Konusunu Oylayın.: Hz. Ömerin kardeşlik hakındaki sözleri

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Hz. Ömerin kardeşlik hakındaki sözleri
  1. 25.Ocak.2012, 12:10
    1
    Misafir

    Hz. Ömerin kardeşlik hakındaki sözleri






    Hz. Ömerin kardeşlik hakındaki sözleri Mumsema Hz. Ömerin kardeşlik ile ilgili anlamlı ve güzel sözlerini paylaşabilir misiniz ?


  2. 25.Ocak.2012, 12:10
    1
    Misafir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Misafir
    Misafir



  3. 27.Ocak.2012, 00:48
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Hz. Ömerin kardeşlik hakındaki sözleri




    hz ömer ra ın kardeşlik sözleri

    1 Sana kötülük yapan kimseyi ona iyilik yaparak cezâlandır

    2 Hakîkatı anlayana kadar din kardeşinin davranışını iyiye yor

    3 Müslüman kardeşinin ağzından çıkan bir lakırdıyı iyiye yorman mümkün oldukça kötüye yorma

    4 Sâdık arkadaşlar edin, gölgelerinde yaşarsın Çünkü sâdık dostlar, huzurlu anlarda süs, sıkıntılı demlerde silahtır

    5 Güvenmediğin dostlarından sakın Güvenilir kimse de Allah’tan korkandır


    Hz Ömer ra ın güzel sözleri

    Hazret-i Ömer’den Hikmetli Sözler

    “Günah işlemekten vazgeçmek, tevbe ile uğraşmaktan daha kolaydır”

    “En çok sevdiğim kimse, bana ayıp ve kusurlarımı haber verendir” (Süyûtî, Târîhu’l-Hulefâ, s 130)

    “Çok konuşan, çok yanılır Çok yanılanın, hayâ duygusu azalır Hayâ duygusu azalanın, günah ve harama düşme endişesiyle şüphelilerden sakınma titizliği kaybolur Şüphelilerden sakınma titizliği kaybolanın, kalbi ölür”

    “Gaybı bilme iddiâsı gibi olmasaydı, beş kimsenin cennet ehli olduklarına şâhitlik ederdim:

    1) Çok çocuk sahibi (olup şükür ve sabır hâlinde) olan fakir

    2) Kocası kendisinden râzı olan (sâliha) kadın

    3) Mehr-i müsemmâsını (yâni nikâh esnâsında iki tarafın da rızâsıyla tâyin edilen mehrini) kocasına tasadduk eden kadın

    4) Baba ve anası kendisinden râzı olan kişi

    5) Günahından (nefret ederek samîmiyetle) tevbe eden kimse…”

    “Bütün dostları gezdim, gördüm; dili muhafaza etmekten daha iyi dost göremedim Bütün elbiseleri gördüm; iffet ve sakınmaktan daha iyi elbise görmedim Bütün malları gördüm; kanaatten daha iyi mal görmedim Bütün iyilikleri gördüm; nasihatten daha iyisini görmedim Bütün yemekleri görüp tattım; sabırdan lezzetlisini görmedim”

    “İnsanlarla güzel dostluk kurmak, aklın yarısıdır Yerinde sual sormak, ilmin yarısı; iyi tedbir almak da yaşamanın yarısıdır”

    “Âhiret yanında dünya nedir ki! Ancak tavşanın bir defa sıçraması misâli bir şeydir” (İbn-i Ebî Şeybe, Musannef, VIII, 152)

    “Fazla lâkırdıyı terk eden kimseye hikmet bahşedilir Fazla (tecessüsle) bakmayı terk edenin kalbine tevâzû bahşedilir Fazla yemeyi terk edene ibâdet lezzeti bahşedilir Fazla gülmeyi terk edene heybet bahşedilir Mizahı terk edene izzet bahşedilir Dünya sevgisini terk edene, âhiret muhabbeti bahşedilir Başkasının ayıbı ile meşgul olmayı terk edene, nefsinin ayıplarını ıslah etme hâli bahşedilir (Müteâl, yâni idrak ötesi olan) Allâh’ın keyfiyetinde araştırma ve tecessüsü terk edene, nifaktan kurtuluş bahşedilir”

    “On şey, on şeysiz düzelmez: Akıl, iffetsiz; fazîlet, ilimsiz; kurtuluş, korkusuz; sultan, adâletsiz; asâlet ve şeref, edepsiz; ferah, emniyetsiz; zenginlik, sehâvetsiz; fakirlik, kanaatsiz; yücelik, tevâzûsuz; cihâd, tevfiksiz iyileşip düzelmez”

    “Merhamet etmeyene merhamet olunmaz, kusurları bağışlamayan bağışlanmaz, affetmeyen kişi affolunmaz, günahlardan korunmaya çalışmayan kimse de korunup takvâya erdirilmez” (Buhârî, el-Edebü’l-Müfred, s 415, no: 371)

