Konusunu Oylayın.: İlimle İlgili Hadis ve Ayetler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
İlimle İlgili Hadis ve Ayetler
  1. 02.Mart.2013, 22:41
    1
    Misafir

    İlimle İlgili Hadis ve Ayetler






    İlimle İlgili Hadis ve Ayetler Mumsema İlimle İlgili Hadis ve Ayetler nelerdir İlim hakkında ayeti kelimeler verir misiniz ?


  2. 02.Mart.2013, 22:41
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 05.Mart.2013, 17:03
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,585
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: İlimle İlgili Hadis ve Ayetler




    ilim ile ilgili ayet mealleri ve ayet numaraları

    6. Sure (En'âm Suresi), 80. Ayet
    Kavmi onunla tartışmaya girişti. Dedi ki: "Beni doğru yola iletmişken Allah hakkında benimle tartışmaya mı kalkışıyorsunuz? Hem sizin ona ortak koştuklarınızdan ben korkmam; ancak Rabbim'in bir şey dilemiş olması başka. Rabbim'in ilmi her şeyi kuşatmıştır. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?"

    6. Sure (En'âm Suresi), 81. Ayet
    "Allah'ın, size, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri ona ortak koşmaktan korkmuyorsunuz da, ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden ne diye korkayım? Öyle ise iki taraftan hangisi güvende olmaya daha layıktır? Eğer biliyorsanız söyleyin."

    6. Sure (En'âm Suresi), 97. Ayet
    O, sayelerinde, kara ve denizin karanlıklarında yolunuzu bulasınız diye sizin için yıldızları yaratandır. Bilen bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıkladık.

    6. Sure (En'âm Suresi), 98. Ayet
    O, sizi bir tek candan yaratandır. Sizin bir karar kılma yeriniz, bir de emanet bırakılma yeriniz var. Biz anlayan bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıklamışızdır.

    6. Sure (En'âm Suresi), 104. Ayet
    Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller geldi. Artık kim gözünü açar hakkı idrak ederse kendi yararına, kim de (hakkın karşısında) körlük ederse kendi zararınadır. Ben başınızda bekçi değilim.

    6. Sure (En'âm Suresi), 105. Ayet
    Onlar, "Sen iyi ders almışsın" desinler diye ve bir de bilen bir toplum için onu (Kur'an'ı) açıklayalım diye âyetleri değişik biçimlerde işte böylece açıklıyoruz.

    7. Sure (A'râf Suresi), 32. Ayet
    De ki: "Allah'ın, kulları için yarattığı zîneti ve temiz rızkı kim haram kılmış?" De ki: "Bunlar, dünya hayatında mü'minler içindir. Kıyamet gününde ise yalnız onlara özgüdür. İşte bilen bir topluluk için âyetleri, ayrı ayrı açıklıyoruz."

    10. Sure (Yûnus Suresi), 5. Ayet
    O, güneşi bir ışık (kaynağı), ayı da (geceleyin) bir aydınlık (kaynağı) kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona menziller takdir edendir. Allah bunları (boş yere değil) ancak gerçek ile (hikmeti gereğince) yaratmıştır. O, âyetlerini, bilen bir topluma ayrı ayrı açıklamaktadır.

    10. Sure (Yûnus Suresi), 55. Ayet
    Bilesiniz ki, göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. Yine bilesiniz ki, Allah'ın va'di haktır. Fakat onların çoğu bunu bilmez.

    12. Sure (Yûsuf Suresi), 68. Ayet
    Babalarının emrettiği şekilde (ayrı kapılardan) girdiklerinde (bile) bu, Allah'tan gelecek hiçbir şeyi onlardan uzaklaştıracak değildi. Sadece Yakub içindeki bir dileği ortaya koymuş oldu. Şüphesiz o, biz kendisine öğrettiğimiz için bilgi sahibidir. Fakat insanların çoğu bilmezler.



    16. Sure (Nahl Suresi), 38. Ayet
    Onlar, "Allah ölen bir kimseyi diriltmez." diye var güçleriyle Allah'a yemin ettiler. Hayır diriltecek! Bu, yerine getirilmesini Allah'ın üzerine aldığı bir vaaddir. Fakat insanların çoğu bilmezler.

    16. Sure (Nahl Suresi), 43. Ayet
    Senden önce de ancak, kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.

    21. Sure (Enbiyâ Suresi), 7. Ayet
    Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz bir takım erkekleri peygamber gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.

    23. Sure (Mü'minûn Suresi), 84. Ayet
    De ki: "Eğer biliyorsanız söyleyin: Yer ve yerde bulunanlar kime aittir?"

    23. Sure (Mü'minûn Suresi), 85. Ayet
    Allah'ındır" diyecekler. "Öyle ise siz hiç düşünüp öğüt almaz mısınız?" de.

    23. Sure (Mü'minûn Suresi), 88. Ayet
    De ki: "Eğer biliyorsanız söyleyin: Her şeyin hükümranlığı elinde olan, kendisi koruyan, kendisine karşı korunulamaz olan kimdir?"

