Konusunu Oylayın.: İnfak ile ilgili güzel sözler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 6 kişi
İnfak ile ilgili güzel sözler
  1. 15.Nisan.2012, 14:27
    1
    Misafir

    İnfak ile ilgili güzel sözler






    İnfak ile ilgili güzel sözler Mumsema infak ile ilgili güzel sözler yazın lütfen ödevim için bana infak hakkında güzel ve anlamlı sözler yazar mısınız ?


  2. 15.Nisan.2012, 14:27
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    infak ile ilgili güzel sözler yazın lütfen ödevim için bana infak hakkında güzel ve anlamlı sözler yazar mısınız ?


    Benzer Konular

    - İnfak ile ilgili güzel bir cuma hutbesi

    - El ile ilgili güzel sözler

    - Güzel ile ilgili sözler

    - Gül ile ilgili güzel sözler

    - En Kısa Kardeşlikle ilgili Sözler En Güzel Kardeşlik ile ilgili Mesajlar

  3. 15.Nisan.2012, 14:41
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: infak ile ilgili güzel sözler




    Yardım ile ilgili sözler


    Başkasına yararı dokunan insan en kusursuz insandır Sophokles


    Dostuna da, düşmanına da yardım et, çünkü o zaman dostunla daha yakın dost, düşmanınla da dost olursun Clebul
    Eğer hür bir toplum sayıca daha çok olan fakirlere yardım edemezse, sayıca az olan zenginleri de kurtaramaz John Kennedy


    Her yardım, cennete doğru bir basamaktır HWard Beecher


    Herkes ötekisine yardım etseydi, herkesin işi yapılmış olurdu Erner Erchenbach


    Işık yapmanın iki yolu vardır: ya kandil olmak, ya da yansıtan ayna… Edith Warton


    İnsan, dostlarının acılarına, onlarla bir olup ağlayıp sızlamakla değil, yardım ve bakım ile katılmalıdır Epukuros


    İnsanın en iyi yardımı kendi kendisine yaptığı yardımdır Goethe


    İnsanlar, birbirlerine yardımdan el çektikleri gün, insanlık yok olur, karşılıklı dayanışma olmazsa toplumlar olmaz Walter Scott


    İyilik etmek, fenalıktan sakınmak hususunda birbirinizle yardımlaşın günah işlemek ve haddi aşmak üzerinde yardımlaşmayın Maide Suresi, 2
    Küçüklerin yardımı olmaksızın hiçbir büyüğün başarıya ulaştığı görülmez Bu, ne küçüğü büyütür, ne de büyüğü küçültür Cemil Sena


    Sevmek fiilinden sonra gelen dünyanın en güzel fiili yardım etmektir V Suttner


    Size yapılan en ufak bir yardımı sakın unutmayınız, yaptığınız en büyük yardımı ise hiçbir vakit hatırlamayınız Chilon
    Yardımlar tıpkı çiçek gibidir, ne kadar taze ise insanları o kadar memnun eder Chillon




    İslamda İnfak İle İlgili Bilgi


    İNFÂK


    Nafaka verip geçindirme, besleme, Allah yolunda harcama Bir terim olarak; gerek hısımlardan ve gerekse diğer insanlardan yoksul ve muhtaç olanlara para veya maişet yardımı yaparak, onların geçimini sağlama, demektir Zarûrî ihtiyaç ve maişet için sarfolunacak paraya ve azık çeşidine “nafaka” denir Bir kimsenin kanunen geçindirmek zorunda bulunduğu kimselere mahkeme kararıyla bağlanan aylık da bu adı alır


    İslâm hukukunda infakın kapsamı geniştir Aile reisinin bakmakla yükümlü olduğu kimselere harcama yapmasını kapsadığı gibi; diğer yoksul ve muhtaçlara yapılan zekât, sadaka ve benzeri yardımları da anlamı içine alır Zekât gibi miktarı belirli yardımlaşma hükümleri gelmeden önce, Ashâb-ı kiram yoksullar için ne kadar harcayacaklarını bilmiyorlardı


