Konusunu Oylayın.: İslam'da Başörtünün Yeri ve İlgili Ayetler

5 üzerinden 4.50 | Toplam : 4 kişi
İslam'da Başörtünün Yeri ve İlgili Ayetler
  1. 04.Eylül.2010, 13:02
    1
    Misafir

    İslam'da Başörtünün Yeri ve İlgili Ayetler






    İslam'da Başörtünün Yeri ve İlgili Ayetler Mumsema Kuranda Başörtünün Yeri Ve ilgili Ayetler Nelerdir Başörtüsü hakkında ayeti kelimeler verir misiniz ?


  2. 04.Eylül.2010, 13:02
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 04.Eylül.2010, 13:43
    2
    Ecrinim
    Hüvel Baki..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2009
    Üye No: 69122
    Mesaj Sayısı: 8,422
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 141
    Bulunduğu yer: Akdeniz

    --->: İslam'da Başörtünün Yeri ve İlgili Ayetler




    KUR'ANI KERİMDE BAŞÖRTÜSÜ YOKTUR DİYENLERE VE BAŞÖRTÜSÜ GELENEKTİR DİYEN GERİLERE İTHAF OLUNUR !

    Kur'anda Örtü Kelimesinin Geçtiği Ayetler

    Mü'min kadınlara da söyle: "Gözlerini (harama çevirmekten) kaçındırsınlar ve
    ırzlarını korusunlar; süslerini açığa vurmasınlar, ancak kendiliğinden
    görüneni hariç. Baş örtülerini, yakalarının üstünü (kapatacak şekilde)
    koysunlar. Süslerini, kendi kocalarından ya da babalarından ya da
    oğullarından ya da kocalarının oğullarından ya da kendi kardeşlerinden ya da
    kardeşlerinin oğullarından ya da kız kardeşlerinin oğullarından ya da kendi
    kadınlarından ya da sağ ellerinin altında bulunanlardan ya da kadına
    ihtiyacı olmayan (arzusuz veya iktidarsız) hizmetçilerden ya da kadınların
    henüz mahrem yerlerini tanımayan çocuklardan başkasına göstermesinler.
    Gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Hep birlikte
    Allah'a tevbe edin ey mü'minler, umulur ki felah bulursunuz." (NUR
    SURESİ<31)


    Dediler ki: "Bizim kalplerimiz örtülüdür." Hayır; Allah, inkârlarından
    dolayı onları lanetlemiştir. Bundan dolayı pek azı iman eder. (BAKARA
    SURESİ

    Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar, sizin
    örtüleriniz, siz de onlara örtüsünüz. Allah, gerçekten sizin, nefislerinize
    ihanet etmekte olduğunuzu bildi, tevbenizi kabul etti ve sizi bağışladı.
    Artık onlara yaklaşın ve Allah'ın sizin için yazdıklarını dileyin. Fecir
    vakti, sizce beyaz iplik siyah iplikten ayırd edilinceye kadar yiyin, için,
    sonra geceye kadar orucu tamamlayın. Mescidlerde itikafta olduğunuz
    zamanlarda onlara (kadınlarınıza) yaklaşmayın. Bunlar, Allah'ın
    sınırlarıdır, (sakın) onlara yanaşmayın. İşte Allah, insanlara ayetlerini
    böylece açıklar; umulur ki sakınırlar. (BAKARA
    SURESİ< 187)

    Ey Kitap Ehli, neden hakkı batıl ile örtüyor ve bildiğiniz halde hakkı
    gizliyorsunuz? (AL-İ İMRAN
    SURESİ<71)

    Onların kendi sözlerini bozmaları, Allah'ın ayetlerine karşı inkâra
    sapmaları, peygamberleri haksız yere öldürmeleri ve: "Kalplerimiz örtülüdür"
    demeleri nedeniyle (onları lanetledik.) Hayır; Allah, inkârları dolayısıyla
    ona (kalplerine) damga vurmuştur. Onların azı dışında, inanmazlar. (NİSA
    SURESİ < / 155)

    Onlardan seni dinleyenler vardır; oysa biz, onu kavrayıp anlamalarına (bir
    engel olarak) kalpleri üzerine kat kat örtüler ve kulaklarında bir ağırlık
    kıldık. Onlar, hangi 'apaçık-belgeyi' görseler, yine ona inanmazlar. Öyle
    ki, o inkâr etmekte olanlar, sana geldiklerinde, seninle tartışmaya girerek:
    "Bu, öncekilerin uydurma masallarından başka bir şey değildir" derler. (EN'AM
    SURESİ < / 25)

