Konusunu Oylayın.: Gaf suresinin fazileti

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Gaf suresinin fazileti
  1. 17.Mayıs.2010, 13:20
    1
    Misafir

    Gaf suresinin fazileti






    Gaf suresinin fazileti Mumsema Gaf suresinin faziletini öğrenmek istiyorum bana Gaf suresinin faziletlerini anlatabilir misiniz ?


  2. 17.Mayıs.2010, 13:20
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 07.Kasım.2013, 20:26
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,652
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 336
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: gaf suresinin fazileti




    Gaf süresi değil KAF süresi olacaktı


    Kaf süresi hakkında hadisler


    Mekke-i Mükerreme'de ve Mürselât Sûresinden sonra nazil olmuştur. İbnu'l-Cevzî Sûrenin mekkî olduğu görüşünü Cumhûr'un görüşü olarak vermiştir.[1]

    Tahrîr'de İbn Abbâs ve Katâde'den "Andolsun ki Biz, gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yarattık ve Bize hiçbir yorgunluk da dokunmadı." (âyet: 38) âyetinin medenî olup yahudiler hakkında nazil olduğu da rivayet edilmiştir.[2]

    Âyetlerinin adedi, kırk beştir. [3]



    24. Siz ikiniz atın cehenneme her inatçı kâfiri.

    25. Hayra bütün hızıyla engel olan azgın şüpheciyi.

    26. Ki o, Allah 'tan başka bir ilâh edinmiştir. Haydi siz ikiniz onu en şiddetli azabın içine atın.



    Bu âyet-i kerimelerin, "Sizden her kim İslâm'a girecek olursa ben yaşadığım sürece ona hiçbir faydası dokunmıyacak." diyerek kardeşinin oğullarının müslüman olmalarını engellediği için el-Velîd ibnu'l-Muğîra hakkında nazil olduğu söylenmiştir.[4]



    38. "And olsun ki, gökleri, yeri ve ikisinin ara*sında bulunanları altı günde yarattık ve Biz bir yorgunluk da duymadık.

    39. "Söylediklerine sabret; Rabbini, güneşin doğmasından önce ve batışından önce överek tesbih et."



    1- Hasan ve Katade dediler ki:

    "Yahudiler şöyle demişlerdir:

    "Allah, mahlukatı altı günde yarattı, yedinci gün -cumartesi günü- istirahat etti." Yahudiler bu güne istirahat günü ismi verirler. Bundan dolayı Allah Teala bu âyeti indirdi."[5]

    2- Ahmed b. Muhammed et-Temimî, Abdullah b. Muhammed b. Cafer el-Hafız'dan, o İbrahim b. Muhammed b. Hasan'dan, o Hennad b. es-Serî'den, o Ebû Bekr b. Ayyaş'tan, o Ebû Sa'd el-Bakkal'dan, o İkrime'den, o da İbn Abbas'tan bize şunu riva*yet etti:

    "Yahudiler Peygamber'e gelip göklerin ve yerin yaratılışından sordular. Nebi (s.a.v.) buyurdu ki:

    "Allah, yeri pazar ve pazartesi günleri, dağları ve dağlardaki faydalı şeyleri salı günü, çarşamba günü ağaçları ve suyu, perşembe günü gökleri, cuma günü ise, yıldızları, güneşi ve ayı yarattı." Yahudiler:

    "Sonra ne oldu ya Muhammed?" dediler. Buyurdu ki:

    "Sonra da Arş'a istiva etti." Yahudiler dediler ki:

    "Eğer sözü tamamladıysan, gerçekten isabet ettin. Demek ki bundan sonra istirahat etti." Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.) çok şiddetli ga*zaba geldi de Kâf: 50/38-39 âyetleri nazil oldu."[6]

    3- İbnu Abbas'tan (r.a.) Hâkim anlattı ve sahihdir, dedi. İbnu Abbas (r.a.):

