+ Yorum Gönder
Soru ve Cevaplar ve Sure ve Ayetler Kategorisinden Fatiha suresinde bizden neler isteniyor Konusununa Bakıyorsunuz..
  1. Misafir

    Fatiha suresinde bizden neler isteniyor

    Reklam





  2. Galus
    Devamlı Üye

    Cevap: fatiha suresinde bizden neler isteniyor


    Reklam



    Cevap: Fatiha Suresi ve Anlamı


    Fatiha Suresi Anlamı
    Bismillahirrahmanirrahim Esirgeyen ve bağışlayan
    Allah'ın adıyla...
    Elhamdü lillahi rabbil
    alemin.
    Hamd olsun bütün alemlerin
    Rabbi olan Allah'a...
    Errahmanirrahim. ki O, Esirgeyen ve
    bağışlayandır.
    Maliki yevmiddin. Hesap gününün
    hakimidir.
    İyyakena'büdü ve iyyake
    nestain.
    Ey Rabbimiz! Ancak sana
    kulluk eder, yalnız senden yardım dileriz.
    İhdinas siratel
    müstakim.
    Bizi doğru yola ilet;
    Siratallezine enamte aleyhim nimet verdiğin kimselerin
    yoluna...
    ğayril mağdubi aleyhim
    veladdâllin.
    Gazaba uğramışların ve
    sapmışların yoluna değil...

    Fâtiha'nın kalbimize açtığı yol


    Her gün dilimize değen, kalbimize de değmesi gereken Fatiha, Kur’ân’ın
    ifadesiyle “şifa” saklar içinde. Dertlerimizin devası, yalnızlıklarımızın
    çaresi, Kur’ân’ın sonsuz ve dipsiz anlam denizinin derinliklerinde inciler gibi
    bekler bizi.


    Çoğunlukla, kıyıda kalıp denizin suyunu elden geçirerek incileri bulmaya
    çalışırız. Islanmayı göze alıp denizin içine dalmak ise nadiren yaptığımız bir
    iştir. Fatiha’nın bize neler söylediği konusunda elbette ki satırlar yetmez.

    Ancak Fatiha’nın hissettirdikleri konusunda her birimizin özel bir güncesi
    olması gerekmez mi?

    Dilimize Rabbimizin değdirdiği bir dua olarak Fatiha, Rabbimizin “Benden
    bunları isteyin ki vereyim!” ya da “bunları size vereceğim, yeter ki Benden
    isteyin!” demesi değil midir?

    Rabbimizin bizden neyi isteyeceğimizi öğrenmemizi istemek üzere kalbimize
    söylediği Fatiha, O’nun bize “sonsuz anlayış”ını da seyredebileceğimiz bir
    aynadır. Fatiha’nın aynasında nasıl “sonsuz bir anlayışla” ağırlandığımızı
    seyretmeye çağırıyorum sizi.

    Hamd [olsun]: Varlığın boş yere ve rasgele değildir. Burada
    çaresiz, amaçsız ve sahipsiz değilsin. Öylesine ya da tesadüfen var olmuş
    değilsin; sen var edildin. Varlığın yokluğuna bilerek ve isteyerek tercih
    edildi. Önüne sonsuz genişlikte bir sofra konuldu. Duyguların ve bedenin,
    hayâllerin ve ideallerin besleniyor. Hiç ummadığın bir yerdesin ve hiç
    beklemediğin güzellikler içindesin. Şimdi, “Tabii ki, bunlar benim hakkım!”
    diyerek şımarman mı gerekir yoksa derin bir mahcubiyetle minnettarlığını ifade
    etme telaşına mı kapılman gerekir? Onun için teşekkür et. Minnettar ol. Hamd
    et.