    “Duâ, semâ ile arz arasında durur Rasûlullâh’a salevât getirilmedikçe, Allâh’a yükselmez” (Tirmizî, Vitr, 21)

    “Bizim çarşımızda dîni(n ticâret kâidelerini) bilen kimseler satıcılık yapsın” (Tirmizî, Vitr, 21/487)

    “Yüze karşı övmek, boğazlamak gibidir” (İbn-i Kuteybe, el-Mesâil, s 145)

    Hazret-i Ömer, vâlilerine şöyle yazmıştır:

    “Benim katımda en mühim işiniz namazdır Kim onu koruyup vakitlerine dikkat ederse, dînini korumuş olur; kim de onu yerine getirmeyip yitirirse, dînini de kısa zamanda yitirir” (Muvatta’, Vukûtu’s-Salât, 6)

    Kadı Şurayh, Hazret-i Ömer’e mektup yazarak nasıl hükmedeceğini sordu Hazret-i Ömer -radıyallâhu anh-cevâben şöyle yazdı:

    “Allâh’ın kitabında olanlarla hükmet Eğer onda bulamazsan Allah Rasûlü’nün sünnetiyle hükmet Allâh’ın kitabı ve Rasûlü’nün sünnetinde de bulamazsan sâlihlerin verdiği hükümlerle hüküm ver Sâlihlerin verdiği hükümler arasında da yoksa istersen devam et hükmünü ver, istersen geri dur Geri durup hüküm vermemenin senin için daha hayırlı olduğu kanaatindeyim Ve’s-selâm” (Nesâî, Kudât, 11/3)

    “Zenginlik de fakirlik de aynı şekilde birer binektir Hangisine bineceğime aldırmıyorum”

    “En akıllı kimse, insanların hareketlerini en iyi takdîr edendir”

    “Bir kimsenin sorduğu sorudan onun akıl seviyesini anlarım”

    “Bugünün işini yarına bırakma!”

    “İş bir kere geri kalırsa artık hiçbir zaman ilerleyemez”

    “Şerri bilmeyen, onun tuzağına düşer”

    “Dünyaya az meylet ki hür yaşayasın (Nefsin esâretine düşmeyesin)”

    “İnandığınız gibi yaşamıyorsanız, yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız”

    “İnsanları düzeltebilmeniz için önce kendinizi ıslah etmeniz gerekir”

    “İnsanların en câhili (ve ahmağı), kendi âhiretini başkasının dünyası için satandır”

    “Bir iyiliğin şerefi, geciktirilmeden hemen yapılmasındadır”

    “Kötü bir işin en gizli şâhidi vicdânımızdır” [Nitekim Efendimiz -aleyhissalâtü vesselâm-, iyiliğin ne olduğunu sormaya gelen birine; “Kalbine danış! İyilik, kalbinin müsterih olduğu ve yapılmasını tasdik ettiği şeydir Günah ise içini tırmalayan ve başkaları sana «Yap!» diye fetvâlar verse bile, içinde şüphe ve tereddüt uyandıran şeydir” buyurmuştur(İbn-i Hanbel, IV, 227-228)]

    “Sırrını gizleyen, kendine hâkim olur”

    “Şiddet göstermeksizin kuvvetli, zayıflık belirtmeksizin yumuşak ol”

    İşte böyle yüce bir kalbî kıvâma ve takvâ hayâtına sâhip olan Hazret-i Ömer -radıyallâhu anh- dâimâ:

    “Ey Allâh’ım! Beni ansızın yakalamandan, gaflet içerisinde bırakmandan ve gâfillerden kılmandan Sana sığınıyorum” diye duâ ederdi6 Akşamları da, elindeki kamçısıyla ayaklarına vurur ve; “Bugün ne yaptın ey Ömer?” diye kendisini hesâba çekerdi7 Bu nefs muhâsebesini her akşam kendine vird edinmişti

    Şüphesiz ki bütün bu hassâsiyetler, ondan bize yâdigâr kalan en güzel irşad numûneleridir Bizler de o mübârek sahâbînin bu güzel hâllerini ve hatıralarını gönlümüze nakşetmeli ve sık sık; “Bugün Allâh için ne yaptım?” diyerek kendimizi vicdan muhâsebesine çekmeliyiz Maddî ve mânevî vazîfelerimizde gaflet, ihmâl, atâlet ve tembellik göstermekten titizlikle sakınmalıyız Rabbimizin huzûrunda hesaba çekilmeden evvel kendimizle hesaplaşmalıyız

    Rabbimiz âhiretteki hesâbımızı kolay getirsin Îman ve güzel ahlâk iklîminde amel-i sâlihlerle dolu bir dünya hayatı yaşayıp ebedî hayâtın saâdetiyle gönüllerimizi mes’ûd eylesin Hazret-i Ömer

    -radıyallâhu anh-’ın “Fâruk” sıfatından gönüllerimize bir nasip ihsân eylesin!

