Konusunu Oylayın.: Hz. Süleyman’ ın cinlerle ilişkisi, onları nasıl çalıştırdığı ile ilgili diğer ayetler

5 üzerinden 4.18 | Toplam : 17 kişi
Hz. Süleyman’ ın cinlerle ilişkisi, onları nasıl çalıştırdığı ile ilgili diğer ayetler
  1. 12.Mart.2011, 07:12
    1
    Misafir

    Hz. Süleyman’ ın cinlerle ilişkisi, onları nasıl çalıştırdığı ile ilgili diğer ayetler






    Hz. Süleyman’ ın cinlerle ilişkisi, onları nasıl çalıştırdığı ile ilgili diğer ayetler Mumsema Hz. Süleyman’ ın cinlerle ilişkisi, onları nasıl çalıştırdığı ile ilgili diğer ayetler nelerdir ?


  2. 12.Mart.2011, 07:12
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 12.Mart.2011, 10:42
    2
    ehli-sunnet
    Feseyekfikehumullah

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Eylül.2010
    Üye No: 79032
    Mesaj Sayısı: 2,015
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21
    Bulunduğu yer: Uzaklardan..

    Cevap: Hz. Süleyman’ ın cinlerle ilişkisi, onları nasıl çalıştırdığı ile ilgili diğer ayetler




    HZ. SÜLEYMAN’ IN CİNLERLE İLİŞKİSİ ONLARI NASIL ÇALIŞTIRDIĞI İLE İLGİLİ DİĞER AYETLER


    وَلِسُلَيْمَانَ الرِّيحَ غُدُوُّهَا شَهْرٌ وَرَوَاحُهَا شَهْرٌ وَأَسَلْنَا لَهُ عَيْنَ الْقِطْرِ وَمِنَ الْجِنِّ مَن يَعْمَلُ بَيْنَ يَدَيْهِ بِإِذْنِ رَبِّهِ وَمَن يَزِغْ مِنْهُمْ عَنْ أَمْرِنَا نُذِقْهُ مِنْ عَذَابِ السَّعِيرِ
    “Sabah gidişi bir aylık mesafe akşam dönüşü yine bir aylık mesafe olan rüzgârı da Süleyman'a (onun emrine) verdik ve onun için erimiş bakırı kaynağından sel gibi akıttık. Rabbinin izniyle cinlerden bir kısmı onun önünde çalışırdı. Onlardan kim emrimizden sapsa ona alevli azabı tattırırdık.” (Sebe sûresi âyet : 12)


    يَعْمَلُونَ لَهُ مَا يَشَاء مِن مَّحَارِيبَ وَتَمَاثِيلَ وَجِفَانٍ كَالْجَوَابِ وَقُدُورٍ رَّاسِيَاتٍ اعْمَلُوا آلَ دَاوُودَ شُكْرًا وَقَلِيلٌ مِّنْ عِبَادِيَ الشَّكُورُ
    “Onlar Süleyman'a kalelerden heykellerden havuzlar kadar (geniş) leğenlerden sabit kazanlardan ne dilerse yaparlardı. Ey Davud ailesi! Şükredin. Kullarımdan şükreden azdır!” (Sebe sûresi âyet: 13)


    فَلَمَّا قَضَيْنَا عَلَيْهِ الْمَوْتَ مَا دَلَّهُمْ عَلَى مَوْتِهِ إِلَّا دَابَّةُ الْأَرْضِ تَأْكُلُ مِنسَأَتَهُ فَلَمَّا خَرَّ تَبَيَّنَتِ الْجِنُّ أَن لَّوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ الْغَيْبَ مَا لَبِثُوا فِي الْعَذَابِ الْمُهِينِ

    “Süleyman'ın ölümüne hükmettiğimiz zaman onun öldüğünü ancak değneğini yiyen bir ağaç kurdu gösterdi. (Sonunda yere) yıkılınca anlaşıldı ki cinler gaybı bilselerdi o küçük düşürücü azap içinde kalmazlardı.” (Sebe sûresi âyet : 14)

    وَحُشِرَ لِسُلَيْمَانَ جُنُودُهُ مِنَ الْجِنِّ وَالْإِنسِ وَالطَّيْرِ فَهُمْ يُوزَعُونَ
    “Süleyman'ın cinlerden insanlardan ve kuşlardan müteşekkil orduları toplandı; hepsi bir arada (onun tarafından) düzenli olarak sevk ediliyordu.” (Neml sûresi âyet : 17)


    قَالَ يَا أَيُّهَا المَلَأُ أَيُّكُمْ يَأْتِينِي بِعَرْشِهَا قَبْلَ أَن يَأْتُونِي مُسْلِمِينَ
    “(Sonra Süleyman müşavirlerine) dedi ki: Ey ulular! Onlar (Saba Melikesi Belkıs ve adamları) teslimiyet gösterip bana gelmeden önce hanginiz o melikenin tahtını bana getirebilir?”(Neml sûresi âyet : 38)


    قَالَ عِفْريتٌ مِّنَ الْجِنِّ أَنَا آتِيكَ بِهِ قَبْلَ أَن تَقُومَ مِن مَّقَامِكَ وَإِنِّي عَلَيْهِ لَقَوِيٌّ أَمِينٌ
    “Cinlerden bir ifrit: Sen makamından kalkmadan ben onu sana getiririm. Gerçekten bu işe gücüm yeter ve bana güvenebilirsiniz dedi.” (Neml sûresi âyet: 39)


