Konusunu Oylayın.: Fakirlik Fakirler Kelimesi ile İlgili Ayetler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Fakirlik Fakirler Kelimesi ile İlgili Ayetler
  1. 14.Temmuz.2011, 01:43
    1
    Misafir

    Fakirlik Fakirler Kelimesi ile İlgili Ayetler






    Fakirlik Fakirler Kelimesi ile İlgili Ayetler Mumsema ''Fakirlik-Fakirler' Kelimesi ile İlgili Ayetler Neledir Fakirlik Fakirler Kelimesi hakkında ayetler verir misiniz ?


  2. 14.Temmuz.2011, 01:43
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    ''Fakirlik-Fakirler' Kelimesi ile İlgili Ayetler Neledir Fakirlik Fakirler Kelimesi hakkında ayetler verir misiniz ?


    Benzer Konular

    - Fakirlik-Fakirler hakkında ayetler

    - Put Kelimesi ile İlgili Ayetler

    - Kuranda fakirlik-fakirler ayetleri

    - Sur Kelimesi ile İlgili Ayetler

    - Şer Kelimesi ile İlgili Ayetler

  3. 14.Temmuz.2011, 01:48
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: ''Fakirlik-Fakirler' Kelimesi ile İlgili Ayetler




    Yüzlerinizi doğudan ve batıdan yana çevirmeniz iyilik değildir. Ama iyilik, ALLAH'a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; mala olan sevgisine rağmen, onu, yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyip-dilenene ve kölelere (özgürlükleri için) veren; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile zorda hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenler(in tutum ve davranışlarıdır). İşte bunlar, doğru olanlardır ve müttaki olanlar da bunlardır. (2/177)

    (Oruç) Sayılı günlerdir. Artık, sizden kim hasta ya da yolculukta olursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde (tutsun). Zor dayanabilenlerin üzerinde bir yoksulu doyuracak kadar fidye (vardır). Kim, gönülden bir hayır yaparsa bu da kendisi için hayırlıdır. Oruç tutmanız -eğer bilirseniz- sizin için daha hayırlıdır. (2/184)

    Sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki: "Hayır olarak infak edeceğiniz şey anne-babaya yakınlara yetimlere yoksullara ve yolda kalmışadır. Hayır olarak her ne yaparsanız ALLAH, onu şüphesiz bilir." (2/215)

    Kendilerine el sürmediğiniz mehirlerini tesbit etmediğiniz kadınları boşamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Onları yararlandırın zengin olan kendi gücü darda olan da kendi gücü oranında maruf (meşru ve örfe uygun) bir şekilde yararlandırsın. (Bu) iyilik edenler üzerinde bir haktır. (2/236)

    Şeytan, sizi fakirlikle korkutuyor ve size çirkin -hayasızlığı emrediyor. ALLAH ise size kendisinden bağışlama ve bol ihsan (fazl) vadediyor. ALLAH (rahmetiyle) geniş olandır bilendir. (2/268)

    (Sadakalar) Kendilerini ALLAH yolunda adayan fakirler içindir ki, onlar yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremezler. İffetlerinden dolayı bilmeyen onları zengin sanır. (Ama) Sen onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük ederek insanlardan istemezler. Hayırdan her ne infak ederseniz şüphesiz ALLAH onu bilir. (2/273)

    Andolsun; "Gerçek ALLAH fakirdir, biz ise zenginleriz" diyenlerin sözlerini ALLAH işitmiştir. Onların bu sözlerini ve peygamberleri haksız yere öldürmelerini yazacağız ve: "Yakıcı olan azabı tadın" diyeceğiz. (3/181)

    Yetimleri nikaha erişecekleri çağa kadar deneyin; şayet kendilerinde bir (rüşd) olgunlaşma gördünüz mü hemen onlara mallarını verin. Büyüyecekler diye israf ile çarçabuk yemeyin. Zengin olan iffetli olmaya çalışsın yoksul olan da artık maruf (ihtiyaca ve örfe uygun) bir şekilde yesin. Mallarını kendilerine verdiğiniz zaman onlara karşı şahid bulundurun. Hesap görücü olarak ALLAH yeter. (4/6)

