+ Yorum Gönder
Soru ve Cevaplar ve Sure ve Ayetler Kategorisinden Kadı beydavi tefsirinden kadir asr kevser sureleri Konusununa Bakıyorsunuz..
  1. Misafir

    Kadı beydavi tefsirinden kadir asr kevser sureleri

    Reklam




    Sual: kadı beydavinin tefsirinden kadir asr kevser surelerini yayınlarsanız çok dua ederim size çok acil ihtiyacım var eğer varsa yayınlarmısınız ?







  2. jerusselam
    Devamlı Üye

    Cevap: kadı beydavi tefsirinden kadir asr kevser sureleri


    Reklam



    Cevap: Kadı beydavi tefsiri kadir, asr ve kevser sureleri

    Sure 4 ayet, 17 kelime ve 77 harftir. Nasr Suresi Medine’de sure olarak nazil olan son suredir. (Suyutî, Tefsir, 2:623) Bununla beraber Mekke’nin fethinden önce nazil olmuştur. Sure iki şeye işaret etmektedir. Birincisi, Mekke’nin fethine; ikincisi ise, peygamberimizin (sav) vefatının yakın olduğuna işaret etmektedir. (Taberi, Tefsir, 30:332-335) Bu sureye küçük “Fetih Suresi” de denmektedir. Yine peygamberimizin (sav) vefatına işaret ettiği için “Veda Suresi” denilmiştir. Hz. Aişe (ra) “İza câe nasrullahi ve’l-feth” suresi nâzil olduktan sonra peygamberimiz (sav) her namazın rükûunda ve secdesinde ve sair yerlerde “Sübhâneke Allahümme ve bi-hamdike. Allahümme’ğfir lî” duasını çokça okumaya başladı” demiştir. (Buhari, Tefsir-i Sure 110/1; Müslim, Salât, 218-220) İnsanlar fevc fevç, grup grup İslam’a girmeye başlamasından sonra risalet görevi sona yaklaşmış demekti. İbn-i Abbas (ra) “Bu sure nazil olduktan sonra peygamberimiz (sav) ahirete gitmek için hazırlanmaya başladı. O derce ki daha önce böylesi görülmemişti” demiştir.

    YÜCE MEÂLİ Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla… 1. Allah’ın nusreti ve yardımı geldiği zaman… 2. İnsanların fevç fevc Allah’ın dinine girdiğine göreceksin… 3. O zaman Rabbini hamd ile tesbih et ve Allah’ın mağfiretine sığın. Şüphe yok ki O tövbeleri çokça kabul edendi.

    YÜCE MEÂLİ Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla… 1. Allah’ın nusreti ve yardımı geldiği zaman… 2. İnsanların fevç fevc Allah’ın dinine girdiğine göreceksin… 3. O zaman Rabbini hamd ile tesbih et ve Allah’ın mağfiretine sığın. Şüphe yok ki O tövbeleri çokça kabul edendir.

    TEFSİRİ 1. Allah’ın nusreti ve yardımı geldiği zaman... “Geldiği zaman” bu cümle tahakkuk ifade eden zaman zarfıdır. Böyle olunca maziyi, şart manasını da içine aldığı için geleceği de içine alır. Bu sebeple manası şöyle olur: “Ey Resulüm! Seni hak peygamber olarak gönderen Allah elbette sana yardım ederek fethi gerçekleştirecektir. Sen bunu insanların grup grup Allah’ın dinine girdiğini görerek anlayacaksın. Nitekim yüce Allah “Elbette ben ve resullerim galip geleceklerdir diye yazmıştır.” (Mücadele, 58:21) Allah’ın yardımı sebepsiz ve gayretsiz gelmeyeceğini “Şayet siz Allah’ın dinine yardım ederseniz Allah da size yardım eder” (Muhammed, 47:7) buyurarak belirtmiştir. İnsan üzerine düşeni yapmadan Allah’tan gereken yardımını beklemeye hakkının olmadığı bu ayetle anlaşılmaktadır. Nasr: Yardım ve galebe anlamına gelir. Nusret fethe sebeptir. Nasr yardım, fetih ise sonuçtur. Nitekim yüce Allah “Allah’tan yardım ve yakın bir fethi müjdele” (Saff, 61:13) ayeti ile ifadesini bulmuştur. Sonuçta yüce Allah “Bu gün dininizi tamamladım” (Mâide, 5:3) buyurarak en büyük yardımın dini tamamlamak olduğunu ifade etmiştir. 2. İnsanların fevç fevc Allah’ın dinine girdiğine göreceksin… Araplar peygamberimizin (sav) davasını ve dinini merak ediyor ve öğreniyorlardı ancak Kureyş kabilesi bu dini kabul etmeden inandıklarını açıklayamıyorlardı. Ne zaman ki peygamberimiz (sav) Mekke’yi fethetti Arap kabileleri “Allah Ebrehe’nin filinden ve ordusundan Mekke’yi ve Kâbe’yi korumuşken Muhammed orayı fethetti. Öyle ise o Allah’ın peygamberidir. Kimse ona galebe edemez” diyerek bölük bölük Müslüman olmaya koştular. (Âlûsî, 2:328) Bu sebeple 630-632 arasındaki iki seneye “Heyetler Yılı” adı verilmiştir. Peygamberimiz (sav) 632 yılında Veda Haccı” için Mekke’ye gittiği zaman Arap yarımadasında Müslüman olmayan hiçbir kabile kalmamıştı. Yüce Allah Arife günü “Bu gün dininizi tamamladım ve size din olarak İslamı seçtim” (Mâide, 5:3) ayetini inzal buyurdu.

