Konusunu Oylayın.: İhlas suresi ile ilgili şiirler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İhlas suresi ile ilgili şiirler
  1. 20.Ocak.2013, 16:50
    1
    Misafir

    İhlas suresi ile ilgili şiirler






    İhlas suresi ile ilgili şiirler Mumsema İhlas suresi ile ilgili şiirlere veya eğitici bir yazı örneklerine ihtiyacım var yardımcı olur musunuz ?


  2. 20.Ocak.2013, 16:50
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    İhlas suresi ile ilgili şiirlere veya eğitici bir yazı örneklerine ihtiyacım var yardımcı olur musunuz ?


    Benzer Konular

    - İhlas suresi ile ilgili ayetler

    - İhlas suresi ile ilgili yazı

    - İhlas suresi ile ilgili hadis

    - İhlas suresi ile ilgili bilgiler

    - İhlas Suresi Arapça Yazılışı Okunuşu İhlas Suresi Türkçe Anlamı

  3. 29.Ocak.2013, 14:57
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,581
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: ihlas suresi ile ilgili şiirler




    İhlas suresinin Fazileti Hakkında Şiir bulamadım ama bilgiler verebilirm.




    İHLAS SURESİ 2

    Surenin İsmi: 2

    Önceki Sureyle İlişkisi: 2

    Surenin Muhtevası: 2

    Surenin Fazileti: 2

    Tevhıd Ve Allah Azze Ve Celle'yı Tenzih Suresi: 2

    Belagat: 3

    Kelime ve İbareler: 3

    Açıklaması: 3

    Ayetlerden Çıkan Hüküm Ve Hikmetler: 3



    İHLAS SURESİ


    Surenin İsmi:


    Bu surenin birçok ismi bulunmakla birlikte en meşhuru "İhlâs'tır: Her eksiklikten münezzeh, bütün şirklerden beri olan Allah azze ve celle için halis tevhidden sözetmektedir. Aynı zamanda Tefrid, Tecrid, Tevhid, en-Necat, el-Velâye, el-Ma'rife suresi de denilmiştir. Dinin temelini içerdiği için el-Esâs suresi de dendi.[1]



    Önceki Sureyle İlişkisi:


    Önceki sureyle ilişkisi açıktır: Kâfîrûn suresi küfür ve şirkin bütün çe*şitlerinden arınmayı konu ediyordu. Bu sure ise, kemâl sıfatları ile müte-meyyiz, şirkten münezzeh Allah Tealâ'yı birlemeyi işlemektedir. Bu neden*le de tavafın iki rekat namazı, duha, akşamın sünneti ve yolculuk namazı gibi pek çok namazlarda bir arada okunur. [2]



    Surenin Muhtevası:


    Sure, akide ve İslâm dininin en mühim esaslarını ele almaktadır. Al*lah'ın tevhidi ve tenzihi, kemâl sıfatları ile sıfatlandınlması, hiçbir ortağı*nın olmadığı. Böylece teslis iddiası olan Hıristiyalara ve Allah ile beraber diğer ilâhlara da tapan müşriklere reddiye vardır. [3]



    Surenin Fazileti:


    Surenin fazileti ile alâkalı pek çok hadis vardır. Okuma sevabına göre, Kur'an'ın üçte birine muadildir. Çünkü Kur"an'da ne varsa buradaki özetle*nenin açıklanmasıdır. Dinin genel usulü üçtür: Tevhid, hadler ve ahkâmın takriri ve amellerin beyanı. Bu sure ise tevhid ve takdisin beyanını yap*mıştır. Buhari, Ebu Davud ve Nesai, Ebu Said el-Hudri'den rivayet etti: "Birisi bir adamın İhlâs suresini tekrar tekrar okuduğunu duydu. Sabah olduğunda bunu Peygamberce (s.a.) söyledi. Adam bunu sanki küçümsüyor-du. Peygamber (s.a.) buyurdular ki: "Nefsim elinde olana yemin ederim; o Kur'an'ın üçte birine muadildir."

    Buhari'nin başka bir rivayetinde Ebu Said el-Hudri'den Rasulullah (s.a.)'ın ashabına şöyle buyurduğu nakledilmektedir: "Sizden biriniz bir ge*cede Kur'an'ın üçte birini okuyamaz mı?" Bu onlara zor geldi ve buna hangimiz dayanabiliriz ey Allah'ın elçisi? dediler. "Allahu'l-Vahidu's-Samed" Kur'an'ın üçte biridir." buyurdu.