    قَالَ الَّذِي عِندَهُ عِلْمٌ مِّنَ الْكِتَابِ أَنَا آتِيكَ بِهِ قَبْلَ أَن يَرْتَدَّ إِلَيْكَ طَرْفُكَ فَلَمَّا رَآهُ مُسْتَقِرًّا عِندَهُ قَالَ هَذَا مِن فَضْلِ رَبِّي لِيَبْلُوَنِي أَأَشْكُرُ أَمْ أَكْفُرُ وَمَن شَكَرَ فَإِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِهِ وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ رَبِّي غَنِيٌّ كَرِيمٌ
    “Kitaptan (Allah tarafından verilmiş) bir ilmi olan kimse ise: Gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm dedi. (Süleyman) onu (melikenin tahtını) yanı başına yerleşmiş olarak görünce: Bu dedi şükür mü edeceğim yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak üzere Rabbimin (gösterdiği) lütfundandır. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur nankörlük edene gelince o bilsin ki Rabbimin hiçbir şeye ihtiyacı yoktur çok kerem sahibidir.” (Neml sûresi âyet : 40)

    Şimdi hadisleri okuyalım: (Hayatüssahabe c.4.s.428 ayrıca.c.4.s.413)

    Hadis:1

    Ebu Hureyre (r.a.)’den; “Resulullah (s.a.v.) beni Ramazan sadakasını (sadaka-i Fıtır) muhafazaya memur etmişti. Bir ara birisi gelip hurmalardan avuçlamaya başladı. Ben de onu yakaladım:
    - Seni Resulullah’a götüreceğim dedim.
    Adamcağız:
    - Elim dardır. Çoluk-çocuk sahibiyim müşkül durumdayım diyerek yalvardı. Ben de onu salıverdim. Sabah oldu. Peygamber Efendimiz :
    - Ey Ebu Hureyre! Akşamki tuttuğunu ne yaptın? diye sordu.
    - Ya Resulallah son derece muhtaç çoluk-çocuk sahibi olduğunu söyledi. Ben de acıdım salıverdim dedim.
    Resulullah:
    - Sana yalan söylemiş. Tekrar gelecektir dedi.
    Bu sözden onun tekrar geleceğini anladım ve onu yine gözetledim. O tekrar geldi ve hemen hurmaları avuçlamaya başladı. Yine hemen yakaldım ve:
    - Seni Resulullah’a götüreceğim dedim. O :
    - Beni bırak yoksulum çoluk-çocuğum vardır. Bir daha gelmem dedi.
    Ben de acıdım ve bırakıverdim. Sabah olunca Allah’ın Resulu:
    - Ey Ebu Hureyre! Akşamki tuttuğun ne oldu? Diye sordu.





  4. 12.Mart.2011, 10:42
    2
    Feseyekfikehumullah



    HZ. SÜLEYMAN’ IN CİNLERLE İLİŞKİSİ ONLARI NASIL ÇALIŞTIRDIĞI İLE İLGİLİ DİĞER AYETLER


    وَلِسُلَيْمَانَ الرِّيحَ غُدُوُّهَا شَهْرٌ وَرَوَاحُهَا شَهْرٌ وَأَسَلْنَا لَهُ عَيْنَ الْقِطْرِ وَمِنَ الْجِنِّ مَن يَعْمَلُ بَيْنَ يَدَيْهِ بِإِذْنِ رَبِّهِ وَمَن يَزِغْ مِنْهُمْ عَنْ أَمْرِنَا نُذِقْهُ مِنْ عَذَابِ السَّعِيرِ
    “Sabah gidişi bir aylık mesafe akşam dönüşü yine bir aylık mesafe olan rüzgârı da Süleyman'a (onun emrine) verdik ve onun için erimiş bakırı kaynağından sel gibi akıttık. Rabbinin izniyle cinlerden bir kısmı onun önünde çalışırdı. Onlardan kim emrimizden sapsa ona alevli azabı tattırırdık.” (Sebe sûresi âyet : 12)


    يَعْمَلُونَ لَهُ مَا يَشَاء مِن مَّحَارِيبَ وَتَمَاثِيلَ وَجِفَانٍ كَالْجَوَابِ وَقُدُورٍ رَّاسِيَاتٍ اعْمَلُوا آلَ دَاوُودَ شُكْرًا وَقَلِيلٌ مِّنْ عِبَادِيَ الشَّكُورُ
    “Onlar Süleyman'a kalelerden heykellerden havuzlar kadar (geniş) leğenlerden sabit kazanlardan ne dilerse yaparlardı. Ey Davud ailesi! Şükredin. Kullarımdan şükreden azdır!” (Sebe sûresi âyet: 13)


    فَلَمَّا قَضَيْنَا عَلَيْهِ الْمَوْتَ مَا دَلَّهُمْ عَلَى مَوْتِهِ إِلَّا دَابَّةُ الْأَرْضِ تَأْكُلُ مِنسَأَتَهُ فَلَمَّا خَرَّ تَبَيَّنَتِ الْجِنُّ أَن لَّوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ الْغَيْبَ مَا لَبِثُوا فِي الْعَذَابِ الْمُهِينِ

    “Süleyman'ın ölümüne hükmettiğimiz zaman onun öldüğünü ancak değneğini yiyen bir ağaç kurdu gösterdi. (Sonunda yere) yıkılınca anlaşıldı ki cinler gaybı bilselerdi o küçük düşürücü azap içinde kalmazlardı.” (Sebe sûresi âyet : 14)

    وَحُشِرَ لِسُلَيْمَانَ جُنُودُهُ مِنَ الْجِنِّ وَالْإِنسِ وَالطَّيْرِ فَهُمْ يُوزَعُونَ
    “Süleyman'ın cinlerden insanlardan ve kuşlardan müteşekkil orduları toplandı; hepsi bir arada (onun tarafından) düzenli olarak sevk ediliyordu.” (Neml sûresi âyet : 17)