    Âmîn!


  4. 27.Ocak.2012, 00:48
    2
    Özel Üye



    hz ömer ra ın kardeşlik sözleri

    1 Sana kötülük yapan kimseyi ona iyilik yaparak cezâlandır

    2 Hakîkatı anlayana kadar din kardeşinin davranışını iyiye yor

    3 Müslüman kardeşinin ağzından çıkan bir lakırdıyı iyiye yorman mümkün oldukça kötüye yorma

    4 Sâdık arkadaşlar edin, gölgelerinde yaşarsın Çünkü sâdık dostlar, huzurlu anlarda süs, sıkıntılı demlerde silahtır

    5 Güvenmediğin dostlarından sakın Güvenilir kimse de Allah’tan korkandır


    Hz Ömer ra ın güzel sözleri

    Hazret-i Ömer’den Hikmetli Sözler

    “Günah işlemekten vazgeçmek, tevbe ile uğraşmaktan daha kolaydır”

    “En çok sevdiğim kimse, bana ayıp ve kusurlarımı haber verendir” (Süyûtî, Târîhu’l-Hulefâ, s 130)

    “Çok konuşan, çok yanılır Çok yanılanın, hayâ duygusu azalır Hayâ duygusu azalanın, günah ve harama düşme endişesiyle şüphelilerden sakınma titizliği kaybolur Şüphelilerden sakınma titizliği kaybolanın, kalbi ölür”

    “Gaybı bilme iddiâsı gibi olmasaydı, beş kimsenin cennet ehli olduklarına şâhitlik ederdim:

    1) Çok çocuk sahibi (olup şükür ve sabır hâlinde) olan fakir

    2) Kocası kendisinden râzı olan (sâliha) kadın

    3) Mehr-i müsemmâsını (yâni nikâh esnâsında iki tarafın da rızâsıyla tâyin edilen mehrini) kocasına tasadduk eden kadın

    4) Baba ve anası kendisinden râzı olan kişi

    5) Günahından (nefret ederek samîmiyetle) tevbe eden kimse…”

    “Bütün dostları gezdim, gördüm; dili muhafaza etmekten daha iyi dost göremedim Bütün elbiseleri gördüm; iffet ve sakınmaktan daha iyi elbise görmedim Bütün malları gördüm; kanaatten daha iyi mal görmedim Bütün iyilikleri gördüm; nasihatten daha iyisini görmedim Bütün yemekleri görüp tattım; sabırdan lezzetlisini görmedim”

    “İnsanlarla güzel dostluk kurmak, aklın yarısıdır Yerinde sual sormak, ilmin yarısı; iyi tedbir almak da yaşamanın yarısıdır”

    “Âhiret yanında dünya nedir ki! Ancak tavşanın bir defa sıçraması misâli bir şeydir” (İbn-i Ebî Şeybe, Musannef, VIII, 152)

    “Fazla lâkırdıyı terk eden kimseye hikmet bahşedilir Fazla (tecessüsle) bakmayı terk edenin kalbine tevâzû bahşedilir Fazla yemeyi terk edene ibâdet lezzeti bahşedilir Fazla gülmeyi terk edene heybet bahşedilir Mizahı terk edene izzet bahşedilir Dünya sevgisini terk edene, âhiret muhabbeti bahşedilir Başkasının ayıbı ile meşgul olmayı terk edene, nefsinin ayıplarını ıslah etme hâli bahşedilir (Müteâl, yâni idrak ötesi olan) Allâh’ın keyfiyetinde araştırma ve tecessüsü terk edene, nifaktan kurtuluş bahşedilir”

    “On şey, on şeysiz düzelmez: Akıl, iffetsiz; fazîlet, ilimsiz; kurtuluş, korkusuz; sultan, adâletsiz; asâlet ve şeref, edepsiz; ferah, emniyetsiz; zenginlik, sehâvetsiz; fakirlik, kanaatsiz; yücelik, tevâzûsuz; cihâd, tevfiksiz iyileşip düzelmez”

    “Merhamet etmeyene merhamet olunmaz, kusurları bağışlamayan bağışlanmaz, affetmeyen kişi affolunmaz, günahlardan korunmaya çalışmayan kimse de korunup takvâya erdirilmez” (Buhârî, el-Edebü’l-Müfred, s 415, no: 371)

    “Duâ, semâ ile arz arasında durur Rasûlullâh’a salevât getirilmedikçe, Allâh’a yükselmez” (Tirmizî, Vitr, 21)