    23. Sure (Mü'minûn Suresi), 89. Ayet
    "Allah'ındır" diyecekler. "Öyle ise nasıl aldanıyorsunuz?" de.

    27. Sure (Neml Suresi), 50. Ayet
    Onlar bir tuzak kurdular. Farkında değillerken Allah da bir tuzak kurdu.

    27. Sure (Neml Suresi), 51. Ayet
    Bak onların tuzaklarının sonucu nasıl oldu: Biz onları ve kavimlerini topyekün helak ettik.

    27. Sure (Neml Suresi), 52. Ayet
    İşte zulümleri yüzünden harabeye dönmüş evleri! Şüphesiz bunda bilen bir kavim için bir ibret vardır.



    28. Sure (Kasas Suresi), 57. Ayet
    Onlar, "Sizinle beraber doğru yolu tutarsak, kendi yurdumuzdan koparılıp çıkarılırız" dediler. Biz onları tarafımızdan bir rızık olarak, her türlü meyve ve mahsullerin kendisinde toplandığı, saygın ve güvenlikli bir yere yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler.

    29. Sure (Ankebût Suresi), 64. Ayet
    Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte gerçek hayat odur. Keşke bilselerdi!

    30. Sure (Rûm Suresi), 1. Ayet
    Elif Lâm Mîm.

    30. Sure (Rûm Suresi), 2. Ayet
    Rumlar, yakın bir yerde yenilgiye uğratıldılar. Onlar yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Önce de, sonra da emir Allah'ındır. O gün Allah'ın (Rumlara) zafer vermesiyle mü'minler sevinecektir. Allah dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.

    30. Sure (Rûm Suresi), 6. Ayet
    Allah (onlara zafer konusunda) bir vaadde bulunmuştur. Allah vaadinden dönmez. Fakat insanların çoğu bilmezler.

    30. Sure (Rûm Suresi), 7. Ayet
    Onlar dünya hayatının ancak dış yönünü bilirler. Ahiret konusunda ise tamamen gaflettedirler.

    30. Sure (Rûm Suresi), 22. Ayet
    Göklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda bilenler için elbette ibretler vardır

    30. Sure (Rûm Suresi), 30. Ayet
    Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir. Allah'ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata sımsıkı tutun. Allah'ın yaratmasında hiçbir değiştirme yoktur. İşte bu dosdoğru dindir. Fakat insanların çoğu bilmezler.

    31. Sure (Lokmân Suresi), 25. Ayet
    Andolsun, eğer onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, mutlaka "Allah" derler. De ki, "Hamd Allah'a mahsustur." Fakat onların çoğu bilmezler.

    34. Sure (Sebe' Suresi), 28. Ayet
    Biz seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bilmezler.



    34. Sure (Sebe' Suresi), 36. Ayet
    Ey Muhammed, de ki: "Şüphesiz, Rabbim rızkı dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. Fakat insanların çoğu bilmezler."

    39. Sure (Zümer Suresi), 25. Ayet
    Onlardan öncekiler de yalanladılar ve azap kendilerine farkına varamadıkları bir yerden geldi.

    39. Sure (Zümer Suresi), 26. Ayet
    Böylece Allah dünya hayatında onlara zilleti tattırdı. Elbette ki ahiret azabı daha büyüktür. Keşke bilselerdi!

    39. Sure (Zümer Suresi), 49. Ayet
    İnsana bir zarar dokunduğunda bize yalvarır. Sonra ona tarafımızdan bir nimet verdiğimizde, "Bu, bana ancak bilgim sayesinde verilmiştir" der. Hayır, o bir imtihandır. Fakat onların çoğu bilmezler.

    39. Sure (Zümer Suresi), 50. Ayet
    Bunu kendilerinden öncekiler de söylemişti ama kazandıkları şeyler onlara hiçbir yarar sağlamamıştı.

    40. Sure (Mü'min Suresi), 57. Ayet
    Elbette göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir. Fakat insanların çoğu bilmezler.

    41. Sure (Fussilet Suresi), 1. Ayet
    Hâ Mîm.

    41. Sure (Fussilet Suresi), 2. Ayet
    Bu Kur'an, Rahmân ve Rahîm olan Allah'tan indirilmedir.

    41. Sure (Fussilet Suresi), 3. Ayet
    Bu, bilen bir toplum için Arapça bir Kur'an olarak âyetleri genişçe açıklanmış bir kitaptır.

    44. Sure (Duhân Suresi), 38. Ayet
    Biz, gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları, eğlenmek için yaratmadık.



    44. Sure (Duhân Suresi), 39. Ayet
    Biz onları ancak hak ve hikmete uygun olarak yarattık. Ama onların çoğu bilmiyorlar.

