Konusunu Oylayın.: Bakara suresi maymun ile ilgili ayet

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Bakara suresi maymun ile ilgili ayet
  1. 03.Aralık.2012, 11:04
    1
    Misafir

    Bakara suresi maymun ile ilgili ayet






    Bakara suresi maymun ile ilgili ayet Mumsema Bakara suresi maymun ile ilgili ayetlere ihtiyacım var bana maymun hakkında ayetler varsa yayımlar mısınız .?


  2. 03.Aralık.2012, 11:04
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 03.Aralık.2012, 12:37
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: bakara suresi maymun ile ilgili ayet




    Bakara Sûresinin 65. ve 66. âyetlerinde beyan edilen "maymunlaşma" hâdisesi hakkında âyetlerin mealleri şöyledir:


    "And olsun ki, içinizden Cumartesi yasağına uymayanları bilirsiniz. Biz onlara, 'Aşağılık maymunlar olun' dedik. Bunu o zamankilere ve daha sonra geleceklere ibret alınacak bir ceza ve takva sahipleri için bir öğüt olsun diye yaptık."


    İbn-i Kesir'in, Fahri Râzi ve Ebussuud'un izahlarına göre bu hâdise İsrailoğullarının Allah'a isyanlarından dolayı maruz kaldıkları azabın bir çeşididir. Cenab-ı Hak, Yahudilere Cumartesi gününü mukaddes kılmıştı. O gün dünyevî işlerini bırakıp, ibadet ve tâatle meşgul olmalarını emretmişti. Dolayısıyla ticaret, alışveriş ve avlanmak gibi meşguliyetlerden yasaklamıştı. Fakat Davud Aleyhisselâm zamanında yaşayan, Medyen'de bir rivayette Eyle'de ikamet eden İsrailoğullarından bir kabile bu yasağa uymadılar. Bir sahil kasabası olan burası senenin yalnız bir ayında her taraftan gelen balıklarla dolardı. Hattâ balıklar o kadar çok olurdu ki, suyun yüzü görünmez hale gelirdi. Diğer aylarda böyle bir durum görülmezdi. Bu durum haftanın Cumartesi gününde olurdu. Diğer günlerde gittiklerinde en küçük bir balık dahi bulamazlardı. Bununla Cenab-ı Hak onları imtihan ediyordu.

    Cumartesi günü biriken bu balıklardan istifade etmek için Yahudiler hileye başvurdular. Denize yakın yerlere göletler yaptılar, denizden de oraya kanal açarak balıkların Cumartesiden göletlere girmelerini sağladılar. Göletlere biriken balıkları Pazar günü avlamaya başladılar. Bunu önceleri gizli yapıyorlardı, sonradan gün geçtikçe bu işi açıktan da yapmaya koyuldular. Hatta çarşı, pazara getirip satmaya bile başladılar. İçlerinden Bakiyye kabilesi bu işi yapanları ikaz edip, Allah'ın yasakladığı bu işi yapanların bir felâketle karşılaşacaklarını, hırsla yaptıkları hilekârlığın kötü akıbetini göreceklerini söyledi.

    Bu ikazlara karşı "Biz bu işi uzun zamandan beri yapıyoruz. Allah işimizi rast getiriyor. Bu zamana kadar bir felâketle karşılaşmadık" diyorlardı. Fakat yine de kendilerine gelebilecek bir âfetten endişe ediyorlardı. Kötü bir âdet haline gelen bu işi çocukları devam ettirdiler. Derken, Bakiyye kabilesi halkı bir sabah kalktıklarında onlardan kimseyi göremediler. Başlarına bir felâketin geldiğini sezdiler. Evlerine bakmaya gittiklerinde kapılarını kilitli buldular. İçeri girdiklerinde hepsini maymun şekline girmiş olarak gördüler. Hepsi de maymun olmuştu. Kadın ve çocuklar bile aynı şekle girmişlerdi. Bunlar hiçbir şey yiyip içmeden üç gün yaşadılar, bu arada hiç de çocukları olmadı. Üç günden sonra hepsi de öldüler. Onlardan kimse yaşamadı.1

    Bu insanların maymun suretine dönmelerini yalnız manen olduğunu söyleyen müfessirler de vardır. İnsanlık faziletinden mahrum kalmış bir insan şeklen insan da olsa, manen ameline göre bir hayvanın suretine girmiştir.

    Elmalılı'nın izahına göre, insan ile maymun arasındaki fark, bir kıl ve kuyruktan ibaret olmayıp, akıl, mantık ve ahlâk farkı vardır. Maymunun bütün hüneri taklitçiliğidir. Halbuki maymunun önünde günlerce ateş yakılsa, karşısında ısınması öğretilse, sonra da bir kıra götürülüp önüne odun ve kibrit konsa, odunları kendi başına yakıp ısınması mümkün değildir. İşte maneviyatı silinmiş insanlar da böyledir. Onlar kör bir taklitten başka bir şey düşünemezler. İlk bakışta insan gibi görünseler de, hakikatte maymundan başka bir şey değillerdir. Fındığı kırar, yer de, bir fındık ağacını dikmeyi idrak edemezler.2

    İnsanların bu hâdiseden alacakları ibret dersi de şudur: Allah'a isyan eden kimseler insanlıktan çıkmış sayılırlar. Görünüşte insan suretinde yaşasalar bile, amellerine göre manen bir hayvan sıfatını almışlardır.

    Medeniyet maskesi altında insanlıklarını kaybedenleri kastederek, "Bu medenilerin çoğu, eğer içi dışına çevrilse, kurt, ayı, yılan, hınzır, maymun postu görülecek gibi hayale gelir"3 diyen Bediüzzaman herhalde bu âyetlerden ilham almıştır.

