Konusunu Oylayın.: Maun suresi niçin indirildi?

5 üzerinden 4.78 | Toplam : 23 kişi
Maun suresi niçin indirildi?
  1. 20.Ekim.2010, 17:25
    1
    Misafir

    Maun suresi niçin indirildi?






    Maun suresi niçin indirildi? Mumsema maun suresinin neden indiğini bulamıyorum maun suresi niçin indi nerede indi bulamıyorumm lütfenn yardımmmmmmedinnnnnn


  2. 20.Ekim.2010, 17:25
    1
    serra ebrar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    serra ebrar
    Misafir



    maun suresinin neden indiğini bulamıyorum maun suresi niçin indi nerede indi bulamıyorumm lütfenn yardımmmmmmedinnnnnn


    Benzer Konular

    - Maun suresi ne zaman indirildi 2. maun suresi kime indirildi 3.sü süre nedir ?

    - 107. Maun Suresi

    - Kuran nicin indirildi?

    - Maun nedir? Maun süresi ne anlama gelir?

    - Sultan Abdülhamid Hân niçin tahttan indirildi?!.

  3. 20.Ekim.2010, 17:37
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    --->: maun suresi niçin indirildi?




    Bu kıldıkları namazlarından gafil olan namaz kılanların helak edilmelerine ilişkin bir beddua veya tehdittir. Kimdir acaba kıldıkları namazlarından gafil olan bu kimseler?
    İşte onlar gösteriş yapanlardır, iyiliğe engel olanlardır.
    Onlar namaz kılarlar fakat namazı hakkı ile ikame etmezler. Namazın hareketlerini yerine getirir, namazın dualarını okurlar fakat kalpleri namaz gerçeğine, namazda okunan Kur'an'a, dualara ve tesbihlere ve bu tesbihlerdeki gerçeğe katılmaz. Onlar namazı sırf ALLAH (Celle celaluhu) için değil, insanlara gösteriş için kılarlar. İşte bu nedenle onlar namazlarından gafildirler. O'ndan habersizdirler. O'nu hakkı ile ikame etmezler. insandan asıl istenen namazı ikame etmektir. Sırf onu eda etmek değildir. Namazı ikame etmek ise ancak onun gerçeğini yaşamak ve onu yalnız ALLAH (Celle celaluhu) için kılmakla olur.
    Namazlarını gaflet içinde eda eden bu namaz kılanların işlerinde namaz bu yüzden etkilerini göstermez. Ve bu nedenle onlar yardımlaşmayı engellerler. insan olan kardeşlerine yardımı; hayır ve iyiliği engellerler. Yani ALLAH'ın (Celle celaluhu) kullarından iyiliği esirgerler. Eğer onlar gerçekten namazı ALLAH (Celle celaluhu) için ikame etselerdi, onun kullarından iyiliği esirgemezlerdi. İşte ALLAH (Celle celaluhu) katında kabul edilen gerçek ibadetin mihengi budur.
    Böylece bir kere daha kendimizi bu inanç gerçeğinin önünde bu dinin karakterinin önünde buluyoruz. Görüyoruz ki Kur'an'ın apaçık bir hükmü namazı hakkı ile ikame etmedikleri için namaz kılanları "veyl" ile uyarıyor. Namazı ruhsuz bir şekilde sırf hareketleri ile eda ettikleri için, namazda kendilerini sırf ALLAH'a (Celle celaluhu) vermedikleri için, gösteriş hareketleri ile namaz kıldıkları için. Bundan dolayı namaz onların kalplerinde ve eylemlerinde etkisini bırakmamıştır. Öyle ise bu namaz boşa gitmiştir. Hatta bu namaz ağır bir biçimde, cezalandırmayı gerektiren bir günaha dönüşmüştür.

    kaynak : (Fizilalil Kur'an /Seyyit Kutup)

    6. Onlar ki mürâîlik ederler, gösteriş yaparlar. Her ne amel yapsalar ALLAH
    (Celle celaluhu) için yapmazlar da halka gösteriş için ve herkesin göreceği yerde yaparlar.

    7. Ve ''mâûnu'' menederler. Zekâtı vermezler, yahut kimsenin esirgemeyeceği ödünç gibi cüz'î bir yardımlığı bile sakınır, kimseye bir damla birşey vermek, istemezler. Öyle cimri, öyle pinti olurlarki. Böylece olanların zekat vermeyecekleri ise öncelikle anlaşılır.
    İşte böyle namaz kılar, dindar görünüp de namazlarından yanılan, mürâîlik, gösteriş yapıp da ufak bir yardımdan bile kaçınan kimselerin bu halleri, dinsizin dini yalanlamasından değil ise de yetimi kakıştırmasından, fakirlere yardım etmemesinden daha çok şaşmaya değer, yazıklar olsun onlara! Cikaracagimiz Sonuclar ....

    kaynak : (Elmali Tefsiri)


    1- Namazdan yanılmanın mânâsında da tefsircilerin bir hayli açıklamaları vardır: Başlıca namazın öneminde gaflet edip onu gereği gibi ciddi bir vazife olarak yapmamaktır ki, kılınıp kılınmadığına aldırmamak, vaktine dikkat etmemek, geçip geçmediğine aldırış etmeyip vaktinden geri bırakmak, terk etmekten üzülmemek, kıldığı vakit de ALLAH (Celle celaluhu) için halis niyyet ile kılmayıp, dünyaya ait bir takım maksatlar, gayeler için münafıkça bir şekilde kılmak, açıkta, el yanında kılarsa gizlide kılmamak, kıldıklarını da Hakk'ın huzurunda hayatın ruhanî ve cismanî bütün değişimlerini birlestirecek bir kulluk ve tazim olarak değil de Hz. Mevlânâ'nın dediği gibi, "baş yerde kuyruk havada" yahut Türkçe bir deyimle söylendiği gibi "iki yatış, bir kıntış bakış"tan ibaret bir gösteriş veya bir eğlenti halinde yapmaktan ibaret olur.
    Bunda sözün gelişine göre kıldıkları bir kaç vakit namazdan dolayı gururlanıp yanılıp da dini ondan ibaretmiş gibi diğer ibadet ve kulluk vazifelerini yapmıyanlar da dahil olur. Zira birçok defalar geçtiği üzere dinin ruhu ALLAH'ın(Celle celaluhu) emrine ihlas ile tazim ve bütün hareket ve kuvveti, ceza ve mükâfatı ondan, bilerek, onun adına yarattıklarına şefkat esasında toplanır. Onun için Kur'ân'da imandan sonra salih amellerin esası olmak üzere namaz ve zekat beraber zikrolunagelmiştir. Böyle iken dindar geçinen birtakım kimseler vardır ki, namaz kılar görünürler de sadece onunla bütün dini vazifelerini ifa edivermişler gibi farzederek yanılırlar. Zekat gibi diğer vazifelere önem vermez kaçınırlar. ALLAH (Celle celaluhu) için istemekten hoşlanırlar da, ALLAH (Celle celaluhu) için ufak bir şey vermekten, ALLAH'ın (Celle celaluhu) kullarına yardım etmekten ve ALLAH'ın (Celle celaluhu) emirlerinin îfası için lazım gelen masraflara güçleri yettiği kadar iştirak etmekten çekinirler ALLAH (Celle celaluhu) için yardım borçlarını vermekten bile sakınan kimseler de namazın mânâsından, yasaklama ve öğüdünden gaflet ederek namazlarından yanılmış olurlar.
    2- Hz.Ali (Kerremallahu veche) söyle der; ''insan oglu neyine gururlanirki(!) önü bır damla su, o su kı ınsanın elbısesıne bulassa namazı batıl eder. Sonu ıse bir laşedir leşdir.''
    Evet hakikaten insanoglu yaraticisina kulluk vazifesini yerine getirmedigi takdirde, mutfak ile tuvalet arasinda boru vazifesi goren bir varliktan oteye gidemez. Mutfakta dolup tuvalette bosalmak..
    3- Namaz kildigi halde kotuluklerden kendini alikoyamayanlar hakkinda toplumda cok dedi kodular yapilir ve kinanir. Hatta sozde muslumanim deyip namaza karsi olanlar hani su sozde kalbi temizler. Bu dedikoduyu cok yaparlar namaz kilanlarida cok gorduk diye... Boylece namaz kildigi halde kotuluklerden kendisni uzak tutamayanlarin sucunu namaza ve ibadetelere yuklemeye calsirlar. ALLAH (Celle celaluhu): ''Namaz fuhsiyattan ve kotuluklerden korur.'' buyurur. Yukaridada isaret edildigi gibi namazlarindan gaflet icersinde olup onun suuruna lezzetine ulasamayanlar icin namaz koruyucu olamaz.
    4- Musafir oldugumuz evlerde öyle ev sahipleri bilirizki. Namaz kilmadiklari halde musafir hatirina namaza kalkarlar da,ALLAH (Celle celaluhu) icin namaz kilmaktan uzak olurlar. ALLAH (Celle celaluhu) bizleri boylelerinden etmesin..
    5- Imami safi hazretelri namaz kilmayip terkedenlerin kafir olduklarina hukmederken, Imami Azam ebu Hanife de soyle der: ''Namaz kilmayanlara kafir diyemem ama, kafirler namaz kilmazlar.''
    6- Bu ayetlerdeki aciklamalari dikkate alarak nerede durdugumuzun muhasebsini yapmak kulluk vazifemizdir...