    Gece, üstünü örtüp bürüyünce bir yıldız görmüş ve demişti ki: "Bu benim
    rabbimdir." Fakat (yıldız) kayboluverince: "Ben kaybolup-gidenleri sevmem"
    demişti. (EN'AM
    SURESİ< 76)

    Şeytan, kendilerinden 'örtülüp gizlenen çirkin yerlerini' açığa çıkarmak
    için onlara vesvese verdi ve dedi ki: "Rabbinizin size bu ağacı yasaklaması,
    yalnızca, sizin iki melek olmamanız veya ebedi yaşayanlardan kılınmamanız
    içindir." (A'RAF
    SURESİ< 20)

    Onlar için cehennemden yataklar ve üstlerine örtüler vardır. Biz zulme
    sapanları işte böyle cezalandırırız. (A'RAF
    SURES41)

    O, sizi tek bir nefisten yarattı ve kendisiyle durulup-yatışması için ondan
    eşini var etti. Onu (eşini) örtüp-bürüyünce, o da bir yük yüklendi de
    bununla (bir süre) gezindi. Nitekim ağırlaşınca, ikisi Rableri olan Allah'a
    dua ettiler: "Eğer bize salih (bir çocuk) verirsen, andolsun şükredenlerden
    olacağız." (A'RAF
    SURESİ 189)

    Onlara Nuh'un haberini oku. Hani kavmine demişti ki: "Ey kavmim, benim
    makamım ve Allah'ın ayetleriyle hatırlatmalarım eğer size ağır geliyorsa
    ben, şüphesiz Allah'a tevekkül etmişim. Artık siz ortaklarınızla toplanıp
    yapacağınız işi karara bağlayın da işiniz size örtülü kalmasın (veya tasa
    konusu olmasın), sonra hakkımdaki hükmünüzü -bana süre tanımaksızın- verin.
    (YUNUS SURESİ > / 71)

    Haberiniz olsun; gerçekten onlar, ondan gizlenmek için göğüslerini büker
    (Hak'tan kaçınıp yan çizer)ler. (Yine) Haberiniz olsun; onlar, örtülerine
    büründükleri zaman, O, gizli tuttuklarını da, açığa vurduklarını da bilir.
    Çünkü O, sinelerin özünde saklı duranı bilendir. (HUD
    SURESİ< 5)

    Mü'min kadınlara da söyle: "Gözlerini (harama çevirmekten) kaçındırsınlar ve
    ırzlarını korusunlar; süslerini açığa vurmasınlar, ancak kendiliğinden
    görüneni hariç. Baş örtülerini, yakalarının üstünü (kapatacak şekilde)
    koysunlar. Süslerini, kendi kocalarından ya da babalarından ya da
    oğullarından ya da kocalarının oğullarından ya da kendi kardeşlerinden ya da
    kardeşlerinin oğullarından ya da kız kardeşlerinin oğullarından ya da kendi
    kadınlarından ya da sağ ellerinin altında bulunanlardan ya da kadına
    ihtiyacı olmayan (arzusuz veya iktidarsız) hizmetçilerden ya da kadınların
    henüz mahrem yerlerini tanımayan çocuklardan başkasına göstermesinler.
    Gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Hep birlikte
    Allah'a tevbe edin ey mü'minler, umulur ki felah bulursunuz." (NUR
    SURESİ31)

    Biz önlerinde bir sed, arkalarında bir sed çektik. Böylelikle onları
    örtüverdik, artık görmezler. (YASİN
    SURESİ< 9)

    Gökleri ve yeri hak olarak yarattı. Geceyi gündüzün üstüne sarıp-örtüyor,
    gündüzü de gecenin üstüne sarıp-örtüyor. Güneşe ve aya boyun eğdirdi. Her
    biri adı konulmuş bir ecele (süreye) kadar akıp gitmektedir. Haberin olsun;
    üstün ve güçlü olan, bağışlayan O'dur. (ZÜMER
    SURESİ< 5)

    Dediler ki: "Bizi kendisine çağırdığın şeye karşı kalblerimiz bir örtü
    içindedir, kulaklarımızda bir ağırlık, bizimle senin aranda bir perde
    vardır. Artık sen, (yapabileceğini) yap, biz de gerçekten yapıyoruz." (FUSSİLET
    SURESİ < / 5)