    Muaz b Cebel ile Sa’lebe Hz Peygamber’e “Kölelerimiz ve hısımlarımız var Bunlara malımızdan ne şekilde ve ne miktarda harcayalım” diye, şu ayet inmişti: “Ey Muhammed! Sana, hangi şeyi nafaka vereceklerini sorarlar De ki: “İhtiyacınızdan artanı verin”(el-Bakara, 2/219) Zekât farz kılınmadan önce, kazanç sahipleri, bu ayete göre, her günkü kazançlarından kendilerine yetecek kadarını alır, gerisini tasadduk ederlerdi Altın, gümüş gibi nakit sahipleri de, bir yıllık geçimini ayırır, geri kalanını Allah yolunda harcarlardı (ez-Zebîdî, Tecridî Sarîh, Terc K Miras, Ankara 1978, XI, 371)


    Kur’an-ı Kerîm’in pek çok âyetinde, varlıklı müminlere “Allah yolunda infak” emir ve tavsiyesinde bulunulmuş, Allah yolunda harcayanlar övülmüştür


    “Ey iman edenler, kazandıklarınızın ve sizin için yerden çıkardığımız ürünlerin en helâl ve iyisinden Allah yolunda harcayın (zekât ve sadaka verin)” (el-Bakara, 2/267);


    “Mallarını gizli ve açık olarak gece ve gündüz harcayan kimseler var ya, iste onların, Rableri katında ecirleri vardır Onlara hiçbir kortu yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır” (el-Bakara, 2/274);


    “Mallarını Allah yolunda harcayanların hâli, her başağı yüz daneli yedi başak bitiren bir tohumun hâli gibidir Allah dilediği kimseye daha kat kat verir, Allah’ın ihsanı çok geniştir Her şeyi hakkıyle bilendir” (el-Bakara, 2/261)


    Bakara Suresi’nin ilk ayetlerinde takvâ sahiplerinin vasıfları sayılırken, “Allah yolunda harcayanlar”; gayba inanan ve namaz kılandan sonra üçüncü sırada zikredilir (bk el-Bakara, 2/3; Âlu İmrân, 3/134)


    Allah yolunda yapılan harcamanın, malın sevilen çeşidinden yapılması, kişiyi “birr” derecesine ulaştırır Ayette şöyle buyurulur: “Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcayıncaya kadar Cennete ve iyiliğin en güzeline (birr) eremezsiniz” (Âlu İmrân, 3/92) Bu ayet inince, Ebû Talha (ra) en çok sevdiği malı olan “Bırh┠bahçesini Allah yolunda tasadduk etmek istemiş, Hz Peygamber’in; “yakın hısımlarına ve amcasının oğullarına vermesi” tavsiyesine uyarak böyle yapmıştır (Buhârî, Zekât, 44, Vesâyâ, 17, 26; Müslim Zekât, 43; Ahmed b Hanbel, III, 141, 256) Hz Ömer Hayber’den hissesine düşen değerli ganimet toprağını vakfetmiştir (İbn Kesîr, Muhtasaru Tefsir, Beyrut 1981, I, 299)


    Zeyd b Hârise (ra) “Seyl” adındaki ünlü atını tasadduk etmesini Hz Peygamber’den istemiş, O da atı Usâme b Zeyd (ra)’e vermiştir Hasan el-Basrî şöyle der: “Bir kimse sevdiği bir tek hurmayı bile Allah rızası için sadaka olarak verirse bu ayetteki “birr”e mazhar olmuş olur” Ömer b Abdülaziz, yoksullara bol miktarda şeker dağıtır ve sebebini soranlara da şu cevabı verirdi: Çünkü ben en çok şekeri severim


