Konusunu Oylayın.: Nas suresi açıklaması

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Nas suresi açıklaması
  1. 14.Ocak.2013, 11:49
    1
    Misafir

    Nas suresi açıklaması






    Nas suresi açıklaması Mumsema Nas suresi açıklamasına ihtiyacım var bana nas süresinin türkçe açıklamasını yapabilir misiniz ?


  2. 14.Ocak.2013, 11:49
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Nas suresi açıklamasına ihtiyacım var bana nas süresinin türkçe açıklamasını yapabilir misiniz ?


    Benzer Konular

    - Kevser suresi açıklaması

    - Nasr suresi açıklaması

    - Kafirun suresi açıklaması

    - Bakara suresi açıklaması

    - En'am suresi 39. ayetinin açıklaması

  3. 16.Ocak.2013, 02:37
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: nas suresi açıklaması




    nas suresi açıklaması

    NÂS SÛRESİ

    114


    İndiği Yer :


    Mekke



    İniş Sırası :

    21



    Âyet Sayısı:


    6



    Nüzulü


    Mushaftaki sıralamada yüz on dördüncü, İniş sırasına göre yirmi birinci sûredir. Felak sûresinden sonra, İhlâs sûresinden önce Mekke'de inmiştir. Felak sûresinin Medine'de indiğini söyleyenler Nâs sûresi için de aynı şeyi söylemişler*dir.[1]



    Adı


    Sûre adını ilk âyetinde geçen ve "insanlar" anlamına gelen "nâs" kelimesin*den almıştır. Aynca "Kul eûzû bi rabbi'n-nâs" ve Felak süresiyle birlikte "Muav-vizeteyn, Mukaşkışeteyn" adlarıyla da anılmaktadır.[2]



    Konusu


    Sûrede sinsice kötülüğe sürükleyen cinlerin ve İnsanların şerrinden Allah'a sığınılması öğütlenmektedir. [3]



    Meali


    Rahman ve rahîm olan Allah'ın adıyla... l-6.De ki: "Cinlerden olsun in*sanlardan olsun, insanların kalplerine vesvese sokan sinsi şeytanın şerrinden insanların rabbine, insanların mâlik ve hakimine sığınırım!" [4]



    Tefsiri


    1-6. Allah Teâlâ insanları yaratıp maddî ve manevî nimetleriyle hem bede- nen hem de ruhen beslediği, yetiştirdiği, eğittiği için kendi zâtını Rab ismiyle an-mıştır. Râgıb el-Isfahânî, "mâlik ve hakim" diye çevirdiğimiz 2. âyetteki "melik" kelimesini özetle şöyle açıklar: Melik, emir ve yasaklarla insan topluluğunu yöneten kişidir. Bu kelime özellikle akıllı varlıkları yöneten için kullanılır; meselâ "insanların meliki" denir, "eşyanın meliki" denmez [5] Yönetilen bütün insanlar olunca kanunlarıyla, buyruk ve yasaklarıyla onların yöneticisi, mâlik ve hakimi de Allah'tan başkası değildir. "İnsanların İlâhı"ndan maksat da sadece kendisi ibadete lâyık olan Allah'tır[6] Allah Teâlâ bütün mahlûkatm rabbİ olduğu halde burada üç âyette de "insanlar"ın tekrarlanması, onların mahlûkatm en üstünü ve en şereflisi ol*duğuna vurgu yapar. Ayrıca dünyada insanları yöneten hükümdarlar, krallar ve bunları tanrı sayıp tapan kavimler geçmişte görülmüştür, bugün de farklı boyut ve tezahürlerde görülebilmektedir. Bu sebeple sûrede insanların rablerinin de hüküm*darlarının da ilâhlarının da sadece Allah olduğu ve yalnızca O'na sığınmak, O'na tapmak O'nun hükümranlığını tanımak gerektiği vurgulanmıştır.