    diger bilgilerin kaynagı
    ruhu-l fur'kan cilt :8 sayfa :869


  4. 20.Ekim.2010, 17:37
    2
    Silent and lonely rains



    Bu kıldıkları namazlarından gafil olan namaz kılanların helak edilmelerine ilişkin bir beddua veya tehdittir. Kimdir acaba kıldıkları namazlarından gafil olan bu kimseler?
    İşte onlar gösteriş yapanlardır, iyiliğe engel olanlardır.
    Onlar namaz kılarlar fakat namazı hakkı ile ikame etmezler. Namazın hareketlerini yerine getirir, namazın dualarını okurlar fakat kalpleri namaz gerçeğine, namazda okunan Kur'an'a, dualara ve tesbihlere ve bu tesbihlerdeki gerçeğe katılmaz. Onlar namazı sırf ALLAH (Celle celaluhu) için değil, insanlara gösteriş için kılarlar. İşte bu nedenle onlar namazlarından gafildirler. O'ndan habersizdirler. O'nu hakkı ile ikame etmezler. insandan asıl istenen namazı ikame etmektir. Sırf onu eda etmek değildir. Namazı ikame etmek ise ancak onun gerçeğini yaşamak ve onu yalnız ALLAH (Celle celaluhu) için kılmakla olur.
    Namazlarını gaflet içinde eda eden bu namaz kılanların işlerinde namaz bu yüzden etkilerini göstermez. Ve bu nedenle onlar yardımlaşmayı engellerler. insan olan kardeşlerine yardımı; hayır ve iyiliği engellerler. Yani ALLAH'ın (Celle celaluhu) kullarından iyiliği esirgerler. Eğer onlar gerçekten namazı ALLAH (Celle celaluhu) için ikame etselerdi, onun kullarından iyiliği esirgemezlerdi. İşte ALLAH (Celle celaluhu) katında kabul edilen gerçek ibadetin mihengi budur.
    Böylece bir kere daha kendimizi bu inanç gerçeğinin önünde bu dinin karakterinin önünde buluyoruz. Görüyoruz ki Kur'an'ın apaçık bir hükmü namazı hakkı ile ikame etmedikleri için namaz kılanları "veyl" ile uyarıyor. Namazı ruhsuz bir şekilde sırf hareketleri ile eda ettikleri için, namazda kendilerini sırf ALLAH'a (Celle celaluhu) vermedikleri için, gösteriş hareketleri ile namaz kıldıkları için. Bundan dolayı namaz onların kalplerinde ve eylemlerinde etkisini bırakmamıştır. Öyle ise bu namaz boşa gitmiştir. Hatta bu namaz ağır bir biçimde, cezalandırmayı gerektiren bir günaha dönüşmüştür.

    kaynak : (Fizilalil Kur'an /Seyyit Kutup)

    6. Onlar ki mürâîlik ederler, gösteriş yaparlar. Her ne amel yapsalar ALLAH
    (Celle celaluhu) için yapmazlar da halka gösteriş için ve herkesin göreceği yerde yaparlar.

    7. Ve ''mâûnu'' menederler. Zekâtı vermezler, yahut kimsenin esirgemeyeceği ödünç gibi cüz'î bir yardımlığı bile sakınır, kimseye bir damla birşey vermek, istemezler. Öyle cimri, öyle pinti olurlarki. Böylece olanların zekat vermeyecekleri ise öncelikle anlaşılır.
    İşte böyle namaz kılar, dindar görünüp de namazlarından yanılan, mürâîlik, gösteriş yapıp da ufak bir yardımdan bile kaçınan kimselerin bu halleri, dinsizin dini yalanlamasından değil ise de yetimi kakıştırmasından, fakirlere yardım etmemesinden daha çok şaşmaya değer, yazıklar olsun onlara! Cikaracagimiz Sonuclar ....

    kaynak : (Elmali Tefsiri)