    İman edip salih amellerde bulunan ve Muhammed'e indirilen (Kur'an)a -ki o
    Rablerinden bir haktır- İman edenlerin (Allah), kötülüklerini
    örtüp-bağışlamış, durumlarını düzeltip-ıslah etmiştir. (MUHAMMED
    SURESİ< 2)

    (Bütün bunlar,) Mü'min erkekleri ve mü'min kadınları, içinde ebedi kalıcılar
    olmak üzere, altından ırmaklar akan cennetlere sokması ve kötülüklerini
    örtüp-bağışlaması içindir. İşte bu, Allah katında 'büyük kurtuluş ve
    mutluluk'tur. (FETİH
    SURESİ<5)

    "Andolsun, sen bundan gaflet içindeydin; işte Biz de senin üzerindeki örtüyü
    açıp-kaldırdık. Artık bugün görüş-gücün keskindir." (KAF
    SURESİ<22)

    Ayağın üstünden (örtünün) açılacağı ve onların secdeye çağrılacakları gün,
    artık güç yetiremezler. (KALEM
    SURESİ< 42)

    "Doğrusu ben, onları bağışlaman için her davet edişimde, onlar parmaklarını
    kulaklarına tıkadılar, örtülerini başlarına çektiler ve büyüklük tasladıkça
    büyüklük gösterip-direttiler.' (NUH
    SURESİ< 7)

    Ey örtüsüne bürünen, (MÜZZEMMİL
    SURESİ<1)

    Ey bürünüp örtünen, (MÜDDESSİR
    SURESİ<1)

    Yıldızlar 'örtülüp (ışıkları) silindiği' zaman, (MÜRSELAT
    SURESİ< 8)

    Geceyi bir örtü yaptık. (NEBE'
    SURESİ< 10)

    Ve onu (isyanla, günahla, bozulmalarla) örtüp-saran da elbette yıkıma
    uğramıştır. (ŞEMS
    SURESİ< 10)


  4. 04.Eylül.2010, 13:43
    2
    Hüvel Baki..



    KUR'ANI KERİMDE BAŞÖRTÜSÜ YOKTUR DİYENLERE VE BAŞÖRTÜSÜ GELENEKTİR DİYEN GERİLERE İTHAF OLUNUR !

    Kur'anda Örtü Kelimesinin Geçtiği Ayetler

    Mü'min kadınlara da söyle: "Gözlerini (harama çevirmekten) kaçındırsınlar ve
    ırzlarını korusunlar; süslerini açığa vurmasınlar, ancak kendiliğinden
    görüneni hariç. Baş örtülerini, yakalarının üstünü (kapatacak şekilde)
    koysunlar. Süslerini, kendi kocalarından ya da babalarından ya da
    oğullarından ya da kocalarının oğullarından ya da kendi kardeşlerinden ya da
    kardeşlerinin oğullarından ya da kız kardeşlerinin oğullarından ya da kendi
    kadınlarından ya da sağ ellerinin altında bulunanlardan ya da kadına
    ihtiyacı olmayan (arzusuz veya iktidarsız) hizmetçilerden ya da kadınların
    henüz mahrem yerlerini tanımayan çocuklardan başkasına göstermesinler.
    Gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Hep birlikte
    Allah'a tevbe edin ey mü'minler, umulur ki felah bulursunuz." (NUR
    SURESİ<31)


    Dediler ki: "Bizim kalplerimiz örtülüdür." Hayır; Allah, inkârlarından
    dolayı onları lanetlemiştir. Bundan dolayı pek azı iman eder. (BAKARA
    SURESİ

    Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar, sizin
    örtüleriniz, siz de onlara örtüsünüz. Allah, gerçekten sizin, nefislerinize
    ihanet etmekte olduğunuzu bildi, tevbenizi kabul etti ve sizi bağışladı.
    Artık onlara yaklaşın ve Allah'ın sizin için yazdıklarını dileyin. Fecir
    vakti, sizce beyaz iplik siyah iplikten ayırd edilinceye kadar yiyin, için,
    sonra geceye kadar orucu tamamlayın. Mescidlerde itikafta olduğunuz
    zamanlarda onlara (kadınlarınıza) yaklaşmayın. Bunlar, Allah'ın
    sınırlarıdır, (sakın) onlara yanaşmayın. İşte Allah, insanlara ayetlerini
    böylece açıklar; umulur ki sakınırlar. (BAKARA
    SURESİ< 187)

