Konusunu Oylayın.: Kureyş süresi hakkında bilgi almak istiyorum

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 14 kişi
Kureyş süresi hakkında bilgi almak istiyorum
  1. 10.Kasım.2010, 10:13
    1
    Misafir

    Kureyş süresi hakkında bilgi almak istiyorum






    Kureyş süresi hakkında bilgi almak istiyorum Mumsema Kureyş süresini namazda okumanın bize ne faydası var, kureyş süresi kureyşlilere inmemişidir .Mesala onun yerine Allahım Türkleri hertürlü felaketten koru ve onlar doğru yoldan ayırma diyebilirmiyiz namazlarımızda bu konuda aydınlanmak istiyorum .


  2. 10.Kasım.2010, 10:13
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Kureyş süresini namazda okumanın bize ne faydası var, kureyş süresi kureyşlilere inmemişidir .Mesala onun yerine Allahım Türkleri hertürlü felaketten koru ve onlar doğru yoldan ayırma diyebilirmiyiz namazlarımızda bu konuda aydınlanmak istiyorum .


    Benzer Konular

    - Zina hakkında bilgi almak istiyorum

    - İlk namaz hakkında bilgi almak istiyorum

    - Ah almak hakkında bilgi istiyorum

    - Kar payı hakkında bilgi almak istiyorum

    - Melekler hakkında bilgi almak istiyorum

  3. 10.Kasım.2010, 15:00
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    --->: Kureyş süresi hakkında bilgi almak istiyorum




    Kureyş Süresi Nüzul Sebebi
    Cumhur sûrenin mekkî olduğunu söylerken, Dahhâk ve Kelbî medenî oldu­ğu görüşündedirler.[1]
    İbn Merduye (veya Merdeveyh)in İbn Abbas (R.A.)dan yaptığı riva­yete göre de sûre Mekke'de inmiştir.[2] Nitekim Sûre'de Beytullah'tan söz edilmesi de bu rivayet ve görüşü kuvvetlendirmektedir. [3]
    Allâme Zemahşerî'ye göre, bu sûre, Tîn Sûresi'nden sonra inmiştir. [4]

    1-2. "Kureyş kabilesinin yaz ve kış yolculuklarında uzlaşması ve anlaşması sağlanmıştır.
    3-4. Öyleyse kendilerini açken doyuran ve korku içindeyken gü­ven veren bu Kabe'nin Rabbine kulluk etsinler."

    Bu sûre Kureyş ve Allah Teala'nın Kureyş'e minneti hakkında inmiştir.
    Kadı Ebû Bekr el-Hîrî, Ebû Cafer Abdullah b. İsmail el-Hâşimî'den, o Sevade b. Ali'den, o Ahmed b. Ebî Bekr ez-Zührî'den, o İbrahim b. Muhammed b. Sabit'ten, o Osman b. Abdillah b. Atîk'ten, o Said b. Amr b. Ca'de'den, o babasından, o da ninesi Ümm-ü Hani bint-i Ebî Talib'den bize şu rivayette bulundu:
    "Nebî (s.a.v.) buyurdu ki:
    "Allah Teala Kureyş'i yedi özellikle üstün kıldı. Bu yedi özellik Kureyş'ten önce hiç kimseye verilmediği gibi, daha sonra da hiç kimseye verilmeyecektir. Zira hilafet onlarda kalacak, hacılara su verme onlarda kalacak, nübüvvet onlardadır. Müşrik oldukları bir sırada fil ordusuna karşı yardıma mazhar olmuşlar, bu yüzden onlardan başka hiç kimsenin Allah'a ibâdet etmediği bir dönemde yedi (veya başka bir rivayete göre yirmi) sene Allah'a ibâdet etmişlerdir. Ve onlar hakkında bir sûre inmiştir ki, bu sûrede onlardan başkasının ismi zikredilmedi."
    Rasulullah (s.a.v.) sonra, Kureyş Suresi’ni okudu. [5]


    [1] Tefsîr-i Kurtubî: 20/200; Şevkanî, Fethü’l-kadîr: 5/497; Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 13/7009; Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/971.

    [2] Şevkanî, Fethü’l-kadîr: 5/497; Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 13/7009.

    [3] Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 13/7009

    [4] Tefsîrü'l-Keşşaf : 4/800; Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 13/7009; Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/971.