    İnfakın en fazîletlisi ve en önde geleni kişinin muhtaç durumda bulunan hısımlarına yaptığı harcamalardır Ayette şöyle buyurulur: “Erkekler kadınlar üzerinde hakimdirler Çünkü Allah birini (cihat, imamet ve miras gibi bazı konularda) diğerinden üstün yaratmıştır Bir de erkekler, mallarından onların geçimini sağlamaktadırlar” (en-Nisâ, 4/34) Âile fertlerine yapılacak harcama sadaka hükmündedir Hadiste şöyle buyurulur:”Bir müslüman, aile fertlerinin geçimini, Allah’ın rızasını umarak sağlasa bu, kendisi için sadaka olur”


    Hadiste zikredilen aile fertlerine (ehl); karısı, çocukları, nafakası kendisine gerekli olan erkek ve kız kardeşleri ile amcası ve amcasının çocukları, evinde beslediği yabancı yoksul çocuklar dahildir Bir kimsenin bakmakla yükümlü olduğu kimseleri geçindirmesi, onun üzerine vaciptir Eğer bu masrafları yaparken Allah rızasını kazanmayı kastederse, sürekli sadaka ecri alır Ancak bu konuda Allah rızasını kasdetmezse, üzerinden borç düşer, fakat ayrıca bir ecir alamaz (bk ez-Zebîdî, age, IV, 411-417, XI, 372, 373) Buna, Sa’d b Ebî Vakkas’ın naklettiği şu hadis de delâlet eder:


    Veda Haccı yılı Mekke’de hastalanan Sa’d b Ebî Vakkas tek varisi olan kızına çok servet kalacağını düşünerek servetinin üçte ikisini vasiyet yoluyla başkasına bırakmak ister Hz Peygamber razı olmaz Yarısını bırakmak ister Resulullah (sas), “üçte birini vasiyet etmesi” ne müsaade eder ve şöyle buyurur:


    “Ey Sa’d! Senin mirasçılarını zengin bırakman, onları yoksul ve başkalarına avuç açar bir halde bırakmandan daha hayırlıdır Sen, Allah rızası için harcadığın nafakadan dolayı ecir alırsın Hatta, yemek yerken eşinin ağzına verdiğin lokmadan ötürü de ecir alırsın” (Buhârî, Merdâ, 16; Mâlik, Muvatta’, Vasiyye, 4) Ancak Sa’d, bu hastalığından iyileşip uzun bir müddet daha yaşamış ve bu kızından başka çocukları olmuştur


    Buna göre, bir kimse, malının üçte birine kadar olan kısmını vasiyet yoluyla Allah yolunda harcayabilir Servetin üçte ikisi mirasçıların korunmuş hissesidir Ancak, mirasçılara vasiyetle mal bırakılması hadisle yasaklanmıştır Çünkü mirasçılara Allahu Teâlâ belirli miras hisseleri tahsis etmiştir (bk en-Nisâ, 4/11, 12, 176; el-Enfâl, 8/75)
    alıntı


  4. 15.Nisan.2012, 14:41
    2
    Silent and lonely rains



    Yardım ile ilgili sözler


    Başkasına yararı dokunan insan en kusursuz insandır Sophokles


    Dostuna da, düşmanına da yardım et, çünkü o zaman dostunla daha yakın dost, düşmanınla da dost olursun Clebul
    Eğer hür bir toplum sayıca daha çok olan fakirlere yardım edemezse, sayıca az olan zenginleri de kurtaramaz John Kennedy


    Her yardım, cennete doğru bir basamaktır HWard Beecher


    Herkes ötekisine yardım etseydi, herkesin işi yapılmış olurdu Erner Erchenbach


    Işık yapmanın iki yolu vardır: ya kandil olmak, ya da yansıtan ayna… Edith Warton


    İnsan, dostlarının acılarına, onlarla bir olup ağlayıp sızlamakla değil, yardım ve bakım ile katılmalıdır Epukuros


    İnsanın en iyi yardımı kendi kendisine yaptığı yardımdır Goethe


    İnsanlar, birbirlerine yardımdan el çektikleri gün, insanlık yok olur, karşılıklı dayanışma olmazsa toplumlar olmaz Walter Scott