    Müslim ve Tirmizi, Ebu Hureyre'den rivayet etti. Rasulullah (s.a.) bu*yurdular ki: "Toplanın; size Kur'an'ın üçte birini okuyacağım." Toplanan toplandı. Sonra da Allah'ın Nebisi (s.a.) çıkıp İhlâs suresini okudu. Ardın*dan da içeri girdi. Birbirimize, Rasulullah (s.a.) size Kur'an'ın üçte birini okuyacağım, ben bunu gökten gelmiş bir hayır görüyorum, demişti diye ko*nuştuk. Allah'ın Nebisi (s.a.) çıktı ve: "Ben, size Kur'an'ın üçte birini oku*yacağım dedim. Bilesiniz ki o, Kur'an'ın üçte birine muadildir." dedi.

    İmam Ahmed ve Tirmizi, Nesai, Ebu Eyyüb el-Ensari'den Peygamber (s.a.)'in şöyle buyurduklarını naklettiler: "Sizden biriniz bir gecede Kur'an'ın üçte birini okumaktan aciz olur mu? Kim İhlâs suresini bir gece*de okursa, Cenab-ı Hakka sığınmak için Kur'an'ın üçte birini okumuştur." [4]



    Nüzul Sebebi:


    İmam Ahmed, Tirmizi ve İbni Cerir, Übey b. Ka'b'tan müşriklerin Pey*gamber (s.a.)'e: Muhammedi Rabbini bize anlat, dediklerini ve bu surenin indiğini rivayet ettiler: "De ki: O Allah'tır, bir tektir, Allah'tır, sameddir. Do-ğurmamıştır, doğurulmamıştır. Hiçbir şey O'nun dengi değildir."

    İbni Cerir ve Tirmizi şunu ilâve ettiler: "Dedi ki: "Samed": Doğurma*mış ve doğrulmamış olandır. Çünkü doğrulan her şey ölecektir. Ölen her şe*ye de mirasçı olunacaktır. Allah azze ve celle ise ölmez ve mirasçı olunul-maz. "Hiçbir şey O'nun dengi değildir." Yani, O'nun bir benzeri, misli de yoktur."

    Katade, Dahhak ve Mukatil dediler ki: Yahudilerden bir grup Peygam-ber'e (s.a.) gelip: Rabbini bize anlat, çünkü Allah Tevrat'ta nimetini indirdi, bize hangi şeyden olduğunu bildirdi; hangi cinstendir O? Altın mı, bakır mı, gümüş mü? Yer ve içer mi? Dünyayı kimden miras aldı, kim O'ndan mi*ras alacak? dediler. Yüce Allah bu sureyi indirdi.[5]



    Tevhıd Ve Allah Azze Ve Celle'yi Tenzih Suresi:


    1- De ki: O Allah'tır, bir tektir,

    2- Allah'tır, sameddir.

    3- Doğurmamıştır, doğurulmamış-tır.

    4- Hiçbir şey O'nun dengi değildir."



    Belagat:


    "De ki: O' Yüce ismi, tazim ve iclal için şan zamiri (O) ile zikretti. "Allah'tır, sameddir." Tahsis ifadesi için her biri marifedir.

    "De ki: O Allah'tır, bir tektir," sözü dengi ve çocuğu olmamasını gerekti*rir. "Doğurmamıştır, doğurulmamıştır." sözü, izah ve beyanın ziyadesi tecrid ve tefrid denen şeyin takriri için umumilikten sonra tahsis getirmiştir.

    "Ahad"," Samed", "Lem yûled" kelimelerin sonları ses bakımından bir*birleriyle uyumlu olup seci vardır.[6]



    Kelime ve İbareler:


    "Tektir" Zatında ve sıfatlarında tektir. Gerek zatında ve mahiyetinde gerekse kemâl sıfatlarında O'na bir şeyin eş olması, ortak olması mümkün değildir. "Samed" herkesin ve herşeyin muhtaç olduğu ve kendisine bağım*lı oldukları tek varlıktır. "Doğurmamıştır." Çünkü yardımcıya ihtiyacı ol*madı ve O'nunla başkaları arasında bir benzerlik de yoktur. "Doğurulma*mıştır." Çünkü O, kadimdir, ilktir, sonradan olma bir varlık değildir. Bu da kadim ve ilk olma ile nitelemektir. "Hiçbir şey onun dengi" benzeri ve eşi "değildir." [7]