    [5] Senedi zayıftır. Hakim; Müstedrek: 2/536, Taberani; el-Kebir: 24/409, Suyuti ed-Dürr: 6/396, Beyhaki, Ibn Kesir, Tefsir, IV, 553.
    İmam Ebu’l-Hasen Ali bin Ahmed el-Vahidi, Esbâb-ı Nüzul, İhtar Yayıncılık: 392; İmam Celaleddin es-Suyuti, Lubabu’n-Nukul Fi Esbabi’n-Nuzul, Fatih Yayınevi: 2/728; Abdulfettah El- Kâdi, Esbab-ı Nüzul, Fecr Yayınevi: 479. Nisâburî, Esbabu'n-Nüzûl: 306; Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 13/7010. Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/637.

    mum hocadan alıntı


  4. 10.Kasım.2010, 15:00
    2
    Silent and lonely rains



    Kureyş Süresi Nüzul Sebebi
    Cumhur sûrenin mekkî olduğunu söylerken, Dahhâk ve Kelbî medenî oldu­ğu görüşündedirler.[1]
    İbn Merduye (veya Merdeveyh)in İbn Abbas (R.A.)dan yaptığı riva­yete göre de sûre Mekke'de inmiştir.[2] Nitekim Sûre'de Beytullah'tan söz edilmesi de bu rivayet ve görüşü kuvvetlendirmektedir. [3]
    Allâme Zemahşerî'ye göre, bu sûre, Tîn Sûresi'nden sonra inmiştir. [4]

    1-2. "Kureyş kabilesinin yaz ve kış yolculuklarında uzlaşması ve anlaşması sağlanmıştır.
    3-4. Öyleyse kendilerini açken doyuran ve korku içindeyken gü­ven veren bu Kabe'nin Rabbine kulluk etsinler."

    Bu sûre Kureyş ve Allah Teala'nın Kureyş'e minneti hakkında inmiştir.
    Kadı Ebû Bekr el-Hîrî, Ebû Cafer Abdullah b. İsmail el-Hâşimî'den, o Sevade b. Ali'den, o Ahmed b. Ebî Bekr ez-Zührî'den, o İbrahim b. Muhammed b. Sabit'ten, o Osman b. Abdillah b. Atîk'ten, o Said b. Amr b. Ca'de'den, o babasından, o da ninesi Ümm-ü Hani bint-i Ebî Talib'den bize şu rivayette bulundu:
    "Nebî (s.a.v.) buyurdu ki:
    "Allah Teala Kureyş'i yedi özellikle üstün kıldı. Bu yedi özellik Kureyş'ten önce hiç kimseye verilmediği gibi, daha sonra da hiç kimseye verilmeyecektir. Zira hilafet onlarda kalacak, hacılara su verme onlarda kalacak, nübüvvet onlardadır. Müşrik oldukları bir sırada fil ordusuna karşı yardıma mazhar olmuşlar, bu yüzden onlardan başka hiç kimsenin Allah'a ibâdet etmediği bir dönemde yedi (veya başka bir rivayete göre yirmi) sene Allah'a ibâdet etmişlerdir. Ve onlar hakkında bir sûre inmiştir ki, bu sûrede onlardan başkasının ismi zikredilmedi."
    Rasulullah (s.a.v.) sonra, Kureyş Suresi’ni okudu. [5]


    [1] Tefsîr-i Kurtubî: 20/200; Şevkanî, Fethü’l-kadîr: 5/497; Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 13/7009; Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/971.

    [2] Şevkanî, Fethü’l-kadîr: 5/497; Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 13/7009.

    [3] Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 13/7009

    [4] Tefsîrü'l-Keşşaf : 4/800; Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 13/7009; Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/971.

    [5] Senedi zayıftır. Hakim; Müstedrek: 2/536, Taberani; el-Kebir: 24/409, Suyuti ed-Dürr: 6/396, Beyhaki, Ibn Kesir, Tefsir, IV, 553.
    İmam Ebu’l-Hasen Ali bin Ahmed el-Vahidi, Esbâb-ı Nüzul, İhtar Yayıncılık: 392; İmam Celaleddin es-Suyuti, Lubabu’n-Nukul Fi Esbabi’n-Nuzul, Fatih Yayınevi: 2/728; Abdulfettah El- Kâdi, Esbab-ı Nüzul, Fecr Yayınevi: 479. Nisâburî, Esbabu'n-Nüzûl: 306; Celal Yıldırım, İlmin Işığında Asrın Kur’an Tefsiri, Anadolu Yayınları: 13/7010. Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/637.