    İyilik etmek, fenalıktan sakınmak hususunda birbirinizle yardımlaşın günah işlemek ve haddi aşmak üzerinde yardımlaşmayın Maide Suresi, 2
    Küçüklerin yardımı olmaksızın hiçbir büyüğün başarıya ulaştığı görülmez Bu, ne küçüğü büyütür, ne de büyüğü küçültür Cemil Sena


    Sevmek fiilinden sonra gelen dünyanın en güzel fiili yardım etmektir V Suttner


    Size yapılan en ufak bir yardımı sakın unutmayınız, yaptığınız en büyük yardımı ise hiçbir vakit hatırlamayınız Chilon
    Yardımlar tıpkı çiçek gibidir, ne kadar taze ise insanları o kadar memnun eder Chillon




    İslamda İnfak İle İlgili Bilgi


    İNFÂK


    Nafaka verip geçindirme, besleme, Allah yolunda harcama Bir terim olarak; gerek hısımlardan ve gerekse diğer insanlardan yoksul ve muhtaç olanlara para veya maişet yardımı yaparak, onların geçimini sağlama, demektir Zarûrî ihtiyaç ve maişet için sarfolunacak paraya ve azık çeşidine “nafaka” denir Bir kimsenin kanunen geçindirmek zorunda bulunduğu kimselere mahkeme kararıyla bağlanan aylık da bu adı alır


    İslâm hukukunda infakın kapsamı geniştir Aile reisinin bakmakla yükümlü olduğu kimselere harcama yapmasını kapsadığı gibi; diğer yoksul ve muhtaçlara yapılan zekât, sadaka ve benzeri yardımları da anlamı içine alır Zekât gibi miktarı belirli yardımlaşma hükümleri gelmeden önce, Ashâb-ı kiram yoksullar için ne kadar harcayacaklarını bilmiyorlardı


    Muaz b Cebel ile Sa’lebe Hz Peygamber’e “Kölelerimiz ve hısımlarımız var Bunlara malımızdan ne şekilde ve ne miktarda harcayalım” diye, şu ayet inmişti: “Ey Muhammed! Sana, hangi şeyi nafaka vereceklerini sorarlar De ki: “İhtiyacınızdan artanı verin”(el-Bakara, 2/219) Zekât farz kılınmadan önce, kazanç sahipleri, bu ayete göre, her günkü kazançlarından kendilerine yetecek kadarını alır, gerisini tasadduk ederlerdi Altın, gümüş gibi nakit sahipleri de, bir yıllık geçimini ayırır, geri kalanını Allah yolunda harcarlardı (ez-Zebîdî, Tecridî Sarîh, Terc K Miras, Ankara 1978, XI, 371)


    Kur’an-ı Kerîm’in pek çok âyetinde, varlıklı müminlere “Allah yolunda infak” emir ve tavsiyesinde bulunulmuş, Allah yolunda harcayanlar övülmüştür


    “Ey iman edenler, kazandıklarınızın ve sizin için yerden çıkardığımız ürünlerin en helâl ve iyisinden Allah yolunda harcayın (zekât ve sadaka verin)” (el-Bakara, 2/267);


    “Mallarını gizli ve açık olarak gece ve gündüz harcayan kimseler var ya, iste onların, Rableri katında ecirleri vardır Onlara hiçbir kortu yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır” (el-Bakara, 2/274);


    “Mallarını Allah yolunda harcayanların hâli, her başağı yüz daneli yedi başak bitiren bir tohumun hâli gibidir Allah dilediği kimseye daha kat kat verir, Allah’ın ihsanı çok geniştir Her şeyi hakkıyle bilendir” (el-Bakara, 2/261)


    Bakara Suresi’nin ilk ayetlerinde takvâ sahiplerinin vasıfları sayılırken, “Allah yolunda harcayanlar”; gayba inanan ve namaz kılandan sonra üçüncü sırada zikredilir (bk el-Bakara, 2/3; Âlu İmrân, 3/134)


