Konusunu Oylayın.: Bakara Suresi 233. ayeti açıklar mısınız? "Anneler, çocuklarını iki tam yıl emzirsinler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Bakara Suresi 233. ayeti açıklar mısınız? "Anneler, çocuklarını iki tam yıl emzirsinler
  1. 06.Ocak.2013, 16:02
    1
    Misafir

    Bakara Suresi 233. ayeti açıklar mısınız? "Anneler, çocuklarını iki tam yıl emzirsinler






    Bakara Suresi 233. ayeti açıklar mısınız? "Anneler, çocuklarını iki tam yıl emzirsinler Mumsema Bakara Suresi 233. ayeti açıklar mısınız? "Anneler, çocuklarını iki tam yıl emzirsinler...


  2. 06.Ocak.2013, 19:18
    2
    Yetim
    Hadimul Müslimin

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Ocak.2007
    Üye No: 9
    Mesaj Sayısı: 1,994
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 22
    Bulunduğu yer: Hadimul Müslimin

    Cevap: Bakara Suresi 233. ayeti açıklar mısınız? "Anneler, çocuklarını iki tam yıl emzirsinler





    "Anneler, çocuklarını iki tam yıl emzirsinler. Bu, emzirmeyi mükemmel şekliyle uygulamak
    isteyenler içindir. Annelerin, münasip şekilde yiyeceğini giyeceğini sağlamak,
    babanın görevidir. Hiçbir kimse takatinin dışında bir görevle yükümlü tutulmaz.
    Çocuk yüzünden ne annesi, ne de babası zarar görmemelidir. Babanın varisine de
    aynı vazife yaptırılır. Fakat anne baba aralarında görüşüp anlaşmaya vararak,
    iki yıldan önce, çocuklarını sütten kesmek isterlerse, kendilerine bir vebal
    yoktur. Şayet çocuklarınızı başkalarına emzirtmek isterseniz, kendilerine
    vereceğiniz ücreti münasip tarzda ödemek şartı ile, bunda da size vebal yoktur.
    Bununla beraber Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki Allah yaptığınız her
    şeyi görmektedir."
    (Bakara, 2/233)
    Nikâh altında olsun, boşanmış olsun bütün anneler
    çocuklarını tam iki sene emzirirler, emzirmeleri gerekir, ilâhî hükme göre
    annelerin durumu budur. Bu hüküm, emzirmeyi tamamlamak isteyen içindir. Şu halde
    tam iki sene emzirme süresi, en çoğu olup, âyette açıklanacağı üzere bu sürenin
    azaltılması caizdir. "Mevludünleh" yani çocuk kendisi için
    doğmuş ve onun doğmasına sebeb ve nesebine sahip bulunmuş olan baba
    üzerine de, o annelerin ücretleri başta olmak üzere yiyecekleri ve
    giyecekleri onlara vaciptir. Fakat kayıtsız ve şartsız değil, mar'uf kadar, yani
    babanın imkanına göre, iki tarafın durumuna uygun olarak bir hakimin uygun
    görebileceği ölçüde vaciptir. Çünkü hiçbir kimse, gücünün yettiğinden başkasıyla
    yükümlü olmaz, "teklîfi mâlâ yutak",
    insanı gücünün yetmediği şeylerle yükümlü kılmak mümkün olsa da yapılmaz.

    Ne çocuğu yüzünden anneye, ne de çocuğu yüzünden
    babaya zarar verilmeye kalkışılmaz. Zarar vermeye kalkışılmasın, hiçbirine zarar
    verilmesin. "Zarara, zararla karşılık vermek
    yoktur."


    Baba yaşıyorsa rızık ve elbise böyle, ölmesi
    durumunda, varis üzerine de onun gibidir. Bu varis ya babanın varisi veya
    çocuğun varisidir. Önce ölen babasına varis olan çocuğa, yeterli mal kalmış ise,
    o rızık ve nafaka ona; kalmadığı takdirde de o çocuğa o sırada varis olabilecek
    durumda bulunan "zi-rahim-i mahrem" yakınına (kendisine nikahı
    haram olacak derecede yakın olan akrabasına)
    veya asabesine (baba
    tarafından yakınlarına) vacip olur.

    Şimdi ana ile baba iki seneden önce memeden kesmek
    isterlerse ikisinin biri düşünüp, görüş alışverişinde bulunup hoşnut olmaları
    şartıyla, ikisine de bunda bir günah yoktur. Ana ile baba birlikte görüş
    alışverişinde bulunurlarken her halde yavrularının yararını gözetirler. Böyle
    ikisinin görüş ve düşünceleri birleşip de hoşnut oldular mı, artık hata ihtimali
    pek az olur. Olsa bile, iyi niyetle işin ehlinden ve yerinde meydana gelen
    içtihattaki hata bağışlanmıştır. Fakat taraflar birbirleriyle görüş
    alışverişinde bulunmazlar veya birinin rızası olmadan yapılmış olursa, günah
    olur. İşte yukarda "emzirmeyi tamam yapmak isteyen
    kimse"
    , bu görüş alışverişinde emzirmeyi kesmeye razı olmayandır.

    Ey babalar! Bir de siz çocuğunuzu süt ana tutup
    emzirtmek isterseniz, vermek istediğiniz ücreti veya İbnü Kesir kırâetinde
    medsiz (uzatmadan) okunduğuna göre İhsanı (ikramı) örfe uygun ve şer'an güzel
    görülen bir tarzda güzelce teslim ettiğiniz takdirde, size bir günah yoktur.
    Demek ki baba, çocuğuna süt ana tutup gerçek anneyi emzirmekten
    alıkoyabilecektir. Fakat süt anayı memnun etmelidir ki çocuğa iyi baksın. Dikkat
    ediniz, ve Allah'tan korkunuz ve biliniz ki her ne yaparsanız Allah onu mutlaka
    bilir. Dolayısıyla size ona göre ceza veya mükafat verir.