    45. Sure (Câsiye Suresi), 25. Ayet
    Onlara âyetlerimiz açıkça okunduğu zaman onların delilleri ancak, "Doğru söyleyenler iseniz babalarımızı getirin" demek oldu.

    45. Sure (Câsiye Suresi), 26. Ayet
    De ki: "Allah sizi yaşatıyor. Sonra sizi öldürecek, sonra da kendisinde şüphe olmayan Kıyamet gününde sizi bir araya getirecek, ama insanların çoğu bilmezler."

    45. Sure (Câsiye Suresi), 32. Ayet
    "Şüphesiz, Allah'ın va'di gerçektir, kıyamet hakkında hiçbir şüphe yoktur" dendiği zaman ise; "Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz, sadece zannediyoruz. Biz bu konuda kesin kanaat sahibi değiliz" demiştiniz.

    45. Sure (Câsiye Suresi), 33. Ayet
    Yaptıklarının kötülükleri karşılarına dikilmiş ve alay edip durdukları şey, kendilerini kuşatıvermiştir.

    45. Sure (Câsiye Suresi), 34. Ayet
    Onlara şöyle denir: "Bugüne kavuşacağınızı unuttuğunuz gibi, bu gün biz de sizi unutuyoruz. Barınağınız ateştir. Yardımcılarınız da yoktur."

    52. Sure (Tûr Suresi), 45. Ayet
    Artık sen çarpılacakları günlerine kadar onları kendi hallerine bırak.

    52. Sure (Tûr Suresi), 46. Ayet
    O gün tuzakları kendilerine hiçbir fayda vermeyecektir ve kendilerine yardım da edilmeyecektir.

    52. Sure (Tûr Suresi), 47. Ayet
    Şüphesiz zulmedenlere bundan başka bir azap daha var. Fakat onların çoğu bilmezler.

    61. Sure (Saf Suresi), 10. Ayet
    Ey iman edenler! Sizi elem dolu bir azaptan kurtaracak bir ticaret göstereyim mi size?



    61. Sure (Saf Suresi), 11. Ayet
    Allah'a ve peygamberine inanır, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihat edersiniz. Eğer bilirseniz, bu sizin için çok hayırlıdır.

    62. Sure (Cuma Suresi), 9. Ayet
    Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah'ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.

    68. Sure (Kalem Suresi), 33. Ayet
    İşte böyledir azap! Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür; ah bir bilselerdi!

    71. Sure (Nûh Suresi), 1. Ayet
    Şüphesiz biz Nûh'u, kavmine, "Kendilerine elem dolu bir azap gelmeden önce kavmini uyar" diye peygamber olarak gönderdik.

    71. Sure (Nûh Suresi), 2. Ayet
    Nûh şöyle dedi: "Ey kavmim! Şüphesiz, ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım."

    71. Sure (Nûh Suresi), 3. Ayet
    "Allah'a ibadet edin. Ona karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vakte kadar ertelesin. Şüphesiz, Allah'ın belirlediği vakit gelince ertelenmez. Keşke bilseydiniz."


  4. 05.Mart.2013, 17:03
    2
    Moderatör



    ilim ile ilgili ayet mealleri ve ayet numaraları

    6. Sure (En'âm Suresi), 80. Ayet
    Kavmi onunla tartışmaya girişti. Dedi ki: "Beni doğru yola iletmişken Allah hakkında benimle tartışmaya mı kalkışıyorsunuz? Hem sizin ona ortak koştuklarınızdan ben korkmam; ancak Rabbim'in bir şey dilemiş olması başka. Rabbim'in ilmi her şeyi kuşatmıştır. Hâlâ düşünüp öğüt almayacak mısınız?"

    6. Sure (En'âm Suresi), 81. Ayet
    "Allah'ın, size, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri ona ortak koşmaktan korkmuyorsunuz da, ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden ne diye korkayım? Öyle ise iki taraftan hangisi güvende olmaya daha layıktır? Eğer biliyorsanız söyleyin."

    6. Sure (En'âm Suresi), 97. Ayet
    O, sayelerinde, kara ve denizin karanlıklarında yolunuzu bulasınız diye sizin için yıldızları yaratandır. Bilen bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıkladık.

    6. Sure (En'âm Suresi), 98. Ayet
    O, sizi bir tek candan yaratandır. Sizin bir karar kılma yeriniz, bir de emanet bırakılma yeriniz var. Biz anlayan bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıklamışızdır.

    6. Sure (En'âm Suresi), 104. Ayet
    Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller geldi. Artık kim gözünü açar hakkı idrak ederse kendi yararına, kim de (hakkın karşısında) körlük ederse kendi zararınadır. Ben başınızda bekçi değilim.