    Ey Kitap Ehli, neden hakkı batıl ile örtüyor ve bildiğiniz halde hakkı
    gizliyorsunuz? (AL-İ İMRAN
    SURESİ<71)

    Onların kendi sözlerini bozmaları, Allah'ın ayetlerine karşı inkâra
    sapmaları, peygamberleri haksız yere öldürmeleri ve: "Kalplerimiz örtülüdür"
    demeleri nedeniyle (onları lanetledik.) Hayır; Allah, inkârları dolayısıyla
    ona (kalplerine) damga vurmuştur. Onların azı dışında, inanmazlar. (NİSA
    SURESİ < / 155)

    Onlardan seni dinleyenler vardır; oysa biz, onu kavrayıp anlamalarına (bir
    engel olarak) kalpleri üzerine kat kat örtüler ve kulaklarında bir ağırlık
    kıldık. Onlar, hangi 'apaçık-belgeyi' görseler, yine ona inanmazlar. Öyle
    ki, o inkâr etmekte olanlar, sana geldiklerinde, seninle tartışmaya girerek:
    "Bu, öncekilerin uydurma masallarından başka bir şey değildir" derler. (EN'AM
    SURESİ < / 25)

    Gece, üstünü örtüp bürüyünce bir yıldız görmüş ve demişti ki: "Bu benim
    rabbimdir." Fakat (yıldız) kayboluverince: "Ben kaybolup-gidenleri sevmem"
    demişti. (EN'AM
    SURESİ< 76)

    Şeytan, kendilerinden 'örtülüp gizlenen çirkin yerlerini' açığa çıkarmak
    için onlara vesvese verdi ve dedi ki: "Rabbinizin size bu ağacı yasaklaması,
    yalnızca, sizin iki melek olmamanız veya ebedi yaşayanlardan kılınmamanız
    içindir." (A'RAF
    SURESİ< 20)

    Onlar için cehennemden yataklar ve üstlerine örtüler vardır. Biz zulme
    sapanları işte böyle cezalandırırız. (A'RAF
    SURES41)

    O, sizi tek bir nefisten yarattı ve kendisiyle durulup-yatışması için ondan
    eşini var etti. Onu (eşini) örtüp-bürüyünce, o da bir yük yüklendi de
    bununla (bir süre) gezindi. Nitekim ağırlaşınca, ikisi Rableri olan Allah'a
    dua ettiler: "Eğer bize salih (bir çocuk) verirsen, andolsun şükredenlerden
    olacağız." (A'RAF
    SURESİ 189)

    Onlara Nuh'un haberini oku. Hani kavmine demişti ki: "Ey kavmim, benim
    makamım ve Allah'ın ayetleriyle hatırlatmalarım eğer size ağır geliyorsa
    ben, şüphesiz Allah'a tevekkül etmişim. Artık siz ortaklarınızla toplanıp
    yapacağınız işi karara bağlayın da işiniz size örtülü kalmasın (veya tasa
    konusu olmasın), sonra hakkımdaki hükmünüzü -bana süre tanımaksızın- verin.
    (YUNUS SURESİ > / 71)

    Haberiniz olsun; gerçekten onlar, ondan gizlenmek için göğüslerini büker
    (Hak'tan kaçınıp yan çizer)ler. (Yine) Haberiniz olsun; onlar, örtülerine
    büründükleri zaman, O, gizli tuttuklarını da, açığa vurduklarını da bilir.
    Çünkü O, sinelerin özünde saklı duranı bilendir. (HUD
    SURESİ< 5)

    Mü'min kadınlara da söyle: "Gözlerini (harama çevirmekten) kaçındırsınlar ve
    ırzlarını korusunlar; süslerini açığa vurmasınlar, ancak kendiliğinden
    görüneni hariç. Baş örtülerini, yakalarının üstünü (kapatacak şekilde)
    koysunlar. Süslerini, kendi kocalarından ya da babalarından ya da
    oğullarından ya da kocalarının oğullarından ya da kendi kardeşlerinden ya da
    kardeşlerinin oğullarından ya da kız kardeşlerinin oğullarından ya da kendi
    kadınlarından ya da sağ ellerinin altında bulunanlardan ya da kadına
    ihtiyacı olmayan (arzusuz veya iktidarsız) hizmetçilerden ya da kadınların
    henüz mahrem yerlerini tanımayan çocuklardan başkasına göstermesinler.
    Gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Hep birlikte
    Allah'a tevbe edin ey mü'minler, umulur ki felah bulursunuz." (NUR
    SURESİ31)

