Konusunu Oylayın.: El ile ilgili deyimler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
El ile ilgili deyimler
  1. 23.Mayıs.2013, 01:01
    1
    Misafir

    El ile ilgili deyimler






    El ile ilgili deyimler Mumsema El ile ilgili deyimler örneklerine ihtiyacım var bana el hakkında anlamlı deyimler paylaşabilir misiniz ?


  2. 23.Mayıs.2013, 01:01
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    El ile ilgili deyimler örneklerine ihtiyacım var bana el hakkında anlamlı deyimler paylaşabilir misiniz ?


    Benzer Konular

    - Din kelimesi ile ilgili deyimler

    - Bayram ile ilgili deyimler

    - Vicdan ile ilgili deyimler

    - Ruh ile ilgili deyimler

    - Çalışmak ile ilgili deyimler

  3. 29.Mayıs.2013, 18:27
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: El ile ilgili deyimler




    Elle ilgili deyimler, Ell hakkında Deyimler

    -El açmak: 1 Dilenmek 2 Başkasının yardımını almak için yalvarmak”İhtiyarlayıp da el açacağı hiç aklına gelmemişti”

    -El altından: Kimsenin haberi olmadan, gizlice”Parayı el altından verdi”

    -El atmak: 1 Bir işe girişmek 2 Birisinin işine karışmak”Üstüne vazife olmayan işe el atma sakın!”

    -El ayak çekilmek: Ortalıkta kimse kalmamak, ıssızlaşıp sessizleşmek”Bu iş ancak el ayak çekildikten sonra yapılır”


    -El basmak: Yemin etmek, kutsal bir şey üzerine el koyarak ant içmek”Kur`ân`a el basarım ki bu işi ben yapmadım”

    -El çabukluğu: 1 Bir işi çok çabuk yapabilme ustalığı 2 Hilesini kimseye sezdirmeyecek biçimde yapabilme”Adamın cebinden el çabukluğu ile cüzdanı çekiverdi”

    -Elde avuçta bir şey kalmamak: Parasını, malını, tüm varlığını harcayıp bitirmiş olmak”Elde avuçta bir şey kalmayınca ne yapacağını şaşırdı”

    -Elde etmek: 1 Bir şeye sahip olmak 2 Bir kimseyi kendi yanına çekmek”Onun gibi dürüstleri elde edemezsin, boşuna uğraşma”

    -Elde kalmak: 1 Bir malın satılmayıp geride kalan kısmı 2 Harcanandan arta kalmış olmak”Şu kasadaki üzümler elde kaldı”

    -Elden ayaktan düşmek (veya kesilmek): Yaşlılık, hastalık sebebiyle iş yapamaz, yürüyemez, kendi işini göremez duruma gelmek”Allah kimseyi elden ayaktan düşürmesin”

    -Elden çıkmak: Malı olmaktan çıkmak”O arsa elden çıktığı için üzüldüm”

    -Elden düşme: Az kullanılmış”Elden düşme bir araba aldı”

    -Elden ele dolaşmak: Pek çok kişi tarafından kullanılmak, bir çok sahip eline geçmek”Elden ele dolaşan atı nihayet geri almayı başardı”

    -Elden geçirmek: Eksiklikleri düzeltmek, onarmak; denetlemek için pek çok şeyi ele alıp yoklamak, gözden geçirmek”Yaptığın işi bir daha elden geçir”
    -Elden gitmek: Bir şeyi yitirmek, ondan yoksun kalmak”Bütün mal mülk bir hiç uğruna elden gitti”

    -Ele almak: 1 Bir şey üzerinde çalışmaya başlamış olmak 2 İncelemek, araştırmak veya tenkit etmek”Konuyu yeni baştan bir daha ele alalım”

    -Ele avuca sığmamak: 1 Şımarık davranmak 2 Söz dinlememek, kural tanımamak, zapt edilememek”Sen ne ele avuca sığmaz bir çocukmuşsun meğer”

    -Ele geçirmek: Sahip olmak, kaçan bir kimseyi yakalamak”Şu toprak parçasını da ele geçirdik mi işimiz tamam demektir”

    -El elde baş başta: 1 Masrafla para birbirine denk geldi 2 Yapılan işin sonunda ne kâr ne de zarar edildi”Alışverişten el elde baş başta döndü”

    -Elekten geçirmek: Titizlikle seçmek; iyiyi kötüyü, doğruyu yanlışı birbirinden ayırmak”Şu dosyayı bir daha elekten geçirin”

    -El ele vermek: Güçleri birleştirip işbirliği yapmak, yardımlaşmak”Bu yolu ancak el ele verirsek yapabiliriz”

    -El emeği: 1 Elle yapılan işe harcanan emek 2 Elle yapılan çalışmanın karşılığı”El emeğinin karşılığı değildir bu para”