    1- Namazdan yanılmanın mânâsında da tefsircilerin bir hayli açıklamaları vardır: Başlıca namazın öneminde gaflet edip onu gereği gibi ciddi bir vazife olarak yapmamaktır ki, kılınıp kılınmadığına aldırmamak, vaktine dikkat etmemek, geçip geçmediğine aldırış etmeyip vaktinden geri bırakmak, terk etmekten üzülmemek, kıldığı vakit de ALLAH (Celle celaluhu) için halis niyyet ile kılmayıp, dünyaya ait bir takım maksatlar, gayeler için münafıkça bir şekilde kılmak, açıkta, el yanında kılarsa gizlide kılmamak, kıldıklarını da Hakk'ın huzurunda hayatın ruhanî ve cismanî bütün değişimlerini birlestirecek bir kulluk ve tazim olarak değil de Hz. Mevlânâ'nın dediği gibi, "baş yerde kuyruk havada" yahut Türkçe bir deyimle söylendiği gibi "iki yatış, bir kıntış bakış"tan ibaret bir gösteriş veya bir eğlenti halinde yapmaktan ibaret olur.
    Bunda sözün gelişine göre kıldıkları bir kaç vakit namazdan dolayı gururlanıp yanılıp da dini ondan ibaretmiş gibi diğer ibadet ve kulluk vazifelerini yapmıyanlar da dahil olur. Zira birçok defalar geçtiği üzere dinin ruhu ALLAH'ın(Celle celaluhu) emrine ihlas ile tazim ve bütün hareket ve kuvveti, ceza ve mükâfatı ondan, bilerek, onun adına yarattıklarına şefkat esasında toplanır. Onun için Kur'ân'da imandan sonra salih amellerin esası olmak üzere namaz ve zekat beraber zikrolunagelmiştir. Böyle iken dindar geçinen birtakım kimseler vardır ki, namaz kılar görünürler de sadece onunla bütün dini vazifelerini ifa edivermişler gibi farzederek yanılırlar. Zekat gibi diğer vazifelere önem vermez kaçınırlar. ALLAH (Celle celaluhu) için istemekten hoşlanırlar da, ALLAH (Celle celaluhu) için ufak bir şey vermekten, ALLAH'ın (Celle celaluhu) kullarına yardım etmekten ve ALLAH'ın (Celle celaluhu) emirlerinin îfası için lazım gelen masraflara güçleri yettiği kadar iştirak etmekten çekinirler ALLAH (Celle celaluhu) için yardım borçlarını vermekten bile sakınan kimseler de namazın mânâsından, yasaklama ve öğüdünden gaflet ederek namazlarından yanılmış olurlar.
    2- Hz.Ali (Kerremallahu veche) söyle der; ''insan oglu neyine gururlanirki(!) önü bır damla su, o su kı ınsanın elbısesıne bulassa namazı batıl eder. Sonu ıse bir laşedir leşdir.''
    Evet hakikaten insanoglu yaraticisina kulluk vazifesini yerine getirmedigi takdirde, mutfak ile tuvalet arasinda boru vazifesi goren bir varliktan oteye gidemez. Mutfakta dolup tuvalette bosalmak..
    3- Namaz kildigi halde kotuluklerden kendini alikoyamayanlar hakkinda toplumda cok dedi kodular yapilir ve kinanir. Hatta sozde muslumanim deyip namaza karsi olanlar hani su sozde kalbi temizler. Bu dedikoduyu cok yaparlar namaz kilanlarida cok gorduk diye... Boylece namaz kildigi halde kotuluklerden kendisni uzak tutamayanlarin sucunu namaza ve ibadetelere yuklemeye calsirlar. ALLAH (Celle celaluhu): ''Namaz fuhsiyattan ve kotuluklerden korur.'' buyurur. Yukaridada isaret edildigi gibi namazlarindan gaflet icersinde olup onun suuruna lezzetine ulasamayanlar icin namaz koruyucu olamaz.
    4- Musafir oldugumuz evlerde öyle ev sahipleri bilirizki. Namaz kilmadiklari halde musafir hatirina namaza kalkarlar da,ALLAH (Celle celaluhu) icin namaz kilmaktan uzak olurlar. ALLAH (Celle celaluhu) bizleri boylelerinden etmesin..
    5- Imami safi hazretelri namaz kilmayip terkedenlerin kafir olduklarina hukmederken, Imami Azam ebu Hanife de soyle der: ''Namaz kilmayanlara kafir diyemem ama, kafirler namaz kilmazlar.''
    6- Bu ayetlerdeki aciklamalari dikkate alarak nerede durdugumuzun muhasebsini yapmak kulluk vazifemizdir...

    diger bilgilerin kaynagı
    ruhu-l fur'kan cilt :8 sayfa :869


  5. 20.Ekim.2010, 17:38
    3
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    --->: maun suresi niçin indirildi?

    MAUN SURESİNİN TEVSİRİ

    Bu sûre Mekke'de inmiştir. Özet olarak iki grup insandan bahseder.
    Bunlar:
    1. ALLAH'ın (Celle celaluhu) nimetini inkâr eden nankörler, hesap ve ceza gününü yalan sayan kâfirler.
    2. Yaptığı amelle ALLAH'ın (Celle celaluhu) rızasını kastetmeyen aksine gösteriş için amel edip namaz kılan münafıklar.
    kaynak : (safvatuttefasir/M.Ali Es sabuni)
    Surenin inis sebeebi:
    Süddî'den Velid b. Muğire hakkında nazil olduğu rivayet edilmiş, Mâverdî de Ebu Cehil hakkında nazil olduğunu nakletmiş, rivayet edilmiştir ki: Ebu Cehil bir yetimin vekili bulunuyordu. Bir gün o yetim çırıl çıplak ona gelmiş, kendi malından bir şey istemişti. Ebu Cehil onu itivermiş ve aldırmamış idi. Kureyş'in büyükleri de çocuğa: "MUHAMMED'e (Sallallahu aleyhi ve sellem) git de sana şefaat ediversin." demişler, alay etmek istemişler. Öksüz onların maksatlarını bilmediği için Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve sellem) gelip yardımcı olmasını istemişti. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) hiçbir muhtacı reddetmek adeti olmadığı için kalkmış, onunla beraber Ebu Cehil'in yanına gitmişti. Ebu Cehil "buyurun" deyip merhaba etmiş ve öksüzün malını vermişti. Kureyş'liler bunun üzerine Ebu Cehil'e serzeniş etmişler, "sen de sapıttın, MUHAMMED (Sallallahu aleyhi ve sellem) gibi Sabileştin" demişler. "Hayır" demiş, "sapıtmadım velakin onun sağında solunda birer korumalar gördüm, vermezsem vuracak diye korktum". İbnü Abbas'tan bir rivayette de hem cimri, hem mürai bir münafık hakkında nazil oldu denilmiştir. Demek ki bu sûre bunların birisi veya hepsi sebebiyle nazil olmuştur. Fakat hükmü onlara mahsus değil, öylelerin hepsini içine alır.
    AYetlerin Tefsiri:
    BISMILLAHIRRAHMENIRRAHIM
    1. Bu, hayret ve anlatılacak olayı dinlemeye teşvik ifade eden bir sorudur. Yani, âhirette ceza ve hesap olacağını yalanlayan kimseyi tanıdın mı? Kimdir o, ne gibi vasıflan vardır? Bildin mi? Onu tanımak istersen;
    2. Yani "gördünse bilirsin ya, görmedinse de bil! İşte cezaya inanmadığından dolayı öyle dinsiz imansız olan kimselerdir ki yetimi iter, öksüzü zayıf gördüğü ve ALLAH'tan (Celle celaluhu) kork madığı için insaf ve merhamet etmiyerek kakar kakıştırır, kahir ve hakaretle kovar azarlar
    3. Ve miskin, bîçare yoksulun yiyeceğine dair teşvikte ve isteklendirmede bulunmaz. Kendisi doyurmadığı gibi, gerek kendi akrabalarından ve gerek diğer vakit ve durumu müsait olanlardan diğer kimselerin bakıp gözetmesi, doyurması için de kayırmaz, bir yardımda, tavsiyede, teşvikte bulunmaz, çaresizlerin halini düşünmez, fakirlere bakılmasına taraftar olmaz.
    "Onların mallarında dilenci ve yoksul için bir hak vardır." (Zâriyat / 19) âyetinin mânâsıdır. Bu şekilde hak etmenin şiddetine tenbih ve başa kakmaktan men edilmiş demektir. Yani öyle bir çaresizi doyuran kimse, onun kendi hakkı olan bir yiyeceği vermiş, borcunu ödemiş gibidir. "Azarlayıp kovmak ve teşvik etmemek" fiilleri, devamlılık ifade eden muzari olmak hasebiyle, bu âyetlerin yukarıya bağlanmasından çıkan mânânın neticesi şu olur: Toplum halinde ülfet ve anlaşma içinde yaşamak ihtiyacında bulunan ve ALLAH'ın (Celle celaluhu) yardımıyla açlıktan kurtulmuş ve korkudan emniyete erdirilmiş olan insanların ALLAH'a (Celle celaluhu) ibadet ve kulluk etmeleri ve bu kulluğu yapmak için de öksüzlere, kimsesizlere bakmak, açlara, biçarelere yemek yedirip derman aramak için yardımlaşmaları Hak dinin gereği olan bir v azifeleri olduğu ve güçleri yeterken bunu yapmayanların ALLAH (Celle celaluhu) katında cezaya çarpılacakları muhakkak iken, bunun zıddına öksüzü itip kakarak hakkını yemek ve yanıbaşındaki yoksul çaresizin en lüzumlu ihtiyacı olan yiyeceği hakkında bir delalatte ve teşvikte bile bulunmayacak kadar acımasızlık ve merhametsizlik etmek insanlık hesabına şaşılmak ve teessüf olunmak lazım gelen pek acı bir züll, bir düşkünlük olmakla beraber böyle öksüzü kakmak ve fakirlere bakmamak gibi insafsızlıklar, dine yalan diyen kimselerin yapageldikleri âdeti, huyu demektir. Her ne kadar bir insanın dine inanmaması şaşılacak bir şey olsa da inanmadıktan sonra o fena huylar ona tabii gibi olacağı için pek şaşılmaz. Asıl şaşılacak taraf, dindar görünenlerin bedenen ve malen vazife ve ibadetlerinden gafleti ve mürailik edip de cüz'î bir yardımdan sakınacak derecede cimrilik etmeleridir.
    4. Onun için buyuruluyor ki fakat yazıklar olsun o namaz kılanlara. Yani vay hallerine, yazıklar olsun o cehennemin veyl denilen ve kan, irin akan deresine düşecek olan namaz kılanlara, daha doğrusu namaz kılıyor, mümin görünenlere.
    5. Ki onlar namazlarından sehiv etmişlerdir, yanılmışlardır. Dinin direği ve kulların derli toplu kalb ile Hakk'ın huzuruna durarak bir yükselişi, ALLAH'a (Celle celaluhu) kavuşmaya bir çeşit vasıita oluşu demek olan ve şu halde onun zikriyle yardım ve inayetinden fert ve toplum olarak medet ve hidayet alarak onun rızasına, doğru yoldan yaklaşmak üzere emrine göre kulluk vazifelerini ihlas ile yapmak için şevk ve uyanıklık almak gereken namazlarından gaflet ile yanılmaktadırlar. Dikkate şayandır ki namazlarında sehiv değil, namazlarından sehiv ile azarlama yapılmıştır. Çünkü bazan namaz içinde sehvetmek, yanılmak insanlık gereği çekinilmesi kabil olmayan arızalardandır. Ondan dolayı Ata b. Dinar'dan rivayet edildiği üzere denilmiştir ki, hamdolsun ALLAH'a, (Celle celaluhu) namazda yanılma ile azarlamamış "namazlarında yanılanlar" buyurmamış, "namazlarından yanılmışlar" buyurmuştur.
    kaynak : (Elmali Tefsiri)