    (Elmalılı M Hamdi
    YAZIR, Kur'an-ı Kerim Tefsiri)


    Not:
    Konuyla ilgili olarak aşağıdaki makaleyi ve UNICEF (Birleşmiş Milletler
    çocuklara Yardım Fonu)’in açıklamalarını da okumanızı tavsiye ederiz.

    Niçin İki Yıl

    En yeni araştırmaların ışığı altında anne sütünün üstünlüklerinden kısaca bahsedeceğiz. Klâsik tıp
    kitaplarına göre anne sütünün bebeğe altı ay verilmesi kâfidir. Daha sonra bu
    süre dokuz aya çıkarıldı (1) . En son yayınlarda ise bu sürenin iki yıla
    çıkarıldığını görüyoruz. Manuel of Pediatric Therapeuties'in son sayılarında
    bebeğin anne sütü ile iki sene emzirilmesi icâbettiği ifade ediliyor.

    Son yayınlar muvâcehesinde anne sütüne şöyle bir göz atalım (2) : Anne sütünde "serbest taurine" inek sütünden kırk defa fazladır. Bunun beyin gelişiminde rolü vardır. Yani çocuğun zeki olmasında
    önemli bir faktör; çocuğun uzun süreli emzirilmesidir.

    Anne sütü en kuvvetli bir mikrop öldürücü olarak kabul edilir. Sepsiste (yani vücudun
    yaygın olarak mikropla istilâsında) kan verilme tedavisi ne ise, süt verme de
    aynen öyledir. Çocuk o anki hâlinde süt emmemektedir. Burundan fasılalarla
    mideye az miktarlarda süt verilmesi, en kuvvetli mikrop öldürücülerin işini
    yapmaktadır. Anneden temiz şekilde alınan süt çocuğuna verilir. Bu mevzuda
    hatalı bir anlayış da, ishalli çocuğa süt emzirtmemektir. Halbuki günümüzde süt, ishâlli çocuğa gıda olarak
    vermenin yanında ishalli tedavi için de veriliyor.
    Bir araştırmaya göre,
    ishâlden ölüm ve hipematreminin (kanda sodyum fazlalığı) anne sütü verilenlerde
    daha az olduğu görülmüştür (3) . İngiltere ve Galler'deki seri çalışmalar bunu
    destekler mâhiyettedir.

    Anne sütünde bol miktarda bulunan sekretuar Ig A (bir çeşit antikor molekülü) ile laktoferrin ve
    ligand mikropların üremesini engeller.
    Anne sütünde bulunan lizozim,
    bakterileri öldürücü vasfa hâizdir. Yeni doğum servislerinde çok kısa zamanda
    anne sütü verilerek bu servisin korkutucu mikrobu olan klebsialla'nin önüne
    geçiliyor ve karın şişmesi, gaitada kan ile seyreden ağır bir hastalık olan
    "nekrotizan enterokolit" önleniyor.

    Anne sütü virüslere karşı koruyucu maddeler ihtiva
    eder.
    Geniş tesirli virüs öldürücü faktörler anne sütünde önemli
    bir yer işgal ederler. Bilhassa geri kalmış ülkelerde anne sütü ile beslenen
    bebeklerde ölüm oranı azdır.

    Anne sütü alanlar ileride, yaşlıların rahatsızlığı
    olan damar sertliği ve şişmanlığa karşı korunurlar.
    Çünkü anne
    sütünde daha yüksek kolesterol muhtevası, kolesterol katabolizması için lüzumlu
    enzim yapımına sebep olur (4) .

    Lloyd ve Falkner'in yayınlarında şişmanlığın anne sütü
    ile beslenenlerde az görüldüğüne temas ediliyor
    .(5) Troid bezi
    denen organın kifayetsiz çalışması olan hipotroidi hastalığı, anne sütünü yeteri
    kadar almış olanlarda daha az görülüyor. Anne sütü ile beslenenlerde inek sütü
    allerjisi ve süte tahammülsüzlük de görülmez.

    Stevenson, ikinci altı aylık sürede solunum yolu
    infeksiyonunun da anne sütü alanlarda daha az olduğunu, anne sütünde Ig A
    antikor nispetinin fazlalığını belirtir.

    Kabakulak, grip,
    suçiçeği, Japon B ansefalit (beyin iltihabı) virüslerinin büyümesi insan
    sütündeki maddeler tarafından engellendiği,
    sütteki antikorun hazım
    sisteminin mukavemetini artırdığı, bilhassa E. coli denen mikrop çeşitlerine
    direnç sağladığı belirtiliyor.

    Anne sütünü uzun süre vermek anneye de büyük avantaj
    sağlar.
    Bir yayında süt veren annelerde meme kanserinin az olduğu
    belirtilmekte, ayrıca 18 yaşından önce doğum yapanlarda da meme kanserinin 1/3
    oranında azalma gösterdiğine işaret edilmektedir.(7) Bir makalede de 25 yaşma
    kadar doğum yapanlarda meme kanserinin engellendiği belirtiliyor.(8)

    Anne sütü yanında
    bebeğe ilâve gıda verilmesi artık geciktirilmeye başlandı.

