Konusunu Oylayın.: Salih Amel İşlemeye ve Günahtan Kaçınmaya Teşvik Eden Ayetler hangileridir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Salih Amel İşlemeye ve Günahtan Kaçınmaya Teşvik Eden Ayetler hangileridir?
  1. 04.Nisan.2012, 14:05
    1
    Misafir

    Salih Amel İşlemeye ve Günahtan Kaçınmaya Teşvik Eden Ayetler hangileridir?






    Salih Amel İşlemeye ve Günahtan Kaçınmaya Teşvik Eden Ayetler hangileridir? Mumsema Salih Amel İşlemeye ve Günahtan Kaçınmaya Teşvik Eden Ayetler


  2. 04.Nisan.2012, 14:05
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 04.Nisan.2012, 15:39
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Salih Amel İşlemeye ve Günahtan Kaçınmaya Teşvik Eden Ayetler hangileridir?




    Salih Amel İşlemeye ve Günahtan Kaçınmaya Teşvik Eden Ayetler 1/5. (Ey Rabbimiz!) Yalnız sana (ibâdet ve itaatle) kulluk eder ve ancak senden medet umar/yardım dileriz.

    2/164. Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün bir biri ardınca gelişinde, insanların yararı için denizde (süzülüp) giden gemilerde, Allah'ın semâdan indirip onunla, öldükten (kuruduktan) sonra toprağı dirilttiği suda, orada (yeryüzünde) yaydığı her türlü canlıda (ve onları yaymasında), rüzgârları (dilediği gibi) estirişinde, gök ile yer arasında (Allah'tan gelecek) emri hazır bekleyen bulutta, elbette düşünen bir kavim için, (Allah'ın varlığına ve birliğine) nice deliller vardır.

    2/177. (Ey ibâdet edenler!) İyi ve erdemli olmak (yalnızca) yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Fakat iyi ve erdemli (muttakî) kişi Allah'a, âhiret gününe, meleklere, Kitab'a (Kur'ân'a) ve peygamberlere inanıp malı(nı), sevgisine rağmen (veya Allah rızâsı için) akrabaya, yetimlere, yoksullara ve yolda/sokakta kalmışlara, dilenenlere ve boyunduruk altında bulunanlara (kurtulmaları için) veren, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, ahitleştiği zaman sözlerini yerine getiren, sıkıntıda, hastalıkta ve savaşın şiddetlendiği anda sabredendir. İşte (îmanlarında, iyilik ve tâatta) doğru olanlar onlardır. Ve takvâya erenler de onlardır.

    2/208. Ey îman edenler! Hepiniz (çekişmeyi bırakıp Kur'ân'ın prensiplerinde toplanarak) barışa/güvenliğe (İslâm'a) girin, şeytanın (ve benzerlerinin) izinden gitmeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır

    2/257. Allah, îman edenlerin dostu ve yardımcısıdır; onları (küfrün, şirkin, materyalizmin ve her türlü bâtıl yaşantı ve zihniyetin) karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kâfirlerin dostları da tâğût (Allah'tan uzaklaştıran ve emirlerini yapmaktan men edenler)dir ki, onlar da onları aydınlıktan (nurlu yoldan) çıkarır karanlıklara (sokar). Onlar, ateş ehli (cehennemlik)tirler; onlar orada ebedî olarak kalacaklardır.

    9/111. Şüphesiz ki Allah, mü'minlerden canlarını ve mallarını, onlara (verilecek) cennet karşılığında satın almıştır; çünkü onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürür ve ölürler. (Bu,) Tevrat, İncil ve Kur'an'da (Allah'ın) kendisi üzerine hak (borç olan) bir vaaddir. Sözünü Allah'tan daha çok yerine getiren kimdir? O halde (Ey mü'minler!) O'nunla yaptığınız alış-verişe sevinin. Bu en büyük başarı ve saadettir.

    14/27. Allah (şirk ve tâğûtu reddederek) îman edenleri, dünyada ve âhirette sağlam bir söz (olan kelime-i şehâdet) üzere sâbit tutar. Allah (küfre sapan) zâlimleri de sapıklıkta bırakır/saptırır. Allah dilediğini yapar.

    16/90. Muhakkak ki Allah adâleti, iyiliği ve (muhtaç olan) akrabaya vermeyi emreder; ahlâksızlığı/hayâsızlığı, fenâlığı, zulmü/azgınlığı yasaklar. İyice anlayıp tutasınız diye size (böylece) öğüt verir.