    Biz önlerinde bir sed, arkalarında bir sed çektik. Böylelikle onları
    örtüverdik, artık görmezler. (YASİN
    SURESİ< 9)

    Gökleri ve yeri hak olarak yarattı. Geceyi gündüzün üstüne sarıp-örtüyor,
    gündüzü de gecenin üstüne sarıp-örtüyor. Güneşe ve aya boyun eğdirdi. Her
    biri adı konulmuş bir ecele (süreye) kadar akıp gitmektedir. Haberin olsun;
    üstün ve güçlü olan, bağışlayan O'dur. (ZÜMER
    SURESİ< 5)

    Dediler ki: "Bizi kendisine çağırdığın şeye karşı kalblerimiz bir örtü
    içindedir, kulaklarımızda bir ağırlık, bizimle senin aranda bir perde
    vardır. Artık sen, (yapabileceğini) yap, biz de gerçekten yapıyoruz." (FUSSİLET
    SURESİ < / 5)

    İman edip salih amellerde bulunan ve Muhammed'e indirilen (Kur'an)a -ki o
    Rablerinden bir haktır- İman edenlerin (Allah), kötülüklerini
    örtüp-bağışlamış, durumlarını düzeltip-ıslah etmiştir. (MUHAMMED
    SURESİ< 2)

    (Bütün bunlar,) Mü'min erkekleri ve mü'min kadınları, içinde ebedi kalıcılar
    olmak üzere, altından ırmaklar akan cennetlere sokması ve kötülüklerini
    örtüp-bağışlaması içindir. İşte bu, Allah katında 'büyük kurtuluş ve
    mutluluk'tur. (FETİH
    SURESİ<5)

    "Andolsun, sen bundan gaflet içindeydin; işte Biz de senin üzerindeki örtüyü
    açıp-kaldırdık. Artık bugün görüş-gücün keskindir." (KAF
    SURESİ<22)

    Ayağın üstünden (örtünün) açılacağı ve onların secdeye çağrılacakları gün,
    artık güç yetiremezler. (KALEM
    SURESİ< 42)

    "Doğrusu ben, onları bağışlaman için her davet edişimde, onlar parmaklarını
    kulaklarına tıkadılar, örtülerini başlarına çektiler ve büyüklük tasladıkça
    büyüklük gösterip-direttiler.' (NUH
    SURESİ< 7)

    Ey örtüsüne bürünen, (MÜZZEMMİL
    SURESİ<1)

    Ey bürünüp örtünen, (MÜDDESSİR
    SURESİ<1)

    Yıldızlar 'örtülüp (ışıkları) silindiği' zaman, (MÜRSELAT
    SURESİ< 8)

    Geceyi bir örtü yaptık. (NEBE'
    SURESİ< 10)

    Ve onu (isyanla, günahla, bozulmalarla) örtüp-saran da elbette yıkıma
    uğramıştır. (ŞEMS
    SURESİ< 10)


  5. 07.Ocak.2016, 06:47
    3
    imamhatipli42
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 7
    Mesaj Sayısı: 3,569
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    31. Mü'min kadınlara da de ki: Gözlerini sakınsınlar, mahrem yer-lerini korusunlar, dışarıda kendiliğinden görünen kısmı hariç süslerini göstermesinler. Başörtülerini de yakalarının üzeri-ne indirsinler. Zînetlerini eşlerinden, babalarından, kocaları-nın babalarından, oğullarından, kocalarının oğullarından, kar-deşlerinden, kardeşlerinin oğullarından, kızkardeşlerinin oğul-larından, kendi kadınlarından, cariyelerinden, kadınlara mey-li olmayan erkeklerden ve kadınların avret yerlerini henüz anlamayan erkek çocuklardan başkasına sakın göstermesin-ler. Gizledikleri zînetleri bilinsin diye de ayaklarını vurmasın-lar. Ey iman edenler! Allah'a topluca tevbe edin ki, felah bula-şınız.

