Konusunu Oylayın.: Uhuvvet ile ilgili Peygamberimizin sözleri

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Uhuvvet ile ilgili Peygamberimizin sözleri
  1. 30.Ocak.2012, 23:36
    1
    Misafir

    Uhuvvet ile ilgili Peygamberimizin sözleri






    Uhuvvet ile ilgili Peygamberimizin sözleri Mumsema Uhuvvet hakkında Peygamberimizin sözleri nelerdir Uhuvvet ile ilgili Hz. Muhammed s.a.v söylemiş olduğu sözlere örnekler yazar mısınız ?


  2. 30.Ocak.2012, 23:36
    1
    Misafir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Misafir
    Misafir



    Uhuvvet hakkında Peygamberimizin sözleri nelerdir Uhuvvet ile ilgili Hz. Muhammed s.a.v söylemiş olduğu sözlere örnekler yazar mısınız ?


    Benzer Konular

    - En anlamlı kardeşlik/uhuvvet sözleri -

    - Sadaka ile ilgili Peygamberimizin sözleri

    - Riya ile ilgili Peygamberimizin sözleri

    - Peygamberimizin temizlik ile ilgili sözleri

    - Peygamberimizin cennetle ilgili sözleri

  3. 31.Ocak.2012, 00:43
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: uhuvvet ile ilgili Peygamberimizin sözleri




    UHUVVET İLE İLGİLİ HADİSLER



    Ebü Saîd (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kimin yanında fazla hayvan varsa, onu hayvanı olmayana versin Kimin de fazla azığı varsa onu azığı olmayana versin" Resülullah, bazı mal çeşitlerini bu suretle saymaya devam etti Öyle ki, bizden hiç kimsenin (yol sırasında) herhangi bir fazlalıkta hakkı olmadığı düşünvesine vardık"



    * HzCâbir (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselam) gazveye çıkmak arzu etti ve: "Ey Muhâcir ve Ensâr topIuluğu! Kardeşlerinizden öyleleri var ki ne malları var ne de aşîretleri Herbiriniz, iki veya üç kişiyi yanına alsın" dedi" (Hz Câbir devamla der ki): "Bu tamim üzerine ben iki veya üç kişiyi yanıma aldım (Yol boyu) devemde, diğerlerinin sırası gibi benim de bir (binme) sıram vardı"



    * İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ): "Ana-babanın ve yakınların bıraktıklarından herbirini mevâliye kıldık" (Nisa, 33) ayetindeki mevaliye tabirini varisler olarak tefsir etmiştir Keza ayetin devamında geçen "yeminlerinizin bağladığı kimselere haklarını verin" ibaresindeki "yeminlerinizin bağladığı kimseler" tabiriyle ilgili olarak da şu açıklamayı yapmıştır: "Mekkeli muhacirler Medine'ye geldikleri vakit, muhacir bir kimse Medineli bir ensari'ye -Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın aralarında tesis ettiği kardeşlik sebebiyle- kendi kan yakınlarından önce varis olurdu Ancak: "Ana babanın ve yakınların bıraktıklarından, her birine varisler kıldık" (Nisa 33) ayetiyle bu muamele neshedildi Kelâm-ı ilâhi'de geçen "yeminlerinizin bağladığı" tabiriyle ifade edilen "muâhattan gelen kardeşlik hukuku" birbirinize yardım, rifâde (hacılara toplanan yardım, destek), bir de nasihat ve hayırhahlığa münhasırdır Artık hukuki olan tevarüs kalkmıştır Ancak kişi ihtiyari olarak vasiyette bulunabilir"



    * Hz Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: "Ümmetim beş tabakadır: İlk kırk yıl, hayır ve takva ehlidir Bunu takip edenler yüzyirmi yılına kadardır Bunlar merhamet sahibi, sıla-i rahme değer veren kimseler olacak Sonra yüzaltmış yılına kadar olanlar birbirlerine sırt çevirirler, aralarındaki (kardeşlik bağlarını) koparırlar Sonra da birbirlerini öldürme devri gelir O devirde kurtuluş isteyin, kurtuluş!" Hz Enes İbnu Mâlik radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Ümmetim beş tabakadır Her tabaka kırk yıldır Benim tabakam ve ashabımın tabakası ilim ve iman ehli insanların tabakasıdır İkinci tabaka kırk ile seksen yılı arasındaki (insanların) tabakasıdır, bunlar hayır ve takva ehli insanlardır" (Hz Enes, sonra hadisi yukarıdaki şekilde tamamladı)"



    * İbnu Mes'ud (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Şu iki kişi dışında hiç kimseye gıbta etmek caiz değildir: Biri, Allah in kendisine verdiği hikmetle hükmeden ve bunu başkasına da öğreten hikmet sahibi kimse Diğeri de Allah'ın kendisine verdiği malı hak yolda sarfeden zengin kimse"



    * İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "İki kişiye karşı hased caizdir: Birincisi o kimsedir ki, Allah kendisine Kur'ân-ı Kerim'i nasib etmiştir, o da onu, gece ve gündüz boyu ikame eder İkincisi de o kimsedir ki, Allah Teâla ona mal vermiştir de o da gece ve gündüz (hak yolda) infak eder"



    * Hz Ebu Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlulah (aleyhîssalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Hasedden kaçının Çünkü o, ateşin odunu -râvi dedi ki: Veya kuru otu- yiyip tükettiği gibi, bütün hayırları yer tüketir"