    "Şeytan" diye çevirdiğimiz "vesvâs" kelimesi, "vesvese"den türemiş ve aşırılık ifade eden bir sıfat olup "çokça vesvese veren" demektir. Vesvese "şüphe, tereddüt, kuruntu, gizli söz, kişinin içinden geçen düşünce" demektir; terim olarak, "zihinde irade dışı beliren ve kişiyi kötü ya da faydasız bir düşünce ve davranışa sürükleyen kaynağı belirsiz fikir, şüphe ve kuruntu" anlamına gelir. Bir kimseye böyle bir düşünceyi telkin etmeye de "vesvese vermek" denir. Vesvese genel olarak insanı kötü, din ve ahlâk dışı davranışlara yönelten bir iç itilme olarak his*sedilir. Bu anlamdaki vesvesenin kaynağı şeytandır. Nitekim birçok âyette şey*tanın insana vesvese verdiği ifade edilmiştir [7] Kötülük sembolü olan şeytan, gerçek bir varlığa sahip olmakla birlikte onun insan üzerindeki etkisini psikolojik yolla gerçekleştirdiği söylenmektedir. [8] Vesvesenin bir diğer kaynağı ise kişinin nefsidir; Kaf sûresinin 16. âyeti de bunu ifade etmektedir.

    "Vesvâs" kelimesi hem insanlara vesvese veren görünmez şeytanı hem de in*sanları yoldan çıkarmak ve onlara kötülük yaptırmak için gizlice tuzak kuran in*san şeytanlarını ifade eder. "Sinsi" diye tercüme ettiğimiz "hannâs" kelimesi ise "gizli hareket eden ve geride kalmayı âdet haline getiren" anlamında bir sıfattır.

    Burada, Felak sûresinde anlatılan serlerin benzeri büyük bir serden Allah'a sığınılması emredilmektedİr. Fakat bu şer insanlara bilemedikleri bir yolla, yani gizli güçler ve nefsanî arzular yoluyla geldiği için insanlar bazen gafilce hareket edip buna karşı tedbir almazlar; kötülük yaptıkları halde iyilik yaptıklarını sanır- far. Bu şer, âyet-i kerimede anlatıldığı üzere insanın manevî varlığını, ebedî mut*luluğunu yok etmek isteyen ve onu ruhen zehirleyerek ebedî hüsrana düşürmeye çalışan şeytanların şerridir. Sûrede bu serden Allah'a sığınmayı isteyen buyruk, bizce belirsiz bir kaynaktan veya içimizden geîen arzu, duygu ve düşünceler kar*şısında uyanık obuayı, bunları akıl, vicdan ve dinî değerler süzgecinden geçirmeyi de içermektedir.

    Son âyet-i kerimeden de anlaşıldığı üzere İnsanları aldatmaya ve doğru yol*dan saptırmaya çalışan iki tür şeytan vardır: Birincisi cin şeytanlarıdır ki bunlar in*sanların içine vesvese düşürerek onları yanlış yola sürüklemek isterler. Her in*sanın, kendisini kötülüklere sürüklemeye, kötü işleri onun gözünde güzel göster*meye çalışan bir şeytanı vardır. Nitekim Hz. Peygamber, her insanın kendine ait bir cini (şeytanı) bulunduğunu bildirmiştir. [9] Başka bir hadiste de "Şeytan Âdemoğlunun kan damarlarında dolaşır" buyurulur. [10] İnsanları doğru yoldan saptıran diğer şeytan ise insan şeytanlarıdır. Bunlar, gerçeklik ve değer ölçülerini kaybetmiş, kendilerini nefsanî haz ve arzuların akıntısına kaptırmış, bu mânada şeytanın esiri olmuş insanlardır. Bunlar insana çoğu zaman sureti haktan görünerek yaklaşır, sonu hüsranla biten davranışlara yöneltirler. [11]



    --------------------------------------------------------------------------------

    [1] bk. Şevkânî, V, 620; tbn Âşûr, XXX, 631

    Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/701.

    [2] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/701.

    [3] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/701.

    [4] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/701.

