Konusunu Oylayın.: Ahzab Suresi’nin, Bakara Suresi kadar uzun olduğu rivayeti doğru mudur? Doğruysa nasıl anlamalıyız?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Ahzab Suresi’nin, Bakara Suresi kadar uzun olduğu rivayeti doğru mudur? Doğruysa nasıl anlamalıyız?
  1. 25.Kasım.2011, 16:34
    1
    Misafir

    Ahzab Suresi’nin, Bakara Suresi kadar uzun olduğu rivayeti doğru mudur? Doğruysa nasıl anlamalıyız?






    Ahzab Suresi’nin, Bakara Suresi kadar uzun olduğu rivayeti doğru mudur? Doğruysa nasıl anlamalıyız? Mumsema Ahzab Suresi’nin, Bakara Suresi kadar uzun olduğu rivayeti doğru mudur? Doğruysa nasıl anlamalıyız?


  2. 25.Kasım.2011, 16:43
    2
    Yakut
    mumine.com

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 05.Mart.2008
    Üye No: 11544
    Mesaj Sayısı: 725
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 9
    Bulunduğu yer: istanbul

    Cevap: Ahzab Suresi’nin, Bakara Suresi kadar uzun olduğu rivayeti doğru mudur? Doğruysa nasıl anlamalıyız?




    Cevap

    Değerli kardeşimiz;



    Önce bu hadis rivayeti zayıfır(bk. Müsned, tahkik: Şuayb, el-Arnavut, Âdil Müşid, muessesetu’r-risale, 1421/2001, Müsned, Ensarın Müsnedi Bölümü, hadis 20701, ilgili hadisin tahkiki)
    - Bazı alimlerin bildirdiğine göre, -şayet bu gibi rivayetler sahih ise- bunun anlamı şudur; Kur’an’ın iddia edilen ayetleri önce inmiş daha sonra nesh edilmiş, -deyim yerindeyse- Allah tarafından bunlar rafa kaldırılmıştır. Bu ayetlerden bahsedenler ise, o sure veya ayetlerin ilk indiği durumdaki şekillerinden söz etmişlerdir(bk. Kurtubî, 14/113).
    - Bununla beraber, Ahzab suresinin büyük çoğunluğunun nesh edilmiş olmasının pek makul bir gerekçesi görülmemektedir. Ahzab suresi, hicretin beşinci yılında vuku bulan Hendek savaşından sonra inmiştir. Böyle bir surenin birkaç yıl içerisinde üçte ikisine yakın bir bölümünün nesh edilmiş olmasını anlamak mümkün değildir. Bu sebeple, bu âhad rivayetlerin doğruluğunda ciddi kuşkuların olmasında kuşku yoktur.
    - “Kur an'ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız”(Hicr, 15/9) mealindeki ayette açıkça ifade edilen ilahî koruma vadi karşısında, bu hükme ters düşen hiçbir rivayetin bir değeri olmaz.
    - Abdurrahman el-Cezerî’nin de ifade ettiği gibi, bütün ümmetin ittifakıyla, mütevatir/en sağlam bir yolla bize kadar gelen Kur’an’ın ayetleri, böyle ahad/tek şahıstan gelen, mutevatir olmayan rivayetlerle ispat edilemez ve Kur’an olarak kabul edilemez(bk. Cezerî, el-Fıkhu ala’l-Mezahibi’l-Arbaa, 4/257).
    Bu kabil zayıf bazı rivayetleri aktaranlar dahil, hiçbir İslam alimi elimizdeki mevcut Kur’an’dan bazı ayetlerin eksik olduğunu söylememiştir. O rivayetleri de -onlar da inanmadıkları halde- ilmin haysiyetini koruma adına duyduklarını yazmayı uygun görmüşler.
    Hatta senet bakımından bu gibi rivayetler sahih de olsa, mütevatir hadis rivayetlerine aykırı olan bu gibi Âhad hadislerin kabul edilmesi söz konusu değildir. Kaldı ki, mütevatir ve ümmetin icmaıyla sabit olan mevcut Kur’an’a aykırı düşen hiçbir rivayet değerlendirmeye alınmaz. (Menahilu’l-irfan, 1/288,430-432).


    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet



  3. 25.Kasım.2011, 16:43
    2
    mumine.com



    Cevap

    Değerli kardeşimiz;



    Önce bu hadis rivayeti zayıfır(bk. Müsned, tahkik: Şuayb, el-Arnavut, Âdil Müşid, muessesetu’r-risale, 1421/2001, Müsned, Ensarın Müsnedi Bölümü, hadis 20701, ilgili hadisin tahkiki)
    - Bazı alimlerin bildirdiğine göre, -şayet bu gibi rivayetler sahih ise- bunun anlamı şudur; Kur’an’ın iddia edilen ayetleri önce inmiş daha sonra nesh edilmiş, -deyim yerindeyse- Allah tarafından bunlar rafa kaldırılmıştır. Bu ayetlerden bahsedenler ise, o sure veya ayetlerin ilk indiği durumdaki şekillerinden söz etmişlerdir(bk. Kurtubî, 14/113).
    - Bununla beraber, Ahzab suresinin büyük çoğunluğunun nesh edilmiş olmasının pek makul bir gerekçesi görülmemektedir. Ahzab suresi, hicretin beşinci yılında vuku bulan Hendek savaşından sonra inmiştir. Böyle bir surenin birkaç yıl içerisinde üçte ikisine yakın bir bölümünün nesh edilmiş olmasını anlamak mümkün değildir. Bu sebeple, bu âhad rivayetlerin doğruluğunda ciddi kuşkuların olmasında kuşku yoktur.
    - “Kur an'ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız”(Hicr, 15/9) mealindeki ayette açıkça ifade edilen ilahî koruma vadi karşısında, bu hükme ters düşen hiçbir rivayetin bir değeri olmaz.
    - Abdurrahman el-Cezerî’nin de ifade ettiği gibi, bütün ümmetin ittifakıyla, mütevatir/en sağlam bir yolla bize kadar gelen Kur’an’ın ayetleri, böyle ahad/tek şahıstan gelen, mutevatir olmayan rivayetlerle ispat edilemez ve Kur’an olarak kabul edilemez(bk. Cezerî, el-Fıkhu ala’l-Mezahibi’l-Arbaa, 4/257).
    Bu kabil zayıf bazı rivayetleri aktaranlar dahil, hiçbir İslam alimi elimizdeki mevcut Kur’an’dan bazı ayetlerin eksik olduğunu söylememiştir. O rivayetleri de -onlar da inanmadıkları halde- ilmin haysiyetini koruma adına duyduklarını yazmayı uygun görmüşler.
    Hatta senet bakımından bu gibi rivayetler sahih de olsa, mütevatir hadis rivayetlerine aykırı olan bu gibi Âhad hadislerin kabul edilmesi söz konusu değildir. Kaldı ki, mütevatir ve ümmetin icmaıyla sabit olan mevcut Kur’an’a aykırı düşen hiçbir rivayet değerlendirmeye alınmaz. (Menahilu’l-irfan, 1/288,430-432).


    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet






+ Yorum Gönder