    22/41. O (mü'min) kimseler ki kendilerine yeryüzünde iktidar, mevki (ve servet) versek (şımarıp sapmazlar,) namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, (İslâmî ölçülerde) iyiliği emrederler ve kötülükten men ederler. (Çünkü bilirler ki, bütün) işlerin sonu ancak Allah'a ait(tir ve O'na dönecek)tir.

    24/35. Allah, göklerin ve yerin nuru(nu, aydınlığını yaratan)dır. O'nun nurunun misâli bir hücre içindeki (kuvvetli) bir lâmba gibidir. O lâmba bir cam içindedir. O cam sanki inciden bir yıldızdır ki güneşin doğduğu yere de, battığı yere de nisbeti olmayan mübârek bir ağaçtan, zeytinden yakılır. Onun (zeytinin parlak) yağı, kendisine bir ateş değmese bile neredeyse ışık verir. (Bu da) nur üzerine nurdur (ışığı pırıl pırıl aydınlıktır). Allah dilediği (lâyık gördüğü) kimseyi nuruna kavuşturur. Allah insanlar için misâller verir. Allah her şeyi bilendir.


  4. 04.Nisan.2012, 15:39
    2
    Editör



    Salih Amel İşlemeye ve Günahtan Kaçınmaya Teşvik Eden Ayetler 1/5. (Ey Rabbimiz!) Yalnız sana (ibâdet ve itaatle) kulluk eder ve ancak senden medet umar/yardım dileriz.

    2/164. Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün bir biri ardınca gelişinde, insanların yararı için denizde (süzülüp) giden gemilerde, Allah'ın semâdan indirip onunla, öldükten (kuruduktan) sonra toprağı dirilttiği suda, orada (yeryüzünde) yaydığı her türlü canlıda (ve onları yaymasında), rüzgârları (dilediği gibi) estirişinde, gök ile yer arasında (Allah'tan gelecek) emri hazır bekleyen bulutta, elbette düşünen bir kavim için, (Allah'ın varlığına ve birliğine) nice deliller vardır.

    2/177. (Ey ibâdet edenler!) İyi ve erdemli olmak (yalnızca) yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Fakat iyi ve erdemli (muttakî) kişi Allah'a, âhiret gününe, meleklere, Kitab'a (Kur'ân'a) ve peygamberlere inanıp malı(nı), sevgisine rağmen (veya Allah rızâsı için) akrabaya, yetimlere, yoksullara ve yolda/sokakta kalmışlara, dilenenlere ve boyunduruk altında bulunanlara (kurtulmaları için) veren, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, ahitleştiği zaman sözlerini yerine getiren, sıkıntıda, hastalıkta ve savaşın şiddetlendiği anda sabredendir. İşte (îmanlarında, iyilik ve tâatta) doğru olanlar onlardır. Ve takvâya erenler de onlardır.

    2/208. Ey îman edenler! Hepiniz (çekişmeyi bırakıp Kur'ân'ın prensiplerinde toplanarak) barışa/güvenliğe (İslâm'a) girin, şeytanın (ve benzerlerinin) izinden gitmeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır

    2/257. Allah, îman edenlerin dostu ve yardımcısıdır; onları (küfrün, şirkin, materyalizmin ve her türlü bâtıl yaşantı ve zihniyetin) karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kâfirlerin dostları da tâğût (Allah'tan uzaklaştıran ve emirlerini yapmaktan men edenler)dir ki, onlar da onları aydınlıktan (nurlu yoldan) çıkarır karanlıklara (sokar). Onlar, ateş ehli (cehennemlik)tirler; onlar orada ebedî olarak kalacaklardır.

    9/111. Şüphesiz ki Allah, mü'minlerden canlarını ve mallarını, onlara (verilecek) cennet karşılığında satın almıştır; çünkü onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürür ve ölürler. (Bu,) Tevrat, İncil ve Kur'an'da (Allah'ın) kendisi üzerine hak (borç olan) bir vaaddir. Sözünü Allah'tan daha çok yerine getiren kimdir? O halde (Ey mü'minler!) O'nunla yaptığınız alış-verişe sevinin. Bu en büyük başarı ve saadettir.

    14/27. Allah (şirk ve tâğûtu reddederek) îman edenleri, dünyada ve âhirette sağlam bir söz (olan kelime-i şehâdet) üzere sâbit tutar. Allah (küfre sapan) zâlimleri de sapıklıkta bırakır/saptırır. Allah dilediğini yapar.

