+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu
Soru ve Cevaplar ve Sure ve Ayetler Kategorisinden Tin suresinin anlamı, okunuşu ve yazılışı Konusununa Bakıyorsunuz..
  1. Misafir

    Tin suresinin anlamı, okunuşu ve yazılışı

    Reklam





  2. Muhasibi
    Editör

    Yanıt: Tin suresinin anlamı, okunuşu ve yazılışı


    Reklam



    Cevap:

    1- İncire ve zeytine andolsun,
    2- Sina dağına,
    3- Ve şu emin beldeye (güvenilir şehre).
    4- Doğrusu, Biz insanı en güzel bir biçimde yarattık.
    5- Sonra aşağıların aşağısına çevirdik.
    6-Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar başka; onlar için kesintisi olmayan bir ecir vardır.
    7- Öyleyse bundan sonra, hangi şey sana dini yalanlatabilir?
    8- Allah hükmedenlerin hakimi değil midir?

  3. Desert Rose
    Silent and lonely rains


    TİN SURESİ

    Türkçe Okunuşu:
    Bismillahirrahmanirrahim
    Vettini vezzeytûn
    ve duri sinin
    ve hâzel beledil emin
    legat halegnel insane fi ehseni tagvim
    sümme radetnahu esfele safilin
    illellezine amenu ve amilussalihati felehum ecrun ğayru memnun
    fema yükezzibuke ba’dû biddin
    eleys allahu bi ehkemil hakimin
    Meali:
    Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla
    1.İncire ve zeytine andolsun,
    2.Sina dağına,
    3.Ve şu emin beldeye (güvenilir şehre).
    4. Doğrusu, Biz insanı en güzel bir biçimde yarattık.
    5.Sonra aşağıların aşağısına çevirdik.
    6.Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar başka; onlar için kesintisi olmayan bir ecir vardır.
    7.Öyleyse bundan sonra, hangi şey sana dini yalanlatabilir?
    8.Allah hükmedenlerin hakimi değil midir?



    TİN SÛRESİ HAKKINDA

    Kur’an-ı Kerîm’in doksanbeşinci suresi.
    Sekiz ayet otuz dört kelime ve yüzbeş harften ibarettir.
    F
    asılası, nun ve mim harfleridir. Mekkî sûrelerden olup Burûc
    suresinden sonra nâzil olmuştur.
    Adını birinci ayetindeki
    "Tîn" (İncir) kelimesinden almıştır.

    Katâde ve İbn Abbas’tan yapılan bir rivâyette
    surenin Medenî olduğu zikredilmektedir. Ancak Mekkî olduğu
    konusunda müfessirlerin icmaı vardır. Ayrıca, "Ve bu
    emniyetli şehre andolsun" ifadesi Mekkî olduğu görüşünü
    doğrulamaktadır. Çünkü "Emniyetli şehir"den
    kastedilen Mekke’dir (Alûsi, Ruhu’l-Meani; XXX, 173).

    Allah Teâlâ, Tîn (incir)’e zeytine, Sina dağına
    ve emin olan belde (Mekke)’ye kasem ederek
    insanı her yönüyle
    güzel ve kâmil bir biçim ve şekilde
    yarattığını bildirmektedir: "İncire ve
    Zeytine. Sina dağına ve bu emniyetli şehre yemin olsun ki,
    Biz, insanı en güzel şekilde yarattık" (1-4). Allah
    Teâlâ, fizikî ve ruhî özellikleri ile yaratılmış
    diğer mahluklar arasında seçkin bir makam verdiği
    insanoğlunu kötülülüğe ve bozulmaya elverişli bir
    fıtrat üzere yaratmıştır. Şüphesiz Allah, herşeyi
    güzel yaratmıştır. Ancak insana bütün yaratılanlar
    arasında özel bir değer vermiş, ona, Rabbine saf bir kalp
    ile yöneldiği zaman meleklerden bile üstün olabilecek bir
    kabiliyet vermiştir.

    Allah’ın insana verdiği bu kıymet, onun,
    yaratılışındaki mükemmelliği, fevkalade
    karmaşık ince cismanî yapısı, başka hiç bir
    canlıya bahşedilmemiş aklî durumu ve akıllara
    durgunluk veren ruhî yapısında ortaya çıkmaktadır.

    İşte bütün yönleriyle tam bir
    mükemmellikte yaratılmış olan insan, Rabbinin gösterdiği
    yoldan sapmalar göstermeye başladığı an onun için,
    bu en güzel yaratılışta olma vasıflarını
    kaybetme durumu başlamış demektir. Allah Teâlâ, en güzel
    şekilde yarattığı ve doğru yolu gösterici
    peygamberler ve kitaplar göndererek onu dünya ve ahiret nimetleriyle
    nimetlendirdiği halde nankörlük edip şükretmekten vazgeçer
    ve kendisine yaratıcısından başka ilâhlar edinerek
    isyan ederse, ruhî ve manevî yönden aşağıların
    aşağısına sürüklenir ki bu durumda hayvanların
    bile düşemeyeceği dereceye düşer:

    "Sonra da onu aşağıların
    aşağısı olan "esfel-i safilîn"e indirdik"
    (5).

