında bilgi

    Kur’an hayatın her alanında insanın düşünce ve bilgiye göre hareket etmesini emreder. Yerin ve göklerin yaratılışı üzerinde düşünmemizi emreden ayetlerin hedeflediği amaç, insanların yaratıcıdan izler görerek O’nu bulmasıdır. Aklını en çok kullananlar, bilgiyi en çok elde edenlerdir ve:

    “Allah’ın kulları arasında O’na (karşı gelmekten) en çok korkanlar alimlerdir.”

    İslam dini aklın kullanılmasını ısrarla emreder. Kur'an-ı Kerim, düşünen ve olaylar hakkında akıl yürüterek ders çıkaranları övmüştür. Kur’an’da pek çok ayette “düşünmez misiniz”, “anlamaz mısınız”, "aklınızı kullanmaz mısınız” ihtarları yer alır.

    Düşünsel anlamda insan aklına hitap eden Kur'an ayetlerinin sayısı 750’yi aşkındır. Bu ayetlerde Yüce Allah, evrendeki çeşitli varlıkları örnek verir, onlar üzerinde düşünmemizi ister. İnsanın kendi yaratılışına bakmasını, doğmadan önceki halini ve daha sonra hayat içinde yol aldığı aşamaları incelemesini teklif eder. Evrenin her yanında bulunan yaratıcımıza ait izleri bir türlü göremeyen inkarcılarla ilgili olarak, Yüce Allah sitemle şöyle buyurur:

    “Onların kalpleri var ama onunla idrak etmiyorlar, onların gözleri var fakat onlarla görmüyorlar; onların kulakları var fakat onlarla duymuyorlar. Sanki hayvan sürüsü... hayır, belki onlardan da aşağı! Körcesine dalıp gitmiş olanlar işte böyledir.” (Araf, 179)

    Yüce Allah, putların önünde saygıyla eğilen, onlarda büyük güçler gören, istekleri ve dileklerinin gerçekleşmesi için putlara yalvarıp yakaran müşrikleri, omuzlarından tutup sarsarcasına şöyle buyuruyor:

    “Ey İnsanlar! işte size bir örnek veriliyor: onu dinleyin şimdi: Sizin Allah’tan başka yalvarıp yakardığınız bütün o (düzmece) varlıklar, hepsi bir araya gelseler bir sinek bile yaratamazlar (değil mi?) Hatta bir sinek onlardan bir şey kapacak olsa onu bile geri alamazlar! Başvurup isteyen de güçsüz, başvurulan ve istenen de...” (Hacc 73)

    Kur’an sadece Allah’a iman konusunda değil, konuşmalarımızda, yargılarımızda ve karşılaştığımız problemlerin çözümünde aklımızı kullanmamızı, önyargılar ve peşin hükümlerle hareket etmemizi emreder. Bu konuda Kur’an yine putperestleri kınayarak:

    “Onların çoğu zanna (temelsiz inançlara, peşin hükümlere) dayanırlar. Halbuki zan, hakikat karşısında hiçbir şey ifade etmez.” buyurur.

    Bizler, Allah’ın canlılar içinde sadece biz insanlara bağışladığı aklımızı, doğru bir şekilde kullanmalıyız. Bilmeliyiz ki akıl büyük bir nimettir ve her nimet gibi sorumluluğu bulunmaktadır:

    “Güneşi ve onun aydınlık veren parlaklığını düşün...
    Ve güneş(in ışığını yansıtan) ayı...
    Dünyayı gün ışığına çıkaran gündüzü düşün...
    Ve onu karanlığa boğan geceyi...
    Gökyüzünü ve onun harika yapısını düşün...
    Ve yeryüzünü, onun (uçsuz bucaksız) genişliğini...
    İnsan benliğini düşün, onun nasıl (yaratılma) amacına uygun olarak şekillendiğini... Ve nasıl ahlâkî zaaflarla olduğu kadar Allah’a sorumluluk bilinciyle donatıldığını düşün...
    Her kim (benliğini) arındırırsa kesinlikle mutluluğa erişir; onu (karanlığa) gömen ise hüsrandadır.” (Şems, 1-10)

    Anlatım: Dr. Ali Kuzudişli

    in anlayışı içinde farklı görüşleri ortaya çıkaran çeşitli sebepler bulunmaktadır. İnsanların zeka seviyeleri, kabiliyetleri, ilgileri farklı olduğu gibi olaylara bakışları ve yorumlayışları da değişiktir. İnsanların mizaçları, arzu ve istekleri de birbirinden farklıdır.

    Diğer yandan siyaset, dinî anlayışı şekillendiren, anlayışları birbirinden uzaklaştıran en önemli etkenlerden biridir. Siyasi amaçları olan biri, dini, doğru anlamaktan çok, kendi güttüğü siyasete en yarayışlı bir şekilde nasıl anlaşılması gerekiyorsa o şekilde anlamayı tercih etmektedir.