  6. 20.Ekim.2010, 17:38
    3
    Silent and lonely rains
    MAUN SURESİNİN TEVSİRİ

    Bu sûre Mekke'de inmiştir. Özet olarak iki grup insandan bahseder.
    Bunlar:
    1. ALLAH'ın (Celle celaluhu) nimetini inkâr eden nankörler, hesap ve ceza gününü yalan sayan kâfirler.
    2. Yaptığı amelle ALLAH'ın (Celle celaluhu) rızasını kastetmeyen aksine gösteriş için amel edip namaz kılan münafıklar.
    kaynak : (safvatuttefasir/M.Ali Es sabuni)
    Surenin inis sebeebi:
    Süddî'den Velid b. Muğire hakkında nazil olduğu rivayet edilmiş, Mâverdî de Ebu Cehil hakkında nazil olduğunu nakletmiş, rivayet edilmiştir ki: Ebu Cehil bir yetimin vekili bulunuyordu. Bir gün o yetim çırıl çıplak ona gelmiş, kendi malından bir şey istemişti. Ebu Cehil onu itivermiş ve aldırmamış idi. Kureyş'in büyükleri de çocuğa: "MUHAMMED'e (Sallallahu aleyhi ve sellem) git de sana şefaat ediversin." demişler, alay etmek istemişler. Öksüz onların maksatlarını bilmediği için Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve sellem) gelip yardımcı olmasını istemişti. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) hiçbir muhtacı reddetmek adeti olmadığı için kalkmış, onunla beraber Ebu Cehil'in yanına gitmişti. Ebu Cehil "buyurun" deyip merhaba etmiş ve öksüzün malını vermişti. Kureyş'liler bunun üzerine Ebu Cehil'e serzeniş etmişler, "sen de sapıttın, MUHAMMED (Sallallahu aleyhi ve sellem) gibi Sabileştin" demişler. "Hayır" demiş, "sapıtmadım velakin onun sağında solunda birer korumalar gördüm, vermezsem vuracak diye korktum". İbnü Abbas'tan bir rivayette de hem cimri, hem mürai bir münafık hakkında nazil oldu denilmiştir. Demek ki bu sûre bunların birisi veya hepsi sebebiyle nazil olmuştur. Fakat hükmü onlara mahsus değil, öylelerin hepsini içine alır.
    AYetlerin Tefsiri:
    BISMILLAHIRRAHMENIRRAHIM
    1. Bu, hayret ve anlatılacak olayı dinlemeye teşvik ifade eden bir sorudur. Yani, âhirette ceza ve hesap olacağını yalanlayan kimseyi tanıdın mı? Kimdir o, ne gibi vasıflan vardır? Bildin mi? Onu tanımak istersen;
    2. Yani "gördünse bilirsin ya, görmedinse de bil! İşte cezaya inanmadığından dolayı öyle dinsiz imansız olan kimselerdir ki yetimi iter, öksüzü zayıf gördüğü ve ALLAH'tan (Celle celaluhu) kork madığı için insaf ve merhamet etmiyerek kakar kakıştırır, kahir ve hakaretle kovar azarlar
    3. Ve miskin, bîçare yoksulun yiyeceğine dair teşvikte ve isteklendirmede bulunmaz. Kendisi doyurmadığı gibi, gerek kendi akrabalarından ve gerek diğer vakit ve durumu müsait olanlardan diğer kimselerin bakıp gözetmesi, doyurması için de kayırmaz, bir yardımda, tavsiyede, teşvikte bulunmaz, çaresizlerin halini düşünmez, fakirlere bakılmasına taraftar olmaz.
    "Onların mallarında dilenci ve yoksul için bir hak vardır." (Zâriyat / 19) âyetinin mânâsıdır. Bu şekilde hak etmenin şiddetine tenbih ve başa kakmaktan men edilmiş demektir. Yani öyle bir çaresizi doyuran kimse, onun kendi hakkı olan bir yiyeceği vermiş, borcunu ödemiş gibidir. "Azarlayıp kovmak ve teşvik etmemek" fiilleri, devamlılık ifade eden muzari olmak hasebiyle, bu âyetlerin yukarıya bağlanmasından çıkan mânânın neticesi şu olur: Toplum halinde ülfet ve anlaşma içinde yaşamak ihtiyacında bulunan ve ALLAH'ın (Celle celaluhu) yardımıyla açlıktan kurtulmuş ve korkudan emniyete erdirilmiş olan insanların ALLAH'a (Celle celaluhu) ibadet ve kulluk etmeleri ve bu kulluğu yapmak için de öksüzlere, kimsesizlere bakmak, açlara, biçarelere yemek yedirip derman aramak için yardımlaşmaları Hak dinin gereği olan bir v azifeleri olduğu ve güçleri yeterken bunu yapmayanların ALLAH (Celle celaluhu) katında cezaya çarpılacakları muhakkak iken, bunun zıddına öksüzü itip kakarak hakkını yemek ve yanıbaşındaki yoksul çaresizin en lüzumlu ihtiyacı olan yiyeceği hakkında bir delalatte ve teşvikte bile bulunmayacak kadar acımasızlık ve merhametsizlik etmek insanlık hesabına şaşılmak ve teessüf olunmak lazım gelen pek acı bir züll, bir düşkünlük olmakla beraber böyle öksüzü kakmak ve fakirlere bakmamak gibi insafsızlıklar, dine yalan diyen kimselerin yapageldikleri âdeti, huyu demektir. Her ne kadar bir insanın dine inanmaması şaşılacak bir şey olsa da inanmadıktan sonra o fena huylar ona tabii gibi olacağı için pek şaşılmaz. Asıl şaşılacak taraf, dindar görünenlerin bedenen ve malen vazife ve ibadetlerinden gafleti ve mürailik edip de cüz'î bir yardımdan sakınacak derecede cimrilik etmeleridir.
    4. Onun için buyuruluyor ki fakat yazıklar olsun o namaz kılanlara. Yani vay hallerine, yazıklar olsun o cehennemin veyl denilen ve kan, irin akan deresine düşecek olan namaz kılanlara, daha doğrusu namaz kılıyor, mümin görünenlere.
    5. Ki onlar namazlarından sehiv etmişlerdir, yanılmışlardır. Dinin direği ve kulların derli toplu kalb ile Hakk'ın huzuruna durarak bir yükselişi, ALLAH'a (Celle celaluhu) kavuşmaya bir çeşit vasıita oluşu demek olan ve şu halde onun zikriyle yardım ve inayetinden fert ve toplum olarak medet ve hidayet alarak onun rızasına, doğru yoldan yaklaşmak üzere emrine göre kulluk vazifelerini ihlas ile yapmak için şevk ve uyanıklık almak gereken namazlarından gaflet ile yanılmaktadırlar. Dikkate şayandır ki namazlarında sehiv değil, namazlarından sehiv ile azarlama yapılmıştır. Çünkü bazan namaz içinde sehvetmek, yanılmak insanlık gereği çekinilmesi kabil olmayan arızalardandır. Ondan dolayı Ata b. Dinar'dan rivayet edildiği üzere denilmiştir ki, hamdolsun ALLAH'a, (Celle celaluhu) namazda yanılma ile azarlamamış "namazlarında yanılanlar" buyurmamış, "namazlarından yanılmışlar" buyurmuştur.
    kaynak : (Elmali Tefsiri)