    Bu âyet-i kerîmenin: "Mü'min kadınlara da de ki: Gözlerini sakınsınlar, mahrem yerlerini korusunlar, dışarıda kendiliğinden görünen kısmı ha-riç süslerini göstermesinler" bölümüne dair açıklamalarımızı yirmiüç baş-lık halinde sunacağız:
    6- Başörtülerini Taksınlar:


    "Başörtülerini de yakalarının üzerine indirsinler" buyruğunun: "İndirsinler" lafzmdaki "lâm" harfini cumhur sakin olarak okumuş-lardır ki, bu da "emir lâm"ıdır. Ebu Amr ise İbn Abbas'ın rivayetine göre "emir lam"ının aslına uygun olarak esreli okumuştur. Çünkü "emir lanTında aslö-lan esreli olmasıdır. (Cumhûr'un kıraatinde) esrenin hazfedilmesi, ağırlığı do-layisıyladır. Sakin okunması ise, bir takım kelimelerin hafifletilmesi maksa-dıyla bazı esreli harflerinin sakin okunması kabilindendir. Bu fiil, emir olduğundan ötürü cezm mahallindedir. Şu kadar var ki, Sibeveyh'e göre maziye tabi kılmak suretiyle tek bir halde mebnidir.
    Bu âyetin (nüzul) sebebi şudur: Kadınlar o dönemde başlarını örttükleri t takdirde, başörtülerini sırtlarının arka tarafına salıverirlerdi. en-Nekkaş der ki: Nabatilerin yaptıkları gibi yaparlardı. Böylelikle boyun ve göğüs kısım-ları, kulakları da örtülmeksizin açıkta kalırdı. Yüce Allah da başörtülerini ya-kalarının üzerine bükmelerini emretmektedir. Bunun şekli de kadının başör-tüsünü göğsünü örtmek maksadı ile yakasının üzerinden geçirmesidir.
    Buhârî'nin rivayetine göre Âişe (r.anhâ) şöyle demiştir: Allah, ilk muha-cir hanımlara rahmet buyursun. "Başörtülerini de yakalarının üzerine İn-dirsinler" buyruğu nazil olunca, çarşaflarını yırttılar ve onlarla başlarını ört-tüler.
    Âişe (r.anhâ)nın huzuruna kardeşi Abdu'r-Rahman'ın kızı Hafsa -Allah hep-sinden razı olsun- boynunu ve orada bulunanları gösterecek şekilde şeffaf bir örtü giyinmiş olduğu halde girdi. Âişe (r.anhâ) bunu alıp yırttı ve: Başör-tüsü örten (alttakini göstermeyen) kalın bir şeyden olup yakanın üzerinden geçirilirse ancak (başörtüsü) olabilir.


    7- "el-Himar (Başörtüsü)":


    "Başörtüleri" kelimesi in çoğuludur. Bu da kadının ken-disiyle başını örttüğü şey demektir. "Kadın başörtüsü-ne büründü, bürünür" tabiri ile; "O kokusu hoş olandır" ifa-deleri de buradan gelmektedir.
    kelimesi, çoğulu olup, "yakalar" demektir. Bu da göm-lek ya da entarinin (baştan geçirmek için) kesildiği yer manasınadır. Kesmek anlamına gelen; den türemiştir. Meşhur kıraate göre "yakalan" an-lamındaki; kelimesinin "cim" harfi ötreli okunmuştur. Kimi Kûfeli-ler ise "ya" harfi sebebiyle esreli okumuştur. Nitekim: "Evler, yaşlılar" kelimelerini de böyle okurlar. Eski nahivciler böyle bir kıraati caiz kabul etmezler ve bu kelimelerin ilk harflerinin ötreli okunması gerektiğini söylerler. "Fels ve fulûs" gibi,
    ez-Zeccâc der ki: Ötrenin yerine esre okumak (ibdâl yoluyla) caizdir. Ham-za'dan rivayet olunan hem ötre, hem de esreyi bir arada okuyuşa ise imkân yoktur. Çünkü -caiz olmayan imâ ile olması hali dışında- böyle bir telaffu-za güç yetirebilmesine imkan bulunmamaktadır.
    Mukatil der ki: "Yakalarının üzerine" buyruğu, göğüslerinin üzerine de-mektir. Yani yakalarının bulunduğu yerin üzerine başörtülerini indirsinler.