    Yayınlar bu zamanı altı ay olarak belirtiyorlar. Anne sütü ile beslenen
    bebeklerde demir eksikliğinin ilk dokuz ay içerisinde çok seyrek görülmesinin
    sebebi, anne sütünden alınan demirin günlük ihtiyacı karşılayabilmesidir. Ek
    besinlere geçildiği zaman gerek bu besinler içerisinde düşük nispette demir
    bulunması, gerekse katı besinlerin anne sütündeki demirin emilmesini azaltmaları
    ( % 80 nispetinde azaltabilirler) sebebi ile bu çocuklar demir eksikliği
    açısından riskli bir duruma girmektedirler. Dokuz
    aya kadar anne sütü dışında herhangi bir ek besin almayan bebeklerde kansızlık
    (anemi) olmadığı görülmüştür.


    Demir eksikliğine bağlı kansızlık üzerinde yapılan bir
    araştırmada, demir eksikliği anemisi gösteren grubun % 50 sinde taze inek sütüne
    bağlı olarak mide - barsak sisteminden günde 7 cm3 kan kaybının olduğu
    görülmüştür. İnek sütündeki demir azlığının yanında uzun süreli kan kaybına yol
    açması demir eksikliği anemisinin gelişmesinde unutulmaması gereken bir
    husustur. İnek sütünde, müzminleşmiş kan kaybına yol açan faktörün, barsağa
    tesir eden büyük moleküllü laktalbümin olduğu düşünülmektedir. Açık ifadeyle anne
    sütünü kesip, diğer gıdalara çabuk geçmek çocuk üzerinde menfi bir durum icra
    etmektedir.
    Çocuğu sütten erken
    kesmek, çocuk ruhu üzerinde aksi tesir yap maktadır.
    Prof. Adasal (10) ,
    "Vakitsiz meme kesimi ileride daima serzeniş ve güç beğenme davranışını doğurur.
    Ani memeden kesmeyle duygu bozukluğu olabilir." demektedir. Prof. Köknel (11)
    ise "Yemek, içki düşkünlüğü, sigara, uyuşturucu madde kullanma alışkanlığı, oral
    dönemle (çocuğun süt emme dönemleri) alâkalı inkıta neticesi olur" der.

    Çocuğun sütten
    erkenden kesilmesi, ruhunda menfi durumlar meydana getiriyor.
    24
    günlük iken 7 kobay çok az besin verilmek suretiyle bir besin mahrumiyetine tâbi
    tutuldu. Yedi ayrı kobay da kontrol olarak kullanıldı ve bunlar besin
    mahrumiyetine tâbi tutulmadı. Sekiz gün sonra her iki grup kobay da aynı şekilde
    muameleye tâbi tutulmaya başlandı. Ve normal bir beslenme tarzı ile yetişkin
    hayata gelmeleri beklendi. Tecrübeden beş ay sonra, önceden besin mahrumiyetine
    tâbi tutulan kobaylar ile tutulmayan kobaylar arasında fizikî gelişme ve
    davranışlar bakımından önemli fark yoktu. Ancak kobaylar bu sefer toptan bir
    mahrumiyete tâbi tutulunca yavru hâlde aç bırakılan kobaylar, aç bırakılmayan
    kobaylara nazaran üç misli fazla yemek saklamak, istifçilik, biriktirme, oburluk
    durumu gösterdiler. O hâlde bunlara çocuklukta yapılan bir tesir yetişkin
    hayatta da devam ediyor. Bu bakımdan kobayların yavru hâlde geçirmiş oldukları
    bir hayat onların şahsiyetlerine mâl olmuştur. Açık ifadeyle çocuğun sütten
    erken kesilmesi ileride bir şahsiyet bozukluğuna yol açabilir.

    Sosyolog Mead
    araştırmasında, çocukluğunda az şefkat gören, gıda açısından cimri bir şekilde
    beslenenlerin ileride saldırgan, kavgacı, güvensiz kimseler olarak
    yetiştiklerini tesbit etmiştir. Çocuk iki yıl emzirildiğinde hem gıda problemi,
    hem de şefkat problemi hâlloluyor. Çünkü emzirmek için kucağa almak, aynı
    zamanda bir şefkat gösterisidir.

    Prof. Harlov, anne varlığının yalnız fizikî destek
    için değil, çocuğun zevklerinin doyurulması için de önemini ispatlamıştır:
    İçinde bir yavru maymun bulunan tel kafese sadece telden yapılmış ve karnında
    biberon bulunan bir maymun maketi ile onun yanına da üstü maymun postuyla, kaplı
    fakat biberonsuz diğer bir anne maymun maketi yerleştirmiştir. Uzun tecrübelerin
    neticesi şöyle hülâsa edilebilir: Yavru maymun sadece tel maket anneden emmekte,
    fakat uyumak için kıllı, postlu anne yanına gitmektedir. Korkutulunca da yavru
    maymun, postlu olan anneye sarılmaktadır. Yavruda kıllı deriyi tutmak için
    Önceden bir meyil vardır. Böylece sakinleşmektedir. Anne kucağında emzirilen insan yavrusu da hem
    beslenmekte, hem de güven ortamı bulmaktadır.
    Prof. Cebiroğlu'nun dediği
    gibi "Anne çocuğunun açlığını, ıslaklığını, soğukluğunu giderir. Bunlarla
    birlikte çocuk her defasında annesinin sesini, kokusunu, temasını hisseder.
    Bebek de anne yüzüne bakar, iki aydan sonra gülümser, ağlar, kucağa uygun gevşek
    durum alır. İşte bundan ötürü meme ile beslemek biberonla beslemeye, kucakta
    biberon vermek de ayrı yatırıp vermeye üstündür." Yine Prof. Cebiroğlu "Çocuk
    doyduktan sonra da memeyi emmekten hoşlanır. Erken emmekten kesilirse çocuğun
    zevkini tatmin etmek için parmağını emdiği görülür" demektedir.