  7. 31.Aralık.2011, 14:51
    4
    Misafir

    Cevap: maun suresi niçin indirildi?

    ben bunu demedim ama bu çıkıyor


  8. 31.Aralık.2011, 14:51
    4
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    ben bunu demedim ama bu çıkıyor


  9. 15.Aralık.2012, 21:36
    5
    Misafir

    Cevap: maun suresi niçin indirildi?

    107-el-MÂÛN
    Mâûn, zekât vermek yahut bir şeyi geçici olarak kullanması için birine vermek şeklinde yardım demektir. Âlimlerin çoğuna göre tamamı Mekke'de inmiştir, 7
    (yedi) âyettir. Dini yalanlayan, iyilikten uzak duran kimseler hakkında inmiştir.


    Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla.

    1. Dini yalanlayanı gördün mü?
    2. İşte o, yetimi itip kakar;
    3. Yoksulu doyurmaya teşvik etmez;
    4. Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki,
    5. Onlar namazlarını ciddiye almazlar.
    6. Onlar gösteriş yapanlardır,
    7. Ve hayra da mâni olurlar.


  10. 15.Aralık.2012, 21:36
    5
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    107-el-MÂÛN
    Mâûn, zekât vermek yahut bir şeyi geçici olarak kullanması için birine vermek şeklinde yardım demektir. Âlimlerin çoğuna göre tamamı Mekke'de inmiştir, 7
    (yedi) âyettir. Dini yalanlayan, iyilikten uzak duran kimseler hakkında inmiştir.


    Rahmân ve Rahîm (olan) Allah'ın adıyla.

    1. Dini yalanlayanı gördün mü?
    2. İşte o, yetimi itip kakar;
    3. Yoksulu doyurmaya teşvik etmez;
    4. Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki,
    5. Onlar namazlarını ciddiye almazlar.
    6. Onlar gösteriş yapanlardır,
    7. Ve hayra da mâni olurlar.


  11. 15.Aralık.2012, 21:53
    6
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: maun suresi niçin indirildi?

    Maun Süresi Hakkında Geniş Bilgi

    Sure cumhura göre Mekk'de, İbni Abbas ve Katade'ye göre ise Me­dine'de inmiştir. Ama müfessir Hibetullah: Yansı Mekke'de As b. Vail hak­kında, yansı da Medine'de münafik Abdullah b. Übey hakkında indi, de­miştir.
    [1]

    Surenin İsmi:

    "Maun" suresi olarak anılmasının sebebi son ayetinde Maunu mene-denlerin yerilmesindendir. "Maunu da menederler onlar." Namazından ga­fil kalanlar ve münafıklar gibi. Maun: Komşunun komşudan emanet aldığı tencere, tuz ve su gibi mutfak malzemeleri, balta ve kova gibi ekin ve zira­at aletleri, iğne, iplik gibi dikiş malzemeleri ve benzeri pratik işlerde ya­rarlanılan her şeydir. Surenin başında din gününü yani uhrevi ceza günü­nü yalanlayanlan kınadığı için "Din" suresi olarak da anıldı.[2]Önceki

    Sureyle İlişkisi:



    Bu sure önceki sure ile üç yönden bağlantılıdır:1- Önceki Kureyş suresinde Allah Tealâ, açlıktan doyurduğu kimseler­den Allah'ın nimetini inkâr edenleri kınamıştır. Burada da miskini doyur­mayı teşvik etmeyeni kınadı.2- Önceki surede Allah Tealâ sadece kendisine ibadeti ve tevhidi em­retmişti: "Şu Beyt'in Rabbine ibadet etsin onlar." Bu surede de namazlann-dan gafil olanlan ve namazı engelleyenleri yerdi.3- Allah Tealâ önceki surede Kureyş'e olan nimetlerini saydı. Burada da din gününü yani, uhrevi cezayı inkârlarından ötürü onlan tehdit ve azapla korkutmayı ilâve etti.[3]

    Surenin Muhtevası:

    Sure, Mekke'de inen bölümünün girişinde kâfirden, Medine'de inen son bölümünde de münafıktan söz etmektedir.Başı hesap ve ceza gününü inkâr eden kâfirin zemmine aittir. "Dini yalan sayanı gördün mü?" O iki sıfatla vasıflandınldı: Yetime kabalık edip hor tutması, uzaklaştırması ve miskini doyurmayı teşvik etmemesi. Ne Rabbine ibadette vazifesini yerine getirdi, ne de başkasına hayır yaptı.Sonunda ise müslümanlığım ortaya çıkanp küfrü gizleyen münafığın zemmi vardır. Onu da üç vasıfla nitelendirdi: Namazdan gaflet, ameli ile insanlara gösteriş yapması ve komşular arasındaki, yardımlaşmayı ma'unu engellemesi. O Allah için amel etmiyor, aksine ameli ve namazın­da gösteriş yapıyordu.İki grubu da rezil olma, azap ve helak ile tehdit edip, dikkatleri onla­rın üzerine çekiyor.[4]

    Maun Süresi İniş-Nüzul Sebebi:

    "Dini yalan sayanı gördün mü?" ayetinin (2. ayet) nüzul sebebiyle ilgi­li olarak İbni Abbas, As b. Vail es-Sehmi hakkında, Süddi de, Velid b. Mu-ğire hakkında indi, dediler. O kişinin Ebu Cehil olduğu da söylenmiştir. Biryetimin velisi idi. Ona çıplak olarak geldi, kendi malından istiyordu. Onu itti. İbnü Cüreyc dedi ki: Ebu Süfyan hakkında indi. Her hafta bir deve ke­serdi. Bir yetim ondan istedi, bastonla onu kovdu. Allah bu sureyi indirdi."Şu namazı kılıp duranların vay haline!" ayetinin (4. ayet) nüzul sebe­biyle ilgili olarak İbni Münzir, İbni Abbas'tan şöyle rivayet etti: Bu ayet münafıklar hakkında indi. Müminler geldiğinde namazları ile onlara gös­teriş yapar, gittiler mi terkederlerdi.[7]

    Tefsiri - Açıklaması:

    "Dini yalan sayanı gördün mü?" Ey Muhammed! Gördün mü o hesap ve cezayı yalanlayanı?"İşte o yetimi iter kakar. Yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur." Odur yetimi hakkından dolayı şiddetle iten, kabaca azarlayan, hakkına zulme­dip ona iyilikte bulunmayan. Cahiliye Arapları kadınları ve çocukları mi­rasçı yapmazlardı.Mala hırsından dolayı kendisini, ailesini ve başkalarını muhtaç olan miskini yedirmeye teşvik etmez: "Hayır. Siz bilakis yetime iyilik etmezsiniz. Yoksula yedirmek için birbirinizi teşvik etmiyorsunuz." (Fecr, 89/17-18)."Şu namaz kılıp duranların vay haline! Onlar namazlarından gafil­dirler." Bazan göstermelik olarak namaz kılan ama, namazlarından gafil olan münafıklara yazıklar olsun, azap olsun! Onunla ilgilenmezler, kılsa-lar da namazlarından sevap beklemezler, terkedince de cezadan çekinmez­ler. Vakti geçse bile onlar önemsemezler. Müminlerle beraber oldular mı ri­ya için kılarlar, onlarla değil iseler kılmazlar.Namazlarında gafildirler, dememiştir. Çünkü namaz içindeki kasten yapılmayan hata, mağfiret edilmiş, bağışlanmıştır. Vaktini bilerek geciktir­me veya ciddi bir şekilde kıhnmamasından dolayı ile namazlarından gafil­dirler, demiştir. Ayette de: "Onlar namaza kalktıkları vakit üşene üşene kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar." buyurulmuştur. "Namaz kılanlar" sözünün, onların da namazla mükellef oluş itibarı ile namazı terkedenlere de kullanılması caizdir."Onlar riyakârların ta kendileridir." O namazlarından gafil olanlar, kıldıklarında da insanlara riya yapanlardır. Veya, yaptıkları bütün iyi amellerde övülmeleri için insanlara riya yaparlar.İmam Ahmed, Abdullah b. Amr'dan rivayet ediyor. Rasulullah (s.a.) buyurdular ki: "Kim amelini insanlara işittirirse Allah da onu halkının ku­lağına düşürür, onu hakir kılar, küçük düşürür.""Maunu da menederler onlar." İnsanların gündelik hayatlarında bir­birlerine ödünç alıp verdikleri küçük şeylerdir.O münafıklar Rablerine ibadeti güzelce yapmadıkları gibi, O'nun ya­rattıklarına da iyilik yapmazlar. Yararlanılıp iade edilecek bir şeyi vermek bile olsa yanaşmazlar.Nesai ve diğerleri Abdullah b. Mesud'dan rivayet ettiler: Her iyilik sa­dakadır. Biz Rasulullah (s.a.) zamanında maunu kap ve tencerenin emanet verilmesi olarak sayardık.[8]

    Ayetlerden Çıkan Hüküm Ve Hikmetler:

    Ayetlerden şu hususlar anlaşılmaktadır:
    1- Ahirette ceza ve hesabı yalanlayanların yerilmesi. Lafız umumidir. Ayetin nüzulüne sebep olanlara has değildir.
    2- Ahiretteki cezaya inanmayanların yaptıklarından bazıları şunlar­dır: Yetimin horlanması, kovulup hakkının verilmemesi, zulmedilmesi ve kahır görmesi, cimrilik ve cezayı yalanlamadan ötürü hayrın terki; teşvik veya emir olarak fakir ve miskine yedirme ile ilgilenmemedir. Zemmetme, acizliğinden dolayı terkedeni kapsamamaktadır.
    3- Ayetteki veyl, azap ve şu üç şeyi yapana büyük bir tehdittir: Na­mazdan gafil olma, riyakârlık ve mâ'ûnu yani ufak yardımları menetme.Münafıklar üç vasfı da toplamışlardır: Namazı terk, riya ve malda cimrilik.Namazdan gafil olmak, kasten terketmek veya ciddiye almadan yap­maktır.Namazda yapılan hatalar buna dahil olmaz. Rasulullah (s.a.)'m na­mazda şaşırdığı sabittir. Yanılan için de sehiv secdesi konmuştur.Riyanın hakikati dünyalığı ibadetle istemek, insanların kalbinde yer tutmaya çalışmaktır. Riyanın çeşitleri vardır:
    a) Makam ve sevilmek arzu­su ile görüntüyü güzelleştirmek,
    b) Dünya hayatına karşı zühd göstermek için kısa veya kaba elbiseler giyinmek,
    c) Dünya ehline kızdığını belirtme yoluyla sözlü riya, vaaz ve kaçırdığı hayır işleri ve taatlere üzüntü belirti­leri,
    d) Namaz veya sadaka ile gösteriş veya insanların onu görebilmeleri için namazı güzel kılma.
    [9]Münafık ve riyakâr arasındaki fark şudur: Münafık imanını gösterip küfrünü gizleyendir. Riyakâr ise kalbinde bulunmayan aşırı huşuu, göre­nin onu mütedeyyin sanması için gösterendir.[10]Alimler dediler ki: Maksat töhmetten kurtulma ise gösterişin zararı yoktur. Riyadan sakınmak, nefsini kontrol edip onu ihlâsa yönelten kişiler hariç, insanlar için zordur. Bunun için de Rasulullah (s.a.): "Riya, karanlık bir gecede siyah bir örtünün üzerindeki karıncadan daha gizlidir." buyurdu.[11]Müfessirlerin çoğunluğuna göre ma'un ufak tefek şeylerdir. Genelde fakir de isteyebilir, zengin de. Onu isteyene küçüklük nisbet edilmez. Aksi­ne vermeyene küçüklük ve cimrilik nispet edilir. Balta, tencere, kova, çak­mak, elek ve keser gibi şeylerdir. Su, tuz ve ateş de buna dahildir. İbni Mace Ebu Hureyre'den rivayet etmiştir: "Üç şey menedilmez: Su, ateş ve tuz." Komşunun tandırından ekmek istemesi veya eşyasını bir gün veya yarım gün emanet bırakması da buna dahildir, dendi.[12] Mâ'ûnun menedil-mesi mallarındaki zekâtın verilmemesidir de denilmiştir.Her ne kadar bu vasıflar münafıkm özelliği ise de bazısı, iyi bir müs-lümanda da bulunabilir. O takdirde kınamanın bir bölümü ona yapılmış olur. Namazı terkettiği zaman kınandığı gibi. Ma'unun terki de ortaya çık­tığında zaruretin dışındaki bir durumda ise, kişiliği zedeleyen kötü bir me­netme olur.
    4- Namazdan gafil olma ve mâ'ûnunu men ile ilgili iki ayette namazın Allah azze ve celle için mâ'ûnun da halk veya insanlar için olduğuna işaret vardır. Namazı terkeden Allah'a tazimi, ma'unu meneden de Allah'ın ya­rattıklarına şefkat yönünü gözetmemiş olur. Bu ise katılığın tam kendisi­dir ki, ondan Allah'a sığınırız.Özet olarak; Allah kâfirleri ve münafıkları bu surede dört vasıfla nite­lendirdi: Cimrilik, namazı terk, namazda riya, zekât ve hayrın menedilmesi.[13]
    [1] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/640.
    [2] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/640.
    [3] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/640.
    [4] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/640-641.
    [5] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/642.
    [6] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/642.
    [7] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/642-643.
    [8] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/643-644.
    [9] Îbnül-Arabi, Ahkâmu'l-Kur'an, IV/1972; Kurtubi, XX/212-213.
    [10] Razi, XXXII/115.
    [11] Zemahşeri, III/362.
    [12] Garâibu'l-Kur'an, XXX/191.
    [13] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/644-645.