    Açıklaması:


    "De ki: O Allah'tır, bir tektir." Ey Rasül! Sana Rabbin hakkında, O'nun özelliklerini sorana de ki: O Allah'tır, bir tektir. Yani, zatında ve sıfatında tektir. Ne ortağı, ne benzeri, ne de dengi yoktur. Bu vahdaniyetle niteleme ve her bağlamdaki ortakları da redtir. Mana şöyledir: O, bildiğiniz gökle*rin ve yerin yaratıcısı, sizin yaratıcınız olduğunu kabul ettiğiniz Allah'tır. O, birdir, ulûhiyyetinde tektir.

    "Allah'tır, sameddir." Yani, ihtiyaçlar konusunda kendisine sığınılan-dır. Bütün ihtiyaçlarda sadece O'na yönelir. Zira her şeye O kadirdir. O Al*lah, her mahlûkun kendisine sığındığı, kimsenin O'ndan müstağni olamıyacağı, fakat kendisi onlara muhtaç olmayan zattır. Bu, Arap müşrikleri ve emsallerinin aracı ve şefaatçilerle ilgili itikatlarını iptaldir.

    İbni Abbas Samed'in tefsiri hakkında diyor ki: Mahlukâtm hacet ve isteklerinde yegane dayanağıdır. O kudret ve otoritesi, şerefi, azameti, ilmi hikmeti zirvede olan tek varlıktır. O, Allah azze ve celle'dir. Tek ve kahhar Allah'ı noksanlıklardan tenzih ederiz.

    "Doğurmamıştır, doğurulmamıştır." O'ndan çocuk olmamıştır, O da bir şeyden olmamıştır. Zira O'na hiç bir şey benzeyemez, sonradan değil kadimdir, varlığının evveli yoktur, cisim de değildir. Bu ifade, herhangi bir varlığa benze*meyi red, kıdem ve evveliyet ile vasfetme, sonradan olmayı nefyetmedir.

    Birinci cümlede Allah'ın bir çocuğu olmasını nefyetme ve meleklerin Allah'ın kızları olduğunu iddia eden müşriklere, Uzeyir Allah'ın oğludur diyen Yahudilere, Mesih Allah'ın oğludur diyen Hıristiyanlara reddiye var*dır. İkinci cümlede de kendisinden önce hiç bir varlığın olmadığı ortaya konmaktadır.

    "Hiçbir şey O'nun dengi değildir." Allah'ın dengi, misli veya bir şeyde ortağı olacak kimse yoktur. Arkadaşların varlığını nefyetme ve Arap müş*riklerinin inandığı, fiillerinde Allah'ın benzeri olduğu inancının reddidir bu. Öyle ki, melekleri Allah'a şerik, put ve heykelleri de Allah Tealâ'nm or*takları saymışlardı.

    Surenin diğer ayetlerde benzerleri vardır: "O gökleri ve yeri yoktan var edendir. O'nun nasıl çocuğu olabilir? O'nun bir eşi de yoktur. Her şeyi O ya*ratmıştır." (En'am, 6/101), "Halbuki O çok esirgeyen için bir evlat edinmek asla yakışmaz. Göklerde ve yerde olan herkes, müstesna olmamak üzere, O çok esirgeyiciye mutlaka kul olarak gelecektir. Andolsun ki O, bunları cemiyet olarak da saymış fertler olarak da saymıştır. Onların her biri kıyamet günü O'na tek başına gelecektir." (Meryem, 19/92-95), "O çok esir*geyici evlat edindi." dediler. O'nun şanı bundan yücedir, münezzehtir. Hayır onlar, ikrama mazhar edilmiş kullardır(meleklerdir) Bunlar sözle asla O'nun önüne geçemezler. Bunlar O'nun emriyle hareket ederler." (Enbiya, 21/26-27).