    Allah yolunda yapılan harcamanın, malın sevilen çeşidinden yapılması, kişiyi “birr” derecesine ulaştırır Ayette şöyle buyurulur: “Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcayıncaya kadar Cennete ve iyiliğin en güzeline (birr) eremezsiniz” (Âlu İmrân, 3/92) Bu ayet inince, Ebû Talha (ra) en çok sevdiği malı olan “Bırh┠bahçesini Allah yolunda tasadduk etmek istemiş, Hz Peygamber’in; “yakın hısımlarına ve amcasının oğullarına vermesi” tavsiyesine uyarak böyle yapmıştır (Buhârî, Zekât, 44, Vesâyâ, 17, 26; Müslim Zekât, 43; Ahmed b Hanbel, III, 141, 256) Hz Ömer Hayber’den hissesine düşen değerli ganimet toprağını vakfetmiştir (İbn Kesîr, Muhtasaru Tefsir, Beyrut 1981, I, 299)


    Zeyd b Hârise (ra) “Seyl” adındaki ünlü atını tasadduk etmesini Hz Peygamber’den istemiş, O da atı Usâme b Zeyd (ra)’e vermiştir Hasan el-Basrî şöyle der: “Bir kimse sevdiği bir tek hurmayı bile Allah rızası için sadaka olarak verirse bu ayetteki “birr”e mazhar olmuş olur” Ömer b Abdülaziz, yoksullara bol miktarda şeker dağıtır ve sebebini soranlara da şu cevabı verirdi: Çünkü ben en çok şekeri severim


    İnfakın en fazîletlisi ve en önde geleni kişinin muhtaç durumda bulunan hısımlarına yaptığı harcamalardır Ayette şöyle buyurulur: “Erkekler kadınlar üzerinde hakimdirler Çünkü Allah birini (cihat, imamet ve miras gibi bazı konularda) diğerinden üstün yaratmıştır Bir de erkekler, mallarından onların geçimini sağlamaktadırlar” (en-Nisâ, 4/34) Âile fertlerine yapılacak harcama sadaka hükmündedir Hadiste şöyle buyurulur:”Bir müslüman, aile fertlerinin geçimini, Allah’ın rızasını umarak sağlasa bu, kendisi için sadaka olur”


    Hadiste zikredilen aile fertlerine (ehl); karısı, çocukları, nafakası kendisine gerekli olan erkek ve kız kardeşleri ile amcası ve amcasının çocukları, evinde beslediği yabancı yoksul çocuklar dahildir Bir kimsenin bakmakla yükümlü olduğu kimseleri geçindirmesi, onun üzerine vaciptir Eğer bu masrafları yaparken Allah rızasını kazanmayı kastederse, sürekli sadaka ecri alır Ancak bu konuda Allah rızasını kasdetmezse, üzerinden borç düşer, fakat ayrıca bir ecir alamaz (bk ez-Zebîdî, age, IV, 411-417, XI, 372, 373) Buna, Sa’d b Ebî Vakkas’ın naklettiği şu hadis de delâlet eder:


    Veda Haccı yılı Mekke’de hastalanan Sa’d b Ebî Vakkas tek varisi olan kızına çok servet kalacağını düşünerek servetinin üçte ikisini vasiyet yoluyla başkasına bırakmak ister Hz Peygamber razı olmaz Yarısını bırakmak ister Resulullah (sas), “üçte birini vasiyet etmesi” ne müsaade eder ve şöyle buyurur:


    “Ey Sa’d! Senin mirasçılarını zengin bırakman, onları yoksul ve başkalarına avuç açar bir halde bırakmandan daha hayırlıdır Sen, Allah rızası için harcadığın nafakadan dolayı ecir alırsın Hatta, yemek yerken eşinin ağzına verdiğin lokmadan ötürü de ecir alırsın” (Buhârî, Merdâ, 16; Mâlik, Muvatta’, Vasiyye, 4) Ancak Sa’d, bu hastalığından iyileşip uzun bir müddet daha yaşamış ve bu kızından başka çocukları olmuştur


