Konusunu Oylayın.: Kıyamet suresinde kıyametten bahsederken birden söz Peygamberimiz (asm)'e getirilmesinin nedeni nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Kıyamet suresinde kıyametten bahsederken birden söz Peygamberimiz (asm)'e getirilmesinin nedeni nedir?
  1. 08.Eylül.2011, 13:18
    1
    Misafir

    Kıyamet suresinde kıyametten bahsederken birden söz Peygamberimiz (asm)'e getirilmesinin nedeni nedir?






    Kıyamet suresinde kıyametten bahsederken birden söz Peygamberimiz (asm)'e getirilmesinin nedeni nedir? Mumsema Kıyamet suresinde kıyametten bahsederken birden sözü Peygamberimiz (a.s.m)'e getiriliyor ve sana ayetler vahyolununca dilini kıpırdatma deniyor. Buradaki ilişkiyi kuramadım. Bu sureyi tam bir bütün olarak nasıl anlamak gerekir?


  2. 08.Eylül.2011, 13:18
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Kıyamet suresinde kıyametten bahsederken birden sözü Peygamberimiz (a.s.m)'e getiriliyor ve sana ayetler vahyolununca dilini kıpırdatma deniyor. Buradaki ilişkiyi kuramadım. Bu sureyi tam bir bütün olarak nasıl anlamak gerekir?


    Benzer Konular

    - Vitir namazının üçüncü rekatında tekbir getirilmesinin sebebi nedir?

    - Kehf suresinde bahsedilen ve kıyamet günü yıkılarak Yecüc ve Mecüc'ün dünyaya yayılac

    - Kıyamet ve Peygamberimiz birbirine çok yakındır

    - Kıyamet saatini Peygamberimiz s.a.v bilemez mi?

    - Tahrim suresinde anlatılan nedir?

  3. 08.Eylül.2011, 13:25
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Kıyamet suresinde kıyametten bahsederken birden söz Peygamberimiz (asm)'e getirilmesinin nedeni nedir?




    Bu surede üç adet aceleden söz edilmektedir.
    Birincisi: Kıyametin çok yakında acele edip geleceği... “Fakat insan suç işleyip durmak için önündeki kıyameti inkâr etmek ister de, “Ne zamanmış o kıyamet günü?” diye alay eder. Gözler kamaşıp karardığı, Ayın ışığının büsbütün gittiği, Güneş ile ay yan yana getirildiği zaman.. İşte o gün insan der: “Var mı kaçacak mekân?”(Kıyamet, 75/5-10) mealindeki ayetlerde, alayvari bir şekilde kıyametin acele gelmesini isteyenlere verilen cevapta, çok yakında acele dip geleleceğine işaret edilmiştir.

    İkincisi: “Ben ve kıyamet (şahadet ve orta parmaklarını göstererek) şu iki paramağım gibiyiz”( Müslim, Cuma 43) Yani benden sonra başka peygamber gelmez ve gelen artık kıyamettir, diye buyuran Efendimiz de -kıyamete kadar devam eden ve kıyametle atbaşı giden- ilahî vahyi aldığında okumada acele etmemesi, vahyin bitmesini beklemesi hususunda uyarılmıştır. Bu iki acelecilik arasında şöyle ince bir münasebet vardır ki; Allah’ın ilmi kıyametin geliş vaktini de, Kur’an vahyinin geliş ve bitiş vaktini de kuşatmıştır. Her ikisi de Levh-i mahfuzda kayıtlıdır, asla unutulmazlar ve kaybolmazlar.

    Üçüncüsü; Kıyametin güya acele gelmesini isteyenlerin aslında âcil lezzetlerin yeri olan dünyadan hiç ayrılmak istemediklerini vurgulamak için “peygamberin Kur’an’ı acele okunması” bir mukaddime, bir ara cümlesi hükmündedir. Yani, inkârcıların ve gafil insanların dünyanın âcil huzuzatını çok sevdikleri, bu yüzden ahiret hayatını gözardı ettikleri ve orası için gereken azıkları terk ettikleri hususuna dikkat çekmek ve onların kıyameti ecele beklediklerine dair söylemlerinde samimi olmadıkları, bu tür görünürdeki isteklerinin koca bir yalandan ibaret olduğuna vurgu yapmak için, Kur’an’ın acele ile okunmaması vurgusu bu giriş bölümü gibi kullanılmıştır.

    Şimdi de Razî’nin bu konudaki mütalaasını arz etmek fayda vardır. Ona göre, bu ayetlerin burada bu şekilde zikredilmelerinin bir kaç ihtimali vardır:

    a. Hz. Peygamber Kıyamet suresinin başlangıç ayetlerini okurken acele okumuş ve bu sebeple vahyin iniş anında “acele etmemesini” emreden ayetler nazil olmuş olabilir.

    b. Bu ayetlerde “acele etmenin” kötülüğüne dikkat çekilmiştir. Beşinci ayette “Fakat insan suç işleyip durmak için önündeki kıyameti inkâr etmek ister..” ifadesiyle âcil olan dünya hayatının lezzetlerine meftun oldukları işaret edilmiş, daha sonra da 20. ayette “hayır siz âcil olan dünya hayatının lezzetlerini istiyorsunuz” mealindeki ifadeyle bu husus açıkça belirtilmiştir. Bu iki pasajların arasına ise, Hz. Peygamberin Kur’an vahyini ezeberlemek için acele etmemesine vurgu yapılarak, dini bir emrin yerine getirilmesi de olsa acelenin uygun olmayacağına dikkat çekilmiştir.