    6. Sure (En'âm Suresi), 105. Ayet
    Onlar, "Sen iyi ders almışsın" desinler diye ve bir de bilen bir toplum için onu (Kur'an'ı) açıklayalım diye âyetleri değişik biçimlerde işte böylece açıklıyoruz.

    7. Sure (A'râf Suresi), 32. Ayet
    De ki: "Allah'ın, kulları için yarattığı zîneti ve temiz rızkı kim haram kılmış?" De ki: "Bunlar, dünya hayatında mü'minler içindir. Kıyamet gününde ise yalnız onlara özgüdür. İşte bilen bir topluluk için âyetleri, ayrı ayrı açıklıyoruz."

    10. Sure (Yûnus Suresi), 5. Ayet
    O, güneşi bir ışık (kaynağı), ayı da (geceleyin) bir aydınlık (kaynağı) kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona menziller takdir edendir. Allah bunları (boş yere değil) ancak gerçek ile (hikmeti gereğince) yaratmıştır. O, âyetlerini, bilen bir topluma ayrı ayrı açıklamaktadır.

    10. Sure (Yûnus Suresi), 55. Ayet
    Bilesiniz ki, göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. Yine bilesiniz ki, Allah'ın va'di haktır. Fakat onların çoğu bunu bilmez.

    12. Sure (Yûsuf Suresi), 68. Ayet
    Babalarının emrettiği şekilde (ayrı kapılardan) girdiklerinde (bile) bu, Allah'tan gelecek hiçbir şeyi onlardan uzaklaştıracak değildi. Sadece Yakub içindeki bir dileği ortaya koymuş oldu. Şüphesiz o, biz kendisine öğrettiğimiz için bilgi sahibidir. Fakat insanların çoğu bilmezler.



    16. Sure (Nahl Suresi), 38. Ayet
    Onlar, "Allah ölen bir kimseyi diriltmez." diye var güçleriyle Allah'a yemin ettiler. Hayır diriltecek! Bu, yerine getirilmesini Allah'ın üzerine aldığı bir vaaddir. Fakat insanların çoğu bilmezler.

    16. Sure (Nahl Suresi), 43. Ayet
    Senden önce de ancak, kendilerine vahyettiğimiz birtakım erkekleri peygamber olarak gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.

    21. Sure (Enbiyâ Suresi), 7. Ayet
    Senden önce de ancak kendilerine vahyettiğimiz bir takım erkekleri peygamber gönderdik. Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.

    23. Sure (Mü'minûn Suresi), 84. Ayet
    De ki: "Eğer biliyorsanız söyleyin: Yer ve yerde bulunanlar kime aittir?"

    23. Sure (Mü'minûn Suresi), 85. Ayet
    Allah'ındır" diyecekler. "Öyle ise siz hiç düşünüp öğüt almaz mısınız?" de.

    23. Sure (Mü'minûn Suresi), 88. Ayet
    De ki: "Eğer biliyorsanız söyleyin: Her şeyin hükümranlığı elinde olan, kendisi koruyan, kendisine karşı korunulamaz olan kimdir?"

    23. Sure (Mü'minûn Suresi), 89. Ayet
    "Allah'ındır" diyecekler. "Öyle ise nasıl aldanıyorsunuz?" de.

    27. Sure (Neml Suresi), 50. Ayet
    Onlar bir tuzak kurdular. Farkında değillerken Allah da bir tuzak kurdu.

    27. Sure (Neml Suresi), 51. Ayet
    Bak onların tuzaklarının sonucu nasıl oldu: Biz onları ve kavimlerini topyekün helak ettik.

    27. Sure (Neml Suresi), 52. Ayet
    İşte zulümleri yüzünden harabeye dönmüş evleri! Şüphesiz bunda bilen bir kavim için bir ibret vardır.



    28. Sure (Kasas Suresi), 57. Ayet
    Onlar, "Sizinle beraber doğru yolu tutarsak, kendi yurdumuzdan koparılıp çıkarılırız" dediler. Biz onları tarafımızdan bir rızık olarak, her türlü meyve ve mahsullerin kendisinde toplandığı, saygın ve güvenlikli bir yere yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler.

    29. Sure (Ankebût Suresi), 64. Ayet
    Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte gerçek hayat odur. Keşke bilselerdi!

    30. Sure (Rûm Suresi), 1. Ayet
    Elif Lâm Mîm.

    30. Sure (Rûm Suresi), 2. Ayet
    Rumlar, yakın bir yerde yenilgiye uğratıldılar. Onlar yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Önce de, sonra da emir Allah'ındır. O gün Allah'ın (Rumlara) zafer vermesiyle mü'minler sevinecektir. Allah dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.

    30. Sure (Rûm Suresi), 6. Ayet
    Allah (onlara zafer konusunda) bir vaadde bulunmuştur. Allah vaadinden dönmez. Fakat insanların çoğu bilmezler.

