Konusunu Oylayın.: Ayetleri az bir bedele satmak (fetva vermek) ne demektir? Bugünkü karşılığı nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Ayetleri az bir bedele satmak (fetva vermek) ne demektir? Bugünkü karşılığı nedir?
  1. 14.Mayıs.2012, 19:33
    1
    Misafir

    Ayetleri az bir bedele satmak (fetva vermek) ne demektir? Bugünkü karşılığı nedir?






    Ayetleri az bir bedele satmak (fetva vermek) ne demektir? Bugünkü karşılığı nedir? Mumsema Ayetleri az bir bedele satmak (fetva vermek) ne demektir? Bugünkü karşılığı nedir?


  2. 29.Mayıs.2012, 01:48
    2
    @mir
    âb ü kil

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Ağustos.2009
    Üye No: 49589
    Mesaj Sayısı: 3,358
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 36
    Yaş: 43
    Bulunduğu yer: Dârü'l-İmtihân

    Cevap: Ayetleri az bir bedele satmak (fetva vermek) ne demektir? Bugünkü karşılığı ne




    "Bunu az bir pahaya satıyorlar."

    Az bir pahaya satmak için yapıyorlar bunu. Ya da bununla az bir değer kazanmak, biraz değerlenmek için yapıyorlar. Çünkü:
    Az bir pahaya satmak değildir. Semen, aslında eder de*mek*tir. Hani bir şeyin ederi denir ya. Meselâ bunun ederi ne? de*riz ya. Eğer bunun karşılığında iş yaparsa bir günlük yevmiyedir bunun değeri. Veya bir tamir karşılığıdır, ya da bunun ederi yüz bin liradır, iki yüz bin liradır. Bir şeyin karşılığı demektir. İşte az bir değer. Yâni adamlar bu Allah’tandır derken ne değer kazanıyorlar? Ne kazan*sınlar? Azıcık bir şey tabii. Tümüyle dünyayı kazansalar da az, makam mevki kazan*salar da az, evbark bulsalar da az, arabalar elde etseler de, dükkan*lar tezgahlar elde etseler az, az, az..

    Çünkü âyetleri satıp da, yâni âyet konumundan sıyrılıp, âyet at*mosferinden uzaklaşıp, farklı bir hayat yaşayınca elde ede*cekleri ne olabilir ki bunların? Ne bulabilecekler yâni? En fazla bul*salar bulsalar, tüm dünyayı bulabilirler. Ne kadar süreyle sahip olabilirler bu dün*yaya? Ölünceye kadar değil mi? Ölünce herşey bitecektir. Ama bunun karşılığında ne kaybedecekler? Allah’ın rı*zasını kaybedecekler, cen*net kaybedecekler değil mi? Halbuki cennete en son girecek kişi bile olsa bunlar tam dokuz dünya kaybedecekler. Tüm dünyayı dünyada kazansalar bile nihâyet on sene, elli sene, ölünceye kadar sahip ola*bilirler, ama cennet öyle değildir değil mi? Kazandıkları, kazanacakları her neyse kaybettikleri cennetle mukayese edilince çok azdır. Cennet yanında tüm dünyayı kazansalar bile ne anlamı olabilir de?

    Az bir paha karşılığında satmak için yaptılar bunu. Az bir paha, dünya ile sınırlı olan, ölümle biten, âhirete intikal etmeyen de*mek-tir. Peki bunu yapıyorlar da ne alıyorlar karşılığında? Ne alırsa al*sın-lar, tüm dünyayı alsalar bile ne kadar süreyle alabilirler bunu? Tabiki ölünceye kadar. Müdürlük, ölünce biter. Bakanlık, dekanlık ölünce bitecektir. Şan, şöhret, diploma, doktora, para, mal, mülk hepsi ölümle bitecek ve yarına intikal etmeyecek şeylerdir. Bu yap*tıkları şey kendi*lerine sağlayacak çok küçük dünya menfaatleri ya*nında ne büyük bir âhiret azabı doğuracak; bunu bir bilebilseler.

    Tevrat ve İncil’i bozup da, Tevrat ve İncil’i tahrif edip de sonra da: İşte bu Allah kelâmıdır! diyenlere yazıklar olsun! Kur’an’ı tahrif edip, Kur’an’ı gizleyip, Kur’an’ı insanlara anlatmayıp, ya da Kur’anda olmayan bir şeyi ondanmış gibi insanlara sunanlara ya*zıklar olsun! Veyl olsun onlara. Veyl olsun onlara da, bu yaptıklarına da. Veyl ol*sun bu yazdıklarına da, karşılığında kazandıklarına da.