    Alemlerin Rabbine: Seni var eden, sana eşlik edecek âlemler
    de var eyledi. Onları ve seni terbiye ediyor. Her şeyi sana uyumlu kılıyor. Her
    şeyi sana sevimli eyliyor. Ne senin varlığın ne de diğerlerinin varlığı anlamsız
    ve boştur. Gördüğün her şey, seni çevreleyen herkes, senin gibi bile-isteye var
    edildi. Varlıkları yokluklarına tercih edildi. Yabancı ve yabanî bir yerde
    değilsin. Her şey seni terbiye eden Rabbinden terbiye almış. Bütün bir kâinat
    kardeşindir. Kardeşlerin arasındasın. Herkes senin için var edilmiş, senin için
    yaşıyor. Her şey sana dostluk elini uzatıyor. Dostlarının yanındasın.
    Telaşlanma. Korkma.

    Rahman O; Rahîm O: Sana şefkat eden bir Rabbin var; sahipsiz
    değilsin. O seni ve diğerlerini şefkatle terbiye ediyor. Herkesi merhametinin
    kucağında ağırlıyor. Seni sevdiği için var eyledi. Seni severek var eyledi.
    Senin varlığından hoşnut. Varlığın O’na yük değil. Yaşaman O’na ağır gelmez.
    Seni beslemek ve büyütmek O’na zor değildir. Rabbin seni seviyor. Rabbin senin
    sevdiklerini de seviyor. Rabbin sevdiklerini sevmeni seviyor. Rabbin
    sevdiklerini sevindiriyor. Rabbin sevdiklerini sevindirmeni seviyor. Üzülme.
    Endişe etme.

    Din gününün sahibi O: Ayrılıklara ve vedalara üzülüyorsun.
    Sevdiklerin gidiyor, sevenlerin uzaklara dağılıyor. Kalbin acı çekiyor,
    ağlıyorsun. Merak etme; seni var eden Rabbin senin kalbini de biliyor. Senin
    çektiğin acıları ve hüzünleri senin bildiğinden daha çok biliyor. Her şeyin
    dağıldığı gün, her işin sonlandığı gün sana ve sevdiklerine sahip çıkar Rabbin.
    Uzaklara gitmene gerek yok; her gününü ‘gün’ eden, sabahı pencerene getiren,
    gündüzü sana aydınlık eyleyen, geceyi uykunun ve dinlenmenin döşeği eyleyen
    O’dur. Akşamla veda eden her günü, yeni bir sabahla sana getiren, sana bütün
    zamanlarda, ebediyen sahip çıkacaktır. Emin ol!

    Yalnız Sana kulluk ederiz: Şimdi yüzünü O’na dön.
    Başkasından medet umma; herkese ümit ve medet veren Rabbindir. Şimdi sadece O’na
    yönel. Başkalarının peşinde koşup yorulma; seni biricik eyleyen ve önemli kılan
    Rabbindir. Korkma; O seni kalabalıkta unutup bırakmaz. Endişe etme; O seni yolda
    bırakıp terk etmez. Telaşlanma; O sana arkasını dönüp gitmez.

    Yalnız Senden yardım dileriz: Her ihtiyacını O’ndan iste.
    Başkaları sana yetişemez. Her dilediğin O’nun yanındadır. Başkaları seni ciddiye
    almaz. Sen O’nun için sıradan biri değilsin; önemlisin, bi’tanesin. Sana iyilik
    etmek yormaz O’nu. Senin dilediklerini yerine getirmek usandırmaz O’nu.

    Bizi ‘doğru yol’a hidayet eyle: Senin nasıl huzur bulacağını
    Rabbin senden iyi bilir. Kendine bulacağın yollar içinde, en iyisi O’nun seni
    çağırdığı yoldur. Senin için doğru olanı O bilir. Senin iyiliğini senden çok O
    bilir.

    Gazaba uğramışların ve sapmışların [yoluna] değil: Rabbin,
    yanlışa düşüp acı çekmeni istemez. Acılar ve sancılar, senin kendini
    bilmeyişinden kaynaklanır. Seni en çok sıkıntıya düşüren senin kendini
    bilmeyişindir. Rabbinin terbiyesini kabul et ki, kendine acı çektirmekten
    kurtulasın. Rabbinin senin iyiliğini istediğini bilerek O’na teslim ol ki,
    kendini ateşe kendi ellerinle ateşe atmayasın.

+ Yorum Gönder