    (Mirası) Bölüşme sırasında, yakınlar, yetimler ve yoksullar da hazır olursa onları ondan rızıklandırın ve onlara güzel (maruf) söz söyleyin. (4/8)

    ALLAH'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anne-babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolda kalmışa ve sağ ellerinizin malik olduklarına güzellikle davranın. Çünkü ALLAH her büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez. (4/36)

    Ey iman edenler, kendiniz, anne-babanız ve yakınlarınız aleyhine bile olsa ALLAH için şahidler olarak adaleti ayakta tutun. (Onlar) ister zengin olsun, ister fakir olsun; çünkü ALLAH onlara daha yakındır. Öyleyse adaletten dönüp heva (tutkuları)nıza uymayın. Eğer dilinizi eğip büker (sözü geveler) ya da yüz çevirirseniz şüphesiz ALLAH, yaptıklarınızdan haberi olandır. (4/135)

    ALLAH, sizi yeminlerinizdeki 'rastgele söylemelerinizden boş sözlerden' dolayı sorumlu tutmaz ancak yeminlerinizle bağladığınız sözlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Onun (yeminin) keffareti ailenizdekilere yedirdiklerinizin ortalamasından on yoksulu doyurmak, ya da onları giydirmek veya bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmaktır. (Bunlara imkan) Bulamayan, (için) üç gün oruç (vardır.) Bu, yemin ettiğinizde (bozduğunuz) yeminlerinizin keffaretidir. Yeminlerinizi koruyunuz. ALLAH, size ayetlerini böyle açıklar umulur ki şükredersiniz. (5/89)

    Ey iman edenler, siz ihramlıyken avı öldürmeyin. Sizden kim onu kasıtlı olarak (taammüden) öldürürse cezası hayvandan öldürdüğünün bir benzeridir. Buna da Kabe'ye ulaşmış bir kurbanlık olarak içinizden adalet sahibi iki kişi hükmedecektir. Veya yoksulları doyurmak veya onun dengi oruç tutmak olan bir keffaret vardır. Böylelikle, işlediğinin vebalini tadmış olsun. ALLAH, geçmişte olanı bağışladı. Ama kim tekrarlarsa ALLAH, ondan öc alacaktır. ALLAH, üstün ve güçlü olandır öc sahibidir. (5/95)

    De ki: "Gelin, size Rabbinizin neleri haram kıldığını okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın, anne-babaya iyilik edin, yoksulluk-endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. -Sizin de onların da rızıklarını biz vermekteyiz- Çirkin-kötülüklerin açığına ve gizli olanına yaklaşmayın. Hakka dayalı olma dışında ALLAH'ın (öldürülmesini) haram kıldığı kimseyi öldürmeyin. İşte bunlarla size tavsiye (emr) etti; umulur ki akıl erdirirsiniz." (6/151)

    Ey iman edenler, müşrikler ancak bir pisliktirler; öyleyse bu yıllarından sonra artık Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer ihtiyaç içinde kalmaktan korkarsanız, ALLAH dilerse sizi kendi fazlından zengin kılar. Şüphesiz ALLAH, bilendir hüküm ve hikmet sahibidir. (9/28)

    Sadakalar -ALLAH'tan bir farz olarak- yalnızca fakirler düşkünler (zekat) işinde görevli olanlar kalbleri ısındırılacaklar köleler borçlular ALLAH yolunda (olanlar) ve yolda kalmış(lar) içindir. ALLAH bilendir hüküm ve hikmet sahibidir. (9/60)

    Akrabaya hakkını ver yoksula ve yolda kalmışa da. İsraf ederek saçıp-savurma. (17/26)

    Yoksulluk endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin; onlara da size de biz rızık veririz. Şüphesiz onları öldürmek büyük bir hata (suç ve günah)dır. (17/31)

    "Gemi denizde çalışan yoksullarındı onu kusurlu yapmak istedim (çünkü) ilerilerinde her gemiyi zorbalıkla ele geçiren bir kral vardı." (18/79)

    Kendileri için birtakım yararlara şahid olsunlar ve kendilerine rızık olarak verdiği (kurbanlık) hayvanlar üzerine belli günlerde (kurban adarken) ALLAH'ın adını ansınlar. Artık, bunlardan yiyin ve zorluk çeken yoksulu da doyurun. (22/28)

