Konusunu Oylayın.: Zekatla ilgili hutbeler ayetler hadisler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Zekatla ilgili hutbeler ayetler hadisler
  1. 05.Temmuz.2011, 17:48
    1
    Misafir

    Zekatla ilgili hutbeler ayetler hadisler






    Zekatla ilgili hutbeler ayetler hadisler Mumsema Zakat ile ilgili hutbeye ihtiyacım var bana Zakat hakkında kısa bir kaç tane hutbe yazar mısınız ?


  2. 05.Temmuz.2011, 17:48
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Zakat ile ilgili hutbeye ihtiyacım var bana Zakat hakkında kısa bir kaç tane hutbe yazar mısınız ?


    Benzer Konular

    - Zekatla ilgili bir soru

    - Zekatla ilgili ayetler ve mealleri

    - Riyâzü's Sâlihîn'de Zekatla ilgili Hadisler - Zekat Hadisleri

    - Zekatla Ilgili Hadisler

    - Zekatla ilgili hükümler

  3. 05.Temmuz.2011, 22:07
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Zekatla ilgili hutbeler ayetler hadisler




    ZEKAT -HUTBE

    قاَلَ الله
    eُ تَعَالَى فِي كِتَابِهِ الْكَرِيمِ :أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ ، بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
    ﴿وَأَقِيمُواْ الصَّلاَةَ وَآتُواْ الزَّكَاةَ وَمَا تُقَدِّمُواْ لأَنفُسِكُممِنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ عِندَ اللّهِ إِنَّ اللّهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ﴾
    [1]صَدَقَ الله ُالْعَظِيمُ.وَ قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى الله ُعَلَيْهِ وَ سَلَّمَ فِي حَدِيثٍ :
    ,مَنْ آتاَهُ الله ُماَلاً فَلَمْ يُؤَدِّ زَكاَتَهُ مُثِّلَ لَهُ يَوْمَ الْقِياَمَةِ-
    [2]صَدَقَ رَسُولُ اللهِ فِيمَا قَالَ.

    Muhterem Müslümanlar!


    Dünyanın eşsiz nizamı olan biricik dinimiz, toplumun sosyal ve ekonomik dengesini sağlamak için bir kısım haklar tayin etmiştir. Bu hakların en önemlisi zekâttır.
    Zekât; Allah'û Tealâ’nın, zengin Müslümanların mallarından, yine ihtiyaç sahibi Müslümanlar için ayırmış olduğu bir haktır. Hicretin ikinci yılında farz kılınmıştır. Kitap, sünnet ve icmâ ile sabit olan zekâtı; hafife almak veya inkâr etmek küfürdür.
    Rabbimiz şöyle buyurur: “Namazı kılın; zekâtı verin ve peygambere itaat edin ki; merhamet göresiniz.” [3]


    Başka bir ayeti kerimede ise:
    “Namazı kılın, zekâtı verin. Kendiniz için önden ne hayır yollarsanız, Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı görücü ve karşılığını vericidir.” [4]
    Görülüyor ki, Rabbimiz namazla birlikte zekâtı emretmiş ve dinimizin temel vecibelerini, ayrılmaz bir bütün olarak ele almıştır. Bu vecibelerin önemli bir parçası olan zekât; Mü’minleri cimrilikten kurtaran, kalpleri yumuşatan, zenginle fakiri kaynaştıran, malı bereketlendiren, sınıf farklarını ortadan kaldıran, mülkün gerçek sahibini tanıtan, maddi ve manevi kirlerden arındıran, gönüllere huzur sağlayan ve Allah’ın rızasına ulaştıran... yüce bir ibadettir.


    Muhterem cemaat!