    16/90. Muhakkak ki Allah adâleti, iyiliği ve (muhtaç olan) akrabaya vermeyi emreder; ahlâksızlığı/hayâsızlığı, fenâlığı, zulmü/azgınlığı yasaklar. İyice anlayıp tutasınız diye size (böylece) öğüt verir.

    22/41. O (mü'min) kimseler ki kendilerine yeryüzünde iktidar, mevki (ve servet) versek (şımarıp sapmazlar,) namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, (İslâmî ölçülerde) iyiliği emrederler ve kötülükten men ederler. (Çünkü bilirler ki, bütün) işlerin sonu ancak Allah'a ait(tir ve O'na dönecek)tir.

    24/35. Allah, göklerin ve yerin nuru(nu, aydınlığını yaratan)dır. O'nun nurunun misâli bir hücre içindeki (kuvvetli) bir lâmba gibidir. O lâmba bir cam içindedir. O cam sanki inciden bir yıldızdır ki güneşin doğduğu yere de, battığı yere de nisbeti olmayan mübârek bir ağaçtan, zeytinden yakılır. Onun (zeytinin parlak) yağı, kendisine bir ateş değmese bile neredeyse ışık verir. (Bu da) nur üzerine nurdur (ışığı pırıl pırıl aydınlıktır). Allah dilediği (lâyık gördüğü) kimseyi nuruna kavuşturur. Allah insanlar için misâller verir. Allah her şeyi bilendir.


  5. 04.Nisan.2012, 15:39
    3
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Salih Amel İşlemeye ve Günahtan Kaçınmaya Teşvik Eden Ayetler hangileridir?

    24/55. (Rasûlüm!) Allah, sizden îman edip de sâlih amel işleyenlere vaadetti ki: Kendilerinden öncekileri (kâfirlerin yerine) hükümrân kıldığı gibi, elbette onları da (dinlerini ve kitaplarını tahrif edenlerin yerine) yeryüzünde hükümrân yapacak (devlet-hilâfet verecek), onlar için beğendiği dinlerini (İslâm'ı) mutlaka kendileri için iktidar yapıp sağlam temellere oturtacak ve korkularının ardından onları kesinlikle tam bir güvene erdirecektir. (Çünkü onlar) hiç bir şeyi bana ortak koşmadan kulluk ederler. Artık kim bundan sonra nankörlük ederse işte onlar, yoldan çıkan (fâsık)ların ta kendileridir.
    24/62. Gerçek mü'minler ancak, Allah'a ve Rasûlü'ne (tam) inananlar ve o (Rasûl) ile beraber topluca (veya topluma ait) bir iş için bulundukları zaman, ondan izin alıncaya kadar (ayrılıp) gitmeyenlerdir. (Rasûlüm!) Doğrusu senden izin isteyenler, Allah'a ve Rasûlü'ne gerçek anlamda inanan kimselerdir. Öyle ise, bazı işleri için senden izin istedikleri zaman, onlardan dilediğine izin ver ve onlar için Allah'tan mağfiret dile. Şüphesiz Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

    29/6. Kim (nefsini düzeltmede veya Allah yolunda) cihad eder/çaba gösterirse, ancak kendi (faydası) için cihad etmiş/çaba göstermiş olur. Çünkü Allah, elbette âlemlerden müstağnîdir.

    33/35. Şüphesiz ki, müslüman olan (Allah'ın emirlerine teslim olan) erkeklerle, müslüman kadınlar; îman eden erkeklerle, îman eden kadınlar itaat (ve ibâdet)e devam eden erkeklerle; itaat (ve ibâdet)e devâm eden kadınlar; doğru erkeklerle, doğru kadınlar; sabreden erkeklerle, sabreden kadınlar; alçak gönüllü (ve saygılı) erkeklerle, alçak gönüllü (ve saygılı) kadınlar; sadaka veren erkeklerle, sadaka veren kadınlar; oruç tutan erkeklerle, oruç tutan kadınlar; mahrem yerlerini (haramdan) koruyan/hayâlı erkeklerle, mahrem yerlerini (ve görünümlerini haramdan) koruyan/iffetli kadınlar; Allah'ı çok anan erkeklerle (Allah'ı çok) anan kadınlar (var ya, işte) Allah, onlar için mağfiret ve büyük bir mükâfât hazırlamıştır.