    “Yahudiler Rasûlullah'a geldiler ve göklerin ve yerin yaratılışını sordular. Aleyhisselâm:

    “Allahü Teâlâ, arzı Pazar ve Pazartesi günü, dağları ve onlardaki faydaları Salı günü, ağaçları, suyu, şehirleri, mamur ve harab olan yerleri Çarşamba günü, semayı Perşembe günü, Melekleri, ay, güneş ve yıldızları cumanın son üç saatinde, ilk saatinde ecelleri yarattı, hatta ölen öldü. İkinci saatte afeti, insanların faydalandığı her şey üzerine attı. Üçüncü saatte Adem'i yarattı, onu Cennette iskan etti, Şeytan'a ona secde etmesini emretti ve onu cumanın son saatinde cennetten çıkarttı.” buyurdu. Yahudiler:

    “Ya Muhammed, bundan sonra ne yaptı?” dediler. Aleyhisselâm:

    “Sonra arş üzerine istiva etti.” buyurdu. Yahudiler:

    “Doğru söyledin keşke tamamlasaydın deyip, sonra istirahat etti.” dediler. Nebî Aleyhisselâm, çok fena gadaplandı, Kaf: 50/38 âyeti indirildi, dedi. [7]

    4- İbn Cerîr'in Hennâd kanalıyla İbn Abbâs'tan rivayetine göre Yahudiler, Hz. Peygamber (sa)'e gelmişler ve ona göklerin ve yerin yaratılışını sormuşlar. Hz. Peygamber (sa):

    "Allah yeryüzünü Pazar ve Pazartesi günleri, dağları ve onlardaki faydaları Salı günü yarattı. Çarşamba günü de ağacı, suyu, şehirleri, mamur ve harab olan yerleri yarattı ki hepsi dört gün eder. "De ki: Siz mi, yeri iki günde yaratmış olanı inkâr ediyor ve O'na eşler koşuyorsunuz. İşte O, âlemlerin Rabbı'dır. O, yeryüzüne sabit dağlar yerleştirdi ve orada bereketler yarattı ve onda, arıyanlar için dört günde eşit gıdalar takdir buyurdu." Perşembe günü gökyüzünü yarattı. Cuma günü son üç saatine kadar yıldızları, güneşi, ayı ve melekleri yarattı. Kalan bu üç saatin birincisinde ölenlerin kendisinde ölecekleri ecelleri yarattı, ikincisinde insanların istifade edecekleri her şey üzerine bir âfet bıraktı, üçüncüsünde de Adem'i yarattı, onu cennete koydu, İblîs'e, ona secde etmesini emretti, ve son saatte de onu cennetten çıkardı." buyurdu. Sonra Yahudiler:

    "Peki ey Muhammed sonra ne oldu?" diye sordular. O:

    "Sonra Allah Arş'ı istiva etti." buyurdular. Yahudiler:

    "Şayet tamamlamış olsan isabet etmiş olacaktın: Sonra istirahat etti." dediler de Hz. Peygamber (sa) şiddetli bir şekilde öfkelendi ve işte bu âyet-i kerime nazil oldu.[8]



    45. Biz, onların dediklerini çok iyi biliriz. Sen, onların üstünde bir zorba değilsin. Tehdidimden korkacaklara sen Kur'ân'la öğüt ver.



    İbn Cerîr'in Amr ibn Kays el-Mellâî kanalıyla İbn Abbâs'tan rivayetinde o şöyle demiştir: Bir keresinde ashabı:

    "Ey Allah'ın elçisi, bizi biraz korkutsan ya." demişlerdi. İşte bunun üzerine bu âyet-i kerime nazil oldu.

    İbn Cerîr bu hadisi başka bir kanaldan olmak üzere Amr ibn Kays'dan mürsel olarak da rivayet etmiştir.[9]

    Râzî, bu âyet-i kerimenin kıtal âyetinden önce nazil olduğunu nakleder.[10]







    --------------------------------------------------------------------------------

    [1] İbnu'l-Cevzî, age. VIII,.3. Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/832.

