Konusunu Oylayın.: Yusuf Suresi 100. ayette geçen hz. Yusuf'a yapılan secdenin mahiyeti nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Yusuf Suresi 100. ayette geçen hz. Yusuf'a yapılan secdenin mahiyeti nedir?
  1. 05.Mart.2012, 21:13
    1
    Misafir

    Yusuf Suresi 100. ayette geçen hz. Yusuf'a yapılan secdenin mahiyeti nedir?

  2. 05.Mart.2012, 23:39
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,586
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Yusuf Suresi 100. ayette geçen hz. Yusuf'a yapılan secdenin mahiyeti nedir?




    Yusuf Suresi, 100. Ayet: "Ana babasını tahtına oturttu, hepsi onun huzurunda yere kapandılar; Yûsuf dedi ki: "Babacığım! İşte bu, daha önce gördüğüm rüyanın ortaya çıkışıdır; Rabbim onu gerçek­leştirdi. Doğrusu Rabbbim bana lütuflarda bulundu: Beni hapishaneden çı­kardı ve şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozmuş iken daha sonra sizi çölden getirdi. Şüphesiz Rabbim dilediğine çok lütufkârdır. Kuşkusuz O çok iyi bilendir, hikmet sahibidir."
    Ayetin Açıklaması:
    Şehre girip Yûsuf'un huzuruna geldiklerinde Yûsuf ana babasını tahtı­na oturttu. İşte bu anda ana babasıyla birlikte on bir kardeşi secdeye kapandılar. Bu durumu gören Yûsuf, "Babacığım! İşte bu, daha önce gördüğüm rüyanın yoru­mudur. Rabbim onu gerçekleştirdi" dedi.
    Müfessirler Hz. Yûsuf'un ana, baba ve kardeşlerinin secdeye kapanmalarını iki şekilde yorumlamışlardır:
    a) Hz. Yûsuf'a karşı bir saygı selâmı olmak üzere yere kapanmışlardır. 4. âyet bu anlamı destekler mahiyettedir. (Bir zamanlar Yûsuf, babasına demişti ki: "Babacığım! Ben (rüyamda) on bir yıldızla güneşi ve ayı gördüm; onları bana secde ederlerken gördüm. [Yusuf, 4])
    b) Hz. Yûsuf'a ka­vuştukları için Allah'a şükretmek üzere secdeye kapanmışlardır. 4. âyetin mealin­de "Onları bana secde ederlerken gördüm" diye çevirdiğimiz cümle, "Onları be­nim için secde ederlerken gördüm" şeklinde çevirmek de mümkündür. Bu takdir­de âyet ikinci anlamı destekler.
    Hz. Yûsuf, bir nezaket ve tevazu örneği daha göstermiş, sahip olduğu bu deb­debe ve ihtişamın kendisine Allah tarafından lütfedİldiğini söyleyerek Allah'a senada bulunmuştur. Kardeşlerinin kendisine muhtaç oldukları bir dönemde onlardan in­tikam almayı düşünmediği gibi, onların yaptıklarını hatırlatacak tek kelime dııhi söylememiş, kardeşleriyle arasını şeytanın açtığını ifade etmiştir. Bununla birlikte bu olayların ilahî takdir ve hikmet neticesinde meydana geldiğine de işaret etmiştir. (bk. Diyanet Tefsiri, Kur’an Yolu: III/237-238.)