    34/37. (Ey insanlar!) Sizi, huzûrumuza yaklaştıracak olan, ne mallarınız, ne de evlâtlarınızdır. Ancak îman edip sâlih amel işleyenler (bize yaklaşanlar)dır. İşte onlar var ya, kendilerine, yaptıklarının kat kat fazlasıyla mükâfât vardır ve onlar (cennette) yüksek makamlarda emniyet (ve huzur) içindedirler.

    39/53. De ki (Allah şöyle buyuruyor): "Ey nefislerine karşı (günah işleyip) aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Çünkü Allah (şirk koşan ve inkâr edenler dışında, dilediği kimseler için) bütün günahları bağışlar. Şüphesiz O, çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir."

    47/15. Muttakîlere (Allah'ın emirlerine uygun yaşayan ve karşı gelmekten sakınanlara) vaadedilen cennetin sıfatı (şudur): İçinde (hiç özelliği) bozulmayan sudan ırmaklar, tadı hiç değişmeyen sütten ırmaklar, içenlere (her an) lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır. Ayrıca meyvelerin hepsi ve bir de Rab'lerinden mağfiret onlar içindir. Hiç bunlar, o ateşte ebedî kalan ve bağırsaklarını parça parça kesen kaynar sudan içirilen kimseler gibi midir?

    58/22. Allah'a ve âhiret gününe (gerçekten) îman eden hiç bir kavmin, Allah'a ve Rasûlü'ne (emirlerine) muhâlefet/düşmanlık eden kimselerle dostluk ettiklerini göremezsin (onları sevip sayamazlar). İsterse onlar; babaları, oğulları, kardeşleri veya sülâleleri olsunlar. İşte O (Allah), onların kalplerine îmanı yazmış ve onları kendisinden bir rûh ile desteklemiştir. Onları, içlerinde ebedî kalmak üzere alt tarafından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır. Allah onlardan râzı olmuş, onlar da O'ndan râzı olmuşlardır. İşte bunlar Allah taraftarıdır(lar). Haberiniz olsun ki hakîkaten Allah taraftarları, kurtuluş (ve saadet)e erenlerin ta kendileridir.

    59/18. Ey îman edenler! Allah'ın emirlerine uygun yaşayın ve herkes yarın için ne (yapıp) gönderdiğine baksın. Allah'ın emirlerine aykırı davranmaktan sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdârdır.

    66/8. Ey îman edenler! Tam ve kesin (örnek olacak) bir tövbe ile Allah'a yönelin. (Böyle yaparsanız) umulur ki, Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter ve sizi alt tarafından ırmaklar akan cennetlere koyar. O gün Allah, Peygamberi(ni) ve onunla beraber olan mü'minleri utandırmayacaktır. Onların nuru (o gün Sırât'ta) önlerinde ve sağlarında koşacak (aydınlatacak)tır. (Mü'minlerin nurları birbirlerinden farklı olduklarından) diyecekler ki: "Ey Rabbimiz! Bizim nurumuzu tamamla (cennete kadar devam ettir, söndürme) ve bizi bağışla, doğrusu sen her şeye kâdirsin."


  6. 04.Nisan.2012, 15:39
    3
    Editör
    24/55. (Rasûlüm!) Allah, sizden îman edip de sâlih amel işleyenlere vaadetti ki: Kendilerinden öncekileri (kâfirlerin yerine) hükümrân kıldığı gibi, elbette onları da (dinlerini ve kitaplarını tahrif edenlerin yerine) yeryüzünde hükümrân yapacak (devlet-hilâfet verecek), onlar için beğendiği dinlerini (İslâm'ı) mutlaka kendileri için iktidar yapıp sağlam temellere oturtacak ve korkularının ardından onları kesinlikle tam bir güvene erdirecektir. (Çünkü onlar) hiç bir şeyi bana ortak koşmadan kulluk ederler. Artık kim bundan sonra nankörlük ederse işte onlar, yoldan çıkan (fâsık)ların ta kendileridir.
    24/62. Gerçek mü'minler ancak, Allah'a ve Rasûlü'ne (tam) inananlar ve o (Rasûl) ile beraber topluca (veya topluma ait) bir iş için bulundukları zaman, ondan izin alıncaya kadar (ayrılıp) gitmeyenlerdir. (Rasûlüm!) Doğrusu senden izin isteyenler, Allah'a ve Rasûlü'ne gerçek anlamda inanan kimselerdir. Öyle ise, bazı işleri için senden izin istedikleri zaman, onlardan dilediğine izin ver ve onlar için Allah'tan mağfiret dile. Şüphesiz Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

    29/6. Kim (nefsini düzeltmede veya Allah yolunda) cihad eder/çaba gösterirse, ancak kendi (faydası) için cihad etmiş/çaba göstermiş olur. Çünkü Allah, elbette âlemlerden müstağnîdir.