    mum hocadan alıntı


  5. 10.Kasım.2010, 15:01
    3
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    --->: Kureyş süresi hakkında bilgi almak istiyorum

    KUREYŞ SÛRESİ

    Kur'ân-ı Kerim'in yüz altıncı sûresi. Âyetlerin sayısı Hicazlılara göre beş, diğerlerine göre dörttür. On yedi kelime ve yetmiş üç harften ibarettir. Âyetlerin sonlarına ahenk veren fâsılaları, te, şîn ve fe harfleridir. Sûre adını ilk âyette geçen, "Kureyş" kelimesinden almıştır.
    Dahhâk ve Kelbî, bu sûrenin Medenî olduğunu söylemişlerdir. Ama müfessirlerin çoğunluğu sûrenin Mekke'de nâzil olduğu üzerinde müttefiktirler. Sûrenin Mekkî olduğuna "rabbe haze'l-beyt" âyeti delil gösterilmiştir. Seleften bazıları bu sûrenin içeriğinden dolayı Fil sûresinin devamı gibi göründüğünü söylemiş ve bu iki sûreyi tek sûre olarak kabul etmişlerdir. Fakat ashabın çoğunluğunun kanaati ve Hz. Osman'ın İslâm dünyasının merkezlerine gönderdiği mushaflarda da bu iki sûre arasında Besmele'nin konulması, bunların iki ayrı sûre olduğuna kesinlik kazandırmıştır (Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'ân Dili, VII, 6146 vd; Mevdudî, Tefhîmü'l Kur'ân terc. Heyet, İstanbul 1988 s. 274 vd.).
    Bu sûre muhteva olarak Fil sûresinin bir devamı mahiyetindedir. Allah (c.c.)'in Kureyşlilere Fil olayındaki ihsânı hatırlatıldığı gibi, bu sûrede de kışın ve yazın yaptıkları seyahat nimeti ve elde ettikleri bol kazançları hatırlatılmaktadır. Kureyşlilerin yaşadıkları yerler çorak ve verimsiz arazilerdir. Ama Kâbe'nin kudsiyeti Kureyşliler için bir özellik taşımaktaydı. Bu yüzden önlerine geniş rızık kapıları açıldığı, huzur ve emniyet içerisinde rızıklarını elde ettikleri ima edilmektedir. Kış ve yaz yapılan bu ticarî seyahatlere alıştıkları ve âdeta bir gelenek haline getirdikleri vurgulanmaktadır. İlk âyette geçen "îlâf", sevmek, dağıldıktan sonra bir araya gelmek, bir şeyi âdet haline getirmek manâsını taşır. Ticarî ilişkilerinden dolayı, çevredeki kabileler ve devletler, Kureyşlilere "ashâb-ı îlâf" (ülfet ilişkisi olanlar) demekteydiler.
    Bu hâdîse sûrede şöyle anlatılmaktadır.
    "(Eğer Allah'ın başka ni'metlerinden dolayı kulluk etmiyorlarsa hiç değilse) Kureyş'in (güvenini sağlayıp) onları kış ve yaz yolculuğuna alıştırdığı için (ibadet etsinler)" (1, 2).
