Konusunu Oylayın.: Kölelikle ilgili ayetler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Kölelikle ilgili ayetler
  1. 11.Şubat.2013, 11:08
    1
    Misafir

    Kölelikle ilgili ayetler






    Kölelikle ilgili ayetler Mumsema Kölelikle ilgili ayetler konusunda, Kur'an-ı Kerim'e uymamız gerekirken onu kendimize uydurmamız gibi bir durum olmuyor mu?


  2. 11.Şubat.2013, 11:08
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Kölelikle ilgili ayetler konusunda, Kur'an-ı Kerim'e uymamız gerekirken onu kendimize uydurmamız gibi bir durum olmuyor mu?


    Benzer Konular

    - Dil ile ilgili ayetler

    - Dua ile ilgili ayetler

    - Kuranı kerimde kölelikle ilgili sure ve ayet isimleri

    - Merhamet ile ilgili hadisler, ayetler ve Peygamberimizin başından geçen merhamet ile ilgili olaylar

    - Ev ile ilgili ayetler

  3. 11.Şubat.2013, 16:40
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Kölelikle ilgili ayetler




    Kur'an-ı Kerim'de bazı yerlerde köle azad'ı hakkında ifadeler geçtiğini görüyoruz. Veya günümüzde olmayan ama Kur'an-ı Kerim'de bulunan durumlar. Günümüzde kölelik olmadığından dolayı şuan böyle bir durumu gerçekleştiremiyoruz, alimlerimiz bu olayı başka şekilde gerçekleştirebileceğimizi söylemişler ve o şekilde gerçekleşiyor peki bu Kur'an-ı Kerim'e uymamız gerekirken onu kendimize uydurmamız gibi bir durum olmuyor mu? Bu ayetlerin askıya alınması gibi bir durum anlaşılmaz mı?

    Kur’an’daki bir hükmün uygulanması elbette belli şartları gerektirir. Mesela;

    - Namaz kılmak için abdest almak gerekir. Abdest ise bildiğimiz organlarımızı su ile yıkamaktan ibarettir. Su olmadığı yerde teyemmüm yapılır. Bu da Kur’an’ın bir hükmüdür. Teyemmüm eden kimse için Kur’an’ın SU hükmü kalkmış denilmez.

    - Ayakları olmayan kimse onları yıkamaz, yıkayamaz. Bu durumda Kur’an’ın bu hükmü onun hakkında askıya alındığı söylenemez. Zira Kur’an’da "insanın gücünün üzerinde bir yükümlülük yüklenmez" hükmü de vardır. O halde ayakları olmadığı için abdest alırken onları yıkamayan bir kimse, Kur’an’ın bu hükmünü uyguluyor demektir.

    - Oruç tutacak durumu olmayan kimse oruç yerine fidye kefareti verir. Oruç tutmayan adam hakkında Kur’an’ın hükmü askıya alındı denilmez.

    - Maddi imkanı olmayan kimse zekât vermez, hacca gitmez. Kur’an’ın bu kimse hakkındaki hükmü askıya alındı denilmez, denilemez. Çünkü bu gibi kimselerin durumu da, onların bu konuda sorumlu olmayacakları da Kur’an’da belirtilmiştir.

    Kur’an’da köle azat etmek yerine alternatif hükümler mevcuttur. Bu da gösteriyor ki, Kur’an’ın hedefinde köleliğin insanlık camiasından kaldırmak da vardır. Zamanla ancak mümkün olabilecek böyle bir sosyolojik pozisyon meydana gelinceye kadar kölelerin azat edilmesi ön görülmüştür. Zaten İslam’da değişik vesilelerle kölelerin azat edilmesinin emredilmesi, Kur’an’ın bu hedefinin tahakkukuna yönelik bir uygulamadır.

    Bu sebeple, kölelerin olmadığı zamanımızda hükmün askıya alındığını söyleyemeyiz. Çünkü ilgili keffaret yerlerinde köle azat etmek yerine başka alternatifler de sunulmuştur. Bu da kölelerin mevcut olduğu dönemde bile bu alternatif uygulamanın söz konusu olduğunu gösteriyor.