    Çocuğun annesi tarafından kucakta emzirilerek
    beslenmesi çocukta, duyduğu huzursuzluğu (sıkıntı, korku ve güvensizlik)
    giderici, onda huzur sağlayıcı (gevşemek ve güven duygusu) tesirdedir
    .
    Çccuk emzirilirken kucakta olması çocuğa güven veriyor. Bowlby anne bedenine
    değinenin güven duygusu yerleşmesine tesirinin önemli olduğunu bulmuştur.
    Messerman, annenin çocuğa sarılmasının mühim bir hâdise olduğunu belirtir.

    Uzun süre çocuğu emzirmek ileride kendine güvenen
    istikrarlı bir ruh haleti ortaya çıkarır.
    Memeden erken kesmede problemli
    ruh meydana gelir. Nitekim Prof. Yörükoğlu, süt çocukluğu döneminde bu
    problemin, ileride oburluk, şişmanlık, içkiye ve uyuşturucuya düşkünlük, rûhî
    çöküntüye sebep olduğunu söylüyor.

    Her şeyde "yapan
    bilir"
    , öyle ise ancak "bilen
    konuşur".
    Biz de her şeyin yaratıcısının bu konudaki kelâmına kulak
    vermeliyiz ve onu tatbik etmeliyiz.


    "Çocuklarını tam
    iki yıl emzirsinler."
    (Bakara, 2/233)

    "Sütten kesilmesi
    de iki sene içindededir."
    (Lokman, 31/14)

    Kaynaklar:

    1) Nelson "Textbook of Pedratrics", 1976; 2) Acta
    Pedratarica, 1982; 3) Acta Scandinavica 299, 1982; 4) Current Pedratrics, 1982;
    5) Lloyd 1980 ve Falkner. 1980; 6) Açta Pedratrica Scandinavica, 1982; 7)
    Macmalson "Cancer"; 8) Vorherr "Human Breast Cancer"; 9,) Psikiyatri; 10) Ruh
    sağlığı ve hastalıkları; 11) Kişilik

    (Dr. Polat HAS),
    ızıntı, Şubat 1984 Yıl :6 Sayı :61)


    Anne Sütü
    Önemlidir!

    Anne sütü ile emzirme, bebeklerin sağlıklı
    büyümesi ve gelişmesi için bilinen en iyi beslenme yöntemi. Oysa 1993 yılında
    yapılan “Türkiye Nüfus ve Sağlık
    Araştırması”
    nda ilk altı ayda sadece anne sütü ile beslenen bebeklerin
    oranı yüzde 1.3 olarak belirtilmiştir. Bu oranı sadece Türkiye’de değil tüm
    dünyada arttırmayı hedefleyen UNICEF anne sütüyle ilgili merak edilenleri bu
    yazıda sizlerle paylaşıyor.

    Anne sütü ile emzirme, bebeklerin sağlıklı büyümesi ve
    gelişmesi için bilinen en iyi beslenme yöntemi. Bebeklerin ilk altı ay boyunca
    hiçbir ek besine gerek duymadan tüm besin gereksinimleri karşılayabilecek
    bileşime sahip olan anne sütü, her zaman hazır ve bedava olması sebebiyle her
    annenin rahatça ulaşabileceği bir besin kaynağıdır. Oysa 1993 yılında yapılan
    “Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması”nda ilk altı ayda sadece anne sütü ile
    beslenen bebeklerin oranı %1.3 olarak belirtilmiştir. Yine aynı araştırmada, beş
    yaşın altındaki çocukların %25’inde beslenme eksikliği tespit edilmiş ve her yıl
    63.000 çocuğun önlenebilir hastalıklardan dolayı hayatını kaybettiği
    belirlenmiştir.

    Bu
    ölümlerin sayısını azaltmak ve bebeklerin sağlıklı yaşamasını sağlamak amacıyla,
    Dünya Sağlık Örgütü ve Unicef gibi organizasyonlar, Türkiye’de ve dünyanın
    birçok ülkesinde anne sütünün kullanımı konusunda anneleri bilgilendiriyor ve
    onları teşvik ediyor.

    Anne Sütünün Bebeğe
    Yararları:


    -
    Anne sütü hijyeniktir.

    - Bebeği bulaşıcı hastalıklara karşı korur.

    - Bebeğin su ihtiyacını
    tam olarak karşılar, ayrıca su verilmesine gerek yoktur.

    - Sindirimi kolay
    olduğundan, ishal, kabızlık ve gaz sancıları daha az görülür.

    - Anne sütündeki demir
    ve kalsiyum, bebeğin bağırsaklarında daha iyi emilir, bu nedenle raşitizm ve
    kansızlık daha az görülür.

    - Anne sütü alerjik madde içermez.

    - Anneyle bebek arasında
    psikolojik bir bağ oluşturur.

    - Anne sütü alan bebeklerde zeka katsayısı daha
    yüksektir.

    Emzirmenin Anneye Yararları:

    - Anne sütü ekonomiktir,
    dolayısıyla maddi durumu ne olursa olsun her anne bu emzirme yöntemini
    kullanabilir.

    -
    Doğumdan sonra rahmin eski haline dönmesini kolaylaştırır.