    «Anne ve babasını tahtın üstüne çıkarıp, oturttu ve hepsi onun için secdeye kapandılar» ifadesi ile ilgili olarak, Hz. Yusuf'a secde edenlerin kim oldukları ve secdenin mahiyeti hususunda değişik görüşler vardır.
    En zahir olanına göre, Hz. Yusuf'a secde edenler, annesi, ba­bası ve tüm kardeşleridir. Bir başka görüşe göre, Hz. Yusuf'a sec­de edenler sadece kardeşleridir. Ancak Hz. Yusuf'un gördüğü rüya bu ikinci görüşü çürütmektedir. Çünkü o rüyada kendisine, ebe­veyni ile kardeşlerinin secde edecekleri bildirilmişti. Zahire göre, secde normal bir şekilde, alınlar yere konularak yapılmıştır. Bu şekilde secde etmek, o dönemde Hz. Yakub'un şeriatinde caizdi. Bugün ayağa kalkmak, tokalaşmak, el öpmek ve bir insanı tazim ve tevkir etmek gibi âdetlerde olduğu gibi, secde de selâmlama ve el öpme yerine geçiyordu.
    Katade, o dönemde bu secdenin hükümdarlara verilen selam mahiyetinde olduğunu söylemiştir. Allah Teâlâ cennet ehlinin tahiyyesi olan selâmı sadece Ümmet-i Muhammed'e vermiştir.
    Bazıları o secdenin baş ile işaret etmek şeklinde olduğunu söylerken başka kimseler de alın yere değmeksizin yapılan ve rükûya benzeyen bir secde olduğunu söylemişlerdir. Bazılarına göre burada secde ile kastedilen tevazudur.
    İbn Abbas'a nispet edilen bir yoruma göre, onlar Hz. Yusuf' un hatırı için Allah'a secde etmişlerdir. Bunu Allah Teâlâ'nın ken­dilerine vermiş olduğu nimetlerin bir şükrü olarak yapmışlardır.
    Allah Teâlâ, bir hikmetten ötürü, Hz. Yakub'a secde etmesini emredebilir. Hz. Yusuf da bu emri bildiği için susmak ve emre teslim olmaktan başka bir şey yapamamış olabilir. Nitekim Hz. Yusuf'un «Ey babacığım!» demesi buna işaret etmektedir. Adeta Hz. Yusuf şöyle demek is­temiştir: «Ey babacığım! İlim, din ve peygamberlikte bu kadar yüce bir makama sahip olan senin gibi bir insana, kendi oğluna secde etmesi yakışık almaz. Ne var ki bu bir emirdir ve Allah ta­rafından gelmiştir. Yine bir sorumluluktur ve Allah seni onun­la mükellef tutmuştur».
    Tüm bu ihtimaller arasında en güzeli, Allah'tan başka kimsenin bilmediği bir hikmetten dolayı Allah Teâlâ'nın Hz. Yakub'a, oğlu Hz. Yusuf'a secde etmesini emretmiş olmasıdır. Nitekim ayetlerin siyak ve sibakından anlaşıldığına göre, bu secde hem Hz. Yakub'dan, hem hanımından hem de tüm çocuklarından sadır olmuş­tur. Bu secde «İbadet secdesi» değil, bir tahiyyedir. (Ali Arslan, Büyük Kur’an Tefsiri, Arslan Yayınları: 8/465-468.)