    İnsanın içinde yaşadığı toplum ve kültür, o insan henüz doğmadan önce, onun için çeşitli inançlar, sevgiler, nefretler, korkular... hazırlamıştır bile. İnsan dünyaya geldiğinde toplum kendi değerleri ve kültürüyle o bebeği besler ve ölünceye kadar ondan ilgisini eksik etmez. Bu durum, insanın din algılayışını da etkilemektedir.

    Din anlayışını etkileyen diğer önemli bir etken de ekonomidir. İnsanların ekonomik güçleri aynı değildir. İnsanların gelirlerinin az olması, onların iyi eğitim almalarını, eğitimle ilgili araç ve gereçlere kolayca ulaşabilmelerine engel olmaktadır. Eğitim düzeyinin düşük kalması ise insanların cahilce anlayışlara saplanmalarına yol açabilmektedir.

    Onlara: "İnsanların (müslümanların) inandığı gibi inanın." denilince, "Biz de o beyinsizlerin inandığı gibi mi inanacağız?" derler. İyi bilin ki, asıl beyinsiz kendileridir fakat bilmezler.

    İnsanlara iyiliği emreder de kendinizi unutur musunuz? Halbuki kitab (Tevrat)ı okuyorsunuz. Hâlâ aklınızı başınıza almayacak mısınız?

    İşte bundan dolayı, o sığırın bir parçası ile o ölüye vurun, dedik. Allah ölüleri işte böyle diriltir ve size âyetlerini gösterir, belki aklınızı başınıza toplarsınız.

    Şimdi bunların, size hemen inanacaklarını ümit mi ediyorsunuz? Halbuki bunlardan bir grup vardı ki, Allah'ın kelâmını işitirlerdi de sonra ona akılları yattığı halde bile bile onu tahrif ederlerdi.

    Üstelik iman edenlere rastladıklarında inandık derler, birbirleriyle başbaşa kaldıkları zaman, "Rabbinizin huzurunda aleyhinize delil olarak kullansınlar diye mi tutup Allah'ın size açıkladığı gerçekleri onlara da söylüyorsunuz? Hiç aklınız yok mu be?" derlerdi.

    Onlara: "Allah'ın indirdiğine uyun." dendiği vakit de: "Yok, atalarımızı neyin üzerinde bulduysak ona uyarız." dediler. Ya ataları bir şeye akıl erdiremez ve doğruyu seçemez idiyseler de mi onlara uyacaklar?

    O kâfirlerin hali, sadece bir çağırma veya bağırmadan başkasını işitmeyerek haykıranın haline benzer; onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler, akıl da etmezler.

    Ey temiz akıl sahipleri! Kısasta sizin için bir hayat vardır. Ümit edilir ki, korunursunuz.

    Hac, bilinen aylardadır. Her kim o aylarda hacca başlayıp kendisine farz ederse; artık hacda kadına yaklaşmak, günah işlemek ve kavga etmek yoktur. Siz hayırdan ne işlerseniz, Allah onu bilir. Kendinize azık edinin.Şüphesiz ki azıkların en hayırlısı Allah korkusudur. Ey akıl sahipleri! Benden korkun!

    İşte akıllarınız ersin diye, Allah size âyetlerini böylece açıklıyor.

    Dilediğine hikmet verir, hikmet verilene ise pek çok hayır verilmiş demektir. Ve bunu ancak üstün akıllılar anlar.

    Ey iman edenler! Belli bir vade ile karşılıklı borç alış verişinde bulunduğunuz vakit onu yazın. Hem aranızda doğruluğuyla tanınmış yazı bilen biri yazsın. Yazı bilen biri, Allah'ın, kendisine öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmasın da yazsın. Bir de hak kendi üzerinde olan adam söyleyip yazdırsın ve herbiri yazarken Rabbi olan Allah'dan korksun da haktan birşey eksiltmesin. Şayet borçlu bir bunak veya küçük bir çocuk veya söyleyip yazdıramıyacak durumda biri ise velisi doğrusunu söyleyip yazdırsın. Erkeklerinizden hazırda olan iki kişiyi şahit de yapın. Şayet iki tane erkek hazırda yoksa, o zaman doğruluğuna güvendiğiniz şahitlerden bir erkekle iki kadın ki, birisi unutunca, öbürü hatırlatsın, şahitler de çağırıldıklarında kaçınmasınlar; siz yazanlar da az olmuş, çok olmuş, onu vadesine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun olduğu gibi; hem şahitlik için daha sağlam, hem şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Meğer ki, aranızda hemen devredeceğiniz bir ticaret olsun, o zaman bunu yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Alım satım yaptığınız vakit de yine şahit tutun. Ayrıca ne yazan, ne de şahitlik eden bir zarar görmesin. Eğer onlara zarar verirseniz, o işte mutlaka size dokunacak bir günah olur. Üstelik Allah'dan korkun. Allah size ayrıntılarıyla öğretiyor ve Allah her şeyi bilir.



  5. 10.Mart.2015, 18:17
    3
    Misafir

    Cevap: Kuranı kerimde aklımızı kullanmamızı isteyen ayetler‎

    Güzel ellerinize Sağlık


  6. 10.Mart.2015, 18:17
    3
    Reklam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Reklam
    Misafir
    Güzel ellerinize Sağlık





+ Yorum Gönder