    قَالَ يَا أَيُّهَا المَلَأُ أَيُّكُمْ يَأْتِينِي بِعَرْشِهَا قَبْلَ أَن يَأْتُونِي مُسْلِمِينَ
    “(Sonra Süleyman müşavirlerine) dedi ki: Ey ulular! Onlar (Saba Melikesi Belkıs ve adamları) teslimiyet gösterip bana gelmeden önce hanginiz o melikenin tahtını bana getirebilir?”(Neml sûresi âyet : 38)


    قَالَ عِفْريتٌ مِّنَ الْجِنِّ أَنَا آتِيكَ بِهِ قَبْلَ أَن تَقُومَ مِن مَّقَامِكَ وَإِنِّي عَلَيْهِ لَقَوِيٌّ أَمِينٌ
    “Cinlerden bir ifrit: Sen makamından kalkmadan ben onu sana getiririm. Gerçekten bu işe gücüm yeter ve bana güvenebilirsiniz dedi.” (Neml sûresi âyet: 39)


    قَالَ الَّذِي عِندَهُ عِلْمٌ مِّنَ الْكِتَابِ أَنَا آتِيكَ بِهِ قَبْلَ أَن يَرْتَدَّ إِلَيْكَ طَرْفُكَ فَلَمَّا رَآهُ مُسْتَقِرًّا عِندَهُ قَالَ هَذَا مِن فَضْلِ رَبِّي لِيَبْلُوَنِي أَأَشْكُرُ أَمْ أَكْفُرُ وَمَن شَكَرَ فَإِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِهِ وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ رَبِّي غَنِيٌّ كَرِيمٌ
    “Kitaptan (Allah tarafından verilmiş) bir ilmi olan kimse ise: Gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm dedi. (Süleyman) onu (melikenin tahtını) yanı başına yerleşmiş olarak görünce: Bu dedi şükür mü edeceğim yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak üzere Rabbimin (gösterdiği) lütfundandır. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur nankörlük edene gelince o bilsin ki Rabbimin hiçbir şeye ihtiyacı yoktur çok kerem sahibidir.” (Neml sûresi âyet : 40)

    Şimdi hadisleri okuyalım: (Hayatüssahabe c.4.s.428 ayrıca.c.4.s.413)

    Hadis:1

    Ebu Hureyre (r.a.)’den; “Resulullah (s.a.v.) beni Ramazan sadakasını (sadaka-i Fıtır) muhafazaya memur etmişti. Bir ara birisi gelip hurmalardan avuçlamaya başladı. Ben de onu yakaladım:
    - Seni Resulullah’a götüreceğim dedim.
    Adamcağız:
    - Elim dardır. Çoluk-çocuk sahibiyim müşkül durumdayım diyerek yalvardı. Ben de onu salıverdim. Sabah oldu. Peygamber Efendimiz :
    - Ey Ebu Hureyre! Akşamki tuttuğunu ne yaptın? diye sordu.
    - Ya Resulallah son derece muhtaç çoluk-çocuk sahibi olduğunu söyledi. Ben de acıdım salıverdim dedim.
    Resulullah:
    - Sana yalan söylemiş. Tekrar gelecektir dedi.
    Bu sözden onun tekrar geleceğini anladım ve onu yine gözetledim. O tekrar geldi ve hemen hurmaları avuçlamaya başladı. Yine hemen yakaldım ve:
    - Seni Resulullah’a götüreceğim dedim. O :
    - Beni bırak yoksulum çoluk-çocuğum vardır. Bir daha gelmem dedi.
    Ben de acıdım ve bırakıverdim. Sabah olunca Allah’ın Resulu:
    - Ey Ebu Hureyre! Akşamki tuttuğun ne oldu? Diye sordu.





  5. 12.Mart.2011, 10:44
    3
    ehli-sunnet
    Feseyekfikehumullah

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Eylül.2010
    Üye No: 79032
    Mesaj Sayısı: 2,015
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21
    Bulunduğu yer: Uzaklardan..

    Cevap: Hz. Süleyman’ ın cinlerle ilişkisi, onları nasıl çalıştırdığı ile ilgili diğer ayetler

    - Ya Resulallah! Çoluk-çocuk ve ihtiyaç sahibiyim diyerek yalvardı. ben de bırakıverdim dedim
    Efendimiz:
    - Sana yalan söylemiş. Yine gelecektir buyurdu.
    Üçüncü defa o yine geldi ve gelir gelmez hemen hurmayı avuçlamaya başladı Onu yakaladım :
    - Seni Peygamber’e götüreceğim; bu üçüncü gelişin. Artık seni Allah’ın Peygamber’ine götüreceğim. Gelmeyeceğini söylediğin halde geliyorsun dedim
    Bunun üzerine:
    - Beni bırakta sana birtakım kelimeler öğreteyim. Allah o kelimelerle seni faydalandırır dedi
    - O kelimeler nedir? Dedim
    - Yatağına girdiğin zaman “Ayete’l-Kürsi”yi oku. Çünkü Ayete’l-Kürsi Allah’ın emri ile senin yanında daima muhafız bulunur ve şeytan senden uzaklaşır. Bu sabaha kadar devam eder dedi
    Ben de bıraktım. Sabah olunca Resulullah (s.a.v.) :
    - Dikkat et! O yalancı olduğu halde bu sefer doğru söylemiştir. Ey Ebu Hureyre! Üç günden beri kiminle konuştuğunu biliyor musun? Buyurdu
    -Hayır dedim
    -O şeytandır buyurdu.(Buhari’den; Hayatü’s-Sahabe Terc c.4 s428; Mişkatu’l-Mesabih s185)