    Zekât vermek ilâhi bir emirdir. Dünya ve ahiretlik faydalarına karşılık; zekâtın verilmemesi de, bir o kadar ceza gerektirmektedir. Allah’û Tealâ bu konuda cimrilik edenlere şöyle seslenir:
    “Allah’ın fazl-u kereminden kendilerine verdiği malda cimrilik edenler, sakın onu kendilerine hayır sanmasınlar. Tam aksine, o, kendileri için bir şerdir. Cimrilik ettikleri şey (mal), kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.” [5]
    Allah’ın Resûlü, zekât vermeyenlerin başlarına gelecekleri şöyle anlatır:
    “Allah (c.c.) kime mal verir de zekâtını ödemezse, kıyamet gününde o mal; sahibine, gözlerinin önünde simsiyah iki benek bulunan gayet zehirli (ve zehirin etkisinden başı) kel bir yılan şeklinde görünerek, boynuna gerdanlık yapılacak, sonra da iki çene kemiğinden, yani avurdunun iki yanından yakalayıp şöyle diyecek: --Ben senin malınım, ben senin stokunum.” [6]


    Kıymetli Müslümanlar!


    Dünya ve ahiret sıkıntılarından koruyan zekâtı vermekle, zekâtın kimlere verileceğini bilmek birbirine paraleldir. Hak etmeyene verilen zekât hiç verilmemiş sayılır.
    Unutmayalım ki zekât; ancak ve ancak fakirlere, yoksullara, borçlulara, Allah yolundaki gazilere ve yolda mahsur kalmışlara verilir. [7]
    Zenginlere, bakmakla yükümlü olduğumuz; eş, ana-baba, dede-nine, evlât ve torun gibi kimselere, ayrıca; Cami, okul, yol, köprü ve çeşme gibi yerlere, seyitlere ve dinen zengin olup ta, din adına zekât sömürüsü yapan kimselere verilmez.


    Kıymetli kardeşlerim!
    Allah’ın verdiğini Allah için verelim, bu ibadeti severek ve ihlâsla yerine getirelim. Allah’ın verdiğini Allah için vermemek kadar büyük bir gaflet olamaz.
    Ellerimizle seve seve vermediğimiz mallar, istemediğimiz şartlarla bizlerden alınabilir. Allah yolunda harcanan malların; ömrü uzattığını ve musibetlerden koruduğunu hepiniz biliyorsunuz. O halde bir sigorta primi kadar dahi tutmayan zekâtlarımızı fazlasıyla verip; canlarımızı ve mallarımızı, İlâhi felâketlere karşı sigortalayalım.
    Yüce Rabbimiz, bütün inananları her tür kötülüklerden korusun ve madde imtihanından başarıyla çıkan kullarından eylesin.



    [1]Bakara Suresi: 110
    [2]Sahih-i Buhari: Hadis No, 691
    [3]Nur suresi : 56
    [4]Bakara suresi : 110
    [5]Al-i İmran : 180
    [6]Sünen ibn-i Mace : C.1- Sahih-i Buhari: Hadis No, 691
    [7]Tevbe suresi 60. Ayete bakınız.



  4. 05.Temmuz.2011, 22:07
    2
    Silent and lonely rains



    ZEKAT -HUTBE

    قاَلَ الله
    eُ تَعَالَى فِي كِتَابِهِ الْكَرِيمِ :أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ ، بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
    ﴿وَأَقِيمُواْ الصَّلاَةَ وَآتُواْ الزَّكَاةَ وَمَا تُقَدِّمُواْ لأَنفُسِكُممِنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ عِندَ اللّهِ إِنَّ اللّهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ﴾
    [1]صَدَقَ الله ُالْعَظِيمُ.وَ قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى الله ُعَلَيْهِ وَ سَلَّمَ فِي حَدِيثٍ :
    ,مَنْ آتاَهُ الله ُماَلاً فَلَمْ يُؤَدِّ زَكاَتَهُ مُثِّلَ لَهُ يَوْمَ الْقِياَمَةِ-
    [2]صَدَقَ رَسُولُ اللهِ فِيمَا قَالَ.

    Muhterem Müslümanlar!