    “Bizim çarşımızda dîni(n ticâret kâidelerini) bilen kimseler satıcılık yapsın” (Tirmizî, Vitr, 21/487)

    “Yüze karşı övmek, boğazlamak gibidir” (İbn-i Kuteybe, el-Mesâil, s 145)

    Hazret-i Ömer, vâlilerine şöyle yazmıştır:

    “Benim katımda en mühim işiniz namazdır Kim onu koruyup vakitlerine dikkat ederse, dînini korumuş olur; kim de onu yerine getirmeyip yitirirse, dînini de kısa zamanda yitirir” (Muvatta’, Vukûtu’s-Salât, 6)

    Kadı Şurayh, Hazret-i Ömer’e mektup yazarak nasıl hükmedeceğini sordu Hazret-i Ömer -radıyallâhu anh-cevâben şöyle yazdı:

    “Allâh’ın kitabında olanlarla hükmet Eğer onda bulamazsan Allah Rasûlü’nün sünnetiyle hükmet Allâh’ın kitabı ve Rasûlü’nün sünnetinde de bulamazsan sâlihlerin verdiği hükümlerle hüküm ver Sâlihlerin verdiği hükümler arasında da yoksa istersen devam et hükmünü ver, istersen geri dur Geri durup hüküm vermemenin senin için daha hayırlı olduğu kanaatindeyim Ve’s-selâm” (Nesâî, Kudât, 11/3)

    “Zenginlik de fakirlik de aynı şekilde birer binektir Hangisine bineceğime aldırmıyorum”

    “En akıllı kimse, insanların hareketlerini en iyi takdîr edendir”

    “Bir kimsenin sorduğu sorudan onun akıl seviyesini anlarım”

    “Bugünün işini yarına bırakma!”

    “İş bir kere geri kalırsa artık hiçbir zaman ilerleyemez”

    “Şerri bilmeyen, onun tuzağına düşer”

    “Dünyaya az meylet ki hür yaşayasın (Nefsin esâretine düşmeyesin)”

    “İnandığınız gibi yaşamıyorsanız, yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız”

    “İnsanları düzeltebilmeniz için önce kendinizi ıslah etmeniz gerekir”

    “İnsanların en câhili (ve ahmağı), kendi âhiretini başkasının dünyası için satandır”

    “Bir iyiliğin şerefi, geciktirilmeden hemen yapılmasındadır”

    “Kötü bir işin en gizli şâhidi vicdânımızdır” [Nitekim Efendimiz -aleyhissalâtü vesselâm-, iyiliğin ne olduğunu sormaya gelen birine; “Kalbine danış! İyilik, kalbinin müsterih olduğu ve yapılmasını tasdik ettiği şeydir Günah ise içini tırmalayan ve başkaları sana «Yap!» diye fetvâlar verse bile, içinde şüphe ve tereddüt uyandıran şeydir” buyurmuştur(İbn-i Hanbel, IV, 227-228)]

    “Sırrını gizleyen, kendine hâkim olur”

    “Şiddet göstermeksizin kuvvetli, zayıflık belirtmeksizin yumuşak ol”

    İşte böyle yüce bir kalbî kıvâma ve takvâ hayâtına sâhip olan Hazret-i Ömer -radıyallâhu anh- dâimâ:

    “Ey Allâh’ım! Beni ansızın yakalamandan, gaflet içerisinde bırakmandan ve gâfillerden kılmandan Sana sığınıyorum” diye duâ ederdi6 Akşamları da, elindeki kamçısıyla ayaklarına vurur ve; “Bugün ne yaptın ey Ömer?” diye kendisini hesâba çekerdi7 Bu nefs muhâsebesini her akşam kendine vird edinmişti

    Şüphesiz ki bütün bu hassâsiyetler, ondan bize yâdigâr kalan en güzel irşad numûneleridir Bizler de o mübârek sahâbînin bu güzel hâllerini ve hatıralarını gönlümüze nakşetmeli ve sık sık; “Bugün Allâh için ne yaptım?” diyerek kendimizi vicdan muhâsebesine çekmeliyiz Maddî ve mânevî vazîfelerimizde gaflet, ihmâl, atâlet ve tembellik göstermekten titizlikle sakınmalıyız Rabbimizin huzûrunda hesaba çekilmeden evvel kendimizle hesaplaşmalıyız

    Rabbimiz âhiretteki hesâbımızı kolay getirsin Îman ve güzel ahlâk iklîminde amel-i sâlihlerle dolu bir dünya hayatı yaşayıp ebedî hayâtın saâdetiyle gönüllerimizi mes’ûd eylesin Hazret-i Ömer

    -radıyallâhu anh-’ın “Fâruk” sıfatından gönüllerimize bir nasip ihsân eylesin!

    Âmîn!





+ Yorum Gönder