    Muhammed b. Ka’b El-Kurayzi’den:
    “Bir gün Ömer bin Hattab (ra)oturuyordu. O sırada yanından bir adam geçti
    Ya Emire’l-Müminin! Bu adamı tanıyor musun? Diye sordular
    Ömer (ra):
    - Tanımıyorum kimdir? Dedi
    - Cinlerden olan gözcüsünün kendisine Resulullah’ın Peygamberlik haberini verdiği Suad bin Garib’tir dediler. Ömer:
    -Öyleyse ona söyleyin de yanıma gelsin dedi Adam gelince:
    -Sen Suad bin Garib misin? Diye sordu. Adam:
    - Evet dedi Ömer:
    -Sen hala kahinlik yapıyor musun? dedi. Adam öfkelendi ve :
    -Ya Emire’l-Müminin müslüman olduğumdan beri hiç kimse bana bunu sormadı diye karşılık verdi. Ömer:
    -Subhanallah! Seni cahiliyet devrinde kahinlik yapman bizim putlara tapmamızdan daha çirkin bir şey midir? Senin gözcün sana Resulullah’ın çıkışı hakkında ne söyledi? Bana söyler misin? Dedi Adam:
    -Evet Ya Emire’l-Müminin! Bir gece ben uyku ile uyanıklık arasında idim. Benim gözcüm gelip ayağıyla beni dürttü ve:
    -Ey Suad bin Garib! Kalk beni dinle ve eğer anlayışlı isen kulak ver! Lüey b.Galib oğullarından bir Peygamber gönderilmiştir.İnsanları Allah’a imana ve ona ibadet etmeye çağırıyor dedikten sonra devamla:
    -Cinlerin bu peygamberi aramak üzere develere binip doğru yolu bulmak için Mekke yolunu tutmalarına hayret ediyorum. Cinlerin doğru sözlüsü yalancıları gibi değildir. Sen de kalk Haşim oğullarından bu seçkin adamın yanına git mealinde bir şiir okudu
    Ona:
    -Bırak uyuyayım dünden beri uykusuzum dedim.
    Paragraf ertesi gece tekrar gelip ayağıyla bana dürttü ve:
    -Ey Süvad bin Ğarib! Kalk beni dinle ve eğer anlayışlı isen bana kulakver. Lüey bin Galib oğullarından halkı Allah’a ibadete çağıran bir peygamber gönderilmiştir dedi ve ondan sonra:
    -Cinlere cinlerin şaşkına dönmelerine ve doğru yolu bulmak için beyaz develere binip Mekke’nin yolunu tutmalarına hayret ediyorum. Cinlerin inananları inkar edenleri gibi değildir. Sende kalk ve Haşim oğullarından Mekke’nin tümsek ve taşlı yerinde oturan o seçkin adamın yanına git mealinde bir şiir okudu. Ben yine:
    -Beni bırak dünden beri uykusuzum dedim. Üçüncü gece yine gelip ayağıyla beni dürttü ve:
    -Ey Süvad bin Ğarib! Kalk beni dinle ve eğer anlayışlı isen bana kulak ver. Lüey bin Galib oğullarından halkı Allah’a ibadet etmeye çağıran bir peygamber gönderilmiştir dedikten sonra:
    - Cinlere cinlerin araştırmalarına ve beyaz develerin sırtında doğru yolu bulmak için Mekke’nin yolunu tutmalarına hayret ediyorum. Cinlerin iyileri kötüleri gibi değildir. Sende kalk ve Haşim oğullarından o seçkin adamın yanına git gözlerinle onu gör! mealinde bir şiir okudu. Bunun üzerine kalktım. Bu bir imtihandır Allah beni deniyor diyerek yola çıktım. Mekke şehrine vardığım zaman Resulullah ashabı arasında oturuyordu. Ona yaklaşıp:
    -Ya Resulallah! Beni dinle dedim.
    -Söyle dedi.



  6. 12.Mart.2011, 10:44
    3
    Feseyekfikehumullah
    - Ya Resulallah! Çoluk-çocuk ve ihtiyaç sahibiyim diyerek yalvardı. ben de bırakıverdim dedim
    Efendimiz:
    - Sana yalan söylemiş. Yine gelecektir buyurdu.
    Üçüncü defa o yine geldi ve gelir gelmez hemen hurmayı avuçlamaya başladı Onu yakaladım :
    - Seni Peygamber’e götüreceğim; bu üçüncü gelişin. Artık seni Allah’ın Peygamber’ine götüreceğim. Gelmeyeceğini söylediğin halde geliyorsun dedim
    Bunun üzerine:
    - Beni bırakta sana birtakım kelimeler öğreteyim. Allah o kelimelerle seni faydalandırır dedi
    - O kelimeler nedir? Dedim
    - Yatağına girdiğin zaman “Ayete’l-Kürsi”yi oku. Çünkü Ayete’l-Kürsi Allah’ın emri ile senin yanında daima muhafız bulunur ve şeytan senden uzaklaşır. Bu sabaha kadar devam eder dedi
    Ben de bıraktım. Sabah olunca Resulullah (s.a.v.) :
    - Dikkat et! O yalancı olduğu halde bu sefer doğru söylemiştir. Ey Ebu Hureyre! Üç günden beri kiminle konuştuğunu biliyor musun? Buyurdu
    -Hayır dedim
    -O şeytandır buyurdu.(Buhari’den; Hayatü’s-Sahabe Terc c.4 s428; Mişkatu’l-Mesabih s185)