    İri cüsseli develeri size ALLAH'ın işaretlerinden kıldık, sizler için onlarda bir hayır vardır. Öyleyse, onlar bir dizi halinde (veya saf tutmuşcasına ayakta durup) boğazlanırken ALLAH'ın adını anın; yanları üzerine yattıkları zaman da onlardan yiyin kanaatkara ve isteyene yedirin. İşte böyle, onlara sizin için boyun eğdirdik umulur ki şükredersiniz. (22/36)

    Sizden faziletli ve varlıklı olanlar yakınlara yoksullara ve ALLAH yolunda hicret edenlere vermekte eksiltme yapmasınlar, affetsinler ve hoşgörsünler. ALLAH'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? ALLAH, bağışlayandır esirgeyendir. (24/22)

    İçinizde evli olmayanları kölelerinizden ve cariyelerinizden salih olanları evlendirin. Eğer fakir iseler, ALLAH kendi fazlından onları zengin eder. ALLAH, geniş (nimet sahibi)dir bilendir. (24/32)

    Öyleyse yakınlara hakkını ver, yoksula da, yolcuya da. ALLAH'ın yüzünü (rızasını) isteyenler için bu daha hayırlıdır ve felaha erenler onlardır. (30/38)

    Ey insanlar, siz ALLAH'a (karşı fakir olan) muhtaçlarsınız; ALLAH ise Ğaniy (hiçbir şeye ihtiyacı olmayan)dır Hamid (övülmeye layık)tır. (35/15)

    İşte sizler böylesiniz; ALLAH yolunda infak etmeye çağrılıyorsunuz; buna rağmen sizden kimi cimrilik ediyor. Kim cimrilik ederse, artık o ancak kendi nefsine cimrilik eder. ALLAH, ise Ğaniy (hiçbir şeye ihtiyacı olmayan)dır; fakir olan sizlersiniz. Eğer siz, yüz çevirecek olursanız sizden başka bir kavmi getirip-değiştirir. Sonra onlar sizin benzeriniz de olmazlar. (47/38)

    Onların mallarında dilenip-isteyen (ve iffetinden dolayı istemeyip de) yoksul olan için de bir hak vardı. (51/19)

    Hayır biz büsbütün yoksun bırakıldık. (56/67)

    ALLAH'ın o (fethedilen) şehir halkından Resûlü'ne verdiği fey ALLAH'a Resûl'e (ve Resûl'e) yakın akrabalığı olanlara yetimlere yoksullara ve yolda kalmışlara aittir. Öyle ki, (bu mallar ve servet) sizden zengin olanlar arasında dönüp-dolaşan bir devlet olmasın. Resûl, size ne verirse artık onu alın sizi neden sakındırırsa artık ondan sakının ve ALLAH'tan sakınıp korkun. Şüphesiz ALLAH, cezası (ikâbı) pek şiddetli olandır. (59/7)

    (Bundan başka bu mallar) Hicret eden fakirleredir ki, onlar ALLAH'tan bir fazl (lütuf ve ihsan) arayıp ALLAH'a ve O'nun Resûlü'ne yardım ederlerken yurtlarından ve mallarından sürülüp-çıkarılmışlardır. İşte bunlar, sadık olanlar bunlardır. (59/8)

    "Bugün sakın oraya hiçbir yoksul girip de karşınıza çıkmasın." (68/24)

    "Hayır biz (herşeyden ve bütün servetimizden) yoksun bırakıldık." (68/27)

    Yoksula yemek vermeye destekçi olmazdı. (69/34)

    Yoksul ve yoksun olan(lar)için. (70/25)

    Yoksula yedirmezdik. (74/44)

    Yoksula yedirmek için birbirinizi teşvik etmiyorsunuz. (89/18)

    Veya sürünen bir yoksulu. (90/16)

    Bir yoksul iken seni bulup zengin etmedi mi? (93/8)

    İsteyip-dileneni azarlayıp-çıkışma. (93/10)

    Yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur. (107/3)