    Meallerini vereceğimiz ayetlerde Köle yerine alternatif hükümlerin varlığını görebiliriz:

    - “Müminin mümini öldürmesi olacak iş değildir, ancak yanlışlıkla olursa başka. Kim yanlışlıkla bir mümini öldürürse mümin bir esir (köle) âzad etmesi ve öldürülenin ailesine teslim edilecek bir diyet vermesi gerekir... Bunları yapmaya gücü yetmeyenin, Allah tarafından tövbesinin kabulü için ard arda iki ay oruç tutması gerekir. Allah alîm ve hakîmdir/her şeyi hakkıyla bilir, tam hüküm ve hikmet sahibidir.” (Nisa, 4/92)

    - “Allah sizi kasıtsız olarak yaptığınız yeminlerden dolayı sorumlu tutmaz, ama bilerek yaptığınız yeminlerden ötürü sorumlu tutar. Böyle bir yemini bozarsanız onun keffâreti, çoluk çocuğunuza yedirdiğiniz orta halli yemek çeşidinden on fakir doyurmak, yahut on fakiri giydirmek veya bir köleyi hürriyetine kavuşturmaktır. Bunlara gücü yetmeyen kimse, üç gün oruç tutsun. İşte yemin ettiğinizde, yemin bozmanın keffareti budur. Yeminlerinize sahip çıkın. Allah işte size âyetlerini böyle açıklıyor, ta ki şükredesiniz.” (Maide, 5/89)

    - “Eşlerine zıhar yaparak onlardan ayrılmaya kalkıp da sonra söylediklerinden dönenlerin, eşleriyle temastan önce bir köleyi hürriyetine kavuşturmaları gerekir. İşte size emredilen budur. Allah yaptığınız her şeyden haberdardır.

    Buna imkân bulamayan kimse, temaslarından önce, iki ay ara vermeksizin oruç tutmalıdır. Buna da gücü yetmeyen altmış fakiri doyurmalıdır. Bu hükümler Allah’ı ve Resulünü tasdik ve onlarla amel edip Cahiliye uygulamalarını reddetmeniz için konulmuştur. İşte bunlar Allah’ın hudutlarıdır. Kâfirler için gayet acı bir azap vardır” (Mücadele, 58/3-4)

    Kur’an’ın bir hükmünün askıya alınması demek, onun neshedilmiş olduğu anlamına gelir. Bu ise, ancak Hz. Peygamberin hayatında Kur’an inmeye devam ederken olması mümkün olan bir hükümdür. Bu sebeple, asr-ı saadetten sora “bir hükmün rafa kalktığını veya nesh edildiğini veya askıya alındığını” söylemek, hakikat açısından mümkün değildir.
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet



  4. 11.Şubat.2013, 16:40
    2
    Moderatör



    Kur'an-ı Kerim'de bazı yerlerde köle azad'ı hakkında ifadeler geçtiğini görüyoruz. Veya günümüzde olmayan ama Kur'an-ı Kerim'de bulunan durumlar. Günümüzde kölelik olmadığından dolayı şuan böyle bir durumu gerçekleştiremiyoruz, alimlerimiz bu olayı başka şekilde gerçekleştirebileceğimizi söylemişler ve o şekilde gerçekleşiyor peki bu Kur'an-ı Kerim'e uymamız gerekirken onu kendimize uydurmamız gibi bir durum olmuyor mu? Bu ayetlerin askıya alınması gibi bir durum anlaşılmaz mı?

    Kur’an’daki bir hükmün uygulanması elbette belli şartları gerektirir. Mesela;

    - Namaz kılmak için abdest almak gerekir. Abdest ise bildiğimiz organlarımızı su ile yıkamaktan ibarettir. Su olmadığı yerde teyemmüm yapılır. Bu da Kur’an’ın bir hükmüdür. Teyemmüm eden kimse için Kur’an’ın SU hükmü kalkmış denilmez.

    - Ayakları olmayan kimse onları yıkamaz, yıkayamaz. Bu durumda Kur’an’ın bu hükmü onun hakkında askıya alındığı söylenemez. Zira Kur’an’da "insanın gücünün üzerinde bir yükümlülük yüklenmez" hükmü de vardır. O halde ayakları olmadığı için abdest alırken onları yıkamayan bir kimse, Kur’an’ın bu hükmünü uyguluyor demektir.