    Muhammed b. Ka’b El-Kurayzi’den:
    “Bir gün Ömer bin Hattab (ra)oturuyordu. O sırada yanından bir adam geçti
    Ya Emire’l-Müminin! Bu adamı tanıyor musun? Diye sordular
    Ömer (ra):
    - Tanımıyorum kimdir? Dedi
    - Cinlerden olan gözcüsünün kendisine Resulullah’ın Peygamberlik haberini verdiği Suad bin Garib’tir dediler. Ömer:
    -Öyleyse ona söyleyin de yanıma gelsin dedi Adam gelince:
    -Sen Suad bin Garib misin? Diye sordu. Adam:
    - Evet dedi Ömer:
    -Sen hala kahinlik yapıyor musun? dedi. Adam öfkelendi ve :
    -Ya Emire’l-Müminin müslüman olduğumdan beri hiç kimse bana bunu sormadı diye karşılık verdi. Ömer:
    -Subhanallah! Seni cahiliyet devrinde kahinlik yapman bizim putlara tapmamızdan daha çirkin bir şey midir? Senin gözcün sana Resulullah’ın çıkışı hakkında ne söyledi? Bana söyler misin? Dedi Adam:
    -Evet Ya Emire’l-Müminin! Bir gece ben uyku ile uyanıklık arasında idim. Benim gözcüm gelip ayağıyla beni dürttü ve:
    -Ey Suad bin Garib! Kalk beni dinle ve eğer anlayışlı isen kulak ver! Lüey b.Galib oğullarından bir Peygamber gönderilmiştir.İnsanları Allah’a imana ve ona ibadet etmeye çağırıyor dedikten sonra devamla:
    -Cinlerin bu peygamberi aramak üzere develere binip doğru yolu bulmak için Mekke yolunu tutmalarına hayret ediyorum. Cinlerin doğru sözlüsü yalancıları gibi değildir. Sen de kalk Haşim oğullarından bu seçkin adamın yanına git mealinde bir şiir okudu
    Ona:
    -Bırak uyuyayım dünden beri uykusuzum dedim.
    Paragraf ertesi gece tekrar gelip ayağıyla bana dürttü ve:
    -Ey Süvad bin Ğarib! Kalk beni dinle ve eğer anlayışlı isen bana kulakver. Lüey bin Galib oğullarından halkı Allah’a ibadete çağıran bir peygamber gönderilmiştir dedi ve ondan sonra:
    -Cinlere cinlerin şaşkına dönmelerine ve doğru yolu bulmak için beyaz develere binip Mekke’nin yolunu tutmalarına hayret ediyorum. Cinlerin inananları inkar edenleri gibi değildir. Sende kalk ve Haşim oğullarından Mekke’nin tümsek ve taşlı yerinde oturan o seçkin adamın yanına git mealinde bir şiir okudu. Ben yine:
    -Beni bırak dünden beri uykusuzum dedim. Üçüncü gece yine gelip ayağıyla beni dürttü ve:
    -Ey Süvad bin Ğarib! Kalk beni dinle ve eğer anlayışlı isen bana kulak ver. Lüey bin Galib oğullarından halkı Allah’a ibadet etmeye çağıran bir peygamber gönderilmiştir dedikten sonra:
    - Cinlere cinlerin araştırmalarına ve beyaz develerin sırtında doğru yolu bulmak için Mekke’nin yolunu tutmalarına hayret ediyorum. Cinlerin iyileri kötüleri gibi değildir. Sende kalk ve Haşim oğullarından o seçkin adamın yanına git gözlerinle onu gör! mealinde bir şiir okudu. Bunun üzerine kalktım. Bu bir imtihandır Allah beni deniyor diyerek yola çıktım. Mekke şehrine vardığım zaman Resulullah ashabı arasında oturuyordu. Ona yaklaşıp:
    -Ya Resulallah! Beni dinle dedim.
    -Söyle dedi.



  7. 12.Mart.2011, 10:47
    4
    ehli-sunnet
    Feseyekfikehumullah

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Eylül.2010
    Üye No: 79032
    Mesaj Sayısı: 2,015
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21
    Bulunduğu yer: Uzaklardan..

    Cevap: Hz. Süleyman’ ın cinlerle ilişkisi, onları nasıl çalıştırdığı ile ilgili diğer ayetler

    -Üç gecedir derin uykuda iken gözcüm olan cin gelip bana: Lüey bin Galib oğullarından bir peygamber gönderildi diyor. Yemin ederim ki yalan söylemiyorum. Onun bu sözü üzerine ben toparlanıp yola çıktım Rahvan develerin develerin sırtında düzlükleri geçerek yanına geldim Şahitlik ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur ve senin dediklerin doğrudur Ey temiz olan sülalenin evladı! Peygamberler içinde Allah’a en yakın olanı sensin Ey yeryüzünde yürüyenlerin en iyisi! Her ne kadar benim saçlarım kötü yollarda ağarmış ise de şimdiden sonra da bana iyiliği öğret ve hiçbir şefaatçinin Ğarib oğlu Süvad’a sahip çıkamayacağı günde bana şefaatçi ol mealinde bir şiir okudum Bunun üzerine gerek Resulllah gerek ashabı o kadar sevindiler ki yüzlerinde bunu gördüm dedi
    Bunun üzerine Ömer (ra) yerinden fırlayıp onu kucakladı ve :
    -İşte senden bunudinlemek istiyordum. Senin gözcün yine sana geliyor mu? Dedi Süvad:
    -Kur’an-ı Kerim’i okumaya başladığım günden beri bana gelmedi. Zaten ben de cinin bana gelmesini istemiyorum Zira Kur’an-ı Kerim’in bana verdiği bilgiler; cinlerin bana verdiklerinden daha gerçektir (El-Bidaye c2s332)




    ـ5609 ـ4ـ وَعن أبِى هريرة رَضِيَ اللّهُ عَنه قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ #: إنَّ عِفْرِيتاً مِنَ الْجِنِّ تَفَلَّتَ عَلَىَّ الْبَارِحَةَ لِيَقْطَعَ عَلىَّ صَتِي فَأمْكَنَنِي اللّهُ تَعالى مِنْهُ فَذَعَتُّهُ فَأرَدْتُ أنْ أرْبِطَهُ الى سَارِيَةٍ مِنْ سَوَارِي الْمَسْجِدِ حَتّى تُصْبِحُوا وَتَنْظُرُوا إلَيْهِ كُلُّكُمْ، فَذَكَرْتُ قَوْلَ أخِي سُلَيْمَان: رَبِّ هَبْ لِي مُلْكاً َ يَنْبَغِي ‘حَدٍ مِنْ بَعْدِي. فَرَدَّهُ اللّهُ خَاسِئاً[. أخرجه الشيخان.»الذَّعتُ« أشد الخنق .