    Sahih-i Buhari'de: "Allah'tan daha çok, sabreden yoktur; O'na çocuk isnat ediyorlar. O ise onları yine de rızıklandırıyor, yaşatıyor." denmiştir. Yine Buhari ve Abdürrezzak, Ebu Hureyre'den o da Peygamber (s.a.)'den rivayet ettiler: "Allah azze ve celle buyurdu ki: Ademoğlu beni yalanladı, böyle yapmamalı idi. Bana şetmetti, öyle yapmamalı idi. Beni yalanlaması, beni ilk defa yarattığı gibi tekrar (kıyamette) yaratmayacak demesidir. Yaratmayı ilk sefer yapma bana ikincisinden daha basit değildir. Bana şet-metmesi ise, Allah'ın çocuğu var demesidir. Ben ahad ve samedim. Doğur*madım, doğurulmadım. Benim hiçbir dengini de yoktur." [8]



    Ayetlerden Çıkan Hüküm Ve Hikmetler:


    1- Bu veciz sure, aynı anda var olanları ortaya koymada, O'na lâyık ol*mayan hususların da O'ndan uzak olduğunu ifade etmektedir. Allah Tealâ'nm zatı ve hakikatında tek, terkibin bütün çeşitlerinden münezzeh olduğunu beyan ederken, "Allah'tır, bir tektir." sözü ile de çokluğun bütün çeşitlerinden tenzih edilmektedir.

    Allah'ın zatı ile kerim ve rahim, ihtiyaçlarının giderilmesinde bütün mahlukâtm O'na muhtaç olduğunu, kemâl ve celâl sıfatları ile muttasıf bulunduğunu açıklarken, "Allah'tır, sameddir." sözü ile de başkalarına muhtaç olmanın bütün çeşitlerini reddetti.

    "Doğurmamıştır." sözü ile de Allah'ın tek ve bir olduğunu, O'nun cin*sinden birşey olmadığını, kimseyi doğurmadığını, O'na benzer, kendisinden başka varlıkların çıkmadığını vurgularken her türlü benzeyişi reddetmek*tedir. Aynı şekilde kadimdir, ilk ve ezelidir, kendisinden önce ne bir varlık vardır ne de zaman, "doğurulmamıştır." sözü ile de O'nun sonradan olması ve O'ndan önce bir şeyin bulunmasını nefyetti.

    O'nun varlık aleminde hiçbir benzeri ve dengi yoktur. Benzer, nazir, ar*kadaş ve dengi de yoktur. "Hiçbir şey O'nun dengi değildir." sözü ile bu or*taya konmakta, hiçbir şeyin O'nunla mukayese edilemeyeceği gerçeği bil*dirilmektedir. Her ispat, tevhid, tenzih ve takdis üzerine kurulu İslâm inan*cının ifadesidir. Her nefy de, alemin nur ve zulmet olmak üzere iki ilâhı ol*duğunu söyleyen putperestlik, teslis iddia eden Hristiyanlık, felek ve yıldız*lara ibadet iddiasında olan Sabie, Uzeyir Allah'ın oğludur diyen Yahudiler ve melekler Allah'ın kızlarıdır, diyen müşriklere ve batıl inançlarına redtir.

    "Tektir" sözü kâinatta birden fazla ilâh ve mutlak otoritenin varlığını düşünenleri "Allah'tır, sameddir." sözü de Allah'tan başka yaratıcı ispat eden ekolü reddetmektedir. Zira, bir başka yaratıcı olsa idi, bütün ihtiyaç*ların istenmesinde halk O'na dayandırılmış olmazdı. "Doğurmamıştır, doğurulmamıştır." sözü, Yahudilerin Uzeyir, Hıristiyanların Mesih oğlu, müşriklerin de melekler Allah'ın kızlarıdır, demelerini reddetmektedir. "Hiçbir şey O'nun dengi değildir." sözü de putları Allah'a denk ve ve ortak koşan müşriklerin görüşünü reddetmektedir.

    2- Alimler dediler ki: Kevser suresi Peygamberimiz (s.a.) hakkında ol*duğu gibi bu sure de Allah Tealâ hakkındadır. Ancak, Rasulullah (s.a.) hakkındaki itham, onun çocuğu yok, ebterdir, dedikleri içindi. Buradaki ise, Allah'a çocuk isnad ettikleri içindir. Zira çocuk olmaması insan için bir ayıptır. Allah Tealâ için ise, çocucuğun bulunması ayıptır. Bu nedenle de, Allah'ı müdafaa etmesi için burada "De" ile başladı. Kevser suresinde ise, "De" sözü ile başlamadı. Zira bizzat Rasulullah (s.a.)'ı müdafaayı Yüce Rabbimiz üstlenerek doğrudan konuşmuştur.[9]





    --------------------------------------------------------------------------------

    [1] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/671.