    Dünyanın eşsiz nizamı olan biricik dinimiz, toplumun sosyal ve ekonomik dengesini sağlamak için bir kısım haklar tayin etmiştir. Bu hakların en önemlisi zekâttır.
    Zekât; Allah'û Tealâ’nın, zengin Müslümanların mallarından, yine ihtiyaç sahibi Müslümanlar için ayırmış olduğu bir haktır. Hicretin ikinci yılında farz kılınmıştır. Kitap, sünnet ve icmâ ile sabit olan zekâtı; hafife almak veya inkâr etmek küfürdür.
    Rabbimiz şöyle buyurur: “Namazı kılın; zekâtı verin ve peygambere itaat edin ki; merhamet göresiniz.” [3]


    Başka bir ayeti kerimede ise:
    “Namazı kılın, zekâtı verin. Kendiniz için önden ne hayır yollarsanız, Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı görücü ve karşılığını vericidir.” [4]
    Görülüyor ki, Rabbimiz namazla birlikte zekâtı emretmiş ve dinimizin temel vecibelerini, ayrılmaz bir bütün olarak ele almıştır. Bu vecibelerin önemli bir parçası olan zekât; Mü’minleri cimrilikten kurtaran, kalpleri yumuşatan, zenginle fakiri kaynaştıran, malı bereketlendiren, sınıf farklarını ortadan kaldıran, mülkün gerçek sahibini tanıtan, maddi ve manevi kirlerden arındıran, gönüllere huzur sağlayan ve Allah’ın rızasına ulaştıran... yüce bir ibadettir.


    Muhterem cemaat!


    Zekât vermek ilâhi bir emirdir. Dünya ve ahiretlik faydalarına karşılık; zekâtın verilmemesi de, bir o kadar ceza gerektirmektedir. Allah’û Tealâ bu konuda cimrilik edenlere şöyle seslenir:
    “Allah’ın fazl-u kereminden kendilerine verdiği malda cimrilik edenler, sakın onu kendilerine hayır sanmasınlar. Tam aksine, o, kendileri için bir şerdir. Cimrilik ettikleri şey (mal), kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.” [5]
    Allah’ın Resûlü, zekât vermeyenlerin başlarına gelecekleri şöyle anlatır:
    “Allah (c.c.) kime mal verir de zekâtını ödemezse, kıyamet gününde o mal; sahibine, gözlerinin önünde simsiyah iki benek bulunan gayet zehirli (ve zehirin etkisinden başı) kel bir yılan şeklinde görünerek, boynuna gerdanlık yapılacak, sonra da iki çene kemiğinden, yani avurdunun iki yanından yakalayıp şöyle diyecek: --Ben senin malınım, ben senin stokunum.” [6]


    Kıymetli Müslümanlar!


    Dünya ve ahiret sıkıntılarından koruyan zekâtı vermekle, zekâtın kimlere verileceğini bilmek birbirine paraleldir. Hak etmeyene verilen zekât hiç verilmemiş sayılır.
    Unutmayalım ki zekât; ancak ve ancak fakirlere, yoksullara, borçlulara, Allah yolundaki gazilere ve yolda mahsur kalmışlara verilir. [7]
    Zenginlere, bakmakla yükümlü olduğumuz; eş, ana-baba, dede-nine, evlât ve torun gibi kimselere, ayrıca; Cami, okul, yol, köprü ve çeşme gibi yerlere, seyitlere ve dinen zengin olup ta, din adına zekât sömürüsü yapan kimselere verilmez.


    Kıymetli kardeşlerim!
    Allah’ın verdiğini Allah için verelim, bu ibadeti severek ve ihlâsla yerine getirelim. Allah’ın verdiğini Allah için vermemek kadar büyük bir gaflet olamaz.
    Ellerimizle seve seve vermediğimiz mallar, istemediğimiz şartlarla bizlerden alınabilir. Allah yolunda harcanan malların; ömrü uzattığını ve musibetlerden koruduğunu hepiniz biliyorsunuz. O halde bir sigorta primi kadar dahi tutmayan zekâtlarımızı fazlasıyla verip; canlarımızı ve mallarımızı, İlâhi felâketlere karşı sigortalayalım.
    Yüce Rabbimiz, bütün inananları her tür kötülüklerden korusun ve madde imtihanından başarıyla çıkan kullarından eylesin.



    [1]Bakara Suresi: 110
    [2]Sahih-i Buhari: Hadis No, 691
    [3]Nur suresi : 56
    [4]Bakara suresi : 110
    [5]Al-i İmran : 180
    [6]Sünen ibn-i Mace : C.1- Sahih-i Buhari: Hadis No, 691
    [7]Tevbe suresi 60. Ayete bakınız.






+ Yorum Gönder