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet



  3. 05.Mart.2012, 23:39
    2
    Moderatör



    Yusuf Suresi, 100. Ayet: "Ana babasını tahtına oturttu, hepsi onun huzurunda yere kapandılar; Yûsuf dedi ki: "Babacığım! İşte bu, daha önce gördüğüm rüyanın ortaya çıkışıdır; Rabbim onu gerçek­leştirdi. Doğrusu Rabbbim bana lütuflarda bulundu: Beni hapishaneden çı­kardı ve şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozmuş iken daha sonra sizi çölden getirdi. Şüphesiz Rabbim dilediğine çok lütufkârdır. Kuşkusuz O çok iyi bilendir, hikmet sahibidir."
    Ayetin Açıklaması:
    Şehre girip Yûsuf'un huzuruna geldiklerinde Yûsuf ana babasını tahtı­na oturttu. İşte bu anda ana babasıyla birlikte on bir kardeşi secdeye kapandılar. Bu durumu gören Yûsuf, "Babacığım! İşte bu, daha önce gördüğüm rüyanın yoru­mudur. Rabbim onu gerçekleştirdi" dedi.
    Müfessirler Hz. Yûsuf'un ana, baba ve kardeşlerinin secdeye kapanmalarını iki şekilde yorumlamışlardır:
    a) Hz. Yûsuf'a karşı bir saygı selâmı olmak üzere yere kapanmışlardır. 4. âyet bu anlamı destekler mahiyettedir. (Bir zamanlar Yûsuf, babasına demişti ki: "Babacığım! Ben (rüyamda) on bir yıldızla güneşi ve ayı gördüm; onları bana secde ederlerken gördüm. [Yusuf, 4])
    b) Hz. Yûsuf'a ka­vuştukları için Allah'a şükretmek üzere secdeye kapanmışlardır. 4. âyetin mealin­de "Onları bana secde ederlerken gördüm" diye çevirdiğimiz cümle, "Onları be­nim için secde ederlerken gördüm" şeklinde çevirmek de mümkündür. Bu takdir­de âyet ikinci anlamı destekler.
    Hz. Yûsuf, bir nezaket ve tevazu örneği daha göstermiş, sahip olduğu bu deb­debe ve ihtişamın kendisine Allah tarafından lütfedİldiğini söyleyerek Allah'a senada bulunmuştur. Kardeşlerinin kendisine muhtaç oldukları bir dönemde onlardan in­tikam almayı düşünmediği gibi, onların yaptıklarını hatırlatacak tek kelime dııhi söylememiş, kardeşleriyle arasını şeytanın açtığını ifade etmiştir. Bununla birlikte bu olayların ilahî takdir ve hikmet neticesinde meydana geldiğine de işaret etmiştir. (bk. Diyanet Tefsiri, Kur’an Yolu: III/237-238.)
    «Anne ve babasını tahtın üstüne çıkarıp, oturttu ve hepsi onun için secdeye kapandılar» ifadesi ile ilgili olarak, Hz. Yusuf'a secde edenlerin kim oldukları ve secdenin mahiyeti hususunda değişik görüşler vardır.
    En zahir olanına göre, Hz. Yusuf'a secde edenler, annesi, ba­bası ve tüm kardeşleridir. Bir başka görüşe göre, Hz. Yusuf'a sec­de edenler sadece kardeşleridir. Ancak Hz. Yusuf'un gördüğü rüya bu ikinci görüşü çürütmektedir. Çünkü o rüyada kendisine, ebe­veyni ile kardeşlerinin secde edecekleri bildirilmişti. Zahire göre, secde normal bir şekilde, alınlar yere konularak yapılmıştır. Bu şekilde secde etmek, o dönemde Hz. Yakub'un şeriatinde caizdi. Bugün ayağa kalkmak, tokalaşmak, el öpmek ve bir insanı tazim ve tevkir etmek gibi âdetlerde olduğu gibi, secde de selâmlama ve el öpme yerine geçiyordu.
    Katade, o dönemde bu secdenin hükümdarlara verilen selam mahiyetinde olduğunu söylemiştir. Allah Teâlâ cennet ehlinin tahiyyesi olan selâmı sadece Ümmet-i Muhammed'e vermiştir.
    Bazıları o secdenin baş ile işaret etmek şeklinde olduğunu söylerken başka kimseler de alın yere değmeksizin yapılan ve rükûya benzeyen bir secde olduğunu söylemişlerdir. Bazılarına göre burada secde ile kastedilen tevazudur.
    İbn Abbas'a nispet edilen bir yoruma göre, onlar Hz. Yusuf' un hatırı için Allah'a secde etmişlerdir. Bunu Allah Teâlâ'nın ken­dilerine vermiş olduğu nimetlerin bir şükrü olarak yapmışlardır.
    Allah Teâlâ, bir hikmetten ötürü, Hz. Yakub'a secde etmesini emredebilir. Hz. Yusuf da bu emri bildiği için susmak ve emre teslim olmaktan başka bir şey yapamamış olabilir. Nitekim Hz. Yusuf'un «Ey babacığım!» demesi buna işaret etmektedir. Adeta Hz. Yusuf şöyle demek is­temiştir: «Ey babacığım! İlim, din ve peygamberlikte bu kadar yüce bir makama sahip olan senin gibi bir insana, kendi oğluna secde etmesi yakışık almaz. Ne var ki bu bir emirdir ve Allah ta­rafından gelmiştir. Yine bir sorumluluktur ve Allah seni onun­la mükellef tutmuştur».
    Tüm bu ihtimaller arasında en güzeli, Allah'tan başka kimsenin bilmediği bir hikmetten dolayı Allah Teâlâ'nın Hz. Yakub'a, oğlu Hz. Yusuf'a secde etmesini emretmiş olmasıdır. Nitekim ayetlerin siyak ve sibakından anlaşıldığına göre, bu secde hem Hz. Yakub'dan, hem hanımından hem de tüm çocuklarından sadır olmuş­tur. Bu secde «İbadet secdesi» değil, bir tahiyyedir. (Ali Arslan, Büyük Kur’an Tefsiri, Arslan Yayınları: 8/465-468.)

    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet






+ Yorum Gönder