    30. Sure (Rûm Suresi), 7. Ayet
    Onlar dünya hayatının ancak dış yönünü bilirler. Ahiret konusunda ise tamamen gaflettedirler.

    30. Sure (Rûm Suresi), 22. Ayet
    Göklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda bilenler için elbette ibretler vardır

    30. Sure (Rûm Suresi), 30. Ayet
    Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir. Allah'ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata sımsıkı tutun. Allah'ın yaratmasında hiçbir değiştirme yoktur. İşte bu dosdoğru dindir. Fakat insanların çoğu bilmezler.

    31. Sure (Lokmân Suresi), 25. Ayet
    Andolsun, eğer onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, mutlaka "Allah" derler. De ki, "Hamd Allah'a mahsustur." Fakat onların çoğu bilmezler.

    34. Sure (Sebe' Suresi), 28. Ayet
    Biz seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bilmezler.



    34. Sure (Sebe' Suresi), 36. Ayet
    Ey Muhammed, de ki: "Şüphesiz, Rabbim rızkı dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. Fakat insanların çoğu bilmezler."

    39. Sure (Zümer Suresi), 25. Ayet
    Onlardan öncekiler de yalanladılar ve azap kendilerine farkına varamadıkları bir yerden geldi.

    39. Sure (Zümer Suresi), 26. Ayet
    Böylece Allah dünya hayatında onlara zilleti tattırdı. Elbette ki ahiret azabı daha büyüktür. Keşke bilselerdi!

    39. Sure (Zümer Suresi), 49. Ayet
    İnsana bir zarar dokunduğunda bize yalvarır. Sonra ona tarafımızdan bir nimet verdiğimizde, "Bu, bana ancak bilgim sayesinde verilmiştir" der. Hayır, o bir imtihandır. Fakat onların çoğu bilmezler.

    39. Sure (Zümer Suresi), 50. Ayet
    Bunu kendilerinden öncekiler de söylemişti ama kazandıkları şeyler onlara hiçbir yarar sağlamamıştı.

    40. Sure (Mü'min Suresi), 57. Ayet
    Elbette göklerin ve yerin yaratılması, insanların yaratılmasından daha büyük bir şeydir. Fakat insanların çoğu bilmezler.

    41. Sure (Fussilet Suresi), 1. Ayet
    Hâ Mîm.

    41. Sure (Fussilet Suresi), 2. Ayet
    Bu Kur'an, Rahmân ve Rahîm olan Allah'tan indirilmedir.

    41. Sure (Fussilet Suresi), 3. Ayet
    Bu, bilen bir toplum için Arapça bir Kur'an olarak âyetleri genişçe açıklanmış bir kitaptır.

    44. Sure (Duhân Suresi), 38. Ayet
    Biz, gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları, eğlenmek için yaratmadık.



    44. Sure (Duhân Suresi), 39. Ayet
    Biz onları ancak hak ve hikmete uygun olarak yarattık. Ama onların çoğu bilmiyorlar.

    45. Sure (Câsiye Suresi), 25. Ayet
    Onlara âyetlerimiz açıkça okunduğu zaman onların delilleri ancak, "Doğru söyleyenler iseniz babalarımızı getirin" demek oldu.

    45. Sure (Câsiye Suresi), 26. Ayet
    De ki: "Allah sizi yaşatıyor. Sonra sizi öldürecek, sonra da kendisinde şüphe olmayan Kıyamet gününde sizi bir araya getirecek, ama insanların çoğu bilmezler."

    45. Sure (Câsiye Suresi), 32. Ayet
    "Şüphesiz, Allah'ın va'di gerçektir, kıyamet hakkında hiçbir şüphe yoktur" dendiği zaman ise; "Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz, sadece zannediyoruz. Biz bu konuda kesin kanaat sahibi değiliz" demiştiniz.

    45. Sure (Câsiye Suresi), 33. Ayet
    Yaptıklarının kötülükleri karşılarına dikilmiş ve alay edip durdukları şey, kendilerini kuşatıvermiştir.

    45. Sure (Câsiye Suresi), 34. Ayet
    Onlara şöyle denir: "Bugüne kavuşacağınızı unuttuğunuz gibi, bu gün biz de sizi unutuyoruz. Barınağınız ateştir. Yardımcılarınız da yoktur."

    52. Sure (Tûr Suresi), 45. Ayet
    Artık sen çarpılacakları günlerine kadar onları kendi hallerine bırak.

    52. Sure (Tûr Suresi), 46. Ayet
    O gün tuzakları kendilerine hiçbir fayda vermeyecektir ve kendilerine yardım da edilmeyecektir.

    52. Sure (Tûr Suresi), 47. Ayet
    Şüphesiz zulmedenlere bundan başka bir azap daha var. Fakat onların çoğu bilmezler.

    61. Sure (Saf Suresi), 10. Ayet
    Ey iman edenler! Sizi elem dolu bir azaptan kurtaracak bir ticaret göstereyim mi size?