  12. 15.Aralık.2012, 21:53
    6
    Moderatör
    Maun Süresi Hakkında Geniş Bilgi

    Sure cumhura göre Mekk'de, İbni Abbas ve Katade'ye göre ise Me­dine'de inmiştir. Ama müfessir Hibetullah: Yansı Mekke'de As b. Vail hak­kında, yansı da Medine'de münafik Abdullah b. Übey hakkında indi, de­miştir.
    [1]

    Surenin İsmi:

    "Maun" suresi olarak anılmasının sebebi son ayetinde Maunu mene-denlerin yerilmesindendir. "Maunu da menederler onlar." Namazından ga­fil kalanlar ve münafıklar gibi. Maun: Komşunun komşudan emanet aldığı tencere, tuz ve su gibi mutfak malzemeleri, balta ve kova gibi ekin ve zira­at aletleri, iğne, iplik gibi dikiş malzemeleri ve benzeri pratik işlerde ya­rarlanılan her şeydir. Surenin başında din gününü yani uhrevi ceza günü­nü yalanlayanlan kınadığı için "Din" suresi olarak da anıldı.[2]Önceki

    Sureyle İlişkisi:



    Bu sure önceki sure ile üç yönden bağlantılıdır:1- Önceki Kureyş suresinde Allah Tealâ, açlıktan doyurduğu kimseler­den Allah'ın nimetini inkâr edenleri kınamıştır. Burada da miskini doyur­mayı teşvik etmeyeni kınadı.2- Önceki surede Allah Tealâ sadece kendisine ibadeti ve tevhidi em­retmişti: "Şu Beyt'in Rabbine ibadet etsin onlar." Bu surede de namazlann-dan gafil olanlan ve namazı engelleyenleri yerdi.3- Allah Tealâ önceki surede Kureyş'e olan nimetlerini saydı. Burada da din gününü yani, uhrevi cezayı inkârlarından ötürü onlan tehdit ve azapla korkutmayı ilâve etti.[3]

    Surenin Muhtevası:

    Sure, Mekke'de inen bölümünün girişinde kâfirden, Medine'de inen son bölümünde de münafıktan söz etmektedir.Başı hesap ve ceza gününü inkâr eden kâfirin zemmine aittir. "Dini yalan sayanı gördün mü?" O iki sıfatla vasıflandınldı: Yetime kabalık edip hor tutması, uzaklaştırması ve miskini doyurmayı teşvik etmemesi. Ne Rabbine ibadette vazifesini yerine getirdi, ne de başkasına hayır yaptı.Sonunda ise müslümanlığım ortaya çıkanp küfrü gizleyen münafığın zemmi vardır. Onu da üç vasıfla nitelendirdi: Namazdan gaflet, ameli ile insanlara gösteriş yapması ve komşular arasındaki, yardımlaşmayı ma'unu engellemesi. O Allah için amel etmiyor, aksine ameli ve namazın­da gösteriş yapıyordu.İki grubu da rezil olma, azap ve helak ile tehdit edip, dikkatleri onla­rın üzerine çekiyor.[4]

    Maun Süresi İniş-Nüzul Sebebi:

    "Dini yalan sayanı gördün mü?" ayetinin (2. ayet) nüzul sebebiyle ilgi­li olarak İbni Abbas, As b. Vail es-Sehmi hakkında, Süddi de, Velid b. Mu-ğire hakkında indi, dediler. O kişinin Ebu Cehil olduğu da söylenmiştir. Biryetimin velisi idi. Ona çıplak olarak geldi, kendi malından istiyordu. Onu itti. İbnü Cüreyc dedi ki: Ebu Süfyan hakkında indi. Her hafta bir deve ke­serdi. Bir yetim ondan istedi, bastonla onu kovdu. Allah bu sureyi indirdi."Şu namazı kılıp duranların vay haline!" ayetinin (4. ayet) nüzul sebe­biyle ilgili olarak İbni Münzir, İbni Abbas'tan şöyle rivayet etti: Bu ayet münafıklar hakkında indi. Müminler geldiğinde namazları ile onlara gös­teriş yapar, gittiler mi terkederlerdi.[7]

    Tefsiri - Açıklaması:

    "Dini yalan sayanı gördün mü?" Ey Muhammed! Gördün mü o hesap ve cezayı yalanlayanı?"İşte o yetimi iter kakar. Yoksulu doyurmayı teşvik etmeyen odur." Odur yetimi hakkından dolayı şiddetle iten, kabaca azarlayan, hakkına zulme­dip ona iyilikte bulunmayan. Cahiliye Arapları kadınları ve çocukları mi­rasçı yapmazlardı.Mala hırsından dolayı kendisini, ailesini ve başkalarını muhtaç olan miskini yedirmeye teşvik etmez: "Hayır. Siz bilakis yetime iyilik etmezsiniz. Yoksula yedirmek için birbirinizi teşvik etmiyorsunuz." (Fecr, 89/17-18)."Şu namaz kılıp duranların vay haline! Onlar namazlarından gafil­dirler." Bazan göstermelik olarak namaz kılan ama, namazlarından gafil olan münafıklara yazıklar olsun, azap olsun! Onunla ilgilenmezler, kılsa-lar da namazlarından sevap beklemezler, terkedince de cezadan çekinmez­ler. Vakti geçse bile onlar önemsemezler. Müminlerle beraber oldular mı ri­ya için kılarlar, onlarla değil iseler kılmazlar.Namazlarında gafildirler, dememiştir. Çünkü namaz içindeki kasten yapılmayan hata, mağfiret edilmiş, bağışlanmıştır. Vaktini bilerek geciktir­me veya ciddi bir şekilde kıhnmamasından dolayı ile namazlarından gafil­dirler, demiştir. Ayette de: "Onlar namaza kalktıkları vakit üşene üşene kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar." buyurulmuştur. "Namaz kılanlar" sözünün, onların da namazla mükellef oluş itibarı ile namazı terkedenlere de kullanılması caizdir."Onlar riyakârların ta kendileridir." O namazlarından gafil olanlar, kıldıklarında da insanlara riya yapanlardır. Veya, yaptıkları bütün iyi amellerde övülmeleri için insanlara riya yaparlar.İmam Ahmed, Abdullah b. Amr'dan rivayet ediyor. Rasulullah (s.a.) buyurdular ki: "Kim amelini insanlara işittirirse Allah da onu halkının ku­lağına düşürür, onu hakir kılar, küçük düşürür.""Maunu da menederler onlar." İnsanların gündelik hayatlarında bir­birlerine ödünç alıp verdikleri küçük şeylerdir.O münafıklar Rablerine ibadeti güzelce yapmadıkları gibi, O'nun ya­rattıklarına da iyilik yapmazlar. Yararlanılıp iade edilecek bir şeyi vermek bile olsa yanaşmazlar.Nesai ve diğerleri Abdullah b. Mesud'dan rivayet ettiler: Her iyilik sa­dakadır. Biz Rasulullah (s.a.) zamanında maunu kap ve tencerenin emanet verilmesi olarak sayardık.[8]

    Ayetlerden Çıkan Hüküm Ve Hikmetler:

    Ayetlerden şu hususlar anlaşılmaktadır:
    1- Ahirette ceza ve hesabı yalanlayanların yerilmesi. Lafız umumidir. Ayetin nüzulüne sebep olanlara has değildir.
    2- Ahiretteki cezaya inanmayanların yaptıklarından bazıları şunlar­dır: Yetimin horlanması, kovulup hakkının verilmemesi, zulmedilmesi ve kahır görmesi, cimrilik ve cezayı yalanlamadan ötürü hayrın terki; teşvik veya emir olarak fakir ve miskine yedirme ile ilgilenmemedir. Zemmetme, acizliğinden dolayı terkedeni kapsamamaktadır.
    3- Ayetteki veyl, azap ve şu üç şeyi yapana büyük bir tehdittir: Na­mazdan gafil olma, riyakârlık ve mâ'ûnu yani ufak yardımları menetme.Münafıklar üç vasfı da toplamışlardır: Namazı terk, riya ve malda cimrilik.Namazdan gafil olmak, kasten terketmek veya ciddiye almadan yap­maktır.Namazda yapılan hatalar buna dahil olmaz. Rasulullah (s.a.)'m na­mazda şaşırdığı sabittir. Yanılan için de sehiv secdesi konmuştur.Riyanın hakikati dünyalığı ibadetle istemek, insanların kalbinde yer tutmaya çalışmaktır. Riyanın çeşitleri vardır:
    a) Makam ve sevilmek arzu­su ile görüntüyü güzelleştirmek,
    b) Dünya hayatına karşı zühd göstermek için kısa veya kaba elbiseler giyinmek,
    c) Dünya ehline kızdığını belirtme yoluyla sözlü riya, vaaz ve kaçırdığı hayır işleri ve taatlere üzüntü belirti­leri,
    d) Namaz veya sadaka ile gösteriş veya insanların onu görebilmeleri için namazı güzel kılma.
    [9]Münafık ve riyakâr arasındaki fark şudur: Münafık imanını gösterip küfrünü gizleyendir. Riyakâr ise kalbinde bulunmayan aşırı huşuu, göre­nin onu mütedeyyin sanması için gösterendir.[10]Alimler dediler ki: Maksat töhmetten kurtulma ise gösterişin zararı yoktur. Riyadan sakınmak, nefsini kontrol edip onu ihlâsa yönelten kişiler hariç, insanlar için zordur. Bunun için de Rasulullah (s.a.): "Riya, karanlık bir gecede siyah bir örtünün üzerindeki karıncadan daha gizlidir." buyurdu.[11]Müfessirlerin çoğunluğuna göre ma'un ufak tefek şeylerdir. Genelde fakir de isteyebilir, zengin de. Onu isteyene küçüklük nisbet edilmez. Aksi­ne vermeyene küçüklük ve cimrilik nispet edilir. Balta, tencere, kova, çak­mak, elek ve keser gibi şeylerdir. Su, tuz ve ateş de buna dahildir. İbni Mace Ebu Hureyre'den rivayet etmiştir: "Üç şey menedilmez: Su, ateş ve tuz." Komşunun tandırından ekmek istemesi veya eşyasını bir gün veya yarım gün emanet bırakması da buna dahildir, dendi.[12] Mâ'ûnun menedil-mesi mallarındaki zekâtın verilmemesidir de denilmiştir.Her ne kadar bu vasıflar münafıkm özelliği ise de bazısı, iyi bir müs-lümanda da bulunabilir. O takdirde kınamanın bir bölümü ona yapılmış olur. Namazı terkettiği zaman kınandığı gibi. Ma'unun terki de ortaya çık­tığında zaruretin dışındaki bir durumda ise, kişiliği zedeleyen kötü bir me­netme olur.
    4- Namazdan gafil olma ve mâ'ûnunu men ile ilgili iki ayette namazın Allah azze ve celle için mâ'ûnun da halk veya insanlar için olduğuna işaret vardır. Namazı terkeden Allah'a tazimi, ma'unu meneden de Allah'ın ya­rattıklarına şefkat yönünü gözetmemiş olur. Bu ise katılığın tam kendisi­dir ki, ondan Allah'a sığınırız.Özet olarak; Allah kâfirleri ve münafıkları bu surede dört vasıfla nite­lendirdi: Cimrilik, namazı terk, namazda riya, zekât ve hayrın menedilmesi.[13]
    [1] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/640.
    [2] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/640.
    [3] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/640.
    [4] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/640-641.
    [5] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/642.
    [6] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/642.
    [7] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/642-643.
    [8] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/643-644.
    [9] Îbnül-Arabi, Ahkâmu'l-Kur'an, IV/1972; Kurtubi, XX/212-213.
    [10] Razi, XXXII/115.
    [11] Zemahşeri, III/362.
    [12] Garâibu'l-Kur'an, XXX/191.
    [13] Vehbe Zuhayli, Tefsiru’l-Münir, Risale Yayınları: 15/644-645.


  13. 17.Aralık.2012, 19:54
    7
    Misafir

    Cevap: maun suresi niçin indirildi?

    saolun çok teşekür ederim


  14. 17.Aralık.2012, 19:54
    7
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    saolun çok teşekür ederim


  15. 05.Ocak.2013, 20:50
    8
    Misafir

    Cevap: maun suresi niçin indirildi?

    saolun çok teşekkür ederim ...


  16. 05.Ocak.2013, 20:50
    8
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    saolun çok teşekkür ederim ...


  17. 10.Şubat.2014, 18:39
    9
    Misafir

    Cevap: maun suresi niçin indirildi?

    çokk güzell teşekkürlerr


  18. 10.Şubat.2014, 18:39
    9
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    çokk güzell teşekkürlerr





+ Yorum Gönder