    Tevrat bilgisine, İncil bilgi*sine, Kur’an bilgisine sahip olan ve bu bilgiyi Allah’ın kullarına anlatmaları gerekirken, bu bilgiyle yeryü*zünde Allah’a kulluk yap*maları gerekirken, bu kitabın yeryüzünde hâ*kimiyeti konusunda çırpınmaları gerekirken, dünya karşılığında sa*tanlara yazık*lar olsun! Makam karşılığında, diploma doktora karşılı*ğında, maaş karşılığında, sosyal statüler karşılığında Allah kitabını, Allah bilgisini, peygamber bilgisini satanlara yazıklar olsun.
    "Elleriyle yazdıklarına da veyl olsun on*ların, bunun karşılığında kazandıklarına da veyl olsun!"

    Herşeylerine veyl olsun onların! Veyl; iki anlama gelir:

    1- Birisi kâfirlere söylenendir. Kâfirler için söylenmiş bir beddua*dır. Kur’an-ı Kerimde kâfirler için nerede böyle bir beddua kullanılmışsa biliyoruz ki bu cehenneme gidesiceler anlamına gelir. Cehenne*min veyline gidesiceler demektir ki, buradaki bu anlamadır. Kâfir*lere denince bu, gidin cehenneme! demektir. Cehennemin veyline yuvarlanasıcalar demektir. Cehennemin en aşağısını boylayasıcalar demektir.

    2- Bir de bu ifade mü'mine söylenince mânâ ayrı olacaktır. O da yazıklar olsun! Bunu yapmamalıydın! Yapmamanız gerekirdi böyle bir şeyi! Bir mü’min olarak böyle bir şey size yakışmıyor! Keşke yap*masaydınız bunu! anlamına gelecektir. Çünkü Peygamberimiz saha*beye böyle demiştir. Bir yolculukta sahabe önde gitti, bir su başında konakladı, abdest almaya başladılar ve Rasulullah arkalarından ye*tişti. Onlar topuklarını düzgün yıkamamışlardı. Topuklarını kuru bı*rakmışlardı da bunun üzerine Allah’ın Rasûlü onlara buyurdu ki:
    Vay ateşten bu topukların haline! Yapmasaydınız bunu! Hiç yakışmıyor size!

    Diyordu.

    Bakın bunlar, buna da çare bulmuşlar. Allah bilgisini insanlar*dan gizlemeye çalışan din adamları sınıfının bu cüret*lerinin sebebini de bundan sonraki âyet-i kerîme şöyle anlatır:
    80:"Bu yahudiler, bize ateş sadece sayılı birkaç gün dokunacaktır dediler. Sor onlara peygamberim: Allah’tan bu konuda bir söz mü aldınız?"Bir ahit mi aldınız? Allah asla sözünden dönmez."

    Diyorlar ki; ateş bize ancak sayılı günler dokunacaktır. Biz*ler sa*dece sayılı birkaç gün cehenneme uğrayacağız.

    Ali Küçük, Bakara 79 tefsirinde


  3. 29.Mayıs.2012, 01:48
    2
    âb ü kil



    "Bunu az bir pahaya satıyorlar."

    Az bir pahaya satmak için yapıyorlar bunu. Ya da bununla az bir değer kazanmak, biraz değerlenmek için yapıyorlar. Çünkü:
    Az bir pahaya satmak değildir. Semen, aslında eder de*mek*tir. Hani bir şeyin ederi denir ya. Meselâ bunun ederi ne? de*riz ya. Eğer bunun karşılığında iş yaparsa bir günlük yevmiyedir bunun değeri. Veya bir tamir karşılığıdır, ya da bunun ederi yüz bin liradır, iki yüz bin liradır. Bir şeyin karşılığı demektir. İşte az bir değer. Yâni adamlar bu Allah’tandır derken ne değer kazanıyorlar? Ne kazan*sınlar? Azıcık bir şey tabii. Tümüyle dünyayı kazansalar da az, makam mevki kazan*salar da az, evbark bulsalar da az, arabalar elde etseler de, dükkan*lar tezgahlar elde etseler az, az, az..

    Çünkü âyetleri satıp da, yâni âyet konumundan sıyrılıp, âyet at*mosferinden uzaklaşıp, farklı bir hayat yaşayınca elde ede*cekleri ne olabilir ki bunların? Ne bulabilecekler yâni? En fazla bul*salar bulsalar, tüm dünyayı bulabilirler. Ne kadar süreyle sahip olabilirler bu dün*yaya? Ölünceye kadar değil mi? Ölünce herşey bitecektir. Ama bunun karşılığında ne kaybedecekler? Allah’ın rı*zasını kaybedecekler, cen*net kaybedecekler değil mi? Halbuki cennete en son girecek kişi bile olsa bunlar tam dokuz dünya kaybedecekler. Tüm dünyayı dünyada kazansalar bile nihâyet on sene, elli sene, ölünceye kadar sahip ola*bilirler, ama cennet öyle değildir değil mi? Kazandıkları, kazanacakları her neyse kaybettikleri cennetle mukayese edilince çok azdır. Cennet yanında tüm dünyayı kazansalar bile ne anlamı olabilir de?