    * Hz Zübeyr (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Size ümem-i kadime hastalığı sirayet etti: Bu, hased ve buğzdur Bu kazıyıcıdır Bilesiniz; kazıyıcı derken saçı kazır demiyorum O dini kazıyıcıdır Nefsimi kudret elinde tutan Zât-ı Zülcelâl'e yemin ederim, sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız Birbirinizi sevmeye yardımcı olacak şeyi haber vereyim mi: Aranızda selâmı yaygınlaştırın"



    * Hz Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: "Hased (çekememezlik) hayırları yer bitirir, tıpkı ateşin odunu yeyip tükettiği gibi Sadaka hataları söndürür, tıpkı suyun ateşi söndürmesi gibi Namaz, mü'minin nürudur Oruç ateşe karşı perdedir"


  4. 31.Ocak.2012, 00:43
    2
    Özel Üye



    UHUVVET İLE İLGİLİ HADİSLER



    Ebü Saîd (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Kimin yanında fazla hayvan varsa, onu hayvanı olmayana versin Kimin de fazla azığı varsa onu azığı olmayana versin" Resülullah, bazı mal çeşitlerini bu suretle saymaya devam etti Öyle ki, bizden hiç kimsenin (yol sırasında) herhangi bir fazlalıkta hakkı olmadığı düşünvesine vardık"



    * HzCâbir (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselam) gazveye çıkmak arzu etti ve: "Ey Muhâcir ve Ensâr topIuluğu! Kardeşlerinizden öyleleri var ki ne malları var ne de aşîretleri Herbiriniz, iki veya üç kişiyi yanına alsın" dedi" (Hz Câbir devamla der ki): "Bu tamim üzerine ben iki veya üç kişiyi yanıma aldım (Yol boyu) devemde, diğerlerinin sırası gibi benim de bir (binme) sıram vardı"



    * İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ): "Ana-babanın ve yakınların bıraktıklarından herbirini mevâliye kıldık" (Nisa, 33) ayetindeki mevaliye tabirini varisler olarak tefsir etmiştir Keza ayetin devamında geçen "yeminlerinizin bağladığı kimselere haklarını verin" ibaresindeki "yeminlerinizin bağladığı kimseler" tabiriyle ilgili olarak da şu açıklamayı yapmıştır: "Mekkeli muhacirler Medine'ye geldikleri vakit, muhacir bir kimse Medineli bir ensari'ye -Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın aralarında tesis ettiği kardeşlik sebebiyle- kendi kan yakınlarından önce varis olurdu Ancak: "Ana babanın ve yakınların bıraktıklarından, her birine varisler kıldık" (Nisa 33) ayetiyle bu muamele neshedildi Kelâm-ı ilâhi'de geçen "yeminlerinizin bağladığı" tabiriyle ifade edilen "muâhattan gelen kardeşlik hukuku" birbirinize yardım, rifâde (hacılara toplanan yardım, destek), bir de nasihat ve hayırhahlığa münhasırdır Artık hukuki olan tevarüs kalkmıştır Ancak kişi ihtiyari olarak vasiyette bulunabilir"



    * Hz Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: "Ümmetim beş tabakadır: İlk kırk yıl, hayır ve takva ehlidir Bunu takip edenler yüzyirmi yılına kadardır Bunlar merhamet sahibi, sıla-i rahme değer veren kimseler olacak Sonra yüzaltmış yılına kadar olanlar birbirlerine sırt çevirirler, aralarındaki (kardeşlik bağlarını) koparırlar Sonra da birbirlerini öldürme devri gelir O devirde kurtuluş isteyin, kurtuluş!" Hz Enes İbnu Mâlik radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Ümmetim beş tabakadır Her tabaka kırk yıldır Benim tabakam ve ashabımın tabakası ilim ve iman ehli insanların tabakasıdır İkinci tabaka kırk ile seksen yılı arasındaki (insanların) tabakasıdır, bunlar hayır ve takva ehli insanlardır" (Hz Enes, sonra hadisi yukarıdaki şekilde tamamladı)"



    * İbnu Mes'ud (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Şu iki kişi dışında hiç kimseye gıbta etmek caiz değildir: Biri, Allah in kendisine verdiği hikmetle hükmeden ve bunu başkasına da öğreten hikmet sahibi kimse Diğeri de Allah'ın kendisine verdiği malı hak yolda sarfeden zengin kimse"



    * İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "İki kişiye karşı hased caizdir: Birincisi o kimsedir ki, Allah kendisine Kur'ân-ı Kerim'i nasib etmiştir, o da onu, gece ve gündüz boyu ikame eder İkincisi de o kimsedir ki, Allah Teâla ona mal vermiştir de o da gece ve gündüz (hak yolda) infak eder"



    * Hz Ebu Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlulah (aleyhîssalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Hasedden kaçının Çünkü o, ateşin odunu -râvi dedi ki: Veya kuru otu- yiyip tükettiği gibi, bütün hayırları yer tüketir"



    * Hz Zübeyr (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Size ümem-i kadime hastalığı sirayet etti: Bu, hased ve buğzdur Bu kazıyıcıdır Bilesiniz; kazıyıcı derken saçı kazır demiyorum O dini kazıyıcıdır Nefsimi kudret elinde tutan Zât-ı Zülcelâl'e yemin ederim, sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız Birbirinizi sevmeye yardımcı olacak şeyi haber vereyim mi: Aranızda selâmı yaygınlaştırın"



    * Hz Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: "Hased (çekememezlik) hayırları yer bitirir, tıpkı ateşin odunu yeyip tükettiği gibi Sadaka hataları söndürür, tıpkı suyun ateşi söndürmesi gibi Namaz, mü'minin nürudur Oruç ateşe karşı perdedir"





+ Yorum Gönder