    c. Hz. Cebrail “Türlü türlü mazeretler öne sürse de, Artık insan, kendisi hakkında şahit olur/kendi içinde sakladıklarını çok iyi bilir” mealindeki ayeti okuyunca, Hz. Peygamber böyle bir mahzurla karşılaşmamak için acele edip Hz. Cebrail’le birlikte okumaya başlamış ve -Allah’ın inayeti olmadan Kur’an’ı hıfz etmenin mümkün olmadığı gerçeğine vurgu yapılarak-uyarılmıştır.

    d. Hz. Peygamber bu surede gelen ayetleri acele okuyarak inkârcıların yanlışlarını açıktan ilan etmek istemiş ve böyle bir aceleye gerek olmadığı hususuna işaret edilmiştir.

    e. Tekrar ederek Kur’an’ı ezberlemeye çalışmak az da olsa sebeplere yapışmak manasına geldiği için, “Allah’ın izni olmadan vahyi ezberlemen ve ezberinde tutman mümkün değildir” diye bir hakikat dersi verilmiştir(bk.Razi, İlgili ayetin tefsiri)



  4. 08.Eylül.2011, 13:25
    2
    Silent and lonely rains



    Bu surede üç adet aceleden söz edilmektedir.
    Birincisi: Kıyametin çok yakında acele edip geleceği... “Fakat insan suç işleyip durmak için önündeki kıyameti inkâr etmek ister de, “Ne zamanmış o kıyamet günü?” diye alay eder. Gözler kamaşıp karardığı, Ayın ışığının büsbütün gittiği, Güneş ile ay yan yana getirildiği zaman.. İşte o gün insan der: “Var mı kaçacak mekân?”(Kıyamet, 75/5-10) mealindeki ayetlerde, alayvari bir şekilde kıyametin acele gelmesini isteyenlere verilen cevapta, çok yakında acele dip geleleceğine işaret edilmiştir.

    İkincisi: “Ben ve kıyamet (şahadet ve orta parmaklarını göstererek) şu iki paramağım gibiyiz”( Müslim, Cuma 43) Yani benden sonra başka peygamber gelmez ve gelen artık kıyamettir, diye buyuran Efendimiz de -kıyamete kadar devam eden ve kıyametle atbaşı giden- ilahî vahyi aldığında okumada acele etmemesi, vahyin bitmesini beklemesi hususunda uyarılmıştır. Bu iki acelecilik arasında şöyle ince bir münasebet vardır ki; Allah’ın ilmi kıyametin geliş vaktini de, Kur’an vahyinin geliş ve bitiş vaktini de kuşatmıştır. Her ikisi de Levh-i mahfuzda kayıtlıdır, asla unutulmazlar ve kaybolmazlar.

    Üçüncüsü; Kıyametin güya acele gelmesini isteyenlerin aslında âcil lezzetlerin yeri olan dünyadan hiç ayrılmak istemediklerini vurgulamak için “peygamberin Kur’an’ı acele okunması” bir mukaddime, bir ara cümlesi hükmündedir. Yani, inkârcıların ve gafil insanların dünyanın âcil huzuzatını çok sevdikleri, bu yüzden ahiret hayatını gözardı ettikleri ve orası için gereken azıkları terk ettikleri hususuna dikkat çekmek ve onların kıyameti ecele beklediklerine dair söylemlerinde samimi olmadıkları, bu tür görünürdeki isteklerinin koca bir yalandan ibaret olduğuna vurgu yapmak için, Kur’an’ın acele ile okunmaması vurgusu bu giriş bölümü gibi kullanılmıştır.

    Şimdi de Razî’nin bu konudaki mütalaasını arz etmek fayda vardır. Ona göre, bu ayetlerin burada bu şekilde zikredilmelerinin bir kaç ihtimali vardır:

    a. Hz. Peygamber Kıyamet suresinin başlangıç ayetlerini okurken acele okumuş ve bu sebeple vahyin iniş anında “acele etmemesini” emreden ayetler nazil olmuş olabilir.

    b. Bu ayetlerde “acele etmenin” kötülüğüne dikkat çekilmiştir. Beşinci ayette “Fakat insan suç işleyip durmak için önündeki kıyameti inkâr etmek ister..” ifadesiyle âcil olan dünya hayatının lezzetlerine meftun oldukları işaret edilmiş, daha sonra da 20. ayette “hayır siz âcil olan dünya hayatının lezzetlerini istiyorsunuz” mealindeki ifadeyle bu husus açıkça belirtilmiştir. Bu iki pasajların arasına ise, Hz. Peygamberin Kur’an vahyini ezeberlemek için acele etmemesine vurgu yapılarak, dini bir emrin yerine getirilmesi de olsa acelenin uygun olmayacağına dikkat çekilmiştir.

    c. Hz. Cebrail “Türlü türlü mazeretler öne sürse de, Artık insan, kendisi hakkında şahit olur/kendi içinde sakladıklarını çok iyi bilir” mealindeki ayeti okuyunca, Hz. Peygamber böyle bir mahzurla karşılaşmamak için acele edip Hz. Cebrail’le birlikte okumaya başlamış ve -Allah’ın inayeti olmadan Kur’an’ı hıfz etmenin mümkün olmadığı gerçeğine vurgu yapılarak-uyarılmıştır.

    d. Hz. Peygamber bu surede gelen ayetleri acele okuyarak inkârcıların yanlışlarını açıktan ilan etmek istemiş ve böyle bir aceleye gerek olmadığı hususuna işaret edilmiştir.

    e. Tekrar ederek Kur’an’ı ezberlemeye çalışmak az da olsa sebeplere yapışmak manasına geldiği için, “Allah’ın izni olmadan vahyi ezberlemen ve ezberinde tutman mümkün değildir” diye bir hakikat dersi verilmiştir(bk.Razi, İlgili ayetin tefsiri)






+ Yorum Gönder