    Buna göre, bir kimse, malının üçte birine kadar olan kısmını vasiyet yoluyla Allah yolunda harcayabilir Servetin üçte ikisi mirasçıların korunmuş hissesidir Ancak, mirasçılara vasiyetle mal bırakılması hadisle yasaklanmıştır Çünkü mirasçılara Allahu Teâlâ belirli miras hisseleri tahsis etmiştir (bk en-Nisâ, 4/11, 12, 176; el-Enfâl, 8/75)
    alıntı


  5. 15.Nisan.2012, 14:44
    3
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: infak ile ilgili güzel sözler


    İNFÂK

    “Onlar gayba îman ederler,
    namazı dosdoğru kılarlar,
    kendilerine verdiğimiz rızıktan infâk ederler.”

    İnfâk: Nafaka verip geçindirme, besleme, Allah yolunda harcama, Allah’ın vermiş olduğu nimetlerden başkalarını yararlandırma.

    İnfâk, İslâm ibâdetinin öylesine bir parçasıdır ki; onsuz din olmaz. Bir insanın gönlünde yaktığı imân ışığının devamı, ancak namaz-infâk ikilisiyle yürür. “Acaba îmanım ne durumda? ” diye düşünüyorsanız; namaz ve infâktaki seviyenize bakınız. O neticeyi size
    haber verecektir.

    Eğer namazdan ve infâktan nasibiniz yoksa, îman ışığınız ya sönmüş ya da sönmek üzeredir.

    Acaba infâk niçin bu kadar önemlidir?

    Çünkü; îman kalbe ait bir duygudur. Orada ışık yanınca
    otomatik olarak sevgi dalgaları yayılır. Sevginin en bâriz görüntüsü, kendindeki nimetleri başkalarıyla paylaşmıştır. İnfâkın özündeki tanım budur. Karşılıksız vermek Allah’a mahsus olması nedeniylede îlâhi bir sünnette böylece taklit edilmiş olur. Bu açıdan da infâk ruha güç veren en önemli bir ibâdettir.

    Efendimiz daha İslâmiyet’in birinci ayında; -namaz dahil tüm ibadetler henüz emredilmemişken- infâk
    konusunda ilk direktiflerini Hz. Zeyd ve Hz. Caferkanalıyla tüm Müslümanlara ve insanlara şöyle tebliğ ettiler: “Allah’ın size verdiği nimetlerden başkalarına verin... Güzel söz, güler yüz dahi bir sadakadır.”

    İşte size infâk çeşitleri:

    1) Maldan yapılan infâk:
    a) Sadaka: Miktarı bizce tayin olunan sınırlı bir yardımdır.
    b) Zekat: Belli bir mâli gücü olan Müslüman’ın malından vereceği yüzde iki bucuk tutarında zorunlu bir mâli ibâdettir. Verilmediği takdirde kazancın ve malın tamamı haram olur.
    c) İtâ: Ciddi ölçüde büyük bir mâli yardım biçimidir. Yetim bir kızı evlendirmek, fakir bir delikanlıya sermaye vermek, darda kalan bir insanın borcunu karşılamak gibi. Vakıflar, hayır yatırımları, kamu yararına yapılan bağışlar îtâya girer. İtâ ibadetin de sınır, yapanın kendisine bırakılmıştır.

    2) İlimden yapılan infâk: Bilgin kişiler bilgilerini mutlaka başkalarına belli sürelerde ve belli miktarda infâk etmek zorundadırlar. Bir İslâm âlimi köşesinde oturamaz. Oturursa dinen suç işlemiş olur.

    3) Mutluluktan yapılan infâk: Her mutlu insan, çevresindeki mutsuzlara kendi mutluluğundan aktarmak zorundadır. Din büyüklerinin “gönül alma” şeklinde tanımladıkları bu infâk, günahları mum gibi eritir. Misal mi istiyorsunuz fakir bir komşuya bir akşam çay ikram etmek, dertli bir dosta tesellide bulunmak bile yukarıda mealini zikrettiğimiz ayetin kapsamına girer. Şunu asla unutmayalım ki namazdan sonra yapılan en büyük ibâdet mutluluktan yapılan infâk, yâni “gönül alma”dır.