    -Ele vermek: Bulunduğu yeri haber vererek suçluyu yakalatmak”Katili ele vermeyi kafasına koyarak sokağa çıktı”

    -Eli açık: Cömert, çok para harcayan, sakınmadan para verebilen”Eli açık olan insanları severim”

    -Eli ağır: 1 Oldukça yavaş iş yapan 2 Vurunca çok acıtan”Eli o kadar ağırmış ki enseme gülle düştü sandım”

    -Eli altında olmak: 1 İstediği anda ele alıp kullanabileceği bir yerde bulunmak 2 Buyruğunda olmak”İyi bir usta, araç ve gereçlerinin elinin altında olmasını ister”

    -Eli ayağı buz kesilmek: 1 Korku, heyecan ve üzüntüden ne yapacağını bilemez duruma gelmek, donup kalmak 2 Çok üşümek”Haydi elimiz ayağımız buz kesmeden girelim içeri”

    -Eli ayağı tutmak: İş yapabilecek güçte olmak, bedenî gücü var olmak”Çok şükür şimdilik elimiz ayağımız tutuyor”

    -Eli bayraklı: Kavgacı, şirret, edepsiz”Onun eli bayraklı bir kadın olduğunu daha yeni anladınız”

    -Eli bol: Cömert, esirgemeyen, çok para ve eşyası olan”Duyduğumuza göre Hasan Çavuş eli bol bir insanmış”

    -Eli boş dönmek: Umduğunu alamadan geri dönmek”Eli boş döneceği hiç aklıma gelmezdi”

    -Eli böğründe kalmak: Çaresiz kalmak, bir şey yapamaz duruma gelmek, başarısızlığa uğramak”Tek hayvanın öldüğünü görünce eli böğründe kaldı”

    -Eli cebine gitmemek (veya varmamak): Cimri olmak, para harcamaya kıyamamak”Ondan da yardım istediler, ancak eli cebine bir türlü gitmedi, arkasını dönüp uzaklaştı”

    -Eli çabuk: Süratli iş gören”Eli çabuk adamlara ihtiyacımız var”

    -Eli darda: Geçimi için para sıkıntısı çeken”Eli darda insanlara yardım etmek insanlık borcudur”

    -Eli değmemek: Bir işi yapmaya zaman bulamamak”Odanı temizlemeye elim değmiyor”

    -Elifi görse mertek sanır: Cahil, okuması yazması yoktur”Ona mı akıl danışıyorsun, elifi görse mertek sanır o ”

    -Eli hafif: İncitmeden, can yakmadan iş gören”İğneyi Hatice hemşireye vurdurun eli hafiftir onun”

    -Eli kalem tutmak: 1 Yazı yazmayı bilmek 2 Düşüncelerini derli toplu güzel bir ifade ile yazabilmek”Elin kalem tutmaz mı senin?”


  4. 29.Mayıs.2013, 18:27
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    Elle ilgili deyimler, Ell hakkında Deyimler

    -El açmak: 1 Dilenmek 2 Başkasının yardımını almak için yalvarmak”İhtiyarlayıp da el açacağı hiç aklına gelmemişti”

    -El altından: Kimsenin haberi olmadan, gizlice”Parayı el altından verdi”

    -El atmak: 1 Bir işe girişmek 2 Birisinin işine karışmak”Üstüne vazife olmayan işe el atma sakın!”

    -El ayak çekilmek: Ortalıkta kimse kalmamak, ıssızlaşıp sessizleşmek”Bu iş ancak el ayak çekildikten sonra yapılır”


    -El basmak: Yemin etmek, kutsal bir şey üzerine el koyarak ant içmek”Kur`ân`a el basarım ki bu işi ben yapmadım”

    -El çabukluğu: 1 Bir işi çok çabuk yapabilme ustalığı 2 Hilesini kimseye sezdirmeyecek biçimde yapabilme”Adamın cebinden el çabukluğu ile cüzdanı çekiverdi”

    -Elde avuçta bir şey kalmamak: Parasını, malını, tüm varlığını harcayıp bitirmiş olmak”Elde avuçta bir şey kalmayınca ne yapacağını şaşırdı”

    -Elde etmek: 1 Bir şeye sahip olmak 2 Bir kimseyi kendi yanına çekmek”Onun gibi dürüstleri elde edemezsin, boşuna uğraşma”

    -Elde kalmak: 1 Bir malın satılmayıp geride kalan kısmı 2 Harcanandan arta kalmış olmak”Şu kasadaki üzümler elde kaldı”

    -Elden ayaktan düşmek (veya kesilmek): Yaşlılık, hastalık sebebiyle iş yapamaz, yürüyemez, kendi işini göremez duruma gelmek”Allah kimseyi elden ayaktan düşürmesin”

    -Elden çıkmak: Malı olmaktan çıkmak”O arsa elden çıktığı için üzüldüm”