    İnsanın en güzel şekilde
    yaratılıp, sonra da "aşağıların
    aşağısına" indirilmesinin sebebi ona seçme
    hürriyetinin verilmiş olmasıdır. İnsan, iyilik ve kötülükten
    her birini işleyebilme konusunda serbest
    bırakılmıştır. O, dilerse dünyevî şeylere
    ve şehevî arzuları tatmin etmeye çağıran nefsine
    tabi olur ve manevî yönden aşağılara doğru düşer.
    Dilerse hevasına uymaktan kaçınarak Rabbine yönelir, yaratılışındaki
    en güzel biçimini muhafaza etmiş ve Allah’ın hoşnut
    olduğu kullarının arasına girmiş olur.
    İyiliğe ve kötülüğe tabi olma konusunda insan, dünya
    hayatında hür iradesiyle başbaşa
    bırakılmıştır. işte verilen bu hürriyet
    onu, diğer varlıklardan ayıran bir sorumluluk yüklemektedir.
    işte bu sorumculuğun bilincinde olmak isteyen kimseler, bir anda
    kendilerini aşağıların aşağısında
    bulmaktadır. Allah Teâlâ, bu dereceye düşüp cehen
    nem
    çukurlarına yuvarlanacak olan kimselere istisna olarak iman edip
    salih ameller işleyenleri göstermektedir ki bu kimseler, Rableri
    tarafından sürekli bir kesintisiz bir şekilde mükafatlandırılacaktır:

    "Fakat iman eden ve salih ameller işleyenler
    bunun dışındadır. Onlar için
    arkası kesilmeyen mükafaat
    vardır"(6).

    Bu gerçekleri dile getirdikten sonra, insana neye
    dayanarak itaat etmekten yüz çevirdiği sorulmaktadır. Soru,
    işlemiş olduğu suçlardan dolayı hiç bir mazereti
    olmayan bir kimseye yöneltilmiş hesap soran bir üsluptadır ki,
    muhatabın buna vereceği hiç bir cevabı yoktur. Çünkü
    her şey açık bir şekilde bütün delilleriyle insanoğlunun
    gözleri önünde serili bulunmaktadır:

    "Ey İnsan! Bütün bu hakikatlerden sonra
    sana dinini yalanlatan nedir?" (7).

    Allah Teâlâ, hükmederken adaletle hükmetmektedir.
    Bu, bütünüyle apaçık olan bir gerçektir ve bunu hiçbir akıl
    sahibinin inkar etmesi mümkün değildir. O’nun verdiği her hüküm
    büyük hikmetler içermektedir. Sure bu gerçeği dile getirerek son
    bulmaktadır:

    Allah, hükmedenlerin en güzel hüküm vereni değil
    midir?" (8). Resulullah (s.a.s) şöyle buyurmuştur:
    "Sizden biriniz Tîn sûresini okuyup. "Allah hükmedenlerin en
    güzel hüküm vereni değil midir" ayetine gelince: Evet biz de
    buna şahidiz ki, O hükmedenlerin en iyi hükmedenidir"
    desin" (Alusî, a.g.e, XXX, 177).

    Ömer TELLIOĞLU

  4. Misafir
    tin suresi se biliyo mu ben yeni öğrendi londra da geldi sonra öğrendi

  5. Misafir
    Selam üzerinize olsun ... Türkçe okunuşunda bazı hatalar var, bu şekilde ezberleyebilecek kardeşlerimiz için ileri de sorun olmasın düzeltirseniz sevinirim. Kur'an bilmeyen kardeşlerimiz latince okunuşundan mümkün oldukça dikkat ederek, özellikle Büyük bir Kur'an hocasının sesinden dinleyerek ezberlerse daha hayırlı olur inşaAllah... Selam ve Dua ile ...

  6. Misafir
    ÇOK GÜZEL YAZMIŞINIZDA ANLAMI qÖREMEDİM
    süresi ve anlamı olsaydı daha iyiydi iyi günler

  7. Misafir
    çok teşekkürler çok güzel yapmışsınız elinize sağlık

  8. Misafir
    Elinize sağlık güzel olmuş

  9. Misafir
    Türkçesi doğru yazılmış ve çok güzel olmuş elinize sağlık hayırlı bayramlar bütün Müslüman kardeşlerimize.

  10. Misafir
    Vettini vezzeytun İncire ve zeytine and olsun

  11. Misafir
    bence güzel ama tin suresinin anlamı biraz değişik ben başka ezberledğimde az daha kısaydı cümleler

  12. Misafir
    harika olmuş çok işime yarıyo

+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu
tin suresi,  tin suresi arapça,  tin suresi okunuşu,  tin suresi ve anlamı,  tin suresi meali,  tin suresi türkçe okunuşu,  tin süresi