    4) Sağlıktan yapılan infâk: Sağlıklı bir kimsenin hastalara yaptığı hizmet, sağlıktan yapılan bir infâktır. Bu infâkta yine maddi yardımla, hastaları ziyâretiyle ve onlara yapılan moralle, destekle, teselliyle olur.

    5) Gençlikten yapılan infâk: Güçlü bir insanın güçsüz, yaşlı kimselere yapacağı her türlü yardım; gençliğimizde yapacağımız en güzel infâk şeklidir.

    6) Güzel sözden yapılan infâk: Etkin ve doğru konuşmasını bilenler, çevresindeki insanlara mutlaka güzel sözlerle istikâmet göstermek zorundadırlar. “Güzel yazı nasıl zevkle okunursa, güzel sözde zevkle dinlenir.” “Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.” gibi sözler boşa söylenmemiştir.

    7) Güzel sesten yapılan infâk: Güzel sesin de infâk borcu vardır. Bu infâk Kur’an ve ezan okumakla yapılır. “Güzel Kur’anı, güzel sesinizle güzelleştiriniz.”

    8) Güler yüzle yapılan infâk: Yine Efendimizin ilk emirlerinden olan “Hiç olmazsa güler yüzünüzle infâk edin” emri, toplum mutluluğu açısından akıl almaz güzelliklerin kaynağıdır. Bu yüzdendir ki bir mümin asık suratla gezemez, çünkü asık suratta Allah’a isyan ve kullara kahır vardır.

    O halde bir müminin yüzünden tebessüm hiç bir zaman eksik olmamalıdır. Zira bir mümin için; “tebessüm sadakadır.” Tebessüm diğer bir yönüyle de ilâhi iradeye (kadere) saygıyı yaygınlaştırır.

    Ashab-ı Güzin arasında tebessüm o kadar ileri gitmiş ve yaygın hale gelmişti ki onları görenler sanki; “cennetten yeni gelmiş” zannederlerdi.

    Hanifi KARA




  6. 15.Nisan.2012, 14:44
    3
    Silent and lonely rains

    İNFÂK

    “Onlar gayba îman ederler,
    namazı dosdoğru kılarlar,
    kendilerine verdiğimiz rızıktan infâk ederler.”

    İnfâk: Nafaka verip geçindirme, besleme, Allah yolunda harcama, Allah’ın vermiş olduğu nimetlerden başkalarını yararlandırma.

    İnfâk, İslâm ibâdetinin öylesine bir parçasıdır ki; onsuz din olmaz. Bir insanın gönlünde yaktığı imân ışığının devamı, ancak namaz-infâk ikilisiyle yürür. “Acaba îmanım ne durumda? ” diye düşünüyorsanız; namaz ve infâktaki seviyenize bakınız. O neticeyi size
    haber verecektir.

    Eğer namazdan ve infâktan nasibiniz yoksa, îman ışığınız ya sönmüş ya da sönmek üzeredir.

    Acaba infâk niçin bu kadar önemlidir?

    Çünkü; îman kalbe ait bir duygudur. Orada ışık yanınca
    otomatik olarak sevgi dalgaları yayılır. Sevginin en bâriz görüntüsü, kendindeki nimetleri başkalarıyla paylaşmıştır. İnfâkın özündeki tanım budur. Karşılıksız vermek Allah’a mahsus olması nedeniylede îlâhi bir sünnette böylece taklit edilmiş olur. Bu açıdan da infâk ruha güç veren en önemli bir ibâdettir.