    [2] Kurtubî, age. XVII,3. Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/832.

    [3] İmam Celaleddin es-Suyuti, Lubabu’n-Nukul Fi Esbabi’n-Nuzul, Fatih Yayınevi: 2/619.

    [4] Kurtubî, age. XVII,13; İbnu'l-Cevzî, age. VIII,17; Alûsî, age. XXVI, 185. Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/832. Vehbe Zuhayli, et-Tefsirü’l-Münir, Risale Yayınları: 13/521.

    [5] Mürsel hadistir. İmam Ebu’l-Hasen Ali bin Ahmed el-Vahidi, Esbâb-ı Nüzul, İhtar Yayıncılık: 331. Abdulfettah El-Kâdi, Esbab-ı Nüzul, Fecr Yayınevi: 389. Vehbe Zuhayli, et-Tefsirü’l-Münir, Risale Yayınları: 13/533.

    [6] Senedi zayıftır. İmam Ebu’l-Hasen Ali bin Ahmed el-Vahidi, Esbâb-ı Nüzul, İhtar Yayıncılık: 331.

    [7] İmam Celaleddin es-Suyuti, Lubabu’n-Nukul Fi Esbabi’n-Nuzul, Fatih Yayınevi: 2/620. Vehbe Zuhayli, et-Tefsirü’l-Münir, Risale Yayınları: 13/532.

    [8] Taberî, age. XXVI, 111; İbn Kesîr, age. VII, 156-157. Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/832-833. Vehbe Zuhayli, et-Tefsirü’l-Münir, Risale Yayınları: 13/533.

    [9] Taberî, age. XXVI,115; Suyûtf, Lubâbu'n-Nukûl, 11,139-140. Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/833. İmam Celaleddin es-Suyuti, Lubabu’n-Nukul Fi Esbabi’n-Nuzul, Fatih Yayınevi: 2/621. Abdulfettah El-Kâdi, Esbab-ı Nüzul, Fecr Yayınevi: 389.

    [10] Râzî. age. XXVIII, 191. Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/833.



  4. 07.Kasım.2013, 20:26
    2
    Moderatör



    Gaf süresi değil KAF süresi olacaktı


    Kaf süresi hakkında hadisler


    Mekke-i Mükerreme'de ve Mürselât Sûresinden sonra nazil olmuştur. İbnu'l-Cevzî Sûrenin mekkî olduğu görüşünü Cumhûr'un görüşü olarak vermiştir.[1]

    Tahrîr'de İbn Abbâs ve Katâde'den "Andolsun ki Biz, gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yarattık ve Bize hiçbir yorgunluk da dokunmadı." (âyet: 38) âyetinin medenî olup yahudiler hakkında nazil olduğu da rivayet edilmiştir.[2]

    Âyetlerinin adedi, kırk beştir. [3]



    24. Siz ikiniz atın cehenneme her inatçı kâfiri.

    25. Hayra bütün hızıyla engel olan azgın şüpheciyi.

    26. Ki o, Allah 'tan başka bir ilâh edinmiştir. Haydi siz ikiniz onu en şiddetli azabın içine atın.



    Bu âyet-i kerimelerin, "Sizden her kim İslâm'a girecek olursa ben yaşadığım sürece ona hiçbir faydası dokunmıyacak." diyerek kardeşinin oğullarının müslüman olmalarını engellediği için el-Velîd ibnu'l-Muğîra hakkında nazil olduğu söylenmiştir.[4]



    38. "And olsun ki, gökleri, yeri ve ikisinin ara*sında bulunanları altı günde yarattık ve Biz bir yorgunluk da duymadık.

    39. "Söylediklerine sabret; Rabbini, güneşin doğmasından önce ve batışından önce överek tesbih et."