    [5] Müfredâîü'i-Kur'ân, "mlk" md

    [6] ilâh hakkında bilgi için bk. Bakara 2/163

    [7] meselâ bk. A'râf 7/20; Tâhâ 20/120

    [8] geniş bilgi için bk. Hayati Hökelekli, "Vesvese", İFAV Ans., IV, 458

    [9] Dârimî, "Rikak", 25; Müsned, 1,385

    [10] bk. Buhârt, "Ahkâm", 21

    [11] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/701-703.


  4. 16.Ocak.2013, 02:37
    2
    Moderatör



    nas suresi açıklaması

    NÂS SÛRESİ

    114


    İndiği Yer :


    Mekke



    İniş Sırası :

    21



    Âyet Sayısı:


    6



    Nüzulü


    Mushaftaki sıralamada yüz on dördüncü, İniş sırasına göre yirmi birinci sûredir. Felak sûresinden sonra, İhlâs sûresinden önce Mekke'de inmiştir. Felak sûresinin Medine'de indiğini söyleyenler Nâs sûresi için de aynı şeyi söylemişler*dir.[1]



    Adı


    Sûre adını ilk âyetinde geçen ve "insanlar" anlamına gelen "nâs" kelimesin*den almıştır. Aynca "Kul eûzû bi rabbi'n-nâs" ve Felak süresiyle birlikte "Muav-vizeteyn, Mukaşkışeteyn" adlarıyla da anılmaktadır.[2]



    Konusu


    Sûrede sinsice kötülüğe sürükleyen cinlerin ve İnsanların şerrinden Allah'a sığınılması öğütlenmektedir. [3]



    Meali


    Rahman ve rahîm olan Allah'ın adıyla... l-6.De ki: "Cinlerden olsun in*sanlardan olsun, insanların kalplerine vesvese sokan sinsi şeytanın şerrinden insanların rabbine, insanların mâlik ve hakimine sığınırım!" [4]



    Tefsiri


    1-6. Allah Teâlâ insanları yaratıp maddî ve manevî nimetleriyle hem bede- nen hem de ruhen beslediği, yetiştirdiği, eğittiği için kendi zâtını Rab ismiyle an-mıştır. Râgıb el-Isfahânî, "mâlik ve hakim" diye çevirdiğimiz 2. âyetteki "melik" kelimesini özetle şöyle açıklar: Melik, emir ve yasaklarla insan topluluğunu yöneten kişidir. Bu kelime özellikle akıllı varlıkları yöneten için kullanılır; meselâ "insanların meliki" denir, "eşyanın meliki" denmez [5] Yönetilen bütün insanlar olunca kanunlarıyla, buyruk ve yasaklarıyla onların yöneticisi, mâlik ve hakimi de Allah'tan başkası değildir. "İnsanların İlâhı"ndan maksat da sadece kendisi ibadete lâyık olan Allah'tır[6] Allah Teâlâ bütün mahlûkatm rabbİ olduğu halde burada üç âyette de "insanlar"ın tekrarlanması, onların mahlûkatm en üstünü ve en şereflisi ol*duğuna vurgu yapar. Ayrıca dünyada insanları yöneten hükümdarlar, krallar ve bunları tanrı sayıp tapan kavimler geçmişte görülmüştür, bugün de farklı boyut ve tezahürlerde görülebilmektedir. Bu sebeple sûrede insanların rablerinin de hüküm*darlarının da ilâhlarının da sadece Allah olduğu ve yalnızca O'na sığınmak, O'na tapmak O'nun hükümranlığını tanımak gerektiği vurgulanmıştır.