    Az bir paha karşılığında satmak için yaptılar bunu. Az bir paha, dünya ile sınırlı olan, ölümle biten, âhirete intikal etmeyen de*mek-tir. Peki bunu yapıyorlar da ne alıyorlar karşılığında? Ne alırsa al*sın-lar, tüm dünyayı alsalar bile ne kadar süreyle alabilirler bunu? Tabiki ölünceye kadar. Müdürlük, ölünce biter. Bakanlık, dekanlık ölünce bitecektir. Şan, şöhret, diploma, doktora, para, mal, mülk hepsi ölümle bitecek ve yarına intikal etmeyecek şeylerdir. Bu yap*tıkları şey kendi*lerine sağlayacak çok küçük dünya menfaatleri ya*nında ne büyük bir âhiret azabı doğuracak; bunu bir bilebilseler.

    Tevrat ve İncil’i bozup da, Tevrat ve İncil’i tahrif edip de sonra da: İşte bu Allah kelâmıdır! diyenlere yazıklar olsun! Kur’an’ı tahrif edip, Kur’an’ı gizleyip, Kur’an’ı insanlara anlatmayıp, ya da Kur’anda olmayan bir şeyi ondanmış gibi insanlara sunanlara ya*zıklar olsun! Veyl olsun onlara. Veyl olsun onlara da, bu yaptıklarına da. Veyl ol*sun bu yazdıklarına da, karşılığında kazandıklarına da.

    Tevrat bilgisine, İncil bilgi*sine, Kur’an bilgisine sahip olan ve bu bilgiyi Allah’ın kullarına anlatmaları gerekirken, bu bilgiyle yeryü*zünde Allah’a kulluk yap*maları gerekirken, bu kitabın yeryüzünde hâ*kimiyeti konusunda çırpınmaları gerekirken, dünya karşılığında sa*tanlara yazık*lar olsun! Makam karşılığında, diploma doktora karşılı*ğında, maaş karşılığında, sosyal statüler karşılığında Allah kitabını, Allah bilgisini, peygamber bilgisini satanlara yazıklar olsun.
    "Elleriyle yazdıklarına da veyl olsun on*ların, bunun karşılığında kazandıklarına da veyl olsun!"

    Herşeylerine veyl olsun onların! Veyl; iki anlama gelir:

    1- Birisi kâfirlere söylenendir. Kâfirler için söylenmiş bir beddua*dır. Kur’an-ı Kerimde kâfirler için nerede böyle bir beddua kullanılmışsa biliyoruz ki bu cehenneme gidesiceler anlamına gelir. Cehenne*min veyline gidesiceler demektir ki, buradaki bu anlamadır. Kâfir*lere denince bu, gidin cehenneme! demektir. Cehennemin veyline yuvarlanasıcalar demektir. Cehennemin en aşağısını boylayasıcalar demektir.

    2- Bir de bu ifade mü'mine söylenince mânâ ayrı olacaktır. O da yazıklar olsun! Bunu yapmamalıydın! Yapmamanız gerekirdi böyle bir şeyi! Bir mü’min olarak böyle bir şey size yakışmıyor! Keşke yap*masaydınız bunu! anlamına gelecektir. Çünkü Peygamberimiz saha*beye böyle demiştir. Bir yolculukta sahabe önde gitti, bir su başında konakladı, abdest almaya başladılar ve Rasulullah arkalarından ye*tişti. Onlar topuklarını düzgün yıkamamışlardı. Topuklarını kuru bı*rakmışlardı da bunun üzerine Allah’ın Rasûlü onlara buyurdu ki:
    Vay ateşten bu topukların haline! Yapmasaydınız bunu! Hiç yakışmıyor size!

    Diyordu.

    Bakın bunlar, buna da çare bulmuşlar. Allah bilgisini insanlar*dan gizlemeye çalışan din adamları sınıfının bu cüret*lerinin sebebini de bundan sonraki âyet-i kerîme şöyle anlatır:
    80:"Bu yahudiler, bize ateş sadece sayılı birkaç gün dokunacaktır dediler. Sor onlara peygamberim: Allah’tan bu konuda bir söz mü aldınız?"Bir ahit mi aldınız? Allah asla sözünden dönmez."

    Diyorlar ki; ateş bize ancak sayılı günler dokunacaktır. Biz*ler sa*dece sayılı birkaç gün cehenneme uğrayacağız.

    Ali Küçük, Bakara 79 tefsirinde





+ Yorum Gönder