    1- Hasan ve Katade dediler ki:

    "Yahudiler şöyle demişlerdir:

    "Allah, mahlukatı altı günde yarattı, yedinci gün -cumartesi günü- istirahat etti." Yahudiler bu güne istirahat günü ismi verirler. Bundan dolayı Allah Teala bu âyeti indirdi."[5]

    2- Ahmed b. Muhammed et-Temimî, Abdullah b. Muhammed b. Cafer el-Hafız'dan, o İbrahim b. Muhammed b. Hasan'dan, o Hennad b. es-Serî'den, o Ebû Bekr b. Ayyaş'tan, o Ebû Sa'd el-Bakkal'dan, o İkrime'den, o da İbn Abbas'tan bize şunu riva*yet etti:

    "Yahudiler Peygamber'e gelip göklerin ve yerin yaratılışından sordular. Nebi (s.a.v.) buyurdu ki:

    "Allah, yeri pazar ve pazartesi günleri, dağları ve dağlardaki faydalı şeyleri salı günü, çarşamba günü ağaçları ve suyu, perşembe günü gökleri, cuma günü ise, yıldızları, güneşi ve ayı yarattı." Yahudiler:

    "Sonra ne oldu ya Muhammed?" dediler. Buyurdu ki:

    "Sonra da Arş'a istiva etti." Yahudiler dediler ki:

    "Eğer sözü tamamladıysan, gerçekten isabet ettin. Demek ki bundan sonra istirahat etti." Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.) çok şiddetli ga*zaba geldi de Kâf: 50/38-39 âyetleri nazil oldu."[6]

    3- İbnu Abbas'tan (r.a.) Hâkim anlattı ve sahihdir, dedi. İbnu Abbas (r.a.):

    “Yahudiler Rasûlullah'a geldiler ve göklerin ve yerin yaratılışını sordular. Aleyhisselâm:

    “Allahü Teâlâ, arzı Pazar ve Pazartesi günü, dağları ve onlardaki faydaları Salı günü, ağaçları, suyu, şehirleri, mamur ve harab olan yerleri Çarşamba günü, semayı Perşembe günü, Melekleri, ay, güneş ve yıldızları cumanın son üç saatinde, ilk saatinde ecelleri yarattı, hatta ölen öldü. İkinci saatte afeti, insanların faydalandığı her şey üzerine attı. Üçüncü saatte Adem'i yarattı, onu Cennette iskan etti, Şeytan'a ona secde etmesini emretti ve onu cumanın son saatinde cennetten çıkarttı.” buyurdu. Yahudiler:

    “Ya Muhammed, bundan sonra ne yaptı?” dediler. Aleyhisselâm:

    “Sonra arş üzerine istiva etti.” buyurdu. Yahudiler:

    “Doğru söyledin keşke tamamlasaydın deyip, sonra istirahat etti.” dediler. Nebî Aleyhisselâm, çok fena gadaplandı, Kaf: 50/38 âyeti indirildi, dedi. [7]

    4- İbn Cerîr'in Hennâd kanalıyla İbn Abbâs'tan rivayetine göre Yahudiler, Hz. Peygamber (sa)'e gelmişler ve ona göklerin ve yerin yaratılışını sormuşlar. Hz. Peygamber (sa):

    "Allah yeryüzünü Pazar ve Pazartesi günleri, dağları ve onlardaki faydaları Salı günü yarattı. Çarşamba günü de ağacı, suyu, şehirleri, mamur ve harab olan yerleri yarattı ki hepsi dört gün eder. "De ki: Siz mi, yeri iki günde yaratmış olanı inkâr ediyor ve O'na eşler koşuyorsunuz. İşte O, âlemlerin Rabbı'dır. O, yeryüzüne sabit dağlar yerleştirdi ve orada bereketler yarattı ve onda, arıyanlar için dört günde eşit gıdalar takdir buyurdu." Perşembe günü gökyüzünü yarattı. Cuma günü son üç saatine kadar yıldızları, güneşi, ayı ve melekleri yarattı. Kalan bu üç saatin birincisinde ölenlerin kendisinde ölecekleri ecelleri yarattı, ikincisinde insanların istifade edecekleri her şey üzerine bir âfet bıraktı, üçüncüsünde de Adem'i yarattı, onu cennete koydu, İblîs'e, ona secde etmesini emretti, ve son saatte de onu cennetten çıkardı." buyurdu. Sonra Yahudiler:

    "Peki ey Muhammed sonra ne oldu?" diye sordular. O:

    "Sonra Allah Arş'ı istiva etti." buyurdular. Yahudiler:

    "Şayet tamamlamış olsan isabet etmiş olacaktın: Sonra istirahat etti." dediler de Hz. Peygamber (sa) şiddetli bir şekilde öfkelendi ve işte bu âyet-i kerime nazil oldu.[8]



    45. Biz, onların dediklerini çok iyi biliriz. Sen, onların üstünde bir zorba değilsin. Tehdidimden korkacaklara sen Kur'ân'la öğüt ver.



    İbn Cerîr'in Amr ibn Kays el-Mellâî kanalıyla İbn Abbâs'tan rivayetinde o şöyle demiştir: Bir keresinde ashabı:

    "Ey Allah'ın elçisi, bizi biraz korkutsan ya." demişlerdi. İşte bunun üzerine bu âyet-i kerime nazil oldu.

    İbn Cerîr bu hadisi başka bir kanaldan olmak üzere Amr ibn Kays'dan mürsel olarak da rivayet etmiştir.[9]

    Râzî, bu âyet-i kerimenin kıtal âyetinden önce nazil olduğunu nakleder.[10]







    --------------------------------------------------------------------------------

    [1] İbnu'l-Cevzî, age. VIII,.3. Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/832.

    [2] Kurtubî, age. XVII,3. Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/832.

    [3] İmam Celaleddin es-Suyuti, Lubabu’n-Nukul Fi Esbabi’n-Nuzul, Fatih Yayınevi: 2/619.

    [4] Kurtubî, age. XVII,13; İbnu'l-Cevzî, age. VIII,17; Alûsî, age. XXVI, 185. Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/832. Vehbe Zuhayli, et-Tefsirü’l-Münir, Risale Yayınları: 13/521.

    [5] Mürsel hadistir. İmam Ebu’l-Hasen Ali bin Ahmed el-Vahidi, Esbâb-ı Nüzul, İhtar Yayıncılık: 331. Abdulfettah El-Kâdi, Esbab-ı Nüzul, Fecr Yayınevi: 389. Vehbe Zuhayli, et-Tefsirü’l-Münir, Risale Yayınları: 13/533.

    [6] Senedi zayıftır. İmam Ebu’l-Hasen Ali bin Ahmed el-Vahidi, Esbâb-ı Nüzul, İhtar Yayıncılık: 331.

    [7] İmam Celaleddin es-Suyuti, Lubabu’n-Nukul Fi Esbabi’n-Nuzul, Fatih Yayınevi: 2/620. Vehbe Zuhayli, et-Tefsirü’l-Münir, Risale Yayınları: 13/532.

    [8] Taberî, age. XXVI, 111; İbn Kesîr, age. VII, 156-157. Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/832-833. Vehbe Zuhayli, et-Tefsirü’l-Münir, Risale Yayınları: 13/533.

    [9] Taberî, age. XXVI,115; Suyûtf, Lubâbu'n-Nukûl, 11,139-140. Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/833. İmam Celaleddin es-Suyuti, Lubabu’n-Nukul Fi Esbabi’n-Nuzul, Fatih Yayınevi: 2/621. Abdulfettah El-Kâdi, Esbab-ı Nüzul, Fecr Yayınevi: 389.

    [10] Râzî. age. XXVIII, 191. Bedreddin Çetiner, Esbab-ı Nüzul, Çağrı Yayınları: 2/833.






+ Yorum Gönder