    [2] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/671.

    [3] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/671.

    [4] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/671-672.

    [5] Vahidi, Esbabu'n-Nüzul, 262.

    Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/672.

    [6] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/673.

    [7] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/673.

    [8] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/673-674.

    [9] Razi, XXXII/185.

    Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/675.


  4. 29.Ocak.2013, 14:57
    2
    Moderatör



    İhlas suresinin Fazileti Hakkında Şiir bulamadım ama bilgiler verebilirm.




    İHLAS SURESİ 2

    Surenin İsmi: 2

    Önceki Sureyle İlişkisi: 2

    Surenin Muhtevası: 2

    Surenin Fazileti: 2

    Tevhıd Ve Allah Azze Ve Celle'yı Tenzih Suresi: 2

    Belagat: 3

    Kelime ve İbareler: 3

    Açıklaması: 3

    Ayetlerden Çıkan Hüküm Ve Hikmetler: 3



    İHLAS SURESİ


    Surenin İsmi:


    Bu surenin birçok ismi bulunmakla birlikte en meşhuru "İhlâs'tır: Her eksiklikten münezzeh, bütün şirklerden beri olan Allah azze ve celle için halis tevhidden sözetmektedir. Aynı zamanda Tefrid, Tecrid, Tevhid, en-Necat, el-Velâye, el-Ma'rife suresi de denilmiştir. Dinin temelini içerdiği için el-Esâs suresi de dendi.[1]



    Önceki Sureyle İlişkisi:


    Önceki sureyle ilişkisi açıktır: Kâfîrûn suresi küfür ve şirkin bütün çe*şitlerinden arınmayı konu ediyordu. Bu sure ise, kemâl sıfatları ile müte-meyyiz, şirkten münezzeh Allah Tealâ'yı birlemeyi işlemektedir. Bu neden*le de tavafın iki rekat namazı, duha, akşamın sünneti ve yolculuk namazı gibi pek çok namazlarda bir arada okunur. [2]



    Surenin Muhtevası:


    Sure, akide ve İslâm dininin en mühim esaslarını ele almaktadır. Al*lah'ın tevhidi ve tenzihi, kemâl sıfatları ile sıfatlandınlması, hiçbir ortağı*nın olmadığı. Böylece teslis iddiası olan Hıristiyalara ve Allah ile beraber diğer ilâhlara da tapan müşriklere reddiye vardır. [3]



    Surenin Fazileti:


    Surenin fazileti ile alâkalı pek çok hadis vardır. Okuma sevabına göre, Kur'an'ın üçte birine muadildir. Çünkü Kur"an'da ne varsa buradaki özetle*nenin açıklanmasıdır. Dinin genel usulü üçtür: Tevhid, hadler ve ahkâmın takriri ve amellerin beyanı. Bu sure ise tevhid ve takdisin beyanını yap*mıştır. Buhari, Ebu Davud ve Nesai, Ebu Said el-Hudri'den rivayet etti: "Birisi bir adamın İhlâs suresini tekrar tekrar okuduğunu duydu. Sabah olduğunda bunu Peygamberce (s.a.) söyledi. Adam bunu sanki küçümsüyor-du. Peygamber (s.a.) buyurdular ki: "Nefsim elinde olana yemin ederim; o Kur'an'ın üçte birine muadildir."

    Buhari'nin başka bir rivayetinde Ebu Said el-Hudri'den Rasulullah (s.a.)'ın ashabına şöyle buyurduğu nakledilmektedir: "Sizden biriniz bir ge*cede Kur'an'ın üçte birini okuyamaz mı?" Bu onlara zor geldi ve buna hangimiz dayanabiliriz ey Allah'ın elçisi? dediler. "Allahu'l-Vahidu's-Samed" Kur'an'ın üçte biridir." buyurdu.