    "Şeytan" diye çevirdiğimiz "vesvâs" kelimesi, "vesvese"den türemiş ve aşırılık ifade eden bir sıfat olup "çokça vesvese veren" demektir. Vesvese "şüphe, tereddüt, kuruntu, gizli söz, kişinin içinden geçen düşünce" demektir; terim olarak, "zihinde irade dışı beliren ve kişiyi kötü ya da faydasız bir düşünce ve davranışa sürükleyen kaynağı belirsiz fikir, şüphe ve kuruntu" anlamına gelir. Bir kimseye böyle bir düşünceyi telkin etmeye de "vesvese vermek" denir. Vesvese genel olarak insanı kötü, din ve ahlâk dışı davranışlara yönelten bir iç itilme olarak his*sedilir. Bu anlamdaki vesvesenin kaynağı şeytandır. Nitekim birçok âyette şey*tanın insana vesvese verdiği ifade edilmiştir [7] Kötülük sembolü olan şeytan, gerçek bir varlığa sahip olmakla birlikte onun insan üzerindeki etkisini psikolojik yolla gerçekleştirdiği söylenmektedir. [8] Vesvesenin bir diğer kaynağı ise kişinin nefsidir; Kaf sûresinin 16. âyeti de bunu ifade etmektedir.

    "Vesvâs" kelimesi hem insanlara vesvese veren görünmez şeytanı hem de in*sanları yoldan çıkarmak ve onlara kötülük yaptırmak için gizlice tuzak kuran in*san şeytanlarını ifade eder. "Sinsi" diye tercüme ettiğimiz "hannâs" kelimesi ise "gizli hareket eden ve geride kalmayı âdet haline getiren" anlamında bir sıfattır.

    Burada, Felak sûresinde anlatılan serlerin benzeri büyük bir serden Allah'a sığınılması emredilmektedİr. Fakat bu şer insanlara bilemedikleri bir yolla, yani gizli güçler ve nefsanî arzular yoluyla geldiği için insanlar bazen gafilce hareket edip buna karşı tedbir almazlar; kötülük yaptıkları halde iyilik yaptıklarını sanır- far. Bu şer, âyet-i kerimede anlatıldığı üzere insanın manevî varlığını, ebedî mut*luluğunu yok etmek isteyen ve onu ruhen zehirleyerek ebedî hüsrana düşürmeye çalışan şeytanların şerridir. Sûrede bu serden Allah'a sığınmayı isteyen buyruk, bizce belirsiz bir kaynaktan veya içimizden geîen arzu, duygu ve düşünceler kar*şısında uyanık obuayı, bunları akıl, vicdan ve dinî değerler süzgecinden geçirmeyi de içermektedir.

    Son âyet-i kerimeden de anlaşıldığı üzere İnsanları aldatmaya ve doğru yol*dan saptırmaya çalışan iki tür şeytan vardır: Birincisi cin şeytanlarıdır ki bunlar in*sanların içine vesvese düşürerek onları yanlış yola sürüklemek isterler. Her in*sanın, kendisini kötülüklere sürüklemeye, kötü işleri onun gözünde güzel göster*meye çalışan bir şeytanı vardır. Nitekim Hz. Peygamber, her insanın kendine ait bir cini (şeytanı) bulunduğunu bildirmiştir. [9] Başka bir hadiste de "Şeytan Âdemoğlunun kan damarlarında dolaşır" buyurulur. [10] İnsanları doğru yoldan saptıran diğer şeytan ise insan şeytanlarıdır. Bunlar, gerçeklik ve değer ölçülerini kaybetmiş, kendilerini nefsanî haz ve arzuların akıntısına kaptırmış, bu mânada şeytanın esiri olmuş insanlardır. Bunlar insana çoğu zaman sureti haktan görünerek yaklaşır, sonu hüsranla biten davranışlara yöneltirler. [11]



    --------------------------------------------------------------------------------

    [1] bk. Şevkânî, V, 620; tbn Âşûr, XXX, 631

    Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/701.

    [2] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/701.

    [3] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/701.

    [4] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/701.

    [5] Müfredâîü'i-Kur'ân, "mlk" md

    [6] ilâh hakkında bilgi için bk. Bakara 2/163

    [7] meselâ bk. A'râf 7/20; Tâhâ 20/120

    [8] geniş bilgi için bk. Hayati Hökelekli, "Vesvese", İFAV Ans., IV, 458

    [9] Dârimî, "Rikak", 25; Müsned, 1,385

    [10] bk. Buhârt, "Ahkâm", 21

    [11] Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez, Prof. Dr. Sabrettin Gümüş, Kur’an Yolu:V/701-703.





+ Yorum Gönder