    - Fazla kiloların yakılmasına yardımcı olur.

    - Emziren kadınlarda meme ve yumurtalık kanseri daha az görülür.

    Anne Sütü Verilmeyen Bebeklerde Görülen Riskler
    Nelerdir?


    Anne sütü ile beslenmeyen çocuklarda ölüm oranları,
    beslenenlere göre 4-6 kat daha fazla. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre emziren kadın
    oranları yüksek olsaydı yılda 1.5 milyon bebeğin yaşamı kurtulacaktı.


  3. 06.Ocak.2013, 19:18
    2
    Hadimul Müslimin




    "Anneler, çocuklarını iki tam yıl emzirsinler. Bu, emzirmeyi mükemmel şekliyle uygulamak
    isteyenler içindir. Annelerin, münasip şekilde yiyeceğini giyeceğini sağlamak,
    babanın görevidir. Hiçbir kimse takatinin dışında bir görevle yükümlü tutulmaz.
    Çocuk yüzünden ne annesi, ne de babası zarar görmemelidir. Babanın varisine de
    aynı vazife yaptırılır. Fakat anne baba aralarında görüşüp anlaşmaya vararak,
    iki yıldan önce, çocuklarını sütten kesmek isterlerse, kendilerine bir vebal
    yoktur. Şayet çocuklarınızı başkalarına emzirtmek isterseniz, kendilerine
    vereceğiniz ücreti münasip tarzda ödemek şartı ile, bunda da size vebal yoktur.
    Bununla beraber Allah’a karşı gelmekten sakının ve bilin ki Allah yaptığınız her
    şeyi görmektedir."
    (Bakara, 2/233)
    Nikâh altında olsun, boşanmış olsun bütün anneler
    çocuklarını tam iki sene emzirirler, emzirmeleri gerekir, ilâhî hükme göre
    annelerin durumu budur. Bu hüküm, emzirmeyi tamamlamak isteyen içindir. Şu halde
    tam iki sene emzirme süresi, en çoğu olup, âyette açıklanacağı üzere bu sürenin
    azaltılması caizdir. "Mevludünleh" yani çocuk kendisi için
    doğmuş ve onun doğmasına sebeb ve nesebine sahip bulunmuş olan baba
    üzerine de, o annelerin ücretleri başta olmak üzere yiyecekleri ve
    giyecekleri onlara vaciptir. Fakat kayıtsız ve şartsız değil, mar'uf kadar, yani
    babanın imkanına göre, iki tarafın durumuna uygun olarak bir hakimin uygun
    görebileceği ölçüde vaciptir. Çünkü hiçbir kimse, gücünün yettiğinden başkasıyla
    yükümlü olmaz, "teklîfi mâlâ yutak",
    insanı gücünün yetmediği şeylerle yükümlü kılmak mümkün olsa da yapılmaz.

    Ne çocuğu yüzünden anneye, ne de çocuğu yüzünden
    babaya zarar verilmeye kalkışılmaz. Zarar vermeye kalkışılmasın, hiçbirine zarar
    verilmesin. "Zarara, zararla karşılık vermek
    yoktur."


    Baba yaşıyorsa rızık ve elbise böyle, ölmesi
    durumunda, varis üzerine de onun gibidir. Bu varis ya babanın varisi veya
    çocuğun varisidir. Önce ölen babasına varis olan çocuğa, yeterli mal kalmış ise,
    o rızık ve nafaka ona; kalmadığı takdirde de o çocuğa o sırada varis olabilecek
    durumda bulunan "zi-rahim-i mahrem" yakınına (kendisine nikahı
    haram olacak derecede yakın olan akrabasına)
    veya asabesine (baba
    tarafından yakınlarına) vacip olur.

    Şimdi ana ile baba iki seneden önce memeden kesmek
    isterlerse ikisinin biri düşünüp, görüş alışverişinde bulunup hoşnut olmaları
    şartıyla, ikisine de bunda bir günah yoktur. Ana ile baba birlikte görüş
    alışverişinde bulunurlarken her halde yavrularının yararını gözetirler. Böyle
    ikisinin görüş ve düşünceleri birleşip de hoşnut oldular mı, artık hata ihtimali
    pek az olur. Olsa bile, iyi niyetle işin ehlinden ve yerinde meydana gelen
    içtihattaki hata bağışlanmıştır. Fakat taraflar birbirleriyle görüş
    alışverişinde bulunmazlar veya birinin rızası olmadan yapılmış olursa, günah
    olur. İşte yukarda "emzirmeyi tamam yapmak isteyen
    kimse"
    , bu görüş alışverişinde emzirmeyi kesmeye razı olmayandır.

    Ey babalar! Bir de siz çocuğunuzu süt ana tutup
    emzirtmek isterseniz, vermek istediğiniz ücreti veya İbnü Kesir kırâetinde
    medsiz (uzatmadan) okunduğuna göre İhsanı (ikramı) örfe uygun ve şer'an güzel
    görülen bir tarzda güzelce teslim ettiğiniz takdirde, size bir günah yoktur.
    Demek ki baba, çocuğuna süt ana tutup gerçek anneyi emzirmekten
    alıkoyabilecektir. Fakat süt anayı memnun etmelidir ki çocuğa iyi baksın. Dikkat
    ediniz, ve Allah'tan korkunuz ve biliniz ki her ne yaparsanız Allah onu mutlaka
    bilir. Dolayısıyla size ona göre ceza veya mükafat verir.