    Müslim ve Tirmizi, Ebu Hureyre'den rivayet etti. Rasulullah (s.a.) bu*yurdular ki: "Toplanın; size Kur'an'ın üçte birini okuyacağım." Toplanan toplandı. Sonra da Allah'ın Nebisi (s.a.) çıkıp İhlâs suresini okudu. Ardın*dan da içeri girdi. Birbirimize, Rasulullah (s.a.) size Kur'an'ın üçte birini okuyacağım, ben bunu gökten gelmiş bir hayır görüyorum, demişti diye ko*nuştuk. Allah'ın Nebisi (s.a.) çıktı ve: "Ben, size Kur'an'ın üçte birini oku*yacağım dedim. Bilesiniz ki o, Kur'an'ın üçte birine muadildir." dedi.

    İmam Ahmed ve Tirmizi, Nesai, Ebu Eyyüb el-Ensari'den Peygamber (s.a.)'in şöyle buyurduklarını naklettiler: "Sizden biriniz bir gecede Kur'an'ın üçte birini okumaktan aciz olur mu? Kim İhlâs suresini bir gece*de okursa, Cenab-ı Hakka sığınmak için Kur'an'ın üçte birini okumuştur." [4]



    Nüzul Sebebi:


    İmam Ahmed, Tirmizi ve İbni Cerir, Übey b. Ka'b'tan müşriklerin Pey*gamber (s.a.)'e: Muhammedi Rabbini bize anlat, dediklerini ve bu surenin indiğini rivayet ettiler: "De ki: O Allah'tır, bir tektir, Allah'tır, sameddir. Do-ğurmamıştır, doğurulmamıştır. Hiçbir şey O'nun dengi değildir."

    İbni Cerir ve Tirmizi şunu ilâve ettiler: "Dedi ki: "Samed": Doğurma*mış ve doğrulmamış olandır. Çünkü doğrulan her şey ölecektir. Ölen her şe*ye de mirasçı olunacaktır. Allah azze ve celle ise ölmez ve mirasçı olunul-maz. "Hiçbir şey O'nun dengi değildir." Yani, O'nun bir benzeri, misli de yoktur."

    Katade, Dahhak ve Mukatil dediler ki: Yahudilerden bir grup Peygam-ber'e (s.a.) gelip: Rabbini bize anlat, çünkü Allah Tevrat'ta nimetini indirdi, bize hangi şeyden olduğunu bildirdi; hangi cinstendir O? Altın mı, bakır mı, gümüş mü? Yer ve içer mi? Dünyayı kimden miras aldı, kim O'ndan mi*ras alacak? dediler. Yüce Allah bu sureyi indirdi.[5]



    Tevhıd Ve Allah Azze Ve Celle'yi Tenzih Suresi:


    1- De ki: O Allah'tır, bir tektir,

    2- Allah'tır, sameddir.

    3- Doğurmamıştır, doğurulmamış-tır.

    4- Hiçbir şey O'nun dengi değildir."



    Belagat:


    "De ki: O' Yüce ismi, tazim ve iclal için şan zamiri (O) ile zikretti. "Allah'tır, sameddir." Tahsis ifadesi için her biri marifedir.

    "De ki: O Allah'tır, bir tektir," sözü dengi ve çocuğu olmamasını gerekti*rir. "Doğurmamıştır, doğurulmamıştır." sözü, izah ve beyanın ziyadesi tecrid ve tefrid denen şeyin takriri için umumilikten sonra tahsis getirmiştir.

    "Ahad"," Samed", "Lem yûled" kelimelerin sonları ses bakımından bir*birleriyle uyumlu olup seci vardır.[6]



    Kelime ve İbareler:


    "Tektir" Zatında ve sıfatlarında tektir. Gerek zatında ve mahiyetinde gerekse kemâl sıfatlarında O'na bir şeyin eş olması, ortak olması mümkün değildir. "Samed" herkesin ve herşeyin muhtaç olduğu ve kendisine bağım*lı oldukları tek varlıktır. "Doğurmamıştır." Çünkü yardımcıya ihtiyacı ol*madı ve O'nunla başkaları arasında bir benzerlik de yoktur. "Doğurulma*mıştır." Çünkü O, kadimdir, ilktir, sonradan olma bir varlık değildir. Bu da kadim ve ilk olma ile nitelemektir. "Hiçbir şey onun dengi" benzeri ve eşi "değildir." [7]



    Açıklaması:


    "De ki: O Allah'tır, bir tektir." Ey Rasül! Sana Rabbin hakkında, O'nun özelliklerini sorana de ki: O Allah'tır, bir tektir. Yani, zatında ve sıfatında tektir. Ne ortağı, ne benzeri, ne de dengi yoktur. Bu vahdaniyetle niteleme ve her bağlamdaki ortakları da redtir. Mana şöyledir: O, bildiğiniz gökle*rin ve yerin yaratıcısı, sizin yaratıcınız olduğunu kabul ettiğiniz Allah'tır. O, birdir, ulûhiyyetinde tektir.