    8- "Yaka"nın Yeri ve Mahiyeti:


    Bu âyet-i kerîmede "ceyb"in (yani yakanın), elbisede göğüs mahallinde olacağına delil vardır. Selefin -Allah onlardan razı olsun- elbiselerinde de ya-kalar böyle idi. Tıpkı günümüzde Endülüs'te kadınların ve Mısır diyarında da erkeklerin, çocukların ve diğerlerinin yaptığı gibi yaparlardı, Buhârî de -yü-ce Allah'ın rahmeti üzerine olsun-: "Gömleğin ve başka giyeceklerin yaka-sının göğüs kısmında olduğuna dair' diye bir başlık açmış ve sonra da Ebu Hureyre (r.a)ın rivayet ettiği şu hadisi kaydetmiş bulunmaktadır: "Rasûlullah (sav) cimri kimse ile tasaddukta bulunan kimsenin misalini üzerlerinde de-mirden iki cübbe bulunan, iki adamın misaline benzetmiştir. (Bu cübbeleri dolayısıyla) elleri mecburen göğüslerinin hizalanna ve boğazlarına kadar ulaş-mıştır..." Bu hadis tamamiyle daha önceden geçmiş bulunmaktadır. (Bk. el-İsra, 17/29-âyet, l.başhk) Bu hadiste şu ifadeler de yer almaktadır; Ebu Hu-reyre dedi ki: Ben Rasûlullah (sav)ın parmağı ile yakasına şöylece yaptığı-nı gördüm. O yakasını genişletmek ister)cen, onun da bir türlü genişlemedi-ğini bir görmüş olsaydın.
    İşte bu açıkça şunu göstermektedir: Peygamber (sav)ın yakası elbisesinin göğüs bölümünde idi. Zira yakası şayet omuz tarafında bulunsaydı, elleri göğ-süne ve boğazına doğru zorunlu olarak toplanmış olmazdı. Bu da (bu husus-ta) güzel bir istidlaldir.


    (kurtubi tefsiri)


  6. 07.Ocak.2016, 06:47
    3
    Özel Üye
    31. Mü'min kadınlara da de ki: Gözlerini sakınsınlar, mahrem yer-lerini korusunlar, dışarıda kendiliğinden görünen kısmı hariç süslerini göstermesinler. Başörtülerini de yakalarının üzeri-ne indirsinler. Zînetlerini eşlerinden, babalarından, kocaları-nın babalarından, oğullarından, kocalarının oğullarından, kar-deşlerinden, kardeşlerinin oğullarından, kızkardeşlerinin oğul-larından, kendi kadınlarından, cariyelerinden, kadınlara mey-li olmayan erkeklerden ve kadınların avret yerlerini henüz anlamayan erkek çocuklardan başkasına sakın göstermesin-ler. Gizledikleri zînetleri bilinsin diye de ayaklarını vurmasın-lar. Ey iman edenler! Allah'a topluca tevbe edin ki, felah bula-şınız.

    Bu âyet-i kerîmenin: "Mü'min kadınlara da de ki: Gözlerini sakınsınlar, mahrem yerlerini korusunlar, dışarıda kendiliğinden görünen kısmı ha-riç süslerini göstermesinler" bölümüne dair açıklamalarımızı yirmiüç baş-lık halinde sunacağız:
    6- Başörtülerini Taksınlar:


    "Başörtülerini de yakalarının üzerine indirsinler" buyruğunun: "İndirsinler" lafzmdaki "lâm" harfini cumhur sakin olarak okumuş-lardır ki, bu da "emir lâm"ıdır. Ebu Amr ise İbn Abbas'ın rivayetine göre "emir lam"ının aslına uygun olarak esreli okumuştur. Çünkü "emir lanTında aslö-lan esreli olmasıdır. (Cumhûr'un kıraatinde) esrenin hazfedilmesi, ağırlığı do-layisıyladır. Sakin okunması ise, bir takım kelimelerin hafifletilmesi maksa-dıyla bazı esreli harflerinin sakin okunması kabilindendir. Bu fiil, emir olduğundan ötürü cezm mahallindedir. Şu kadar var ki, Sibeveyh'e göre maziye tabi kılmak suretiyle tek bir halde mebnidir.
    Bu âyetin (nüzul) sebebi şudur: Kadınlar o dönemde başlarını örttükleri t takdirde, başörtülerini sırtlarının arka tarafına salıverirlerdi. en-Nekkaş der ki: Nabatilerin yaptıkları gibi yaparlardı. Böylelikle boyun ve göğüs kısım-ları, kulakları da örtülmeksizin açıkta kalırdı. Yüce Allah da başörtülerini ya-kalarının üzerine bükmelerini emretmektedir. Bunun şekli de kadının başör-tüsünü göğsünü örtmek maksadı ile yakasının üzerinden geçirmesidir.
    Buhârî'nin rivayetine göre Âişe (r.anhâ) şöyle demiştir: Allah, ilk muha-cir hanımlara rahmet buyursun. "Başörtülerini de yakalarının üzerine İn-dirsinler" buyruğu nazil olunca, çarşaflarını yırttılar ve onlarla başlarını ört-tüler.
    Âişe (r.anhâ)nın huzuruna kardeşi Abdu'r-Rahman'ın kızı Hafsa -Allah hep-sinden razı olsun- boynunu ve orada bulunanları gösterecek şekilde şeffaf bir örtü giyinmiş olduğu halde girdi. Âişe (r.anhâ) bunu alıp yırttı ve: Başör-tüsü örten (alttakini göstermeyen) kalın bir şeyden olup yakanın üzerinden geçirilirse ancak (başörtüsü) olabilir.