    -Elden düşme: Az kullanılmış”Elden düşme bir araba aldı”

    -Elden ele dolaşmak: Pek çok kişi tarafından kullanılmak, bir çok sahip eline geçmek”Elden ele dolaşan atı nihayet geri almayı başardı”

    -Elden geçirmek: Eksiklikleri düzeltmek, onarmak; denetlemek için pek çok şeyi ele alıp yoklamak, gözden geçirmek”Yaptığın işi bir daha elden geçir”
    -Elden gitmek: Bir şeyi yitirmek, ondan yoksun kalmak”Bütün mal mülk bir hiç uğruna elden gitti”

    -Ele almak: 1 Bir şey üzerinde çalışmaya başlamış olmak 2 İncelemek, araştırmak veya tenkit etmek”Konuyu yeni baştan bir daha ele alalım”

    -Ele avuca sığmamak: 1 Şımarık davranmak 2 Söz dinlememek, kural tanımamak, zapt edilememek”Sen ne ele avuca sığmaz bir çocukmuşsun meğer”

    -Ele geçirmek: Sahip olmak, kaçan bir kimseyi yakalamak”Şu toprak parçasını da ele geçirdik mi işimiz tamam demektir”

    -El elde baş başta: 1 Masrafla para birbirine denk geldi 2 Yapılan işin sonunda ne kâr ne de zarar edildi”Alışverişten el elde baş başta döndü”

    -Elekten geçirmek: Titizlikle seçmek; iyiyi kötüyü, doğruyu yanlışı birbirinden ayırmak”Şu dosyayı bir daha elekten geçirin”

    -El ele vermek: Güçleri birleştirip işbirliği yapmak, yardımlaşmak”Bu yolu ancak el ele verirsek yapabiliriz”

    -El emeği: 1 Elle yapılan işe harcanan emek 2 Elle yapılan çalışmanın karşılığı”El emeğinin karşılığı değildir bu para”

    -Ele vermek: Bulunduğu yeri haber vererek suçluyu yakalatmak”Katili ele vermeyi kafasına koyarak sokağa çıktı”

    -Eli açık: Cömert, çok para harcayan, sakınmadan para verebilen”Eli açık olan insanları severim”

    -Eli ağır: 1 Oldukça yavaş iş yapan 2 Vurunca çok acıtan”Eli o kadar ağırmış ki enseme gülle düştü sandım”

    -Eli altında olmak: 1 İstediği anda ele alıp kullanabileceği bir yerde bulunmak 2 Buyruğunda olmak”İyi bir usta, araç ve gereçlerinin elinin altında olmasını ister”

    -Eli ayağı buz kesilmek: 1 Korku, heyecan ve üzüntüden ne yapacağını bilemez duruma gelmek, donup kalmak 2 Çok üşümek”Haydi elimiz ayağımız buz kesmeden girelim içeri”

    -Eli ayağı tutmak: İş yapabilecek güçte olmak, bedenî gücü var olmak”Çok şükür şimdilik elimiz ayağımız tutuyor”

    -Eli bayraklı: Kavgacı, şirret, edepsiz”Onun eli bayraklı bir kadın olduğunu daha yeni anladınız”

    -Eli bol: Cömert, esirgemeyen, çok para ve eşyası olan”Duyduğumuza göre Hasan Çavuş eli bol bir insanmış”

    -Eli boş dönmek: Umduğunu alamadan geri dönmek”Eli boş döneceği hiç aklıma gelmezdi”

    -Eli böğründe kalmak: Çaresiz kalmak, bir şey yapamaz duruma gelmek, başarısızlığa uğramak”Tek hayvanın öldüğünü görünce eli böğründe kaldı”

    -Eli cebine gitmemek (veya varmamak): Cimri olmak, para harcamaya kıyamamak”Ondan da yardım istediler, ancak eli cebine bir türlü gitmedi, arkasını dönüp uzaklaştı”

    -Eli çabuk: Süratli iş gören”Eli çabuk adamlara ihtiyacımız var”

    -Eli darda: Geçimi için para sıkıntısı çeken”Eli darda insanlara yardım etmek insanlık borcudur”

    -Eli değmemek: Bir işi yapmaya zaman bulamamak”Odanı temizlemeye elim değmiyor”

    -Elifi görse mertek sanır: Cahil, okuması yazması yoktur”Ona mı akıl danışıyorsun, elifi görse mertek sanır o ”

    -Eli hafif: İncitmeden, can yakmadan iş gören”İğneyi Hatice hemşireye vurdurun eli hafiftir onun”

    -Eli kalem tutmak: 1 Yazı yazmayı bilmek 2 Düşüncelerini derli toplu güzel bir ifade ile yazabilmek”Elin kalem tutmaz mı senin?”





+ Yorum Gönder