    33/35. Şüphesiz ki, müslüman olan (Allah'ın emirlerine teslim olan) erkeklerle, müslüman kadınlar; îman eden erkeklerle, îman eden kadınlar itaat (ve ibâdet)e devam eden erkeklerle; itaat (ve ibâdet)e devâm eden kadınlar; doğru erkeklerle, doğru kadınlar; sabreden erkeklerle, sabreden kadınlar; alçak gönüllü (ve saygılı) erkeklerle, alçak gönüllü (ve saygılı) kadınlar; sadaka veren erkeklerle, sadaka veren kadınlar; oruç tutan erkeklerle, oruç tutan kadınlar; mahrem yerlerini (haramdan) koruyan/hayâlı erkeklerle, mahrem yerlerini (ve görünümlerini haramdan) koruyan/iffetli kadınlar; Allah'ı çok anan erkeklerle (Allah'ı çok) anan kadınlar (var ya, işte) Allah, onlar için mağfiret ve büyük bir mükâfât hazırlamıştır.

    34/37. (Ey insanlar!) Sizi, huzûrumuza yaklaştıracak olan, ne mallarınız, ne de evlâtlarınızdır. Ancak îman edip sâlih amel işleyenler (bize yaklaşanlar)dır. İşte onlar var ya, kendilerine, yaptıklarının kat kat fazlasıyla mükâfât vardır ve onlar (cennette) yüksek makamlarda emniyet (ve huzur) içindedirler.

    39/53. De ki (Allah şöyle buyuruyor): "Ey nefislerine karşı (günah işleyip) aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Çünkü Allah (şirk koşan ve inkâr edenler dışında, dilediği kimseler için) bütün günahları bağışlar. Şüphesiz O, çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir."

    47/15. Muttakîlere (Allah'ın emirlerine uygun yaşayan ve karşı gelmekten sakınanlara) vaadedilen cennetin sıfatı (şudur): İçinde (hiç özelliği) bozulmayan sudan ırmaklar, tadı hiç değişmeyen sütten ırmaklar, içenlere (her an) lezzet veren şaraptan ırmaklar ve süzme baldan ırmaklar vardır. Ayrıca meyvelerin hepsi ve bir de Rab'lerinden mağfiret onlar içindir. Hiç bunlar, o ateşte ebedî kalan ve bağırsaklarını parça parça kesen kaynar sudan içirilen kimseler gibi midir?

    58/22. Allah'a ve âhiret gününe (gerçekten) îman eden hiç bir kavmin, Allah'a ve Rasûlü'ne (emirlerine) muhâlefet/düşmanlık eden kimselerle dostluk ettiklerini göremezsin (onları sevip sayamazlar). İsterse onlar; babaları, oğulları, kardeşleri veya sülâleleri olsunlar. İşte O (Allah), onların kalplerine îmanı yazmış ve onları kendisinden bir rûh ile desteklemiştir. Onları, içlerinde ebedî kalmak üzere alt tarafından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır. Allah onlardan râzı olmuş, onlar da O'ndan râzı olmuşlardır. İşte bunlar Allah taraftarıdır(lar). Haberiniz olsun ki hakîkaten Allah taraftarları, kurtuluş (ve saadet)e erenlerin ta kendileridir.

    59/18. Ey îman edenler! Allah'ın emirlerine uygun yaşayın ve herkes yarın için ne (yapıp) gönderdiğine baksın. Allah'ın emirlerine aykırı davranmaktan sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdârdır.

    66/8. Ey îman edenler! Tam ve kesin (örnek olacak) bir tövbe ile Allah'a yönelin. (Böyle yaparsanız) umulur ki, Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter ve sizi alt tarafından ırmaklar akan cennetlere koyar. O gün Allah, Peygamberi(ni) ve onunla beraber olan mü'minleri utandırmayacaktır. Onların nuru (o gün Sırât'ta) önlerinde ve sağlarında koşacak (aydınlatacak)tır. (Mü'minlerin nurları birbirlerinden farklı olduklarından) diyecekler ki: "Ey Rabbimiz! Bizim nurumuzu tamamla (cennete kadar devam ettir, söndürme) ve bizi bağışla, doğrusu sen her şeye kâdirsin."





+ Yorum Gönder