    (Elmalılı M Hamdi
    YAZIR, Kur'an-ı Kerim Tefsiri)


    Not:
    Konuyla ilgili olarak aşağıdaki makaleyi ve UNICEF (Birleşmiş Milletler
    çocuklara Yardım Fonu)’in açıklamalarını da okumanızı tavsiye ederiz.

    Niçin İki Yıl

    En yeni araştırmaların ışığı altında anne sütünün üstünlüklerinden kısaca bahsedeceğiz. Klâsik tıp
    kitaplarına göre anne sütünün bebeğe altı ay verilmesi kâfidir. Daha sonra bu
    süre dokuz aya çıkarıldı (1) . En son yayınlarda ise bu sürenin iki yıla
    çıkarıldığını görüyoruz. Manuel of Pediatric Therapeuties'in son sayılarında
    bebeğin anne sütü ile iki sene emzirilmesi icâbettiği ifade ediliyor.

    Son yayınlar muvâcehesinde anne sütüne şöyle bir göz atalım (2) : Anne sütünde "serbest taurine" inek sütünden kırk defa fazladır. Bunun beyin gelişiminde rolü vardır. Yani çocuğun zeki olmasında
    önemli bir faktör; çocuğun uzun süreli emzirilmesidir.

    Anne sütü en kuvvetli bir mikrop öldürücü olarak kabul edilir. Sepsiste (yani vücudun
    yaygın olarak mikropla istilâsında) kan verilme tedavisi ne ise, süt verme de
    aynen öyledir. Çocuk o anki hâlinde süt emmemektedir. Burundan fasılalarla
    mideye az miktarlarda süt verilmesi, en kuvvetli mikrop öldürücülerin işini
    yapmaktadır. Anneden temiz şekilde alınan süt çocuğuna verilir. Bu mevzuda
    hatalı bir anlayış da, ishalli çocuğa süt emzirtmemektir. Halbuki günümüzde süt, ishâlli çocuğa gıda olarak
    vermenin yanında ishalli tedavi için de veriliyor.
    Bir araştırmaya göre,
    ishâlden ölüm ve hipematreminin (kanda sodyum fazlalığı) anne sütü verilenlerde
    daha az olduğu görülmüştür (3) . İngiltere ve Galler'deki seri çalışmalar bunu
    destekler mâhiyettedir.

    Anne sütünde bol miktarda bulunan sekretuar Ig A (bir çeşit antikor molekülü) ile laktoferrin ve
    ligand mikropların üremesini engeller.
    Anne sütünde bulunan lizozim,
    bakterileri öldürücü vasfa hâizdir. Yeni doğum servislerinde çok kısa zamanda
    anne sütü verilerek bu servisin korkutucu mikrobu olan klebsialla'nin önüne
    geçiliyor ve karın şişmesi, gaitada kan ile seyreden ağır bir hastalık olan
    "nekrotizan enterokolit" önleniyor.

    Anne sütü virüslere karşı koruyucu maddeler ihtiva
    eder.
    Geniş tesirli virüs öldürücü faktörler anne sütünde önemli
    bir yer işgal ederler. Bilhassa geri kalmış ülkelerde anne sütü ile beslenen
    bebeklerde ölüm oranı azdır.

    Anne sütü alanlar ileride, yaşlıların rahatsızlığı
    olan damar sertliği ve şişmanlığa karşı korunurlar.
    Çünkü anne
    sütünde daha yüksek kolesterol muhtevası, kolesterol katabolizması için lüzumlu
    enzim yapımına sebep olur (4) .

    Lloyd ve Falkner'in yayınlarında şişmanlığın anne sütü
    ile beslenenlerde az görüldüğüne temas ediliyor
    .(5) Troid bezi
    denen organın kifayetsiz çalışması olan hipotroidi hastalığı, anne sütünü yeteri
    kadar almış olanlarda daha az görülüyor. Anne sütü ile beslenenlerde inek sütü
    allerjisi ve süte tahammülsüzlük de görülmez.

    Stevenson, ikinci altı aylık sürede solunum yolu
    infeksiyonunun da anne sütü alanlarda daha az olduğunu, anne sütünde Ig A
    antikor nispetinin fazlalığını belirtir.

    Kabakulak, grip,
    suçiçeği, Japon B ansefalit (beyin iltihabı) virüslerinin büyümesi insan
    sütündeki maddeler tarafından engellendiği,
    sütteki antikorun hazım
    sisteminin mukavemetini artırdığı, bilhassa E. coli denen mikrop çeşitlerine
    direnç sağladığı belirtiliyor.

    Anne sütünü uzun süre vermek anneye de büyük avantaj
    sağlar.
    Bir yayında süt veren annelerde meme kanserinin az olduğu
    belirtilmekte, ayrıca 18 yaşından önce doğum yapanlarda da meme kanserinin 1/3
    oranında azalma gösterdiğine işaret edilmektedir.(7) Bir makalede de 25 yaşma
    kadar doğum yapanlarda meme kanserinin engellendiği belirtiliyor.(8)

    Anne sütü yanında
    bebeğe ilâve gıda verilmesi artık geciktirilmeye başlandı.

    Yayınlar bu zamanı altı ay olarak belirtiyorlar. Anne sütü ile beslenen
    bebeklerde demir eksikliğinin ilk dokuz ay içerisinde çok seyrek görülmesinin
    sebebi, anne sütünden alınan demirin günlük ihtiyacı karşılayabilmesidir. Ek
    besinlere geçildiği zaman gerek bu besinler içerisinde düşük nispette demir
    bulunması, gerekse katı besinlerin anne sütündeki demirin emilmesini azaltmaları
    ( % 80 nispetinde azaltabilirler) sebebi ile bu çocuklar demir eksikliği
    açısından riskli bir duruma girmektedirler. Dokuz
    aya kadar anne sütü dışında herhangi bir ek besin almayan bebeklerde kansızlık
    (anemi) olmadığı görülmüştür.