    4. (5609)- Hz Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

    "Cinlerden bir ifrit dün akşam namazımı bozdurmak için üzerime atıldı Allah ona galebe çalmama imkan verdi Ben de onu boğazından yakaladım. Hatta onu mescidin direklerinden birine bağlamayı arzu ettim ta ki sabah olunca hepiniz onu göresiniz. Ancak kardeşim Süleyman aleyhisselam' ın şu sözünü hatırladım: ".Ve benden sonra kimseye nasib olmayacak bir mülkü bana ihsan et" (Sad 35) Allah da onu hor ve hakir olarak geri çevirdi." [Buharî Salat 75 Amel fi's-Salat 10 Bed'ül-Halk 11 Enbiya 40 Tefsir Sad; Müslim Mesacid 39 (541).](Kütübü Sitte tercc15s470)

    Diğer bir rivayet:

    “Ebu Hureyre’den (ra) peygamber (sas) şöyle buyurdu:
    Azgın bir cin gece (namaz kılarken) namazımdan alıkoymak için ansızın üzerime hücûm etti de Allah bana O’na karşı gelebilecek bir kuvvet verdi. Ve O’nu sabah kalkıp hepinizin görmesi için mescidin direklerinden birine bağlamak istedim Fakat kardeşim Süleymân’ın (as): “Ya Rabbi! Bana Benden sonra kimseye nasip olmayan bir mülk ver!”demiş olduğunu hatırladım da (bağlamaktan vazgeçtim) O’nu yalnız kovalayıp uzaklaştırdım”(Buhari Müslim Tac TercC1S.417)
    Hadis: 2



    ـ وعنه رَضِيَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]قالَ رَسُولُ اللّهِ #: رَأيْتُ لَيْلَةَ أُسْرِىَ بِى عِفْرِيتاً مِنَ الجِنِّ يَطْلُبُنِى بِشُعْلَةٍ مِنْ نَارٍ كُلّمَا الْتَفَتُّ رَأيْتُهُ، فقَالَ لِى جِبْرِيلُ



    عَلَيْهِ السََّمُ: أَ أُعَلِّمُكَ كَلِمَاتٍ تَقُولَهَا فَتُطْفِئَ شُعْلَتَهُ وَيَخِرَّ لِفيهِ، فقَالَ رَسُولُ اللّهِ #: بَلى، فقَالَ جِبْرِيلُ قُلْ: أعُوذُ بِوَجْهِ اللّهِ الكَرِيمِ، وَبِكَلِمَاتِ اللّهِ التَّامَّاتِ التِى َ يُجَاوِزُهُنَّ بَرٌّ وََ فَاجِرٌ مِنْ شَرِّ مَا يَنْزِلُ مِنْ السَّمَاءِ، وَشَرِّ مَا يَعُرجُ فِيهَا، وَمِنْ شَرِّ مَا ذَرَأ في ا‘رْضِ، وَمِنْ شَرِّ مَا يَخْرُجُ مِنْهَا، وَمِنْ فِتَنِ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ، وَمِنْ طَوارِقِ اللّيْلِ والنَّهارِ إَّ طَارِقاً يَطْرُقُ بِخَيْرٍ يَا رَحْمنُ[. أخرجه مالك .



    (1879)-Yine Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Mirac gecesi cinlerden bir ifrit gördüm Elinde ateşten bir şûle olduğu halde beni tâkip ediyordu Nazarımı her atışımda onu görüyordum Cibrîl (aleyhisselâm) bana: "İstersen sana bir dua öğreteyim onu okursan şûlesi söner ve ağzının üstüne düşer" dedi." Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Pekâla!" dedi Cibrîl (aleyhisselâm) de "Şunu oku!" buyurdu:"Allah'ın kerîm olan rızası için eksiksiz mükemmel kelimâtullah hakkı için -ki hiç kimse muttakî olsun fâcir olsun onu aşıp daha güzelini söyleyemez- (bela olarak) semadan inen semaya yükselen (ve ceza gerektiren) şerlerden yeryüzünde yarattığı şerden yer(in altın)dan çıkan şerden gece ve gündüz fitnelerinden gece ve gündüz gelen musibetlerden Allah'a sığınırıım Ey Rahman hayır getiren hâdiseler hâriç"[Muvatta Şi'r 10 (2 950 951)] (kütübü sitte c7s111-12)

    Hadis – 3:

    “Hz Aişe (ra) anlatıyor:
    Resulullah (s.a.s) bir gün: “Aranızda MUĞARRİBLER görüldü mü?” diye sordu. Ben: “Muğarribler de ne?” dedim “Onlar kendilerine cinlerin iştirak ettikleri (cinsel ilişkide bulundukları) kimselerdir!” buyurdular.”
    “Diğer bir rivayette “Ey kadınlar! Sizden biri cinlerin kendisiyle cima yaptığını hissediyor mu?” ibaresi gelmiştir Burada Aleyhisselatu vesselam’ın insanlar arasında maruf olan şu hususu kastetmiş olabileceğine dikkat çekilmiştir: “Bazı kadınlara bir kısım cinler aşık olur ve onlarla cima yaparlar (cinsel ilişkide bulunurlar)”

