Konusunu Oylayın.: Kalem suresi arapça türkçe okunuşu

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kalem suresi arapça türkçe okunuşu
  1. 21.Şubat.2013, 04:37
    1
    Misafir

    Kalem suresi arapça türkçe okunuşu






    Kalem suresi arapça türkçe okunuşu Mumsema Kalem suresi arapça türkçe okunuşuna ihtiyacım var bana Kalem suresinin arapçasını yayımlar mısınız ?


  2. 21.Şubat.2013, 04:37
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Kalem suresi arapça türkçe okunuşuna ihtiyacım var bana Kalem suresinin arapçasını yayımlar mısınız ?


    Benzer Konular

    - Kehf suresi arapça türkçe okunuşu

    - Taha suresi arapça türkçe okunuşu

    - Yusuf suresi arapça türkçe okunuşu

    - Yasin Suresi (Arapça ve Türkçe Okunuşu)

    - Yasin suresi türkçe ve arapça okunuşu

  3. 24.Şubat.2013, 20:14
    2
    Altundal
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 09.Nisan.2011
    Üye No: 86504
    Mesaj Sayısı: 580
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 6

    Cevap: Kalem suresi arapça türkçe okunuşu




    سْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

    Bismillâhirrahmânirrahîm.


    ن وَالْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُونَ

    Nûn vel kalemi ve mâ yesturûn(yesturûne).

    1.Nûn. Kaleme ve satır satır yazdıklarına andolsun!

    مَا أَنتَ بِنِعْمَةِ رَبِّكَ بِمَجْنُونٍ

    Mâ ente bi ni’meti rabbike bi mecnûn(mecnûnin).

    2.Rabbinin ni'meti ile sen mecnun değilsin.

    وَإِنَّ لَكَ لَأَجْرًا غَيْرَ مَمْنُونٍ

    Ve inne leke le ecren gayre memnûn(memnûnin).

    3.Ve muhakkak ki senin için, elbette kesintisi olmayan mükâfat vardır.

    وَإِنَّكَ لَعَلى خُلُقٍ عَظِيمٍ

    Ve inneke le alâ hulukın azîm(azîmin).

    4.Ve muhakkak ki sen, mutlaka çok büyük bir ahlâk üzeresin.
    فَسَتُبْصِرُ وَيُبْصِرُونَ

    Fe se tubsıru ve yubsırûn(yubsırûne).

    5.Artık yakında sen göreceksin ve onlar da görecekler.

    بِأَييِّكُمُ الْمَفْتُونُ

    Bi eyyikumul meftûn(meftûnu).

    6.Sizin hanginiz meftun (şaşkın)?

    إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِ وَهُوَ أَعْلَمُ بِالْمُهْتَدِينَ

    İnne rabbeke huve a’lemu bi men dalle an sebîlihî ve huve a’lemu bil muhtedîn(muhtedîne).

    7.Muhakkak ki senin Rabbin; O, kim Kendi yolundan saptı, çok iyi bilir ve O hidayete ermiş olanları da çok iyi bilir.


    فَلَا تُطِعِ الْمُكَذِّبِينَ

    Fe lâ tutııl mukezzibîn(mukezzibîne).

    8.Öyleyse yalanlayanlara itaat etme.

    وَدُّوا لَوْ تُدْهِنُ فَيُدْهِنُونَ

    Veddû lev tudhinu fe yudhinûn(yudhinûne).

    9.Onlar senin müsamaha göstermeni temenni ettiler (istediler), o zaman onlar da müsamaha göstereceklerdi.

    وَلَا تُطِعْ كُلَّ حَلَّافٍ مَّهِينٍ

    Ve lâ tutı’ kulle hallâfin mehîn(mehînin).

    10.Lüzumsuz yere çok yemin edenlerin hiçbirine itaat etme



  4. 24.Şubat.2013, 20:14
    2
    Devamlı Üye



    سْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

    Bismillâhirrahmânirrahîm.


    ن وَالْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُونَ

    Nûn vel kalemi ve mâ yesturûn(yesturûne).

    1.Nûn. Kaleme ve satır satır yazdıklarına andolsun!

    مَا أَنتَ بِنِعْمَةِ رَبِّكَ بِمَجْنُونٍ

    Mâ ente bi ni’meti rabbike bi mecnûn(mecnûnin).

    2.Rabbinin ni'meti ile sen mecnun değilsin.

    وَإِنَّ لَكَ لَأَجْرًا غَيْرَ مَمْنُونٍ

    Ve inne leke le ecren gayre memnûn(memnûnin).

    3.Ve muhakkak ki senin için, elbette kesintisi olmayan mükâfat vardır.

    وَإِنَّكَ لَعَلى خُلُقٍ عَظِيمٍ

    Ve inneke le alâ hulukın azîm(azîmin).

    4.Ve muhakkak ki sen, mutlaka çok büyük bir ahlâk üzeresin.
    فَسَتُبْصِرُ وَيُبْصِرُونَ

    Fe se tubsıru ve yubsırûn(yubsırûne).

    5.Artık yakında sen göreceksin ve onlar da görecekler.

    بِأَييِّكُمُ الْمَفْتُونُ

    Bi eyyikumul meftûn(meftûnu).

    6.Sizin hanginiz meftun (şaşkın)?

    إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِ وَهُوَ أَعْلَمُ بِالْمُهْتَدِينَ

    İnne rabbeke huve a’lemu bi men dalle an sebîlihî ve huve a’lemu bil muhtedîn(muhtedîne).

    7.Muhakkak ki senin Rabbin; O, kim Kendi yolundan saptı, çok iyi bilir ve O hidayete ermiş olanları da çok iyi bilir.


    فَلَا تُطِعِ الْمُكَذِّبِينَ

    Fe lâ tutııl mukezzibîn(mukezzibîne).

    8.Öyleyse yalanlayanlara itaat etme.

    وَدُّوا لَوْ تُدْهِنُ فَيُدْهِنُونَ

    Veddû lev tudhinu fe yudhinûn(yudhinûne).

    9.Onlar senin müsamaha göstermeni temenni ettiler (istediler), o zaman onlar da müsamaha göstereceklerdi.

    وَلَا تُطِعْ كُلَّ حَلَّافٍ مَّهِينٍ

    Ve lâ tutı’ kulle hallâfin mehîn(mehînin).

    10.Lüzumsuz yere çok yemin edenlerin hiçbirine itaat etme






+ Yorum Gönder