    Peygamberimiz (sav) insanların bölük bölük dine girdiğini görünce şöyle buyurdu: “İnsanlar bölük bölük Allah’ın dinine giriyorlar. Gün gelecek bölük bölük Allah’ın dinini terk edecekler. (Müsned-i Ahmed, 3:343; Dârimî, Mukaddime, 1) buyurdular. Biz imanın bize bahşedilmesinden sonra, ondan ayrılmaktan Allah’a sığınırız. 3. O zaman Rabbini hamd ile tesbih et ve Allah’ın mağfiretine sığın. Şüphe yok ki O tövbeleri çokça kabul edendir. Fahreddin-i Razi (ra) “Mefatihu’l-Gayb” isimli tefsirinde ki “Peygamberimiz (sav) Tevhid hakikatini insanlara duyurarak imana davet etti. Kâfirler ise peygamberimizi (sav) şirke çağırdılar. Peygamberimiz (sav) onlara “Ek kâfiler! Ben sizin ibadet ettiğiniz şeylere ibadet etmem” (Kâfirun, 109:1-2) ayeti ile mukabelede bulundu. Yüce Allah peygamberimizin (sav) bu mukabele ve mücadelesine “Biz sana Kevseri verdik” (Kevser, 108:1) ayeti ile karşılık verdi. Peygamberimiz (sav) “Ya Rabbi bana verilen nimetler ancak Mekke fethedilince tamam olur” buyurdu. Bunun üzerine yüce Allah “Allah’ın yardımı ve nusreti gelince, insanların bölük bölük Allah’ın dinine girdiklerini görürsün ve o zaman sen de hamd, tesbih, istiğfar ve tövbe ile mukabelede bulun” (Nasr, 110:1-4) ayetlerini inzal buyurdu. Yüce Allah verdiği nimetlerin karşılığında tevhide iman, hamd ve tesbih, istiğfar ve tövbe istemektedir. Hamd: Geniş anlamı ile her şeyi Allah’tan bilmek, nimetten nimet vereni bilmek ve Allah’a minnet duymak demektir. Hamdin anlamı en kısa şekli ile “Ne kadar hamd ve medih varsa, kimden gelse ve kime karşı da olsa, ezelden ebede kadar hastır ve layıktır o zat-ı vâcibu’l vücûda ki Allah denilir.” (Mektubat, 2004, s. 666) İnsanın görevi Allah’ın kendisine olan nimetlerini hatırlayarak ona hamd ile minnettar olmaktır. Tesbih: Allah’ı her hali ve her fiili, esma ve şuunâtı ile övmek anlamına gelir. Yüce Allah her nevi noksanlardan ve kusurlardan mukaddes ve muallâ bilmektir. Bu manaları ifade etmenin adı “Sübhanallah” demektir. Bütün bu ibadetlerin toplandığı ibadet namazdır. “Namazın manası, Cenâb-ı Hakkı tesbih, ve tazim ve şükürdür. Yani celâline karşı kavlen ve fiilen “Sübhanallah” deyip takdis etmek; hem kemâline karşı lafzen ve amelen “Allahü Ekber” deyip tazim etmek; hem cemâline karşı kalen ve lisanen ve bedenen “Elhamdülillah” deyip şükretmektir. Demek tesbih ve tekbir ve hamd namazın çekirdekleri hükmündedir. Ondandır ki, namazın harekât ve ezkarında bu üç şey her tarafında bulunuyorlar. Hem ondandır ki, namazdan sonra, namazın manasını tekit ve takviye için şu kelimâtı mübareke, otuz üçer defa tekrar edilir.” (Sözler, 2004, s. 70-71; Müslim, Mesâcid, 144, 146; Tirmizi, Daavât, 25) İstiğfar ve Tövbe: Kulun acizliğini ve ihtiyacını, hata ve kusurlarını bilerek Allah’ın huzurunda kusurlarını itiraf ederek pişmanlığını dile getirmesidir. Bu da peygamberimizin (sav) talimi ile “Estağfirullah” demek şeklindedir. İbadetin manası şudur ki: Dergâh-ı ilâhîde abd kendi kusurunu ve acz ve fakrını görüp, kemâl-i rububiyetin ve kudret-i samedâniyenin ve rahmet-i ilâhiyenin önünde hayret ve muhabbetle secde etmektir. (Sözler, 71) Tevvab: Tövbeleri çok çok kabul eden anlamında Allah’ın ismidir. Kul ne kadar çok gayret etse de Mabud’un celâline layık olacak şekilde ibadet edemez. Bu sebeple kusur ve eksiklikten kurtulamaz. Bunun için ibadetlerden sonra istiğfar meşru kılınmıştır. Farz namazdan sonra üç defa “Estağfurullah” demek sünnettir. Aynı şekilde gece teheccütten sonra ve hacdan sonra istiğfar etmek meşru kılınmıştır. Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde mü’minlerin vasıfları sayılırken “Seherlerde istiğfar ederler” (Âl-i İmran, 3:17) Peygamberimiz (sav) “Allah kulun tövbe etmesinden yitiğini kaybeden birisinin onu bulduğu zamankinden daha fazla sevinç duyar” (Buhari, Daavât, 31; Müslim, Tövbe, 1-8)

