Konusunu Oylayın.: Yusuf suresi neden bahsetmektedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Yusuf suresi neden bahsetmektedir?
  1. 26.Nisan.2011, 14:55
    1
    Misafir

    Yusuf suresi neden bahsetmektedir?






    Yusuf suresi neden bahsetmektedir? Mumsema Yusuf suresi neden bahsetmektedir? Yusuf suresinin müslümanlara verdiği ders hakkında bizlere bilgiler verir misiniz ?


  2. 26.Nisan.2011, 14:55
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Yusuf suresi neden bahsetmektedir? Yusuf suresinin müslümanlara verdiği ders hakkında bizlere bilgiler verir misiniz ?


    Benzer Konular

    - Cin suresi neden bahsetmektedir?

    - Tur suresi neden bahsetmektedir?

    - Kaf (Qaf) suresi neden bahsetmektedir?

    - Nur suresi neden bahsetmektedir?

    - A'raf suresi neden bahsetmektedir?

  3. 26.Nisan.2011, 16:52
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Yusuf suresi neden bahsetmektedir?




    Kur'ân-ı Kerim'in on ikinci sûresi. Yüz on bir âyet, bin yedi yüz altı kelime, yedi bin yüzaltmış altı harftir. Fâsılası nun, mim, ra, lâm ve elif harfleridir.
    Sûre, Mekke döneminin sonlarında, Kureyş'in Hz. Peygamber'i öldürme, sürgün etme veya hapsetmeyi planladığı bir dönemde nâzil oldu. Müşrikler, yahudi bilginlerinden öğrendikleri üzere, Hz. Muhammed'e, "Madem ki Allah sana herşeyi öğretiyor, o halde bize haber ver; İsrailoğulları niçin Mısır'a gidip yerleştiler?" diye, bir soru sordular. Onların düşüncesine göre Muhammed (s.a.'s) bu soru karşısında sıkışıp kalacak, doğru dürüst cevap veremeyecekti. İşte Yûsuf sûresi bu olay üzerine nazil oldu ve Hz. Peygamber hemen orada onların sorusunu da aydınlatan Yusuf sûresini okudu; onların tüm planlarını alt üst etti. Adını, başından sonuna kadar Hz. Yûsuf'un kıssasını konu aldığı için onun adından almıştır.
    Sûre, indiriliş sebebinden de anlaşıldığı gibi, okuma yazması olmayan, tarih okumamış, peygamberlerin kıssalarının anlatıldığı kutsal kitaplardan herhangi birini görmemiş, bu konuda bir bilgisi olmayan Hz. Muhammed'in dilinden bir çırpıda 2000 yıl öncesinin bir olayını ayrıntısıyla haber vermekle O'nun peygamber olduğunu ortaya koyuyor, bu konudaki şüpheleri ortadan kaldırıyordu. Aynı zamanda kıssa, Hz. Peygamber'e de, verdiği mücadelede kendisine çok benzeyen Hz. Yûsuf'un mücadelesini örnek vermekle, bu zorlukların sadece kendi başına gelmediğini; yakınları tarafından dışlanmanın, sürgün edilmenin, zindana atılmanın peygamberliğin doğal sonuçları olduğunu anlatıyor; ancak düşmanlıkların peygamberlere zarar veremeyeceği, sonuçta üstün geleceklerin onlar olduğunu müjdeliyor; Hz. Peygamber'in gelecek için beslediği endişeleri ortadan kaldırıyor. Müşriklere ise şu mesajı veriyor: Eğer siz de Yûsuf'un kardeşleri gibi onu kıskanıp düşman olur, aleyhinde düzdüğünüz planlarınızı yürürlüğe koyarsanız, ona hiçbir zarar veremezsiniz; Yûsuf un kardeşleri gibi bir gün ona muhtaç olur, ona boyun bükersiniz; onun için bu kıssadan ibret alın ve düşmanlıklardan vazgeçin.
    Allah'ın, "kıssaların en güzeli" olarak tanıttığı Hz. Ysuf kıssası sûrenin tamamını içine alıyor. Ayrıntısıyla açıklamaya geçmeden önce coğrafi ve tarihsel olarak olayın nerede ve ne zaman geçtiğini tespit etmek gerekir. Hz. Yûsuf Hz. İbrahim'in torunudur, babası ise Hz. Yakup'tur. Yûsuf'un ileride vezir olacağı Mısır Krallığını yönetenler tarihte Hiksoslar olarak bilinir. Aslen Arap ırkından olan ve XXX M.Ö. 2000 yıllarında Suriye Filistin'den göç eden bu Hiksoslara İslâm tarihçileri Amalikliler adını vermektedir. Hz. Yûsuf Mısır'a götürülüp genç yaşında Devlet Başkanı olmasıyla birlikte Suriye-Filistin yöresinde yaşayan kendi kabilesi İsrailoğullarını da Mısır'a getirtmiş ve orada üstün bir konuma kavuşturmuştu. Daha sonra ise İsrailoğulları yönetimi tamamen ele geçirmiş, ancak yerlilerin ayaklanması sonucunda iktidarı kaybedip Firavun'lar döneminde ezilen bir konuma düşmüşlerdi. Hz. Mûsa işte bu dönemde onların başına geçti. Hz. Yûsuf otuz yaşından yüz on yaşına kadar iktidarda kaldı. Kitab-ı Mukaddes'e göre vefatından önce akrabalarına şu vasiyyette bulunmuştu: "Bu ülkeden atalarınızın ülkesine döndüğünüzde kemiklerimi alıp beraberinizde götüreceksiniz." Öldüğünde vasiyyeti uyarınca mumyalandı ve dediği yapıldı...