    Demir eksikliğine bağlı kansızlık üzerinde yapılan bir
    araştırmada, demir eksikliği anemisi gösteren grubun % 50 sinde taze inek sütüne
    bağlı olarak mide - barsak sisteminden günde 7 cm3 kan kaybının olduğu
    görülmüştür. İnek sütündeki demir azlığının yanında uzun süreli kan kaybına yol
    açması demir eksikliği anemisinin gelişmesinde unutulmaması gereken bir
    husustur. İnek sütünde, müzminleşmiş kan kaybına yol açan faktörün, barsağa
    tesir eden büyük moleküllü laktalbümin olduğu düşünülmektedir. Açık ifadeyle anne
    sütünü kesip, diğer gıdalara çabuk geçmek çocuk üzerinde menfi bir durum icra
    etmektedir.
    Çocuğu sütten erken
    kesmek, çocuk ruhu üzerinde aksi tesir yap maktadır.
    Prof. Adasal (10) ,
    "Vakitsiz meme kesimi ileride daima serzeniş ve güç beğenme davranışını doğurur.
    Ani memeden kesmeyle duygu bozukluğu olabilir." demektedir. Prof. Köknel (11)
    ise "Yemek, içki düşkünlüğü, sigara, uyuşturucu madde kullanma alışkanlığı, oral
    dönemle (çocuğun süt emme dönemleri) alâkalı inkıta neticesi olur" der.

    Çocuğun sütten
    erkenden kesilmesi, ruhunda menfi durumlar meydana getiriyor.
    24
    günlük iken 7 kobay çok az besin verilmek suretiyle bir besin mahrumiyetine tâbi
    tutuldu. Yedi ayrı kobay da kontrol olarak kullanıldı ve bunlar besin
    mahrumiyetine tâbi tutulmadı. Sekiz gün sonra her iki grup kobay da aynı şekilde
    muameleye tâbi tutulmaya başlandı. Ve normal bir beslenme tarzı ile yetişkin
    hayata gelmeleri beklendi. Tecrübeden beş ay sonra, önceden besin mahrumiyetine
    tâbi tutulan kobaylar ile tutulmayan kobaylar arasında fizikî gelişme ve
    davranışlar bakımından önemli fark yoktu. Ancak kobaylar bu sefer toptan bir
    mahrumiyete tâbi tutulunca yavru hâlde aç bırakılan kobaylar, aç bırakılmayan
    kobaylara nazaran üç misli fazla yemek saklamak, istifçilik, biriktirme, oburluk
    durumu gösterdiler. O hâlde bunlara çocuklukta yapılan bir tesir yetişkin
    hayatta da devam ediyor. Bu bakımdan kobayların yavru hâlde geçirmiş oldukları
    bir hayat onların şahsiyetlerine mâl olmuştur. Açık ifadeyle çocuğun sütten
    erken kesilmesi ileride bir şahsiyet bozukluğuna yol açabilir.

    Sosyolog Mead
    araştırmasında, çocukluğunda az şefkat gören, gıda açısından cimri bir şekilde
    beslenenlerin ileride saldırgan, kavgacı, güvensiz kimseler olarak
    yetiştiklerini tesbit etmiştir. Çocuk iki yıl emzirildiğinde hem gıda problemi,
    hem de şefkat problemi hâlloluyor. Çünkü emzirmek için kucağa almak, aynı
    zamanda bir şefkat gösterisidir.

    Prof. Harlov, anne varlığının yalnız fizikî destek
    için değil, çocuğun zevklerinin doyurulması için de önemini ispatlamıştır:
    İçinde bir yavru maymun bulunan tel kafese sadece telden yapılmış ve karnında
    biberon bulunan bir maymun maketi ile onun yanına da üstü maymun postuyla, kaplı
    fakat biberonsuz diğer bir anne maymun maketi yerleştirmiştir. Uzun tecrübelerin
    neticesi şöyle hülâsa edilebilir: Yavru maymun sadece tel maket anneden emmekte,
    fakat uyumak için kıllı, postlu anne yanına gitmektedir. Korkutulunca da yavru
    maymun, postlu olan anneye sarılmaktadır. Yavruda kıllı deriyi tutmak için
    Önceden bir meyil vardır. Böylece sakinleşmektedir. Anne kucağında emzirilen insan yavrusu da hem
    beslenmekte, hem de güven ortamı bulmaktadır.
    Prof. Cebiroğlu'nun dediği
    gibi "Anne çocuğunun açlığını, ıslaklığını, soğukluğunu giderir. Bunlarla
    birlikte çocuk her defasında annesinin sesini, kokusunu, temasını hisseder.
    Bebek de anne yüzüne bakar, iki aydan sonra gülümser, ağlar, kucağa uygun gevşek
    durum alır. İşte bundan ötürü meme ile beslemek biberonla beslemeye, kucakta
    biberon vermek de ayrı yatırıp vermeye üstündür." Yine Prof. Cebiroğlu "Çocuk
    doyduktan sonra da memeyi emmekten hoşlanır. Erken emmekten kesilirse çocuğun
    zevkini tatmin etmek için parmağını emdiği görülür" demektedir.