    Sûrede Allah'ın bu lutfu hatırlatıldıktan sonra, onların bu ni'mete şükretmeleri gerektiği belirtilerek şöyle devam edilmektedir: "Bu evin Rabbine ibadet etsinler. Ki O, kendilerini açlıktan kurtarmış ve korkudan da emin kılmıştır" (3, 4).
    O evin sahibi ve Rabbi, onları açlıktan kurtarıp doyurmuş ve korkudan da emin kılmıştır. Allah onlara emniyet ve ruhsat nimetini verdiğinden dolayı yalnız O'na ibadet etmeleri ve ondan başka ilahları O'na ortak ve denk kabul etmemeleri gerektiği anlatılmaktadır. el-Ankebût sûresinin altmış yedinci âyetinde o zamanki asâyişi ve Kureyş'in durumu şöyle belirtilmektedir: "Çevrelerinde insanların zorla kapılıp götürülmesine rağmen orayı harem yaptığımızı onlar görmediler mi?" Cahiliyye döneminde hiç bir kabilenin korkudan emin olmadığı bir ortamda, Kureyş kabilesi her türlü tehlikeden korunmuş bir şekilde yaşamlarını sürdürdüklerini kendileri de biliyorlardı. Kureyş'in taşıdığı "Kâbe'nin hizmetçileri" sıfatından dolayı, hiç kimse onlara dokunmazdı. Herhangi bir saldırı esnasında; Kureyşlilerin "Biz Haremliyiz" veya "Biz Allah'ın haremindeniz" demeleri saldırganı durduruyordu. Tüm bu ni'metlerden dolayı Kâbe'nin Rabbine ibadet etmeleri istenmektedir.
    Kureyş sûresinin faziletiyle ilgili bir hadis-i şerifte Rasûlüllah (s.a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah Teâlâ Kureyşlileri yedi özellikle üstün kılmıştır? Ben onlardanım; nübüvvet onlardadır; Mekke'nin hâcibliği onlardadır; Mekke'nin su dağıtma işlemi (sikâye) onlardadır; Allah, fil ordusuna karşı onları muzaffer kılmıştır; onlar, kendilerinden başkası Allah'a ibadet etmezken, sürekli Allah'a ibadet etmişlerdir; Allah onlar hakkında Kur'ân'da bir sure indirmiştir" Rasûlüllah sonra Kureyş sûresini okumuştur. (İbn Kesir, Tefsîru'l Kur'âni'l-Azîm, terc. Bekir Karlığa, Bedrettin Çetiner İstanbul 1987, XV, 8603-8685).
    Böylece Kureyş Sûresi'nde; Rasûlüllah (s.a.s) gönderildiği zaman herkes tarafından bu olaylar bilindiği için ayrıca açıklamaya gerek duyulmamıştır. Onun için dört kısa âyetle bu beytin (Kâbe) putlara değil, sadece Allah'a ait olduğuna inandıklarına, Allah'ın bu Beyt'e, dolayısıyla kendilerine emân bağışlayıp ticarette ilerleme lütfettiğine ve açlıktan kurtararak refah nasib ettiğine göre; Kureyş'in sadece bu Beyt'in Rabbine ibadet etmeleri gerektiği beyan edilmiştir.