    "Allah'tır, sameddir." Yani, ihtiyaçlar konusunda kendisine sığınılan-dır. Bütün ihtiyaçlarda sadece O'na yönelir. Zira her şeye O kadirdir. O Al*lah, her mahlûkun kendisine sığındığı, kimsenin O'ndan müstağni olamıyacağı, fakat kendisi onlara muhtaç olmayan zattır. Bu, Arap müşrikleri ve emsallerinin aracı ve şefaatçilerle ilgili itikatlarını iptaldir.

    İbni Abbas Samed'in tefsiri hakkında diyor ki: Mahlukâtm hacet ve isteklerinde yegane dayanağıdır. O kudret ve otoritesi, şerefi, azameti, ilmi hikmeti zirvede olan tek varlıktır. O, Allah azze ve celle'dir. Tek ve kahhar Allah'ı noksanlıklardan tenzih ederiz.

    "Doğurmamıştır, doğurulmamıştır." O'ndan çocuk olmamıştır, O da bir şeyden olmamıştır. Zira O'na hiç bir şey benzeyemez, sonradan değil kadimdir, varlığının evveli yoktur, cisim de değildir. Bu ifade, herhangi bir varlığa benze*meyi red, kıdem ve evveliyet ile vasfetme, sonradan olmayı nefyetmedir.

    Birinci cümlede Allah'ın bir çocuğu olmasını nefyetme ve meleklerin Allah'ın kızları olduğunu iddia eden müşriklere, Uzeyir Allah'ın oğludur diyen Yahudilere, Mesih Allah'ın oğludur diyen Hıristiyanlara reddiye var*dır. İkinci cümlede de kendisinden önce hiç bir varlığın olmadığı ortaya konmaktadır.

    "Hiçbir şey O'nun dengi değildir." Allah'ın dengi, misli veya bir şeyde ortağı olacak kimse yoktur. Arkadaşların varlığını nefyetme ve Arap müş*riklerinin inandığı, fiillerinde Allah'ın benzeri olduğu inancının reddidir bu. Öyle ki, melekleri Allah'a şerik, put ve heykelleri de Allah Tealâ'nm or*takları saymışlardı.

    Surenin diğer ayetlerde benzerleri vardır: "O gökleri ve yeri yoktan var edendir. O'nun nasıl çocuğu olabilir? O'nun bir eşi de yoktur. Her şeyi O ya*ratmıştır." (En'am, 6/101), "Halbuki O çok esirgeyen için bir evlat edinmek asla yakışmaz. Göklerde ve yerde olan herkes, müstesna olmamak üzere, O çok esirgeyiciye mutlaka kul olarak gelecektir. Andolsun ki O, bunları cemiyet olarak da saymış fertler olarak da saymıştır. Onların her biri kıyamet günü O'na tek başına gelecektir." (Meryem, 19/92-95), "O çok esir*geyici evlat edindi." dediler. O'nun şanı bundan yücedir, münezzehtir. Hayır onlar, ikrama mazhar edilmiş kullardır(meleklerdir) Bunlar sözle asla O'nun önüne geçemezler. Bunlar O'nun emriyle hareket ederler." (Enbiya, 21/26-27).

    Sahih-i Buhari'de: "Allah'tan daha çok, sabreden yoktur; O'na çocuk isnat ediyorlar. O ise onları yine de rızıklandırıyor, yaşatıyor." denmiştir. Yine Buhari ve Abdürrezzak, Ebu Hureyre'den o da Peygamber (s.a.)'den rivayet ettiler: "Allah azze ve celle buyurdu ki: Ademoğlu beni yalanladı, böyle yapmamalı idi. Bana şetmetti, öyle yapmamalı idi. Beni yalanlaması, beni ilk defa yarattığı gibi tekrar (kıyamette) yaratmayacak demesidir. Yaratmayı ilk sefer yapma bana ikincisinden daha basit değildir. Bana şet-metmesi ise, Allah'ın çocuğu var demesidir. Ben ahad ve samedim. Doğur*madım, doğurulmadım. Benim hiçbir dengini de yoktur." [8]



    Ayetlerden Çıkan Hüküm Ve Hikmetler:


    1- Bu veciz sure, aynı anda var olanları ortaya koymada, O'na lâyık ol*mayan hususların da O'ndan uzak olduğunu ifade etmektedir. Allah Tealâ'nm zatı ve hakikatında tek, terkibin bütün çeşitlerinden münezzeh olduğunu beyan ederken, "Allah'tır, bir tektir." sözü ile de çokluğun bütün çeşitlerinden tenzih edilmektedir.