    Çocuğun annesi tarafından kucakta emzirilerek
    beslenmesi çocukta, duyduğu huzursuzluğu (sıkıntı, korku ve güvensizlik)
    giderici, onda huzur sağlayıcı (gevşemek ve güven duygusu) tesirdedir
    .
    Çccuk emzirilirken kucakta olması çocuğa güven veriyor. Bowlby anne bedenine
    değinenin güven duygusu yerleşmesine tesirinin önemli olduğunu bulmuştur.
    Messerman, annenin çocuğa sarılmasının mühim bir hâdise olduğunu belirtir.

    Uzun süre çocuğu emzirmek ileride kendine güvenen
    istikrarlı bir ruh haleti ortaya çıkarır.
    Memeden erken kesmede problemli
    ruh meydana gelir. Nitekim Prof. Yörükoğlu, süt çocukluğu döneminde bu
    problemin, ileride oburluk, şişmanlık, içkiye ve uyuşturucuya düşkünlük, rûhî
    çöküntüye sebep olduğunu söylüyor.

    Her şeyde "yapan
    bilir"
    , öyle ise ancak "bilen
    konuşur".
    Biz de her şeyin yaratıcısının bu konudaki kelâmına kulak
    vermeliyiz ve onu tatbik etmeliyiz.


    "Çocuklarını tam
    iki yıl emzirsinler."
    (Bakara, 2/233)

    "Sütten kesilmesi
    de iki sene içindededir."
    (Lokman, 31/14)

    Kaynaklar:

    1) Nelson "Textbook of Pedratrics", 1976; 2) Acta
    Pedratarica, 1982; 3) Acta Scandinavica 299, 1982; 4) Current Pedratrics, 1982;
    5) Lloyd 1980 ve Falkner. 1980; 6) Açta Pedratrica Scandinavica, 1982; 7)
    Macmalson "Cancer"; 8) Vorherr "Human Breast Cancer"; 9,) Psikiyatri; 10) Ruh
    sağlığı ve hastalıkları; 11) Kişilik

    (Dr. Polat HAS),
    ızıntı, Şubat 1984 Yıl :6 Sayı :61)


    Anne Sütü
    Önemlidir!

    Anne sütü ile emzirme, bebeklerin sağlıklı
    büyümesi ve gelişmesi için bilinen en iyi beslenme yöntemi. Oysa 1993 yılında
    yapılan “Türkiye Nüfus ve Sağlık
    Araştırması”
    nda ilk altı ayda sadece anne sütü ile beslenen bebeklerin
    oranı yüzde 1.3 olarak belirtilmiştir. Bu oranı sadece Türkiye’de değil tüm
    dünyada arttırmayı hedefleyen UNICEF anne sütüyle ilgili merak edilenleri bu
    yazıda sizlerle paylaşıyor.

    Anne sütü ile emzirme, bebeklerin sağlıklı büyümesi ve
    gelişmesi için bilinen en iyi beslenme yöntemi. Bebeklerin ilk altı ay boyunca
    hiçbir ek besine gerek duymadan tüm besin gereksinimleri karşılayabilecek
    bileşime sahip olan anne sütü, her zaman hazır ve bedava olması sebebiyle her
    annenin rahatça ulaşabileceği bir besin kaynağıdır. Oysa 1993 yılında yapılan
    “Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması”nda ilk altı ayda sadece anne sütü ile
    beslenen bebeklerin oranı %1.3 olarak belirtilmiştir. Yine aynı araştırmada, beş
    yaşın altındaki çocukların %25’inde beslenme eksikliği tespit edilmiş ve her yıl
    63.000 çocuğun önlenebilir hastalıklardan dolayı hayatını kaybettiği
    belirlenmiştir.

    Bu
    ölümlerin sayısını azaltmak ve bebeklerin sağlıklı yaşamasını sağlamak amacıyla,
    Dünya Sağlık Örgütü ve Unicef gibi organizasyonlar, Türkiye’de ve dünyanın
    birçok ülkesinde anne sütünün kullanımı konusunda anneleri bilgilendiriyor ve
    onları teşvik ediyor.

    Anne Sütünün Bebeğe
    Yararları:


    -
    Anne sütü hijyeniktir.

    - Bebeği bulaşıcı hastalıklara karşı korur.

    - Bebeğin su ihtiyacını
    tam olarak karşılar, ayrıca su verilmesine gerek yoktur.

    - Sindirimi kolay
    olduğundan, ishal, kabızlık ve gaz sancıları daha az görülür.

    - Anne sütündeki demir
    ve kalsiyum, bebeğin bağırsaklarında daha iyi emilir, bu nedenle raşitizm ve
    kansızlık daha az görülür.

    - Anne sütü alerjik madde içermez.

    - Anneyle bebek arasında
    psikolojik bir bağ oluşturur.

    - Anne sütü alan bebeklerde zeka katsayısı daha
    yüksektir.

    Emzirmenin Anneye Yararları:

    - Anne sütü ekonomiktir,
    dolayısıyla maddi durumu ne olursa olsun her anne bu emzirme yöntemini
    kullanabilir.

    -
    Doğumdan sonra rahmin eski haline dönmesini kolaylaştırır.

    - Fazla kiloların yakılmasına yardımcı olur.

    - Emziren kadınlarda meme ve yumurtalık kanseri daha az görülür.

    Anne Sütü Verilmeyen Bebeklerde Görülen Riskler
    Nelerdir?


    Anne sütü ile beslenmeyen çocuklarda ölüm oranları,
    beslenenlere göre 4-6 kat daha fazla. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre emziren kadın
    oranları yüksek olsaydı yılda 1.5 milyon bebeğin yaşamı kurtulacaktı.





+ Yorum Gönder