    AÇIKLAMA:
    İlmi açıklaması günümüz ilminin kayıtlı ve sınırlı şartları içinde şimdilik zor olan bu mesele dinî nokta-i nazardan ehemmiyet taşımalı ki Resûlullah münasebet-i cinsiyeye (cinsel ilişkiye) başlarken okunacak duanın şeytanın iştirakini önleyeceğini ve kadın o temastan hamile kaldığı takdirde şeytanın çocuğa zarar veremeyeceğini belirtmiş yeni doğan çocuğun kulaklarına ezan ve kamet okunmasına ehemmiyet vermiştir
    Mü’min hikmetini anlamasa da akli izahını yapamasa da vahye göre konuşan Peygamberimizin tavsiyelerini elinden geldikçe yapma gayretine girer Bu onun Rabbine kulluk peygamberine ümmetlik edebinin gereğidir (Kütüb-i Sitte C16 S446-47)

    Hadis – 4:

    “Hz Aişeden (r.a) rivayete göre şöyle demiştir:
    Bir gün bir cemaat Resul-i Ekrem (sas) kâhinler hakkında ne buyurursunuz? diye sordular Resûlullah (s.a.s): “Doğru bir şey değildir” buyurdular Ashab: “Ya Resûlullah! Onlar bize bazen istikbale ait haber veriyorlar da dedikleri gibi çıkıyor” dediler Bunun üzerine Resul-i Ekrem: “Onların (vakıa mutabık) haberleri meleğin ilham ettiği gerçeklerdendir ki onu meleklerden bir cin süratle kaparak kâhinlerden bir dostunun kulağına fısıldar Onlar da o gerçeğe kendilerinden yüzlerce yalan karıştırırlar” buyurdu (Riyazüs-salihin C3 S218)
    aiıntı



  8. 12.Mart.2011, 10:47
    4
    Feseyekfikehumullah
    -Üç gecedir derin uykuda iken gözcüm olan cin gelip bana: Lüey bin Galib oğullarından bir peygamber gönderildi diyor. Yemin ederim ki yalan söylemiyorum. Onun bu sözü üzerine ben toparlanıp yola çıktım Rahvan develerin develerin sırtında düzlükleri geçerek yanına geldim Şahitlik ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur ve senin dediklerin doğrudur Ey temiz olan sülalenin evladı! Peygamberler içinde Allah’a en yakın olanı sensin Ey yeryüzünde yürüyenlerin en iyisi! Her ne kadar benim saçlarım kötü yollarda ağarmış ise de şimdiden sonra da bana iyiliği öğret ve hiçbir şefaatçinin Ğarib oğlu Süvad’a sahip çıkamayacağı günde bana şefaatçi ol mealinde bir şiir okudum Bunun üzerine gerek Resulllah gerek ashabı o kadar sevindiler ki yüzlerinde bunu gördüm dedi
    Bunun üzerine Ömer (ra) yerinden fırlayıp onu kucakladı ve :
    -İşte senden bunudinlemek istiyordum. Senin gözcün yine sana geliyor mu? Dedi Süvad:
    -Kur’an-ı Kerim’i okumaya başladığım günden beri bana gelmedi. Zaten ben de cinin bana gelmesini istemiyorum Zira Kur’an-ı Kerim’in bana verdiği bilgiler; cinlerin bana verdiklerinden daha gerçektir (El-Bidaye c2s332)




    ـ5609 ـ4ـ وَعن أبِى هريرة رَضِيَ اللّهُ عَنه قال: ]قَالَ رَسُولُ اللّهِ #: إنَّ عِفْرِيتاً مِنَ الْجِنِّ تَفَلَّتَ عَلَىَّ الْبَارِحَةَ لِيَقْطَعَ عَلىَّ صَتِي فَأمْكَنَنِي اللّهُ تَعالى مِنْهُ فَذَعَتُّهُ فَأرَدْتُ أنْ أرْبِطَهُ الى سَارِيَةٍ مِنْ سَوَارِي الْمَسْجِدِ حَتّى تُصْبِحُوا وَتَنْظُرُوا إلَيْهِ كُلُّكُمْ، فَذَكَرْتُ قَوْلَ أخِي سُلَيْمَان: رَبِّ هَبْ لِي مُلْكاً َ يَنْبَغِي ‘حَدٍ مِنْ بَعْدِي. فَرَدَّهُ اللّهُ خَاسِئاً[. أخرجه الشيخان.»الذَّعتُ« أشد الخنق .

    4. (5609)- Hz Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

    "Cinlerden bir ifrit dün akşam namazımı bozdurmak için üzerime atıldı Allah ona galebe çalmama imkan verdi Ben de onu boğazından yakaladım. Hatta onu mescidin direklerinden birine bağlamayı arzu ettim ta ki sabah olunca hepiniz onu göresiniz. Ancak kardeşim Süleyman aleyhisselam' ın şu sözünü hatırladım: ".Ve benden sonra kimseye nasib olmayacak bir mülkü bana ihsan et" (Sad 35) Allah da onu hor ve hakir olarak geri çevirdi." [Buharî Salat 75 Amel fi's-Salat 10 Bed'ül-Halk 11 Enbiya 40 Tefsir Sad; Müslim Mesacid 39 (541).](Kütübü Sitte tercc15s470)

    Diğer bir rivayet:

    “Ebu Hureyre’den (ra) peygamber (sas) şöyle buyurdu:
    Azgın bir cin gece (namaz kılarken) namazımdan alıkoymak için ansızın üzerime hücûm etti de Allah bana O’na karşı gelebilecek bir kuvvet verdi. Ve O’nu sabah kalkıp hepinizin görmesi için mescidin direklerinden birine bağlamak istedim Fakat kardeşim Süleymân’ın (as): “Ya Rabbi! Bana Benden sonra kimseye nasip olmayan bir mülk ver!”demiş olduğunu hatırladım da (bağlamaktan vazgeçtim) O’nu yalnız kovalayıp uzaklaştırdım”(Buhari Müslim Tac TercC1S.417)
    Hadis: 2