    61. Sure (Saf Suresi), 11. Ayet
    Allah'a ve peygamberine inanır, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihat edersiniz. Eğer bilirseniz, bu sizin için çok hayırlıdır.

    62. Sure (Cuma Suresi), 9. Ayet
    Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah'ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.

    68. Sure (Kalem Suresi), 33. Ayet
    İşte böyledir azap! Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür; ah bir bilselerdi!

    71. Sure (Nûh Suresi), 1. Ayet
    Şüphesiz biz Nûh'u, kavmine, "Kendilerine elem dolu bir azap gelmeden önce kavmini uyar" diye peygamber olarak gönderdik.

    71. Sure (Nûh Suresi), 2. Ayet
    Nûh şöyle dedi: "Ey kavmim! Şüphesiz, ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım."

    71. Sure (Nûh Suresi), 3. Ayet
    "Allah'a ibadet edin. Ona karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki sizin günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vakte kadar ertelesin. Şüphesiz, Allah'ın belirlediği vakit gelince ertelenmez. Keşke bilseydiniz."


  5. 05.Mart.2013, 17:19
    3
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,585
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: İlimle İlgili Hadis ve Ayetler

    ilim ile ilgili hadis mealleri ve kaynak numaraları

    Küçüklerin Yanında İlim Aranması

    Ebu Ümeyye Cumehî (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Üç şey kıyamet alametlerindendir, onlardan biri de ilmin, küçüklerin yanında aranmasıdır!..’ buyurdu.”

    Taberani Mucemu’l-Kebir 22/361

    Nakledildiğine göre, Abdullah ibni Mesud (Radiyallahu Anh) şöyle demiştir:

    “İnsanlar kendilerine Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in arkadaşlarından ve büyüklerden gelen ilme yapıştıkları müddetçe salihler olarak kalırlar. İlim onlara küçüklerinden gelince helak olurlar!”

    Taberani Mucemu’l-Kebir 9/114


    ________________-

    Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), bir mecliste konuşurken bir bedevi geldi ve:

    −Kıyamet ne zaman? diye sordu.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) konuşmasına devam etti.

    Oradakilerden bazısı:

    −Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bedevinin dediğini duydu ama hoşlanmadı, dediler.

    Bazısı da:

    −Hayır, işitmedi, dediler.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sözünü bitirince:

    −‘O, kıyameti soran nerede?’ diye sordu.

    Bedevi:

    −Ben buradayım, Ey Allah’ın Rasulü! dedi.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Emanet kaybolduğu zaman, kıyameti bekle!’ buyurdu.

    Bedevi:

    −Emanetin kaybolması nasıldır? diye sordu.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘İş ehli olmayana havale edilirse kıyameti bekle!’ buyurdu.”

    Buhari 214

    İbni Hacer (Rahmetullahi Aleyh) hadisle ilgili olarak şöyle demişti:

    “…İşlerin ehli olmayana havale edilmesi, cehaletin galip gelip ilmin kaldırılmasından kaynaklanmaktadır. Bu da kıyamet alametleri cümlesindendir. Bunun muktezası, ilim var olmaya devam ettiği sürece kıyamette genişlik vardır.”

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu hadiste emanetin kalplerden nasıl kaldırılacağını açıklamıştır.

    Huzeyfe (Radiyallahu Anh) şöyle demiştir:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizlere iki olay anlattı ki ben onlardan birini gördüm. Diğerini de beklemekteyim.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle anlattı:

    “Emanet, salih kimselerin gönüllerinin derinliğine indi. Sonra onlar Kur’an’ı ve sünneti öğrendiler.”

    Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize ilmin kaldırılmasını anlattı:

    “Bilgili kişi uykuya dalar. O uyurken emanet kalbinden silinir. Emanetin izi, nokta halinde, yanık yeri gibi kalır. Sonra o kişi bir uyku daha uyurken emanetin geri kalanı da alınır. Bunun izi de balta sallayan bir işçinin avucundaki kabarcık gibi kalır. Şu halde emanet, senin ayağına düşürdüğün bir ateş parçasının düştüğü yeri şişirip senin onu bir kabarcık şeklinde görmen gibidir. Hâlbuki o kabarcıkta bir şey yoktur. İnsanlar sabaha erip alış verişe başlarlar. Hiç kimse emaneti eda etmek imkânını bulamaz! ‘Falan oğulları içinde emin bir adam vardır, emaneti ona verelim’ denilir. Bir kimse için ‘Ne akıllı, ne zarif, ne de güçlü!’ denilir. Hâlbuki onun kalbinde hardal tanesi kadar iman yoktur!”