    Allah'ın zatı ile kerim ve rahim, ihtiyaçlarının giderilmesinde bütün mahlukâtm O'na muhtaç olduğunu, kemâl ve celâl sıfatları ile muttasıf bulunduğunu açıklarken, "Allah'tır, sameddir." sözü ile de başkalarına muhtaç olmanın bütün çeşitlerini reddetti.

    "Doğurmamıştır." sözü ile de Allah'ın tek ve bir olduğunu, O'nun cin*sinden birşey olmadığını, kimseyi doğurmadığını, O'na benzer, kendisinden başka varlıkların çıkmadığını vurgularken her türlü benzeyişi reddetmek*tedir. Aynı şekilde kadimdir, ilk ve ezelidir, kendisinden önce ne bir varlık vardır ne de zaman, "doğurulmamıştır." sözü ile de O'nun sonradan olması ve O'ndan önce bir şeyin bulunmasını nefyetti.

    O'nun varlık aleminde hiçbir benzeri ve dengi yoktur. Benzer, nazir, ar*kadaş ve dengi de yoktur. "Hiçbir şey O'nun dengi değildir." sözü ile bu or*taya konmakta, hiçbir şeyin O'nunla mukayese edilemeyeceği gerçeği bil*dirilmektedir. Her ispat, tevhid, tenzih ve takdis üzerine kurulu İslâm inan*cının ifadesidir. Her nefy de, alemin nur ve zulmet olmak üzere iki ilâhı ol*duğunu söyleyen putperestlik, teslis iddia eden Hristiyanlık, felek ve yıldız*lara ibadet iddiasında olan Sabie, Uzeyir Allah'ın oğludur diyen Yahudiler ve melekler Allah'ın kızlarıdır, diyen müşriklere ve batıl inançlarına redtir.

    "Tektir" sözü kâinatta birden fazla ilâh ve mutlak otoritenin varlığını düşünenleri "Allah'tır, sameddir." sözü de Allah'tan başka yaratıcı ispat eden ekolü reddetmektedir. Zira, bir başka yaratıcı olsa idi, bütün ihtiyaç*ların istenmesinde halk O'na dayandırılmış olmazdı. "Doğurmamıştır, doğurulmamıştır." sözü, Yahudilerin Uzeyir, Hıristiyanların Mesih oğlu, müşriklerin de melekler Allah'ın kızlarıdır, demelerini reddetmektedir. "Hiçbir şey O'nun dengi değildir." sözü de putları Allah'a denk ve ve ortak koşan müşriklerin görüşünü reddetmektedir.

    2- Alimler dediler ki: Kevser suresi Peygamberimiz (s.a.) hakkında ol*duğu gibi bu sure de Allah Tealâ hakkındadır. Ancak, Rasulullah (s.a.) hakkındaki itham, onun çocuğu yok, ebterdir, dedikleri içindi. Buradaki ise, Allah'a çocuk isnad ettikleri içindir. Zira çocuk olmaması insan için bir ayıptır. Allah Tealâ için ise, çocucuğun bulunması ayıptır. Bu nedenle de, Allah'ı müdafaa etmesi için burada "De" ile başladı. Kevser suresinde ise, "De" sözü ile başlamadı. Zira bizzat Rasulullah (s.a.)'ı müdafaayı Yüce Rabbimiz üstlenerek doğrudan konuşmuştur.[9]





    --------------------------------------------------------------------------------

    [1] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/671.

    [2] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/671.

    [3] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/671.

    [4] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/671-672.

    [5] Vahidi, Esbabu'n-Nüzul, 262.

    Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/672.

    [6] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/673.

    [7] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/673.

    [8] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/673-674.

    [9] Razi, XXXII/185.

    Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/675.





+ Yorum Gönder