  4. 14.Temmuz.2011, 01:48
    2
    Silent and lonely rains



    Yüzlerinizi doğudan ve batıdan yana çevirmeniz iyilik değildir. Ama iyilik, ALLAH'a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; mala olan sevgisine rağmen, onu, yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyip-dilenene ve kölelere (özgürlükleri için) veren; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile zorda hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenler(in tutum ve davranışlarıdır). İşte bunlar, doğru olanlardır ve müttaki olanlar da bunlardır. (2/177)

    (Oruç) Sayılı günlerdir. Artık, sizden kim hasta ya da yolculukta olursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde (tutsun). Zor dayanabilenlerin üzerinde bir yoksulu doyuracak kadar fidye (vardır). Kim, gönülden bir hayır yaparsa bu da kendisi için hayırlıdır. Oruç tutmanız -eğer bilirseniz- sizin için daha hayırlıdır. (2/184)

    Sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki: "Hayır olarak infak edeceğiniz şey anne-babaya yakınlara yetimlere yoksullara ve yolda kalmışadır. Hayır olarak her ne yaparsanız ALLAH, onu şüphesiz bilir." (2/215)

    Kendilerine el sürmediğiniz mehirlerini tesbit etmediğiniz kadınları boşamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Onları yararlandırın zengin olan kendi gücü darda olan da kendi gücü oranında maruf (meşru ve örfe uygun) bir şekilde yararlandırsın. (Bu) iyilik edenler üzerinde bir haktır. (2/236)

    Şeytan, sizi fakirlikle korkutuyor ve size çirkin -hayasızlığı emrediyor. ALLAH ise size kendisinden bağışlama ve bol ihsan (fazl) vadediyor. ALLAH (rahmetiyle) geniş olandır bilendir. (2/268)

    (Sadakalar) Kendilerini ALLAH yolunda adayan fakirler içindir ki, onlar yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremezler. İffetlerinden dolayı bilmeyen onları zengin sanır. (Ama) Sen onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük ederek insanlardan istemezler. Hayırdan her ne infak ederseniz şüphesiz ALLAH onu bilir. (2/273)

    Andolsun; "Gerçek ALLAH fakirdir, biz ise zenginleriz" diyenlerin sözlerini ALLAH işitmiştir. Onların bu sözlerini ve peygamberleri haksız yere öldürmelerini yazacağız ve: "Yakıcı olan azabı tadın" diyeceğiz. (3/181)

    Yetimleri nikaha erişecekleri çağa kadar deneyin; şayet kendilerinde bir (rüşd) olgunlaşma gördünüz mü hemen onlara mallarını verin. Büyüyecekler diye israf ile çarçabuk yemeyin. Zengin olan iffetli olmaya çalışsın yoksul olan da artık maruf (ihtiyaca ve örfe uygun) bir şekilde yesin. Mallarını kendilerine verdiğiniz zaman onlara karşı şahid bulundurun. Hesap görücü olarak ALLAH yeter. (4/6)

    (Mirası) Bölüşme sırasında, yakınlar, yetimler ve yoksullar da hazır olursa onları ondan rızıklandırın ve onlara güzel (maruf) söz söyleyin. (4/8)

    ALLAH'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anne-babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolda kalmışa ve sağ ellerinizin malik olduklarına güzellikle davranın. Çünkü ALLAH her büyüklük taslayıp böbürleneni sevmez. (4/36)

    Ey iman edenler, kendiniz, anne-babanız ve yakınlarınız aleyhine bile olsa ALLAH için şahidler olarak adaleti ayakta tutun. (Onlar) ister zengin olsun, ister fakir olsun; çünkü ALLAH onlara daha yakındır. Öyleyse adaletten dönüp heva (tutkuları)nıza uymayın. Eğer dilinizi eğip büker (sözü geveler) ya da yüz çevirirseniz şüphesiz ALLAH, yaptıklarınızdan haberi olandır. (4/135)