    Dipnotlar:
    1. Tefsir-i Kebir, 3: 109-110; Tefsir-i İbni Kesir, 1: 106
    2. Hak Dini Kıır'ân Dili, 1: 379.
    3. Tarihçe-i Hayat, s. 116.

    Mehmed Paksu



  4. 03.Aralık.2012, 12:37
    2
    Silent and lonely rains



    Bakara Sûresinin 65. ve 66. âyetlerinde beyan edilen "maymunlaşma" hâdisesi hakkında âyetlerin mealleri şöyledir:


    "And olsun ki, içinizden Cumartesi yasağına uymayanları bilirsiniz. Biz onlara, 'Aşağılık maymunlar olun' dedik. Bunu o zamankilere ve daha sonra geleceklere ibret alınacak bir ceza ve takva sahipleri için bir öğüt olsun diye yaptık."


    İbn-i Kesir'in, Fahri Râzi ve Ebussuud'un izahlarına göre bu hâdise İsrailoğullarının Allah'a isyanlarından dolayı maruz kaldıkları azabın bir çeşididir. Cenab-ı Hak, Yahudilere Cumartesi gününü mukaddes kılmıştı. O gün dünyevî işlerini bırakıp, ibadet ve tâatle meşgul olmalarını emretmişti. Dolayısıyla ticaret, alışveriş ve avlanmak gibi meşguliyetlerden yasaklamıştı. Fakat Davud Aleyhisselâm zamanında yaşayan, Medyen'de bir rivayette Eyle'de ikamet eden İsrailoğullarından bir kabile bu yasağa uymadılar. Bir sahil kasabası olan burası senenin yalnız bir ayında her taraftan gelen balıklarla dolardı. Hattâ balıklar o kadar çok olurdu ki, suyun yüzü görünmez hale gelirdi. Diğer aylarda böyle bir durum görülmezdi. Bu durum haftanın Cumartesi gününde olurdu. Diğer günlerde gittiklerinde en küçük bir balık dahi bulamazlardı. Bununla Cenab-ı Hak onları imtihan ediyordu.

    Cumartesi günü biriken bu balıklardan istifade etmek için Yahudiler hileye başvurdular. Denize yakın yerlere göletler yaptılar, denizden de oraya kanal açarak balıkların Cumartesiden göletlere girmelerini sağladılar. Göletlere biriken balıkları Pazar günü avlamaya başladılar. Bunu önceleri gizli yapıyorlardı, sonradan gün geçtikçe bu işi açıktan da yapmaya koyuldular. Hatta çarşı, pazara getirip satmaya bile başladılar. İçlerinden Bakiyye kabilesi bu işi yapanları ikaz edip, Allah'ın yasakladığı bu işi yapanların bir felâketle karşılaşacaklarını, hırsla yaptıkları hilekârlığın kötü akıbetini göreceklerini söyledi.

    Bu ikazlara karşı "Biz bu işi uzun zamandan beri yapıyoruz. Allah işimizi rast getiriyor. Bu zamana kadar bir felâketle karşılaşmadık" diyorlardı. Fakat yine de kendilerine gelebilecek bir âfetten endişe ediyorlardı. Kötü bir âdet haline gelen bu işi çocukları devam ettirdiler. Derken, Bakiyye kabilesi halkı bir sabah kalktıklarında onlardan kimseyi göremediler. Başlarına bir felâketin geldiğini sezdiler. Evlerine bakmaya gittiklerinde kapılarını kilitli buldular. İçeri girdiklerinde hepsini maymun şekline girmiş olarak gördüler. Hepsi de maymun olmuştu. Kadın ve çocuklar bile aynı şekle girmişlerdi. Bunlar hiçbir şey yiyip içmeden üç gün yaşadılar, bu arada hiç de çocukları olmadı. Üç günden sonra hepsi de öldüler. Onlardan kimse yaşamadı.1

    Bu insanların maymun suretine dönmelerini yalnız manen olduğunu söyleyen müfessirler de vardır. İnsanlık faziletinden mahrum kalmış bir insan şeklen insan da olsa, manen ameline göre bir hayvanın suretine girmiştir.

    Elmalılı'nın izahına göre, insan ile maymun arasındaki fark, bir kıl ve kuyruktan ibaret olmayıp, akıl, mantık ve ahlâk farkı vardır. Maymunun bütün hüneri taklitçiliğidir. Halbuki maymunun önünde günlerce ateş yakılsa, karşısında ısınması öğretilse, sonra da bir kıra götürülüp önüne odun ve kibrit konsa, odunları kendi başına yakıp ısınması mümkün değildir. İşte maneviyatı silinmiş insanlar da böyledir. Onlar kör bir taklitten başka bir şey düşünemezler. İlk bakışta insan gibi görünseler de, hakikatte maymundan başka bir şey değillerdir. Fındığı kırar, yer de, bir fındık ağacını dikmeyi idrak edemezler.2

    İnsanların bu hâdiseden alacakları ibret dersi de şudur: Allah'a isyan eden kimseler insanlıktan çıkmış sayılırlar. Görünüşte insan suretinde yaşasalar bile, amellerine göre manen bir hayvan sıfatını almışlardır.

    Medeniyet maskesi altında insanlıklarını kaybedenleri kastederek, "Bu medenilerin çoğu, eğer içi dışına çevrilse, kurt, ayı, yılan, hınzır, maymun postu görülecek gibi hayale gelir"3 diyen Bediüzzaman herhalde bu âyetlerden ilham almıştır.

    Dipnotlar:
    1. Tefsir-i Kebir, 3: 109-110; Tefsir-i İbni Kesir, 1: 106
    2. Hak Dini Kıır'ân Dili, 1: 379.
    3. Tarihçe-i Hayat, s. 116.

    Mehmed Paksu






+ Yorum Gönder