    Peygamberimiz (sav) buyurdular: “Ben günde yüz defa Allah’a tövbe ediyorum.” (Müslim, Zikr, 41)

    ESRARI 1. Sure şeddeli harfleri sayılması ile 86 harftir. “Vestağfirhu” kelimesinin “Vav”ına kadar 63 harf olup peygamberimizin vefat yaşı olan 63’ü gösterir. Hz. Abbas ve Hz. Ebubekir (ra) diğer sahabelerin aksine sure nazil olunca ağlamıştır. Sebebini soranlara “Bu sure peygamberimizi istiğfara davet ederek vefatını haber vermektedir. Buraya kadar surenin harfleri 63 adet olup bu sene peygamberimizin (sav) vefatını bildirir” buyurmuştur. (Bediüzzaman, Rumuzat-ı Semâniye, 2001, s.119) 2. “Fesebbih bihamdi rabbike vestağfirhu” kelimeleri hem peygamberlik görevinin üçünü ifade etekle beraber harflerin adedi 21 olup o zamana kadar geçen nübüvvetle görevli 21 seneye işaret eder. Demek sure nazil olduktan sonra 2 sene sonra, nübüvvetin 23. senesinde vahiy sona ermiştir. (Rumuzat-ı Semaniye, 119) 3. Sure Besmele ile “İza Câe Nasrullahi” ayeti 8 kelime ile ve “Nasrullah” daki 8 harfi ile hicretin 8. senesinde Mekkenin fethine işaret eder. 4. “Ennâse yedhulune fi dinillahi efvâcen” ayetinin makam-ı ebcedisi 1222 olup, bu tarihe kadar fütuhaât-ı İslamiyenin gelişerek devamına ve bundan sonra durmasına işaret eder. Daha bunlar gibi İslam dininin bütün fetihlerine “Fetih Suresi” ile beraber işaret ve imaları vardır. Elbette “Yaş ve kuru ne varsa Kur’anda vardır” hakikatini göstermektedir. (Rumuzat-ı Semaniye, 117-122)

    SONUÇ Nasr Suresinin bahsettiği “Fetih”ten maksat Mekke’nin fethidir. Arap kabileleri Müslümanlığını ilan etmek için Mekke’nin fethini ve peygamberimizin (sav) “Kureyş” kabilesine hâkim olmasını bekliyorlardı. Ne zaman ki Mekke fethedildi ve Kureyş peygamberimizin (sav) risaletini kabul ederek itaat ettiler, topluca Allah’ın dinine girdiler. İki sene içinde fevç fevc Müslüman olarak iman üzere birleşti. (Ebu’l-Fida İsmail b. İbn-i Kesir, Tefsir-i Kebîr, 4:370) Peygamberimiz (sav) bu sure nazil olduktan sonra “Bana vefatım bildirildi” buyurmuşlardır. (Buhari, Tefsir-i Sure 110/3) Bunu peygamberimizden işiten Hz. Fatıma (ra) ağlamaya başladı. Peygamberimiz (sav) “Ağlama ya Fatıma, ehl-i beytimden bana ilk kavuşacak olan sen olacaksın” (Buhari, Menâkıb, 25) buyurdular. Bu ihbar-ı gaybî-i nebevî aynen vuku bulmuştur. Peygamberimiz (sav) buyurdular: “Her kim Nasr Suresini okursa Mekke fethinde Resulullah (sav) ile beraber bulunanların sevabı kadar sevap verilir” (Zemahşerî, Keşşaf, 4:295; Kadı Beydâvî, Tefsir, 6:596) buyurmuşlardır.

+ Yorum Gönder