    Huzeyfe (Radiyallahu Anh) şöyle demiştir:

    “Bana öyle bir zaman geldi ki o zamanda ben ‘kiminle alış veriş edeceğim?’ diye tasalanmazdım! Eğer alışveriş yaptığım Müslüman ise onu, beni aldatmaktan İslam alıkoyardı. Yok, Hristiyan ise onu da vali alıkoyardı. Bugün ise ben falan ve falandan başka kimseyle alışveriş yapamıyorum.”

    Buhari 6419

    Kim günümüzdeki insanların hallerini düşünse Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ne kadar doğru söylediğini anlar.

    ___________________-

    Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘İlim kabzedilip depremler çoğalıncaya, zaman yaklaşıncaya, fitneler çıkıncaya, sadece öldürmekten ibaret olan herc çoğalıncaya kadar ve sizde mal çoğalıp taşıncaya kadar kıyamet kopmaz!’ buyurdu.”

    Buhari 986

    İbni Hacer (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

    “Doğuda, batıda, birçok beldede depremler meydana gelmiştir. Bize zahir olan, hadiste bildirilen depremlerin genel ve devamlı olmasıdır.”
    ___________________


    “Numan ibni Beşir (Radiyallahu Anh)’den gelendir. Babası onu Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e götürür ve şöyle der:

    −Ben, bu oğluma bir köle bağışladım.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle dedi:

    −‘Bütün çocuklarına aynısını bağışladın mı?’

    Babası:

    −Hayır, deyince, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Onu geri al’ dedi.”

    Buhari Fethu’l-Bari 5/211

    Başka bir rivayette de Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyuruyor:

    “Allah’tan hakkıyla korkun ve çocuklarınız arasında adil davranın.”

    Numan ibni Beşir (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Babam döndü ve verdiğini geri aldı.”

    Bir rivayette de Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyuruyor:

    “Öyleyse beni şahit tutma! Çünkü ben haksızlığa şahitlik etmem.”

    Erkeğe mirasta olduğu gibi iki kadın nasibi verilir. Bu, İmam Ahmed bin Hanbel (Rahmetullahi Aleyh)’in görüşüdür.

    Bazı ailelerin haline bakan, babaların Allah’tan korkmadan çocuklarından bir kısmını verdiği bağışlarla diğerlerinden üstün tuttuğunu görür. Böylelikle, birbirlerinden nefret etmelerine neden olur. Aralarına kin ve düşmanlık sokar. Örneğin; birine amcalarına benzediği için verir, diğerine dayılarına benzediği gerekçesiyle vermez.

    Veya iki eşinden birinin çocuklarına diğerlerinin çocuklarına vermediğini verir. Birinin çocuklarını özel okullara gönderirken diğerinin çocuklarını göndermez. Bu ayrım kendisine dönecektir. Çünkü çoğunlukla, kendisine verlimeyen çocuk ileride babasına iyi davranmaz. Bağışta, çocukları arasında ayırım yapan kişiye Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

    “Onların, sana karşı iyi davranmada eşit olmaları seni sevindirmez mi?”

    Ahmed Müsned 4/269, Müslim 1623

    ________________________


  6. 05.Mart.2013, 17:19
    3
    Moderatör
    ilim ile ilgili hadis mealleri ve kaynak numaraları

    Küçüklerin Yanında İlim Aranması

    Ebu Ümeyye Cumehî (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Üç şey kıyamet alametlerindendir, onlardan biri de ilmin, küçüklerin yanında aranmasıdır!..’ buyurdu.”

    Taberani Mucemu’l-Kebir 22/361

    Nakledildiğine göre, Abdullah ibni Mesud (Radiyallahu Anh) şöyle demiştir:

    “İnsanlar kendilerine Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in arkadaşlarından ve büyüklerden gelen ilme yapıştıkları müddetçe salihler olarak kalırlar. İlim onlara küçüklerinden gelince helak olurlar!”

    Taberani Mucemu’l-Kebir 9/114


    ________________-

    Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), bir mecliste konuşurken bir bedevi geldi ve:

    −Kıyamet ne zaman? diye sordu.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) konuşmasına devam etti.

    Oradakilerden bazısı:

    −Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bedevinin dediğini duydu ama hoşlanmadı, dediler.

    Bazısı da:

    −Hayır, işitmedi, dediler.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sözünü bitirince:

    −‘O, kıyameti soran nerede?’ diye sordu.

    Bedevi:

    −Ben buradayım, Ey Allah’ın Rasulü! dedi.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘Emanet kaybolduğu zaman, kıyameti bekle!’ buyurdu.

    Bedevi:

    −Emanetin kaybolması nasıldır? diye sordu.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    −‘İş ehli olmayana havale edilirse kıyameti bekle!’ buyurdu.”

    Buhari 214

    İbni Hacer (Rahmetullahi Aleyh) hadisle ilgili olarak şöyle demişti:

    “…İşlerin ehli olmayana havale edilmesi, cehaletin galip gelip ilmin kaldırılmasından kaynaklanmaktadır. Bu da kıyamet alametleri cümlesindendir. Bunun muktezası, ilim var olmaya devam ettiği sürece kıyamette genişlik vardır.”

    Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu hadiste emanetin kalplerden nasıl kaldırılacağını açıklamıştır.

    Huzeyfe (Radiyallahu Anh) şöyle demiştir:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bizlere iki olay anlattı ki ben onlardan birini gördüm. Diğerini de beklemekteyim.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle anlattı:

    “Emanet, salih kimselerin gönüllerinin derinliğine indi. Sonra onlar Kur’an’ı ve sünneti öğrendiler.”

    Sonra Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize ilmin kaldırılmasını anlattı:

    “Bilgili kişi uykuya dalar. O uyurken emanet kalbinden silinir. Emanetin izi, nokta halinde, yanık yeri gibi kalır. Sonra o kişi bir uyku daha uyurken emanetin geri kalanı da alınır. Bunun izi de balta sallayan bir işçinin avucundaki kabarcık gibi kalır. Şu halde emanet, senin ayağına düşürdüğün bir ateş parçasının düştüğü yeri şişirip senin onu bir kabarcık şeklinde görmen gibidir. Hâlbuki o kabarcıkta bir şey yoktur. İnsanlar sabaha erip alış verişe başlarlar. Hiç kimse emaneti eda etmek imkânını bulamaz! ‘Falan oğulları içinde emin bir adam vardır, emaneti ona verelim’ denilir. Bir kimse için ‘Ne akıllı, ne zarif, ne de güçlü!’ denilir. Hâlbuki onun kalbinde hardal tanesi kadar iman yoktur!”

    Huzeyfe (Radiyallahu Anh) şöyle demiştir:

    “Bana öyle bir zaman geldi ki o zamanda ben ‘kiminle alış veriş edeceğim?’ diye tasalanmazdım! Eğer alışveriş yaptığım Müslüman ise onu, beni aldatmaktan İslam alıkoyardı. Yok, Hristiyan ise onu da vali alıkoyardı. Bugün ise ben falan ve falandan başka kimseyle alışveriş yapamıyorum.”

    Buhari 6419

    Kim günümüzdeki insanların hallerini düşünse Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in ne kadar doğru söylediğini anlar.

    ___________________-

    Ebu Hureyre (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘İlim kabzedilip depremler çoğalıncaya, zaman yaklaşıncaya, fitneler çıkıncaya, sadece öldürmekten ibaret olan herc çoğalıncaya kadar ve sizde mal çoğalıp taşıncaya kadar kıyamet kopmaz!’ buyurdu.”

    Buhari 986

    İbni Hacer (Rahmetullahi Aleyh) şöyle demiştir:

    “Doğuda, batıda, birçok beldede depremler meydana gelmiştir. Bize zahir olan, hadiste bildirilen depremlerin genel ve devamlı olmasıdır.”
    ___________________


    “Numan ibni Beşir (Radiyallahu Anh)’den gelendir. Babası onu Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e götürür ve şöyle der:

    −Ben, bu oğluma bir köle bağışladım.

    Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle dedi:

    −‘Bütün çocuklarına aynısını bağışladın mı?’

    Babası:

    −Hayır, deyince, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

    ‘Onu geri al’ dedi.”

    Buhari Fethu’l-Bari 5/211

    Başka bir rivayette de Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyuruyor:

    “Allah’tan hakkıyla korkun ve çocuklarınız arasında adil davranın.”

    Numan ibni Beşir (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:

    “Babam döndü ve verdiğini geri aldı.”

    Bir rivayette de Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyuruyor:

    “Öyleyse beni şahit tutma! Çünkü ben haksızlığa şahitlik etmem.”

    Erkeğe mirasta olduğu gibi iki kadın nasibi verilir. Bu, İmam Ahmed bin Hanbel (Rahmetullahi Aleyh)’in görüşüdür.

    Bazı ailelerin haline bakan, babaların Allah’tan korkmadan çocuklarından bir kısmını verdiği bağışlarla diğerlerinden üstün tuttuğunu görür. Böylelikle, birbirlerinden nefret etmelerine neden olur. Aralarına kin ve düşmanlık sokar. Örneğin; birine amcalarına benzediği için verir, diğerine dayılarına benzediği gerekçesiyle vermez.

    Veya iki eşinden birinin çocuklarına diğerlerinin çocuklarına vermediğini verir. Birinin çocuklarını özel okullara gönderirken diğerinin çocuklarını göndermez. Bu ayrım kendisine dönecektir. Çünkü çoğunlukla, kendisine verlimeyen çocuk ileride babasına iyi davranmaz. Bağışta, çocukları arasında ayırım yapan kişiye Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

    “Onların, sana karşı iyi davranmada eşit olmaları seni sevindirmez mi?”

    Ahmed Müsned 4/269, Müslim 1623

    ________________________





+ Yorum Gönder