    7- "el-Himar (Başörtüsü)":


    "Başörtüleri" kelimesi in çoğuludur. Bu da kadının ken-disiyle başını örttüğü şey demektir. "Kadın başörtüsü-ne büründü, bürünür" tabiri ile; "O kokusu hoş olandır" ifa-deleri de buradan gelmektedir.
    kelimesi, çoğulu olup, "yakalar" demektir. Bu da göm-lek ya da entarinin (baştan geçirmek için) kesildiği yer manasınadır. Kesmek anlamına gelen; den türemiştir. Meşhur kıraate göre "yakalan" an-lamındaki; kelimesinin "cim" harfi ötreli okunmuştur. Kimi Kûfeli-ler ise "ya" harfi sebebiyle esreli okumuştur. Nitekim: "Evler, yaşlılar" kelimelerini de böyle okurlar. Eski nahivciler böyle bir kıraati caiz kabul etmezler ve bu kelimelerin ilk harflerinin ötreli okunması gerektiğini söylerler. "Fels ve fulûs" gibi,
    ez-Zeccâc der ki: Ötrenin yerine esre okumak (ibdâl yoluyla) caizdir. Ham-za'dan rivayet olunan hem ötre, hem de esreyi bir arada okuyuşa ise imkân yoktur. Çünkü -caiz olmayan imâ ile olması hali dışında- böyle bir telaffu-za güç yetirebilmesine imkan bulunmamaktadır.
    Mukatil der ki: "Yakalarının üzerine" buyruğu, göğüslerinin üzerine de-mektir. Yani yakalarının bulunduğu yerin üzerine başörtülerini indirsinler.


    8- "Yaka"nın Yeri ve Mahiyeti:


    Bu âyet-i kerîmede "ceyb"in (yani yakanın), elbisede göğüs mahallinde olacağına delil vardır. Selefin -Allah onlardan razı olsun- elbiselerinde de ya-kalar böyle idi. Tıpkı günümüzde Endülüs'te kadınların ve Mısır diyarında da erkeklerin, çocukların ve diğerlerinin yaptığı gibi yaparlardı, Buhârî de -yü-ce Allah'ın rahmeti üzerine olsun-: "Gömleğin ve başka giyeceklerin yaka-sının göğüs kısmında olduğuna dair' diye bir başlık açmış ve sonra da Ebu Hureyre (r.a)ın rivayet ettiği şu hadisi kaydetmiş bulunmaktadır: "Rasûlullah (sav) cimri kimse ile tasaddukta bulunan kimsenin misalini üzerlerinde de-mirden iki cübbe bulunan, iki adamın misaline benzetmiştir. (Bu cübbeleri dolayısıyla) elleri mecburen göğüslerinin hizalanna ve boğazlarına kadar ulaş-mıştır..." Bu hadis tamamiyle daha önceden geçmiş bulunmaktadır. (Bk. el-İsra, 17/29-âyet, l.başhk) Bu hadiste şu ifadeler de yer almaktadır; Ebu Hu-reyre dedi ki: Ben Rasûlullah (sav)ın parmağı ile yakasına şöylece yaptığı-nı gördüm. O yakasını genişletmek ister)cen, onun da bir türlü genişlemedi-ğini bir görmüş olsaydın.
    İşte bu açıkça şunu göstermektedir: Peygamber (sav)ın yakası elbisesinin göğüs bölümünde idi. Zira yakası şayet omuz tarafında bulunsaydı, elleri göğ-süne ve boğazına doğru zorunlu olarak toplanmış olmazdı. Bu da (bu husus-ta) güzel bir istidlaldir.


    (kurtubi tefsiri)





+ Yorum Gönder