    - Oruç tutacak durumu olmayan kimse oruç yerine fidye kefareti verir. Oruç tutmayan adam hakkında Kur’an’ın hükmü askıya alındı denilmez.

    - Maddi imkanı olmayan kimse zekât vermez, hacca gitmez. Kur’an’ın bu kimse hakkındaki hükmü askıya alındı denilmez, denilemez. Çünkü bu gibi kimselerin durumu da, onların bu konuda sorumlu olmayacakları da Kur’an’da belirtilmiştir.

    Kur’an’da köle azat etmek yerine alternatif hükümler mevcuttur. Bu da gösteriyor ki, Kur’an’ın hedefinde köleliğin insanlık camiasından kaldırmak da vardır. Zamanla ancak mümkün olabilecek böyle bir sosyolojik pozisyon meydana gelinceye kadar kölelerin azat edilmesi ön görülmüştür. Zaten İslam’da değişik vesilelerle kölelerin azat edilmesinin emredilmesi, Kur’an’ın bu hedefinin tahakkukuna yönelik bir uygulamadır.

    Bu sebeple, kölelerin olmadığı zamanımızda hükmün askıya alındığını söyleyemeyiz. Çünkü ilgili keffaret yerlerinde köle azat etmek yerine başka alternatifler de sunulmuştur. Bu da kölelerin mevcut olduğu dönemde bile bu alternatif uygulamanın söz konusu olduğunu gösteriyor.

    Meallerini vereceğimiz ayetlerde Köle yerine alternatif hükümlerin varlığını görebiliriz:

    - “Müminin mümini öldürmesi olacak iş değildir, ancak yanlışlıkla olursa başka. Kim yanlışlıkla bir mümini öldürürse mümin bir esir (köle) âzad etmesi ve öldürülenin ailesine teslim edilecek bir diyet vermesi gerekir... Bunları yapmaya gücü yetmeyenin, Allah tarafından tövbesinin kabulü için ard arda iki ay oruç tutması gerekir. Allah alîm ve hakîmdir/her şeyi hakkıyla bilir, tam hüküm ve hikmet sahibidir.” (Nisa, 4/92)

    - “Allah sizi kasıtsız olarak yaptığınız yeminlerden dolayı sorumlu tutmaz, ama bilerek yaptığınız yeminlerden ötürü sorumlu tutar. Böyle bir yemini bozarsanız onun keffâreti, çoluk çocuğunuza yedirdiğiniz orta halli yemek çeşidinden on fakir doyurmak, yahut on fakiri giydirmek veya bir köleyi hürriyetine kavuşturmaktır. Bunlara gücü yetmeyen kimse, üç gün oruç tutsun. İşte yemin ettiğinizde, yemin bozmanın keffareti budur. Yeminlerinize sahip çıkın. Allah işte size âyetlerini böyle açıklıyor, ta ki şükredesiniz.” (Maide, 5/89)

    - “Eşlerine zıhar yaparak onlardan ayrılmaya kalkıp da sonra söylediklerinden dönenlerin, eşleriyle temastan önce bir köleyi hürriyetine kavuşturmaları gerekir. İşte size emredilen budur. Allah yaptığınız her şeyden haberdardır.

    Buna imkân bulamayan kimse, temaslarından önce, iki ay ara vermeksizin oruç tutmalıdır. Buna da gücü yetmeyen altmış fakiri doyurmalıdır. Bu hükümler Allah’ı ve Resulünü tasdik ve onlarla amel edip Cahiliye uygulamalarını reddetmeniz için konulmuştur. İşte bunlar Allah’ın hudutlarıdır. Kâfirler için gayet acı bir azap vardır” (Mücadele, 58/3-4)

    Kur’an’ın bir hükmünün askıya alınması demek, onun neshedilmiş olduğu anlamına gelir. Bu ise, ancak Hz. Peygamberin hayatında Kur’an inmeye devam ederken olması mümkün olan bir hükümdür. Bu sebeple, asr-ı saadetten sora “bir hükmün rafa kalktığını veya nesh edildiğini veya askıya alındığını” söylemek, hakikat açısından mümkün değildir.
    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet






+ Yorum Gönder