    ALLAH, sizi yeminlerinizdeki 'rastgele söylemelerinizden boş sözlerden' dolayı sorumlu tutmaz ancak yeminlerinizle bağladığınız sözlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Onun (yeminin) keffareti ailenizdekilere yedirdiklerinizin ortalamasından on yoksulu doyurmak, ya da onları giydirmek veya bir köleyi özgürlüğüne kavuşturmaktır. (Bunlara imkan) Bulamayan, (için) üç gün oruç (vardır.) Bu, yemin ettiğinizde (bozduğunuz) yeminlerinizin keffaretidir. Yeminlerinizi koruyunuz. ALLAH, size ayetlerini böyle açıklar umulur ki şükredersiniz. (5/89)

    Ey iman edenler, siz ihramlıyken avı öldürmeyin. Sizden kim onu kasıtlı olarak (taammüden) öldürürse cezası hayvandan öldürdüğünün bir benzeridir. Buna da Kabe'ye ulaşmış bir kurbanlık olarak içinizden adalet sahibi iki kişi hükmedecektir. Veya yoksulları doyurmak veya onun dengi oruç tutmak olan bir keffaret vardır. Böylelikle, işlediğinin vebalini tadmış olsun. ALLAH, geçmişte olanı bağışladı. Ama kim tekrarlarsa ALLAH, ondan öc alacaktır. ALLAH, üstün ve güçlü olandır öc sahibidir. (5/95)

    De ki: "Gelin, size Rabbinizin neleri haram kıldığını okuyayım: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın, anne-babaya iyilik edin, yoksulluk-endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. -Sizin de onların da rızıklarını biz vermekteyiz- Çirkin-kötülüklerin açığına ve gizli olanına yaklaşmayın. Hakka dayalı olma dışında ALLAH'ın (öldürülmesini) haram kıldığı kimseyi öldürmeyin. İşte bunlarla size tavsiye (emr) etti; umulur ki akıl erdirirsiniz." (6/151)

    Ey iman edenler, müşrikler ancak bir pisliktirler; öyleyse bu yıllarından sonra artık Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer ihtiyaç içinde kalmaktan korkarsanız, ALLAH dilerse sizi kendi fazlından zengin kılar. Şüphesiz ALLAH, bilendir hüküm ve hikmet sahibidir. (9/28)

    Sadakalar -ALLAH'tan bir farz olarak- yalnızca fakirler düşkünler (zekat) işinde görevli olanlar kalbleri ısındırılacaklar köleler borçlular ALLAH yolunda (olanlar) ve yolda kalmış(lar) içindir. ALLAH bilendir hüküm ve hikmet sahibidir. (9/60)

    Akrabaya hakkını ver yoksula ve yolda kalmışa da. İsraf ederek saçıp-savurma. (17/26)

    Yoksulluk endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin; onlara da size de biz rızık veririz. Şüphesiz onları öldürmek büyük bir hata (suç ve günah)dır. (17/31)

    "Gemi denizde çalışan yoksullarındı onu kusurlu yapmak istedim (çünkü) ilerilerinde her gemiyi zorbalıkla ele geçiren bir kral vardı." (18/79)

    Kendileri için birtakım yararlara şahid olsunlar ve kendilerine rızık olarak verdiği (kurbanlık) hayvanlar üzerine belli günlerde (kurban adarken) ALLAH'ın adını ansınlar. Artık, bunlardan yiyin ve zorluk çeken yoksulu da doyurun. (22/28)

    İri cüsseli develeri size ALLAH'ın işaretlerinden kıldık, sizler için onlarda bir hayır vardır. Öyleyse, onlar bir dizi halinde (veya saf tutmuşcasına ayakta durup) boğazlanırken ALLAH'ın adını anın; yanları üzerine yattıkları zaman da onlardan yiyin kanaatkara ve isteyene yedirin. İşte böyle, onlara sizin için boyun eğdirdik umulur ki şükredersiniz. (22/36)

    Sizden faziletli ve varlıklı olanlar yakınlara yoksullara ve ALLAH yolunda hicret edenlere vermekte eksiltme yapmasınlar, affetsinler ve hoşgörsünler. ALLAH'ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? ALLAH, bağışlayandır esirgeyendir. (24/22)

    İçinizde evli olmayanları kölelerinizden ve cariyelerinizden salih olanları evlendirin. Eğer fakir iseler, ALLAH kendi fazlından onları zengin eder. ALLAH, geniş (nimet sahibi)dir bilendir. (24/32)