    Mustafa TÜRKERİ

    mumsema hocadan alıntı


  6. 10.Kasım.2010, 15:01
    3
    Silent and lonely rains
    KUREYŞ SÛRESİ

    Kur'ân-ı Kerim'in yüz altıncı sûresi. Âyetlerin sayısı Hicazlılara göre beş, diğerlerine göre dörttür. On yedi kelime ve yetmiş üç harften ibarettir. Âyetlerin sonlarına ahenk veren fâsılaları, te, şîn ve fe harfleridir. Sûre adını ilk âyette geçen, "Kureyş" kelimesinden almıştır.
    Dahhâk ve Kelbî, bu sûrenin Medenî olduğunu söylemişlerdir. Ama müfessirlerin çoğunluğu sûrenin Mekke'de nâzil olduğu üzerinde müttefiktirler. Sûrenin Mekkî olduğuna "rabbe haze'l-beyt" âyeti delil gösterilmiştir. Seleften bazıları bu sûrenin içeriğinden dolayı Fil sûresinin devamı gibi göründüğünü söylemiş ve bu iki sûreyi tek sûre olarak kabul etmişlerdir. Fakat ashabın çoğunluğunun kanaati ve Hz. Osman'ın İslâm dünyasının merkezlerine gönderdiği mushaflarda da bu iki sûre arasında Besmele'nin konulması, bunların iki ayrı sûre olduğuna kesinlik kazandırmıştır (Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'ân Dili, VII, 6146 vd; Mevdudî, Tefhîmü'l Kur'ân terc. Heyet, İstanbul 1988 s. 274 vd.).
    Bu sûre muhteva olarak Fil sûresinin bir devamı mahiyetindedir. Allah (c.c.)'in Kureyşlilere Fil olayındaki ihsânı hatırlatıldığı gibi, bu sûrede de kışın ve yazın yaptıkları seyahat nimeti ve elde ettikleri bol kazançları hatırlatılmaktadır. Kureyşlilerin yaşadıkları yerler çorak ve verimsiz arazilerdir. Ama Kâbe'nin kudsiyeti Kureyşliler için bir özellik taşımaktaydı. Bu yüzden önlerine geniş rızık kapıları açıldığı, huzur ve emniyet içerisinde rızıklarını elde ettikleri ima edilmektedir. Kış ve yaz yapılan bu ticarî seyahatlere alıştıkları ve âdeta bir gelenek haline getirdikleri vurgulanmaktadır. İlk âyette geçen "îlâf", sevmek, dağıldıktan sonra bir araya gelmek, bir şeyi âdet haline getirmek manâsını taşır. Ticarî ilişkilerinden dolayı, çevredeki kabileler ve devletler, Kureyşlilere "ashâb-ı îlâf" (ülfet ilişkisi olanlar) demekteydiler.
    Bu hâdîse sûrede şöyle anlatılmaktadır.
    "(Eğer Allah'ın başka ni'metlerinden dolayı kulluk etmiyorlarsa hiç değilse) Kureyş'in (güvenini sağlayıp) onları kış ve yaz yolculuğuna alıştırdığı için (ibadet etsinler)" (1, 2).
    Sûrede Allah'ın bu lutfu hatırlatıldıktan sonra, onların bu ni'mete şükretmeleri gerektiği belirtilerek şöyle devam edilmektedir: "Bu evin Rabbine ibadet etsinler. Ki O, kendilerini açlıktan kurtarmış ve korkudan da emin kılmıştır" (3, 4).
    O evin sahibi ve Rabbi, onları açlıktan kurtarıp doyurmuş ve korkudan da emin kılmıştır. Allah onlara emniyet ve ruhsat nimetini verdiğinden dolayı yalnız O'na ibadet etmeleri ve ondan başka ilahları O'na ortak ve denk kabul etmemeleri gerektiği anlatılmaktadır. el-Ankebût sûresinin altmış yedinci âyetinde o zamanki asâyişi ve Kureyş'in durumu şöyle belirtilmektedir: "Çevrelerinde insanların zorla kapılıp götürülmesine rağmen orayı harem yaptığımızı onlar görmediler mi?" Cahiliyye döneminde hiç bir kabilenin korkudan emin olmadığı bir ortamda, Kureyş kabilesi her türlü tehlikeden korunmuş bir şekilde yaşamlarını sürdürdüklerini kendileri de biliyorlardı. Kureyş'in taşıdığı "Kâbe'nin hizmetçileri" sıfatından dolayı, hiç kimse onlara dokunmazdı. Herhangi bir saldırı esnasında; Kureyşlilerin "Biz Haremliyiz" veya "Biz Allah'ın haremindeniz" demeleri saldırganı durduruyordu. Tüm bu ni'metlerden dolayı Kâbe'nin Rabbine ibadet etmeleri istenmektedir.
    Kureyş sûresinin faziletiyle ilgili bir hadis-i şerifte Rasûlüllah (s.a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah Teâlâ Kureyşlileri yedi özellikle üstün kılmıştır? Ben onlardanım; nübüvvet onlardadır; Mekke'nin hâcibliği onlardadır; Mekke'nin su dağıtma işlemi (sikâye) onlardadır; Allah, fil ordusuna karşı onları muzaffer kılmıştır; onlar, kendilerinden başkası Allah'a ibadet etmezken, sürekli Allah'a ibadet etmişlerdir; Allah onlar hakkında Kur'ân'da bir sure indirmiştir" Rasûlüllah sonra Kureyş sûresini okumuştur. (İbn Kesir, Tefsîru'l Kur'âni'l-Azîm, terc. Bekir Karlığa, Bedrettin Çetiner İstanbul 1987, XV, 8603-8685).
    Böylece Kureyş Sûresi'nde; Rasûlüllah (s.a.s) gönderildiği zaman herkes tarafından bu olaylar bilindiği için ayrıca açıklamaya gerek duyulmamıştır. Onun için dört kısa âyetle bu beytin (Kâbe) putlara değil, sadece Allah'a ait olduğuna inandıklarına, Allah'ın bu Beyt'e, dolayısıyla kendilerine emân bağışlayıp ticarette ilerleme lütfettiğine ve açlıktan kurtararak refah nasib ettiğine göre; Kureyş'in sadece bu Beyt'in Rabbine ibadet etmeleri gerektiği beyan edilmiştir.