  4. 26.Nisan.2011, 16:52
    2
    Silent and lonely rains



    Kur'ân-ı Kerim'in on ikinci sûresi. Yüz on bir âyet, bin yedi yüz altı kelime, yedi bin yüzaltmış altı harftir. Fâsılası nun, mim, ra, lâm ve elif harfleridir.
    Sûre, Mekke döneminin sonlarında, Kureyş'in Hz. Peygamber'i öldürme, sürgün etme veya hapsetmeyi planladığı bir dönemde nâzil oldu. Müşrikler, yahudi bilginlerinden öğrendikleri üzere, Hz. Muhammed'e, "Madem ki Allah sana herşeyi öğretiyor, o halde bize haber ver; İsrailoğulları niçin Mısır'a gidip yerleştiler?" diye, bir soru sordular. Onların düşüncesine göre Muhammed (s.a.'s) bu soru karşısında sıkışıp kalacak, doğru dürüst cevap veremeyecekti. İşte Yûsuf sûresi bu olay üzerine nazil oldu ve Hz. Peygamber hemen orada onların sorusunu da aydınlatan Yusuf sûresini okudu; onların tüm planlarını alt üst etti. Adını, başından sonuna kadar Hz. Yûsuf'un kıssasını konu aldığı için onun adından almıştır.
    Sûre, indiriliş sebebinden de anlaşıldığı gibi, okuma yazması olmayan, tarih okumamış, peygamberlerin kıssalarının anlatıldığı kutsal kitaplardan herhangi birini görmemiş, bu konuda bir bilgisi olmayan Hz. Muhammed'in dilinden bir çırpıda 2000 yıl öncesinin bir olayını ayrıntısıyla haber vermekle O'nun peygamber olduğunu ortaya koyuyor, bu konudaki şüpheleri ortadan kaldırıyordu. Aynı zamanda kıssa, Hz. Peygamber'e de, verdiği mücadelede kendisine çok benzeyen Hz. Yûsuf'un mücadelesini örnek vermekle, bu zorlukların sadece kendi başına gelmediğini; yakınları tarafından dışlanmanın, sürgün edilmenin, zindana atılmanın peygamberliğin doğal sonuçları olduğunu anlatıyor; ancak düşmanlıkların peygamberlere zarar veremeyeceği, sonuçta üstün geleceklerin onlar olduğunu müjdeliyor; Hz. Peygamber'in gelecek için beslediği endişeleri ortadan kaldırıyor. Müşriklere ise şu mesajı veriyor: Eğer siz de Yûsuf'un kardeşleri gibi onu kıskanıp düşman olur, aleyhinde düzdüğünüz planlarınızı yürürlüğe koyarsanız, ona hiçbir zarar veremezsiniz; Yûsuf un kardeşleri gibi bir gün ona muhtaç olur, ona boyun bükersiniz; onun için bu kıssadan ibret alın ve düşmanlıklardan vazgeçin.
    Allah'ın, "kıssaların en güzeli" olarak tanıttığı Hz. Ysuf kıssası sûrenin tamamını içine alıyor. Ayrıntısıyla açıklamaya geçmeden önce coğrafi ve tarihsel olarak olayın nerede ve ne zaman geçtiğini tespit etmek gerekir. Hz. Yûsuf Hz. İbrahim'in torunudur, babası ise Hz. Yakup'tur. Yûsuf'un ileride vezir olacağı Mısır Krallığını yönetenler tarihte Hiksoslar olarak bilinir. Aslen Arap ırkından olan ve XXX M.Ö. 2000 yıllarında Suriye Filistin'den göç eden bu Hiksoslara İslâm tarihçileri Amalikliler adını vermektedir. Hz. Yûsuf Mısır'a götürülüp genç yaşında Devlet Başkanı olmasıyla birlikte Suriye-Filistin yöresinde yaşayan kendi kabilesi İsrailoğullarını da Mısır'a getirtmiş ve orada üstün bir konuma kavuşturmuştu. Daha sonra ise İsrailoğulları yönetimi tamamen ele geçirmiş, ancak yerlilerin ayaklanması sonucunda iktidarı kaybedip Firavun'lar döneminde ezilen bir konuma düşmüşlerdi. Hz. Mûsa işte bu dönemde onların başına geçti. Hz. Yûsuf otuz yaşından yüz on yaşına kadar iktidarda kaldı. Kitab-ı Mukaddes'e göre vefatından önce akrabalarına şu vasiyyette bulunmuştu: "Bu ülkeden atalarınızın ülkesine döndüğünüzde kemiklerimi alıp beraberinizde götüreceksiniz." Öldüğünde vasiyyeti uyarınca mumyalandı ve dediği yapıldı...





+ Yorum Gönder