    Öyleyse yakınlara hakkını ver, yoksula da, yolcuya da. ALLAH'ın yüzünü (rızasını) isteyenler için bu daha hayırlıdır ve felaha erenler onlardır. (30/38)

    Ey insanlar, siz ALLAH'a (karşı fakir olan) muhtaçlarsınız; ALLAH ise Ğaniy (hiçbir şeye ihtiyacı olmayan)dır Hamid (övülmeye layık)tır. (35/15)

    İşte sizler böylesiniz; ALLAH yolunda infak etmeye çağrılıyorsunuz; buna rağmen sizden kimi cimrilik ediyor. Kim cimrilik ederse, artık o ancak kendi nefsine cimrilik eder. ALLAH, ise Ğaniy (hiçbir şeye ihtiyacı olmayan)dır; fakir olan sizlersiniz. Eğer siz, yüz çevirecek olursanız sizden başka bir kavmi getirip-değiştirir. Sonra onlar sizin benzeriniz de olmazlar. (47/38)

    Onların mallarında dilenip-isteyen (ve iffetinden dolayı istemeyip de) yoksul olan için de bir hak vardı. (51/19)

    Hayır biz büsbütün yoksun bırakıldık. (56/67)

    ALLAH'ın o (fethedilen) şehir halkından Resûlü'ne verdiği fey ALLAH'a Resûl'e (ve Resûl'e) yakın akrabalığı olanlara yetimlere yoksullara ve yolda kalmışlara aittir. Öyle ki, (bu mallar ve servet) sizden zengin olanlar arasında dönüp-dolaşan bir devlet olmasın. Resûl, size ne verirse artık onu alın sizi neden sakındırırsa artık ondan sakının ve ALLAH'tan sakınıp korkun. Şüphesiz ALLAH, cezası (ikâbı) pek şiddetli olandır. (59/7)

    (Bundan başka bu mallar) Hicret eden fakirleredir ki, onlar ALLAH'tan bir fazl (lütuf ve ihsan) arayıp ALLAH'a ve O'nun Resûlü'ne yardım ederlerken yurtlarından ve mallarından sürülüp-çıkarılmışlardır. İşte bunlar, sadık olanlar bunlardır. (59/8)

    "Bugün sakın oraya hiçbir yoksul girip de karşınıza çıkmasın." (68/24)

    "Hayır biz (herşeyden ve bütün servetimizden) yoksun bırakıldık." (68/27)

    Yoksula yemek vermeye destekçi olmazdı. (69/34)

    Yoksul ve yoksun olan(lar)için. (70/25)

    Yoksula yedirmezdik. (74/44)

    Yoksula yedirmek için birbirinizi teşvik etmiyorsunuz. (89/18)

    Veya sürünen bir yoksulu. (90/16)

    Bir yoksul iken seni bulup zengin etmedi mi? (93/8)

    İsteyip-dileneni azarlayıp-çıkışma. (93/10)

    Yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur. (107/3)



  5. 18.Aralık.2013, 01:44
    3
    NuN
    Üye

    Profili:
    NuN
    Üyelik Tarihi: 16.Ağustos.2007
    Üye No: 1953
    Mesaj Sayısı: 2,081
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10

    Cevap: ''Fakirlik-Fakirler' Kelimesi ile İlgili Ayetler

    Fakir-fakirlik ile ilgili bir ayet

    Aranızdaki bekarları, kölelerinizden ve cariyelerinizden iyi davranışta olanları evlendirin. Eğer bunlar fakir iseler, Allah kendi lütfu ile onları zenginleştirir. Allah, (lütfu) geniş olan ve (her şeyi) bilendir. Nur suresi 32.ayet


  6. 18.Aralık.2013, 01:44
    3
    NuN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    NuN
    Üye
    Fakir-fakirlik ile ilgili bir ayet

    Aranızdaki bekarları, kölelerinizden ve cariyelerinizden iyi davranışta olanları evlendirin. Eğer bunlar fakir iseler, Allah kendi lütfu ile onları zenginleştirir. Allah, (lütfu) geniş olan ve (her şeyi) bilendir. Nur suresi 32.ayet





+ Yorum Gönder