    ـ وعنه رَضِيَ اللّهُ عَنْهُ قال: ]قالَ رَسُولُ اللّهِ #: رَأيْتُ لَيْلَةَ أُسْرِىَ بِى عِفْرِيتاً مِنَ الجِنِّ يَطْلُبُنِى بِشُعْلَةٍ مِنْ نَارٍ كُلّمَا الْتَفَتُّ رَأيْتُهُ، فقَالَ لِى جِبْرِيلُ



    عَلَيْهِ السََّمُ: أَ أُعَلِّمُكَ كَلِمَاتٍ تَقُولَهَا فَتُطْفِئَ شُعْلَتَهُ وَيَخِرَّ لِفيهِ، فقَالَ رَسُولُ اللّهِ #: بَلى، فقَالَ جِبْرِيلُ قُلْ: أعُوذُ بِوَجْهِ اللّهِ الكَرِيمِ، وَبِكَلِمَاتِ اللّهِ التَّامَّاتِ التِى َ يُجَاوِزُهُنَّ بَرٌّ وََ فَاجِرٌ مِنْ شَرِّ مَا يَنْزِلُ مِنْ السَّمَاءِ، وَشَرِّ مَا يَعُرجُ فِيهَا، وَمِنْ شَرِّ مَا ذَرَأ في ا‘رْضِ، وَمِنْ شَرِّ مَا يَخْرُجُ مِنْهَا، وَمِنْ فِتَنِ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ، وَمِنْ طَوارِقِ اللّيْلِ والنَّهارِ إَّ طَارِقاً يَطْرُقُ بِخَيْرٍ يَا رَحْمنُ[. أخرجه مالك .



    (1879)-Yine Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Mirac gecesi cinlerden bir ifrit gördüm Elinde ateşten bir şûle olduğu halde beni tâkip ediyordu Nazarımı her atışımda onu görüyordum Cibrîl (aleyhisselâm) bana: "İstersen sana bir dua öğreteyim onu okursan şûlesi söner ve ağzının üstüne düşer" dedi." Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Pekâla!" dedi Cibrîl (aleyhisselâm) de "Şunu oku!" buyurdu:"Allah'ın kerîm olan rızası için eksiksiz mükemmel kelimâtullah hakkı için -ki hiç kimse muttakî olsun fâcir olsun onu aşıp daha güzelini söyleyemez- (bela olarak) semadan inen semaya yükselen (ve ceza gerektiren) şerlerden yeryüzünde yarattığı şerden yer(in altın)dan çıkan şerden gece ve gündüz fitnelerinden gece ve gündüz gelen musibetlerden Allah'a sığınırıım Ey Rahman hayır getiren hâdiseler hâriç"[Muvatta Şi'r 10 (2 950 951)] (kütübü sitte c7s111-12)

    Hadis – 3:

    “Hz Aişe (ra) anlatıyor:
    Resulullah (s.a.s) bir gün: “Aranızda MUĞARRİBLER görüldü mü?” diye sordu. Ben: “Muğarribler de ne?” dedim “Onlar kendilerine cinlerin iştirak ettikleri (cinsel ilişkide bulundukları) kimselerdir!” buyurdular.”
    “Diğer bir rivayette “Ey kadınlar! Sizden biri cinlerin kendisiyle cima yaptığını hissediyor mu?” ibaresi gelmiştir Burada Aleyhisselatu vesselam’ın insanlar arasında maruf olan şu hususu kastetmiş olabileceğine dikkat çekilmiştir: “Bazı kadınlara bir kısım cinler aşık olur ve onlarla cima yaparlar (cinsel ilişkide bulunurlar)”

    AÇIKLAMA:
    İlmi açıklaması günümüz ilminin kayıtlı ve sınırlı şartları içinde şimdilik zor olan bu mesele dinî nokta-i nazardan ehemmiyet taşımalı ki Resûlullah münasebet-i cinsiyeye (cinsel ilişkiye) başlarken okunacak duanın şeytanın iştirakini önleyeceğini ve kadın o temastan hamile kaldığı takdirde şeytanın çocuğa zarar veremeyeceğini belirtmiş yeni doğan çocuğun kulaklarına ezan ve kamet okunmasına ehemmiyet vermiştir
    Mü’min hikmetini anlamasa da akli izahını yapamasa da vahye göre konuşan Peygamberimizin tavsiyelerini elinden geldikçe yapma gayretine girer Bu onun Rabbine kulluk peygamberine ümmetlik edebinin gereğidir (Kütüb-i Sitte C16 S446-47)

    Hadis – 4:

    “Hz Aişeden (r.a) rivayete göre şöyle demiştir:
    Bir gün bir cemaat Resul-i Ekrem (sas) kâhinler hakkında ne buyurursunuz? diye sordular Resûlullah (s.a.s): “Doğru bir şey değildir” buyurdular Ashab: “Ya Resûlullah! Onlar bize bazen istikbale ait haber veriyorlar da dedikleri gibi çıkıyor” dediler Bunun üzerine Resul-i Ekrem: “Onların (vakıa mutabık) haberleri meleğin ilham ettiği gerçeklerdendir ki onu meleklerden bir cin süratle kaparak kâhinlerden bir dostunun kulağına fısıldar Onlar da o gerçeğe kendilerinden yüzlerce yalan karıştırırlar” buyurdu (Riyazüs-salihin C3 S218)
    aiıntı






+ Yorum Gönder