    Efendimiz daha İslâmiyet’in birinci ayında; -namaz dahil tüm ibadetler henüz emredilmemişken- infâk
    konusunda ilk direktiflerini Hz. Zeyd ve Hz. Caferkanalıyla tüm Müslümanlara ve insanlara şöyle tebliğ ettiler: “Allah’ın size verdiği nimetlerden başkalarına verin... Güzel söz, güler yüz dahi bir sadakadır.”

    İşte size infâk çeşitleri:

    1) Maldan yapılan infâk:
    a) Sadaka: Miktarı bizce tayin olunan sınırlı bir yardımdır.
    b) Zekat: Belli bir mâli gücü olan Müslüman’ın malından vereceği yüzde iki bucuk tutarında zorunlu bir mâli ibâdettir. Verilmediği takdirde kazancın ve malın tamamı haram olur.
    c) İtâ: Ciddi ölçüde büyük bir mâli yardım biçimidir. Yetim bir kızı evlendirmek, fakir bir delikanlıya sermaye vermek, darda kalan bir insanın borcunu karşılamak gibi. Vakıflar, hayır yatırımları, kamu yararına yapılan bağışlar îtâya girer. İtâ ibadetin de sınır, yapanın kendisine bırakılmıştır.

    2) İlimden yapılan infâk: Bilgin kişiler bilgilerini mutlaka başkalarına belli sürelerde ve belli miktarda infâk etmek zorundadırlar. Bir İslâm âlimi köşesinde oturamaz. Oturursa dinen suç işlemiş olur.

    3) Mutluluktan yapılan infâk: Her mutlu insan, çevresindeki mutsuzlara kendi mutluluğundan aktarmak zorundadır. Din büyüklerinin “gönül alma” şeklinde tanımladıkları bu infâk, günahları mum gibi eritir. Misal mi istiyorsunuz fakir bir komşuya bir akşam çay ikram etmek, dertli bir dosta tesellide bulunmak bile yukarıda mealini zikrettiğimiz ayetin kapsamına girer. Şunu asla unutmayalım ki namazdan sonra yapılan en büyük ibâdet mutluluktan yapılan infâk, yâni “gönül alma”dır.

    4) Sağlıktan yapılan infâk: Sağlıklı bir kimsenin hastalara yaptığı hizmet, sağlıktan yapılan bir infâktır. Bu infâkta yine maddi yardımla, hastaları ziyâretiyle ve onlara yapılan moralle, destekle, teselliyle olur.

    5) Gençlikten yapılan infâk: Güçlü bir insanın güçsüz, yaşlı kimselere yapacağı her türlü yardım; gençliğimizde yapacağımız en güzel infâk şeklidir.

    6) Güzel sözden yapılan infâk: Etkin ve doğru konuşmasını bilenler, çevresindeki insanlara mutlaka güzel sözlerle istikâmet göstermek zorundadırlar. “Güzel yazı nasıl zevkle okunursa, güzel sözde zevkle dinlenir.” “Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.” gibi sözler boşa söylenmemiştir.

    7) Güzel sesten yapılan infâk: Güzel sesin de infâk borcu vardır. Bu infâk Kur’an ve ezan okumakla yapılır. “Güzel Kur’anı, güzel sesinizle güzelleştiriniz.”

    8) Güler yüzle yapılan infâk: Yine Efendimizin ilk emirlerinden olan “Hiç olmazsa güler yüzünüzle infâk edin” emri, toplum mutluluğu açısından akıl almaz güzelliklerin kaynağıdır. Bu yüzdendir ki bir mümin asık suratla gezemez, çünkü asık suratta Allah’a isyan ve kullara kahır vardır.

    O halde bir müminin yüzünden tebessüm hiç bir zaman eksik olmamalıdır. Zira bir mümin için; “tebessüm sadakadır.” Tebessüm diğer bir yönüyle de ilâhi iradeye (kadere) saygıyı yaygınlaştırır.

    Ashab-ı Güzin arasında tebessüm o kadar ileri gitmiş ve yaygın hale gelmişti ki onları görenler sanki; “cennetten yeni gelmiş” zannederlerdi.

    Hanifi KARA







+ Yorum Gönder