    Mustafa TÜRKERİ

    mumsema hocadan alıntı


  7. 10.Kasım.2010, 15:43
    4
    VanLi*
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Nisan.2010
    Üye No: 74830
    Mesaj Sayısı: 1,056
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Bulunduğu yer: Van Erciş

    --->: Kureyş süresi hakkında bilgi almak istiyorum

    Namazda Allahın kelamını bir yana bırakıp aciz kulların kelimelerinimi kullanmak istiyorsun?

    Zaman gerçektende kötüye gidiyor.



  8. 10.Kasım.2010, 15:43
    4
    Devamlı Üye
    Namazda Allahın kelamını bir yana bırakıp aciz kulların kelimelerinimi kullanmak istiyorsun?

    Zaman gerçektende kötüye gidiyor.



  9. 10.Kasım.2010, 15:56
    5
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    --->: Kureyş süresi hakkında bilgi almak istiyorum

    Alıntı
    Namazda Allahın kelamını bir yana bırakıp aciz kulların kelimelerinimi kullanmak istiyorsun?

    Zaman gerçektende kötüye gidiyor.
    Vanlı kardeş gereken bilgiler kendisine verilmiştir..
    Mutmain olmayacaksa ki durumuda onu gösteriyor,
    ne desek fayda vermeyecek ve etkili olmayacaktır...
    Muhataba alıpda daha fazla kötü sözler söylemesine sabebiyet
    vermemek gerekli
    Allah c.c korusun sarfettiği her kötü kelimeden vebale gireriz konu hakkında
    hocalarımızdan alıntı yaptığım yazılarını okusun belki kalbi mutmain olur...
    yazısından da anlaşıldığı gibi Müslüman ümmet arasında ırkçılık yapan birisi...


  10. 10.Kasım.2010, 15:56
    5
    Silent and lonely rains
    Alıntı
    Namazda Allahın kelamını bir yana bırakıp aciz kulların kelimelerinimi kullanmak istiyorsun?

    Zaman gerçektende kötüye gidiyor.
    Vanlı kardeş gereken bilgiler kendisine verilmiştir..
    Mutmain olmayacaksa ki durumuda onu gösteriyor,
    ne desek fayda vermeyecek ve etkili olmayacaktır...
    Muhataba alıpda daha fazla kötü sözler söylemesine sabebiyet
    vermemek gerekli
    Allah c.c korusun sarfettiği her kötü kelimeden vebale gireriz konu hakkında
    hocalarımızdan alıntı yaptığım yazılarını okusun belki kalbi mutmain olur...
    yazısından da anlaşıldığı gibi Müslüman ümmet arasında ırkçılık yapan birisi...


  11. 10.Kasım.2010, 15:59
    6
    VanLi*
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Nisan.2010
    Üye No: 74830
    Mesaj Sayısı: 1,056
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Bulunduğu yer: Van Erciş

    --->: Kureyş süresi hakkında bilgi almak istiyorum

    Alıntı
    yazısından da anlaşıldığı gibi Müslüman ümmet arasında ırkçılık yapan birisi...
    bende buna kızıp zaten kendimi tutamadım neyse...

    Allah razı olsun.



  12. 10.Kasım.2010, 15:59
    6
    Devamlı Üye
    Alıntı
    yazısından da anlaşıldığı gibi Müslüman ümmet arasında ırkçılık yapan birisi...
    bende buna kızıp zaten kendimi tutamadım neyse...

    Allah razı olsun.



  13. 10.Kasım.2010, 16:06
    7
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    --->: Kureyş süresi hakkında bilgi almak istiyorum

    Alıntı
    bir kitabı 1000lerce defa okumanın ne faydası varsa
    bundada mantık arammak gerekir.
    tanrı bizi dusunmekten korusun
    mantığa fazla güvenmemek gerek,
    herşeyde mantık,mantık diyenler Nakilleri fırlatanlar
    çoğu kez yolda yaya kalırlar ayrıca tanrı değil
    Allah c.c denmesi uygundur


  14. 10.Kasım.2010, 16:06
    7
    Silent and lonely rains
    Alıntı
    bir kitabı 1000lerce defa okumanın ne faydası varsa
    bundada mantık arammak gerekir.
    tanrı bizi dusunmekten korusun
    mantığa fazla güvenmemek gerek,
    herşeyde mantık,mantık diyenler Nakilleri fırlatanlar
    çoğu kez yolda yaya kalırlar ayrıca tanrı değil
    Allah c.c denmesi uygundur





+ Yorum Gönder